İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Laleş Çeliker Başvurusu (B. No: 2013/8413)

1. Başvuru; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) ihlal

Başvuru No2013/8413Tarih21 Nisan 2016Okuma17 dk · 3.359 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Laleş Çeliker Başvurusu

Karar tarihi
21 Nisan 2016
Başvuru Numarası
2013/8413
R.G. Tarih ve Sayı
24/6/2016-29752
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.359 kelime·17 dk okuma·23 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) ihlal

kararına dayanılarak yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin makul gerekçe

gösterilmeksizin reddedilmesi, itiraz incelemesinin dosya üzerinden yapılması

ve Cumhuriyet savcısının görüşüne karşı diyeceklerin sorulmaması nedenleriyle

çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkeleri ile sözlü yargılama ve

mahkemeye erişim haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 11/11/2013 tarihinde İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 27/11/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 14/12/2015 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 10/2/2016 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

18/2/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın

görüşüne karşı beyanlarını 4/3/2016 tarihinde ibraz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Diyarbakır 2 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 18

Nisan 2000 tarihli ve K.2000/67 sayılı kararıyla ülke topraklarından bir

kısmını devlet idaresinden ayırmaya yönelik eylemlerde bulunma suçundan ömür

boyu ağır hapis cezasına mahkûm edilmiştir. Bu karar, Yargıtay incelemesinden

geçerek kesinleşmiştir.

9. Başvurucu, mahkûmiyetiyle sonuçlanan olaylara ilişkin olarak AİHM'e başvurmuştur. Başvurucu, Devlet Güvenlik Mahkemesi

Heyetinde askerî bir hâkimin de bulunması nedeniyle bağımsız ve tarafsız bir

yargılama yapılmadığından, soruşturmanın ilk aşamasında müdafi tarafından

temsil edilmediğinden, hakkındaki suçlamalar hususunda derhâl

bilgilendirilmediğinden, baskı altında alınan ifadesi dışında mahkûmiyetini

gerektirecek bir delil bulunmadığından ve lehe tanıkların dinlenmediğinden

şikâyet etmiştir.

10. AİHM, 2/10/2007 tarihli ve 75573/01 numaralı kararıyla

başvurucunun adil yargılanma hakkı altındaki iddialarını kabul edilebilir

bulmuştur. AİHM, aynı konuya ilişkin verdiği Özel/Türkiye

(B. No: 42739/98, 7/11/2002, §§ 33, 34) ve Özdemir/Türkiye

(B. No: 59659/00, 6/2/2003, §§ 35, 36) kararlarına atıf yapmak suretiyle

başvurucunun bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine karar vermiştir. Anılan ihlal tespiti dikkate alınarak başvurucunun

adil yargılanma hakkına ilişkin diğer şikâyetlerin incelenmesine gerek

görülmemiştir. AİHM kararında, talep edilmesi hâlinde yeniden yargılama

yapılmasının ihlalin giderimi için uygun bir yol olacağını da belirtmiştir.

11. Başvurucu, ihlal kararına dayanarak yargılamanın yenilenmesi

talebinde bulunmuştur.

12. (Kapatılan) Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK 250.

madde ile görevli), 27/6/2013 tarihli ve 2013/242 Değişik İş sayılı kararıyla

dosya üzerinden inceleme yapmış ve başvurucunun talebini reddetmiştir.

13. Mahkeme kararının ilgili kısımları aşağıdaki gibidir:

"...

Cumhuriyet Başsavcılığının talep konusunda

yazılı mütalaası alınmış ve mütalaada (özetle); şartları oluşmadığından yeniden

yargılanma talebinin reddine karar verilmesi talep edilmiştir.

...

Somut olayda;

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından

verilen karar ile; Mahkememizdeki yargılamanın adil olmadığına ve mahkememizin

bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile ilgili şikayetin

kabul edilebilirliğine AİHS'nin 6/1.maddesinin ihlal edildiği karara

bağlanmıştır. Ancak; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, Mahkememizin

bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile ilgili ihlal kararındaki hususlar hükümlünün

cezalandırılmasına karar verilen Mahkememiz hükmünün dayanağı değildir. Bu

itibarla; yeniden yargılama talebinin kabulü için gerekli olan ve 5271 Sayılı

Ceza Muhakemesi Kanunun 311/1-f maddesinde düzenlenen; ceza hükmünün İnsan

Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin

ihlali suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması şartı

gerçekleşmemiştir.

Açıklanan sebeplerle; hükümlü müdafiinin talebinin 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun

311/1-f maddesinde öngörülen şarları taşımaması

sebebiyle reddine karar vermek ... gerekmiştir."

14. Başvurucu; AİHM'in kararıyla

bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yargılanma hakkının ihlal

edildiğinin tespit edildiğini, kabul edilebilir bulunan diğer iddiaların

incelenmesine gerek görülmediğini, uygun giderim yolu olarak yargılamanın

yenilenmesine işaret edildiğini belirterek karara itiraz etmiştir.

15. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi, dosya üzerinden verdiği

1/9/2013 tarihli ve 2013/345 Değişik İş sayılı kararıyla başvurucunun itirazını

reddetmiştir.

16. Mahkeme kararının ilgili kısımları aşağıdaki gibidir

(vurgular kaldırılmıştır):

"...

C. SAVCISININ MÜTALAASINDA :Diyarbakır

5. Ağır Ceza Mahkemesinin 1997/199 esas sayılı dosyasında hükümlü Laleş ÇELİKER'in müdafiilerinin yeni Yargılanması taleplerinin reddine

ilişkin karara itiraz edilmiş olmakla, Usul ve yasaya uygun olan karara yapılan

itirazın reddine karar verilmesini talep ve mütalaa etmiştir.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

...

Avrupa İnsan [H]akları Mahkemesi tarafından

verilen karar ile; Mahkememizdeki yargılanamanın adil

olmadığına ve mahkememizin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile ilgili şikayetin kabul edilebilirliğine AİHS'nin 6/1. maddesinin

ihlal edildiği karar bağlanmıştır. Ancak; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin,

Mahkememizin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile ilgili ihlal kararındaki hususlar

hükümlünün cezalandırılmasına karar verilen Mahkememiz hükmünün dayağına

değildir. Bu itibarla; yeniden yargılama talebinin kabulü için gerekli olan ve

5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 311/1-f maddesinde düzenlenen; ceza

hükmünün İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki

protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa

dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit

edilmiş olması şartı gerçekleşmemiştir.

Açıklanan sebeplerle; hükümlü müdafinin

talebinin 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi kanunun 311/1-f maddesinde öngörülen

şartları taşımaması sebebiyle ... aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM

Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin ...

kararı usul ve yasaya uygun olduğundan hükümlü müdafisinin itirazının REDDİNE, "

17. Bu karar, başvurucuya 11/10/2013 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

18. Başvurucu 11/11/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

19. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun

"Hükümlü lehine yargılamanın

yenilenmesi nedenleri" kenar başlıklı 311. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının ilgili kısımları şöyledir:

"(1) Kesinleşen bir

hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak

yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür:

...

f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana

Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle

verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması. ..."

20. 18/6/1999 tarihli ve 4388 sayılı Kanun'la devlet güvenlik

mahkemelerinde yer alan askerî hâkimlerin görevlerine son verilmiştir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 21/4/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu; AİHM'in ihlal kararına

istinaden yaptığı yargılamanın yenilenmesi talebinin şekli gerekçelerle veya

gerekçesiz biçimde reddedildiğini, itiraz incelemesinin duruşma açılmaksızın ve

savcının görüşüne karşı diyecekleri sorulmaksızın yapıldığını belirterek adil

yargılanma hakkı ile eşitlik ve hukuk devleti ilkelerinin ihlal edildiğini

ileri sürmüştür. Başvurucu; yargılamanın yenilenmesi, cezasının infazının

durdurulması ile uğradığı maddi ve manevi zararların tazmin edilmesi talebinde

bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının çelişmeli

yargılama ve silahların eşitliği ilkeleri ile sözlü yargılama ve mahkemeye

erişim hakları kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

a. Çelişmeli Yargılama ve Silahların Eşitliği

İlkelerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

24. Başvurucu, itiraz incelemesi aşamasında Cumhuriyet

savcısından alınan görüşe karşı diyeceklerinin sorulmamasından şikâyet

etmiştir.

25. Bakanlık yazısında yeniden yargılama talebinin incelenmesi

ve itiraz aşamalarında Cumhuriyet savcısının görüşünün alındığı, başvurucunun

talep dilekçesinin ekinde delillerini sunduğu, yeniden yargılama talebinin

reddine ilişkin Cumhuriyet savcısının görüşünden Diyarbakır 5. Ağır Ceza

Mahkemesinin kararının tebliğ edilmesiyle birlikte başvurucunun haberdar olduğu

belirtilmiştir.

26. Başvurucu cevap dilekçesinde, Cumhuriyet savcısının

görüşünün alınmasının ardından lehe olan hususlarda delillerini sunma ve aleyhe

olan konularda karşı iddialarını bildirme hakkı tanınmadığını belirtmiştir.

27. "Hakkaniyete uygun yargılanma"nın

temel unsuru, yargılamanın "çelişmeli" olması ve taraflar arasında

"silahların eşitliği"nin sağlanmasıdır (Concept Otomotiv Mühendislik İnşaat Ltd. Şti., B.

No: 2014/12348, 22/1/2015, § 18). Bu kapsamda taraflara tanık delili de dâhil

olmak üzere delillerini sunma ve inceletme noktasında uygun imkânların

tanınması gerekir. Bununla birlikte delillere ilişkin dengesizlik veya

hakkaniyetsizlik iddiaları yargılamanın bütünü ışığında değerlendirilecektir (Yüksel Hançer, B. No: 2013/2116,

23/1/2014, § 19).

28. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kapsamındaki görevi,

somut olayın usul kurallarına uygunluğunu denetlemek değil adil yargılanma

hakkı kapsamındaki güvencelerin somut olayda ihlal edilip edilmediğini

denetlemektir.

29. Mevcut başvuruya konu yargılamada, Cumhuriyet Savcılığı

tarafından şartları oluşmadığından yeniden yargılama talebinin reddedilmesine

dair görüş verildiği ve Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin kararının tebliğ

edilmesiyle birlikte başvurucunun bu görüşten haberdar olduğu görülmektedir.

İtiraz aşamasında Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi de Cumhuriyet savcısının

görüşünü almıştır. Ancak sunulan görüşte kararın usul ve yasaya uygun olduğunun

ve itirazın reddedilmesi gerektiğinin belirtilmesiyle yetinilmiştir.

30. İtiraz aşamasında alınan mütalaanın bir önceki görüşten

esaslı biçimde ayrılan değerlendirmeler ya da başvurucunun bilgisi dâhilinde

olmayan ek açıklamalar içermediği anlaşılmaktadır. Başvurucu da Cumhuriyet

Savcılığı görüşünün tebliğ edilmesi hâlinde Mahkeme önünde dile getiremediği

hangi ilave tezleri ileri süreceğine ilişkinherhangi

bir açıklamada bulunmamıştır.

31. Yukarıdaki bilgiler ışığında Cumhuriyet savcısının itiraz

üzerine sunduğu görüşe karşı başvurucunun diyeceklerinin sorulmamasının somut

olayın koşullarında çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerine

aykırılık oluşturduğu söylenemez.

32. Açıklanan nedenlerle açık ve görünür bir ihlalin olmadığı

anlaşıldığından başvurucunun iddiasının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Sözlü Yargılama

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

33. Başvurucu, itiraz incelemesinin dosya üzerinde yapılmasından

şikâyet etmiştir.

34. Bakanlık yazısında, yargılamanın yenilenmesinin olağanüstü

bir kanun yolu olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 321. maddesinde yeniden yargılama

talebinin esassız olması hâlinde talebinin duruşma açılmaksızın

reddedileceğinin düzenlendiği, Anayasa Mahkemesinin Lokman Sapan (B. No: 2013/723, 21/11/2013) kararında yeniden

yargılama incelemesinin duruşmasız olarak gerçekleştirilmiş olmasının adil

yargılanma hakkına aykırı bulmadığı belirtilmiştir.

35. Başvurucu cevap dilekçesinde başvuru formunda ileri sürdüğü

ihlal iddiasını tekrarlamıştır.

36. Yargılamanın yenilenmesi olağanüstü bir kanun yolu olup bu

yolun hangi hâllerde açılacağı 5271 sayılı Kanun'un 311. maddesinde açıkça

düzenlenmiş ve aynı Kanun'un 321. maddesinde yeniden yargılanma talebinin

esassız olması hâlinde talebin duruşmasız olarak reddedileceği hükme

bağlanmıştır.

37. Bu itibarla başvurucunun suç işleyip işlemediğiyle ilişkili

olmayan böyle bir incelemenin duruşma açılmadan yapılmış olmasının adil

yargılanma hakkıyla çelişmediği sonucuna ulaşılmıştır (Lokman Sapan, § 50).

38. Açıklanan nedenlerle sözlü yargılama hakkına yönelik bir

ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Mahkemeye Erişim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

39. Başvurucu yeniden yargılama ve itiraz taleplerinin

gerekçesiz biçimdeveya şekli gerekçelere dayanılarak

reddedilmesinden şikâyet etmiştir.

40. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

41. Başvurucu, mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

42. Bakanlık yazısında Sencer

Başat ve diğerleri ([GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014) kararında

ortaya konulan ilkeler dikkate alınarak görüş sunulmasına gerek görülmediği

belirtilmiştir.

43. Başvurucu cevap dilekçesinde başvuru formunda ileri sürdüğü

ihlal iddiasını tekrar etmiştir.

44. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta

ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

45. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Bütün mahkemelerin her

türlü kararları gerekçeli olarak yazılır."

46. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Adil yargılanma hakkı" kenar başlıklı

6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes medeni hak ve

yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız

bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve

açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir. …"

47. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu

olarak da iddiada bulunma, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına

alınmıştır. Anılan maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü -kendisi

bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde- Anayasa'nın 40. maddesi uyarınca

diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların

korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir (AYM, E.2013/64,

K.2013/142, 28/11/2013).

48. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan

mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve

uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına

gelmektedir (Özkan Şen, B. No:

2012/791, 7/11/2013, § 52).

49. Cezai uyuşmazlıklar bağlamında mahkemeye erişim hakkı,

aleyhinde suç isnadı bulunan bir kimsenin ilgili isnat hakkında bir mahkeme

tarafından bu isnadın yerinde olduğu ya da olmadığı yönünde bir karar

verilmesini isteme hakkı bahşetmektedir (Ali

Atlı,B. No: 2013/500, 20/3/2014, § 49). Bu hak, suçlanan kişiye

davasının mutlaka devam etmesini isteme hakkı değil hakkındaki isnadın bir

hâkim tarafından karara bağlanmasını isteme hakkı tanımaktadır (Benzer yöndeki

AİHM kararı için bkz. Deweer/Belçika [BD], B. No: 6903/75, §§ 48, 49).

50. AİHM, mahkemeye etkili erişim hakkını "hukukun

üstünlüğü" ilkesinin temel unsurlarından biri olarak kabul etmekte ve

mahkemeye etkili erişim hakkının, mahkemeye başvuru konusunda tutarlı bir

sistemin var olmasını ve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeye ulaşmada açık,

pratik ve etkili fırsatlara sahip olmasını gerektirdiğini ifade etmektedir. Bu

sebeple hukuki belirsizliklerin ya da uygulamadaki belirsizliklerin tarafların

mahkemeye erişimine zarar verdiği durumlarda bu hakkın ihlal edildiğine karar

verilmektedir (Geffre/Fransa, B. No: 51307/99, 23/1/2003, §

34).

51. Mahkemeye erişim hakkı, kural olarak mutlak bir hak olmayıp

sınırlandırılabilen bir haktır. Bununla birlikte getirilecek

sınırlandırmaların, hakkın özünü zedeleyecek şekilde hakkı kısıtlamaması, meşru

bir amaç izlemesi, açık ve ölçülü olması ve başvurucu üzerinde ağır bir yük

oluşturmaması gerekir (Serkan Acar,

B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 38). Devletler bir davanın açılabilirliğine

ilişkin olarak takdir hakları gereği bazı sınırlamalar getirebilir ve bu

davalar niteliği gereği düzenleyici işlemlere konu olabilir. Ancak bu

sınırlamalar, dava açmak isteyen bir kişinin mahkemeye erişim hakkının özüne

zarar verecek seviyeye ulaşmamalıdır (Aktif

Elektrik Müh. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2012/855,

26/6/2014, § 36).

52. Öte yandan mahkemeye erişimin yasal birtakım şartlara tabi

tutulması kabul edilebilir olsa da mahkemeler, usul kurallarını uygularken bir

yandan adil yargılanma hakkını ihlal edebilecek aşırı şekilcilikten diğer

yandan da yasalar tarafından düzenlenen usul kurallarının ortadan kaldırılması

sonucunu doğurabilecek aşırı esneklikten kaçınmalıdır (Kamil Koç, B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65). Bu çerçevede

öngörülen koşullarının açıkça hukuka aykırı olarak yanlış uygulanması nedeniyle

kişiler dava açma ya da kanun yollarına başvuru hakkını kullanamamışsa

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini kabul etmek gerekir (Benzer yöndeki

AİHM kararları için bkz. Osu/İtalya,

B. No: 36534/97, 11/7/2002, §§ 36-40; Efstathiou ve diğerleri/Yunanistan, B. No: 36998/02,

§ 24).

53. Somut olay bakımından 5271 sayılı Kanun'un 311. maddesinin

(1) numaralı fıkrasının (f) bendinde öngörülen "ceza hükmünün, Sözleşme'nin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle

verilmesi ve hükmün bu aykırılığa dayanması" kuralının

mahkemeye erişim hakkıyla bağdaşmayacak biçimde uygulanıp uygulanmadığı önem

taşımaktadır.

54. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği mevzuatın

yorumlanması ve uygulanması kural olarak derece mahkemelerinin görevi olmakla

birlikte bu yorum ve uygulamaların etkilerinin Anayasa ve Sözleşme'nin ortak

koruma alanında bulunan hak ve yükümlülüklerle bağdaşıp bağdaşmadığının Anayasa

Mahkemesince incelenebileceği tabiidir (Kemal

İnan, B. No: 2013/1524, 6/10/2015, § 49). Yargılamada bariz takdir

hatasına düşülüp düşülmediği veya açık keyfîlik

oluşturacak durumların ortaya çıkıp çıkmadığı da bireysel başvuru kapsamında

değerlendirilmektedir (Necati Gündüz ve

Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

55. Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca inceleme

yaptığı birçok kararında ilgili hükmü Sözleşme'nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında

yorumlamak suretiyle, Sözleşme'nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen gerekçeli karar

hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibi ilke ve haklara Anayasa'nın 36.

maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher

Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

56. Anayasa Mahkemesinin incelemesi esnasında dikkate alınacak

hususlardan biri de gerekçeli karar hakkıdır. Hakkaniyete uygun yargılamanın

bir unsuru olan gerekçeli karar hakkı, Anayasa'nın 141. maddesinin birinci

fıkrası uyarınca mahkemelerin uyması gereken bir yükümlülük olarak

düzenlenmiştir. Bir muhakemede usule ilişkin koruma sağlayan adil yargılanma

hakkının önemli unsurlarından biri olan gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil

bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır (Sencer Başat ve diğerleri, § 31).

57. Mahkemeler, kararlarını hangi temele dayandırdıklarını

yeterince açık olarak belirtme yükümlülüğü altındadır. Bu yükümlülük,

tarafların kanun yollarına başvuru haklarını kullanabilmeleri için gerekli

olmasının yanı sıra tarafların muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının

kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca

demokratik bir toplumda kendi adına verilen yargı kararlarının sebeplerini

toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (Sencer Başat ve diğerleri, § 34).

58. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği,

davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut

bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması,

başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde

davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile

yanıt verilmesi gerekir. Aksi bir tutumla mahkemenin, davanın sonucuna etkili

olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında "ilgili ve yeterli bir

yanıt" vermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair

iddiaların cevapsız bırakılmış olması hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri, §§ 35, 39).

59. AİHM'in ihlal kararına konu

davanın büyük kısmının, 4388 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 18/6/1999

tarihine kadar askerî bir hâkimin de üye olarak bulunduğu Devlet Güvenlik

Mahkemesi Heyeti tarafından yürütüldüğü anlaşılmaktadır.

60. Devlet Güvenlik Mahkemeleriyle ilgili olarak AİHM, devlet

güvenliğine ilişkin suçlardan yargılanan sivil kişilerin emir komuta zincirine

ve askeri disipline tabi, haklarında üstlerince sicil raporları düzenlenen,

belirli bir süreliğine atanan ve atanmalarına ilişkin kararların birçoğunda

idari ve askerî makamların rol oynadığı askerî hâkimlerin de yer aldığı

mahkemelerin bağımsızlık ve tarafsızlığından endişe duymalarının meşru olduğunu

belirtilmiş ve ihlal kararları vermiştir (Özel/Türkiye,

§§ 33, 34; Özdemir/Türkiye, §§

35, 36).

61. AİHM, kanunla kurulmuş bir mahkemenin idareye ve davanın

taraflarına karşı "bağımsız" olup olmadığını değerlendirirken

üyelerinin atanma şekli ve görev süreleri, dış baskılara karşı teminatların varlığının

yanı sıra mahkemenin bağımsız olduğu yönünde bir görüntü sergileyip

sergilemediğini dikkate almaktadır (İbrahim

Gürkan/Türkiye, B. No: 10987/10, 3/7/2012, § 13).

62. Mahkemenin "tarafsızlığı" bakımından ise hem hakimin şahsi ön yargı veya tarafgirlik taşıyıp taşımadığı

(öznel koşul) hem de mahkemenin kendisinin tarafsızlığına ilişkin herhangi bir

meşru kaygıyı bertaraf edecek yeterli güvenceleri sunup sunmadığı (nesnel

koşul) önem kazanmaktadır (Kyprianou/Kıbrıs [BD], B. No: 73797/01, 15/12/2005,

§ 118; Micallef/Malta [BD], B. No: 17056/06, 15/10/2009,

§ 93).

63. Başvurucu, bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin karara istinaden yargılamanın yenilenmesi

talebinde bulunmuştur.

64. Başvurucunun talebi, Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsız

ve tarafsız olmadığı şeklindeki ihlal tespitinin mahkûmiyet hükmünün dayanağı

olmadığı ve 5271 sayılı Kanun'un 311. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (f)

bendinde öngörülen şartın karşılanmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.

Başvurucunun itirazını inceleyen Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi de usul ve

yasaya uygun olduğunu belirterek ret kararını uygun onaylamıştır. Ancak adil

yargılanma hakkının kapsamı dâhilindeki diğer tüm usule ilişkin güvencelerin

sağlanabilmesinin ön koşulu olan bağımsızlık ve tarafsızlık şartını taşımadığı

değerlendirilen bir Mahkeme tarafından yargılamanın yürütülmüş olmasının hükmün

asıl dayanağını etkileyip etkilemediğine ilişkin herhangi bir gerekçelendirmede

bulunulmamıştır.

65. Bu itibarla bizzat yargılamayı gerçekleştiren Devlet

Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlık ve tarafsızlık şartını karşılamadığı

yönündeki değerlendirmeler dikkate alındığında 5271 sayılı Kanun'un 311.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (f) bendininsomut

olayda bariz takdir hatası teşkil edecek biçimde yorumlandığı ve uygulandığı

anlaşılmaktadır. Dolayısıyla başvurucunun yargılamanın yenilenmesi talebini

reddedilirken yeterli ve ilgili gerekçe gösterildiği de söylenemez.

66. Açıklanan nedenlerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence

altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

67. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme

sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar

verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

68. Başvurucu; yargılamanın yenilenmesi, cezasının infazının

durdurulması ve miktar belirtmeksizin maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi

talebinde bulunmuştur.

69. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

70. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılamasında hukuki yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden

yargılama yapılmak üzere ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi

gerekir.

71. İhlal tespitinin yeterli tatmin sağladığı

değerlendirildiğinden ve başvurucu tarafından somut bir miktar da

belirtilmediğinden tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

72. Başvurucunun infazın durdurulması talebine ilişkin herhangi

bir karar verilmesine gerek görülmemiştir.

73. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin

ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Sözlü yargılama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye

erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

C. Kararın bir örneğinin ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere (kapatılan) Diyarbakır 5.

Ağır Ceza Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. Başvurucunun infazın durdurulması talebine ilişkin karar

verilmesine YER OLMADIĞINA,

F. 198,35 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

1.998,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

21/4/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Alparslan

ALTAN

Raportör

:

Okan

TAŞDELEN

Başvurucu

:

Laleş ÇELİKER

Vekili

:

Av. Ercan

KANAR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/8413, 21 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. C. SAVCISININ MÜTALAASINDA :Diyarbakır
  8. Gereği Düşünüldü
  9. Hüküm
  10. B. İlgili Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucunun İddiaları
  13. B. Değerlendirme
  14. V. Hüküm
  15. A. 1. Çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin
  16. B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye
  17. E. Başvurucunun infazın durdurulması talebine ilişkin karar
  18. G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  19. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  20. Yıldırım
  21. Özgüldür
  22. Kömürcü
  23. Altan
  24. Taşdelen
  25. Kanar
  26. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/8413
Tarih
21 Nisan 2016

İlgili Kararlar

  • Kamuran Reşit Bekir Başvurusu (B. No: 2013/7644)
  • Ömer Aybar Başvurusu (B. No: 2013/6974)
  • Mehmet Sabri Yar Başvurusu (B. No: 2013/5845)
  • Hüseyin Kesici Başvurusu (B. No: 2013/3440)
  • Cengiz Kahraman ve Kenan Özyürek Başvurusu (B. No: 2013/8137)
  • Haydar Yılmaz Başvurusu (B. No: 2013/3394)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.