İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hamdullah Işık ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/3627)

1. Başvurular terör olayı nedeniyle köyü terk etmeye mecbur

Başvuru No2013/3627Tarih31 Mart 2016Okuma13 dk · 2.663 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hamdullah Işık Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
31 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/3627
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.663 kelime·13 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurular terör olayı nedeniyle köyü terk etmeye mecbur

bırakılmaları sonucu özel hayatın gizliliği ilkesi ile mülkiyet haklarının;

terör örgütü üyeleri tarafından amcalarının kaçırılıp öldürüldüğü dikkate

alınmaksızın 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan

Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvuruların

reddedilmesi, ret işlemlerine karşı açılan davalara ilişkin yargılama

işlemlerinin adil olmaması ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması

nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 23/5/2013 tarihinde Batman İdare Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvuruların Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek

bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Komisyonlarınca 8/12/2014, 31/12/2014 ve

26/10/2015 tarihlerinde, başvuruların kabul edilebilirlik incelemelerinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından muhtelif tarihlerde, başvuruların

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Anayasa Mahkemesi tarafından 2013/3629 ve 2013/4368 başvuru

numaralı dosyaların konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2013/3627 başvuru

numaralı dosya ile birleştirilmesine, incelemenin 2013/3627 başvuru numaralı

dosya üzerinden yürütülmesine ve diğer bireysel başvuru dosyalarının kapatılmasına

karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucular, Batman ili Kozluk ilçesi Kayadibi

köyünde ikamet etmekte iken 1993 yılında meydana gelen terör olayları nedeniyle

köylerinden göç etmek zorunda kaldıklarını iddia etmişlerdir.

8. Başvurucular, ekli tablonun C satırında belirtilen tarihlerde

5233 sayılı Kanun kapsamına giren zararlarının karşılanması talebiyle Batman

Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuşlardır.

9. Ekli tablonun D satırında tarih ve sayıları belirtilen

Komisyon kararlarında, terör olayları sonucu oluşan zararların karşılanması

talebiyle yapılan başvurularda dosyalarda yer alan bilgi ve belgeler uyarınca

başvurucuların yaşadığı Kozluk ilçesinin Kayadibi

köyünün boşaltılmadığından, kişiye yönelik bir tehdit ve saldırı olmadığından

bahisle taleplerin reddine karar verilmiştir.

10. Belirtilen ret işlemleri aleyhine ekli tablonun E satırında

belirtilen tarihlerde başvurucular tarafından açılan iptal davalarında, ekli

tablonun F satırında tarihleri gösterilen Diyarbakır 1. ve 2. İdare Mahkemesi

kararları ile Kayadibi Köyü ve mezralarının terör

olaylarından kısmen etkilendiği ancak köy ve mezralardan çok büyük bir göçün

yaşanmadığı, jandarma araştırma tutanağında Kayadibi

köyünden sadece 20-25 ailenin göç ettiğinin belirtildiği, genel nüfus sayımları

ve tespitlerine göre Kayadibi köyünde 1990 yılında

418, 1997 yılında 155, 2000 yılında ise 213 kişinin yaşadığı; Kayadibi köyünün tamamen boşalan yerleşim yerlerinden

olmaması nedeniyle başvurucuların subjektif güvenlik

kaygısıyla da olsa köyden göç etmesinden dolayı uğradıklarını ileri sürdükleri

zararın 5233 sayılı Kanun hükümlerine göre idarece karşılanmasına hukuki olanak

bulunmadığı gerekçesiyle davaların reddine karar verilmiştir.

11. Başvurucuların temyizi üzerine ekli tablonun G satırında

gösterilen tarihlerde Danıştay Onbeşinci Dairesi

ilamları ile kararların usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçelerde ileri sürülen

temyiz nedenlerinin kararların bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği

belirtilerek hükümlerin onanmasına karar verilmiştir.

12. Başvurucular 23/5/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

B. İlgili Hukuk

13. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,

geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar

Kurulu Kararı Eki Karar’ın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008

tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin

31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay Onuncu

Dairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K.2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,

§§ 15-28).

14. 5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı

Kanun’un 1. maddesiyle değişik 9. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları

şöyledir:

“Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge

rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;

a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine

göre,

b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü

derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört

katı tutarına kadar,

c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci

derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar,

d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci

derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar,

e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında,

Nakdî ödeme yapılır.

…

Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara

intikalinde4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri

uygulanır.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

15. Mahkemenin 31/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

16. Başvurucular amcalarının çocukları F.I.nın

terör örgütü üyeleri tarafından kaçırıldığını ve daha sonra serbest

bırakıldığını, terör olayları nedeniyle köylerini terk etmek zorunda

kaldıklarını, uğradıkları zararların karşılanması amacıyla yaptıkları idari

başvurudan ve ardından açtıkları davadan Kayadibi

köyünün tamamen boşalan yerleşim yerlerinden biri olmadığı gerekçesiyle

reddedildiği için bir sonuç alamadıklarını, yerleşim yerleri olan köyde ve

civar köylerde birçok terör olayının meydana geldiğini ve bu olayların resmî

belgeler ile de kayıt altına alındığını, köyde yaşanantüm

olayların güvenlik kaygısının varlığına işaret ettiğini ve köyden göç

edilmesinin haklı görülmesi için bireye yönelmiş ve gerçekleşmiş bir tehdit ya

da saldırının mevcudiyetinin aranmasının gerekmediğini, dolayısıyla göç nedeni

için açık ve yöneltilebilir bir tehdidin varlığının yeterli sayılabileceğini;

tanık beyanları, anılan köyün terör olaylarından kısmen etkilendiğini gösterir

belgeler ile amcalarının çocukları ve geçici köy korucusu olan F.I.nın terör örgütü mensuplarınca kaçırılmasına ilişkin

özel durumu dikkate alınmaksızın karar verildiğini, kararların gerekçesine

dayanak teşkil eden belgelerde yer alan bilgilere rağmen somut gerçeği

yansıtmayan yargı kararı ile taleplerinin reddedildiğini ve anılan durumun

çelişkili ve adil olmayan bir sonuç ortaya koyduğunu, ayrıca zararlarının Kanun

kapsamında karşılanabilmesi için köydeki birçok kişinin zarar görmesi

kriterinin arandığını ve bu durumun olayların yoğun olarak yaşandığı dönem

açısından gerçekleşen zararlarını ispat için bilgi ve belge toplamaları adına

fiilî imkânsızlıklar içerdiğini, malvarlıklarından faydalanamamaları sonucu

mülkiyet haklarından yoksun bırakıldıklarını, yerleşim yerlerinden göç etmeye

mecbur kalmaları nedeniyle özel hayatın ve ailenin korunması haklarının ihlal

edildiğini, yaptıkları başvurular hakkında yürütülen işlemlerin makul sürede

sonuçlandırılmadığını belirterek Anayasa’nın10., 20., 35. ve 36. maddelerinde

tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmişler, ihlalin tespiti ile

maddi ve maddi tazminat talebinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

17. Başvuru formları ve ekleri incelendiğinde başvurucuların,

5233 sayılı Kanun kapsamındaki zararlarının tazmini amacıyla açtıkları

davaların reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 20., 35. ve 36. maddelerinde

tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia ettikleri anlaşılmıştır. Anayasa

Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile

bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §

16). Başvurucular, idarenin can ve mal güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine

getirmemesi sonucunda köylerini terk etmeye mecbur kaldıklarını ve Mahkemece

5233 sayılı Kanun'un tazminata ilişkin hükümlerinin yanlış değerlendirilmesi

neticesinde oluşan zararları için yeterli bir giderim imkânının kendilerine

tanınmadığını belirterek özel hayatın gizliliği ilkesinin ve mülkiyet

haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir. Anılan ihlal iddiaları,

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlali iddiasının incelenmesi sonucunda

verilen karara bağlı olarak değerlendirileceğinden bu ihlal iddiaları yönünden

ayrıca inceleme yapılmamıştır. Başvurucuların diğer ihlal iddiaları aşağıdaki

başlıklar altında incelenmiştir:

1. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

18. Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürdükleri

giderim taleplerinin değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılama

prosedürlerinin makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36.

maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia

etmişlerdir.

19. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idari

yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu

konuda verdiği kararlarında; Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler

ile davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılama

sürecinde Komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarak

uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle

yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekiz

yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul sürede

yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,

§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.

No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet

Gürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesin

olarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumun

başvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§

46-70).

20. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

kabul edilemezliğine karar verebilir.”

21. Somut davalara bir bütün olarak bakıldığında Komisyona

başvuru tarihleri (bkz. ekli tablonun C satırı)ile nihai karar tarihleri (bkz.

ekli tablonun G satırı) arasında geçen ve ekli tablonun H satırında her bir

başvuru için ayrı ayrı toplam süreleri belirtilen yargılama sürelerinde

uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle

yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olduğu tespit

edilemediğinden, başvurular açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir

yön de bulunmadığından yargılama sürelerinin makul olduğu sonucuna varılmıştır.

22. Açıklanan nedenlerle başvurucuların makul sürede yargılanma

haklarına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğu anlaşıldığından başvuruların

bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Hakkaniyete Uygun

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

23. Başvurucular 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları

başvurunun, terör örgütü mensuplarınca amcalarının çocukları F.I.nın kaçırılmasına dair özel

durumları dikkate alınmaksızın, Mahkemece mukim oldukları köyün tamamen

boşaltılmamış olduğu ve şahıslarına yönelik bir terör tehdidinin olmadığı

şeklindeki nesnel ölçütten hareketle reddedildiğini belirterek Anayasa’nın 36.

maddesinde tanımlanan adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia

etmişlerdir. Anılan iddia adil yargılanma hakkı kapsamında yer alan hakkaniyete

uygun yargılanma hakkı kapsamında incelenmiştir.

24. İlke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış

maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk

kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla

ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru

incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve

sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası içermesi

ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri

ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular,derece mahkemesi

kararları bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

içermedikçe Anayasa Mahkemesince esas yönünden incelenemez (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No:

2012/1027, 12/2/2013 § 26).

25. 5233 sayılı Kanun’un 2. maddesinde terör dışındaki ekonomik

ve sosyal sebeplerle uğranılan zararlar ile güvenlik kaygıları dışında

bulundukları yerlerikendi istekleriyle terk edenlerin

bu sebeple uğradıkları zararların kapsam dışında olduğu açıkça belirtilmiştir.

26. Esasen taleplerin yapıldığı bölge itibarıyla özellikle

ekonomik ve sosyal nedenlerle yaşanan göç olayları ve bundan kaynaklanan

zararların yoğunluğu karşısında 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmin

edilebilecek zararların tespitinde temel alınacak objektif bir ölçütün ihdas

edilmesi zorunlu gözükmektedir. Bu kapsamda güvenlik kaygısının yerleşim

yerinde sürekli yaşayan kişilere ve sözü edilen kaygı nedeniyle aynı yerleşim

yerini terk eden kişilere göre değişmemesi gereğinden, terör olayları nedeniyle

toplumda oluşan korku ve endişe karşısında her bireyin farklı tepki

göstermesinin mümkün olduğu gerçeğinden hareket eden yargısal makamlar, kişiden

kişiye değişebilen bir duygu olan güvenlik kaygısının “köyün ya da mezranın

tamamen boşalmış/boşaltılmış olması veya anılan yerleşim yerlerinde sadece

geçici köy korucularının kalması” şeklinde nesnel bir ölçüte dayandırılmasını

zorunlu görerek ve güvenlik kaygısına dayanılarak bir yerleşim yerinin kısmen

boşalmış olması hâlinde o yerleşim yerinde güvenli bir şekilde yaşayabilme

olanağını sağlayan asgari güvenlik şartlarının idarece oluşturulduğundan

hareket ederek 5233 sayılı Kanun kapsamında maddi zararların idarece ödenmesine

yasal olanak bulunmadığı ilkesini benimsemişlerdir (Mesude Yaşar, B. No: 2013/2738, 16/7/2014, §§ 89, 90; Cahit Tekin, B. No: 2013/2744,

16/7/2014,§§ 84, 85).

27. 5233 sayılı Kanun uyarınca ileri sürülen taleplerin

belirtilen Kanun kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu ve

Kanun’un kapsamının belirlenmesi noktasındaki mevzuat hükümlerinin yorumu ile

bu hususta içtihadî bir ölçütün belirlenmesi ve somut

olayın bu ölçüt uyarınca değerlendirilmesi noktasındaki takdir, esasen derece

mahkemelerine ait olup 5233 sayılı Kanun’un uygulanması bağlamında daha önce

bireysel başvuru konusu yapılmış olan taleplere ilişkin olarak Anayasa

Mahkemesi tarafından yapılan değerlendirmeler neticesinde de belirtilen

hususlara ilişkin iddiaların maddi olayın ve hukuk kurallarının yorumlanması ve

uygulanması bağlamında kanun yolu mahkemelerince değerlendirilmesi gereken

hususlara ilişkin olduğu belirtilerek açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna

varılmıştır (Sabri Çetin, §§

45-50; Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Akbayır/Türkiye, B. No: 30415/08, 28/6/2011, § 88). Bu konudaki

takdir esasen derece mahkemelerine ait olmakla beraber derece mahkemesi

kararlarının bariz takdir hatası içermesi durumunda anayasal bir temel hak veya

özgürlüğün ihlal edilip edilmediğinin tespiti noktasında farklı bir

değerlendirme yapılması gerekebilecektir (Mesude

Yaşar, § 93; Cahit Tekin,

§ 88).

28. Başvurucuların, amcalarının çocukları F.I.nın terör örgütünce kaçırıldığını, bu nedenle

güvenlik kaygısıyla köylerini terk ettiklerini, bu çerçevede oluşan

zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ileri

sürdükleri; yerleşim yerini terör olaylarından kaynaklanan güvenlik kaygısı

nedeni ile terk ettikleri noktasındaki özel durumlarının dikkate alınmasını

talep ettikleri anlaşılmaktadır.

29. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ve 6216 sayılı

Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası ile 46. maddesinin (1) numaralı

fıkrasında yer alan hükümler gözetildiğinde bireysel başvuruda bulunacakların,

başvuruya konu ettiği kamu gücü işlemi, eylemi ya da ihmali nedeniyle ya

kişisel olarak doğrudan etkilenmiş olması ya da başvurucu ile doğrudan mağdur

arasında şahsi ve özel bir bağın bulunması gerekir (Türk Pediatrik Onkoloji Grubu Derneği, B. No: 2012/95,

25/12/2012, § 21)

30. Aile bireylerinden birisi insan hakları ihlalinden dolayı

mağdur olduğunda başvurucunun maruz kaldığı sıkıntı, insan hakkı ihlalinin

mağduru olan kişinin akrabasında kaçınılmaz olarak meydana geldiği kabul edilen

duygusal çöküntüden daha farklı bir boyut ve karakter arz eden özel nedenlerin

varlığını gerektirir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Çakıcı/Türkiye, B. No: 23657/94, 8/7/1999,

§ 98; İpek/Türkiye, B. No:

25760/94, 17/2/2004, § 181).

31. Başvurucunun, yakınının mağduriyeti nedeniyle etkilenmiş ve

kendi hayat akışına yön vermiş olduğunun kabul edilebilmesi için yaşanan olay

sonucunda duyulan üzüntünün ötesinde yakınının başına gelen hadise sebebiyle

başvurucuda oluşan algı, bu algının meydana gelmesine temel teşkil eden özel

bağ ve algının yoğunluğu konusunda açıklamada ve kanıtlamada bulunulması

gerekmektedir (Sahibe Çelik ve Necla Çelik,

B. No: 2013/4899, 20/1/2015, § 48).

32. Başvurucular, terör nedeniyle kaçırıldığını belirttikleri

amcalarının çocukları hakkında belirtilen vakıaya ilişkin tutanaklar ile

soruşturma evrakını sunmuş olmakla birlikte akrabalık derecelerini belirtmenin

dışında başkaca bir husus beyan etmemişlerdir.

33. Bu çerçevede amcalarının çocuklarının kaçırılması iddiaları

hakkında başvurucuların; anılan kişi ile aralarındaki akrabalık ilişkisine

değinmekle yetindikleri,aralarındaki ilişkide şahsi

ve özel bağ bulunduğuna dair herhangi bir bilgi veya belgesunmadıkları

gibi herhangi bir beyanda da bulunmadıkları, akrabalarının başına geldiği iddia

edilen olay neticesinde kendilerinde oluşan algı, bu algının oluşmasına temel

teşkil eden özel nedenler ve algının yoğunluğu konusunda yeterince açıklıkta

beyanlarının bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu tespitler karşısında

başvurucuların taleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında

değerlendirilebilmesinin, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında

yürütülen faaliyetler nedeniyle yerleşim yerlerini terk edip etmedikleri

noktasında nesnel ölçütten farklı bir karine veya ölçüt arayışına girilmesini

gerektirecek boyuta ulaşmadığı anlaşılmaktadır.

34. Açıklanan nedenlerle başvurucular tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşıldığından başvuruların

bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

35. Başvurucular ayrıca idarenin can ve mal güvenliğini sağlama

yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle köyden ayrıldıklarını, özel hayatın

gizliliği ilkesinin ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini iddia

etmektedirler.

36. Başvuru formaları incelendiğinde mülkiyet hakkının ve özel

hayatı koruma yükümlülüğünün ihlal edildiğini ileri sürdükleri bölümde

başvurucuların, idari yargı makamlarının 5233 sayılı Kanun’un tazminat

başvurusuna ilişkin hükümlerini bu hükümlerin sözüne ve ruhuna aykırı değerlendirmelerinedeniyle söz konusu haklarının ihlal

edildiğini ileri sürdükleri görülmüştür.

37. Başvurucular tarafından, özel hayatın gizliliği ilkesi ile

mülkiyet hakkının ihlal edildiği hususundaki iddiaların yargılamanın sonucuna

dayandırıldığı ve yargılama sürecine ilişkin olarak yukarıda yapılan

değerlendirmeler neticesinde başvurucuların delillerini ve iddialarını sunma

fırsatı bulamadığına ve yargılamaya etkin olarak katılma imkânlarının elinden

alındığına dair bir bulgu da saptanmadığı anlaşılan somut yargılama

faaliyetlerinin Derece Mahkemelerince adil yargılanma hakkının gereklerine

uygun şekilde yerine getirildiği, başvurucuların ileri sürdüğü iddiaların ve

delillerin Derece Mahkemeleri tarafından değerlendirilerek karşılandığı tespit

edilmiş olduğundan özel hayatı koruma yükümlülüğünün ve mülkiyet hakkının ihlal

edildiği yönündeki iddiaların ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir (Ülkü Özgür, B. No: 2013/2263, 26/6/2014, §

43, Mehmet Gürgen, § 42).

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

31/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Erdal TERCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör Yrd.

:

Gökçe GÜLTEKİN

Başvurucular

:

Hamdullah IŞIK ve diğerleri [bkz. ekli

tablonun B satırı]

Vekilleri

:

Av. Hüseyin AKÇARA

SIRA

1

2

3

A

Başvuru

Numarası

2013/3627

2013/3629

2013/4368

B

Başvurucu

Hamdullah IŞIK

İzzettin IŞIK

Feremez IŞIK

C

Komisyona Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt

Numarası

13/7/2005

5535

13/7/2005

5534

13/7/2005

5533

D

Komisyon Karar Tarihi ve Numarası

19/10/2009

2009/2-493

19/10/2009

2009/2-492

19/10/2009

2-491

E

Dava Tarihi

11/1/2010

11/1/2010

11/1/2010

F

Yerel Mahkeme

Karar Tarihi

21/7/2010

22/12/2010

27/10/2010

G

Temyiz Yolu Karar Tarih

6/6/2012

6/6/2012

6/6/2012

H

Karar Düzeltme Yolu Karar Tarih

6/12/2012

6/12/2012

20/12/2012

E

İdari ve Yargısal Süreçte Geçen Toplam Süre 7 yıl 5 ay 7 yıl 5 ay 7 yıl 5 ay

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/3627, 31 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Sıra
  13. A
  14. B
  15. C
  16. D
  17. E
  18. F
  19. G
  20. H
  21. E
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/3627
Tarih
31 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • İsmail Erol ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/5723)
  • Osman Nuri Öner Başvurusu (B. No: 2013/578)
  • Cüneyt Ali Turgut Başvurusu (B. No: 2013/8332)
  • Süreyya Saruhan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/8433)
  • Uğur Sağlamtaş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/2960)
  • Mustafa Yeşilırmak Başvurusu (B. No: 2013/8065)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.