İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Gülşin Oral Başvurusu (B. No: 2013/6231)

1. Başvuru, yargı kararlarını uygulamadığı ve mobbing yaptığı iddia edilen üniversite rektörü ve fakülte dekanı

Başvuru No2013/6231Tarih23 Mart 2016Okuma13 dk · 2.614 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Gülşin Oral Başvurusu (2)

Karar tarihi
23 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/6231
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.614 kelime·13 dk okuma·9 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yargı kararlarını uygulamadığı ve mobbing yaptığı iddia edilen üniversite rektörü ve fakülte dekanı

hakkında soruşturma izni verilmemesi ve anılan işleme karşı yapılan itirazın

Danıştay tarafından incelenmeksizin reddedilmesi nedenleriylemaddi

ve manevi varlığının korunması hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 12/8/2013 tarihinde İzmir Bölge İdare Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve başvurunun

Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 31/12/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, bir devlet üniversitesinin güzel sanatlar

fakültesi sahne sanatları bölümünde öğretim görevlisidir.

6. Başvurucu 2010-2011 öğretim yılında gireceği derslerin hukuka

aykırı olarak elinden alındığı, kendisine ders görevi verilmediği iddiasıyla

İzmir 3. İdare Mahkemesinde iptal davası açmıştır. Anılan Mahkemenin 23/12/2010

tarihli ve E.2010/1601 sayılı kararıyla yürütmenin durdurulmasına, 6/4/2011

tarihli ve E.2010/1601, K.2011/79 sayılı kararıyla da başvurucudan alınan

derslerin öğretim üyesi S.K.Y.ye devredildiği, bu kişiye lisans ve yüksek

lisansta toplamda fazla ders görevi verildiği, bu kişinin daha önce yürüttüğü

derslerin ise üniversite dışından ek ders saat ücreti karşılığında A.Ö. isimli

kişiye verildiği, başvurucunun sicil raporlarının tümünün olumlu olduğu, ayrıca

eğitim-öğretim çalışmalarını gereği gibi yerine getirmediği ve başarısız olduğu

yolunda somut herhangi bir bilgi ve belgenin sunulamadığı, bu nedenle

başvurucuya ders görevi verilmemesine ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğu

gerekçeleriyle ders vermeme işleminin iptaline karar verilmiştir. Karar,

Danıştay Sekizinci Dairesinin 20/11/2014 tarihli ve E.2011/6065, K.2014/8944

sayılı ilamıyla onanmıştır. Üniversite tarafından karar düzeltme yoluna

başvurulmuş, talep hakkında henüz bir karar verilmemiştir.

7. Başvurucu anılan davada verilen yürütmeyi durdurma ve iptal

kararlarının idare tarafından uygulanmadığını, kendisine ders görevi

verilmediğini belirterek yargı kararlarının uygulanmaması nedeniyle İzmir 3.

İdare Mahkemesinde manevi tazminat davası açmıştır. Mahkeme, yargı kararlarının

yerine getirilmediğinin sabit olduğu gerekçesiyle 10/4/2013 tarihli ve

E.2011/1454, K.2013/465 sayılı kararla davanın kabulüne, başvurucuya 11.000 TL

manevi tazminat ödenmesine hükmetmiştir. Davalı idarenin itiraz başvurusu

üzerine İzmir Bölge İdare Mahkemesinin 1/10/2013 tarihli ve E.2013/5526,

K.2013/4959 sayılı kararıyla başvurucuya 2.000 TL tazminat ödenmesinin yeterli

olacağı gerekçesiyle itirazın kısmen reddi ile kararın 2.000 TL tazminatın

yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin kısmının onanmasına, itirazın kısmen

kabulü ile manevi tazminat isteminin 9.000 TL’lik kısmına ilişkin davanın

reddine hükmedilmiştir. Başvurucunun karar düzeltme istemi, aynı Mahkemenin

15/1/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

8. Başvurucu 2012-2013 öğretim yılı güz dönemi ders programının

eski hâline uygun şekliyle 17/8/2012 tarihinde kendisine tebliğ edildiğini

belirtmiştir.

9. Başvurucunun 2011 yılı sicili orta olarak düzenlenmiş, bu

işleme karşı açtığı dava sonucunda İzmir 3. İdare Mahkemesinin 16/12/2013

tarihli ve E.2012/2116, K.2013/2076 sayılı kararıyla sicilin orta olarak

düzenlenmesi işlemi iptal edilmiştir. Yine başvurucunun 2012 yılı sicili orta

olarak düzenlenmiş; anılan işlem, İzmir 3. İdare Mahkemesinin 16/5/2013 tarihli

ve E.2012/2117, K.2013/692 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.

10. Öte yandan başvurucu, güzel sanatlar fakültesi sahne

sanatları bölüm başkanı olan M.T. hakkında yargı kararlarını yerine

getirmeyerek görevini kötüye kullandığı iddiasıyla suç duyurusunda bulunmuş,

Üniversitesi Rektörlüğünün 28/6/2011 tarihli işlemiyle itiraza ilişkin men-i

muhakeme kararı verilmiştir. Başvurucunun itirazı üzerine Danıştay Birinci

Dairesinin 24/11/2011 tarihli ve E.2011/1429, K.2011/1874 sayılı kararıyla

men-i muhakeme kararının bozulmasına, şüphelinin yargılanmasının gerekliliğine

ve eylemine uyan 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 257.

maddesi gereğince yargılanmasına karar verilmiştir. İzmir 3. Sulh Ceza

Mahkemesinin 28/5/2012 tarihli ve E.2012/69, K.2012/825 sayılı kararıyla sanık M.T.nin başvurucu lehine verilen yargı kararlarını

uygulamadığı, sanığın bu suretle görevi kötüye kullanma suçunu işlediğinin

sabit olduğu gerekçesiyle adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar

verilmiştir. Bu karar, Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 28/5/2014 tarihli ilamıyla

onanmıştır.

11. Başvurucu, aynı şikâyetle Fakülte Yönetim Kurulu Üyesi ve

Bölüm Ana Sanat Dalı Başkanı S.K.Y. hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına

verdiği dilekçeyle ilgilinin görev ve yetkilerini kötüye kullanması suretiyle

lehine olan yargı kararlarını kasten ve keyfî olarak etkisizleştirmeye

çalıştığını belirterek suç duyurusunda bulunmuştur.

12. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 8/10/2012 tarihli ve

2012/1896 sayılı evrakı kapsamında görevsizlik kararı verilerek dosya,

soruşturmayı yürütmekle yetkili Üniversite Rektörlüğüne gönderilmiştir.

13. 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun

53. maddesi uyarınca açılan ceza soruşturması sonucunda Üniversite Ceza

Kurulunun 12/2/2013 tarihli ve 2013/03 sayılı kararı ile soruşturma konusu

suçun unsurlarının oluşmadığı anlaşıldığından son soruşturma açılmasına mahal

olmadığına, men-i muhakeme kararının incelenmek üzere Danıştay Birinci Dairesi

Başkanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

14. Danıştay Birinci Dairesinin 16/5/2013 tarihli ve E.2013/499,

K.2013/671 sayılı kararı ile dosyadaki bilgi ve belgelere göre mevcut

delillerin atılı suçlardan dolayı şüpheli hakkında kamu davası açılmasını

gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından Üniversite Rektörlüğünce

oluşturulan Kurulun 12/2/2013 tarihli men-i muhakeme kararının onanmasına karar

verilmiştir.

15. Bu kararın 12/7/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmesi

üzerine başvurucu 5/8/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine 2013/6129 sayılı

bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu, yargı kararının uygulanmaması

amacıyla şahsının görev süresinin uzatılmamasına yönelikS.K.Y.nin

olumsuz görüşlerinin ve raporunun bulunduğunu, verebileceği derslerin

programdan kaldırılmasına bu kişinin neden olduğunu ve buna benzer birtakım mobbing uygulamalarına maruz kaldığını, belirtilen eylemler

nedeniyle yaptığı suç duyurusu üzerine ilgili hakkında men-i muhakeme kararı

verildiğini ve bu kararın da onanarak kesinleştiğini, somut deliller

bulunmasına rağmen ilgilinin yargılanmasının engellendiğini, bu şekilde hakkını

aramaktan mahrum bırakıldığını beyan ederek Anayasa’nın 5., 10., 11., 12., 17.,

36. ve 125. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

16. Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü 16/9/2015 tarihli kararıyla

2013/6129 sayılı bireysel başvuruyu, başvurucunun görev yerinde birtakım mobbing uygulamalarına maruz kaldığı ve yaptığı suç

duyurusu üzerine yürütülen soruşturma sonucu verilen kararın adil olmadığı

hususları çerçevesinde Anayasa’nın 17. ve 36. maddeleri yönünden incelemiştir.

Mahkeme, mobbing teşkil eden ve psikolojik taciz,

şiddet ve yıldırma türünden davranış grubu olarak kabul edilen ve başvuruya

konu eylemlere benzer eylemler vasıtasıyla fiziksel ve zihinsel bütünlüğüne

müdahale edildiği iddiasının bulunması durumunda hukuk davası yoluyla etkin bir

giderim sağlanmasının mümkün olduğu, başvurucunun ise etkili bir giderim yolu

olan hukuk davası açma yoluna gitmediği için başvurunun Anayasa’nın 17.

maddesine ilişkin kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul

edilemez olduğuna karar vermiştir. Mahkeme, S.K.Y. hakkındaki suç duyurusu

üzerine yürütülen soruşturma sonucu verilen kararın adil olmadığı iddiasıyla

ilgili olarak ise bir ceza davasında üçüncü kişilerin suçlanması veya

cezalandırılmasını talep eden mağdur, suçtan zarar gören, şikâyetçi veya

katılan sıfatını haiz kişilerin adil yargılanma hakkının koruma alanı dışında

kaldığı gerekçesiyle başvurunun Anayasa’nın 36. maddesine ilişkin kısmının konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.

17. Başvurucu 26/9/2011 tarihli dilekçesiyle üniversite rektörü

ve diğer ilgililerin görev ve yetkilerini kötüye kullanmak suretiyle lehine

olan yargı kararlarının kasten ve keyfî olarak etkisiz kılınmaya çalışıldığını

belirterek İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuştur.

18. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı görevsizlik kararı verilerek

dosyayı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına (YÖK) göndermiştir.

19. YÖK Denetleme Kurulunca düzenlenen 18/3/2013 tarihli

inceleme raporunda ilgililer hakkında lüzum-u muhakeme veya men-i muhakeme

kararı verilmeden iddianın sübut bulmadığı sonucuna varılmış ve bu husus

başvurucuya bildirilmiştir.

20. Başvurucu 17/5/2013 tarihli dilekçesiyle söz konusu işlemin

incelenerek kaldırılması istemiyle Danıştaya

başvuruda bulunmuştur.

21. Danıştay Birinci Dairesi 2/7/2013 tarihli ve E.2013/944,

K.2013/963 sayılı kararı ile rektör ve diğer görevliler hakkında 2547 sayılı

Kanun'un 53. maddesine göre verilmiş bir lüzum-u muhakeme veya men-i muhakeme

kararı bulunmadığı gibi hukuken başvurucunun men-i muhakeme kararına itiraz

hakkının da bulunmadığı gerekçesiyle itirazın incelenmeksizin reddine karar

vermiştir. Bu karar 23/7/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş ve 12/8/2013

tarihinde bireysel başvuru yapılmıştır.

B. İlgili Hukuk

22. 2547 sayılı Kanun’un 53. maddesi.

23. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu’nun 28. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Danıştay, bölge idare

mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına

ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye

veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye

tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez…”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 23/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

25. Başvurucu 2010-2011 öğretim yılı başında tarafına ders

görevi verilmemesine ilişkin işleme karşı açtığı davanın lehine sonuçlanmasına

rağmen kararın iki yıl boyunca uygulanmadığını, bu süreçte rektör ve dekanın

kararı uygulamayanlar aleyhine hiçbir işlem yapmadığını, kendisine mobbing uyguladıklarını, belirtilen nedenlerle yapılan suç

duyurusu üzerine ilgililer hakkında YÖK tarafından verilen kararın hukuka

aykırı olduğunu, bu durumun Devlet Denetleme Kurulu raporlarında da

belirtildiğini zira lüzum-u muhakeme veya men-i muhakeme kararı dışında bir

karar verilemeyeceğini, söz konusu kararlar nedeniyle idarenin her türlü

işleminin yargı denetimine açık olduğuna ilişkin Anayasa'nın 125. maddesinin

ihlal edildiğini, somut deliller bulunmasına rağmen Mahkeme kararlarını

zamanında uygulamayan ve mobbing uygulayan

ilgililerin yargılanmasının engellendiğini, bu şekilde hakkını aramaktan mahrum

bırakıldığını beyan ederek Anayasa’nın 5., 10., 11., 12., 17., 36., 125. ve

138. maddelerinde tanımlanan ve güvence altına alınanhaklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüş ve rektör ile dekanın yargılanmalarının yolunun

açılmasına karar verilmesini istemiştir.

B. Değerlendirme

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru formu ve eklerinin incelenmesinden

başvurucunun kendisine 2010-2011 öğretim döneminde ders verilmemesine dair

olumsuz idari işlemin iptaline yönelik Mahkeme kararının zamanında

uygulanmamasından, rektör ve dekanın çeşitli şekillerde kendisine mobbing uygulamasından ve son olarak da hem Mahkeme

kararını uygulamayan hem de mobbing uygulayan rektör

ve dekan hakkında yaptığı şikâyetlerin sonuçsuz kalmasından şikâyet ettiği

anlaşılmaktadır. Bu kapsamda başvurucunun iddiaları Anayasa’nın 17.

maddesindeki maddi ve manevi varlığının korunması hakkı ile 36. maddesindeki

adil yargılanma hakkı çerçevesinde değerlendirilecektir.

1. Maddi ve Manevi Varlığının Korunması

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

27. Kendisine mobbing uyguladığı

yönündeki benzer şikâyetiyle Fakülte Yönetim Kurulu Üyesi ve Bölüm Ana Sanat

Dalı Başkanı S.K.Y. hakkında başvurucunun bulunduğu suç duyurusunun sonucunda

Üniversite Rektörlüğünce oluşturulan yetkili Kurulun 12/2/2013 tarihli men-i

muhakeme kararının onanmasına Danıştay tarafından karar verilmesi üzerine

başvurucunun Anayasa Mahkemesine yaptığı 2013/6129 sayılı bireysel başvuruda

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümünün 16/9/2015 tarihli kararıyla, mobbing teşkil eden ve psikolojik taciz, şiddet ve yıldırma

türünden davranış grubu olarak kabul edilen başvuruya konu eylemler nedeniyle

fiziksel ve zihinsel bütünlüğüne müdahale edildiği iddiasıyla hukuk davası

yoluyla daha etkin bir giderim sağlanmasının mümkün olduğu, başvurucunun ise

etkili bir giderim yolu olan hukuk davası açma yoluna gitmediği belirtilerek

başvurunun Anayasa’nın 17. maddesine ilişkin kısmının başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir.

28. Üniversite rektörü ve fakülte dekanı tarafından mobbing uygulandığına dair şikâyete ilişkin olan bu

başvuruda da söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığı,

fiziksel ve zihinsel bütünlüğüne ait unsurlara karşı yapıldığı iddia edilen

müdahaleler ile ilgili olarak yalnızca ceza muhakemesi yoluna başvurulduğu ve

somut başvuru açısından daha etkili bir giderim yolu olan hukuk davası açma

imkânı kullanılmaksızın bireysel başvuruda bulunulduğu anlaşıldığından başvurunun

bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddialar

a. Suç Duyurusu Üzerine Yürütülen Soruşturma

Sonucu Verilen Kararın Adil Olmadığına İlişkin İddia

29. Başvurucunun yukarıda belirtilen Bölüm Ana Sanat Dalı

Başkanı S.K.Y. hakkındaki suç duyurusunun sonucunda Danıştay tarafından,Üniversite Rektörlüğünce oluşturulan Yetkili

Kurulun 12/2/2013 tarihli men-i muhakeme kararının onanmasına karar verilmesi

üzerine Anayasa Mahkemesine yaptığı 2013/6129 sayılı bireysel başvuruda Anayasa

Mahkemesi İkinci Bölümü 16/9/2015 tarihli kararıyla suç duyurusu üzerine

yürütülen soruşturma sonucu verilen kararın adil olmadığı iddiasıyla ilgili

olarak bir ceza davasında üçüncü kişilerin suçlanması veya cezalandırılmasını

talep eden mağdur, suçtan zarar gören, şikâyetçi veya katılan sıfatını haiz

kişilerin adil yargılanma hakkının koruma alanı dışında kaldığı gerekçesiyle

başvurunun Anayasa’nın 36. maddesine ilişkin kısmının konu bakımından

yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.

30. Üniversite rektörü ve fakülte dekanının yargılanması

istemini içeren bu başvuruda da söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren bir

durum bulunmadığı anlaşıldığındanAnayasa’nın 36.

maddesine dayanan ihlal iddiasının konusunun Anayasa’da güvence altına alınmış

ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) kapsamında yer alan temel hak ve

özgürlüklerin ortak koruma alanı dışında kaldığı anlaşıldığından başvurunun bu

kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Mahkeme Kararının Uygulanmamasına İlişkin

İddia

31. Başvurucu, 2010 - 2011 öğretim

döneminde tarafına ders görevi verilmemesine ilişkin olumsuz işleme karşı

açtığı davada İdare Mahkemesince 23/12/2010 tarihinde verilen yürütmenin

durdurulması kararıyla6/4/2011 tarihinde verilen iptal kararının idare

tarafından iki yıl boyunca uygulanmadığını ancak 17/8/2012 tarihinde 2012-2013

güz dönemi ders programının eski hâline uygun şekliyle tebliğ edilmek suretiyle

uygulandığını belirtmiştir. Başvurucu söz konusu kararın geç uygulanmasından

şikâyet etmektedir.

32. Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan

alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma

hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca

inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM

içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer

alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen

ilke ve haklara Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (Guher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 38).

33. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

götürme ve aynı zamanda mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme

haklarını da kapsar. Mahkeme kararlarının uygulanması, yargılama sürecini

tamamlayan ve yargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan bir unsurdur. Karar

uygulanmazsa yargılamanın da bir anlamı olmayacaktır (Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım, B. No:

2013/711, 3/4/2014, § 41).

34. Davaya taraf olan kişinin etkin korunması ve hukuka

uygunluğun sağlanması, idarenin kendisi hakkında verilebilecek nihai yargı

kararlarına uymasını gerektirmektedir. İdare, yargı kararını uygulamayı

reddediyor veya ihmal ediyor ya da onu uygulamayı geciktiriyorsa bu durumda

davada taraf olan kişinin davanın safahatı süresince yararlandığı Sözleşme’nin

6. maddesinde öngörülen teminatlar, her türlü varlık nedenini kaybetmektedir (Süzer ve Eksen Holding A.Ş./Türkiye, B.

No: 6334/05, 23/10/2012, § 115).

35. Kural olarak mahkeme kararlarının uygulanması -ilam

zamanaşımı dolmadığı sürece- her zaman talep edilebilir. Bu yöndeki bir talebe

rağmen mahkeme kararı uygulanmamışsa olumsuz kamu gücü işleminden kaynaklanan

ve süregelen bir ihlalden söz edilebilir. Bu durumda başvurucu, mahkeme

kararının uygulanması talebini müteakiben makul bir süre bekledikten sonra

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilir. Başvurucunun talebinden

vazgeçtiği ya da takipsiz bıraktığı anlaşılmadıkça bu tür başvuruların süresinde

yapıldığını kabul etmek gerekir. Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkili

olup olmadığının ve başvurunun süresinde yapılıp yapılmadığının da bu çerçevede

belirlenmesi gerekir (Ahmet Yıldırım, B.

No: 2012/144, 2/10/2013, § 29)

36. 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesine göre idare mahkemesinin

esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının gereklerine göre idare,

kesinleşme koşulu aranmaksızın ve kararın tebliğinden başlayarak otuz gün

içinde işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Başvuru konusu

olayda 23/12/2010 tarihli yürütmenin durdurulması ve 6/4/2011 tarihli iptal

kararları belirtilen yasal süre içinde uygulanmamış ve başvurucu tarafından

belirtildiği üzere 17/8/2012 tarihinde eski hâline uygun şekliyle yeni ders

programının tebliğ edilmesiyle uygulanmıştır.

37. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesinin (8)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, 23/9/2012

tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel

başvuruları inceler.”

38. Anılan hüküm uyarınca Anayasa Mahkemesinin yetkisinin zaman

bakımından başlangıcı 23/9/2012 tarihi olup Mahkeme ancak bu tarihten sonra

kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireysel başvuruları

inceleyebilecektir. Anayasa Mahkemesinin yetki kapsamının anılan tarihten önce

kesinleşmiş nihai işlem ve kararları da içerecek şekilde genişletilmesi mümkün

değildir (Hasan Taşlıyurt,

B. No: 2012/947, 12/2/2013, § 16).

39. Somut olayda başvurucunun 17/8/2012 tarihinde eski hâline

uygun şekliyle 2012-2013 güz dönemi ders programının tebliğ edilmesiyle

uygulandığını belirttiği, esasa ilişkin iptal kararı henüz kesinleşmemiş ise de

başvurucunun mahkeme kararının uygulanmadığına ilişkin şikâyetinin kararın icra

edildiği 17/8/2012 tarihi itibarıyla sona erdiğinin kabulü gerekir. Olayda

kararın icrası kesinleşmeye bağlı olmadığından ve şikâyete konu ihlal iddiası,

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru imkanının sağlandığı 23/9/2012 tarihinden

önce ortadan kalktığından başvurunun bu kısmı hakkında zaman bakamından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilmezlik kararı verilmesi gerekir.

40. Açıklanan nedenlerle geç icrasından şikâyet edilen kararın

Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başladığı 23/9/2012 tarihinden

önce 17/8/2012 tarihinde icra edildiği anlaşıldığından başvurunun diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Maddi ve manevi varlığının korunması hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Suç duyurusu üzerine yürütülen soruşturma sonucu verilen

kararın adil olmadığına ilişkin iddianın konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Mahkeme kararının uygulanmamasına ilişkin iddianın zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

23/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Kadir ÖZKAYA Rıdvan GÜLEÇ Raportör : Mehmet Sadık YAMLI Başvurucu : Gülşin ORAL

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/6231, 23 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/6231
Tarih
23 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Selim Adıyaman Başvurusu (B. No: 2013/8846)
  • Nurettin Mutlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/7030)
  • Bekir Sağırdak Başvurusu (B. No: 2013/5669)
  • Aslan Faruk Toprak Başvurusu (B. No: 2013/2957)
  • Hüseyin Dayan Başvurusu (B. No: 2013/5033)
  • Veysel Tekin Başvurusu (B. No: 2013/5091)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.