İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hakan Büyükabacı Başvurusu (B. No: 2017/19121)

1. Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi

Başvuru No2017/19121Tarih21 Temmuz 2020Okuma21 dk · 4.128 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Hakan Büyükabacı Başvurusu

Karar tarihi
21 Temmuz 2020
Başvuru Numarası
2017/19121
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.128 kelime·21 dk okuma·9 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 3/4/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyon tarafından bu kararda incelenen şikâyet haricindeki

şikâyetlerin kabul edilemez olduğuna karar verilmiş, bu şikâyet yönünden ise

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle

karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde

olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son

bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu

teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve

son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması

(PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:

2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe

girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile

FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok

sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturma

başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığınca (Başsavcılık) -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de

bulunduğu- üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının

bulunduğu iddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında

gözaltı ve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 51, 350).

10. Ankara Adliyesinde Cumhuriyet savcısı olarak görev yapmakta

olan başvurucunun Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) 10/8/2016

tarihli kararı ile görevden uzaklaştırılmasına, sonrasında ise meslekten

çıkarılmasına karar verilmiştir. Ayrıca başvurucunun yeniden inceleme talebi

29/11/2016 tarihinde reddedilmiş ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar

kesinleşmiştir.

11. Başvurucu, Başsavcılık tarafından FETÖ/PDY ile bağlantılı

olarak başlatılan bir soruşturma kapsamında 11/8/2016 tarihinde gözaltına

alınmıştır.

12. Başvurucunun ifadesi 17/8/2016 tarihinde Başsavcılıkta

alınmıştır. Başvurucu ifadesinde özetle FETÖ/PDY ile hayatının hiçbir döneminde

herhangi bir şekilde bağlantısının olmadığını, sadece çocuklarının örgütle

bağlantılı bir okulda eğitim gördüğünü, bunun dışında başkaca bir irtibatının

söz konusu olmadığını, çocuklarını okula göndermesinin terör örgütü üyeliği

suçlamasına konu edilemeyeceğini, kaldı ki kendisi gibi birçok kişinin

çocuklarını bu yapının okullarına gönderdiğini ifade ederek suçlamaları kabul

etmemiştir.

13. Başsavcılık, başvurucuyu terör örgütüne üye olma suçundan

tutuklanması istemiyle 17/8/2016 tarihinde Ankara Sulh Ceza Hâkimliğine sevk

etmiştir.

14. Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliği aynı tarihte başvurucunun

sorgusunu yapmıştır. Başvurucu sorgudaki ifadesinde özetle FETÖ/PDY ile

hayatının hiçbir döneminde herhangi bir şekilde bağlantısının olmadığını ifade

ederek suçlamaları kabul etmemiştir.

15. Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliği başvurucunun terör örgütüne

üye olma suçundan tutuklanmasına

karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"... Şüpheliler ... [diğerleri

ve] Hakan Büyükabacı'nın üzerlerine atılı

bulunan silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediklerine dair kuvvetli suç

şüphesinin varlığını gösteren dosya kapsamında somut delillerin bulunması,

şüphelilerin kaçma ve delilleri karartma ihtimallerinin bulunduğu, bu

nedenlerle adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı Şüphelilere isnat

edilen suçun Ağır Cezayı gerektiren suç üstü halleri gerektiren suç olması

nedeni ile CMK 2/1-J ve 2802 sayılı Kanununun yasanın 94. maddesi ve CMK'nın

100. maddesi ile ilgili düzenlemeler ile AİHS 5. maddesindeki tutuklama

şartları kapsamında isnat olunan suç ile orantılı olarak tedbir kapsamında

şüphelilerin CMK'nın 101. maddeleri uyarınca ayrı ayrı tutuklanmasına ... karar

verildi."

16. Başvurucunun tutuklama kararına 21/8/2016 tarihinde yaptığı

itiraz Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 26/8/2016 tarihinde benzer

gerekçelerle kesin olarak reddedilmiştir.

17. Sonraki süreçte ilgili Sulh Ceza Hâkimliklerince

başvurucunun tutukluk durumu değerlendirilmiş, başvurucunun tahliye talepleri

veya tutukluluğa ilişkin itirazları kabul edilmemiştir.

18. Bu kapsamda Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliği 3/1/2017 tarihinde

başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiş, başvurucunun anılan

karara yönelik itirazını Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliği 20/3/2017 tarihinde

kesin olarak reddetmiştir.

19. Başvurucu, kararı 22/3/2017 tarihinde öğrendiğini

bildirmiştir.

20. Başvurucu 3/4/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

21. Başsavcılığın talebi üzerine Ankara 7. Sulh Ceza Hâkimliği

soruşturmanın geldiği aşamayı ve mevcut delil durumunu dikkate alarak 2/5/2017

tarihinde başvurucunun tahliyesine ve hakkında yurt dışına çıkamama şeklinde

adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermiştir.

22. Başsavcılık 12/4/2019 tarihli iddianame ile başvurucunun

terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza

mahkemesinde kamu davası açmıştır.

23. İddianamede öncelikle FETÖ/PDY'nin yapılanmasına ve

faaliyetlerine ilişkin açıklamalar yapılmış, sonrasında başvurucuya yönelik

suçlama ve delillere yer verilmiştir. Başsavcılık, başvurucunun FETÖ/PDY

hiyerarşisi içinde yer almak suretiyle üzerine atılı suçu işlediğini iddia

etmiştir. İddianamede, suçlamaya esas alınan olgular özetle şöyledir:

i. HSYK'nın başvurucuyu meslekten çıkardığı ve söz konusu

kararın kesinleştiği belirtilmiştir.

ii. HSYK tarafından gönderildiği belirtilen belgelerle ilgili

olarak ''Ankara C.Başsavcılığının

2008/155145 ve 2011/60043 sayısına kayden 'suç işlemek amacıyla örgüt kurmak.

Örgüt kapsamında ihaleye fesat karıştırmak, rüşvet vermek' suçlarından

yürütülen soruşturmalarda, Adıyaman 1. ACM'nin 2011/8 esas 2012/277 karara

sayılı kararının temyizi üzerine Yargıtay 18. ceza dairesinin 29.04.2015 tarih

2015/16 esas 2015/737 karar sayılı ilamında da anıldığı üzere 5271 sayılı

CMKnın 135. maddesi uyarınca üç ay için verilen iletişimin denetlenmesi kararı

süresinin bitiminden sonra denetlemeye ilişkin kayıtların çözümlerini yapıp

huzura getirip dayanak delillerle birlikte incelemeden usul ve yasaya aykırı

şekilde dinleme kararının uzatılması talebinde bulunduğu, [O.T.] imzalı, 10.08.2016 tarihli dilekçede; Hakan

Büyükabacı'nın; FETÖ silahlı terör örgütüne üye olduğu ve 17-25 Aralıktan sonra

meslekten ihraç edilen Ankara Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube

Müdürü [O.Ş.K.] ile birlikte

hükümeti esas alacak şekilde Kamu İhale Kurumuna ve uzun yıllar İller

Bankasında mühendis ve bürokrat olarak çalışan 2008 yılında Kamu İhale

Kurumunda Grup Başkanı olarak çalışan müşteki [O.T.'ye] kumpas kurdukları ve usulsüz şekilde yürütülen soruşturma

nedeniyle 2012 yılından buyana müştekinin görevden uzaklaştırılmasına neden

oldukları'' şeklindeki özet değerlendirmeye yer verilmiş ve dilekçe

veren kişilerin başvurucunun da baktığı evraklarda taraf olmaları, kendi

dosyaları nedeniyle dilekçe vermiş bulunmaları, başvurucunun örgütle irtibatına

dair somut bir anlatımlarının bulunmaması ve bu dilekçelerin ayrıca HSYK

tarafından incelenmiş olması nedeniyle dilekçe sahiplerinin yeniden

dinlenmesinin soruşturmaya bir katkı sağlamayacağı değerlendirilerek adı geçen

kişilerin tanık olarak dinlenmediği belirtilmiştir.

iii. Telefon görüşme kayıtlarına ilişkin olarak düzenlendiği

belirtilen 21/3/2017 tarihli

rapora göre başvurucunun kullandığı telefon ile FETÖ/PDY ile bağlantılı

suçlardan haklarında soruşturma yürütülen bir kısım kişiyle görüşmelerinin bulunduğunun

ifade edildiği ancak bu kişilerin genellikle yargı mensubu olduğu ve örgütün

üst düzey yöneticisi olduklarına dair bir tespite de yer verilmediği

belirtilmiştir. Söz konusu raporda ayrıca başvurucunun örgüt ile iltisaklı olan

kurumlardan Bank Asya ile 59 defa, Samanyolu ile 132 defa, Kimse Yok Mu Derneği

ile 88 defa ve Turgut Özal Üniversitesi Hastanesi ile 2 defa iletişim kurduğu

tespitlerine yer verilmiştir.

iv. Başvurucudan elde edilen dijital materyallerle ilgili olarak

alınan 22/3/2019 tarihli bilirkişi raporuna göre söz konusu materyallerde

ByLock programına ait bir bulgunun veya FETÖ/PDY ile ilgili başkaca herhangi

bir verinin tespit edilemediği belirtilmiştir.

v. Tanık C.G.nin dosya kapsamında yer alan ifadesinde"...

Hakan Büyükabacı CTE [Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü] genel müdür yardımcısı olarak görev yaptığım dönemde

bana bağlı tetkik hâkimi olarak görev yaptı, önceleri açık şube, [F.T.] başka genel müdürlüğe görevlendirilince onun yerine

terör şube tetkik hâkimi olarak çalıştı, genel müdürlükte fetöcü olan ekiple

uyumlu çalışıyordu, ancak onlardan olup olmadığını bilmiyorum." şeklinde

beyanda bulunduğu belirtilmiştir.

24. Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 29/4/2019 tarihinde

iddianamenin kabulüne karar vermiş ve Mahkemenin E.2019/236 sayılı dosyası

üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır.

25. Mahkeme 12/9/2019 tarihinde yaptığı ilk duruşmada

başvurucunun savunmasını almıştır. Başvurucu savunmasında özetle;

i. Evinin yakınında yer alması ve çocuklarının Seviye Tespit

Sınavı'nda başarı göstermeleri dolayısıyla okul ücretinde indirim yapılması

nedeniyle çocuklarını örgütle bağlantılı koleje gönderdiğini, bu nedenle Bank

Asyada hesap açtırdığını ve söz konusu hesaptan okul ücreti ödemelerini

yaptığını, hesabın FETÖ/PDY liderinin talimatından önce açılan bir hesap

olduğunu, talimatla para yatırılmasının ya da olağanüstü bir hareketliliğin söz

konusu olmadığını beyan etmiştir.

ii. İddianamede HSYK'da sadece O.T. isimli kişinin şikâyetiyle

ilgili bir dosya bulunduğu belirtilmesine rağmen A.K. isimli kişinin yaptığı ve

benzer iddiaları içeren bir dosya daha bulunduğunu, Ankara Cumhuriyet savcısı

olarak görev yaptığı dönemde yürüttüğü bir soruşturma sonunda bu kişilerin

haklarında dava açtığını ve bu nedenle mağdur olduklarını iddia ederek Hâkimler

ve Savcılar Kuruluna (HSK) şikâyet dilekçesi verdiklerini belirtmiştir.

Başvurucu; A.K. ve O.T. hakkındaki soruşturmanın Çankırı Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından başlatıldıktan sonra yetkisizlikle Başsavcılığa

gönderilen bir soruşturma olduğunu, o tarihte A.K.nın Kamu İhale Kurulu üyesi,

O.T.nin de Kamu İhale Kurulu grup başkanı olduğunu, soruşturmanın konusunun

ihaleye fesat karıştırma, rüşvet ve suç işlemek için örgüt kurma olduğunu,

dosyanın ilk savcısının M.T. olduğunu ve 2010 yılında on iki ay boyunca bu

savcı tarafından iletişimin tespiti tedbirlerinin alındığını, bu esnada A.K. ve

O.T.nin suç delili olabilecek bazı görüşmelerinin tespit edilmesi üzerine bu

kişiler hakkındaki soruşturmanın tefrik edilerek memur suçları soruşturma

bürosuna gönderildiğini, bu büroda görev yapması nedeniyle dosyanın kendisine

tevzi edildiğini, kendisinin de soruşturmayı sonuçlandırıp kamu davasını

açtığını ve yargılama sonunda Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesince A.K. ve O.T.nin

görevi kötüye kullanma suçundan mahkûmiyetlerine karar verildiğini ifade

etmiştir.

iii. Bu bağlamda A.K. ve O.T.nin HSK'ya verdikleri şikâyet

dilekçelerinde söz konusu soruşturmanın bir FETÖ/PDY kumpası olduğunu iddia

ettiklerini, bu kapsamda A.K.nın soruşturmada usulsüz dinlemeler yapıldığını

ileri sürerek soruşturma savcılarını ve kararı veren tüm hâkimleri şikâyet

ettiğini, O.T.nin ise benzer iddiaların yanı sıra söz konusu davanın FETÖ/PDY

kumpası olduğunu yargılama sürecinde -duruşmalarda- söylemelerine rağmen bunun

dikkate alınmadığını ileri sürerek yargılamayı yapan Ankara 8. Ağır Ceza

Mahkemesi heyetini de şikâyet ettiğini, O.T.nin iddialarıyla ilgili incelemenin

devam ettiğini, A.K.nın şikâyetleriyle ilgili olan dosyada ise ''iletişimin

tespiti, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi

tedbirinin uygulanmasında hukuka aykırı bir durum bulunmadığı ve ileri sürülen

iddiaların doğrulanmadığı gerekçesiyle'' tüm şikâyet edilenler hakkında

soruşturma izni verilmemesine karar verildiğini, dolayısıyla usulsüz soruşturma

yaptığı iddiasının doğru olmadığını beyan etmiştir.

iv. Tanık C.G. ile aynı CTE'de yaklaşık iki yıl birlikte

çalıştıklarını, bu dönemde herkesle uyumlu şekilde çalıştığını, dolayısıyla

sadece FETÖ/PDY mensuplarıyla uyumlu çalıştığı gibi bir durumun söz konusu

olmadığını, hayatının hiçbir döneminde FETÖ/PDY ile herhangi bir şekilde

irtibatının olmadığını, tanığın kişisel bir yorum yaptığını beyan etmiştir.

26. Mahkeme 12/9/2019 tarihli duruşmada tanık C.G.yi

dinlemiştir. Tanık C.G. ifadesinde özetle, tetkik hâkimi olan başvurucuyla

birlikte çalıştıklarını başvurucunun FETÖ/PDY ile bağlantısı konusunda herhangi

somut bir bilgiye sahip olmadığını hatta FETÖ/PDY üyesi olmadığını düşündüğünü

beyan etmiştir. Tanık ilk ifadesinde geçen "FETÖ/PDY

ile uyumlu çalıştı." şeklindeki beyanının sorulması üzerine o

tarihte teröre bakan tetkik hâkiminin başka bir genel müdürlükte

görevlendirilmesi üzerine başvurucunun teröre bakan şubede görevlendirildiğini

ve mecburen örgüt mensuplarıyla uyumlu çalıştığını, diğer türlü başvurucunun "harcanabileceğini", dolayısıyla

uyumlu çalışmış olmasının tanığın örgütle bağlantılı olduğu anlamına

gelmediğini ifade etmiştir.

27. Mahkeme O.T.nin dinlenmesine karar vermiştir. Bireysel

başvurunun incelendiği tarih itibarıyla tanığın henüz dinlenmediği veya tanık

ifadesinin henüz dosyaya girmediği görülmektedir.

28. Mahkemece sorulması üzerine HSYK tarafından gönderilen

3/9/2019 tarihli yazı ile "[başvurucunun] FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu iddiası

ile hakkında 2016/7900 sayılı dosyada soruşturma izni, 2016/9604 sayılı dosyada

inceleme izni verildiği evrakların Teftiş Kurulu Başkanlığına gönderildiği

hâlen bu iki dosyaya ait soruşturmaların devam ettiği, 2016/12548 ve 2017/6986

sayılı dosyalarda şikâyetin işleme konulmaması kararı verildiği, 2014/2259

sayılı dosyada kısmen şikâyetin işleme konulmaması kısmen evrakın Adalet

Bakanlığına gönderilmesi kararı verildiği, 2015/5872 sayılı dosyada soruşturma

izni verilmesine yer olmadığı kararı verildiği" şeklinde cevap

verildiği görülmektedir.

29. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk

derece mahkemesinde derdesttir.

IV. İLGİLİ HUKUK

30. İlgili hukuk için bkz. Mustafa

Özterzi [GK], B. No: 2016/14597, 31/10/2019, §§ 33-48.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

31. Mahkemenin 21/7/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

32. Başvurucu; somut bir delil olmaksızın gerekçesiz bir kararla

tutuklanmasına karar verildiğini, tutuklama kararında tutuklama nedenlerinin

somut gerekçelerle açıklanmadığını, kaçma şüphesinin olmadığını, hâkimlerle

ilgili öngörülen usule ilişkin güvencelerin hiçbirine riayet edilmeksizin

yetkili ve görevli olmayan mahkemece tutuklandığını, tüm bu nedenlerle

tutuklanmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

33. Bakanlık görüşünde, öncelikle 4/12/2004 tarihli ve 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde düzenlenen tazminat davası

açma yolu tüketilmeden başvuru yapıldığından başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle kabul edilemezlik kararı verilebileceği ileri sürülmüş; Anayasa

Mahkemesi tarafından esastan inceleme yapılacak olması durumunda ise tutuklama

kararında kuvvetli suç şüphesinin ortaya konulduğu ileri sürülerek tutuklama

kararının verildiği andaki genel koşullar ve somut olayın özel koşulları ile

Ankara Sulh Ceza Hâkimlikleri tarafından verilen kararların içeriği birlikte

değerlendirildiğinde başvurucu yönünden kaçma ve delilleri etkileme tehlikesine

yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olmadığının söylenemeyeceği

belirtilmiştir.

34. Bakanlık görüşünde ayrıca soruşturma konusu suç için

öngörülen yaptırımın ağırlığı, işin niteliği ve önemi de gözönünde tutulduğunda

başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol

uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varılmasının keyfî olduğunun

savunulamayacağı ileri sürülmüştür. Bakanlık görüşünde, bu hususlar dikkate

alınarak başvurucunun tutuklanmasında herhangi bir keyfiyetin bulunmadığı

hususuna vurgu yapılmış ve tutuklamanın hukuki olmadığına dair şikâyetin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilmez bulunması gerektiği ifade

edilmiştir.

35. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevabında başvuru formundakine

benzer beyanlarda bulunmuştur.

B. Değerlendirme

36. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

37. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenar

başlıklı 15. maddesi şöyledir:

"Savaş, seferberlik ... veya olağanüstü

hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla,

durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya

tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı

tedbirler alınabilir.

Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da,

savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin

yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din,

vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı

suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile

saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."

38. Anayasa'nın "Kişi

hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci

fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya değiştirilmesini

önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda

gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."

39. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki

nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi

takdir eder (Tahir Canan, B. No:

2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, tutukluluğun hukuki

olmadığına ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun iddialarının Anayasa'nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

kapsamında incelenmesi gerekir.

1. Uygulanabilirlik

Yönünden

40. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları

incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere

ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).

Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olan

suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu

belirtilen FETÖ/PDY'nin üyesi olduğu iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi, anılan

suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunu

değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir

[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).

41. Başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki

olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında yapılacaktır.

Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun tutuklanmasının başta Anayasa'nın

13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer maddelerinde yer alan güvencelere aykırı

olup olmadığı tespit edilecek, aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15.

maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir

(Aydın Yavuz ve diğerleri, §§

193-195, 242).

2. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

42. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden bulunmadığı anlaşılan bu

iddiaların kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

43. Genel ilkeler için bkz. Mustafa

Özterzi, §§ 85-90; Zafer Özer, B.

No: 2016/65239, 9/1/2020, §§ 38-45.

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

44. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanuni

dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

45. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu

belirtilen FETÖ/PDY'nin mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında

silahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi

uyarınca tutuklanmıştır.

46. Diğer taraftan başvurucu 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı

Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nda -hâkimlerle ilgili- öngörülen usule ilişkin

güvencelerin hiçbirine riayet edilmeksizin, yetkili ve görevli olmayan

mahkemece tutuklandığını iddia etmektedir.

47. Anayasa Mahkemesi, Yıldırım

Turan kararında ilgili Türk Hukuk Mevzuatı çerçevesinde konuyu

etraflıca değerlendirmiş ve Yargıtay içtihatlarına da değinerek terör örgütüne

üye olma suçunun kişisel bir suç olduğunu, Yüksek Mahkeme üyelerinden farklı

olarak hâkim ve Cumhuriyet savcıları yönünden ağır ceza mahkemesinin görevine

giren suçüstü hâli bulunmasa da kişisel suçlarına ilişkin olarak soruşturma yürütülmesi

için izin şartı bulunmadığını belirterek Vergi Mahkemesi üyesi (hâkim) olan

başvurucunun tutuklanmasının kanuni dayanağının bulunduğu sonucuna varmıştır

(ayrıntı için bkz. Yıldırım Turan [GK],

B. No: 2017/10536, 4/6/2020, §§ 108-159).

48. Somut olayda anılan kararlardan ayrılmayı gerektiren bir

durum söz konusu değildir. Dolayısıyla somut olayın koşullarında başvurucunun

kanuna aykırı olarak tutuklandığı iddiası yerinde değildir. Bu itibarla

başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı

bulunmaktadır.

49. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin

meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın

ön koşulu olan suçun işlendiğine dair

kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

50. Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliğinin tutuklama kararında,

başvurucunun 15 Temmuz darbe teşebbüsünü gerçekleştiren FETÖ/PDY'nin üyesi

olduğuna dair kuvvetli şüphelerin bulunduğu belirtilmiş ve başvurucu yönünden

kuvvetli suç şüphesini oluşturan somut olguların bulunduğu sonucuna varılmıştır

(bkz. § 15).

51. İddianamede ise başvurucunun meslekten çıkarılmasına,

haklarında FETÖ/PDY ile iltisaklı olduğu belirtilen bir kısım özel kuruluş ile

telefonla görüşme kaydının bulunmasına ve tanık C.G.nin beyanına dayanılmıştır

(bkz. § 23).

52. Buna göre başvurucuya yöneltilen ve tutuklamaya konu olan

suçlamanın dayanağından birisi başvurucunun meslekten ihraç edilmesidir.

Anayasa Mahkemesi daha önce verdiği birçok kararda olağanüstü hâl döneminde uygulanan

görevden uzaklaştırma veya kamu görevinden ya da meslekten çıkarma şeklindeki

idari kararların niteliğini dikkate alarak bu kararların verilmesinin karara

muhatap olan kişilerin suç işlediklerine dair kuvvetli belirtinin bulunduğu

anlamına gelmediği sonucuna varmıştır (Mustafa

Baldır, B. No: 2016/29354, 4/4/2018, § 70; Mustafa Açay, B. No: 2016/66638, 3/7/2019,

§ 54; E.A., B. No: 2016/78293,

3/7/2019, § 57; Ali Aktaş, B. No:

2016/14178, 17/7/2019, § 53; Mustafa Özterzi,

§ 104; Zafer Özer, §§ 55-58). Bu

itibarla başvurucu hakkındaki görevden uzaklaştırma veya meslekten çıkarma

tedbirlerine ilişkin kararlarda başvurucuyla ilgili kişisel bir tespit ve

değerlendirme bulunmadığından bunların -tek başına- suç işlendiğine dair

kuvvetli bir belirti olarak kabulü mümkün değildir.

53. Savcılık, başvurucunun FETÖ/PDY ile bağlantılı özel

kuruluşlarla telefon görüşmeleri gerçekleştirdiğini belirtmiş ancak bu

görüşmelerin başvurucu ile FETÖ/PDY arasında örgütsel bağ anlamında ne ifade

ettiğini açıklamamıştır. Soruşturma makamlarınca görüşme içeriklerine yönelik

bir bilgiye yer verilmemiştir. Ayrıca söz konusu telefon görüşmelerinin

örgütsel bir ilişki çerçevesinde yapıldığı yönünde veya başvurucunun görüşme

gerçekleştirdiği kişilerin örgütün üst düzey yöneticilerinden olduklarına dair

bir tespit de yapılmamıştır. Dolayısıyla içeriği tespit edilemeyen telefon

görüşmelerinin kuvvetli suç belirtisi olarak değerlendirilmesi mümkün

görülmemiştir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Mustafa Özterzi, § 106; Zafer Özer, § 62).

54. Öte yandan Savcılık, tanık C.G.nin "başvurucunun FETÖ/PDY mensuplarıyla uyumlu çalıştığı" şeklindeki

ifadesine değinerek başvurucu ile örgüt arasında irtibat bulunduğunu iddia

etmiştir. Başvurucu; herkesle uyumlu şekilde çalıştığını, dolayısıyla sadece

FETÖ/PDY mensuplarıyla uyumlu çalıştığı gibi bir durumun söz konusu olmadığını,

hayatının hiçbir döneminde FETÖ/PDY ile herhangi bir şekilde irtibatının

olmadığını, tanığın kişisel bir yorum yaptığını ileri sürmüştür.

55. Anayasa Mahkemesi Selçuk

Özdemir kararında ve sonrasında verdiği birçok kararda FETÖ/PDY

üyesi olmakla suçlanan bazı şüphelilerin ifadelerinde hâkim olarak görev

yapmakta olan başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatının bulunduğuna ve bu

yapılanmaya mensup olduğuna yönelik somut olgular içeren anlatımlarını

başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayan kuvvetli bir belirti olarak kabul

etmiştir (Selçuk Özdemir, § 75,

benzer nitelikteki tanık beyanlarının kuvvetli belirti olarak kabul edildiği

diğer kararlar arasından bkz. Metin Evecen, B.

No: 2017/744, 4/4/2018, §§ 47-52, Recep

Uygun, B. No: 2016/76351, 12/6/2018, § 43).

56. Anayasa Mahkemesi yakın zamanda verdiği bir kısım kararında

ise tanık anlatımlarının kişinin örgütsel bağlantısına veya hangi örgütsel

eylemlerde bulunduğuna ya da başvurucunun örgütsel konumuna ilişkin herhangi

bir vaka veya olguya dayanmaması, dolayısıyla kişisel kanaatin açıklanması

niteliğinde olduğu, bu anlamda yargı makamlarının denetim yaparak söz konusu

beyanları doğrulamasına ya da çürütmesine imkân vermediği gerekçesiyle kuvvetli

suç belirtisi olarak kabul edilemeyeceği sonucuna varmıştır (Emre Altun, B. No: 2016/78293, 3/7/2019, §

59; Ali Aktaş, B. No: 2016/14178,

17/7/2019, § 56)

57. Soruşturma makamlarınca başvurucunun örgütle bağlantısı olduğuna

dayanak yapılan tanık C.G.nin beyanlarının kişisel kanaatin açıklanması

niteliğinde olduğu, başvurucunun örgütsel bir eyleminden bahsetmediği ve somut

olgular içermediği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla söz konusu beyanların kuvvetli

belirti olarak kabulü mümkün gözükmemektedir.

58. Sonuç olarak tutuklama kararında ve soruşturma sürecindeki

belgelerde yer alan tespit ve değerlendirmeler kapsamında somut olayda

tutuklama için ön koşul olan suç işlendiğine dair kuvvetli belirtinin yeterince ortaya konulamadığı sonucuna

varılmıştır.

59. Varılan bu sonuç karşısında tutuklama nedenlerinin bulunup

bulunmadığına ve tutuklamanın ölçülü olup olmadığına ilişkin ayrıca bir

inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

60. Açıklanan gerekçelerle suç işlediğine dair kuvvetli

belirtiler ortaya konulmadan başvurucu hakkında tutuklama tedbirinin

uygulanmasının kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına ilişkin olarak olağan

dönemde Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan güvencelere

aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.

61. Bununla birlikte anılan tedbirin olağanüstü dönemlerde

Anayasa'nın temel hak ve özgürlüklerin kullanımının durdurulmasını ve

sınırlandırılmasını düzenleyen 15. maddesi kapsamında meşru olup olmadığının

incelenmesi gerekir.

4. Anayasa'nın 15. Maddesi

Yönünden

62. Tutuklama tedbirinin uygulanması suretiyle bireylerin kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına keyfî olarak müdahale edilmemesini sağlayacak

güvencelerin başında suç işlendiğine dair belirtinin ortaya konulması

gelmektedir. Suç işlendiğine dair belirtinin bulunması tutuklama tedbiri için

ön koşul olduğundan aksi durumun kabulü, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına

ilişkin tüm güvencelerin anlamsız hâle gelmesi sonucunu doğurur. Dolayısıyla

-hangi nedenle benimsenmiş olursa olsun- olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı dönemlerde de kişilerin suç işlediklerine dair belirti bulunmadan

tutuklanmaları durumun gerektirdiği ölçüde

bir tedbir olarak kabul edilemez (Şahin

Alpay [GK], B. No: 2016/16092, 11/1/2018, § 109; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No:

2016/23672, 11/1/2018, § 156).

63. Somut olayda

Anayasa Mahkemesince soruşturma makamlarının suç işlediğine dair belirtileri

somut olgularla ortaya koymadan başvurucu hakkında tutuklama tedbirine

başvurdukları sonucuna varılmıştır (bkz. § 48). Bu itibarla olağanüstü hâl döneminde Anayasa'nın temel

hak ve özgürlüklerin kullanımının durdurulmasını ve sınırlandırılmasını

düzenleyen 15. maddesinin başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına

yönelik olarak Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen

güvencelere aykırı bu müdahaleyi meşru kılmadığı değerlendirilmiştir (benzer

yöndeki değerlendirmeler için bkz. Şahin

Alpay, § 110; Mehmet Hasan Altan

(2), § 157).

64. Açıklanan gerekçelerle -Anayasa'nın 15. maddesiyle birlikte

değerlendirildiğinde de- başvurucunun Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası

bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

5. 6216 sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

65. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Kararlar" kenar başlıklı 50. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir."

66. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna

varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler

belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte

ihlal kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun

ihlalin devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal

edilmesiyle sonuçlanacağına işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

67. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından

söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yani

ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle

ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale neden olan

karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması,

varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu

bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

68. Başvurucu hakkındaki tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle

Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğine karar

verilmiştir. Soruşturma sürecinde 3/5/2017 tarihinde başvurucunun tahliyesine

karar verilmiştir ve tutukluluk hâli sona ermiştir.

69. Başvurucu, miktar belirtmeksizin maddi ve 8.000.000 TL

manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

70. Mahkemenin maddi tazminata hükmedebilmesi için başvurucunun

uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal arasında illiyet

bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge sunmamış olması

nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

71. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin

başvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı

açıktır. Başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik müdahale

nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 30.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

72. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve 3.000

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle Anayasa'nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrası kapsamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 30.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 257,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

3.257,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Ankara 22. Ağır Ceza

Mahkemesine (E.2019/236) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE,

21/7/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Raportör : Fatih HATİPOĞLU Başvurucu : Hakan BÜYÜKABACI Vekili : Av. Hülya POLAT

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/19121, 21 Temmuz 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. A. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve
  11. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/19121
Tarih
21 Temmuz 2020

İlgili Kararlar

  • Hüseyin Aşkan Başvurusu (B. No: 2017/15649)
  • Surp Haç Tibrevank Ermeni Lisesi Vakfı Başvurusu (B. No: 2017/20289)
  • K.k. Başvurusu (B. No: 2017/22295)
  • Rifat Erdalı Başvurusu (B. No: 2017/39019)
  • Reşit Ölçer Başvurusu (B. No: 2016/11371)
  • Sherapat Yagmyrova Başvurusu (B. No: 2017/11905)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.