İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Kamuran Reşit Bekir Başvurusu (B. No: 2013/7644)

1. Başvuru, ceza infaz kurumu tarafından Azadiya

Başvuru No2013/7644Tarih20 Nisan 2016Okuma16 dk · 3.226 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Kamuran Reşit Bekir Başvurusu (4)

Karar tarihi
20 Nisan 2016
Başvuru Numarası
2013/7644
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.226 kelime·16 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumu tarafından Azadiya

Welat gazetesinin (gazete) 8/8/2013 tarihli nüshasının

teslim edilmemesi ve hükümlü olan başvurucunun haber ve fikirlere erişiminin

engellenmesi nedeniyle ifade özgürlüğü ile haberleşme özgürlüğünün ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 7/10/2013 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 30/9/2015 tarihinde,

başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.

4. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 30/9/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından 22/11/2015 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, başvuru tarihinde Ankara 2 No.lu F Tipi Yüksek

Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmaktadır.

8. Başvurucuya gelen Azadiya Welat gazetesinin 8 Ağustos 2013 tarihli nüshasının birinci

ve beşinci sayfasında ceza infaz kurumlarında yapılması düşünülen eylemlerle

ilgili yazılar bulunduğu tespit edilmiştir. Yazı içeriklerinin bir bölümü

şöyledir:

"... Deniz Kaya yaptığı açıklamada: Demek

ki, önderliğimizin sağlık sorunları görmezlikten geliniyor. Türkiye'nin tüm

cezaevlerindeki tutsaklar, ölüm orucuna hazırdır ve başlayabilir.

...

Deniz Kaya, tüm özgürlük tutsakları adına

yaptığı açıklamada, Abdullah Öcalan'ın sağlık sorunları için eğer bir çare

aranmazsa Türkiye ve Kürdistandaki cezaevlerinde biz

ölüm oruçlarına başlayacağız."

9. Ankara 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz

Kurumu Eğitim Kurulu (Eğitim Kurulu) anılan gazetenin başvurucuya verilmesini

uygun görmemiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"... 08 Tebax-in

2013 tarihli Azadiya Welat

isimli gazete ile ilgili olarak yapılan tercüman çevirisi çerçevesinde,

gazetenin birinci ve beşinci sayfasında; ceza infaz kurumlarında yapılması

düşünülen eylemler ile ilgili yazılara yer verildiği ve örgütü destekleyen

kitleye yönelik olarak yürütülecek kışkırtma faaliyetlerinde kullanılabileceği

kurulumuzca değerlendirilmiş ve 5275 sayılı Kanun'un 62/3 ile Tüzük'ün 87/3 maddeleri gereğince söz konusu gazetenin

hükümlü/tutuklulara verilmemesine ... "

10. Eğitim Kurulunun yukarıda belirtilen kararı başvurucuya

tebliğ edilmiş ve başvurucu, karara karşı Sincan İnfaz Hâkimliğine şikâyetçi

olmuştur. Şikâyeti inceleyen Hâkimlik 2/9/2013 tarihli ve E.2013/4626,

K.2013/4528 sayılı kararı ile başvurucunun şikâyetinin reddine karar vermiştir.

Kararın ilgili kısımları şöyledir:

"Hükümlü dilekçesi ile "adına gelen Azadiya Welat isimli gazetenin

08/ Tebax-in 2013 sayısının verilmemesine " dair

karara karşı şikayet yoluna başvurmuştur.

Yapılan incelemede Ankara 2 No.lu F Tipi

Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu Eğitim Kurulu'nun 27/08/2013 tarihli ve

2013/128 sayılı kararı ile "08 Tebax-in 2013

tarihli Azadiya Welat

isimli gazete ile ilgili olarak yapılan tercüman çevirisi çerçevesinde,

gazetenin birinci ve beşinci sayfasında; ceza infaz kurumlarında yapılması

düşünülen eylemler ile ilgili yazılara yer verildiği ve örgütü destekleyen

kitleye yönelik olarak yürütülecek kışkırtma faaliyetlerinde

kullanılabileceği" gerekçesi ile hükümlü/tutuklulara verilmemesine karar

verilmiştir.

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin

İnfazı Hakkında Kanun'un 62/1. maddesinde "Hükümlü, mahkemelerce

yasaklanmamış olması koşuluyla süreli ve süresiz yayınlardan bedelini ödeyerek

yararlanma hakkına sahiptir" düzenlemesi yer almaktadır. Kanundaki bu

düzenlemeye göre hükümlünün adına gelen yayından yararlanabilmesi için yayının

mahkemelerce yasaklanmamış olması şarttır. Kanundaki düzenleme gözetildiğinde

Eğitim Kurulu'nun kararında hukuka aykırılık söz konusu değildir. Bu nedenle şikayetin reddine karar vermek gerekmiştir. "

11. Başvurucu, Hâkimliğin ret kararına karşı itiraz yoluna

başvurmuştur. İtirazı inceleyen Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesi, İnfaz

Hâkimliğinin kararının "... usul ve

yasaya uygun olduğu ..." gerekçesiyle başvurucunun itirazının

reddine karar vermiştir.

12. Nihai karar başvurucuya 2/10/2013 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

13. Başvurucu 7/10/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

14. 9/6/2004 tarihli ve 5187 sayılı Basın Kanunu'nun "El koyma, dağıtım ve satış yasağı"

kenar başlıklı 25. maddesi şöyledir:

"Soruşturma için sübut vasıtası olarak

her türlü basılmış eserin en fazla üç adedine Cumhuriyet savcısı, gecikmesinde

sakınca bulunan hallerde de kolluk el koyabilir.

Soruşturma veya kovuşturmanın başlatılmış

olması şartıyla 25.7.1951 tarihli ve 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen

Suçlar Hakkında Kanunda, Anayasanın 174 üncü maddesinde yer alan inkılap

kanunlarında, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 146 ncı

maddesinin ikinci fıkrasında, 153 üncü maddesinin birinci ve dördüncü

fıkralarında, 155 inci maddesinde, 311 inci maddesinin birinci ve ikinci

fıkralarında, 312 nci maddesinin ikinci ve dördüncü

fıkralarında, 312/a maddesinde ve 12.4.1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle

Mücadele Kanununun 7 nci maddesinin ikinci ve beşinci

fıkralarında öngörülen suçlarla ilgili olarak basılmış eserlerin tamamına hâkim

kararıyla el konulabilir.

Hangi dilde olursa olsun Türkiye dışında

basılan süreli veya süresiz yayın ve gazetelerin ikinci fıkrada belirtilen

suçları içerdiklerine dair kuvvetli delil bulunması halinde, bunların

Türkiye'de dağıtılması veya satışa sunulması, Cumhuriyet Başsavcılığının talebi

üzerine sulh ceza hâkiminin kararı ile yasaklanabilir. Gecikmesinde sakınca

bulunan hallerde Cumhuriyet Başsavcılığının kararı yeterlidir. Bu karar en geç yirmidört saat içinde hâkimin onayına sunulur. Kırksekiz saat içinde hâkim tarafından onaylanmaması

halinde Cumhuriyet Başsavcılığının kararı hükümsüz kalır.

Yukarıdaki fıkra uyarınca yasaklanmış yayın

veya gazeteleri bilerek dağıtanlar veya satışa sunanlar bu yayınlar yoluyla

işlenen suçlardan eser sahibi gibi sorumludurlar."

15. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'unun "Süreli

veya süresiz yayınlardan yararlanma hakkı" başlıklı 62. maddesi

şöyledir:

"(1) Hükümlü, mahkemelerce yasaklanmamış

olması koşuluyla süreli ve süresiz yayınlardan bedelini ödeyerek yararlanma

hakkına sahiptir.

(2) Resmî kurumlar, üniversiteler, kamu kurumu

niteliğindeki meslek kuruluşları ile mahkemelerce yasaklanmamış olması

koşuluyla Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflar ve kamu yararına

çalışan dernekler tarafından çıkartılan gazete, kitap ve basılı yayınlar,

hükümlülere ücretsiz olarak ve serbestçe verilir. Eğitim ve öğretimine devam

eden hükümlülerin ders kitapları denetime tâbi tutulamaz.

(3) Kurum güvenliğini tehlikeye düşüren veya

müstehcen haber, yazı, fotoğraf ve yorumları kapsayan hiçbir yayın hükümlüye

verilmez."

16. 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza ve

Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün

(Tüzük) "Eğitim kurulunun görev ve

yetkileri" başlıklı 43. maddesinin (1) numaralı fırkasının (ı)

bendi şöyledir:

"(1) Eğitim kurulu aşağıda sayılan işleri

yapmakla görevli ve yetkilidir;

…

ı) Kuruma gelen her türlü yayının, kurum

güvenliğini tehlikeye düşüren veya müstehcen haber, yazı, fotoğraf ve yorumları

kapsayan nitelikte olup olmadığına karar vermek,

..."

17. 12/7/2005 tarihli Adalet Bakanı oluru ile yürürlüğe giren

Ceza İnfaz Kurumları Kütüphane ve Kitaplık Yönergesi'nin

(Yönerge) "Kuruma kabul edilmeyecek

yayınlar" başlıklı 11. maddesi şöyledir:

"a) Mahkemelerce yasaklanmış olan,

b) Mahkemelerce yasaklanmamış olsa bile, kurum

güvenliğini tehlikeye düşürdüğü veya müstehcen haber, yazı, fotoğraf ve

yorumları kapsadığı eğitim kurulu kararıyla tespit edilen,

hiçbir yayın kuruma kabul edilmez."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 20/4/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

19. Başvurucu, gazetede ceza infaz kurumlarında yapılması

düşünülen eylemlerle ilgili yazılar bulunmasına rağmen anılan yayınlar hakkında

herhangi bir yasaklama kararı olmadığını, ortada herhangi bir eylemin veya

eylem hazırlığının bulunmadığını belirtmiş; Eğitim Kurulunun kararı nedeniyle

iletişim araçlarına ulaşma hakkının engellenerek Anayasa’nın 22. ve 26.

maddelerinde düzenlenen haberleşme ve ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri

sürmüş; ihlallerin giderilmesi talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda gazetenin ilgili sayfalarında

ceza infaz kurumlarında yapılması düşünülen eylemlerle ilgili yazıların

yayımlanması gerekçesiyle gazetenin başvurucuya verilmesi engellenmiş ve buna

ilişkin olarak yaptığı şikâyetler de sonuçsuz kalmıştır. Başvurucu her ne kadar

anılan müdahale nedeniyle haberleşme özgürlüğünün de ihlal edildiğini ileri

sürmüşse de anılan iddianın özü, ifade özgürlüğüne ilişkin olduğundan bu başlık

altında inceleme yapılmıştır.

21. Anayasa’nın 26. maddesinde düşünceyi açıklama ve yayma

özgürlüğünün kullanımında başvurulabilecek araçlar “söz, yazı, resim veya başka yollar” olarak ifade edilmiş ve

“başka yollar” ifadesiyle her

türlü ifade aracının anayasal koruma altında olduğu gösterilmiştir (Emin Aydın, B. No: 2013/2602, 23/1/2014, §

43).

22. İfade özgürlüğü; insanın haber, bilgi ve başkalarının

fikirlerine serbestçe ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayı

kınanmaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla

serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına

aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir (Emin

Aydın, § 40).

23. Haber ve fikirlere ulaşma özgürlüğünün, ifade özgürlüğünün

norm alanı içinde olduğu konusunda hiçbir tereddüt bulunmamaktadır. Bu bağlamda

Anayasa’da ifade özgürlüğüne ilişkin olarak daha ayrıntılı düzenlemeler de yer

almakla birlikte mevcut koşullar altında başvurunun, iletişim araçlarına ulaşım

hakkının engellenmesi nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiası

yönünden ifade özgürlüğüne ilişkin temel düzenleme olan ve madde metninde

düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün haber veya fikir almak özgürlüğünü de

kapsadığının açıkça düzenlendiği Anayasa’nın 26. maddesi kapsamında

incelenmesinin gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

24. Somut olayda başvurucunun abonesi olduğu gazeteye

ulaşamadığı, bu şekilde haber ve fikir alma özgürlüğüne müdahalede

bulunulduğuna ilişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşıldığından başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

25. Başvurucu; abonesi olduğu gazetenin hükümlü olarak bulunduğu

Ceza İnfaz Kurumundan tarafına teslim edilmediğini, gazete içeriğinde eylem

yapılması hususunda yazıların bulunduğuna ilişkin değerlendirmenin yorumdan

ibaret olduğunu, gerçekte herhangi bir eylem bulunmadığını, cezaevinde olsa da

dış dünyadan haberdar olmak ve gazeteye ulaşmak istediğini belirtmiştir.

26. Anayasa’nın “Düşünceyi

açıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26. maddesi şöyledir:

“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı,

resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma

hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya

fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo,

televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine

bağlanmasına engel değildir.

Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik,

kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi

ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların

cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin

açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının

yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin

gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.

Haber ve düşünceleri yayma araçlarının

kullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek

kaydıyla, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”

27. Hükümlü ve tutuklular, Anayasa'nın ve Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve

hürriyetlerin tamamına kural olarak sahiptir (Hirst/Birleşik Krallık (No. 2), B. No: 74025/01, 6/10/2005, §

69). Bu bağlamda hükümlü ve tutukluların ifade özgürlüğü de (Yankov/Bulgaristan, B. No: 39084/97, 11/12/2003;

T./Birleşik Krallık, B. No:

8231/78, 12/10/1983) Anayasa ve Sözleşme kapsamında koruma altındadır. Hükümlü

ve tutukluların süreli veya süresiz yayınlara ulaşabilmesi hususu da bilgi ve

kanaatlere ulaşma özgürlüğünün somut yansıması olarak ifade özgürlüğünün norm

alanı kapsamında kalmaktadır (Kamuran Reşit

Bekir [GK], B. No: 2013/3614, 8/4/2015, § 43).

28. Öte yandan cezaevinde bulunmanın kaçınılmaz sonucu olarak

suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi cezaevinde güvenliğin ve düzenin

korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda

mahkûmların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebilecektir. Ancak bu durumda

dahi hükümlü ve tutukluların haklarına yönelik herhangi bir sınırlandırma makul

ve ölçülü olmalıdır (Silver ve

diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 5947/72 ..., 23/3/1983, §§

99-105). Ancak hükümlü ve tutukluların ifade özgürlüğüne yapılacak bir

sınırlamada cezaevinde suçun önlenmesi, düzenin ve disiplinin sağlanması

açısından idarenin takdir marjı daha geniştir (Kamuran

Reşit Bekir, § 44).

29. 5275 sayılı Kanun'un 62. maddesinde mahkemelerce

yasaklanmamış olan süreli veya süresiz yayınların bedel karşılığı hükümlü ve

tutuklulara verilebileceği ve kurum güvenliğini tehlikeye düşüren veya

müstehcen haber, yazı, fotoğraf ve yorumları kapsayan hiçbir yayının hükümlü ve

tutuklulara verilmeyeceği belirtilmiştir. Dolayısıyla hükümlü ve tutuklulara

verilecek yayınların incelenmesinde cezaevi idaresi, herhangi bir mahkeme

kararı ile yasaklı olmayan yayının kurum güvenliğini tehlikeye düşürüp

düşürmeyeceğini veya müstehcen olup olmadığını değerlendirilecek ve bu yöndeki

meşru amaçlar çerçevesinde engel olabilecektir.

30. Başvuru konusu olayda, gazetede yayımlanan bazı yazıların

ceza infaz kurumlarında yapılması düşünülen eylemlerle ilgili olması nedeniyle

Eğitim Kurulu tarafından gazetenin başvurucuya verilmemesinin haber ve bilgiye

ulaşma hakkı bağlamında ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale oluşturup oluşturmadığını

belirlemektir. Sonraki aşamalarda varlığı kabul edilen müdahalenin meşru

amaçlara dayanıp dayanmadığının, söz konusu hakkın özü zedeleyecek ölçüde

kısıtlanıp kısıtlanmadığının, kısıtlamanın demokratik toplumda gerekli olup

olmadığının ve kullanılan araçların orantısız olup olmadığının tespit edilmesi

gerekir.

a. Müdahalenin Varlığı

31. Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olan başvurucunun abonesi

olduğu gazetenin bazı sayfalarında ceza infaz kurumlarında yapılması düşünülen

eylemlerle ilgili yazıların yer aldığı gerekçesiyle gazete nüshasının

başvurucuya teslim edilmemesinin, başvurucunun bilgi ve kanaatlere ulaşma

özgürlüğüne yönelik bir müdahale oluşturduğu açıktır.

b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

32. Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ifade

özgürlüğüne “kanunla öngörülmedikçe”

ve madde metninde belirtilen meşru amaçlar dışında müdahale edilemez. Aynı

zamanda ifade özgürlüğüne getirilecek bir sınırlamanın; Anayasa’nın 13.

maddesinde öngörülen öze dokunmama, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilmiş

olma, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik

toplum düzeninin ve laik Cumhuriyet'in gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı

olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

33. Yapılan müdahalede Anayasa'nın 26. maddesinde yer alan

müdahalenin "kanun"la yapılması şartına

aykırılık bulunduğuna ilişkin bir iddiada bulunulmamıştır. Yapılan

değerlendirmeler neticesinde 5275 sayılı Kanun'un "Süreli veya süresiz yayınlardan yararlanma hakkı"

kenar başlıklı 62. maddesi ile Tüzük ve Yönerge hükümlerinin "kanunilik" ölçütünü karşıladığı

sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

34. Ceza İnfaz Kurumu "ceza

infaz kurumlarında yapılması düşünülen eylemler ile ilgili yazılara yer

verildiği ve örgütü destekleyen kitleye yönelik olarak yürütülecek kışkırtma

faaliyetlerinde kullanılabileceği …" gerekçesi ile müdahalenin

kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi amacı güttüğünü belirtmiştir.

Başvurucu; hakkındaki uygulamanın yasanın öngördüğü amaçla uyumlu olmadığını,

ortada herhangi bir eylem belirtisi olmadığını ileri sürmüştür.

35. İfade özgürlüğüne yapılan bir müdahalenin meşru olabilmesi

için bu müdahalenin Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen

millî güvenliğin ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, genel

sağlık, genel ahlak ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması

sebepleriyle ve kanunla yapılmış olması gerekir.

36. Başvuru konusu olayda, başvurucunun hükümlü olması nedeniyle

belirlenen meşru amaçların cezaevinin kendi koşulları açısından

değerlendirilmesi gerekir. Bu çerçevede, Kürtçe yayın yapan ve içerisinde örgüt

faaliyetlerinin ceza infaz kurumunu ilgilendiren bölümlerinin yer aldığı

değerlendirilen yayınların hükümlülere verilmesi açısından ceza infaz

kurumlarında hükümlü ve tutukluların hak ve özgürlüklerinin

sınırlandırılmasında temel meşru amaç, kamu düzeni ve suçların önlenmesi genel

amacı temelinde cezaevinde güvenliğin ve disiplinin sağlanmasıdır. Başvurucunun

abonesi olduğu ve teslim almak istediği gazete nüshasının Yönetmelik'te

belirtilen şartları taşımadığı gerekçesiyle başvurucunun talebinin

reddedilmesi; cezaevi düzeninin, güvenliğinin sağlanması ve suçun önlemesi

amacıyla yapıldığı, bunun da Anayasa’nın ifade özgürlüğüne ilişkin 26.

maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşru bir amaç taşıdığı sonucuna

varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum Düzeninde Gerekli Olma

ve Ölçülülük

37. İfade özgürlüğü norm alanında bulunan bilgi ve kanaatlere

ulaşma özgürlüğü mutlak olmadığından bazı sınırlandırmalara tabi tutulabilir.

İfade özgürlüğüne ilişkin olarak Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında

sayılan sınırlandırmaların Anayasa'nın 13. maddesinin güvencesinde olan

demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülük ilkeleriyle bağdaşıp

bağdaşmadığı konusunda bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.

38. Anayasa'da belirtilen "demokratik

toplum" kavramı, çağdaş ve özgürlükçü bir anlayışla

yorumlanmalıdır. "Demokratik

toplum" ölçütü, Anayasa’nın 13. maddesi ile Sözleşme’nin “demokratik

toplum düzeninin gerekleri” ölçütünün bulunduğu 8., 9., 10. ve 11.

maddelerindeki paralelliği açıkça yansıtmaktadır. Bu itibarla demokratik toplum

ölçütü, çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik temelinde yorumlanmalıdır (Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343,

5/6/2015, § 65).

39. Demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde

sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Demokratik bir hukuk devletinde,

temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunup tümüyle kullanılamaz hale getiren

sınırlamalara yer verilemez. Anayasa’nın, temel hak ve hürriyetlerin

sınırlanmasını düzenleyen 13. maddesinde de temel hak ve özgürlüklerin özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’da öngörülen sebeplerle ve ancak kanunla

sınırlanabileceği kabul edilmiştir. Anayasal açıdan dokunulamayacak öz, her

temel hak ve özgürlük açısından farklılık gösterir. Bununla birlikte kanunla

getirilen sınırlamanın hakkın özüne dokunmadığının kabulü için temel hakların

kullanılmasını ciddi surette güçleştirip, amacına ulaşmasına engel olmaması ve

etkisini ortadan kaldırıcı bir nitelik taşımaması gerekir (Kamuran Reşit Bekir, § 62).

40. Temel hak ve özgürlüklerin özlerine dokunulmaksızın yapılan

sınırlamalar yönünden ise bu sınırlamaların, demokratik toplum düzeninin

gerekleri ile ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Bir başka

deyişle öze dokunan sınırlamalar “demokratik

toplum düzeni gerekleri” ve “ölçülülük

ilkesi”ne

evleviyetle aykırı olacağından Anayasa koyucu, temel hak ve özgürlüklerin özüne

dokunan sınırlamalar yönünden “demokratik

toplum düzeni gerekleri” ve “ölçülülük

ilkesi” bakımından ayrıca inceleme yapılmasına gerek görmemiştir (Mehmet Ali Aydın, § 67).

41. Öze dokunma yasağını ihlal etmeyen müdahaleler yönünden

gözetilmesi öngörülen “demokratik toplum

düzeninin gerekleri” kavramı, öncelikle ifade özgürlüğü üzerindeki

sınırlamaların zorunlu ya da istisnai tedbir niteliğinde olmalarını,

başvurulabilecek en son çare ya da alınabilecek en son önlem olarak kendilerini

göstermelerini gerektirmektedir. “Demokratik

toplum düzeninin gerekleri”nden

olma, bir sınırlamanın demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal

ihtiyacın karşılanması amacına yönelik olmasını ifade etmektedir.Buna göre sınırlayıcı tedbir, bir

toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da başvurulabilecek en son çare

niteliğinde değilse demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir tedbir

olarak değerlendirilemez (Mehmet Ali Aydın,

§ 68).

42. Hak ve özgürlüklere yapılacak her türlü sınırlamada devreye

girecek bir başka güvence de Anayasa'nın 13. maddesinde ifade edilen "ölçülülük ilkesi"dir. Bu ilke, temel hak ve

özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin başvurularda öncelikli olarak dikkate

alınması gereken bir güvencedir. Anayasa'nın 13. maddesinde demokratik toplum

düzeninin gerekleri ve ölçülülük kriterleri iki ayrı ölçüt olarak düzenlenmiş

olmakla birlikte bu iki ölçüt arasında ayrılmaz bir ilişki vardır. Nitekim

Anayasa Mahkemesi amaç ile araç arasında makul bir ilişki ve dengenin bulunup

bulunmadığını inceler (Tayfun Cengiz,

B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 53).

43. Anayasa Mahkemesi müdahalenin demokratik bir toplumda

gerekli olup olmadığını, müdahalede bulunulurken hakkın özüne dokunulup

dokunulmadığını, ölçülü davranılıp davranılmadığını davanın bütününe ve her

olayın kendine has özelliklerine göre takdir edecektir. (Yaman Akdeniz ve diğerleri, B. No:

2014/3986, 2/4/2014, § 43). Bu bağlamda başvurucunun Ceza İnfaz Kurumundaki

konumu, talebin içeriği, Ceza İnfaz Kurumunun niteliği gibi hususlar

değerlendirilecektir. Ayrıca yapılacak değerlendirmede cezaevinin kaçınılmaz

şartları çerçevesinde suçun önlenmesi, kurum güvenliğinin ve cezaevi

disiplininin sağlanması açısından devletin takdir marjının daha geniş

yorumlanması gerektiği göz önünde tutulacaktır (Kamuran Reşit Bekir, § 65).

44. Ceza infaz kurumlarında, hükümlü ve tutuklulara verilecek

süreli veya süresiz yayınlarda idarenin temel alacağı referansın 5275 sayılı

Kanun'un 62. maddesinde belirtilen kurum güvenliğini tehlikeye düşürme ve

müstehcen nitelikteki haber, yazı, fotoğraf ve yorumları kapsayan yayınlar

çerçevesinde cezaevinde suçun önlenmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması

olduğu açıktır. Ancak bu durumda dahi yapılacak değerlendirmede ifade

özgürlüğüne müdahalenin Eğitim Kurulu ve İnfaz Hâkimliği kararlarının bileşkesinden

ortaya çıktığı gözetilerek müdahalenin bir bütün olarak değerlendirilmesi

gereklidir (Kamuran Reşit Bekir,

§ 66).

45. Cezaevlerinde düzenin, güvenliğin ve disiplinin sağlanması

açısından hükümlü ve tutuklulara verilecek süreli ve süresiz yayınların

denetlenmesi önemlidir. Özellikle başvurucunun da tutulduğu, hükümlü ve

tutukluların işlediği suçun niteliğine göre yerleştirildikleri F tipi yüksek

güvenlikli ceza infaz kurumlarında bu husus daha da ehemmiyet arz etmektedir.

Başvuru konusu olayda Eğitim Kurulu, başvurucunun PKK terör örgütünün bir üyesi

olarak işlediği suçlardan dolayı mahkûm edildiğini gözetmek suretiyle terör

örgütünün ceza infaz kurumlarında gerçekleştirmeyi planladığı eylemlerle ilgili

olarak kışkırtma ve organize etme içeriği taşıyan yazıların yer aldığı bir

gazete nüshasının içeri alınmasının güvenlik ve disiplin açısından bir risk

oluşturup oluşturmayacağını değerlendirebilir. Nitekim bu risk kapsamında 5275

sayılı Kanun'un 62. maddesi gereğince alınacak tedbirleri ve sınırlamaları da

belirleyebilecektir. Ancak bu durumda dahi hakka yapılacak müdahalenin

gerekçelerinin ilgili ve yeterli bir şekilde ortaya konulması gerekir.

46. Bu bağlamda Ankara 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı

Ceza İnfaz Eğitim Kurulu ve Sincan İnfaz Hâkimliğinin kararlarında, gazetenin

birinci ve beşinci sayfalarındaki yazıların; cezaevinde suçun önlenmesi,

güvenliğin ve disiplinin sağlanması açısından bir değerlendirmeye tabi tutulmuş

ve başvurucuya gazete verilmemiştir. Dolayısıyla yetkili kurul ve mahkemece şikayete konu yazı içeriklerinin yasa dışı örgütsel

haberleşme ve örgütü destekleyecek kitlelere yönelik kışkırtıcı faaliyet

niteliğinde olduğu değerlendirilerek gazete nüshasının alıkonulması şeklinde

İnfaz Kurumunun tedbir alması, tek başına ifade özgürlüğünün ihlali sonucunu

doğurmayacaktır.

47. Buna göre başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik

kısıtlamanın, Anayasa’nın 26. maddesi anlamında demokratik toplumda kamu

düzeninin korunması ve suç işlenmesinin önlenmesi için gerekli olan demokratik

toplum düzenin gereklerine aykırı olduğu düşünülemez.

48. Açıklanan nedenlerle söz konusu gazete nüshası yönünden

getirilen kısıtlamanın bir ihlal içermediği anlaşıldığından Anayasa’nın 26.

maddesinde güvence altına alınan ifade hürriyetinin ihlal edilmediğine karar

verilmesi gerekir

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade

özgürlüğünün İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE,

E. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA

20/4/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Erdal TERCAN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Abuzer

YAZICIOĞLU

Başvurucu : Kamuran REŞİT BEKİR(Suriye Arap Cumhuriyeti Vatandaşı)

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/7644, 20 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  12. C. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade
  13. E. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  14. Tamamen Muaf Tutulmasına
  15. Gökcan
  16. Yazıcıoğlu
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/7644
Tarih
20 Nisan 2016

İlgili Kararlar

  • Ömer Aybar Başvurusu (B. No: 2013/6974)
  • Mehmet Sabri Yar Başvurusu (B. No: 2013/5845)
  • Hüseyin Kesici Başvurusu (B. No: 2013/3440)
  • Cengiz Kahraman ve Kenan Özyürek Başvurusu (B. No: 2013/8137)
  • Haydar Yılmaz Başvurusu (B. No: 2013/3394)
  • Cihan Aydın Başvurusu (B. No: 2013/3355)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.