İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Gülten Varol Başvurusu (B. No: 2013/9084)

1. Başvuru, manevi tazminat davasında verilen kararın bozulması

Başvuru No2013/9084Tarih18 Şubat 2016Okuma15 dk · 2.909 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Gülten Varol Başvurusu

Karar tarihi
18 Şubat 2016
Başvuru Numarası
2013/9084
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.909 kelime·15 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, manevi tazminat davasında verilen kararın bozulması

sonrasında yapılan yargılamada delil durumunda değişiklik olmadığı hâlde hatalı

değerlendirme sonucu adil karar verilmemesi, davalılardan biri hakkında bozma

öncesinde verilen davanın reddi kararına yönelik temyiz taleplerinin incelenmemesi,

temyiz mercii kararının gerekçesiz olması nedenleriyle adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 12/12/2013 tarihinde Malatya 4. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 7/4/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 10/11/2015 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 9/12/2015 tarihli yazısında, Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu hakkında E. Bujiteri

Hediyelik Eşya Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’ne (Şirket) ait mağazadan

hırsızlık yapmış olabileceği iddiasıyla Mağaza Müdürü M.Y.nin

şikâyeti üzerine yapılan soruşturma sonunda Malatya Cumhuriyet Başsavcılığınca

söz konusu suçun varlığına dair iddiadan başka delil bulunmaması nedeniyle

kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiştir.

8. Başvurucu, bu karar üzerine şikâyet hakkını kötüye kullanarak

kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu gerekçesiyle Mağaza Müdürü M.Y. ve

mağazanın ait olduğu Şirket aleyhine Malatya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde

(Mahkeme) manevi tazminat davası açmıştır.

9. Mahkeme 23/5/2011 tarihli ve E.2010/665, K.2011/522 sayılı

karar ile davalı M.Y.nin şikâyet hakkını hukuka

aykırı şekilde kullandığı gerekçesiyle bu davalı yönünden davanın kısmen

kabulüne, diğer davalının (Şirket) herhangi bir iddia ya da şikâyet içerir

dilekçesi bulunmaması nedeniyle davalı Şirket yönünden davanın reddine karar

vermiştir.

10. Anılan karar, başvurucu ve davalı M.Y.nin

temyizi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21/6/2012 tarihli ve E.2011/9131,

K.2012/10975 sayılı ilamıyla davalı M.Y. yararına bozulmuş; bozma nedenine göre

başvurucunun temyiz itirazları incelenmemiştir. Bozma ilamının ilgili kısmı söyledir:

“1- Davalı M.Y.nin

savunmasına dayanak yaptığı işyeri kamera kaydını içerir CD’nin çözümünün

yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durum savunma hakkını sınırlar mahiyette olup

eksik inceleme ile karar verilmesi doğru bulunmadığından kararın bozulması

gerekmiştir.

2-Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı[nın] 2010/12768 sayılı soruşturma dosyasında kovuşturma

yapılmasına yer olmadığı kararı verildiği ve bu karara karşı davalı tarafça

itiraz edildiği ve soruşturma dosyasının itirazla birlikte değerlendirilmek

üzere Elazığ Ağır Ceza [M]ahkemesine

gönderildiği anlaşılmaktadır. Ancak bu itirazın sonucu beklenmediğinden

kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair kararın kesinleşip kesinleşmediği

belli değildir. Bu durum davalının şikâyet hakkını kullanırken suç emaresi olup

olmadığının, dolayısıyla şikâyet hakının yasal

sınırları içerisinde kullanılıp kullanılmadığının tespiti açısından önem ve

gereklilik arzetmekte olup, eksik inceleme ile karar

verilmesi doğru bulunmadığından kararın bozulması gerekmiştir.”

11. Bozma üzerine Mahkemenin E.2012/401 sayılı sırasına

kaydedilen dosyada hazırlanan 12/9/2012 tarihli tensip tutanağında davalı

olarak sadece M.Y. gösterilmiştir. Diğer davalı Şirkete tutanakta yer verilmediği

gibi bozma öncesindeki yargılamada kendini vekille temsil ettirmesine rağmen

bozma sonrasındaki yargılama sürecinde bu davalıya herhangi bir tebligat da

yapılmamıştır.

12. Mahkeme, bozma ilamına uyarak yaptığı yargılama sonunda

31/1/2013 tarihli ve E.2012/401, K.2013/57 sayılı kararı ile davalı M.Y.nin şikâyet hakkını yasal sınırlar içinde kullandığını

değerlendirerek davanın reddine karar vermiştir. Karar başlığında sadece davalı

M.Y.nin ismine yer verilmiş, hüküm de bu davalı

hakkında kurulmuştur. Anılan kararın gerekçesi şöyledir:

“Somut olayda, davalı M.Y.ninihbar

ve şikâyet hakkını kullanırken bile bile davacıyı zararlandırma

amacı ile kin ve garezle hareket etmediği, ihbar ve şikâyetin temelindeki

olayların davalı beyanı, davacı beyanı ve davalı tanığı beyanı ile şikâyet

hakkının kullanılabilmesi için yeterli şüphe oluşturduğu anlaşılmakla,

davacının davasının reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.”

13. Başvurucu, davalı M.Y. yönünden verilen davanın reddi

kararının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle bu kararı temyiz etmiş;Yargıtay 4. Hukuk Dairesi

1/10/2013 tarihli ve E.2013/10231, K.2013/15416 sayılı ilamıyla anılan kararı

onamıştır. Onama ilamının ilgili kısmı şöyledir:

“Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı

kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin

değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan

bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA

... karar verildi.”

14. Nihai karar başvurucuya 13/11/2013 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

15. Başvurucu 12/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

16. 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 19.

maddesi şöyledir:

“Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde

tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla

bir miktar para ödenmesini dava edebilir.

Hakim,

manevi tazminatın miktarını tayin ederken, tarafların sıfatını, işgal ettikleri

makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate alır.

Hakim,

bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir tazmin sureti ikame veya ilave

edebileceği gibi tecavüzü kınayan bir karar vermekle yetinebilir ve bu kararın

basın yolu ile ilanına da hükmedebilir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 18/2/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

18. Başvurucu; Malatya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı

şikâyet hakkının kötüye kullanılması nedeniyle manevi tazminat davasının kısmen

kabulüne karar verildikten sonra temyiz üzerine eksik inceleme nedeniyle

kararın usulden bozulduğunu, bozma sonrası yapılan yargılamada delil durumunda

değişiklik olmadığı hâlde Mahkemenin, bozma ilamının dışına çıkarak ve

çelişkili ifadeler veren tanığın beyanlarına dayanarak davanın reddine karar

verdiğini; davalının şikâyet hakkını kötüye kullandığının kabulü gerekirken

aksi yönde verilen kararın adil olmadığını, davalı Şirket yönünden bozma

öncesinde verilen davanın reddine ilişkin karara yönelik temyiz taleplerinin

bozma ve onama ilamlarında değerlendirilmediğini, temyiz merciinin onama

kararının gerekçesiz olduğunu belirterek Anayasa’nın 36. ve 141. maddelerinde

düzenlenen haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlalin tespiti ve

yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

19. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun anılan iddialarının özü,

yargılamada usul kurallarına riayet edilmeyerek hatalı değerlendirme

neticesinde adil olmayan karar verildiğine ilişkin olduğundan ihlal

iddialarının adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

Başvurucunun, davalı şirket yönünden bozma öncesinde verilen davanın reddine

ilişkin karara yönelik temyiz taleplerinin bozma ve onama ilamlarında

değerlendirilmediğine ilişkin iddiası mahkemeye erişim hakkı; temyiz mercii

kararının gerekçesiz olduğuna ilişkin iddiası ise gerekçeli karar hakkı

yönünden ayrıca incelenmiştir.

1. Yargılamada Usul

Kurallarına Riayet Edilmeyerek Adil Olmayan Karar Verildiğine İlişkin İddia

20. Başvurucu; Malatya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açmış olduğu

şikâyet hakkının kötüye kullanılması nedeniyle manevi tazminat davasının kısmen

kabulüne karar verildiğini, temyiz üzerine eksik inceleme nedeniyle kararın

usulden bozulduğunu, bozma sonrası yapılan yargılamada delil durumunda

değişiklik olmadığı hâlde Mahkemenin çelişkili ifadeler veren tanığın

beyanlarına dayanarak davanın reddine karar verdiğini, davalının şikâyet

hakkını kötüye kullandığının kabulü gerekirken aksi yönde verilen kararın adil

olmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

21. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda

inceleme yapılamaz.”

22. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

23. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında

açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul edilemezliğine

karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü

fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel

başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

24. Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri ile kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususların bireysel başvuruda incelenemeyeceği ve bu

çerçevede Anayasa Mahkemesince açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verilebileceği hükme bağlanmıştır. Bir anayasal hakkın

ihlali iddiasını içermeyen, yalnızca derece mahkemelerinin kararlarının yeniden

incelenmesi talep edilen başvuruların açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa ve

Kanun tarafından Anayasa Mahkemesinin yetkisi dışında bırakılan hususlara

ilişkin olduğu açıktır (Miraş Mümessillik İnş. Taah.

Reklam. Paz. Yay. San. Tic. A.Ş., B. No: 2012/1056, 16/4/2013, §

34).

25. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurular için benimsediği

temel yaklaşım doğrultusunda kural olarak bireysel başvuruya konu davadaki

olayların kanıtlanması, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması,

yargılama sırasında delillerin kabul edilebilirliği ve değerlendirilmesi ile

kişisel bir uyuşmazlığa derece mahkemeleri tarafından getirilen çözümün esas

yönünden adil olup olmaması, bireysel başvuru incelemesinde değerlendirmeye

tabi tutulamaz. Anayasa'da yer alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece

ve derece mahkemelerinin kararları açık keyfîlik

içermedikçe kararlardaki maddi ve hukuki hatalar bireysel başvuru incelemesinde

ele alınamaz. Bu çerçevede derece mahkemelerinin delilleri değerlendirmesinde

ve hukuk kuralını yorumlamasında bariz takdir hatası bulunmadıkça Anayasa

Mahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz (Kenan Özteriş,

B. No: 2012/989, 19/12/2013, § 48).

26. Başvuru konusu olayda, başvurucu hakkında davalı Şirkete ait

mağazadan hırsızlık yapmış olabileceği iddiasıyla Mağaza Müdürü M.Y. tarafından

yapılan şikâyetle ilgili olarak kovuşturmaya yer olmadığı kararının verilmesi

üzerine başvurucu, şikâyet hakkını kötüye kullanarak kişilik haklarına

saldırıda bulunduğu gerekçesiyle Mağaza Müdürü M.Y. ve mağazanın ait olduğu

Şirket aleyhine manevi tazminat davası açmıştır. Mahkeme; tarafların

bildirdikleri ve dosyadaki bozma ilamında belirtilen delilleri toplayarak

yaptığı değerlendirme sonunda, davalı M.Y.nin ihbar

ve şikâyet hakkını kullanırken bile bile başvurucuyu zarara uğratma amacı ile

ya da kin ve garezle hareket etmediği, davalı ve başvurucunun anlatımları ile

davalı tanığının beyanlarına göre ihbar ve şikâyetin temelindeki olayların

şikâyet hakkının kullanılabilmesi için yeterli şüphe oluşturduğu kanaatine

ulaşarak davalının şikâyet hakkını kötüye kullanmadığı gerekçesiyle davanın

reddine karar vermiştir (bkz. § 12). Başvurucunun

temyizi üzerine Yargıtay ilgili Dairesi bu kararı onamıştır.

27. Mahkemenin, şikâyet hakkının kötüye kullanılıp

kullanılmadığı konusunda taraf anlatımları ile davalı tanığının beyanlarına

göre yaptığı değerlendirme ve ulaştığı sonuç yönünden bariz takdir hatası veya

herhangi bir keyfî durum olmadığı sonucuna varılmıştır.

28. Öte yandan başvurucu; davanın kısmen kabulüne karar

verildikten sonra temyiz üzerine eksik inceleme nedeniyle kararın usulden

bozulduğunu, bozma sonrası yapılan yargılamada Mahkemenin bozma ilamının dışına

çıkarak karar verdiğini ileri sürmüş ise de dosyada verilen 23/5/2011 tarihli

ilk kararın eksik incelemeye dayandığı gerekçesiyle Yargıtay 4. Hukuk Dairesi

tarafından davalı M.Y. yararına bozulduğu, bozma ilamında davanın kabulüne veya

reddine karar verilmesi gerektiğiyle ilgili bir değerlendirme yapılmadığı

anlaşılmaktadır (bkz. § 10). Bu nedenle anılan bozma kararının başvurucu lehine

hüküm verilmesini gerektirecek nitelikte olmadığı sonucuna varılmıştır.

29. Mahkemenin gerekçesi ve başvurucunun iddiaları

incelendiğinde iddiaların özünün, Derece Mahkemeleri tarafından delillerin

değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla

yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu görülmektedir.

30. Başvurucu, yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu

deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığına, kendi delillerini ve

iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulan delillere ve

iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ya da

uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının Derece Mahkemeleri

tarafından dinlenmediğine veya kararın gerekçesiz olduğuna ilişkin bir bilgi ya

da kanıt sunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfîlik oluşturan herhangi bir durum da tespit

edilmemiştir.

31. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürülen bu

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, Derece Mahkemesi kararının

bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik de

içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Mahkemeye Erişim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

32. Başvurucu, manevi tazminat davasını davalı Şirket ve Mağaza

Müdürü M.Y.ye karşı açtığını, dosyada verilen ilk kararda davalı Şirket

yönünden davanın reddedildiğini, bu karara yönelik temyiz itirazlarının bozma

ilamında ve ikinci kararın temyiz incelemesi sırasında değerlendirilmediğini

ileri sürmüştür.

33. Başvurucunun iddiası, temyiz talebinin Yargıtayın

ilgili Dairesince incelenmediğine ilişkin olduğundan anılan iddianın adil

yargılanma hakkının güvenceleri arasında yer alan mahkemeye erişim hakkıyla

ilgili olduğu anlaşılmaktadır.

34. Anayasa’nın 148. maddesinin (3) numaralı fıkrasının son

cümlesi şöyledir:

“Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması

şarttır.”

35. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için

kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

36. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte bir

yasa yoludur. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle

genel yargı mercilerinde, olağan yasa yolları ile çözüme kavuşturulması

esastır. Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak ihlallerinin bu olağan

denetim mekanizması içinde giderilememesi durumunda başvurulabilir (Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, §

18).

37. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle iç hukukta

düzenlenen başvuru yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca

başvurucunun, Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve

süresinde yetkili idari ve adli mercilere usulüne uygun olarak iletmesi ve bu

konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı

zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş

olması gerekir (Bayram Gök, §

19).

38. Diğer yandan olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler

önünde ileri sürülmeyen iddialar, bireysel başvuruya konu edilemeyeceği gibi

genel mahkemelere sunulmayan yeni bilgi ve belgeler de Anayasa Mahkemesine

sunulamaz (Bayram Gök, § 20).

39. Başvuruya konu davada verilen ilk kararda davalı Şirket

yönünden davanın reddine, diğer davalı yönünden davanın kısmen kabulüne karar

verilmiş; başvurucunun ve davalının temyizi üzerine anılan karar davalı

yararına bozulduğundan davacının temyiz itirazları incelenmemiştir.

40. Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) sisteminde kayıtlı belgeler

incelendiğinde bozma üzerine Mahkemenin E.2012/401 sayılı sırasına kaydedilen

dosyada hazırlanan 12/9/2012 tarihli tensip tutanağında sadece M.Y.nin davalı olarak gösterildiği, diğer davalı Şirkete

tutanakta yer verilmediği görülmüştür. Söz konusu tensip tutanağı başvurucu

vekiline tebliğ edilmiş ancak başvurucu veya vekili, tensip tutanağında davalı

Şirketin yer almamasıyla ilgili Mahkemeye bir itirazda bulunmamış; bozma

sonrası yapılan üç duruşmada da bu davalının yargılamada taraf olarak yer

alması gerektiği yönünde bir talebi Mahkemeye iletmemiştir. Bu nedenle Mahkeme,

ikinci kararının başlığında sadece davalı M.Y.nin

ismine yer vermiş, hükmü de sadece davalı M.Y. hakkında kurmuştur.

41. Başvurucu, Mahkemenin 31/1/2013 tarihli ikinci kararını

temyiz ederken de davalı Şirket hakkında ikinci kararda hüküm kurulmamasını

temyiz nedeni olarak ileri sürmemiş; bu davalı yönünden davanın reddine ilişkin

ilk kararın hukuka aykırı olduğuna dair bir imada da bulunmamıştır. Başvurucu

temyiz talebini, davalı M.Y. yönünden verilen davanın reddi kararının hukuka

aykırı olduğuna hasretmiştir (bkz. § 13).

42. Başvurucunun iddia ettiği hak ihlalini düzeltme imkânını

yargısal makamlara tanımaksızın bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır.

Diğer bir ifadeyle davalı Şirketin bozma sonrasındaki yargılamada taraf olarak

yer alması gerektiği iddiasını İlk Derece Mahkemesinde ileri sürmediği gibi

ikinci kararı temyiz ederken de bu davalı yönünden bir talepte bulunmadığı

görülmüştür. Dolayısıyla başvurucunun davalı Şirket hakkındaki davasını takip

etmek için gerekli özeni göstermediği, bu davaya ilişkin şikâyetini Derece

Mahkemeleri önünde ileri sürmeksizin ilk defa Anayasa Mahkemesi önünde dile

getirdiği anlaşılmıştır.

43. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul

edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Temyiz Mercii

Kararının Gerekçesiz Olduğuna İlişkin İddia

44. Başvurucu, temyiz merciinin onama kararının gerekçesiz

olduğunu belirterek Anayasa’nın 141. maddesinde düzenlenen hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

45. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

46. Anayasa’nın “Duruşmaların

açık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.”

47. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da

cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan,

kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul

bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına

sahiptir.”

48. Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme

yaptığı birçok kararında ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşme'nin

lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının

kapsamına dâhil edilen gerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibi

ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 38).

49. Hakkaniyete uygun yargılamanın bir unsuru olan gerekçeli

karar hakkı, Anayasa’nın 141. maddesinin birinci fıkrası uyarınca mahkemelerin

uyması gereken bir yükümlülük olarak düzenlenmiştir. Bir muhakemede usule ilişkin

koruma sağlayan adil yargılanma hakkının önemli unsurlarından biri olan

gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve

denetlemeyi amaçlamaktadır (Sencer Başat ve

diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, § 31).

50. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanma

hakkının unsurlarından biri olmakla beraber bu hak, yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi şeklinde

anlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı, kararın

niteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açık bir

yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarının cevapsız

bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır. Bunun yanı sıra kanun yolu

mahkemelerince verilen karar gerekçelerinin ayrıntılı olmaması da her zaman bu

hakkın ihlal edildiği şeklinde yorumlanmamalıdır. Kanun yolu mahkemelerince

verilen bu tür kararların, ilk derece mahkemesi kararlarında yer verilen

gerekçelerin kabul edilmiş olduğu şeklinde yorumlanması uygun olupbu durumda, üst dereceli mahkeme tarafından önceki

mahkeme kararının gerekçesinin benimsendiği kabul edilmelidir (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt

Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., B. No:

2013/1213, 4/12/2013, § 26).

51. Somut başvuru açısından Mahkeme 31/1/2013 tarihli kararında

davalı, başvurucu ve davalı tanığının beyanlarına göre ihbar ve şikâyetin

temelindeki olayların şikâyet hakkının kullanılabilmesi için yeterli şüphe

oluşturduğu kanaatine ulaşarak davalının şikâyet hakkını kötüye kullanmadığı

gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş; başvurucu, bu karara yönelik temyiz

başvurusunda davalının şikâyet hakkını kötüye kullandığının kabulünün

gerektiğini ileri sürmüştür.

52. Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 4. Hukuk Dairesi,

delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre

başvurucunun temyiz itirazlarını yerinde görmeyerek hükmü onamıştır (bkz. §

13). Bu itibarla onama kararında İlk Derece Mahkemesi kararındaki gerekçenin

benimsendiği, bu açıdan temyiz mercii kararının gerekçesiz olduğundan söz

edilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.

53. Açıklanan nedenlerle gerekçeli karar hakkına yönelik bir

ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yargılamada usul kurallarına riayet edilmeyerek adil

olmayan karar verildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın “başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Temyiz mercii karının gerekçesiz olduğuna ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına

18/2/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Kamil KAYA

Basvurucu

:

Gülten VAROL

Vekili

:

Av. Berna

KARADAŞ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/9084, 18 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. 1. Yargılamada usul kurallarına riayet edilmeyerek adil
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına
  13. Yıldırım
  14. Özgüldür
  15. Topal
  16. M. Emin KUZ
  17. Karadaş
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/9084
Tarih
18 Şubat 2016

İlgili Kararlar

  • Ercan Oral Başvurusu (B. No: 2013/3827)
  • Hüdayi Ercoşkun Başvurusu (B. No: 2013/6235)
  • Yaman Turizm Servis Nakliye San. Tic. Ltd. Şti. ve Ali Maşacı Başvurusu (B. No: 2013/6150)
  • Salih Alkan Başvurusu (B. No: 2013/4747)
  • Sedat Demir Başvurusu (B. No: 2013/9646)
  • Feyziye Kılıç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/6645)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.