İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hamdiye Demirel ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/6649)

1. Başvuru, terör örgütü tarafından kaçırılma ve öldürülme

Başvuru No2013/6649Tarih20 Nisan 2016Okuma17 dk · 3.373 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hamdiye Demirel Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
20 Nisan 2016
Başvuru Numarası
2013/6649
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.373 kelime·17 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, terör örgütü tarafından kaçırılma ve öldürülme

iddiasıyla 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan

Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvurunun ve

akabinde açılan davanın reddedilmesi nedeniyle Anayasa'nın 2., 12., 17., 36. ve

40. maddelerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 20/8/2013 tarihinde Batman İdare Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 6/11/2015 tarihinde,

başvurucuların adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.

4. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 6/11/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından 18/2/2016 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için 18/2/2016

tarihinde Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş

sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP)

bilişim sistemiaracılığıyla erişilen bilgi ve

belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Başvuruculardan Hamdiye Demirel'in

nikahsız olarak birlikte yaşadığı, diğer başvurucuların babası olan M.D.nin minibüs hattında şöförlük

yapmakta iken 2/4/1994 tarihinde kimliği belirsiz kişiler tarafından

kaçırıldığı ve bir daha kendisinden haber alınamadığı iddia edilmiştir.

9. M.D.nin kardeşi İ.D., kardeşinden

haber alamadığını, kardeşinin gözaltında olduğunu düşündüğünü ve tarafına bilgi

verilmesi istediğini belirterek 26/4/1994 tarihinde Batman Cumhuriyet

Başsavcılığına başvurmuştur.

10. Yine M.D.nin amcası H.D.,

yeğeninden 1994 yılından beri haber alamadığını, son olarak Silvan ilçesine

bağlı Yolaç (Susa) köyünde Hizbullah terör örgütü

tarafından evlerin altına kazılmış sığınaklar bulunduğunu ve bu sığınaklarda

çok sayıda kişinin kaçırılarak tutulduğunu gösterir deliler bulunduğunun

haricen öğrenildiğini, yeğeninin de kaçırılarak bu sığınaklarda tutulduğu hususunda

duyum aldığını ve M.D.nin orada tutulduğunu bilen

tanıkların bulunduğunu, bu hususların araştırılmasını istediğini belirterek

4/3/1998 tarihinde Batman Cumhuriyet Başsavcılığına başvurmuştur.

11. Batman Emniyet Müdürlüğünce, Yolaç

(Susa) köyündeki sığınaklarda çıkan dökümanlar,

yürütülen soruşturmaya esas olmak üzere 18/3/1998 tarihinde Silvan İlçe

Jandarma Komutanlığından istenmiştir. Silvan İlçe Jandarma Komutanlığının

30/3/1998 tarihli ve 4831-154-98/2729 sayılı yazısında, 20/2/1998 tarihinde

köyde 14 bölme hâlinde hücrelerin bulunduğu, hücrelerde yapılan incelemede suç

unsuruna rastlanmadığı ve herhangi bir dokümanın ortaya çıkmadığı

belirtilmiştir.

12. Başvurucular; M.D.nin 2/4/1994

tarihinde kimliği belirsiz kişilerce kaçırıldığını, bir daha kendisinden haber

alınamadığını, 1994 yılında Batman ilinde faili meçhul cinayet, kaçırma ve

terör olaylarının sıkça yaşandığını belirterek M.D.nin

gaipliğine karar verilmesi istemiyle Batman 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde

7/7/2005 tarihinde dava açmışlardır.

13. Batman 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22/6/2007 tarihli ve

E.2005/611, K.2007/290 sayılı kararıyla, M.D.nin

2/4/1994 tarihinden beri kayıp olduğu, kendisinden haber alınamadığı, yapılan

ilanlara rağmen herhangi bir bilgiye ulaşılamadığı gerekçesiylegaipliğine

karar verilmiştir.

14. Başvurucular 7/7/2005 tarihinde, M.D.nin

terör eylemleri kapsamında 1994 yılında kimliği belirsiz kişilerce

kaçırıldığından ve bir daha kendisinden haber alınamadığından bahisle 5233

sayılı Kanun hükümlerinden yararlandırılmaları ve zararlarının karşılanması

istemiyle Batman Valiliği Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zarar Tespit

Komisyonuna (Komisyon)başvurmuşlardır.

15. Komisyon 7/2/2011 tarihli ve 2011/2-449 sayılı kararı ile

başvurucuların iddialarının terörle bir bağlantısının kurulamadığı gerekçesiyle

başvurunun reddine karar vermiştir.

16. Başvuruculardan Hamdiye Demirel, M.D.nin kaçırıldığı yıllarda bölgede terör olaylarının

yoğun olarak yaşandığını, terör örgütü ile olan çatışmaların yanısıra şehir merkezinde Hizbullah terör örgütü tarafından

birçok faili meçhul cinayet ve kaçırma olayının meydana geldiğini, 5233 sayılı

Kanun kapsamında zararlarının karşılanması gerektiğini belirterek başvurunun

reddine ilişkin Komisyonun 7/2/2011 tarihli kararının iptali istemiyle Batman Valiliği

(İdare) aleyhine 10/5/2011 tarihinde Diyarbakır 3. İdare Mahkemesinde dava

açmıştır.

17. Diyarbakır 3. İdare Mahkemesi 27/7/2011 tarihli ve

E.2011/3371, K.2011/1464 sayılı kararıyla davanın yetki yönünden reddine,

dosyanın yetkili Batman İdare Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

18. Batman İdare Mahkemesinin E.2011/2359 sayılı esasına

kaydedilen dava dosyasında, 7/12/2011 tarihli ara kararına istinaden gönderilen

Batman Cumhuriyet Başsavcılığının 18/1/2012 tarihli ve Muh.2012/182 sayılı yazısında,

UYAP ve soruşturma defterleri üzerinde yapılan araştırmada M.D.nin

maktul sıfatıyla kaydedildiği Batman Cumhuriyet Başsavcılığının 2003/4131

soruşturma sayılı dosyasının fezleke ile 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza

Muhakemesi Kanunu'nun 250. maddesi kapsamında görevli Diyarbakır Cumhuriyet

Başsavcılığına gönderildiği belirtilmiştir.

19. Yazı ekinde yer alan Batman Cumhuriyet Başsavcılığının

2011/169 sayılı fezlekesinde ise Fatih Cumhuriyet Başsavcılığının 2003/29007

soruşturma sayılı dosyası ile 1993-2003 yılları arasında Hizbullah terör örgütü

veya başka terör örgütlerine mensup faili meçhul kişilerce öldürülen aralarında

M.D.nin de bulunduğu toplam 180 maktulün Batman

ilinde öldürülmüş olmaları sebebiyle yetkisizlik kararı verilerek 3/12/2003

tarihinde dosyanın Batman Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, Batman

Jandarma Karakol Komutanlığı ve Batman İl Emniyet Müdürlüğünden yapılan

araştırmalarda maktullerle ilgili zaten ölüm tarihi itibarıyla araştırmaların

yapılmış olması ve dosyaların Batman Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanarak

5271 sayılı Kanun'un 250. maddesi kapsamında görevli Diyarbakır Ağır Ceza

mahkemesine gönderildiği, sonuç olarak maktullerin 5271 sayılı Kanun'un 250.

maddesi kapsamında kalan eylemler sonucu öldürülmüş oldukları ve aynı konuda

5271 sayılı Kanun'un 250. maddesi ile görevli Diyarbakır Cumhuriyet

Başsavcılığınca soruşturmaların devam ettiği veya bitmiş olduğu, bu nedenle

mükerrer soruşturma yapılmaması için dosyanın önceki dosyalarla birleştirilme

talepli olarak fezleke ile gönderildiği belirtilmiştir.

20. 5271 sayılı Kanun'un 250. maddesi kapsamında görevli

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 25/5/2012 tarihli ve 2011/1228 Sor. sayılı yazısı ile faillerin kimlikleri tespit

edilemediğinden dava açılamadığı, soruşturmanın devam ettiği belirtilmiştir.

21. Batman İdare Mahkemesinin 9/3/2012 tarihli ve E.2011/2359,

K.2012/1751 sayılı kararında davanın reddine karar verilmiştir. İlgili gerekçe

şöyledir:

"... zarar tespit komisyonları

tarafından, Kanun kapsamında tazmini gereken bir zararın bulunup bulunmadığı

tespit etmek amacıyla; ölüm, sakatlanma, yaralanma gibi olaylarda olayın

meydana geldiği tarih, terörden kaynaklanan bir olay olup olmadığı gibi

hususların, ... Kanun tarafından gerekli araştırma ve inceleme yapmak üzere

kendisine tanınan vasıtalardan da yararlanmak suretiyle tespit edilmesi ve

Kanun kapsamında tazmini gerekecek zarar miktarının ortaya konulması

gerekmektedir.

...

Olayda, davacının eşinin 02.04.1994 tarihinde

kimliği belirsiz kişiler tarafından kaçırılması olayı ile ilgili olarak

Mahkememizce davalı idareye, Batman İl Emniyet Müdürlüğü'ne ve Batman

Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan ara kararına verilen cevabı yazı ve dosyaya

sunulan bilgi ve belgelerin birlikte incelenmesinden, söz konusu olay ile

ilgili olarak Batman İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü

kayıtlarında eylemin terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirildiğine dair

herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığının belirtildiği, ayrıca Batman

Cumhuriyet Başsavcılığı Hazırlık Bürosu'nun 18.01.2012 tarih ve 2012/182 Muh. Sayılı yazısında,Batman

Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2003/4131 sayılı soruşturma dosyasında davacının

eşi M.D.nin UYAP ve soruşturma defterleri üzerinde

yapılan araştırma ve sorgulamada maktül sıfatıyla

kaydedildiği ve yapılan soruşturma sonucunda düzenlenen fezleke ile dosyanın

Diyarbakır (CMK 250. madde ile görevli) Cumhuriyet Başsavcılığı'na

gönderildiği, başkaca herhangi bir soruşturma kaydına rastlanmadığı yönünde

cevap verilmiştir.

Bu durumda, dava dosyasında davacının eşinin

terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler

nedeniyle kaçırıldığı veya öldürüldüğüne dair bilgi ve belge bulunmadığı gibi

davacının da eşinin terör ve terörle mücadele kapsamında kaçırıldığı yönündeki

iddiasını kanıtlayacak dosyaya bilgi ve belge sunulamaması nedeniyle bu

iddiasını kanıtlayamaması karşısında, davacının 5233 sayılı Yasa kapsamında

davalı idareye yaptığı başvurusunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka

aykırılık görülmemiştir."

22. Temyiz üzerine, Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 5/6/2013 tarihli ve E.2012/6483, K.2013/4215 sayılı ilamıyla hükmün

onanmasına karar verilmiştir.

23. Karar, başvuruculardan Hamdiye

Demirel'e 2/8/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

24. Başvurucular 20/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

B. İlgili Hukuk

25. 5233 sayılı Kanun'un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,

geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar

Kurulu Kararı Eki Karar'ın 1. maddesi (Celal

Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014, §§ 15-24).

26. 5233 sayılı Kanun'un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı

Kanun'un 1. maddesiyle değişik 9. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları

şöyledir:

"Yaralanma,

engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık

katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;

a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek

üzere yaralanma derecesine göre,

b)

Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak

tespit edilenlere dört katından yirmidört katı

tutarına kadar,

c)

Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak

tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar,

d) Çalışma

gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit

edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki

katı tutarına kadar,

e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı

tutarında,

Nakdî ödeme yapılır.

...

Birinci

fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde

4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır."

27. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun

32. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya

kendisinden uzun zamandan beri haber alınamayan bir kimsenin ölümü hakkında

kuvvetli olasılık varsa, hakları bu ölüme bağlı olanların başvurusu üzerine

mahkeme bu kişinin gaipliğine karar verebilir."

28. 4721 sayılı Kanun'un 33. maddesi şöyledir:

"Gaiplik kararının istenebilmesi için,

ölüm tehlikesinin üzerinden en az bir yıl veya son haber tarihinin üzerinden en

az beş yıl geçmiş olması gerekir.

Mahkeme, gaipliğine karar verilecek kişi

hakkında bilgisi bulunan kimseleri, belirli bir sürede bilgi vermeleri için

usulüne göre yapılan ilânla çağırır.

Bu süre, ilk ilânın yapıldığı günden

başlayarak en az altı aydır."

29. 4721 sayılı Kanun'un 35. maddesi şöyledir:

"İlândan sonuç alınamazsa, mahkeme

gaipliğe karar verir ve ölüme bağlı haklar, aynen gaibin ölümü ispatlanmış gibi

kullanılır.

Gaiplik kararı ölüm tehlikesinin gerçekleştiği

veya son haberin alındığı günden başlayarak hüküm doğurur."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

30. Mahkemenin 20/4/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

31. Başvurucular, M.D.nin 2/4/1994

tarihinde kimliği belirsiz kişilerce kaçırılmasına, kendisinden bir daha haber

alınamamasına, olayın meydana geldiği yıllarda bölgede terör olaylarının yoğun

olarak yaşanmasına ve terör örgütü ile olan çatışmaların yanısıra

şehir merkezinde Hizbullah terör örgütü tarafından birçok faili meçhul cinayet

ve kaçırma olaylarının meydana gelmesine rağmen uğradıkları zararların karşılanması

istemiyle 5233 sayılı Kanun kapsamındaki taleplerinin ve akabinde açtıkları

davanın reddedildiğini, ilk derece Mahkemesince yapılan araştırmada M.D.nin Hizbullah terör örgütü veya başka terör örgütlerine

mensup faili meçhul kişilerce öldürüldüğüne ilişkin olarak Batman Cumhuriyet

Başsavcılığınca 2011/169 sayılı fezleke düzenlenerek Diyarbakır Cumhuriyet

Başsavcılığına gönderildiğinin tespit edilmesine rağmen davanın reddedildiğini,

zararların sosyal risk ilkesi gereği İdarece karşılanması gerektiğini, olayla

ilgili olarak etkin bir soruşturmanın yürütülmediğini ve 5233 saylı Kanun

kapsamında yapılan başvuru ve açılan davanın aleyhe sonuçlandığını belirterek

Anayasa’nın 2., 12., 17., 36. ve 40. maddelerinde güvence altına alınan

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler; maddi ve manevi tazminat talebinde

bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

33. Başvurucular, Anayasa’nın 2., 12., 17., 36. ve 40.

maddelerinde güvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir. Başvurucuların özellikle yaşam ve etkili başvuru haklarına

ilişkin ihlal iddialarının kaçırılma ve haber alamama şeklinde gerçekleşen

olayın terör eylemleri kapsamında gerçekleşmiş olduğunu delillendirme

amaçlı olarak ve ispat külfeti yönünden ifade edildiği anlaşılmış olup özü

itibarıyla oluşan zararların 5233 sayılı Kanun kapsamında kaldığı ve

karşılanması gerektiğine ilişkin olan başvurunun Anayasa'nın 36. maddesi

kapsamında hakkaniyete uygun yargılanma hakkı yönünden incelenmesi uygun

görülmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

34. Başvuru formu

ile eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

35. Başvurucular; M.D.nin 2/4/1994

tarihinde kimliği belirsiz kişilerce kaçırılmasına, kendisinden bir daha haber

alınamamasına, olayın meydana geldiği yıllarda terör örgütü ile olan

çatışmaların yanı sıra şehir merkezinde Hizbullah terör örgütü tarafından birçok

faili meçhul cinayet ve kaçırma olayı meydana gelmesine rağmen uğradıkları

maddi ve manevi zararların karşılanması istemiyle 5233 sayılı Kanun

kapsamındaki taleplerinin ve akabinde açtıkları davanın reddedildiğini, murisin

Hizbullah terör örgütü veya başka terör örgütlerine mensup faili meçhul

kişilerce öldürüldüğü hususunun Batman Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen

2011/169 sayılı fezleke ile sabit olduğunu belirterek Anayasa’nın 36.

maddesinde tanımlanan hakkaniyete uygun yargılanma haklarının ihlal edildiğini

iddia etmişlerdir.

36. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurulara

ilişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye

tabi tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir.

37. İlke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış

maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk

kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla

ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru

incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve

sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları bariz takdir hatası veya

açık keyfîlik içermedikçe Anayasa Mahkemesince esas

yönünden incelenemez (Necati Gündüz ve Recep

Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

38. Diğer yandan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

içtihatlarına göre bir mahkemenin davaya yaklaşımının, mahkemenin, başvurucunun

iddialarına yanıt vermekten ve başvurucunun temel şikâyetlerini incelemekten kaçınmasına

neden olması hâlinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesi

davanın düzgün bir biçimde incelenmesi hakkı bakımından ihlal edilmiş olur (Kuznetsov/Rusya, B. No: 184/02, 11/4/2007, §§

84-85). Sözleşme’deki hakların etkili bir biçimde

korunması için davaya bakan mahkemelerin Sözleşme’nin 6. maddesine göre “Tarafların dayanaklarını, iddialarını ve

delillerini etkili bir biçimde inceleme görevi” vardır (Dulaurans/Fransa, B. No: 34553/97, 21/3/2000, §

33).

39. Bununla birlikte belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri

değerlendirme ve gösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına

karar verme yetkisi esasen derece mahkemelerine aittir (Benzer yöndeki AİHM

kararı için bkz. Barbera Messegue

ve Jabardo/İspanya, B. No: 10590/83,

6/12/1988, § 68). Bu çerçevede mevcut yargılamada geçerli olan delil sunma ve

inceleme yöntemlerinin adil yargılanma hakkına uygun olup olmadığını denetlemek

Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp Mahkemenin görevi, başvuru

konusu yargılamanın bütünlüğü içinde adil olup olmadığının değerlendirilmesidir

(Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Ltd.

Şti., B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 27).

40. Terör eylemleri ve terörle mücadele kapsamında yürütülen

faaliyetler sebebiyle maddi zarara uğrayan kişilerin bu zararlarının

karşılanması amacından hareketle 5233 sayılı Kanun’un 2. maddesinde hangi

zararların kanun kapsamı dışında bulunduğu belirtilmiş; 7. maddesinde ise

karşılanacak zararlar açıklanmıştır. Bu bakımdan, terör dışındaki ekonomik ve

sosyal sebeplerle meydana gelen yaralanma, sakatlanma veya ölüm hallerinde

uğranılan zararların Kanun'un kapsamı dışında olduğu açıkça belirtilmiştir.

41. Başvurucuların 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları

başvuru Komisyonun7/2/2011 tarihli kararı ile "terörle

bir bağlantı kurulamadığı" gerekçesiyle reddedilmiş, bu kararın

iptali istemiyle açılan davada ilk derece Mahkemesince verilen 9/3/2012 tarihli

karar ile "M.D.nin

terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler

nedeniyle kaçırıldığı veya öldürüldüğü iddiasının kanıtlanamadığı"

belirtilerek dava reddedilmiştir (bkz. § 21). Başvurucular ise, murisin

Hizbullah terör örgütü veya başka terör örgütlerine mensup faili meçhul

kişilerce öldürüldüğü hususunun Batman Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen

2011/169 sayılı fezleke ile sabit olduğunu ileri sürerek zararlarının 5233

sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürmüşlerdir.

42. Söz konusu Kanun hükümlerinin yorumu, maddi vakıaların

belirlenen ölçütler çerçevesinde değerlendirilmesi ve 5233 sayılı Kanun

kapsamında kabul edilebilecek bir başvuru açısından yapılan mal varlığı ve

zarar tespitine ilişkin tahkikatlar sonucunda bir giderim sağlamanın

gerekliliği noktasındaki takdir esasen derece mahkemelerine ait olmakla beraber,

derece mahkemesi kararlarının bariz bir takdir hatası içermesi durumunda,

anayasal bir temel hak veya özgürlüğün ihlal edilip edilmediğinin tespiti

noktasında farklı bir değerlendirme yapılması gerekebilecektir.

43. Batman Cumhuriyet Başsavcılığının 18/1/2012 tarihli

yazısında, UYAP ve soruşturma defterleri üzerinde yapılan incelemede M.D.nin maktul sıfatıyla kaydının bulunduğu 2003/4131

Soruşturma sayılı dosyanın 2011/169 sayılı fezleke ile 5271 sayılı Kanun'un

250. maddesi kapsamında görevli Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına

gönderildiği belirtilmiş ve yazı ekinde fezlekenin bir örneği sunulmuştur.

44. Ekli fezlekenin incelenmesinde, M.D.nin

maktullerin belirtildiği sütunun 24. sırasında yer aldığı, soruşturma evrakının

incelenmesine ilişkin bölümde ise Fatih Cumhuriyet Başsavcılığının yetkisizlik

kararı ile gönderilen ve "1993 ile 2003

yılları arasında Hizbullah terör örgütü veya başka terör örgütlerine mensup

faili meçhul kişilerce öldürüldüğü" dile getirilerek isimleri

belirtilen 180 maktul ile ilgili olarak ne gibi işlemler yapıldığının Batman

Jandarma Karakol Komutanlığı ve Batman İl Emniyet Müdürlüğünden sorulduğu,

gelen cevaplara göre maktullerle ilgili olarak daha önce araştırma yapıldığı ve

Batman Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan faili meçhul adam öldürme

dosyalarının 5271 sayılı Kanun'un 250. maddesi kapsamında görevli Diyarbakır

Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiş olduğu belirtilmiştir. Fezlekenin

devamında Batman Emniyet Müdürlüğünce her bir maktul için hazırlanan kapsamlı

yazı içeriklerine göre maktulleri öldüren bir kısım faillerin tespit edilerek

5271 sayılı Kanun'un 250. maddesi kapsamında görevli Diyarbakır Ağır Ceza

Mahkemesinde yargılandıkları, bir kısım maktulle ilgili olarak 5271 sayılı

Kanun'un 250. maddesi kapsamında görevli Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına

her üç ayda bir faili meçhul araştırma tutanağı gönderildiği, beş adet maktulle

ilgili takipsizlik kararı verildiği, 5 adet maktul hakkında yakalama emri

düzenlendiği, on üç şahsın gaiplik kararı ile arandığının belirtildiği, yine

Batman Emniyet Müdürlüğünün 4/3/2004 tarihli yazısına göre bir kısım kişilerin

terör örgütüne katıldığının, bir kısmının kaçırıldığının ve 145 kişinin 5271

sayılı Kanun'un 250. maddesi kapsamında görevli Diyarbakır Cumhuriyet

Başsavcılığı ve Diyarbakır Mahkemelerince takip edildiğinin ifade edildiği

belirtilerek "5271 sayılı Kanun'un 250.

maddesi kapsamında kalan eylemler sonucu öldürüldüğü belirtilen"

maktuller yönünden mükerrer soruşturma yapılmaması için dosyanın önceki

dosyalarla birleştirilmesi talebiyle gönderildiği belirtilmiştir.

45. Diğer yandan M.D.nin kaçırılması

ve kendisinden haber alınamamasına ilişkin olarak olaydan hemen sonra kardeşi

İ.D. tarafından 26/4/1994 tarihinde Batman Cumhuriyet Başsavcılığına başvuruda

bulunulduğu ayrıca M.D.nin amcası tarafından

yeğeninin Hizbullah terör örgütü tarafından kaçırılarak Yolaç

(Susa) köyündeki sığınaklarda tutulduğu, bu hususu bilen ve yeğeni ile aynı

sığınaklarda dört ay beraber tutulduğunu ifade eden tanık bulunduğuna dair

Batman Cumhuriyet Başsavcılığına 4/3/1998 tarihinde dilekçe ile müracaat

edildiği ve 5/3/1998 tarihli ifade tutanağında da iddialarını tekrarladığı

anlaşılmaktadır.

46. Başvuru formu ve ekindeki bilgi ve belgeler kapsamında M.D.nin kaçırılması olayıyla ilgili olarak Batman

Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma yapıldığı ve bir kısım bilgi ve belgeler

toplanarak soruşturma dosyasının 5271 sayılı Kanun'un 250. maddesi kapsamında

görevli Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği hususu ihtilafsızdır.

Anayasa'daki hakların etkili bir şekilde korunması için davaya bakan mahkemelerinAnayasa'nın 36. maddesi kapsamında tarafların

dayanaklarını, iddia ve delilerini etkili bir şekilde inceleme görevi

bulunmaktadır.

47. Somut olayda, M.D.nin

kaçırılmasından hemen sonra Batman Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan 26/4/1994

tarihli başvuru üzerine yapılan işlemler ile özellikle M.D.nin

amcası tarafından yer ismi belirtilmek ve bizzat bu konuda tanık olan kişileri

de göstermek suretiyle M.D.nin Hizbullah terör

örgütüne ait sığınaklarda tutulduğu iddiasını içeren 4/3/1998 tarihli başvurusu

ve 5/3/1998 tarihli ifadesi üzerine yapılan işlemler ve bu işlemlere ilişkin

olarak soruşturma dosyası kapsamında tutulan kayıtlar üzerinde başvurucuların

iddialarına yönelik inceleme yapılmamıştır.

48. Batman Cumhuriyet Başsavcılığının 18/1/2012 tarihli yazısı

ekinde sunulan 2011/169 sayılı fezlekede, M.D.nin de

içinde bulunduğu maktullerin 1993 ile 2003 yılları arasında Hizbullah terör

örgütü veya başka terör örgütlerine mensup meçhul kişilerce öldürüldüğüne

ilişkin ifadeler de gözönünde bulundurulduğunda

faillere ulaşılamadığından kovuşturma yapılamamış olsa dahi başvurucuların

talebinin 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilebilmesi yönünden M.D.nin kaçırılmasına ilişkin soruşturma dosyası içeriği

irdelenmeden davanın özünün gereği gibi incelendiği söylenemez.

49. Açıklanan nedenlerle yargılamaya bir bütün olarak

bakıldığında başvurucuların Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan

hakkaniyete uygun yargılama hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

50. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

51. Başvurucular, Hamdiye Demirel için

30.000 TL, diğer başvurucuların her biri için 20.000 TL maddi tazminatın ve Hamdiye Demirel için 30.000 TL, diğer başvurucuların her

biri için 20.000 TL manevi tazminatın ödenmesi talebinde bulunmuşlardır.

52. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılama hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

53. Hakkaniyete uygun yargılama hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılamasında hukuki yarar bulunduğundan

ihlal kararının bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Batman İdare

Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

54. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucuların uğradıklarını iddia ettikleri maddi zarar ile tespit edilen

ihlal arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucuların bu konuda herhangi bir

belge sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat taleplerinin reddine karar

verilmesi gerekir.

55. Başvurucuların adli yardım talepleri kabul edildiği ve ihlal

kararı verildiği için yargılama giderlerinin Maliye Hazinesi üzerinde

bırakılmasına, 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin

başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım taleplerinin KABULÜNE,

B. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hakkaniyete

uygun yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin hakkaniyete uygun yargılama hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere Batman İdare Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,

F. 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin

başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

G. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

20/4/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Erdal TERCAN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Fatma

KARAMAN ODABAŞI

Başvurucular

:

1. Hamdiye DEMİREL

2. Mizgin DEMİREL

3. Sema

DEMİREL

Vekili

:

Av. Serhat

GÜNENÇ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/6649, 20 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine
  12. C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hakkaniyete
  13. D. Kararın bir örneğinin hakkaniyete uygun yargılama hakkının
  14. F. 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin
  15. G. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  16. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Gökcan
  18. Karaman Odabaşı
  19. Demirel
  20. Günenç
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/6649
Tarih
20 Nisan 2016

İlgili Kararlar

  • Laleş Çeliker Başvurusu (B. No: 2013/8413)
  • Kamuran Reşit Bekir Başvurusu (B. No: 2013/7644)
  • Ömer Aybar Başvurusu (B. No: 2013/6974)
  • Mehmet Sabri Yar Başvurusu (B. No: 2013/5845)
  • Hüseyin Kesici Başvurusu (B. No: 2013/3440)
  • Cengiz Kahraman ve Kenan Özyürek Başvurusu (B. No: 2013/8137)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.