İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Bekir Sağırdak Başvurusu (B. No: 2013/5669)

1. Başvuru, tapu sicilinin yanlış tutulmasından kaynaklandığı

Başvuru No2013/5669Tarih24 Mart 2016Okuma15 dk · 2.928 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Bekir Sağırdak Başvurusu Birinci Bölüm

Karar tarihi
24 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/5669
R.G. Tarih ve Sayı
6/5/2016-29704
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.928 kelime·15 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tapu sicilinin yanlış tutulmasından kaynaklandığı

ileri sürülen zararın giderilmesi amacıyla açılan davanın reddinden dolayı

mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 25/7/2013 tarihinde İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 29/12/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 26/6/2015 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 21/7/2015 tarihli yazısında Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6.Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, İzmir ili Bayraklı ilçesinde 1961 ada 45 parselde

tapuya kayıtlı taşınmazda 10205/12160 hisseyi 3/6/1985 tarihinde satın

almıştır.

8. Başvurucunun maliki olduğu arazi üzerinde 5/3/1986 tarihinde

imar ıslah uygulaması yapılmış, taşınmazın bir kısmı bu kapsamda işlem

görmüştür.

9. Başvurucu ilerleyen dönemlerde taşınmazının işlem görmeyen

yaklaşık 6500 m²lik kısmının akıbeti hakkında bilgi verilmesi talebi ile

Bayraklı Kaymakamlığı Tapu Sicil Müdürlüğüne (Tapu Sicil Müdürlüğü) başvuruda

bulunmuştur.

10. Tapu Sicil Müdürlüğü başvurucuya cevaben sunduğu 11/3/2010

tarihli yazı ile söz konusu taşınmazda başvurucunun hisse bilgisi 10205/12160

olarak görünmekte ise de başvurucunun iktisap tarihinden itibaren kayıtların

geriye doğru incelenmesi neticesinde taşınmazın ilk malikinin S.S. adlı kişi

olduğunu, 12/8/1969 tarihli tedbil işlemi ile bu

kişinin taşınmazda 5705/12160 hissesi kaldığını ve 16/9/1969 tarihli tedbil işlemi ile de üç ayrı kişiye toplamda 281 m² satış

yaptığını, bu durumda esasen S.S.nin geriye toplam

5424/12160 hissesi kalmışken yapılan hata nedeniyle son 281 m² satışın

12160/12160 hisseden düşülerek 11879/12160 hisse olarak yanlış tescil

edildiğinin anlaşıldığını, bu tarihten sonra da S.S.nin

hissesinden toplam 1674 m² daha satış yaptığını ve toplamda geriye 3750/12160

hisse kaldığını, gerçekte bu kadar hisse üzerinden işlem yapılması gerekirken

hatalı biçimde 10205/12160 hisse üzerinden taşınmazın önce 28/6/1971 tarihinde

M.S.ye, ardından 13/6/1978 tarihinde S.D.ye, son olarak da 3/6/1985 tarihinde

başvurucu Bekir Sağırdak'a satıldığını ortaya

koymuştur.

11. Başvurucu Tapu Sicil Müdürlüğünün cevabı üzerine 26/1/2011

tarihinde İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde, Tapu Sicil Müdürlüğü aleyhine

tapu kaydının hatalı tutulması nedenine dayanarak dava açmış; fazlaya ilişkin

hakları saklı kalmak kaydıyla 30.000 TL'nin davalıdan tahsiline hükmedilmesini

talep etmiştir.

12. Dava İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2011/45 sıra

sayısına kayden görülmeye başlanmış, yargılama

safhasında Mahkemece üç kişilik bilirkişiden kurulu heyetten bilirkişi raporu

alınmasına karar verilmiştir.

13. Bilirkişi heyeti yaptığı çalışmanın ardından 13/9/2011

tarihli raporunu Mahkemeye sunmuştur. Raporun ilgili kısımları şöyledir:

"...

2. Hata yapılan iş bu 16.01.1969 tarih ve 4121

yevmiyeli işlemden itibaren 3 kişiye satılan hisse miktarları doğru olup, ancak

tedbil hisseleri yanlış olarak devam edilerek 2232

sayfaya kadar devam ede gelmiştir. Hata yapılan 16.01.1969 tarih ve 4121

yevmiye işlem ile hatalı olarak tescil edilen 10205/12160 hisseyi S.S. bu

hisseden O.G.'ye 93 ve H.İ.'ye

104 hisse satışı yapmasına rağmen 10205/12160 hisseden düşme yapmadan

10205/12160 hatalı tescil edilen iş bu 10205 hisseyi 28/.06.1971 tarih ve 3159

yevmiye işlemle Hüseyin kızı M.K.'ye satış yapmıştır.

M.K. de satış yaptığı bu hisseyi 13.06.1978 tarih ve 4433 yevmiye ile M. oğlu M.T.'ye satış yaptığı, M.T.'den

satın aldığı iş bu 10205/12160 hisseyi 14.10.1982 tarih ve 2356 yevmiye ile

2766 kütük sayfasına kayıtlı C. oğlu S.D.'ye

14.10.1982 tarih ve 3356 yevmiye ile satış yaptığı, S.D. de hatalı tescil edilen

iş bu 10205/12160 hisseyi 03.06.1985 tarih ve 2445 yevmiye ile davacı Ali oğlu

Bekir SAĞIRDAK'A 200.000 TL bedel mukabilinde 03.06.1985 tarih ve 2445 yevmiye

ile satış yapmıştır.

Görüldüğü üzere hatalı tescil yapılan 10205/12160

hisse asıl malik S.S.'den 16.01.1969 tarihinden sonra

3 defa el değiştirerek 4 ncüsü 03.06.1985 tarihinde

davacıya devretmiştir.

Hatalı hisseyi S.S.'den

alan M.K. bu hatlı hisseyi hatalı olarak satın aldığını bilmektedir. Çünkü

taşınmaz hisse bazında 8596 m² nin satışı yapılmış

geriye 3564 m² kalmıştır. Keza

ikinci el taşınmazı satın alan M.T. de 10205/12160 payın gerçek olmadığını

bilmektedir. Çünkü 45 nolu parselin 8596 m² si

satılmış taşınmaz üzerine alıcılar tarafından özel parselasyona göre ev

yaptıkları keza hatalı hisse 10205/12160 hisseyi satın alan S.D. de bu hissenin

hatalı olduğunu bilmesi gerekir. Çünkü hisseli satışlar gündemde olduğu

yıllarda o sahanın tapu dışı özel parselasyon yapılıyor ve satış yaptığı m²

miktarında zeminde alıcıya yer gösteriliyordu. 10205 m² yer zeminde satıcısı

tarafından gösteremediğine göre son malik davacı da bu durumu bilmesi gerekir.

4. Öte yandan dava konusu Bayraklı evveliyatı 1961

ada 45 nolu parsel 76 adet parsel olarak 2981/3290 Sayılı Kanunun 10/c maddesine göre ıslah imar uygulaması

sonucu oluşmuştur. N.S. (bilirkişi) tarafından Bayraklı Kadastrosundan temin

edilen dağıtım ve tescil beyannamesine göre, ayrıca N.S. (bilirkişi) tarafından

kütük sayfaları üzerinde hisse bazında yapılan hisse satışlarının

incelenmesinde 76 adet parsel için 12160 m² den 8596 m² 3 ncü

kişilere satışı yapılmış geriye kalan 3564 m² davacı Bekir üzerinde kalmıştır.

Ayrıca davacıya zeminde halen mevcut olan 31557 ada 5 parsel 83 m² miktarında

davacıya verilmiş ve 26 m² DOP olmak üzere davacıya 3673 m² yer kalmıştır.

Esasen davacı 45 nolu ana taşınmazdan 3564 m² alması

gerekirken dağıtım sırasında 3673 m² yer verilmiş olmakla 109 m² fazladan yer

edindiği görülmektedir.

2981/3290 sayılı Kanunun 10/c maddesine göre

davacının zemin üzerinde fiilen işgal ettiği 3564 m² yer olmadığından bu 3564

m² alanın kapsadığı ve yeni oluşan ekli krokisinde görüldüğü üzere 31555,

31556, 31557, 31558, 31559 adalar dahilinde oluşan ıslah imar parsellere

yüzölçümleri oranında davacı lehine ve parsel sahipleri aleyhine 10/c maddesine

göre kanuni ipotek tesis edilmiştir. Tesis edilen bu ipotekler ayni hak

niteliğinde olup, davacının herhangi bir zararı söz konusu olmayıp,

gerek anlaşma yoluyla ve gerekse dava yoluyla davacı günün rayiçlerine göre

TL/m² üzerinden her zaman bedelini alması mümkün bulunmaktadır.

..."

14. Yapılan yargılama sonunda İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesi

20/10/2011 tarihli ve E.2011/45, K.2011/522 sayılı kararı ile davanın reddine

hükmetmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:

"...

Dava, üçüncü kişiden satın alınan taşınmaz taşınmaz payının Tapu Sicil Müdürlüğü'nde hatalı olarak

eksik tescil edilmesi nedenine dayalı olarak uğranılan zararın tazmini

istemidir. Tapu kayıtları, imar uygulama kayıtları, imar cetveli getirtilerek

yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Davacının 03.06.1985

tarihinde S. D.'den satın aldığı 10205/12160

hissedeki hatanın, 16.01.1969 tarih ve 4121 yevmiye ile yapıldığı

belirlenmiştir. Dava konusu taşınmazın öncesi 1961 ada 45 parsel sayılı

taşınmazın ıslah imar uygulaması sonucu 76 adet parsel oluştuğu, diğer hisse

satışlarından geriye kalan 3564 m²'nin davacı üzerinde kaldığı, bunun da

dışında davacıya 83 m² miktarında 31557 ada 5 parsel sayılı taşınmazın

verildiği, 26 m² dop olmak üzere davacı 3673 m² yer

kaldığı; fazladan 109 m² yer edindiği belirlenmiştir.

Davacının her hangi bir

zararının söz konusu olmadığı denetime elverişli ve yeterli incelemeye dayanan

bilirkişi raporu ile belirlendiğinden, Mahkememizde de bu konuda vicdani kanaat

oluştuğundan davanın reddine karar verilmelidir.

..."

15. İlk Derece Mahkemesi kararı, başvurucu tarafından temyiz

edilmesi sonucu Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 6/11/2012 tarihli ve E.2012/9311,

K.2012/21478 sayılı ilamı ile onanmıştır.

16. Aynı Daireye yapılan karar düzeltme istemi de Dairenin

8/5/2013 tarihli ve E.2013/5703, K.2013/8993 sayılı ilamı ile reddedilmiştir.

17. Karar düzeltme isteminin reddine ilişkin ilam, başvurucuya

27/6/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

18. Başvurucu 25/7/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

19. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun

1007. maddesi şöyledir:

"Tapu

sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.

Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan

görevlilere rücu eder.

..."

20.

22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun 215. maddesi şöyledir:

"Hilafına mukavele mevcut değil ise,

satılan gayrimenkul beyi senedinde yazılı olan ölçü miktarını ihtiva etmediği

takdirde; bayi, noksanını müşteriye tazmin etmekle mükelleftir. Satılan

gayrimenkul resmi bir mesahaya müsteniden sicilde yazılı olan ölçü miktarını

ihtiva etmediği takdirde, bayi, tahsisen taahhüt

altına girmemişise tazmin ile mükellef değildir.

..."

21. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar

Kanunu'nun 244. maddesi şöyledir:

"Aksine sözleşme olmadıkça, satılan

taşınmaz, satış sözleşmesinde yazılı yüzölçümü tutarını kapsamıyorsa satıcı,

eksiği için alıcıya tazminat ödemekle yükümlüdür.

Satılan taşınmaz, resmî bir ölçüme dayanılarak tapu siciline yazılmış

olan yüzölçümü tutarını içermiyorsa satıcı, özellikle üstlenmiş olmadıkça

tazminat ile yükümlü değildir.

..."

22. 6098 sayılı Kanun'un 648. maddesi şöyledir:

"Bu Kanun 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girer."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 24/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

24. Başvurucu; dava konusu taşınmazı satın aldığı tarihten on

altı yıl önce Tapu Sicil Müdürlüğünce taşınmaz hissesinin yanlış hesaplanması

dolayısıyla hatalı tescil işleminin gerçekleştirildiğini, bu durumdan taşınmaza

ilişkin ıslah imar çalışmalarını yapıldıktan sonra Tapu Sicil Müdürlüğünden

bilgi istemesinin ardından haberdar olduğunu, Tapu Sicil Müdürlüğünce yapılan

hatanın kabul edildiğini, buna göre 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesi uyarınca

tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan dolayı devletin kusursuz

sorumluluğunun bulunduğunu belirterek mülkiyet hakkının; Mahkemece hükme esas

alınan bilirkişi raporunda bu durumun göz ardı edildiğini ve hisse

hesaplamalarının hatalı yapıldığını, raporda yer alan taşınmaz üzerinde ipotek

bulunması nedeniyle zararının oluşmadığı yönündeki değerlendirmenin gerçeği

yansıtmadığını, bilirkişi raporunda çelişkiler bulunduğuna ilişkin

itirazlarının dikkate alınmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüş; yargılanmanın yenilenmesine karar verilmesini mümkün

olmaz ise ihlallerin tespiti ile maddi zararın tespit edilebilmesi için

dosyanın genel mahkemelere gönderilmesine ya da bilirkişi incelemesi

yapılmasına karar verilerek tespit edilecek tutar üzerinden maddi tazminata

hükmedilmesini talep etmiştir.

B.Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

25. Başvurucunun söz konusu şikâyetlerinin açıkça dayanaktan

yoksun olmadığı anlaşıldığından ve şikâyetlerin kabul edilemezliğine karar

verilmesini gerektirecek bir neden de görülmediğinden başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

26. Başvurucu; dava

konusu taşınmazı satın aldığı tarihten on altı yıl önce Tapu Sicil Müdürlüğünce

söz konusu taşınmazın hissesinin yanlış hesaplanması nedeniyle hatalı tescil

işleminin gerçekleştirildiğini, bu durumdan taşınmaza ilişkin ıslah imar

çalışmalarının ardından Tapu Sicil Müdürlüğünden bilgi istemesinin ardından

haberdar olduğunu, Tapu Sicil Müdürlüğünce yapılan hatanın kabul edildiğini,

buna göre 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesi uyarınca

tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan dolayı devletin kusursuz

sorumluluğunun bulunduğunu belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

27. Anayasa'nın "Mülkiyet

Hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu

haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet

hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz."

28. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) Ek (1) No.lu

Protokol'ün "Mülkiyetin korunması"

kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk

dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak

kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun

genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin

kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da

başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli

gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel

getirmez."

29. Anayasa'nın belirtilen maddesi ve (1) No.lu Protokol’ün 1.

maddesi benzer düzenlemelerle mülkiyet hakkına yer vermiştir. Her iki düzenleme

de üç kural ihtiva etmektedir. Bu kuralların ilki ile herkesin mülkiyet hakkı

tanınmakta, ikincisi ile kişilere ait mülkiyetin hangi koşullarla

sınırlandırılabileceği ya da kişilerin hangi koşullarla mülklerinden yoksun

bırakılabilecekleri belirtilmektedir. Her iki düzenlemenin üçüncü cümleleri ise

mülkiyetin kullanımının kontrolü ya da düzenlenmesine ilişkindir.(Necmiye Çiftçi ve diğerleri, B. No:

2013/1301, 30/12/2014, §§ 46, 47).

30. Somut olayda başvurucunun, taşınmazına ait kayıtların kendi

satın alma işleminin yaklaşık on altı yıl öncesinden beri devlet tarafından

hatalı tutulmasından kaynakladığını ileri sürdüğü zararlarının karşılanması

talebi bulunmaktadır. Başvurucu, devlet tarafından tutulan kayıtlara güvenerek

aldığı taşınmazın tapu sicilinde hatalı kayıt tutulması nedeniyle yüz ölçümünün

gerçek değerinin üzerinde görünmesinden kaynaklanan zararının 4721 sayılı

Kanun'un 1007. maddesine dayanarak açtığı davada

telafi edilememesinin mülkiyetine saygı hakkını ihlal ettiğinden yakınmaktadır.

Bu bağlamda başvurucunun şikâyeti mülkiyete ilişkin yukarıda belirtilen

kuralların ilki yönünden incelenecektir.

31. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de bu türden bir

şikâyeti değerlendirirken Sözleşme'de ortaya konanmülkiyete ilişkin kuralların altını çizdikten sonra

şikâyeti ilk kural yönünden incelemiştir (Gürtaş

Yapı Ticaret Ve Pazarlama A.Ş., B. No: 40896/05,7/7/2015, §§ 48,

49).

32. Taşınmazlara ilişkin ayni hakların devlet tarafından tutulan

tapu sicilleri ile dış dünyaya yansıtılması, hak ve işlem güvencelerinin

sağlanabilmesi için öngörülmüş bir sistemdir. Ancak bu sisteminin iyi

işleyebilmesi tapu siciline duyulan güvenin sürekliliğine bağlıdır. Kanun

koyucu da sicilin doğru tutulduğuna güvenen üçüncü kişilerin sicilin yolsuz tutulmasından

dolayı uğradığı zararların devlet tarafından ödeneceği ilkesini koyarak tapu

siciline duyulan güvenin sürekliliğini sağlamayı amaçlamış, "tapu siciline

güven ilkesi"ni düzenlemiştir. Tapu siciline

güven ilkesi, tapu sicilinde yer alan bir kayda iyi niyetle güvenerek ayni hak

kazanan kişilerin -bu kayıt gerçek hak veya işlem durumuna uygun düşmese bile-

kazanımlarının korunmasına yöneliktir. Zira bu yönde bir düzenlemenin olmaması

durumu devletin yetkili organlarına olan güvenilirliğini zedelemekle birlikte

ekonomik hayatın ağır sarsıntılara maruz kalmasının önünü de açabilecektir.

33. 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesine

göre tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan devlet sorumludur. Bu

sorumluluk kusur aranmayan bir sorumluluk hâli olmakla birlikte 1007. maddeye dayanılarak açılacak tazminat davalarında kişilerin,

zararlarının tapu sicilinin hatalı tutulmasından kaynaklandığını ispat etmeleri

gerekmektedir.

34. Nitekim Yargıtayın da konuya

ilişkin kararlarında, tapu kaydının hatalı tutulmasından dolayı taşınmazları bu

hatalı işleme maruz kalan kişilerin -zarara uğramış olmaları kaydıyla-

zararlarının 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesi

uyarınca tazmin edilmesi görüşünü benimsediği görülmektedir (Yargıtay 5. Hukuk

Dairesinin 13/5/2014 tarihli ve E.2014/712, K.2014/13226 sayılı; 1/7/2014

tarihli ve E.2014/4068, K.2014/19388 sayılı; 29/4/2014 tarihli ve E.2013/29334,

K.2014/11742 sayılı kararları).

35. Somut olayın incelenmesi neticesinde 12/8/1969 tarihli tedbil işlemi sonucuuyuşmazlık konusu

taşınmazın ilk maliki S.S.in taşınmazda 5705/12160 hissesinin kaldığı,

16/9/1969 tarihli tedbil işlemi ile de kalan

hissesinden üç ayrı kişiye toplam 281 m² satış yaptığı, bu satışın kalan

5705/12160 hisseden düşülmek yerine hatalı olarak tam hisse olan 12160/12160

hisseden düşülerek kalan hissenin 11879/12160 olarak yanlış tescil edilip

tapuya kaydının geçirildiği, bu tarihten sonra taşınmazın toplam 1674 m²

çeşitli başka satıştan sonra esasen 3750/12160 hisse kalmış olarak kaydı

oluşması gerekirken 10205/12160 hisse olarak kayıtlı kaldığı ve bu kayıt

üzerinden üç kez malik değiştirdiği, son malik olan başvurucunun 3/6/1985

tarihinde tapuda görünen 10205/12160 hisse üzerinden taşınmaza sahip olduğu ve

yapılan hatayı Tapu Sicil Müdürlüğünün 11/3/2010 tarihli yazısı ile öğrendiği

anlaşılmıştır.

36. Başvurucunun da hatayı öğrenmesinin ardından 26/1/2011

tarihinde İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde 4721 sayılı Kanun'un 1007.

maddesine dayanarak tapu sicilinin tutulmasında devletin sorumluluğunun olduğu

gerekçesiyle dava açtığı, yapılan yargılama sonunda İzmir 4. Asliye Hukuk

Mahkemesinin 20/10/2011 tarihli kararı ile dava konusu taşınmazın öncesi olan

1961 ada 45 parsel sayılı taşınmazın ıslah imar uygulaması sonucu 76 adet

parsel olarak oluştuğu, diğer hisse satışlarından geriye kalan 3564 m²nin

başvurucu üzerinde kaldığı, bunun dışında başvurucuya 83 m² miktarında 31557

ada 5 parsel sayılı taşınmazın verildiği, 26 m² düzenleme ortaklık payı olmak

üzere başvurucuya 3673 m² yer kaldığı, başvurucunun fazladan 109 m² yer

edindiği, dolayısıyla olayda başvurucunun herhangi bir zararının söz konusu

olmadığı kabulüne dayanarak davanın reddine hükmettiği, bu kararın ise temyiz

ve karar düzeltme aşamalarından geçerek kesinleştiği tespit edilmiştir.

37. Buna göre başvurucunun -Tapu Sicil Müdürlüğünün de kabul

ettiği hatalı kaydı sonucu- taşınmazında oluşan yüz ölçümü kaybı 6532 m² iken yapılan

yargılama neticesinde Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleşen kabul

üzerinden başvurucunun imar ıslah çalışmaları sonucu fazladan toplam 109 m² yer

edindiğine ve bu nedenle zarara uğramadığına dair İlk Derece Mahkemesi

kanaatinin; başvurucunun gerek taşınmazı alım tarihinde gerekse taşınmaza malik

olduktan sonra tapu kaydında görünen yüz ölçümü ile taşınmazın gerçekteki yüz

ölçümünde bir farklılığın olduğunu anlayabileceği veya görebileceği yönünde de

yargılama dosyasında herhangi bir emarenin tespit edilemediği hususu da dikkate

alınarak başvurucu üzerinde aşırı ve orantısız bir yüke sebep olduğu, hakkın

özüne dokunur şekilde ölçülülük ilkesini ihlal ettiği sonucuna varılmıştır.

38. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesinde

güvence altına mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

39. Öte yandan başvurucunun, İlk Derece Mahkemesince hükme esas

alınan bilirkişi raporunda tapu kaydının hatalı tutulmasının göz ardı edildiği

ve bilirkişi raporunda hisse hesaplamalarının hatalı yapıldığı, taşınmaz

üzerinde ipotek bulunması nedeniyle zararının oluşmadığı yönündeki bilirkişi

raporunda yer alan değerlendirmenin gerçeği yansıtmadığı, bilirkişi raporunda

çelişkiler bulunduğuna ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığı, dolayısıyla

adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki şikâyetinin -mülkiyet hakkı

yönünden verilen ihlal kararı dikkate alındığında- bu aşamada

değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

40. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

41. Başvurucu; yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesi,

bunun mümkün olmaması hâlinde hak ihlallerinin tespiti ile beraber maddi

tazminatın belirlenmesi için başvurunun genel mahkemeye gönderilmesi veya

bilirkişi incelemesi yaptırılarak maddi tazminatın belirlenip belirlenecek

maddi tazminata dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına hükmedilmesi

taleplerinde bulunmuştur.

42. İnceleme sonucunda idarenin hatalı işlemi üzerine

başvurucunun taşınmazında gerçekleşen kaybın, başvurucu tarafından 4721 sayılı

Kanun'un 1007. maddesine dayanılarak açılan dava

sonucunda giderilememesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

43. Mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlaline ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35.maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İzmir

4. Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun diğer taleplerinin REDDİNE,

E. 198,35 TL harç ve 1.800 TL vekalet ücretinden oluşan toplam

1.998,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

24/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Alparslan

ALTAN

Raportör Yrd.

:

İsmail Emrah

PERDECİOĞLU

Başvurucu

:

Bekir

SAĞIRDAK

Vekili : Av. Emine Dilek YANIKOĞLU HAYIRLI

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/5669, 24 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. A. Mülkiyet hakkının ihlaline ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR
  11. B. Anayasa’nın 35.maddesinde güvence altına alınan mülkiyet
  12. C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin
  13. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  14. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Yıldırım
  16. Özgüldür
  17. Kömürcü
  18. Altan
  19. Perdecioğlu
  20. Sağırdak
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/5669
Tarih
24 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Aslan Faruk Toprak Başvurusu (B. No: 2013/2957)
  • Hüseyin Dayan Başvurusu (B. No: 2013/5033)
  • Veysel Tekin Başvurusu (B. No: 2013/5091)
  • Hasan Gökalp ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/9058)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2013/5198
  • Mehmet Denk ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/6264)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.