İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hakan Karasoy Başvurusu (B. No: 2017/12497)

1. Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki

Başvuru No2017/12497Tarih9 Eylül 2020Okuma18 dk · 3.545 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Hakan Karasoy Başvurusu

Karar tarihi
9 Eylül 2020
Başvuru Numarası
2017/12497
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.545 kelime·18 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki

olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluk incelemelerinin

hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması ve sulh ceza hâkimliklerinin

yapısı nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; ceza infaz

kurumundaki bazı uygulamalar nedeniyle kötü muamele yasağının; arama ve elkoyma

işlemlerinin hukuki olmaması nedeniyle özel hayata saygı hakkının; açık görüş

ve telefonla görüşme haklarının sınırlandırılması nedeniyle haberleşme

hürriyetinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 7/2/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve adli yardım talebinin kabul

edilmesine karar verilmiştir.

5. 2018/15457 başvuru numaralı bireysel başvuru

dosyasının kişi yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2017/12497 başvuru numaralı

bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

A. Genel

Bilgiler

7. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî darbe

teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke

genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde

son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak-

bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden

ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet

Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu

değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169,

20/6/2017, §§ 12-25).

8. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde

darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa

bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık,

ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik

olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok

sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın

Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No:

2016/23672, 11/1/2018, § 12).

B. Başvurucuya

İlişkin Süreç

9. Öğretmen olarak görev yapan başvurucu, İskenderun

Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlar

nedeniyle başlatılan bir soruşturma kapsamında 2/8/2016 tarihinde gözaltına

alınmıştır. Başvurucunun ilk ifadesi kolluk görevlileri tarafından 2/8/2016

tarihinde alınmıştır. İfade tutanağına göre başvurucuya yöneltilen FETÖ/PDY

üyeliği suçlamasına dair olay ve olgular sorulan sorularla açıklanmıştır. Hatay

Barosu tarafından görevlendirilen müdafi de ifade alma işlemi esnasında hazır

bulunmuştur.

10. Başvurucu, ifadesinde özetle örgüt içinde herhangi

bir faaliyete katılmadığını belirterek suçlamaları kabul etmemiştir.

11. Başsavcılık, başvurucuyu silahlı terör örgütüne üye

olma suçundan tutuklanması istemiyle 24/8/2016 tarihinde İskenderun Sulh Ceza

Hâkimliğine (Hâkimlik) sevk etmiştir.

12. Hâkimlik aynı tarihte başvurucunun savunmasını

almıştır. Sorgu tutanağına göre başvurucuya isnat edilen suçlar anlatılmış,

Hatay Barosunca görevlendirilen başvurucunun müdafii de sorgu esnasında hazır

bulunmuştur.

13. Başvurucu; Hâkimlikteki savunmasında özetle ByLock

programına ilişkin hiçbir şey bilmediğini, telefonuna asla böyle bir program

yüklemediğini ve üzerine atılan suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir.

14. Hâkimlik 24/8/2016 tarihinde, başvurucunun silahlı

terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın ilgili

bölümü şöyledir:

"... şüpheli Hakan Karasoy'un

üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumuna göre kuvvetli suç

şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması şüphelini üzerine

atılı eylemin CMK'nın 100/3. maddesinde belirtilen ve tutuklama nedeni

varsayılan katalog suçlardan oluşu, kaçma ve delillerin karartma şüphesinin

bulunması karşısında şüpheli hakkında tutuklama nedenlerinin oluştuğu, şüpheli

hakkında CMK'nın 109. maddesinde düzenlenen adli kontrol hükümlerinin bu

aşamada yetersiz kalacağı ... anlaşıldığından tutuklanmasına ... [karar verildi.]"

15. Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiş, Hatay 2.

Sulh Ceza Hâkimliği başvurucunun itirazını reddetmiştir.

16. Hatay 1. Sulh Ceza Hâkimliği 14/12/2016 tarihinde

resen yaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tutukluluk hâlinin

devamına karar vermiştir. Başvurucunun anılan karara yaptığı itiraz, Hatay 2.

Sulh Ceza Hâkimliğince 19/1/2017 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir.

17. Başvurucu 7/2/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

18. Hatay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/1/2018 tarihli

iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu

işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde

dava açılmıştır.

19. İddianamede, başvurucunun örgütsel nitelikli

eylemleri bakımından FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer aldığı ileri sürülmüştür.

Bu suçlamalara esas olarak başvurucunun ByLock programını kullandığı ve

örgütün mahrem imamları arasında başvurucunun da olduğuna dair kolluk

raporlarına dayanılmıştır.

20. Hatay 2. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 17/2/2018

tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2018/98 sayılı dosya

üzerinden kovuşturma başlamıştır.

21. Mahkeme 11/7/2018 tarihli kararıyla başvurucuyu terör

örgütüne üye olma suçundan 9 yıl hapis cezasına mahkûm etmiştir.

22. Başvurucu, mahkûmiyet kararına karşı istinaf

başvurusunda bulunmuş; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi 15/3/2019

tarihinde istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.

23. Başvurucu, istinaf başvurusunun reddi kararına karşı

temyiz yoluna başvurmuş; Yargıtay 16. Ceza Dairesi 3/12/2019 tarihli kararıyla temyiz

başvurusunu esastan reddederek hükmü onamış ve karar kesinleşmiştir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

24. İlgili hukuk için bkz. Salih Sönmez, B.

No: 2016/25431, 28/11/2018, §§ 33-56.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

25. Mahkemenin 9/9/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddialar

1. Gözaltına

Almanın Hukuki Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

26. Başvurucu, suç şüphesi olmaksızın gözaltına alınması

nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

b. Değerlendirme

27. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen

hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir hak arama yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil

niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için

öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve

Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).

28. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı

süresinin aşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu

iddialarına ilişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla

asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak-

4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde

öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk

yolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No:

2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144,

14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No: 2013/1631,

17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim Sönmez ve Nazmiye Kaya, B. No:

2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47).

29. Somut olayda başvurucu yönünden gözaltı tedbirinin

hukuki olmadığına ilişkin iddiayla ilgili olarak yukarıda anılan kararlarda

varılan sonuçlardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

30. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Tutuklamanın

Hukuki Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

31. Başvurucu; ByLock adlı programı daha önce

kullanmadığını, buna rağmen keyfî bir şekilde tutuklanmasına karar verildiğini

belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

b. Değerlendirme

32. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin

sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

33. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti ve

güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü

fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve

güvenliğine sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti

bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya

değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan

ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."

34. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın

19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

kapsamında incelenmesi gerekir.

i. Uygulanabilirlik

Yönünden

35. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları

incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere

ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir. Buna göre olağanüstü

bir durumun bulunması ve bunun ilan edilmesinin yanı sıra bireysel başvuruya

konu temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirin olağanüstü durumla

bağlantılı olması hâlinde inceleme Anayasa'nın 15. maddesi uyarınca

yapılacaktır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191). Soruşturma

mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olan suçlama,

başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen

FETÖ/PDY'nin üyesi olduğu iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi, anılan suçlamanın

olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunu

değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, §

57).

36. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi

kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun

tutuklanmasının Anayasa'nın başta 13. ve 19. maddeleri olmak üzere ilgili

maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,

aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu

aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve

diğerleri, §§ 193-195, 242; Selçuk Özdemir, § 58).

ii. Genel

İlkeler

37. Genel ilkeler için bkz. Özcan Güney, B. No:

2017/20709, 15/11/2018, §§ 57-62; Zafer Özer, B. No: 2016/65239,

9/1/2020, §§ 38-45.

iii. İlkelerin

Olaya Uygulanması

38. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma

olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma

kapsamında silahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un

100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan

tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

39. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce

tutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti bulunup

bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

40. Başvurucu hakkındaki tutuklama kararında, iddianamede

ve mahkûmiyet kararında başvurucunun FETÖ/PDY üyelerinin kendi aralarındaki

iletişimi sağladığı ifade edilen ByLock uygulamasının kullanıcısı olduğu

belirtilmiştir (bkz. § 19).

41. Anayasa Mahkemesi, ByLock uygulamasının

özellikleri gözönüne alındığında kişilerin bu uygulamayı kullanmalarının veya

kullanmak üzere elektronik/mobil cihazlarına yüklemelerinin soruşturma makamlarınca

FETÖ/PDY ile olan ilgi bakımından bir belirti olarak değerlendirilebileceğini

belirtmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 106, 267). Buna göre somut

olayda da soruşturma makamlarınca ve tutuklama tedbirine karar veren Mahkemece

FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan başvurucunun ByLock uygulamasını

kullanmasının somut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli

belirti olarak kabul edilmesi, anılan programın özellikleri itibarıyla

temelsiz ve keyfî bir tutum olarak değerlendirilemez (Selçuk Özdemir, §

74).

42. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu

değerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardı

edilmemelidir.

43. Anayasa Mahkemesi, darbe teşebbüsü sonrasında

teşebbüsle bağlantılı veya doğrudan teşebbüsle olmasa da FETÖ/PDY ile

bağlantılı suçlara ilişkin soruşturmalarda delillerin sağlıklı bir şekilde

toplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için

tutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersiz kalmasının söz konusu

olabileceğini ifade etmiştir. Ayrıca FETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerin teşebbüs

sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadan yararlanmak suretiyle kaçma

imkânının ve bu dönemde delillere etki edilmesi ihtimalinin normal zamanda

işlenen suçlara göre çok daha fazla olduğuna dikkat çekilmiştir (Aydın Yavuz

ve diğerleri, §§ 271, 272; Selçuk Özdemir, §§ 78, 79).

44. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı

terör örgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar

öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda

öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir

(benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No:

2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405,

25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3)

numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen

suçlar arasındadır (Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170,

16/11/2017, § 148).

45. Somut olayda Hâkimlikçe başvurucunun tutuklanmasına

karar verilirken delillerin tamamen toplanmamış olmasına, işlendiği iddia

olunan silahlı terör örgütüne üye olma suçuna ilişkin kanunlarda öngörülen

yaptırımın ağırlığına, suçun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı

fıkrasında yer alan katalog suçlar arasında olmasına ve adli kontrol kararının

yetersiz olacağına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 14).

46. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki

genel koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Hâkimlik

tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde başvurucu

yönünden özellikle suçun niteliğine ve ağırlığına atfen, dolaylı olarak kaçma

şüphesine ve delillere etki edilmesi ihtimaline yönelen tutuklama nedenlerinin

olgusal temellerinin olduğu söylenebilir.

47. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup

olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.

ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım (2), § 151).

48. Anayasa Mahkemesince daha önce de ifade edildiği

üzere terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarını ciddi zorluklarla karşı

karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli

makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize olanlar olmak üzere-

suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye

neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (benzer yöndeki değerlendirmeler

için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,

16/11/2016, § 214; Devran Duran, § 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle

veya FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliği ile

FETÖ/PDY'nin özellikleri (gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumda

örgütlenmiş olma, kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde

hareket etme gibi) de dikkate alındığında bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına

göre çok daha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri,

§ 350).

49. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında Hâkimliğin isnat edilen suç için öngörülen yaptırımın ağırlığını,

işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarak başvurucu hakkında uygulanan

tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, adli kontrol uygulamasının yetersiz

kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.

50. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın

hukuki olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık

olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

51. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkına tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin Anayasa'nın 13. ve 19.

maddelerinde yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden 15.

maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek

bulunmamaktadır.

3. Tutukluluk

İncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

52. Başvurucu, tutukluluğa itiraz ile tutukluluk hâlinin

gözden geçirilmesine ilişkin incelemelerin dosya üzerinden değerlendirildiğini

belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

b. Değerlendirme

53. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§

16, 17).

54. Anayasa Mahkemesi Salih Sönmez (B. No:

2016/25431, 28/11/2018) kararında tutukluluk incelemelerinin duruşmasız

yapılması ve/veya makul sürede hâkim/mahkeme önüne çıkarılmama şikâyetini

incelemiştir. Anayasa Mahkemesi anılan kararda, inceleme tarihi itibarıyla

başvurucunun hâkim/mahkeme önüne çıkarılmış olması hususunu nazara alarak

verilecek bir ihlal kararının başvurucunun yeniden hâkim önüne çıkarılmasını

sağlamayacağını ve serbest kalması sonucunu doğurmayacağını belirtmiş; bu

durumda yalnızca kişinin uzun süre hâkim/mahkeme önüne çıkarılmamasıyla ilgili

bir hak ihlalinin tespiti ve gerekiyorsa belli bir miktar tazminata

hükmedilmesiyle yetinileceği sonucuna varmıştır.

55. Öte yandan Anayasa Mahkemesi anılan kararda; bu tür

ihlal iddiaları bakımından öncelikle aynı giderim imkânını sağlayan başvuru

yollarının tüketilmesi ve bunlardan sonuç alınamaması hâlinde bireysel

başvuruda bulunulması gerektiğini belirterek 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesinde düzenlenen dava yolunun başvurucunun durumuna uygun, telafi

kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yolu olduğu tespitini yapmış ve başvuru

yollarının tüketilmediği sonucuna varmıştır.

56. Somut olayda başvurucu 24/8/2016 tarihinde

tutuklanmış ve tutuklandıktan sonra ilk kez kovuşturma aşamasında 17/5/2018

tarihinde yapılan duruşmada mahkeme önüne çıkmış ve itirazlarını etkili bir

biçimde ileri sürme fırsatına sahip olmuştur. Başvurucunun hâkim/mahkeme önüne

çıkmadığı süre yaklaşık yirmi bir aydır. Dolayısıyla somut başvuru yönünden

anılan karardan ayrılmayı gerektiren bir durum söz konusu değildir.

57. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluk

incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiası

ile ilgili olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru

yaptığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının

tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

4. Sulh Ceza

Hâkimliklerinin Yapısına İlişkin İddialar

a.

Başvurucunun İddiaları

58. Başvurucu; tutuklanmasına karar veren, tutukluluğuna

itirazları inceleyen sulh ceza hâkimliklerinin bağımsız, tarafsız ve etkili

olmadığını ileri sürmüştür.

b.

Değerlendirme

59. Sulh ceza hâkimliklerinin kanuni hâkim güvencesini

sağlamadıkları, tarafsız ve bağımsız mahkeme olmadıkları ve tutukluluğa

itirazın bu yargı mercilerince karara bağlanmasının hürriyetten yoksun

bırakılmaya karşı etkili bir itirazda bulunmayı imkânsız hâle getirdiğine

ilişkin iddialar Anayasa Mahkemesince birçok kararda incelenmiş, bu kararlarda

sulh ceza hâkimliklerinin yapısal özellikleri dikkate alınarak söz konusu

iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (Hikmet

Kopar ve diğerleri, §§ 101-115; Mehmet Baransu (2), B. No:

2015/7231, §§ 64-78, 94-97).

60. Somut başvuruda aynı mahiyetteki iddialara ilişkin

olarak anılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum

bulunmamaktadır.

61. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

5. Tutukluluğun Makul Süreyi Aştığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

62. Başvurucu; ilgili ve yeterli gerekçeler olmadan,

kişiselleştirme yapılmaksızın tutukluluğunun devam ettirildiğini,

tutukluluğunun makul süreyi aştığını ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

63. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§

16, 17).

64. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen

azami süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye

edilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf

yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma

imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam

Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515, 28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,

B. No: 2014/6500, 29/9/2016, §§ 33-45).

65. Somut olayda başvurucu tahliye edilmemiş ancak ilk

derece mahkemesinin 11/7/2018 tarihli kararıyla mahkûm edilmiştir. Dolayısıyla

bireysel başvuruda bulunduktan sonra 11/7/2018 tarihinde mahkûmiyetine karar

verilen başvurucunun tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddiası, 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davada incelenebilir. Bu madde

kapsamında açılacak dava sonucuna göre başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi

aştığının tespiti hâlinde görevli mahkemece başvurucu lehine tazminata da

hükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen

dava yolu, başvurucunun durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir

hukuk yoludur ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel

başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile

bağdaşmamaktadır.

66. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluğun

makul süreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal başvuru yolları

tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

B. Özel Hayata

Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

67. Başvurucu, arama ve elkoyma işlemlerinin hukuka uygun

gerçekleştirilmemesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmektedir.

1. Arama Kararı

Yönünden

68. Başvuru konusu koruma tedbirinin türü, süresi,

uygulanma tarzı ve kişinin yaşamı üzerindeki etkileri birlikte

değerlendirildiğinde başvurucunun uğradığı zararın kaçınılmaz olandan ağır

olduğu veya koruma tedbirinin keyfî uygulandığı değerlendirilmemiş; başvurucu

da bireysel başvuru formunda aksini kanıtlayacak bir açıklamada bulunmamıştır (Hülya

Kar, B. No: 2015/20360, 27/2/2019, §§ 21-46).

69. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, özel

hayat ve aile hayatına saygı hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık

olduğundan diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Elkoyma Kararı Yönünden

70. Somut olayda başvurucunun dijital materyallerine 5271

sayılı Kanun'un 134. maddesi kapsamında el konulmuştur. Bu elkoyma işleminin

hukukiliği ve kesin sonuçları derece mahkemeleri tarafından yapılacak yargılama

sonucunda ortaya çıkacaktır. Öte yandan el konulan dijital materyaller ve cep

telefonlarının incelenmesi tamamlandıktan sonra başvurucuya iade edilmesi

mümkün olacaktır. Son olarak 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının (j) bendinde "Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine,

koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler

alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan

veya zamanında geri verilmeyen" kişilerin uğramış olduğu maddi

zararları isteyebileceği belirtilmiştir. Başvurucunun yargılama sonunda elkoyma

nedeniyle uğradığı zararları bu tazminat yoluna başvurmak suretiyle tazmin

edebilmesi de mümkün olacaktır. Dolayısıyla başvurunun hukuk sisteminde mevcut

idari ve yargısal yollar tüketilmeksizin yapıldığı anlaşılmaktadır.

71. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

C. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

iddiaları

72. Başvurucu; tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumunda

koğuşların kalabalık olması nedeniyle şartların insani olmadığını belirterek

kötü muamele yasağının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

73. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§

16, 17).

74. Anayasa Mahkemesinin benzer yöndeki Mehmet Baransu

(B. No: 2015/8046, 19/11/2015 §§ 12-18) başvurusunda belirttiği üzere somut

olayda başvurucunun şikâyetlerini iletebileceği ve yapıldığını iddia ettiği

kötü muameleye derhâl son verilmesini isteyebileceği idari ve yargısal

mercilerin bulunduğu görülmektedir. İlgili hükümler kapsamında başvurucu;

şikâyetlerini öncelikle yetkili bu idari ve yargısal mercilere iletip tutulma

yeri ve koşulları sebebiyle kötü muameleye maruz bırakıldığını ileri

sürebilecek, bu koşulların en kısa zamanda uygun hâle getirilmesini ve/veya

kötü muamele iddiasına konu işlemin infazının durdurulmasını ya da

ertelenmesini isteyebilecek iken bu yollara başvurmamıştır.

75. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezliğine karar verilmesi gerekir.

D. Haberleşme

Hürriyetinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

76. Başvurucu; ailesi ile görüşmelerini uzun aralıklarla

gerçekleştirdiğini ve telefonla görüşmesine iki haftada bir izin verildiğini

belirterek haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

77. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§

16, 17).

78. Başvurucunun anılan şikâyetiyle ilgili olarak

16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun 4. maddesinde bu

uygulamalara ilişkin şikâyetleri karara bağlama konusunda infaz hâkimliğinin

görevli olduğu belirtilmiştir. Bireysel başvuru dosyaları incelendiğinde ise

başvurucunun bu şikâyetine ilişkin olarak infaz hâkimliğine başvuruda bulunduğu

hususunda herhangi bir bilgi ya da belgeye rastlanmamıştır. Bu nedenle

başvurucunun hukuk sisteminde mevcut idari ve yargısal yolları tüketmeksizin

bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.

79. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Gözaltına almanın hukuki olmamasına ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Tutuklamanın hukuki olmamasına ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne

çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddianın başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Sulh ceza hâkimliklerinin yapısına ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

6. Arama kararı nedeniyle özel hayata ve aile hayatına

saygı hakkına yönelikihlal iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

7. Elkoyma kararı nedeniyle özel hayata ve aile hayatına

saygı hakkına yönelik ihlal iddiasının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

8. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

9. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine

neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama

giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 9/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE

karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

M. Emin KUZ

Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Raportör : Murat GÜVEN Başvurucu : Hakan KARASOY Vekili : Av. Dudu ERTUNÇ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/12497, 9 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Genel
  10. B. Başvurucuya
  11. IV. İlgili
  12. Hukuk
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine
  16. B. Özel Hayata
  17. C. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
  18. D. Haberleşme
  19. A. 1. Gözaltına almanın hukuki olmamasına ilişkin
  20. B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  21. M. Emin KUZ
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/12497
Tarih
9 Eylül 2020

İlgili Kararlar

  • Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası Başvurusu (B. No: 2017/35667)
  • Hüseyin Egemen Keskin Başvurusu (B. No: 2016/6619)
  • Hüseyin Tolga Coşkuner Başvurusu (B. No: 2017/35511)
  • Mahir Engin Çelik Başvurusu (B. No: 2017/38729)
  • Serdal Boyraz Başvurusu (B. No: 2016/15796)
  • Adnan Ceylan Başvurusu (B. No: 2016/7302)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.