İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Haci Uruz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/12551)

1. Başvuru; irtifak hakkı tesisine ilişkin kamulaştırma

Başvuru No2015/12551Tarih27 Haziran 2018Okuma21 dk · 4.273 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Haci Uruz Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
27 Haziran 2018
Başvuru Numarası
2015/12551
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.273 kelime·21 dk okuma·26 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; irtifak hakkı tesisine ilişkin kamulaştırma

bedelinin düşük belirlenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının, yargılamanın uzun

sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 28/7/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. 2015/12551 numaralı bireysel başvuru ile aynı tarihte yapılan

2015/12557, 2015/12561 ve 2015/12565 numaralı bireysel başvuruların konu

yönünden hukuki irtibatlarının bulunması nedeniyle 2015/12551 numaralı bireysel

başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin bu dosya üzerinden

yürütülmesine karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Boru Hatları ile Petrol Taşıma A.Ş. (BOTAŞ) tarafından

başvurucuların Şanlıurfa'nın Hilvan ilçesi Çimdeli

Mahallesi'nde bulunan ve toplam büyüklükleri sırasıyla223.998 m², 10.000 m²,

156.000 m², 60.000 m² olan; yine sırasıyla 1 parsel numaralı arsa, 161 parsel

numaralı arsa, 189 parsel numaralı arsa, 189 parsel numaralı arsa niteliğindeki

taşınmazların sırasıyla 13.327,79 m²lik, 11.138,04 m²lik, 1.447,34 m²lik,

1.613,47 m²lik kısımları üzerinden doğal gaz boru hattı geçirilmesi amacıyla

idari irtifaklar kurulması kararları alınmıştır. Taraflar arasında uzlaşma

sağlanamaması üzerine BOTAŞ tarafından 5/1/2006 tarihinde kamulaştırılan daimî

irtifak haklarının idare adına tapuya tesciline karar verilmesi ve kamulaştırma

bedelinin tespiti talebiyle davalar açılmıştır.

9. Mahkemece 4/5/2006 tarihinde keşif yapılmıştır. Bu keşifte uyuşmazlığa

konu taşınmazların tamamında buğday ekili olup olmadığı, bu taşınmazların

tarımsal amaçlı olarak kullanılıp kullanılmadığı, motopompla sulanıp sulanmadığı, ilçe merkezine uzak olup

olmadığı, etrafında herhangi bir yerleşim yeri ve sınai ya da turistik tesisin

bulunup bulunmadığı kriterleri çerçevesinde bir inceleme yapılmıştır. Keşif

sonucu bilirkişi görüşü doğrultusunda taşınmazların tarla vasfı taşıdığı tespit

edilmiştir. Sonuç olarak belediye mücavir alanı içinde olan ve belediye

hizmetlerinden yararlanan taşınmazlar, bilirkişi görüşü doğrultusunda imar planı

sınırı dışında kalması nedeniyle tarla vasıflı olarak değerlendirilmiştir.

10. Bilirkişiler tarafından düzenlenen raporlarda, idari irtifak

nedeniyle sırasıyla I. sınıf sulu tarım

arazisi ve I. sınıf kuru tarım

arazisi olan taşınmazların değerinde zirai gelir metoduna göre

belirli yüzdelik oranlarında azalma meydana geleceği belirtilmiştir.

Taşınmazlarda buğday ve pamuk üretimi yapıldığı varsayımıyla ve %5 kapitalizasyon faizi uygulanmak suretiyle net gelir

yöntemiyle taşınmazların değerleri hesaplanmıştır.

11. Belirlenen bu değerler esas alınarak başvuruculara ait

irtifak bedelleri tespit edilmiştir. Raporlarda ayrıca taşınmazların değerini

etkileyen objektif nedenler de dikkate alınmıştır. Buna göre parsellerin imar

sahası ile belediye sınırları içinde ya da dışında olma durumu ile ilçe

merkezine uzaklığı taşınmazların değerinin tespitinde dikkate alınmıştır.

12. Mahkeme, farklı tarihli kararlarla bilirkişi raporu hükme

esas alınarak idari irtifak bedellerinin sırasıyla 20.542,04 TL, 19.241,70 TL,

1.376 TL ve 2.801,21 TL olarak tespitine karar vermiştir.

13. Temyiz edilen kararlar Yargıtay 5. Hukuk Dairesince (Daire)

bozulmuştur. Bozma kararında, kamulaştırılan taşınmazların arazi olmayıp arsa

niteliğinde olduğuna vurgu yapılmıştır. Daire, bu sebeple araziler için

uygulanan net gelir yöntemi yerine emsal karşılaştırması yöntemine göre

kamulaştırma bedelinin hesaplanması gerektiğini belirtmiştir.

14. Mahkeme, bozma kararına uyarak emsal karşılaştırması

yöntemine göre hesap yapılması için bilirkişi raporları aldırmıştır. Yapılan

yargılama sonucunda bilirkişi raporları hükme esas alınarak idari irtifak

bedelleri 179.028,16 TL, 225.716,40 TL, 29.764,80 TL ve 32.245,20 TL olarak

belirlenmiştir. Temyiz edilen bu kararlar da Daire tarafından bozulmuştur.

Bozma kararında, bilirkişi raporunda hesaplamaya esas alınan emsal satışın dava

konusu taşınmaza uygun olmadığı belirtilmiştir. Daireye göre yeniden emsal

araştırması yapılarak oluşturulacak bilirkişi kurulu ile birlikte bir defa daha

keşif yapılması gerekmektedir.

15. Mahkeme, bozma ilamına uymuş ve yeniden keşif yaparak

bilirkişi raporu aldırmıştır. Bilirkişi raporlarında, taşınmazların bir

bölümünün altından doğal gaz boru hattının geçirilmesi sonucu yol açılan

kısıtlılık durumu gözetilerek taşınmazların değerinin sırasıyla %2,9, %3,5,

%7,2 ve %1,3 oranlarında azaldığı görüşü bildirilmiştir. Düzenlenen raporu esas

alan Mahkeme 25/7/2013 tarihinde verdiği kararlar ile bu defa idari irtifak

kamulaştırma bedelini sırasıyla 205.370,10 TL, 228.530,64 TL, 28.805 TL ve

32.245,20 TL olarak belirlemiştir.

16. Mahkeme kararları Dairenin 2/12/2014, 11/5/2015 ve 28/5/2015

tarihli kararlarıyla onanmış, karar düzeltme istemi de farklı tarihli

kararlarıyla reddedilmiştir. Nihai kararlar sırasıyla 9/7/2015, 13/7/2015,

30/6/2015 tarihlerinde başvuruculara tebliğ edilmiştir.

17. Başvurucular 28/7/2015 tarihinde bireysel başvurularda

bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

18. 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Taşınmaz malın mülkiyetinin

kamulaştırılması yerine, amaç için yeterli olduğu takdirde taşınmaz malın

belirli kesimi, yüksekliği, derinliği veya kaynak üzerinde kamulaştırma yoluyla

irtifak hakkı kurulabilir."

19. 2942 sayılı Kanun’un 11. maddesinin üçüncü ve dördüncü

fıkraları şöyledir:

“Taşınmaz

malın değerinin tespitinde, kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet

teşebbüsünün sebep olacağı değer artışları ile ilerisi için düşünülen kullanma

şekillerine göre getireceği kâr dikkate alınmaz.

Kamulaştırma yoluyla irtifak hakkı tesisinde,

bu kamulaştırma sebebiyle taşınmaz mal veya kaynakta meydana gelecek kıymet

düşüklüğü gerekçeleriyle belirtilir. Bu kıymet düşüklüğü kamulaştırma

bedelidir.”

B. Uluslararası Hukuk

20. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu

Protokol'ün 1. maddesi şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına

saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı

sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel

ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin

kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da

başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli

gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel

getirmez."

21. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) Kahyaoğlu ve diğerleri/Türkiye (B. No:

37203/05, 31/5/2016, §§ 4-19) kararına konu olayda, başvurucuların taşınmazının

bir bölümü üzerinde kamulaştırma yapılmaksızın veya kamu irtifakı tesis

edilmeksizin enerji nakil hattı geçirilmiştir. Başvurucular tarafından

kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davasında mahkeme bilirkişi

görüşüne başvurmuştur. Bilirkişi, taşınmazın bir bölümünün üzerinden enerji

nakil hattı geçirilmiş olması dolayısıyla değerinin %9 oranında azaldığını

kabul ederek tazminat hesaplamıştır. Ancak mahkemece, Yargıtay kararlarında

kamu irtifakı kurulması nedeniyle taşınmazda oluşacak değer düşüklüğünün

taşınmazın toplam değerinin %2'sini geçemeyeceğinin belirtildiği gerekçe

gösterilerek meydana gelen zararın taşınmaz değerinin %2'siyle sınırlı olduğu

sonucuna ulaşılmıştır. Mahkeme, bu görüşten yola çıkarak bilirkişi raporundaki

tespite rağmen taşınmazın değerinin %7'sine isabet eden tazminat istemi

yönünden davayı reddetmiştir. Söz konusu karar Yargıtay tarafından onanmıştır.

22. AİHM, bilirkişi raporunda taşınmazda oluşan değer kaybı

taşınmazın gerçek değerinin %9'u olarak tespit edildiği hâlde mahkemenin

Yargıtay içtihadından hareketle zarar miktarını taşınmaz değerinin %2'si ile

sınırlandırdığına işaret ettikten sonra yargı mercilerince bunun gerekçesinin

açıklanamadığını vurgulamıştır. AİHM, Yargıtayın

farklı durumların gözönünde bulundurulmasını dışlayan

katı yorumu nedeniyle başvurucuların taşınmaz değerinin %7'sine tekabül eden

zararlarının karşılanamadığını belirtmiş ve bunun da kamu yararı ile bireysel

yarar arasındaki adil dengeyi bozduğunu ifade ederek mülkiyet hakkının ihlal

edildiği sonucuna ulaşmıştır (Kahyaoğlu ve

diğerleri/Türkiye, §§ 33-40).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 27/6/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

24. Başvurucular, irtifak hakkı tesisi yüzünden arsa vasıflı

taşınmazda inşaat yapılmasının kısıtlandığından yakınmışlardır. Başvuruculara

göre bu sebeple irtifak hakkı kamulaştırma bedelinin tazminat olarak ödenmesi

gerçek zararlarını karşılamamaktadır. Başvurucular ayrıca derece mahkemelerince

hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplanan değer azalış oranlarının da

gerçeği yansıtmadığını belirtmişlerdir.

25. Başvurucular, tazminatın hesaplanmasında taşınmazlarının

doğal gaz boru hattı geçirilen bölümlerinin tamamının bedeli ile diğer

bölümlerinin değerlerinde meydana gelen azalmanın dikkate alınması gerektiğini

belirtmişlerdir. Başvurucular

ayrıca, emsal taşınmazlar ile aynı değer ve nitelikte olan dava konusu

taşınmazların mülkiyet bedeli ile doğal gaz boru hattından kaynaklanan değer

düşüklüğünün toplanması şeklinde bir tazminat hesabı yapılması gerekmekte iken

bu şekilde bir hesaplama yöntemine gidilmediğini öne sürmüşlerdir. Başvurucular

sonuç olarak bu gerekçelerle mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

26. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa'nın

"Mülkiyet hakkı" kenar

başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

27. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Müdahalenin Varlığı ve

Türü

28. Somut olaylarda başvurucuların taşınmazlarının bazı

bölümlerinin altından doğal gaz boru hattı geçirilmesi amacıyla idari irtifak

kurulmuştur.

29. Anayasa'nın mülkiyet hakkına müdahaleyle ilgili üç kural

ihtiva ettiği görülmektedir. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında,

herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu belirtilmek suretiyle mülkten barışçıl yararlanma hakkına yer

verilmiş; ikinci fıkrasında da mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahalenin

çerçevesi belirlenmiştir. Mülkten yoksun

bırakma ve mülkiyetin kontrolü

mülkiyet hakkına müdahalenin özel biçimleridir. Mülkten yoksun bırakma

şeklindeki müdahalede mülkiyetin kaybı söz konusudur. Mülkiyetin kullanımının

kontrolünde ise mülkiyet kaybedilmemekte ancak mülkiyet hakkının malike

tanıdığı yetkilerin kullanım biçimi, toplum yararı gözetilerek belirlenmekte

veya sınırlandırılmaktadır. Mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahale ise

genel nitelikte bir müdahale türü olup mülkten yoksun bırakma ve mülkiyetin

kullanımının kontrolü mahiyetinde olmayan her türlü müdahalenin mülkten

barışçıl yararlanma hakkına müdahale kapsamında ele alınması gerekmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No:

2014/1546, 2/2/2017, §§ 55-58).

30. Başvurucuların Şanlıurfa'nın Hilvan ilçesi Çimdeli Mahallesi'nde kâin olan taşınmazlarının belirli

kısımlarının altından doğal gaz boru hattı geçirilmesi amacıyla BOTAŞ

tarafından idari irtifak kurulması kararları alınmıştır. Bu durumda

başvurucuların taşınmazlarının altından doğal gaz boru hattı geçirilen

bölümlerinin kamulaştırılması söz konusu olduğundan bunun mülkten yoksun

bırakma kapsamında değerlendirilebileceği açık olmakla birlikte ilgili imar

mevzuatı gereğince taşınmazların doğal gaz boru hattının üstünde kalan

bölümlerinde inşaat yapılması imkânının ortadan kalktığı gözetilerek bu

müdahalelerin mülkiyetin kontrolü çerçevesinde

incelenmesi gerektiği de düşünülebilir. Bununla birlikte buradaki müdahaleler;

taşınmazların kullanım şekillerini düzenleyen, diğer bir ifadeyle inşaat yasağı

öngören ilgili imar mevzuatının doğrudan uygulanması sonucu gerçekleşmemiştir.

Müdahaleler, taşınmazların altından doğal gaz boru hattı geçirilmesinden kaynaklanmış

olup inşaat yasağı, bu müdahalelerin dolaylı bir sonucudur. Dolayısıyla somut

olaylardaki müdahalenin genel kural olan mülkten

barışçıl yararlanma kapsamında incelenmesi gerektiği sonucuna

ulaşılmaktadır (Abdülkerim Çakmak ve

diğerleri, B. No: 2014/1964, 23/2/2017, § 42).

ii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

31. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

32. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler, demokratik

toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın

Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin

Anayasa'ya uygun düşebilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı

amacı taşıması ve ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, § 62).

(1) Kanunilik

33. İdari irtifak kurulmasının usul ve esasları 2942 sayılı

Kanun'da düzenlenmiştir. Somut başvuruda, başvurucuların taşınmazlarının bazı

bölümlerinin altından doğal gaz boru hattı geçirilmesi amacıyla idari irtifak

kurulduğu ve idari irtifak kurulması sürecinin 2942 sayılı Kanun’a göre

sürdürülerek tamamlandığı görülmektedir. Bu durumda mülkiyet hakkına

müdahalenin kanuni dayanağının bulunduğu anlaşılmaktadır.

(2) Meşru

Amaç

34.Somut olaylarda başvurucuların taşınmazları üzerinde idari

irtifak kurulmasının amacı taşınmazların altından doğal gaz boru hattı

geçirilmesidir. Doğal gaz boru hattı inşa edilmesi için idari irtifak tesisinde

kamu yararı bulunduğu hususunda duraksama söz konusu değildir.

(3) Ölçülülük

(a) Genel

İlkeler

35. Ölçülülük ilkesi; elverişlilik,

gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden

oluşmaktadır. Elverişlilik

öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli

olmasını, gereklilik ulaşılmak

istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif

bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile

ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini

ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2012/102,

K.2012/207, 27/12/2012; E.2012/149, K.2013/63, 22/5/2013; E.2013/32,

K.2013/112, 10/10/2013; E.2013/15, K.2013/131, 14/11/2013; E.2013/158,

K.2014/68, 27/3/2014; E.2013/66, K.2014/19, 29/1/2014; E.2014/176, K.2015/53,

27/5/2015; E.2015/43, K.2015/101, 12/11/2015; E.2016/16, K.2016/37, 5/5/2016;

E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; Mehmet

Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).

36. İrtifak hakkı, özellikle arsa niteliğindeki taşınmazların

sahipleri tarafından kullanım hakkını önemli ölçüde etkilemekte, ancak

kamulaştırmada olduğu gibi mülkiyet hakkının tümünü kamuya devretmemektedir.

Mülk sahipleri, kamu kurumları tarafından taşınmazları üzerinde irtifak hakkı

kurulsa da taşınmazların kuru mülkiyetine sahip olmaya devam etmekte, belli

ölçüde taşınmazı kullanabilmekte ve taşınmazdan gelir elde edebilmektedir (Mukadder Sağlam ve diğerleri, B. No:

2013/2511, 22/1/2015, § 46).

37. Anayasa'nın 35. ve 46. maddeleri uyarınca, üzerinde irtifak

hakkı kurulan taşınmazlarda meydana gelen gerçek değer düşüklüğü karşılığının

taşınmaz maliklerine peşinen ödenmesi gerekmektedir. Anayasa'nın 46. maddesine

göre irtifak hakkı da taşınmazın gerçek değeri üzerinden belirlenmelidir.

Bununla birlikte taşınmazın kamulaştırılması karşılığında ödenen gerçek bedel

ile aynı taşınmazda irtifak hakkı kurulması nedeniyle meydana gelen değer

düşüklüğünün gerçek karşılığının aynı miktarda olmayacağı açıktır (Mukadder Sağlam ve diğerleri, § 47).

38. İdari irtifak kurulmak suretiyle mülkiyet hakkına yapılan

müdahalelerde, hedeflenen kamu yararı ile malikin bireysel yararı arasında

gözetilmesi gereken adil denge ancak malike tazminat ödenmek suretiyle

sağlanabilir. Diğer bir ifadeyle idari irtifak kurulmak suretiyle mülkiyet

hakkına müdahalede bulunulan durumlarda malike tazminat ödenmesi, müdahaleyle

malike yüklenen aşırı külfetin telafi edilmesini temin eden temel bir araçtır.

Anayasa'nın 46. maddesinin birinci fıkrasında, gerek

kamulaştırmada gerekse idari irtifak kurulmasında taşınmazın gerçek

karşılığının ödeneceği ifade edilmiştir. İdari irtifak kurulan hâllerde gerçek

karşılık, idari irtifak kurulması nedeniyle taşınmazın değerinde meydana gelen

azalmayı karşılayan tutardır. Bu itibarla idari irtifak kurulması nedeniyle

taşınmazın değerinde meydana gelen azalmayı karşılayacak düzeyde bir tazminatın

ödenmediği durumlarda somut olayın koşulları da gözetilerek müdahalenin

orantılı olmadığı sonucuna ulaşılabilir (Saadet

Esin, B. No: 2014/18103, 26/10/2017, § 35).

39. Çok sayıda alıcısı ve satıcısı bulunmayan ve satışa konu

olan malların aynı nitelikte (homojen) olmadığı emlak piyasasında bir

taşınmazın herkes için geçerli, tek, değişmez ve kolay hesaplanabilir bir

fiyatının olmadığı da gözönünde bulundurulmalıdır.

Anayasa'nın koruması altında bulunan mülkiyet hakkı açısından önemli olan;

kamulaştırılan veya üzerinde irtifak hakkı kurulan taşınmazın gerçek değerinin

2942 sayılı Kanun'a göre belirlenmesi, irtifak hakkı kurulan taşınmazda meydana

gelen değer düşüklüğü karşılığının objektif kriterlere göre tespit edilmesi ve

ulaşılmak istenen kamu yararı ile orantılı bir bedelin başvuruculara

ödenmesidir (Mukadder Sağlam ve diğerleri,

§ 48).

40. Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı devlete

birtakım pozitif yükümlülükler de yüklemektedir. Pozitif yükümlülükler kural

olarak özel hukuk kişilerince yapılan müdahalelere karşı anayasal koruma

sağlamakla birlikte kamu otoritelerince gerçekleştirilen müdahalelerde de

devletin özellikle usule ilişkin bazı pozitif yükümlülükleri söz konusu

olabilir. Bunlar kamu tarafından gerçekleştirilen müdahalenin etkilerini

giderici, diğer bir ifadeyle telafi edici yasal, idari ve fiilî tedbirleri

kapsamaktadır (Recep Tarhan ve Afife Tarhan,

§ 67).

41. Mülkiyet hakkına kamu otoriteleri tarafından müdahalede

bulunulması durumunda bu müdahalenin malik üzerinde doğurduğu olumsuz

sonuçların mümkünse eski hâle döndürülmesini, mümkün değilse malikin zarar ve

kayıplarının telafi edilmesini sağlayan idari veya yargısal birtakım hukuki

mekanizmaların oluşturulması devletin pozitif yükümlülükleri gereği olduğu gibi

söz konusu mekanizmaların var olup olmadığı hususu, aynı zamanda müdahalenin

ölçülülüğünün değerlendirilmesinde gözönünde

bulundurulacak bir unsurdur. Bu bağlamda düzeltici bir mekanizmanın

oluşturulmaması veya oluşturulan mekanizmanın müdahaleden önceki durumu tesis

edici veya oluşan kayıpları giderici bir nitelik arz etmemesi ya da fiilen adil

ve etkili bir karar verme sorumluluğunun yerine getirilmemesi durumlarında

müdahalenin ölçülü olmadığı sonucuna ulaşılabilir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, § 68).

42. Öte yandan müdahaleyle başvuruculara yüklenen külfetin

dengelenmesi amacıyla tanınan imkânlara ilişkin olarak oluşturulan idari veya

yargısal mekanizmalar kapsamında uygulanan hukuk kurallarının belirsiz olması

ya da öngörülebilirlik kriterini taşımaması durumunda da ölçülülük ilkesinin

zedelenmesi söz konusu olabilir. Bu aşamadaki hukuk kurallarından kastedilen;

müdahaleye imkân tanıyan, diğer bir anlatımla müdahalenin kanuni dayanağını

oluşturan kurallar olmayıp müdahale ile malik üzerinde oluşan aşırı yükün

dengelenmesi gayesiyle teşkil ettirilen hukuk yollarının işletilmesi sürecinde

tatbik edilen kurallardır (Cevat Aydın,

B. No: 2014/13886, 4/10/2017, § 51).

43. İdari irtifak yoluyla malikin mülkiyet hakkının sona

erdirildiği hâllerde taşınmazda oluşan değer azalışını karşılayacak düzeyde bir

bedelin malike ödenmesi orantılılık ilkesinin gereğidir. Taşınmazdaki değer

azalmasının tespiti teknik ve uzmanlık gerektiren bir konudur. Bu nedenle

kamulaştırılan taşınmazın bedelinin tespiti uzman mahkemelerin ve Yargıtayın bu konudaki uzman dairelerinin yetki ve

görevindedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda uzmanlaşmış bir mahkeme olmadığı gibi

Anayasa Mahkemesininmülkiyet hakkı kapsamında yapılan

bireysel başvurularda bedel veya değer düşüklüğünün karşılığını hesaplamak gibi

bir görevi de bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin mülkiyet hakkına yapılan

müdahale ile ödenen bedel arasındaki ilişki yönünden yapacağı tespit,

orantılılık incelemesinden ibarettir (Mukadder

Sağlam ve diğerleri, § 49; Abdülkerim

Çakmak ve diğerleri, § 52).

44. Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin içtihatları incelendiğinde;

irtifak hakkı nedeniyle değer düşüklüğü karşılığının taşınmazda irtifak kurulan

alanın toplam taşınmaza oranının değer düşüklüğü oranı ile çarpılması sonucu

tespit edildiği ve bu yöndeki içtihadın yerleşik hâle geldiği görülmektedir.

Daire; taşınmazın geometrik şekli, yüz ölçümü, niteliği, enerji nakil hattının

güzergâhı ve irtifak hakkının taşınmazda meydana getirdiği etkiyi gözönünde bulundurarak değer düşüklüğü oranını tespit

etmektedir. Dairenin -yukarıdaki kriterlerde taşınmazın değerini değiştiren bir

husus olmadıkça- taşınmazın niteliğine göre belli oranları uygulayarak

taşınmazlarda meydana gelen değer düşüklüğünü tespit ettiği anlaşılmaktadır (Mukadder Sağlam ve diğerleri, § 51).

(b) İlkelerin

Olaya Uygulanması

45. Başvurucuların temel şikâyetleri kamulaştırma bedellerinin

düşüklüğüdür. Başvurucuların bu bağlamda her başvuru dosyası kapsamında iki

ayrı şikâyeti bulunmaktadır. İlkin başvuru konusu olaylarda irtifak hakkı

kamulaştırma bedellerine hükmedilmiş olmakla birlikte başvurucular, tesis

edilen irtifak hakları nedeniyle bu kısımları kullanamadıklarını belirterek

yapılması gerekenin mülkiyet kamulaştırmaları olduğunu ve bu itibarla da

kamulaştırma mülkiyet bedellerinin ve taşınmazların diğer kısımları için de

değer düşüklüğü bedellerinin taraflarına verilmesini istemektedir. Başvurucular

ayrıca, tespit edilen değer düşüklüğü oranlarının da düşük olduğunu ileri

sürmektedir.

46. Başvuru konusu olaylarda mahkemece resen emsal celbi yoluna

gidilmiş ve bu emsallere göre değer biçilmesi için yeniden oluşturulan

bilirkişi kurullarıyla keşif yapılması suretiyle

yeniden yapılan hesaplamalar sonucu idari irtifak bedeli belirlenmiştir. Bu

kapsamda alınan bilirkişi raporlarında; başvurucuların taşınmazlarının değer

kaybı, daimî irtifak hakları tesisine konu boru hattının geçtiği alanların

miktarı, taşınmazların tamamına oranı, boru hattının geçtiği kısımlar,

taşınmazların tamamının yüz ölçümü nazara alındığında irtifak hakkı geçmeden

önceki taşınmaz bedeli ile irtifak hakkı kurulduktan sonraki taşınmazların bedeli

arasındaki fark olan daimî irtifak hakkı bedelinin mezkûr rakamlara tekabül

ettiği belirlenmiştir.

47. Bilirkişiler tarafından uygulanan hesaplama yöntemlerinin

Yargıtay 5. Dairesinin yerleşik içtihatlarına uygun olduğu anlaşılmaktadır.

Toplam daimî irtifak hakkı bedeli miktarına soyut bir biçimde ulaşılmadığı

gerekçelerinin bilirkişi raporlarında açıklandığı görülmektedir. Bilirkişiler

tarafından varılan kanaat, mahkemenin ve Yargıtayın

bu konudaki uzman Dairesinin denetiminden geçmiş ve

hukuka uygun bulunmuştur. Başvurucuların taşınmazlarının değerine ilişkin

yargılama sonucu ulaşılan bu kanaatlerin aksi sonuca ulaştırmayı gerektirecek

herhangi bir nedeni de bulunmamaktadır. Bu kapsamda başvurucular, hesaplanan

değer kaybı oranlarının gerçeği yansıtmadığını ileri sürmekte iseler de başvuru

konusu olaylarda bu oranın daha yüksek bir şekilde tespit edilmesi gerektiğine

ilişkin iddialarını tevsik eder somut ve objektif bilgi ve belge ileri

sürmemişlerdir. Bilirkişi raporlarındaki hesap yöntemlerinin Yargıtay

içtihatlarına uygun olduğu gerçeği dikkate alındığında bu yöntemlerin keyfî ve subjektif ögeler barındırdığı ve öngörülemez olduğu

söylenemez.

48. Öte yandan başvurucular, taşınmazların doğal gaz boru hattı

geçirilen bölümleri yönünden, bu kısımlarda inşaat yapılması mümkün

olmadığından mülkiyet kamulaştırması yöntemiyle tazminatın hesaplanması

gerektiğini öne sürmektedir. Buna göre doğal gaz boru hattının üstünde kalan

kısımların tamamının değeri ile diğer bölümlerin değerinde meydana gelen azalmanın

dikkate alınarak ödenmesi gereken tazminatların belirlenmesi gerektiği

savunulmaktadır.

49. Esasında başvurucuların arsa niteliğinde olan taşınmazları

üzerinde yapı inşa edilemeyecek olmasının taşınmazların değerlerinde belli

ölçüde azalmaya yol açacağı açıktır. Bu durumda yargılama sırasında uygulanan

tazminat hesaplama yöntemlerinin bu nedenle oluşan zararı gidermeye elverişli

olup olmadığı ele alınmalıdır.

50. Hükme esas alınan bilirkişi raporlarında; taşınmazların bazı

bölümlerinin altından doğal gaz boru hattının geçirilmesi nedeniyle

taşınmazların dilediğince kullanılamayacağı, taşınmazlar üzerinde sabit

tesislerin yapılamayacağı ya da yapılabilse bile kısıtlı olarak yapılabileceği gözönünde bulundurularak el atma nedeniyle taşınmazların

değerlerinin azaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu raporlarda, taşınmazların

müdahale edilen bölümleri çıkarıldıktan sonra kalan kısımlarında inşaat

yapılamayacağına ilişkin herhangi bir görüş bulunmadığı gibi başvurucuların da

bu yönde iddiaları da yoktur.

51. Taşınmazların yapıya müsait olup olmadığı değerlendirilirken

sadece altından doğal gaz boru hattı geçirilen bölümlerinin değil tümünün gözönünde bulundurulması gerekmektedir. Taşınmazların bazı

bölümlerinin altından doğal gaz boru hattının geçirilmesi, bu bölümlerin

üzerinde inşaat yapılması olanağına son vermekle birlikte taşınmazların diğer

bölümlerinin yapılaşmaya açılması imkânını ortadan kaldırmamakta; sadece inşa

edilecek yapıların taşınmazlar içindeki konumlarının değişmesine ve ayrıca

bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere inşaat yapımlarının ancak nispeten

daha kısıtlı olarak yapılmasına yol açmaktadır. Bilirkişi raporlarındaki

tespitler gözönünde bulundurulduğunda, taşınmazların

değerinde meydana gelen azalmanın oranları saptanırken doğal gaz boru hattının

üzerinde kalan bölümleri üzerinde inşaat yapılamayacak olmasının neden olacağı

zararların da hesaba katıldığı anlaşılmaktadır.

52. Ayrıca başvuru konusu olaylarda mülkiyet kamulaştırmaları

yapılmayıp daimî irtifak hakları kurulması suretiyle doğal gaz boru hattının

üzerinde kalan kısımların mülkiyeti kamuya geçmemiş, başvurucuların bu kısımlar

üzerindeki mülkiyet hakları korunmuştur. Bu şekilde başvurucuların mülkiyet

haklarından kaynaklanan fakat tesis edilen irtifak hakları sebebiyle kısıtlanan

inşaat ve sair sabit tesis kurma hakları dışında kalan diğer hak temelli

kullanma şekillerinden yararlanmaları hukuken imkân dâhilindedir.

Başvurucuların bu şekilde hâlen mülkiyet hakkının sağladığı diğer imkânlardan

yararlanmak suretiyle malik oldukları ilgili kısımları semerelendirmeleri

ve kullanmalarının mümkün olduğu gerçeği gözönüne

alındığında, kendilerine verilen daimî irtifak bedellerinin aşırı düşük olduğu

da söylenemeyecektir. Diğer bir deyişle daimî irtifak hakları tesis edildiğinde

taşınmazların mülkiyetinin başvuruculara bırakılmış olduğu hususu dikkate

alındığında, irtifak hakkı tesisi nedeniyle uğranılan kaybın karşılığı olarak

mülkiyet bedelinin değil de irtifak bedelinin esas alınması herhangi bir sorun

teşkil etmeyecektir. Dolayısıyla bu hususlar bir bütün olarak

değerlendirildiğinde, adil giderimin sağlanması bakımından taşınmazların doğal

gaz boru hattı üzerinde kalan bölümlerinin mülkiyet bedellerine hükmedilmesi

zorunluluğunun bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.

53. Başvurucular, taşınmazların üzerinden geçirilen enerji nakil

hattının yol açtığı değer kaybı miktarının gerçeği yansıtmadığını ileri

sürmektedir. Bu başvurular ile benzer nitelik taşıyan Kahyaoğlu ve diğerleri/Türkiye başvurusunda

AİHM, bilirkişi raporunda taşınmazda oluşan değer kaybı taşınmazın gerçek

değerinin %9'u olarak tespit edildiği hâlde mahkemece hiçbir somut gerekçe

gösterilmeksizin salt Yargıtayın kamu irtifaklarında

zarar miktarının taşınmaz değerinin %2'sini aşamayacağı yolundaki içtihadından

hareketle taşınmaz değerinin %2'siyle sınırlı olarak tazminata hükmedilmiş

olması ve geri kalan %7'lik zarar yönünden davanın reddedilmiş olması sebebiyle

mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır (bkz. §§ 21, 22).

54. Ancak bu başvurularda, enerji nakil hattının taşınmazlarda

yol açtığı değer kaybı miktarları uzman bilirkişilerce hesaplanmıştır. Kahyaoğlu ve diğerleri/Türkiye başvurusuna

konu olaydan farklı olarak mahkemenin bilirkişi raporlarındaki tespitlerin

aksine kabulleri de bulunmamaktadır. Dolayısıyla AİHM'in

anılan kararına konu olayın bu başvurularla örtüşmediği anlaşılmaktadır. Öte

yandan başvurucular, her ne kadar değer kaybı oranlarının gerçeği

yansıtmadığını ileri sürmekte iseler de bu oranların ne kadar olması

gerektiğine dair makul ve objektif bir gerekçeye istinad

eder tutarlı bir veri de sunmamaktadır. Buna mukabil yerel mahkemenin bilirkişi

kurulları vasıtasıyla tespit etmiş olduğu değer kaybı oranlarının ise somut

veri ve hesaplama unsurlarına dayandığı anlaşılmaktadır. Diğer bir deyişle

taşınmazların değer kaybı miktarlarının soyut bir biçimde belirlenmediği

görülmektedir.

55. Sonuç olarak somut başvurulara konu davalarda Yargıtay 5.

Hukuk Dairesinin oturmuş içtihadı doğrultusunda taşınmazların bazı bölümlerinin

altından doğal gaz boru hattı geçirilmesi nedeniyle taşınmazların genelinde

tespit edilen değer düşüklüğü karşılığı başvuruculara ödenen bedellerin adil

giderimin sağlanması bakımından yeterli olduğu kanaatine varılmıştır.

56. Buna göre başvurucuların ileri sürdüğü ihlal iddialarına

konu müdahalelerin yeterli ölçüde tazminat ödenmek suretiyle giderildiği, yeni

olgular içermeyen somut başvurular açısından başvurucuların mülkiyet hakkına

ölçüsüz müdahalelerde bulunulmadığı anlaşılmaktadır.

57. Açıklanan gerekçelerle başvuruların bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

58. Başvurucular, makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

59. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

60. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanın

ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılaması

devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas

alınır (Güher Ergun ve diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50, 52).

61. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

62. Anılan ilkeler, Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar ve somut başvurulara konu yargılama süreçlerinin nitelikleri

dikkate alındığında sırasıyla ayrı ayrı iki karar için 9 yıl 5 aylık, 9 yıl 4

aylık; diğer iki karar için de 9 yıl 4 aylık yargılama sürelerinin makul olmadığısonucuna varmak gerekir.

63. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

64. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine kar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde

ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…”

65. Başvurucular, maddi ve manevi tazminat talebinde

bulunmuşlardır.

66. Başvuruda, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

67. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvuruculara her dosya için 10.800 TL olmak üzere toplam 43.200

TL manevi tazminatın müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

68. Mülkiyet hakkının ihlali iddiası yönünden başvuru kabul edilemez

bulunduğundan başvurucuların bu hakka yönelik maddi tazminat taleplerinin reddi

gerekir.

69. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL tutarındaki

harcın Halil Şıpşak, Hüseyin Uruz, Haci Uruz, İsmail Uruz ve İsmail Şıpşak'a;

226,90 TL tutarındaki harcın Haci Ogur,

Faik Ogur, Sedat Ogur,

Abdulbaki Ogur, Mehmet Ogur,

Mehmet Fatih Ogur ve Muhıttin

Ogur'a; 453,80 TL tutarındaki harcın Ahmet Şima'ya ayrı ayrı ödenmesine ve 1.980 TL vekâlet ücretinin

başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvuruculara 43.200 TL manevi tazminatın müştereken

ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 226,90 TL tutarındaki harcın Halil Şıpşak,

Hüseyin Uruz, Haci Uruz, İsmail Uruz ve İsmail Şıpşak'a; 226,90 TL tutarındaki harcın Haci

Ogur, Faik Ogur, Sedat Ogur, Abdulbaki Ogur, Mehmet Ogur, Mehmet Fatih Ogur ve Muhıttin Ogur'a; 453,80 TL

tutarındaki harcın Ahmet Şima'ya ayrı ayrı ödenmesine

ve 1.980 TL vekâlet ücretinin başvuruculara müştereken ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Hilvan Asliye Hukuk

Mahkemesine (E.2010/29, K.2013/103; E.2010/26, K.2013/104; E.2010/27,

K.2013/102; E.2010/30, K.2013/101) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

27/6/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

M. Emin

ŞAHİNER

Başvurucular

:

1. Haci URUZ

2. İbrahim

Halil ŞIPŞAK

3. Abdulbaki

OGUR

4. Ahmet

ŞİMA

5. Faik OGUR

6. Haci OGUR

7. Hüseyin

URUZ

8. İsmail

ŞIPŞAK

9. İsmail

URUZ

10. Mehmet

OGUR

11. Mehmet

Fatih OGUR

12. Muhıttin OGUR

13. Sedat

OGUR

Vekili

:

Av. İrfan

OGUR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/12551, 27 Haziran 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Mülkiyet Hakkının
  11. B. Makul Sürede
  12. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  13. C. Başvuruculara 43.200 TL manevi tazminatın müştereken
  14. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  15. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Yıldırım
  17. Topal
  18. M. Emin KUZ
  19. M. Emin
  20. Şahiner
  21. Ogur
  22. Şima
  23. Uruz
  24. Şıpşak
  25. Uruz
  26. Ogur
  27. Ogur
  28. Ogur
  29. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/12551
Tarih
27 Haziran 2018

İlgili Kararlar

  • Ziya Gül Başvurusu (B. No: 2015/13566)
  • Bartu Doğan Başvurusu (B. No: 2015/12202)
  • Hamdi Burak Şahin Başvurusu (B. No: 2015/11343)
  • A.h. Başvurusu (B. No: 2015/15174)
  • Özimeks Sanayii Ürünleri Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2015/13851)
  • Muhittin Pirinççioğlu Başvurusu (B. No: 2015/16260)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.