İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hüsnü Dursun Başvurusu (B. No: 2015/15773)

1. Başvuru, ölüm olayına ilişkin etkili bir ceza soruşturması

Başvuru No2015/15773Tarih12 Aralık 2018Okuma18 dk · 3.531 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hüsnü Dursun Başvurusu

Karar tarihi
12 Aralık 2018
Başvuru Numarası
2015/15773
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.531 kelime·18 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ölüm olayına ilişkin etkili bir ceza soruşturması

yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 18/9/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden ulaşılan bilgi ve belgelere göre

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu, Bingöl M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza

İnfaz Kurumu) hükümlü iken 8/6/2014 tarihinde yaşamını yitiren 1981 doğumlu O.D.nin kardeşidir.

.

7. Başvuru ve soruşturma dosyasına yansıdığı kadarıyla O.D.

31/5/2010 ile 3/6/2014 tarihleri arasında çeşitli rahatsızlıklar nedeniyle

kurum aile hekimleri ve hastane doktorları tarafından muayene edilmiş, farklı

teşhislerle tedavileri yapılmıştır.

8. Son olarak 3/6/2014 tarihinde koğuştaki diğer mahkûmların

rahatsızlandığını bildirmesi üzerine O.D. kanlı kusma şikâyetiyle Bingöl Devlet

Hastanesi Acil Servisine getirilmiştir.

9. Hastanede O.D.nin bilincinin

kapalı, genel durumunun kötü olduğunun ve kusmasının devam ettiğinin görülmesi

üzerine O.D. acil olarak endoskopiye alınmıştır. Şiddetli kusma nedeniyle

endoskopi işleminin tamamlanamaması üzerine şahıs acilen ameliyata alınmıştır.

Ameliyatta malign

(kötü huylu) görünümlü kitle tespit edilerek alınmıştır.

10.Hasta, hastanede yoğun bakım ünitesi olmadığından 5/6/2014

tarihinde Elazığ Eğitim ve Araştırma Hastanesine

(Araştırma Hastanesi) sevk edilmiştir.

11. Araştırma Hastanesinin Genel Cerrahi Kliniğinde solunumu

durduğu tespit edilen O.D. Anestezi Yoğun Bakım Ünitesine alınmış, burada

yapılan müdahalelere rağmen 8/6/2014 tarihinde vefat etmiştir.

12. Başvurucunun 22/8/2014 havale tarihli dilekçeyle kardeşinin

ölümüyle ilgili ihmal suretiyle ölüme sebebiyet verme ve görevi kötüye kullanma

suçlarından şikâyetçi olması üzerine Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığınca

(Cumhuriyet Başsavcılığı) soruşturma başlatılmıştır.

13. Cumhuriyet Başsavcılığı 22/10/2014 tarihli müzekkereyle Ceza

İnfaz Kurumundan O.D.nin hangi tarihte Ceza İnfaz

Kurumuna alındığına, Ceza İnfaz Kurumunda kaldığı süre içinde herhangi bir

hastalığının bulunup bulunmadığına, hastalığı bulunuyor ve tedavi talepleri var

ise bu taleplerinin nasıl karşılandığına, tedavisinin usulüne uygun olarak

yapılıp yapılmadığına, taleplerin kimler tarafından değerlendirildiğine,

bununla ilgili ne tür işlemler yapıldığına ilişkin bilgi ve belgelerin ivedi

olarak iletilmesini istemiştir.

14. Ceza İnfaz Kurumunun 27/10/2014 tarihli cevap yazısında

özetle O.D.nin 27/04/2012 tarihinde hükümlü olarak

Kuruma alındığı, hükümlü veya tutuklulardan ağır hastalığı olanların

tedavilerinin Kurum tarafından resen yapıldığı, diğer hükümlü ve tutukluların

ise Kurum revirindeki ilk muayenesinde gerek görülmesi hâlinde hastaneye sevk

edildikleri belirtilmiştir. Yazıya göre O.D., Ceza İnfaz Kurumu revirinde aile

hekimince muayene edilmiş, Bingöl Devlet Hastanesi ve Araştırma Hastanesindeki

doktorlara tedavi ve kontrol için otuz sekiz kez gönderilmiş, herhangi bir ağır

ve önemli hastalığı olduğuna dairkendisine teşhis

konmamıştır. Son olarak 3/6/2014 tarihinde rahatsızlanması üzerine 112 Acil

Servis görevlilerince ilk tedavisi yapılarak ambulans ile Bingöl Devlet

Hastanesine sevk edilmiş, O.D.ye ileri evre mide kanseri teşhisi konulmuştur.

Ceza İnfaz Kurumu, O.D.nin Kuruma alındığı 27/4/2012

tarihi sonrasında ve öncesindeki sürelerde gerek Kurum revirinde gerekse de

sevk edildiği Bingöl ve il dışı hastanelerde gördüğü tedavilere ilişkin

belgeleri de Başsavcılığa iletmiştir.

15. Cumhuriyet Başsavcılığı 17/11/2014 tarihinde Adli Tıp Kurumu

Bingöl Şube Müdürlüğünden (Adli Tıp Kurumu) başvurucunun kardeşinin yanlış ve

geç teşhis nedeniyle mide kanserinin ilerlemesi neticesinde vefat ettiği

iddiasıyla ilgili olarak Bingöl Devlet Hastanesinde düzenlenen tüm tıbbi

evrakın değerlendirilip ölüm olayında teşhis ve tedavi yönünden herhangi bir

ihmal ya da kusurun bulunup bulunmadığına ilişkin rapor verilmesi talebinde

bulunmuştur.

16.Adli Tıp Kurumunun 18/12/2014 tarihli raporunun ilgili kısmı

şöyledir:

" Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığı'nın

2014/4078 Soruşturma nolu dosyası içerisinde bulunan [O.D.] adına kayıtlı bulunan tıbbi evraklarda;

1) 24.05.2010 tarih ve 2217 sayı ile KBB polk.kurum doktoru tarafından sevk

edildiği,

2) 31.05.2010 tarih ve 2010/4681sayı ile BDH

KBB polikliniğine sevk edildiği paranazal sinüs BT'si çekilerek muayenesinin yapıldığı,

3) 07.06.2010 tarih ve 2010/4915 sayı ile

tomografi çekimi için BDH'ye sevk edildiği,

4) 19.08.2010 tarih ve 2010/7431 sayı ile BDH

nöroloji polikliniğine sevk edilerek EEG çekildiği senkop

ve bayılma tanısıyla devamında Elazığ Ruh ve Sinir

Hastanesine sevk edildiği,

5) 20.08.2010 tarih ve 2010/7447 sayı ile

Nöroloji polikliniğine sevk edildiği oradan da depresif nöbet tanısıyla

psikiyatriye sevk edildiği,

6) 05.05.2011 tarih ve 1770 sayı ile kurum

aile hekimi tarafından KBB polikliniğine sevk edildiği,

7) 12.05.2011 tarih ve 2009/490 sayı ile KBB

polikliniğinde Muayene edildiği, alerjik rinit

teşhisi konulduğu,

8) 20.05.2011 tarih ve 3989 sayı ile paranazal sinüs BT tetkik sonucu verildiği,

9) 27.05.2011 tarih ve 2009/490 sayı ile

tomografi çekimi yapıldığı,

10) 18.07.2011 tarih ve 2009/490 sayı ile

Bingöl Devlet Hastanesi KBB polikliniğine sevk edildiği, "nazal septum deviasyonu" tanısı

ile yatışı yapılarak tetkik ve tedavisinin yapıldığı, 21.07.2011 tarihinde

salah ile taburcu edildiği,

11) 13.09.2011 tarih ve 3097 sayı ile kurum

aile hekimi tarafından plastik cerrahi polikliniğine sevk edildiği,

12) 16.09.2011 tarih ve 2009/490 sayı ile

plastik cerrahi plikliniğine sevk edildiği,

13) 18.10.2011 tarih ve 3562 sayı ile kurum

aile hekimi tarafından KBB polikliniğine sevk edildiği,

14) 26.10.2011 tarih ve 2009/490 sayı ile KBB

sevk edildiği,

15) 23.11.2011 tarih ve 2009/490 sayı ile

KBB'ye sevk edildiği, RF operasyonu için KBB yatışı yapıldığı,

16) 02.12.2011 tarih ve 428800 sayı ile konka hipertrofisi tanısı ile KBB

polikliniğine müracaat ettiği,

17) 12.02.2012 tarih ve 2434 sayı ile acil polk. Gastrit ve alerjik rinit

teşhisiyle reçete verildiği,

18) 05.01.2013 tarih ve 2012/240 sayı ile acil

polikliniğine sevk edildiği ve yumuşak doku bozukluğu tanısıyla muayenesinin

yapıldığı,

19) 06.01.2013 tarih ve 2012/240 sayı ile

2012/240 sayı ile acil polikliniğine sevk edildiği ve yumuşak doku bozukluğu

tanısıyla reçete verildiği,

20) 06.03.2014 tarih ve 543 sayı ile kurum

aile hekimi tarafından reçete verildiği,

21) 14.03.2014 tarih ve 621 sayı ile Göğüs

Hastalıkları polikliniğine sevk edildiği,

22) 15.03.2014 tarih ve 2012/240 sayı ile acil

polikliniğine sevk edildiği, muayenesonucunda

kardiyoloji polikliniği önerildiği,

23) 16.03.2014 tarih ve 2012/240 sayı ile acil

polikliniğine sevk edildiği, muayene sonucunda kardiyoloji polikliniği

önerildiği,

24) 17.03.2014 tarih ve 883 sayı ile 112 acil

servis tarafından muayene yapıldığı ve önerilerde bulunulduğu,

25) 20.03.2014 tarih ve 2013/240 sayı ile acil

polikliniğine sevk edildiği, muayenesonucunda

kardiyoloji polikliniği önerildiği,

26) 20.03.2014 tarih ve 2279 sayı ile

kardiyoloji polikliniğine sevk edildiği ve göğüs ağrısı tanısıyla tetkiklerinin

yapılarak miyalji teşhisi konulup reçete verildiği,

27) 20.03.2014 tarih ve 887 sayı ile 112 acil

servis tarafından göğüs hastalıklarıpolikliniğine

kontrol önerildiği,

28) 26.03.2014 tarih ve 2012/240 Göğüs

poliklinik muayenesinin yapıldığı, miyalji reflütanısıyla reçete verildiği,

29) 31.03.2014 tarih ve 894 sayı ile 112 acil

servisi tarafından bel ağrısı şikayeti için iğne

yapıldığı,

30) 04.04.2014 tarih ve 824 sayı ile kurum

aile hekimi tarafından miyalji tanısıylareçete

verildiği,

31) 12.04.2014 tarih ve 901 sayı ile 112 acil

servis tarafından muayene yapıldığı ve önerilerde bulunulduğu,

32) 21.04.2014 tarih ve 983 sayı ile kurum aile

hekimi tarafından reçete verildiği,

33) 28.04.2014 tarih ve 1040 sayı ile bel

ağrısı tanısı ile kurum aile hekimi tarafındn reçete

verildiği,

34) 13.05.2014 tarih ve 2012/240 sayı ile 112

acil servis tarafından acil poliklinik önerildiği,

35) 23.05.2014 tarih ve 1260 sayı ile

psikiyatri polikliniğine aile hekimi tarafından sevk edildiği,

36) 02.06.2014 tarih ve 1370 sayı ile kurum

aile hekimi tarafından bel ağrısı tanısı ile reçete verildiği,

37) [O.D.] hakkında düzenlenmiş Bingöl Devlet Hastanesinin

03.06.2014 yatış tarih ve 05.06.2014 çıkış tarih ... hastane evrakında; Kanlı

kusma şikayetiyle acile getirildiği, hipotansiyonu, taşikardisi, ve hematokezyası ... ve dehidratasyonu

olduğu, genel durumu kötü, bilinç kapalı, ajite olup, ... acil olarak

endoskopiye alındığı, ancak şiddetli kusmanın devam etmesi ve hastanın hemodinamik instabilitesi ve intoleransı nedeniyle girişinin tamamlanamadığı,

gastroenteroloji bölümü tarafından masif üst GİS kanaması tanısıyla yatırılarak

yoğun bakım ünitesinde takipleri sırasında transfüzyona ve endoskopik

müdahaleye rağmen kanamanın durmaması ve hipotansif

şoka girmesi üzerine sıvı desteği + hemodinamik

stabilizasyonu sağlanarak 04.06.2014 tarihinde acil cerrahi ameliyata alındığı

... kısmında malign görünümlü kitle mevcut olduğu,

... uygun seviyeden distal subtotal

gastrektomi uygulandığı, ... 05.06.2014 tarihinde

Elazığ Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildiği kayıtlıdır.

Gerekçe: Malign Neoplazmların hastalığın son evrelerine

kadar belirgin ve/veya spesifik bir tıbbi bulgu göstermeden sinsi ilerleyen, semptomatik tedaviye yanıt veren, erken evrelerde fizik

muayene ile tanı konulması çok güç olan, tanı koymada özellikli tetkikler (Ca markerları, sintigrafi,

mamografi, ultrasonografi, MR vb.) yaptırılmasını gerektiren ve ayırıcı tanısı

zor konulabilen bir hastalık grubu teşkil ettiklerinin de tıbbi bilgiden olduğu

bilindiğine göre;

SONUÇ

[O.D.nin] 31.05.2010 tarihinden Bingöl Devlet Hastanesinde son

yatış tarihi olan 03.06.2014 tarihine kadar çeşitli nedenlerle kurum aile

hekimleri ve hastane doktorları tarafından muayene edilerek farklı tanılarla

reçete düzenlenmek suretiyle tedavi edildiği ve en son olarak da 03.06.2014

tarihinde gastrointestinal hemoraji

nedeniyle mide malign

neoplazmı tanısıyla invazif

ve cerrahi girişimlerde bulunulduğu ve devamında Elazığ Eğitim ve Araştırma

Hastanesine sevk edildiği bundan sonraki akıbeti hakkında herhangi bir tıbbi belge

bulunmadığı anlaşıldığından:

1.Bingöl Devlet Hastanesine son başvurma

tarihi olan 03.06.2014 tarihinde ve devamında adı geçen sağlık kuruluşunda

yapılan tetkikleri ve konulan tanı ile uygulanan cerrahi ve medikal tedavisi

ile ilgili olarak; sağlık kuruluşu imkanları ve çalışanlarının bir hastaya

göstermesi gerekli olan asgari ilgi ve alakayı gösterip devamında sağlık

kuruluşu imkanlarının ve çalışanlarının azami performansını uyguladıkları

görülmekle şahsın Bingöl Devlet Hastanesine son başvurması ile ilgili uygulanan

işlemlerde herhangi bir tıbbi kusur veya

ihmalin bulunmadığı ,

2.Muayenehane, revir, aile hekimliği merkezi

veya kurum hekimliği gibi donanımlı olmayan sağlık kuruluşlarında konunun

uzmanı olmayan hekimlerce malignite tanısı

konulmasının tıbben beklenilir bir sonuç olmadığı cihetle söz konusu hastanın

cezaevi hekimine şikayetleri doğrultusunda başvurması esnasında müracaatı alan

hekimlerin şahısta mevcut olabilecek bir malignitenin

farkına varmaları veya tanı koymalarının tıbben beklenilir olmadığı ve dahi bir

üst merkeze hastayı sevk ederek üzerlerine düşen tıbbi sorumluluğu yerine

getirdikleri, yaptıkları uygulamaların tıbba uygun olup herhangi bir kusurlu

veya ihmali davranışlarının bulunmadığı,

3.Adı geçenin son 6 ay içerisinde tıbbi

şikayetleri ile ilgili hekime veya sağlık kuruluşuna müracaatları dikkate

alındığında sağlık kuruluşlarının (kurum aile hekimi, revir, devlet hastanesi

vs.)mevcut tıbbi imkanları doğrultusundahastanın

şikayetleri ile ilintili olarak veya ayırıcı tanıyı koymak amacıyla

yaptırılabilecek olan tıbbi tetkik ve işlemler sırasında söz konusu olan malignitenin tespit edilmesinin tıbben mümkün olduğu

cihetle hekim ve/veya sağlık kuruluşu kusur veya ihmalinin tespiti için [O.D.nin] akıbeti ve

ölümüne ilişkin, sevk edildiği bildirilen Elazığ Eğitim ve Araştırma

Hastanesinden tüm tıbbı evrakı ile ölümüne esas teşkil edecek olan otopsi

raporunun ve kendisinde mevcut olan mide malign neoplazmının evresini gösteren patoloji raporunun temin

edilerek Adli Tıp Şube Müdürlüğüne gönderilmesi gerektiği kanaatini bildirir

rapordur."

17. Cumhuriyet Başsavcılığı 9/3/2015 tarihinde Adli Tıp Kurumuna

yazdığı müzekkerede O.D. hakkında otopsi işlemi yapılmadığından otopsi raporu

temin edilemediğini, şahsın midesindeki malign neoplazmın evresini gösteren

patoloji raporunun gönderildiğini belirtilerek yeni bir rapor iletilmesini

talep etmiştir.

18. Adli Tıp Kurumu 2/4/2015 tarihli raporuyla bir önceki

raporundaki tespitleri yineleyerek (bkz. § 16) olayla ilgili İstanbul Adli Tıp

Kurumu Başkanlığı 3. İhtisas Kurulundan görüş alınması gerektiğini ifade

etmiştir.

19. Cumhuriyet Başsavcılığının 7/4/2015 tarihli talebi üzerine

ATK İstanbul 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunca 29/4/2015 tarihli rapor

düzenlenmiştir. Raporun sonuç bölümünün ilgili kısımları şöyledir:

"1.Dosyada bulunan tıbbi belgelerinde

zehirlenme bulguları saptanmadığı dikkate alındığında kişinin zehirlenerek

öldüğünün tıbbi delillerinin bulunmadığı

2.Dosyada bulunan tıbbi belgelerinde

muayenesinde travmatik değişim tanımlanmadığına göre

kişinin travmatik tesirle öldüğünün tıbbi

delillerinin bulunmadığı,

3.Tıbbi belgelerde ve adli dosyada kayıtlı

bilgilerde Bingöl Cezaevinde hükümlü olarak bulunmakta iken cezaevinde farklı

zamanlarda rahatsızlanması nedeniyle cezaevi doktoruna, sağlık merkezi ve

hastanelere başvuruları olduğu, 2010 -2013 yılları arasındaki başvurularda

depresif nöbet, alerjik rinit, nazal septum deviasyonu, konka hipertrofisi, gastrit ve

yumuşak doku bozukluğu gibi tanılar aldığı, 14.03.2014 te Göğüs Hastalıkları

polikliniğine sevk edildiği, 15.03.2014 te acil polikliniğine sevk edildiği,

muayene sonucunda Kardiyoloji polikliniği önerildiği, 16.03.2014 te acil

polikliniğine sevk edildiği, muayene sonucunda Kardiyoloji polikliniği

önerildiği, 17.03.2014 te 112 acil servis tarafından muayene yapıldığı ve

önerilerde bulunulduğu, 20.03.2014 te acil polikliniğine sevk edildiği, muayene

sonucunda Kardiyoloji ve Göğüs Hastalıkları polikliniği önerildiği, 20.03.2014

te Kardiyoloji polikliniğine sevk edildiği ve göğüs ağrısı tanısıyla

tetkiklerinin yapılarak miyalji teşhisi konulup

reçete verildiği, 26.03.2014 te Göğüs Hastalıkları poliklinik muayenesinin

yapıldığı, miyalji reflü

tanısıyla reçete verildiği, 31.03.2014 te acil servisi tarafından bel ağrısı

şikayeti için iğne yapıldığı, 04.04.2014 te kurum aile hekimi tarafından miyalji tanısıyla reçete verildiği, 12.04.2014 te 112 acil

servis tarafından muayene yapıldığı ve önerilerde bulunulduğu, 21.04.2014 te

kurum aile hekimi tarafından reçete verildiği, 28.04.2014 te bel ağrısı tanısı

ile kurum aile hekimi tarafından reçete verildiği, 13.05.2014 te 112 acil

servis tarafından acil poliklinik önerildiği, 23.05.2014 te Psikiyatri

polikliniğine aile hekimi tarafından sevk edildiği, 02.06.2014 te kurum aile

hekimi tarafından bel ağrısı tanısı ile reçete verildiği, 03.06.2014 tarihinde

Bingöl Devlet Hastanesine kanlı kusma şikayeti ile getirildiği, ... genel

durumu kötü, bilinç kapalı, ajite olup, ... endoskopiye alındığı, ...

girişiminin tamamlanamadığı, ...04.06.2014 tarihinde acil cerrahi ameliyata

alındığı, ... genel durum kötüleşmesi, solunum sıkıntısı, sepsis?

ön tanılarıyla [F.] Tıp

Merkezi ile görüşüldüğü, mahkum koğuşu olmadığından kabul edilmediği, Elazığ

Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi kliniğine kabul edildiği,

05.06.2014 tarihinde Elazığ Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildiği,

tedavi amaçlı Genel Cerrahi kliniğine yatırıldığı, ... solunum arresti olan şahıs Anestezi yoğun bakım ünitesine alındığı,

... yapılan müdahalelere rağmen 08.06.2014 tarihinde saat 01.45 te eks olarak kabul edildiği, her ne kadar zamanında otopsi

yapılarak dokularda makroskopik, histopatolojik

ve toksikolojik araştırma yapılmamakla birlikte adli

tahkikat dosyasında kayıtlı bilgiler, olayın gelişimi, tanık ifadeleri, olay

yeri inceleme bulguları, tıbbi belgeler ile otopsisinde tespit edilen makroskopik ve histopatolojik

bulgular birlikte değerlendirildiğinde kişinin ölümünün mide kanseri (malign lenfoma) ve

komplikasyonları sonucu meydana gelmiş olduğu,

...

... yapılan işlemlerin tıp kurallarınauygun

olduğu cihetle;kişinin

tedavi olduğu sağlık birimlerinde ve hastanelerde takip ve tedavisinde görev

alan hekimlere ve yardımcı sağlık personeline atfı kabil kusur bulunmadığı oy

birliğiyle mütalaa olunur."

20. Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma kapsamında elde ettiği

verileri değerlendirerek 9/6/2015 tarihinde 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı

Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun'un 4.

maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca işleme konulmama kararı vermiştir.

21. Cumhuriyet Başsavcılığı; soruşturma kapsamında temin edilen,

O.D.ye uygulanan tıbbi işlemlere ilişkin bilgi ve belgelerin Ceza İnfaz

Kurumundan şahsın tedavisiyle ilgili verilen cevap yazısını doğrular mahiyette

olduğunu, bilirkişi raporlarında şahsın tedavi olduğu sağlık birimi ile

hastanelerde takip ve tedavisinde görev alan hekimlere, yardımcı sağlık

personeline atfı kabil kusur bulunmadığı yönünde mütalaalar mevcut olduğunu

belirterek Ceza İnfaz Kurumu yetkilileri ve ilgili sağlık personeli hakkında

üzerlerine atılı suçtan soruşturma yapılmasını gerektirecek nitelikte somut ve

inandırıcı herhangi bir delil elde edilemediği gerekçesiyle anılan sonuca

ulaşmıştır.

22. Başvurucu 25/6/2015 tarihli dilekçesinde özetle işleme

konmama kararının eksik incelemeyle ve hatalı bilirkişi raporuna dayalı olarak

verildiğini belirterek karara itiraz etmiştir.

23. Bingöl Sulh Ceza Mahkemesi 22/7/2015 tarihli kararı ile

işleme konulmama kararının usul ve kanuna uygun olduğu, kararda herhangi bir

isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle başvurucunun itirazının reddine karar

vermiştir.

24.Ret kararı 27/8/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

25. Başvurucu 18/9/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

26. İlgili hukuk için bkz. Nejla Özer ve Müslim Özer, B. No: 2013/3782,

21/4/2016, §§ 74-89.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

27. Mahkemenin 12/12/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

28. Başvurucu,

kardeşinin hastalığının tespit ve tedavi edilmesi amacıyla hükümlü olarak

bulunduğu Ceza İnfaz Kurumundan sağlık kuruluşlarına otuz sekiz defa

götürüldüğü hâlde hastalığının teşhis edilemediğini, mide kanseri gibi bir

hastalığın günümüzde teşhis edilememesinin olağan dışı olduğunu belirtmiştir.

Kardeşinin ölümünde Ceza İnfaz Kurumu ve sağlık personelinin kusuru bulunmadığı

yönünde mütalaa içeren raporu veren adli tıp uzmanları ile bu rapor doğrultusunda

karar veren hâkim ve savcıların da tarafsız olmadığını iddia eden başvurucu bu

nedenle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

29. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları

şöyledir:

“Herkes,

yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

Tıbbî zorunluluklar ve kanunda yazılı haller

dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve

tıbbî deneylere tâbi tutulamaz.”

30. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin

temel amaç ve görevleri, ... kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk

devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal,

ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının

gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, temel olarak kardeşinin

hastalığının teşhis edilememesi ve buna bağlı olarak ilerlemesi nedeniyle

öldüğünü, olay hakkında etkili bir soruşturma yürütülmediğini iddia etmektedir.

Bu sebeple başvurucunun diğer haklar ile bağlantı kurularak ileri sürdüğü

iddiaları Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı

kapsamında incelenmiştir.

32. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını kaybeden kişi

açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayı nedeniyle ölen

kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013,§ 41). Başvuru konusu olayda,

mağdur başvurucunun kardeşidir. Bu nedenle başvuruda, başvuru ehliyeti

açısından bir eksiklik bulunmamaktadır.

33. Bununla birlikte başvurunun diğer kabul edilebilirlik

kriterleri yönünden de incelenmesi gerekir.

34. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşama

hakkı, Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif

ve negatif ödevler yükler (Serpil Kerimoğlu

ve diğerleri, § 50).

35. Devletin negatif bir yükümlülük olarak yetki alanında

bulunan hiçbir bireyin yaşamına kasıtlı ve hukuka aykırı olarak son vermeme

yükümlülüğünün yanı sıra pozitif bir yükümlülük olarak yine yetki alanında

bulunan tüm bireylerin yaşama hakkını gerek kamusal makamların gerek diğer

bireylerin gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere

karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, §§ 50, 51).

36. Anayasa Mahkemesinin yaşam hakkı kapsamında devletin sahip

olduğu pozitif yükümlülükler açısından benimsediği temel yaklaşıma göre devletin

sorumluluğunu gerektirebilecek şartlar altında gerçekleşen ölüm olaylarında

Anayasa’nın 17. maddesi devlete, elindeki tüm imkânları kullanarak bu konuda

ortaya konulmuş yasal ve idari çerçevenin yaşamı tehlikede olan kişileri

korumak için gereği gibi uygulanmasını ve bu hakka yönelik ihlallerin

durdurulup cezalandırılmasını sağlayacak etkili idari ve yargısal tedbirleri

alma görevi yüklemektedir. Bu yükümlülük -kamusal olsun veya olmasın- yaşam

hakkının tehlikeye girebileceği her türlü faaliyeti kapsamaktadır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 52).

37. Söz konusu pozitif yükümlülük, sağlık alanında yürütülen

faaliyetleri de kapsamaktadır. Devlet -ister kamu isterse özel sağlık

kuruluşları tarafından yerine getirilsin- sağlık hizmetlerini hastaların yaşamlarının

korunmasına yönelik gerekli tedbirlerin alınabilmesini sağlayacak şekilde

düzenlemek zorundadır (Nail Artuç, B. No: 2013/2839, 3/4/2014, § 35).

38. Devletin yaşama hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerinin

maddi yönünün yanı sıra usule ilişkin bir yönü de bulunmaktadır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 54).

Yaşama hakkı kapsamındaki usule ilişkin yükümlülük olayın niteliğine bağlı

olarak cezai, hukuki ve idari nitelikte soruşturmalarla yerine getirilebilir.

Kasten meydana gelen ölüm olaylarında Anayasa'nın 17. maddesi gereğince

devletin sorumluların tespitini ve cezalandırılmalarını sağlayabilecek

nitelikte bir cezai soruşturma yürütme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu tür

olaylarda idari soruşturmalar ve tazminat davaları sonucunda idari bir yaptırım

veya tazminata hükmedilmesi, ihlali gidermek ve dolayısıyla mağdur sıfatını

ortadan kaldırmak için yeterli değildir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 55).

39. Ancak ihmal nedeniyle meydana gelen ölüm olaylarına ilişkin

soruşturma yükümlülüğü açısından farklı bir yaklaşım benimsenebilir. Bu

kapsamda yaşama hakkının ihlaline kasten sebebiyet verilmediği durumlarda etkili bir yargısal sistem kurma yönündeki

pozitif yükümlülük, mağdurlara hukuki, idari ve hatta disiplinle ilgili hukuk

yollarının açık olması ile yerine getirilmiş sayılabilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 59).

40. Bu yaklaşım, tıbbi hata sonucu meydana geldiği ileri sürülen

ölüm olayları için de geçerlidir. Diğer taraftan bu şekildeki bir kabul, bu tür

olaylarda yürütülen ceza soruşturmalarının Anayasa Mahkemesi tarafından

değerlendirilmeyeceği anlamına da gelmemektedir. Ancak ilke olarak tıbbi

hatalara ilişkin şikâyetler konusunda temel başvuru yolu, hukuki sorumluluğu

tespit adına takip edilecek olan hukuk veya tam yargı davası yoludur (Zeki Kartal, B. No: 2013/2803, 21/1/2016,

§ 78; Nail Artuç,

§ 38).

41. Bununla birlikte ihmal suretiyle meydana gelen ölüm

olaylarında devlet görevlilerinin ya da kurumlarının bu konuda muhakeme

hatasını veya dikkatsizliği aşan bir ihmali olduğu yani olası sonuçların

farkında olmalarına rağmen söz konusu makamların kendilerine verilen yetkileri

göz ardı ederek tehlikeli bir faaliyet nedeniyle oluşan riskleri bertaraf etmek

için gerekli ve yeterli önlemleri almadığı durumlarda -bireyler kendi

inisiyatifleriyle hangi hukuk yollarına başvurmuş olurlarsa olsunlar-

insanların hayatının tehlikeye girmesine neden olan kişiler aleyhine etkili bir

ceza soruşturması yürütülmemesi, hiçbir suçlamada bulunulmaması ya da bu

kişilerin yargılanmaması 17. maddenin ihlaline neden olabilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §§ 59-62).

42. Başvurucu, yaşam hakkının kasten ihlal edildiğini ileri

sürmemiş olup somut olayda başvurucunun ölüme kasten sebebiyet verildiği

izlenimi edinilmesini gerektirecek bir unsur da saptanmamıştır. Ayrıca somut

olayda başvurucunun acil ve temel sağlık hizmetlerine erişememe yönünde bir

iddiası bulunmadığı gibi sağlık görevlilerinin mesleki ödevlerini açıkça hiçe

sayma gibi bir durumun da bulunmadığı belirtilmelidir.

43. Her ne kadar başvurucu başvuru formunda Ceza İnfaz Kurumu

görevlilerinin kusurundan soyut bir biçimde bahsetmişse de başvurucunun iddia

ettiği kusurun ne olduğuna ilişkin hiç bir açıklama

yapmadığı, görevlilerin somut herhangi bir eyleminden bahsetmediği dolayısıyla

iddialarını açıklama yükümlülüğünü yerine getirmediği gözetilerek bu açıdan

somut başvuruda herhangi bir değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.

44. Somut olayda başvurucu, Ceza İnfaz Kurumunda iken bir çok kere rahatsızlanan kardeşine bir türlü teşhis

konamaması, sağlık personelince gerekli özenin gösterilmemesi neticesinde

hastalığının ilerleyerek kardeşinin hayatını kaybettiğini ileri sürmektedir

(bkz. § 28).

45. Bu durumda Anayasa’nın 17. maddesi bağlamında devletin etkili bir yargısal sistem kurma yönündeki

pozitif yükümlülüğü, somut olayda mağdura idari yargı mercileri önünde

açabileceği bir tam yargı davası yolunun sağlanması ile yerine getirilmiş sayılabilir.

46. Nitekim Anayasa Mahkemesi, hatalı tıbbi uygulamalar ve ihmal

sonucu ölümlerde, vefat eden kişilerin yakınları tarafından hem ilgili sağlık

personelinin sorumluluğunu saptayabilecek hem de gerektiği takdirde zararın

ödenmesi yoluyla uygun giderim sağlayabilecek tazminat yolunun öncelikle

tüketilmesi gerektiğini önceki birçok kararında ifade etmiştir (Özer Er [GK], B. No: 2014/11770, 15/3/2018, §§ 42-66; Berat Ağardan,

B. No: 2014/11076, 27/10/2016,§§ 18-32).

47. Somut olayda başvurucu, yakınının ölümü ile neticelenen olay

hakkında yürütülen ceza soruşturmasından sonra bireysel başvuruda bulunmuştur.

Başvurucu, Türk hukuk sistemindeki mevcut hukuki yollardan olup hem idarenin

mesuliyetini saptayabilecek hem de gerektiği takdirde zararın ödenmesini

sağlayabilecek olan tazminat davası yolunu tükettiğine ilişkin herhangi bir

bilgi ve belgeyi Anayasa Mahkemesine sunmamıştır. Bu durumda yaşam hakkının

korunamadığına ilişkin şikâyetler yönünden kanunda öngörülen yargısal başvuru

yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olduğundan söz

edilemeyecektir.

48. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden ayrıca incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

12/12/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Tuğçe TAKCI

Başvurucu

:

Hüsnü DURSUN

Vekili

:

Av. Veysi

ALAGÖZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/15773, 12 Aralık 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. Sonuç
  7. IV. İlgili Hukuk
  8. V. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Özgüldür
  13. Gökcan
  14. Hakyemez
  15. Alagöz
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/15773
Tarih
12 Aralık 2018

İlgili Kararlar

  • M.p.b. Başvurusu (B. No: 2015/19357)
  • Mustafa Genç Başvurusu (B. No: 2018/12508)
  • Ömür Çağdaş Ersoy Başvurusu (B. No: 2015/11715)
  • Hidayet Karaca Başvurusu (B. No: 2015/7254)
  • Alper Kınalı Başvurusu (B. No: 2015/17153)
  • Ahmet Bilgin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/11709)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.