İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ömer Aybar Başvurusu (B. No: 2013/6974)

1. Başvuru, öğretmenlik görevine son verme işlemine karşı açılan

Başvuru No2013/6974Tarih14 Nisan 2016Okuma16 dk · 3.284 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ömer Aybar Başvurusu

Karar tarihi
14 Nisan 2016
Başvuru Numarası
2013/6974
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.284 kelime·16 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, öğretmenlik görevine son verme işlemine karşı açılan

davada Danıştay tarafından verilen kararın masumiyet karinesini ihlal ettiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 29/8/2013 tarihinde Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 2/3/2016 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 4/2/2016 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 21/3/2016 tarihli yazısında başvuru

hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

başvuruya konu yargılama dosyasından temin edilen bilgi ve belgelere göre

ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, kamuya ait bir okulda sınıf öğretmeni olarak görev

yapmakta iken, Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/6/2007 tarihli ve

E.2002/321, K.2007/256 sayılı kararıyla yasa dışı K.İ.D.H. örgütü üyesi

olmaktan 1 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmış ve hüküm temyiz

edilmeksizin kesinleşmiştir.

8. Başvurucunun söz konusu ceza nedeniyle 14/7/1965 tarihli ve

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48. maddesinin birinci fıkrasının (A)

bendinin (5) numaralı alt bendinde belirlenen memur olma şartlarından birini

kaybettiği gerekçesiyle ve aynı Kanun’un 98. maddesinin birinci fıkrasının (b)

bendi gereğince 13/3/2008 tarihli Millî Eğitim Bakanı oluruyla görevine son

verilmiştir.

9. Başvurucu göreve son verme işleminin iptali istemiyle

Diyarbakır 2. İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Mahkeme 22/4/2009 tarihli ve

E.2008/1325, K.2009/556 sayılı kararıyla davayı reddetmiştir. Karar gerekçesi

şöyledir:

“Dava dosyasının

incelenmesinden, Diyarbakır İli Bismil İlçesi Cumhuriyet İlköğretim Okulu sınıf

öğretmeni olarak görev yapan davacının Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nin

29.05.2007 tarih ve E: 2002/321, K: 2007/256 sayılı kararıyla, kanunun suç

saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan yasadışı K.İ.D.H. adlı örgütün üyesi

olmak suçundan Türk Ceza Kanunu’nun 220/2 maddesi gereğince 1 yıl 6 ay hapis

cezası ile cezalandırıldığı, cezanın 19.06.2007 tarihinde kesinleştiği, aynı

zamanda davacı için 1 yıl 3 ay denetim süresi öngörüldüğü, bunun üzerine

13.03.2008 olur tarihli davalı idare işlemiyle 657 sayılı Yasa’nın 98/b maddesi

gereğince davacının memurluğa alınma şartlarını kaybettiği nedeniyle görevine

son verildiği,göreve son verme işlemi nedeniyle

bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

Bu durumda, kesinleşen yargı kararı ile 1

yıldan fazla süreli hapis cezası ile cezalandırılan davacının 657 sayılı

Yasa’nın 48. maddesinin A – 5. bendinde yer alan memur olma koşulunu kaybettiği

açık olup, aynı Yasa’nın 98. maddesinin (b) bendi uyarınca görevine son

verilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.”

10. Başvurucu bu kararı temyiz etmiş,temyiz incelemesi sürerken aynı zamanda

Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinden hükmün açıklanmasının geri bırakılması

kararı verilmesini istemiştir.

11. Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi 24/6/2010 tarihli ek

kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun hükmün açıklanmasının geri bırakılması

kurumunun; kesinleşmiş, infaz edilmekte olan ve hukuki yararı bulunması

koşuluyla infaz edilmiş olan hükümlere de uygulanabileceği yönündeki 3/2/2009

tarihli ve E.2008/250, K.2009/13 sayılı ilamına istinaden başvurucunun 1 yıl 3

ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri

bırakılmasına karar vermiştir.

12. Bu karar üzerine Danıştay Onikinci

Dairesi 13/4/2012 tarihli ve E.2009/7595, K.2012/2186 sayılı ilamıyla İdare

Mahkemesi kararını bozmuştur. İlam gerekçesi şöyledir:

"Bakılan davanın konusunu oluşturan

göreve son verme işleminin dayanağının Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin mahkûmiyet

kararı olması nedeniyle söz konusu kararın hukuki varlığını ve geçerliliğini

sürdürmesi önem arz etmektedir.

Öte yandan, davacının görevine son verilmesi

işleminin hukuka uygunluğunun denetlendiği yargılama sürecinde ortaya çıkan ve

uyuşmazlığın esasına etki edebilecek nitelikte bulunan durumların re'sen göz önüne alınacağı tartışmasızdır.

Uyuşmazlık bu açıdan değerlendirildiğinde;

davacı hakkında mahkûmiyet kararını veren Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi

tarafından yapılan inceleme ve değerlendirmede; davacının durumunun 5271 sayılı

Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesi kapsamında bulunduğu ve bu maddede

aranılan koşulların gerçekleşmiş olduğu sonucuna ulaşılarak davacı hakkındaki

hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına hükmedilmesi karşısında, hükmün davacı

hakkında hukuki sonuç doğurmayacağının da anılan maddede açıkça belirtilmiş

olması nedeniyle davacının memuriyetine engel bir mahkûmiyet hükmünün

bulunduğundan söz etme olanağı kalmamıştır.

Her ne kadar dava konusu işlemin tesis

edildiği tarih itibariyle, bahsedilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına

dair hüküm tesis edilmemiş ve işlemin tesis edildiği aşamada bu anlamda bir

hukuka aykırılık bulunmamakta ise de; ceza kanunu yönünden lehe olan hükmün

uygulanması kapsamında verilen yeni kararla birlikte ortaya çıkan ve yukarıda

özetlenen yeni hukuki durum karşısında, dava konusu işlemin dayanağının hukuken

ortadan kalktığı ve işlemin sebep unsuru yönünden hukuka aykırı hale geldiği

sonucuna varılmıştır.

Bu durumda, davacının memuriyetine engel

olacak nitelikte bir suçtan mahkûm olduğundan söz edilemeyeceğinden, dava

konusu göreve son verme işleminin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolunda

verilen İdare Mahkemesi kararında bu aşamada hukuki isabet görülmemiştir.”

13. Davalı idarenin karar düzeltme isteminde bulunması üzerine

aynı Daire 25/6/2013 tarihli ve E.2012/8266, 2013/6243 ilamıyla istemi kabul

ederek bozma kararını kaldırmış ve Diyarbakır 2. İdare Mahkemesinin ret

kararını onamıştır. Söz konusu onama kararının gerekçesi şöyledir:

“657 sayılı Devlet

Memurları Kanununun Devlet memurluğuna alınacaklarda aranacak özel şartları

düzenleyen 48/B-2 maddesinde, Kurumların özel kanun veya diğer mevzuatında

aranan şartları taşımak hükmüne yer verilmiş, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel

Kanununun 2 nci maddesinde Türk Milli Eğitiminin

Genel Amacı başlığı altında, Türk Milletinin bütün fertlerini, Atatürk inkılap

ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk

Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen,

koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye

çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan

demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı

görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar

olarak yetiştirmek; düzenlemesi yer almış, anılan Yasanın öğretmenlik mesleğine

ilişkin düzenlemeleri içeren üçüncü kısmında da öğretmenlik mesleğinin özel bir

ihtisas mesleği olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden; sınıf öğretmeni

olarak görev yapmakta iken yasadışı "K.İ.D.H. Örgütüne Üye Olmak"

suçundan 1 yıl 3 ay hapis cezasına mahkumiyetine karar verilen davacı hakkında

Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 24.6.2010 tarihli kararla da 5271

sayılı Ceza Mahkemesi Kanununun 231. maddesi kapsamındahükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.

…

Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının

kurulan hükmün sanık hakkında hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade ettiği Ceza

Muhakemesi Kanununun 231.maddesinde açıkça belirtilmiş olup, buna göre sanığın

suçluluğu sabit olmakla birlikte Kanunda öngörülen denetimli serbestlik

tedbirlerine uygun davranılması ve öngörülen diğer koşulların varlığı halinde

suç hiç işlenmemiş gibi kabul edileceği açıktır.

Ancak 5271 sayılı Yasada düzenlenen hükmün

açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin öğretmenlik mesleğinin

gerektirdiği vasıfları taşıyan bireylerce görevin yerine getirilmesi yönünden

yapılacak değerlendirmede, ceza mahkemesince yapılan yargılama sonucunda

sanığın suçluluğu sabit görülerek hüküm kurulduğu ve suç işlediği sabit olan

davacının bu vasfıyla ihtisas mesleği olduğu özel kanununda belirtilen

öğretmenlik için gereken özel vasıfları kaybettiği sonucuna varıldığından

görevine son verilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna

varılmaktadır.

Bu durumda İdare Mahkemesince, kesinleşen

yargı kararı ile bir yıldan fazla süreli hapis cezası alan davacının 657 sayılı

Yasanın 48/A-5 maddesi uyarınca memur olma koşulunu kaybettiği ve anılan

Yasanın 98(b) maddesi uyarınca görevine son verilmesine ilişkin işlemde hukuka

aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen kararın gerekçesinde

yeni oluşan hukuki durum nedeniyle isabet bulunmamakta ise de karar yukarıda

belirtilen gerekçeyle sonucu itibarıyla yerindedir.”

14. Bu karar 5/8/2013 tarihinde tebliğ edilmiş ve başvurucu

29/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

15. 657 sayılı Kanun’un 48. maddesi şöyledir:

"Devlet memurluğuna

alınacaklarda aşağıdaki genel ve özel şartlar aranır.

A) Genel şartlar:

1. Türk Vatandaşı olmak,

2. Bu Kanunun 40 ncı maddesindeki yaş şartlarını taşımak,

3. Bu Kanunun 41 nci maddesindeki öğrenim şartlarını taşımak,

4. Kamu haklarından mahrum bulunmamak,

5. (Değişik: 23/1/2008-5728/317 md.) Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen

süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha

fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine

karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet,

irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma,

hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan

kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm

olmamak.

...

B) Özel şartlar:

1. Hizmet göreceği sınıf için 36 ve 41 nci maddelerde belirtilen

öğretim ve eğitim kurumlarının birinden diploma almış olmak,

2. Kurumların özel kanun veya diğer

mevzuatında aranan şartları taşımak.”

16. 657 sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen 48. maddesinin

birinci fıkrasının (A) bendinin (5) numaralı alt bendinin 5728 sayılı Kanun’la

değişmeden önceki hali şöyledir:

“Taksirli suçlar ve

aşağıda sayılan suçlar dışında tecil edilmiş hükümler hariç olmak üzere,ağır hapis veyahut 6 aydan fazla hapis veyahut affa

uğramış olsalar bile Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla, zimmet, ihtilas,

irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma,

dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan veya

istimal ve istihlak kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara

fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçlarından dolayı hükümlü

bulunmamak.”

17. 657 sayılı Kanun’un“Memurluğun sona ermesi” kenar başlıklı 98. maddesi

şöyledir:

“Devlet memurlarının

a) Bu kanun hükümlerine göre memurluktan

çıkarılması;

b) Memurluğa alınma şartlarından her hangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya

memurlukları sırasında bu şartlardan her hangi birini kaybetmesi;

c) …

hallerinde memurluğu sona erer.”

18. 14/6/1973 tarihli ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel

Kanunu’nun 2. maddesi şöyledir:

“Türk Milli Eğitiminin

genel amacı, Türk Milletinin bütün fertlerini,

1. Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasada

ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin milli, ahlaki,

insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren;

ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan

haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik

ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve

sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak

yetiştirmek;

…”

19. 4/12/2004 tarihli 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun

231. maddesinin (5) numaralı fıkrasının son cümlesi şöyledir:

"Hükmün açıklanmasının geri bırakılması,

kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 14/4/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

21. Başvurucu; ceza yargılamasında hükmün açıklanmasının geri

bırakılması kararı verildiğinden bu durumun öğretmenlik şartlarını kaybettiği

şeklinde yorumlanamayacağını, Danıştay kararının masumiyet karinesini ihlal

ettiğini, birçok kişinin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıyla görevine

döndüğü hâlde kendisine bu imkânın tanınmamasının eşitlik ilkesine aykırı

olduğunu ileri sürerek ihlalin tespiti ile yargılamanın yenilenmesine karar

verilmesini istemiştir.

B. Değerlendirme

22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru dilekçesi ve eklerinin bir bütün

hâlinde incelenmesinden başvurucunun temel şikâyetinin, yargılandığı ceza

davası kesinleştikten sonra verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması

kararına rağmen göreve son vermeye ilişkin davada Danıştay tarafından verilen

kararla kendisine suçlu muamelesi yapılarak görevine döndürülmemesi olduğu

anlaşılmaktadır. Bu kapsamda başvurucunun iddialarının tamamının masumiyet

karinesinin ihlal edildiği şikâyeti çerçevesinde değerlendirilmesi

gerekmektedir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

23. Başvurucunun masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin

şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi kabul edilemezliğine karar

verilmesini gerektirecek başka bir neden de görülmediğinden başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

24. Başvurucu, hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği hâlde Danıştay tarafından

aleyhine karar verilmesi nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

25. Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Suçluluğu hükmen sabit

oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz”

26. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Kendisine bir suç

isnat edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz

sayılır.”

27. Masumiyet karinesi, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş

bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvence altına alır.

Bunun sonucu olarak kişinin masumiyeti “asıl” olduğundan suçluluğu ispat

külfeti iddia makamına ait olup kimseye suçsuzluğunu ispat mükellefiyeti

yüklenemez. Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama

makamları ve kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu

muamelesine tabi tutulamaz (Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).

28. Bu çerçevede masumiyet karinesi kural olarak hakkında bir

suç isnadı bulunan ve henüz mahkûmiyet kararı verilmemiş kişileri kapsayan bir

ilkedir. Suç isnadı kesin hükümle mahkûmiyete dönüşen kişiler açısından ise

artık “hakkında suç isnadı olan kişi”

statüsünde olmadıkları için masumiyet karinesi iddiasının geçerli bir dayanağı

kalmamaktadır. Ancak ceza davası sonucunda kendisine isnat edilen suçu

işlemediğinin sabit olduğu veya suçu işlediğine kesin olarak kanaat

getirilemediği ve bu nedenle sanık hakkında beraat kararı verilen durumlarda

ise kişi hakkında masumiyet karinesinin devam ettiğinin kabulü gerekir. Çünkü

böyle durumlarda Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü ve Sözleşme’nin 6.

maddesinin (2) numaralı fıkraları anlamında kişinin suçluluğu sabit olmamıştır

ve bu nedenle suçlu sayılamaz (Uğur Ayyıldız,

B. No: 2012/574, 6/2/2014, § 76).

29. Masumiyet karinesi, ceza yargılaması kapsamında bir usul

güvencesi olmasına rağmen buna ilişkin korumanın uygulanabilir olması ve etkili

şekilde sağlanabilmesi için beraat eden veya bir şekilde hakkındaki ceza

yargılaması devam etmeyen kişilerin kamu görevlileri veya otoritelerince suçlu

muamelesi görmesini önlemelidir. Bu kapsamda ceza davasını takip eden “ceza yargılaması niteliğinde olmayan herhangi bir

yargılamada” da (hukuk, disiplin gibi) masumiyet karinesine özen

gösterilmelidir. Bununla birlikte ceza yargılamasında mahkûmiyetle

sonuçlanmamış aynı olaylara dayanılarak bir kişinin disiplin suçundan suçlu

bulunması veya hakkında tazminata karar verilmesi masumiyet karinesini otomatik

olarak ihlal etmez. Bu kapsamda “karar

vericilerin kullandıkları dil” kritik önem taşır (Mustafa Akın, B. No: 2013/2696, 9/9/2015,

§ 38).

30. Kamu otoriteleri veya görevlileri tarafından hakkında

soruşturma veya kovuşturma yürütülen kişiyle ilgili olarak, yargılama süreci

bir mahkûmiyet hükmüyle kesinlik kazanmadan suçluluğa dair herhangi bir kanaat

ifade edilmiş olması ya da ceza yargılaması mahkûmiyet dışında bir kararla sona

ermesine rağmen sona ermeye ilişkin kararda sanığın suçlu olabileceğinin ifade

edilmiş olması durumunda masumiyet karinesinin ihlali söz konusu olabilecektir

(Mustafa Akın, § 39). Anayasa

Mahkemesi, Münür İçer (B. No: 2012/584, 12/3/2015)

kararında, başvuruya konu idari yargı mercii kararının gerekçesinde yer alan

ifadelerde, suçluluğu ilgili mahkeme kararıyla sabit olmayan ve zamanaşımı

nedeniyle hakkında açılan ceza davası ortadan kaldırılan başvurucunun anılan

eylemleri işlediği ve suçlu olduğu inancının yansıtıldığı gerekçesiyle

başvurucunun masumiyet karinesinin ihlal edildiğine karar vermiştir. Dolayısıyla

mahkeme kararlarında, resmî yazılarda veya kamu görevlilerinin ifadelerinde

sarf edilen söz veya ifadeler nedeniyle kişiler hakkındaki masumiyet

karinesinin ihlal edilmemesi için kullanılan ifadelerde seçilecek kelimelere

azami dikkat edilmesi gerekir .

31. Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç

doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibarıyla karma bir özelliği

bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde

kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması hâlinde

geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının aynı 5271 sayılı

Kanun’un 223. maddesi uyarınca düşürülmesi sonucu doğurduğundan bu özelliğiyle

sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme

nedenlerinden birini oluşturmaktadır (Tahir

Canan, § 30).

32. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen

durumlarda sanığın suçlu olduğu konusunda ulaşılmış bir vicdani kanaat

bulunmakta ve bu kanaat "kasten yeni bir suç" işlenmemesi şartına

bağlı olarak hüküm ifade etmemektedir. Gerçekten hükmün açıklanmasının geri

bırakılması, mahkûmiyet konusunda vicdani kanaate ulaşmış mahkemenin buna

ilişkin hükmü açıklamayı belirli bir süre ertelemesini, bu süre zarfında hükmün

sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ve bu süre sonunda kişinin başka

suç işlememesi hâlinde açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak

davanın düşmesine karar verilmesini ifade eder. Bu çerçevede ceza davası

dışında fakat ceza davasına konu olan eylemler nedeniyle devam eden idari

uyuşmazlıklarda, açıklanması geri bırakılan mahkûmiyet kararına dayanılması

masumiyet karinesi ile çelişebilir. Buna karşılık idari uyuşmazlığın çözümüne

esas teşkil etmesi bakımından salt kişinin yargılanmış olmasından ve hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına dair karardan söz edilmesi, masumiyet

karinesinin ihlal edildiğinden söz edebilmek bakımından yeterli değildir. Bunun

için kararın gerekçesinin bütün hâlinde dikkate alınması ve nihai kararın

münhasıran hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen fiillere

dayanıp dayanmadığının incelenmesi gerekir. (Kürşat

Eyol,§§ 28, 29).

33. Bireysel başvuruya konu olayda sınıf öğretmeni olarak görev

yapan başvurucu, yasa dışı örgüt üyesi olmak suçundan yargılanarak 1 yıl 3 ay

hapis cezası ile cezalandırılmış; bu kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmesi

üzerine Millî Eğitim Bakanı oluruyla 657 sayılı Kanun’un 48. maddesinin birinci

fıkrasının (A) bendinin (5) numaralı alt bendinde yer alan şartları kaybettiği

gerekçesiyle görevine son verilmiştir. Başvurucu göreve son verme işlemini dava

konusu etmiş, Diyarbakır İdare Mahkemesi başvurucunun anılan maddede yer alan

memur olma koşulunu kaybettiğinin açık olduğu gerekçesiyle Kanun’un 98.

maddesinin (b) bendi uyarınca görevine son verilmeye ilişkin işlemde hukuka

aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davayı esastan reddetmiştir. Bu karar

Danıştay incelemesinde iken başvurucu kesinleşmiş olan ceza kararı için Ceza

Mahkemesinden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini

istemiş ve istemi kabul edilerek başvurucunun 1 yıl 3 ay hapis cezası ile

cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar

verilmiştir. Başvurucu hakkında verilen bu karar temyiz aşamasında Danıştay Onikinci Dairesi tarafından değerlendirilerek İdare

Mahkemesi kararını bozma nedeni yapılmışsa da karar düzeltme aşamasında onama

kararı kaldırılarak davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararı onanmıştır.

34. Genel olarak ceza ve ceza muhakemesi hukuku ile disiplin hukuku

farklı kural ve ilkelere tabi disiplinler olup kamu görevlisinin davranışı, suç

tanımına uymasının yanı sıra disiplin sorumluluğunu da gerektirebilir. Böyle

durumlarda ceza muhakemesi ve disiplin soruşturması ayrı yürütülür ve ceza

muhakemesi sonucunda kişinin isnat edilen eylemi işlemediğine dair hükümler

dışında ceza mahkemesi hükmü disiplin makamları açısından doğrudan bağlayıcı

değildir (Kürşat Eyol,

§ 30). Ancak somut olayda disiplin soruşturması yoluyla veya disiplin cezası

uygulanmak suretiyle değil, Ceza Mahkemesinde aldığı ceza nedeniyle ve 657

sayılı Kanun’da memuriyet için aranan genel şartlardan birini kaybettiği

gerekçesiyle başvurucunun görevine son verilmiştir. İdari yargı yerinde görülen

davanın konusunu oluşturan göreve son verme işleminin dayanağı Diyarbakır 5.

Ağır Ceza Mahkemesinin mahkûmiyet kararıdır.

35. Danıştay Onikinci Dairesi

tarafından karar düzeltme aşamasında yapılan değerlendirmedesöz

konusu mahkûmiyet kararı sonucu başvurucunun ihtisas mesleği olan öğretmenlik

için gereken özel vasıfları kaybettiği sonucuna varıldığı ve bu değerlendirme

ile ret kararının onandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bireysel başvuruya konu

yargılamada masumiyet karinesi yönündenincelenmesi

gereken karar Danıştay Onikinci Dairesinin karar

düzeltme kararıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının, öğretmenlik

mesleğinin gerektirdiği vasıflar yönünden değerlendirildiği bu kararda "ceza

mahkemesince yapılan yargılama sonucunda sanığın suçluluğu sabit görülerek

hüküm kurulduğu ve suç işlediği sabit olan davacının bu vasfıyla ihtisas

mesleği olduğu özel kanununda belirtilen öğretmenlik için gereken özel

vasıfları kaybettiği sonucuna varıldığı" ifadelerine yer verildiği

görülmektedir.

36. Danıştay Onikinci Dairesi kararda

başvurucunun öğretmenlik için özel kanununda belirtilen vasıfları kaybettiği

sonucuna varırken hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına açıkça

dayanmıştır. Özellikle karardaki "suç

işlediği sabit olan davacının" ifadesi başvurucunun masumiyet

karinesini ihlal edici mahiyettedir. Bu durum ayrıca hükmün açıklanmasının geri

bırakılması kararının sanık hakkında hiçbir hukuki sonuç doğurmayacağı

yönündeki Kanun hükmü ile de bağdaşır değildir.

37. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü

fıkrasında güvence altına alınan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

38. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

39. Başvurucu ihlalin tespiti ile yargılamanın yenilenmesine

karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

40. Başvuruda masumiyet karinesinin ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

41. Masumiyet karinesinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması

için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan kararın bir

örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Diyarbakır 2. İdare Mahkemesine

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

42. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Masumiyet karinesi ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında güvence altına

alınan masumiyet karinesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin masumiyet karinesi ilkesinin ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Diyarbakır

2. İdare Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

D. 198,35 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

1998,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Danıştay Onikinci

Dairesi Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

14/4/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Alparslan

ALTAN

Celal Mümtaz

AKINCI

Raportör

:

Mehmet Sadık

YAMLI

Başvurucu : Ömer AYBAR Vekili : Av. Mehmet Yahya EKMEN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/6974, 14 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Masumiyet karinesi ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin
  12. C. Kararın bir örneğinin masumiyet karinesi ilkesinin ihlalinin
  13. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  14. F. Kararın bir örneğinin Danıştay Onikinci
  15. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Yıldırım
  17. Özgüldür
  18. Altan
  19. Akıncı
  20. Yamlı
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/6974
Tarih
14 Nisan 2016

İlgili Kararlar

  • Mehmet Sabri Yar Başvurusu (B. No: 2013/5845)
  • Hüseyin Kesici Başvurusu (B. No: 2013/3440)
  • Cengiz Kahraman ve Kenan Özyürek Başvurusu (B. No: 2013/8137)
  • Haydar Yılmaz Başvurusu (B. No: 2013/3394)
  • Cihan Aydın Başvurusu (B. No: 2013/3355)
  • Şirin Asi Başvurusu (B. No: 2013/5794)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.