İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

H.ö. Başvurusu (B. No: 2017/34332)

1. Başvuru; ceza infaz kurumunda mektup ve faks gibi yazılı

Başvuru No2017/34332Tarih12 Aralık 2018Okuma14 dk · 2.803 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm H.Ö. Başvurusu

Karar tarihi
12 Aralık 2018
Başvuru Numarası
2017/34332
R.G. Tarih ve Sayı
4/1/2019-30645
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.803 kelime·14 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; ceza infaz kurumunda mektup ve faks gibi yazılı

haberleşme araçlarının kullanılmasının yasaklanması nedeniyle haberleşme

hürriyetinin, açık görüş hakkının sınırlandırılması nedeniyle de aile hayatına

saygı hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 6/9/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Türkiye 15 Temmuz 2016 gecesi silahlı bir darbe teşebbüsüyle

karşı karşıya kalmış ve Bakanlar Kurulu tarafından ülke genelinde 21/7/2016

tarihinden itibaren doksan gün süreyle olağanüstü hâl (OHAL) ilan edilmesine

karar verilmiştir. Üç aylık sürelerle uzatılan OHAL süreci 18/7/2018 tarihinde

sona ermiştir. Darbe teşebbüsüne ilişkin süreç, OHAL ilanı, OHAL döneminin

gerektirdiği tedbirlere ilişkin detaylı açıklamalar Anayasa Mahkemesinin Aydın Yavuz ve diğerleri ([GK], B. No:

2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-20, 47-66) kararında yer almaktadır.

10. Başvurucu 15 Temmuz 2016 tarihli darbe teşebbüsü sonrasında Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması

(FETÖ/PDY) üyesi olduğu gerekçesiyle(kapatılan) Çorlu Sulh Ceza Hâkimliğinin

17/7/2016 tarihli kararıyla tutuklanarak Tekirdağ T Tipi Kapalı Ceza İnfaz

Kurumuna konulmuş, buradan sırasıyla Silivri 7 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz

Kurumuna ve Silivri 6 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (Ceza İnfaz

Kurumu) nakledilmiştir.

A. Hükümlü ve Tutukluların Mektup, Faks ve

Telgrafları Alma ve Gönderme Haklarının Kısıtlanmasına İlişkin Süreç

11. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (Cumhuriyet

Başsavcılığı) 12/8/2016 tarihli talimat yazısıyla FETÖ/PDY soruşturmaları

kapsamında ceza infaz kurumlarında tutuklu olarak bulunan şüphelilerin OHAL süresince

yazılı haberleşme araçlarını kullanmalarının yasaklanmasına karar verilmiştir.

Ceza infaz kurumu müdürlüklerine gönderildiği belirtilen yazı şöyledir:

"Cumhuriyet Başsavcılığımızca; 15/7/2016

tarihinde vuku bulan, FETÖ/PYD silahlı terör örgütü mensuplarının

gerçekleştirdiği, kısa adıyla darbeye teşebbüs suç ve eylemlerine ilişkin

yürütülen soruşturmalar kapsamında halen Silivri Kapalı Ceza Evlerinde tutuklu

bulunan şüphelilerin olağanüstü hal süresince 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 114. maddesi gereğince mektup ve faks

gibi haberleşme araçlarını kullanmalarının yasaklanmasına karar verilmiştir.

Verilen karar gereğince uygulama ve işlem

yapılması rica olunur."

12. Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı (İdare

ve Gözlem Kurulu) tarafından da Cumhuriyet Başsavcılığının söz konusu talimatı

doğrultusunda 30/11/2016 tarihli bir karar alınmıştır.

13. Başvurucu, İdare ve Gözlem Kurulunun anılan kararına karşı

Silivri 2. İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) itirazda bulunmuştur.

Dilekçesinde başvurucu; kapsamı ve sınırları belirli olmayan, bireyselleştirme

yapılmadan verilen söz konusu tedbir kararının hukuka aykırı olduğunu ve bu

karar nedeniyle haberleşme hürriyetinin engellendiğini ileri sürmüştür.

14. Söz konusu itiraz, İnfaz Hâkimliğinin 30/5/2017 tarihli

kararıyla esasa girilmeden reddedilmiştir. Karar gerekçesinde; yazılı

haberleşme araçlarının yasaklanmasına ilişkin Cumhuriyet Başsavcılığınca

verilen kararın denetlenmesinin İnfaz Hâkimliğinin görev ve yetki alanında

olmadığı, esas yönünden bir inceleme yapılamayacağı belirtilmiştir.

15. İnfaz Hâkimliği kararına karşı yapılan itiraz, kararın usule

ve mevzuata uygun olduğu gerekçesiyle Silivri Ağır Ceza Mahkemesinin (Ağır Ceza

Mahkemesi) 24/7/2017 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

16. Nihai karar 18/8/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

17. İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/11/2017 tarihli ara

kararıyla başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir.

18. Şüphelilerin yazılı haberleşme araçlarını kullanmalarının

yasaklanmasına ilişkin Cumhuriyet Başsavcılığının söz konusu talimatı 27/2/2018

tarihli kararla kaldırılmıştır.

B. Açık Görüş Hakkının Sınırlandırılmasına

İlişkin Süreç

19. İdare ve Gözlem Kurulunun 28/11/2016 tarihli kararıyla

ilgili mevzuatta sayılan suçlardan hükümlü ve tutuklu olanların açık

görüşlerinin iki ayda bir kez yaptırılmasına karar verilmiştir. Kararın ilgili

kısmı şöyledir:

"...18/8/2016 tarihli, 29805 sayılı Resmi

Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Hükümlü

ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına

Dair Yönetmelik'in 1. maddesi ile ihdas olunan Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret

Edilmeleri Hakkında Yönetmelik'in 5/1-e maddesindeki düzenleme 'Kurum mevcudu,

güvenliği ve düzeni dikkate alınmak suretiyle 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı

Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve

Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, 12/4/1991 tarihli ve 3 713 sayılı Terörle

Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlardan, hükümlü ve tutuklular için ceza

infaz kurumlarındaki açık görüşler idare ve gözlem kurulu kararıyla iki ayda

bir yaptırılabilir.' şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemenin verdiği yetkiye

istinaden; bu suçlardan tutuklu/hükümlü olanların açık görüşlerinin iki ayda

bir İdare ve Gözlem Kurulunun belirlediği gün ve saatte yaptırılmasına;

..."

20. Başvurucu; İdare ve Gözlem Kurulunun söz konusu kararına

karşı İnfaz Hâkimliğine itirazda bulunarak ayda bir kez yaptırılan açık görüşün

iki ayda bir kez olacak şekilde sınırlandırılması nedeniyle maddi ve manevi

varlığının zayıflatıldığını, ailesiyle ilişki kurmasının engellendiğini ileri

sürmüştür.

21. Anılan itiraz, İnfaz Hâkimliğinin 2/6/2017 tarihli kararıyla

reddedilmiştir. Karar gerekçesinde, açık görüşün sınırlandırılmasına ilişkin

kararın mevzuata ve ceza infaz kurumu kurallarına uygun olduğu belirtilmiştir.

22. İnfaz Hâkimliği kararına karşı yapılan itiraz, kararın usule

ve mevzuata uygun olduğu gerekçesiyle Ağır Ceza Mahkemesinin 22/6/2017 tarihli

kararıyla reddedilmiştir.

23. Nihai karar 4/8/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

24. Başvurucu 6/9/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

25. Ceza İnfaz Kurumu tarafından Anayasa Mahkemesine gönderilen

3/7/2018 tarihli yazıda başvurucunun yakınlarıyla açık ve kapalı görüş yaptığı

tarihlere ilişkin bilgi verilmiştir. Buna göre başvurucu 30/9/2016 ile 6/4/2017

tarihleri arasında bulunduğu Silivri 7 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda

on dokuz kez kapalı ve üç kez açık, 6/4/2017-10/11/2017 tarihleri arasında

bulunduğu Silivri 6 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda ise on kez kapalı

ve altı kez açık görüş gerçekleştirmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Haberleşme Hürriyeti Yönünden

1. İlgili Mevzuat

26. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un

"Tutukluların hakları" kenar başlıklı 114. maddesinin (3)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Tutukluların yazılı

haberleşmeleri ile telefonla görüşmeleri, soruşturma evresinde Cumhuriyet

savcısı, kovuşturma evresinde hâkim veya mahkemesince kısıtlanabilir."

27. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tazminat istemi" kenar başlıklı

141. maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:

"Birinci fıkrada yazan hâller dışında,

suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya

diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının

verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak

Devlet aleyhine açılabilir."

28. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Karar veya hükümlerin

kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya

hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde

bulunulabilir.

(2)

İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır

ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir

ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara

bağlanır."

2. İlgili Yargı Kararları

29. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 11/6/2018 tarihli ve

E.2018/2990, K.2018/6506 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

"... yeterli uzmanlığı bulunmayan

bilirkişiye rapor düzenlettirerek, bu raporu esas alıp dava açan Cumhuriyet

savcısının eylemlerinden ötürü manevi tazminat isteminde bulunulduğu

görülmekle, belirtilen davanın 5271 sayılı CMK'ın

141/3 maddesinde düzenlenen hakim ve Cumhuriyet savcısının verdiği karara ve

yaptığı işleme dayanılarak açıldığı, 6545 sayılı Kanunun 70. maddesi ile ekli CMK'nın 141/3 maddesinde, 'Birinci fıkrada yazan hâller

dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız

fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet

savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat

davaları ancak Devlet aleyhine açılabileceği'nin

belirtildiği, aynı Kanun'un 86. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici

8. maddesinde ki 'Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce suç soruşturması

ve kovuşturması sırasında yapılan her türlü işlem veya alınan karar nedeniyle

hâkimler ve Cumhuriyet savcıları hakkında hukuk mahkemelerinde açılan ve hâlen

derdest olan tazminat davasına ilişkin dosyalar mahkemesince, Yargıtay

incelemesinde bulunan dosyalar ise esası incelenmeksizin ilgili dairece yetkili

ağır ceza mahkemesine gönderilir. Bu davalar ağır ceza mahkemelerince, Ceza

Muhakemesi Kanununun 141 inci ve devamı maddeleri uyarınca Devlet aleyhine

yürütülmek suretiyle karara bağlanır.' şeklinde düzenleme dikkate alındığında, CMK'nın 141/3 maddesinde belirtilen hakim ve Cumhuriyet

savcılarının karar veya işlemlerine dayalı tazminat davalarının ağır ceza

mahkemelerinde karar bağlanacağı hususu gözetilmeden, davanın görev yönünden

reddine dair yazılı şekilde hüküm tesisi, Kanuna aykırı olup, ... sair yönleri

incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı ... bozulmasına ... karar verildi."

30. Yargıtay 12.

Ceza Dairesinin 28/5/2018 tarihli ve E.2017/8495, K.2018/5987 sayılı kararının

ilgili kısımları şöyledir:

"... tarihli duruşmada davacı vekili

tarafından, dinleme kararı veren hakim hakkında, kurul tarafından soruşturma

açıldığının iddia edilmesi karşısında, tazminat istemine dayanak soruşturma

dosyasında görev yapan Cumhuriyet savcıları ve hakimler hakkında yürütülen adli

ve idari soruşturma olup olmadığı, olması halinde sonucunun, Cumhuriyet

savcıları ve hakimlerin kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk

hâllerinin bulunup bulunmadığı, CMK'nın 141/3.

maddesinde belirtilen halin davacı lehine oluşup oluşmadığının araştırılmaması

... Kanuna aykırı olup ... hükmün ... bozulmasına ... karar verildi."

B. Aile Hayatına Saygı Hakkı Yönünden

31. Anayasa Mahkemesi daha önceki içtihadında mahpusların açık

görüş hakkının sınırlandırılmasına dayanak oluşturan ulusal ve uluslararası

mevzuat ile konuyla ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına

yer vermiştir (Halil Berk, B. No:

2017/8758, 21/3/2018, §§ 18-37; M.Ö., B.

No: 2017/34584, 22/3/2018, §§

18-37).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

32. Mahkemenin 12/12/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi Yönünden

33. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve giderlerini ödeyemeyecek

durumda olduğunu belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.

34. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama

giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça

dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi

gerekir.

B. Haberleşme Hürriyetinin İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

35. Başvurucu; mektup ve faks gibi haberleşme araçlarının

kullanımının yasaklanması yönünde alınan karar nedeniyle eşi ve çocuklarıyla

duygularını yazılı şekilde paylaşamadığını, maruz kaldığı ayrımcı ve ölçüsüz

uygulamaları medya organlarına iletemediğini, yaşadıklarını dışarıya

duyuramadığını belirtmiştir. Başvurucu, bir suç nedeniyle tutuklu olması

gerekçe gösterilerek hakkında herhangi bir disiplin cezası bulunmamasına rağmen

bu tür bir kısıtlamaya tabi tutulmasının haberleşme hürriyetinin ihlali

anlamına geldiğini ileri sürmüştür.

36. Bakanlık görüşünde, başvurucunun haberleşme hürriyetine

müdahalede bulunulmadığı ve iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olduğu

belirtilmiştir. Görüşte; Anayasa Mahkemesi tarafından haberleşme hürriyetine

yönelik bir müdahalenin bulunduğu sonucuna varıldığı takdirde ise söz konusu

müdahalenin kanuni dayanağının bulunduğu, meşru amaç içerdiği ve 5275 sayılı

Kanun'daki yetkiye istinaden alınan geçici nitelikteki kısıtlama kararının

demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmadığı

şeklinde değerlendirme yapılmasının uygun olacağı ifade edilmiştir.

2. Değerlendirme

37. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereği bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm

organlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya

çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu

nedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece

mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve

bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, § 16).

38. Tüketilmesi gereken başvuru yollarının ulaşılabilir olması

yanında telafi kabiliyetini haiz olması ve tüketildiğinde başvurucunun

şikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanıması gerekir. Dolayısıyla

mevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına yeterli olmayıp uygulamada da

etkili olduğunun gösterilmesi ya da en azından etkili olmadığının kanıtlanmamış

olması gerekir (Ramazan Aras, B.

No: 2012/239, 2/7/2013, § 29). Bununla birlikte soyut olarak makul bir başarı

sunma kapasitesi bulunan bir başvuru yolunun uygulamada başarıya ulaşmayacağına

dair şüphe, o başvuru yolunun tüketilmemesini haklı kılmaz. Özellikle sonradan

oluşturulan ve henüz uygulaması olmayan başvuru yollarının bu kapsamda

değerlendirilmesi gerekir (Ramazan Korkmaz, B.

No: 2016/36550, 19/7/2017, § 33).

39. Somut olayda başvurucunun haberleşme hürriyetinin ihlal

edildiğine ilişkin iddiasını yalnızca İnfaz Hâkimliği önünde ileri sürdüğü

görülmektedir. İnfaz Hâkimliği ise yazılı haberleşme araçlarının yasaklanmasına

ilişkin Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kararın denetlenmesinin İnfaz

Hâkimliğinin görev ve yetki alanında olmadığı gerekçesiyle esas yönünden bir

inceleme yapmaksızın itirazın reddine karar vermiştir. Akabinde söz konusu

iddia, başvurucu tarafından başka herhangi bir merci önünde ileri sürülmeden

bireysel başvuru yoluyla doğrudan Anayasa Mahkemesinin önüne taşınmıştır.

Dolayısıyla yazılı haberleşmenin kısıtlanması nedeniyle haberleşme hürriyetinin

ihlal edildiğine ilişkin şikâyet yönünden etkili bir olağan kanun yolunun var

olup olmadığı öncelikle belirlenmelidir.

40. Bu bağlamda somut olay yönünden etkili olduğu kabul edilecek

başvuru yolunun Anayasa’da öngörülmüş güvencelere aykırılık nedeniyle haberleşme

hürriyetinin ihlal edildiğini özü itibarıyla tespit etme ve yeterli giderim

sağlama imkânı sunan bir yol olması gerekmektedir. Haberleşme hürriyetine

yönelik müdahalenin devam ettiği durumlarda müdahalenin sona erdirilmesini

sağlamaya elverişli başvuru yollarının tüketilmesi gerektiği açıktır.

Soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı tarafından tutukluların yazılı

haberleşme araçlarını kullanmasını yasaklayan bir karar verildiği, bu kararın

yürürlükte olduğu durumlarda kararın kaldırılması ve bu suretle haberleşme

hürriyetine yönelik müdahalenin sona erdirilmesi talebiyle ilgililer tarafından

yetkili sulh ceza hâkimliğine itiraz yoluyla başvurulması bu kapsamda elverişli

bir başvuru yolu olarak değerlendirilebilecektir. Ancak somut olaydaki gibi

tutuklunun yazılı haberleşme araçlarını kullanmasını yasaklayan kararın

kaldırıldığı ve müdahalenin sona erdiği durumlarda artık haberleşmenin

yasaklanmasına dair tedbirin ortadan kaldırılmasına karar verilemeyeceğinden

uğranılan zararları tazmin etmeye uygun başvuru yollarının varlığı yeterli hâle

gelecektir. Bu anlamda, tutukluların haberleşme hürriyetlerini engelleyici

nitelikteki tedbirin sona erdiğinin tespit edilmesi hâlinde haberleşme

hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin olarak ileri sürülecek şikâyetler bakımından

etkili hukuk mekanizmasının tazminat yolu olduğu söylenebilir.

41. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

istemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (3) numaralı fıkrasında,

suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya

diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet

savcılarının verdiği kararlar veya yaptığı işlemler nedeniyle devlet aleyhine

tazminat davası açılabileceği öngörülmüştür. Anılan hüküm kapsamında Cumhuriyet

savcılarının yapmış oldukları işlemler nedeniyle zarar gördüğünü düşünen

mağdurlar yönünden bir başvuru mekanizmasının bulunduğu anlaşılmaktadır (M.Y., B. No: 2014/7149, 22/11/2017, § 50).

Nitekim Yargıtayın da bu doğrultuda

değerlendirmelerde bulunduğu görülmektedir (bkz. §§ 29, 30).

42. Somut olayda, Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma

kapsamında verilen, tutuklu bulunan

şüphelilerin olağanüstü hal süresince yazılı haberleşmelerinin yasaklanmasına

ilişkin talimatın 27/2/2018 tarihinde kaldırıldığı görülmektedir.

Söz konusu talimatın başvurucu hakkında da tahliye edildiği 10/11/2017 tarihine

kadar uygulandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla haberleşme hürriyetine yönelik

olarak uygulanan ve sonradan kaldırılan söz konusu tedbirin hukuka uygun olup

olmadığı 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (3) numaralı fıkrası kapsamında

açılacak söz konusu davada incelenebilecek ve bir hukuka aykırılık tespit

edildiğinde başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Somut olay

bağlamında bu hususlar dikkate alındığında 5275 sayılı Kanun'un 141. maddesinin

(3) numaralı fıkrasında öngörülen tazminat davası açma yolunun tüketilmesi

gereken etkili bir hukuk yolu olarak kabul edilmemesi için bir nedenin olmadığı

ve makul bir başarı sunma kapasitesinin bulunduğu değerlendirilmektedir. Sonuç

olarak belirtilen olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun

incelenmesinin bireysel başvurunun ikincillik

niteliği ile bağdaşmadığı kanaatine varılmıştır.

43. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Aile Hayatına Saygı Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

44. Başvurucu, tutuklu olarak bulunduğu süre boyunca açık görüş hakkının

iki ayda bir olacak şekilde haksız yere sınırlandırıldığını belirterek aile

hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

45. Anayasa Mahkemesi tutuklu olarak bulunulan süre boyunca açık

görüş hakkının haksız şekilde sınırlandırıldığı iddiasına ilişkin olarak bu

sınırlamanın aile hayatına saygı hakkına bir müdahale oluşturduğunu, kanuni

dayanağı olan bu müdahalenin meşru amacının bulunduğunu tespit etmiş ve 15

Temmuz 2016 tarihli darbe teşebbüsünden sonra ortaya çıkan OHAL koşulları ile

tutuklu sayısı hızla artış göstermesine rağmen personel sayısının azalması

nedeniyle ceza infaz kurumlarında güvenlik önlemlerinin artırılması hususunda

oluşan acil ihtiyaç ve isnat edilen suçların ağırlığı gözönüne

alınarak tutuklular hakkında getirilen birtakım sınırlamaların demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygunluk koşuluna aykırılık oluşturmadığını

belirterek her somut vaka özelinde sınırlamanın ölçülülük ilkesine uygun olup olmadığının incelenmesi

gerektiği sonucuna varmıştır (Halil Berk,

§§ 48-56; M.Ö., §§ 49-57).

46. 17/6/2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmi Gazete'de

yayımlanan Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik'in 5.

maddesinde 18/8/2016 tarihinde yapılan değişiklikle, terör suçlarından tutuklu

ve hükümlü olanların iki ayda bir açık görüş hakkından yararlandırılabileceği

düzenlenmiştir. Haftada bir kez kapalı görüş yapma hakkı yönünden ise görüş

sıklığını sınırlandıran bir değişiklik yapılmamıştır. Somut olayda başvurucunun

Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunduğu süre boyunca belirtilen sıklıkta

yakınlarıyla açık ve/veya kapalı görüş hakkından yararlandırılmadığına ilişkin

bir iddiası bulunmamaktadır. En geç iki ayda bir kez açık görüş hakkından,

haftada bir kez de kapalı görüş hakkından yararlandırıldığı anlaşılan

başvurucunun bu görüşlerde aile fertleriyle doğrudan temasını sürdürme

imkânından mahrum bırakılmadığı anlaşılmaktadır (bkz. § 25).

47. Tüm bu hususlar gözönüne

alındığında OHAL koşullarının gerektirdiği kamu düzeninin korunması ihtiyacı ve

Ceza İnfaz Kurumu güvenliğini sağlama amacı doğrultusunda -isnat edilen suçun

ağırlığı da dikkate alınarak- başvurucunun aile fertleriyle olan ilişkisinin

sürdürülmesini engellemeyen açık görüş hakkının sınırlandırılması şeklindeki

söz konusu müdahalede kamu makamları tarafından güdülen meşru amaç ile

başvurucunun bireysel yararı arasında adil bir dengenin kurulduğu, demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun olan müdahalenin ulaşılmak istenen amaçla

ölçülü olduğu değerlendirilmektedir. Sonuç olarak başvuru konusu olayda açık ve

görünür bir ihlal bulunmamaktadır.

48. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

C. 1. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 12/12/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör Yrd. : Fatih ALKAN Başvurucu : H.Ö.

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/34332, 12 Aralık 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Hükümlü ve Tutukluların Mektup, Faks ve
  7. B. Açık Görüş Hakkının Sınırlandırılmasına
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. A. Haberleşme Hürriyeti Yönünden
  10. B. Aile Hayatına Saygı Hakkı Yönünden
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Adli Yardım Talebi Yönünden
  13. B. Haberleşme Hürriyetinin İhlal Edildiğine
  14. C. Aile Hayatına Saygı Hakkının İhlal
  15. B. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli
  16. D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  17. Özgüldür
  18. Gökcan
  19. Hakyemez
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/34332
Tarih
12 Aralık 2018

İlgili Kararlar

  • Mustafa Sevimli Başvurusu (B. No: 2015/7565)
  • Hüsnü Dursun Başvurusu (B. No: 2015/15773)
  • M.p.b. Başvurusu (B. No: 2015/19357)
  • Mustafa Genç Başvurusu (B. No: 2018/12508)
  • Ömür Çağdaş Ersoy Başvurusu (B. No: 2015/11715)
  • Hidayet Karaca Başvurusu (B. No: 2015/7254)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.