İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hamza Yaman Başvurusu (B. No: 2017/2135)

1. Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması,

Başvuru No2017/2135Tarih9 Eylül 2020Okuma15 dk · 3.054 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Hamza Yaman Başvurusu

Karar tarihi
9 Eylül 2020
Başvuru Numarası
2017/2135
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.054 kelime·15 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması,

tutukluluğun makul süreyi aşması, sulh ceza hâkimliklerinin bağımsız ve

tarafsız olmaması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; soruşturma

aşamasında arama ve elkoyma işlemlerinin yöntemince yapılmaması nedeniyle özel

hayata ve aile hayatına saygı hakkının; gözaltı ve soruşturma sürecindeki birtakım

uygulamalar nedeniyle de kötü muamele yasağı, ayrımcılık yasağı ve adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 19/10/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle

karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde

olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son

bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu

teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve

son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması

(PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:

2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe

girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile

FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok

sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturma

başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığınca (Başsavcılık) -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de

bulunduğu- üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının

bulunduğu iddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında

gözaltı ve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 51, 350).

10. Başvurucu 24/2/2011 tarihinde Hâkimler ve Savcılar Kurulunca

(HSK) Yargıtay üyeliğine seçilmiştir.

11. Darbe teşebbüsü sonrası Başsavcılık tarafından başlatılan

soruşturma kapsamında Cumhuriyet savcısının 16/7/2016 tarihli yazılı

talimatıyla "Türkiye genelinde hükümeti

devirmeye ve anayasal düzeni cebren ilgaya teşebbüs etmek suçunun hâlen

işlenmeye devam edildiği, bu suçu işleyen Fetullah[çı] Terör Örgütlenmesi üyelerinin yurt dışına kaçıp

saklanma ihtimali bulunduğu" gerekçesiyle başvurucunun

yakalanmasına, gözaltına alınmasına, konutu, aracı ve işyerinde arama

yapılmasına karar verilmiştir.

12. Ankara İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı polislerce başvurucunun

konutu, işyeri ve aracında arama yapılmış; suç delili olabileceği

değerlendirilen bazı dijital materyallere (laptop, haricî hard disk, disket,

flash disk, CD ve bilgisayar kasası) el konulmuş; başvurucu 18/7/2016 tarihinde

gözaltına alınmıştır.

13. Başvurucu 19/7/2016 tarihinde Başsavcılıkta ifade vermiştir.

Başsavcılık başvurucuyu 20/7/2016 tarihinde, tutuklanması istemiyle Ankara 1.

Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir.

14. Başvurucunun sorgusu Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliğinde aynı

gün yapılmıştır. Sorgu sırasında başvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur.

Sorgu işlemi, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla kayda

alınmıştır.

15. Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliği sorgu sonucunda başvurucunun

silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar vermiştir.

16. Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiş, Ankara 2. Sulh

Ceza Hâkimliği 9/8/2016 tarihinde itirazı kesin olarak reddetmiştir.

17. Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliği 11/9/2016 tarihinde bir kısım

şüphelinin ve Başsavcılığın talebi üzerine yaptığı inceleme sonunda

başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

18. Başvurucu, tutuklama kararına yaptığı itiraz sonucunun ve

anılan Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 11/9/2016 tarihli kararının tarafına

tebliğ edilmediğini belirterek 19/10/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

19. Başsavcılık 6/11/2017 tarihinde, başvurucunun silahlı terör

örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle hakkında kamu davasının açılması

için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben fezleke düzenlemiştir.

20. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 5/1/2018 tarihli

iddianamesiyle başvurucunun silahlı terör örgütü yöneticisi olma suçunu

işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle Yargıtay 9. Ceza Dairesinde

(Mahkeme) -ilk derece mahkemesi sıfatıyla- kamu davası açılmıştır.

21. Mahkeme iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2018/16

sayılı dosya üzerinden kovuşturma başlamıştır.

22. Mahkeme 22/1/2018 tarihinde

yaptığı tensip (duruşmaya hazırlık) incelemesi sırasında -duruşma yapmaksızın-

başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

23. Mahkeme 16/4/2018 tarihinde yapılan ilk duruşmada

başvurucunun savunmasını almıştır. Başvurucu savunmasında kendisine yöneltilen

terör örgütüne üye olma suçunun oluşmadığını, suçlamaları kabul etmediğini

ifade etmiştir. Mahkeme duruşma sonunda başvurucunun tutukluluk hâlinin

devamına da karar vermiştir.

24. Mahkeme 18/2/2019 tarihli kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan

11 yıl hapis cezasıyla mahkûmiyetine ve tutukluluk hâlinin de devamına karar

vermiştir.

25. Başvurucu, hakkında verilen mahkûmiyet hükmüne karşı

Yargıtay Ceza Kurulunda temyiz yoluna başvurmuştur.

26. Bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla davanın

temyiz incelemesi devam etmektedir.

IV. İLGİLİ HUKUK

27. İlgili hukuk için bkz. Salih Sönmez, (B. No: 2016/25431,

28/11/2018, §§ 33-56) kararı.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

28. Mahkemenin 9/9/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Gözaltı Tedbirinin

Hukuka Aykırı Olduğuna İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

29. Başvurucu, suç işlediğine dair somut deliller ortaya

konulmadan yakalanıp gözaltına alındığını belirterek kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

30. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek

için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince

düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir hak arama yoludur

(Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,

B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).

31. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresinin

aşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarına

ilişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl dava

sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 4/12/2004

tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde öngörülen

tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu

sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve

diğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144,

14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri

[GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim Sönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193,

15/10/2015, §§ 34-47).

32. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen

dava yolunun başvurucunun durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir

hukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel

başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincillik

niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.

33. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun hukuka aykırı olarak

gözaltına alındığı iddiasıyla ilgili olarak yargısal başvuru yolları

tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Sulh Ceza

Hâkimliklerinin Yapısına ve Özel Soruşturma Usulü Uygulanmamasına İlişkin

İddialar

a. Başvurucunun İddiaları

34. Başvurucu, sulh ceza hâkimliklerinin kanuni hâkim

güvencesini sağlamadıkları, tarafsız ve bağımsız mahkeme olmadıkları,

tutukluluğa itirazın bu yargı mercilerince karara bağlanmasının hürriyetten

yoksun bırakılmaya karşı etkili bir itirazda bulunmayı imkânsız hâle

getirdiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

35. Başvuru konusu olayda ileri sürülen, sulh ceza

hâkimliklerinin yapısı nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkin daha

önce bireysel başvurularda bulunulduğu ve başvurucunun anılan şikâyetiyle

ilgili olarak 2017/5835 sayılı bireysel başvuru dosyası üzerinden İkinci Bölüm

Üçüncü Komisyon tarafından 12/11/2018 tarihinde ve 2017/15507 sayılı bireysel

başvuru dosyası üzerinden İkinci Bölüm İkinci Komisyon tarafından 22/4/2019

tarihinde yapılan incelemeler sonunda açıkça

dayanaktan yoksunluk nedeniyle kabul

edilemezlik kararı verildiği tespit

edildiğinden başvurunun bu iddia yönünden mükerrer başvuru niteliğinde olduğu

anlaşılmaktadır.

36. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının mükerrer başvuru olması nedeniyle reddine

karar verilmesi gerekir.

3. Tutuklamanın Hukuki

Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

37. Başvurucu; suç şüphesi ve bunu haklı kılan deliller

olmamasına rağmen hakkında tutuklama kararı verildiğini, delilleri karartma

tehlikesi ve kaçma şüphesinin de somut olayda mevcut olmadığını, adli kontrolün

neden yetersiz kalacağının açıklanmadığını, görevli ve yetkili olmayan

mahkemece görevinden kaynaklanan güvencelere riayet edilmeksizin tutuklandığını

belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

38. Bakanlık görüşünde; başvurucu yönünden suç şüphesinin

varlığını doğrulayan belirtilerin soruşturma dosyası kapsamında bulunduğu,

tutuklama nedenlerinin varlığı ve tutuklamanın ölçülü olduğu yönündeki

değerlendirmelerin de temelsiz olmadığı belirtilmiştir.

39. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında tutuklamayı

haklı gösterecek kuvvetli suç şüphesinin bulunmadığını, hakkındaki tutuklama

kararının gerekçesiz ve hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir.

b. Değerlendirme

40. Başvuru konusu olayda ileri sürülen tutuklama tedbirinin

hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin daha önce bireysel

başvuruda bulunulduğu ve başvurucunun anılan şikâyetiyle ilgili olarak

2017/5835 sayılı bireysel başvuru dosyası üzerinden İkinci Bölüm Üçüncü

Komisyon tarafından 12/11/2018 tarihinde yapılan inceleme sonunda açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle kabul edilemezlik kararı verildiği tespit edildiğinden başvurunun bu iddia

yönünden mükerrer başvuru niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

41. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının mükerrer başvuru olması nedeniyle reddine

karar verilmesi gerekir.

4. Tutukluluğun Makul

Süreyi Aştığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

42. Başvurucu, tutukluluğun devamı kararlarında somut

gerekçelerin gösterilmediğini ve kişiselleştirilmediğini belirterek uzun süre

tutuklu kalması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

43. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak

ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir hak arama yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillik

niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için

öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16,

17).

44. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami

süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk derece

mahkemesince mahkûmiyet hükmü verilmiş ise -hüküm kesinleşmemiş olsa da- 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının

tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Ahmet Kubilay Tezcan, B. No: 2014/3473,

25/1/2018, §§ 24-27; Ekrem Atıcı, B.

No: 2014/15609, 8/3/2018, §§ 27-30).

45. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 18/2/2019

tarihinde mahkûmiyetine karar verilen başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi

aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak

davada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre

başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli

mahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna uygun,

telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru

yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireysel

başvurunun ikincil olma niteliği

ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.

46. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Kötü Muamele Yasağının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

47. Başvurucu; gözaltına alındıktan sonra soruşturma işlemleri

sırasında kelepçe takıldığını, olumsuz koşullarda bekletildiğini, aç ve yorgun

bırakıldığını, bu uygulamalarla kötü muamele yasağının ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

2. Değerlendirme

48. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için

öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16,

17).

49. Başvuruya konu olayda başvurucu, genel olarak insani olmayan

gözaltı koşullarında kasti bir şekilde tutulduğunu ve gözaltı süresince kamu

görevlileri tarafından kötü muameleye maruz bırakıldığını ileri sürmektedir. Bu

kapsamda başvurucu, gözaltında tutma koşullarının yetersizliğinden de

bahsetmişse de maruz kaldığını ileri sürdüğü kötü muamelenin kamu

görevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden mi yoksa salt tutulma koşullarından mı

kaynaklandığını açıkça belirtmemiştir. Bu bağlamda somut olayın koşullarının

başvurucunun anılan iddialarının kamu görevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden

kaynaklanıp kaynaklanmadığına dair adli ve/veya idari bir soruşturmayla ortaya

konması gerekmektedir. Başvurucunun anılan iddialarını herhangi bir adli

ve/veya idari bir merciye ilettiğine dair bilgi ya da belge sunmadığı da

gözetildiğinde hukuk sisteminde mevcut yargısal yolları tüketmeksizin bireysel

başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No:

2016/23672, 11/1/2018, § 249; Ufuk Arslan, B.

No: 2017/34473, 26/12/2018, § 87).

50. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Özel Hayata ve Aile

Hayatına Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

51. Başvurucu; soruşturma sırasında yapılan arama ve elkoyma

işlemlerinin yöntemince yapılmadığını belirterek hakkında uygulanan arama ve

elkoyma nedeniyle özel ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

2. Değerlendirme

a. Arama Kararı Yönünden

52. Anayasa Mahkemesi Hülya

Kar (B. No: 2015/20360, 27/2/2019) kararında, koruma tedbirlerinin

maddi hakları ihlal ettiği iddiaları yönünden bireysel başvuruda yapılması

gereken denetimin sınırlarını çizmiştir. Koruma tedbirine karar veren

makamların tedbir uygulanmasının gerekliliğine dair daha iyi değerlendirme

yapabilecek konumda olmaları nedeniyle geniş takdir yetkisine sahip oldukları

kabul edilmiştir. Bu doğrultuda ancak koruma tedbiri nedeniyle uğranılan

zararın kaçınılmaz olandan ağır sonuçlara yol açtığının veya keyfî

uygulandığının ilk bakışta anlaşılacak kadar açık olduğu hâllerde esas yönünden

daha ileri bir değerlendirme yapılması gerektiği kabul edilmiştir (Hülya Kar, §§ 21-46).

53. Somut olayda soruşturma mercilerince verilmiş arama kararına

dayanılarak başvurucunun konutunda ve işyerinde arama yapılmıştır. Başvurucu,

bu tedbir nedeniyle özel hayatın gizliliği ve aile hayatına saygı haklarının

ihlal edildiğini iddia etmektedir. Söz konusu tedbirin suç delillerini elde

etme amacıyla gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.

54. Koruma tedbirine yönelik şikâyetlerde Anayasa Mahkemesi,

kararın verildiği dönemin şartlarını dikkate alır. Başvuruya konu koruma

tedbiri maddi gerçeğin ortaya çıkmasını temin etmek amacıyla ve suç şüphesi

bulunan hâllerde uygulanmıştır. Söz konusu tedbir öngörülebilir ve kesin bir

hukuki düzenlemeye dayanmakta olup itirazlarını sorumlu makamlar önünde etkin

bir biçimde ortaya koyabilme olanağı başvurucuya tanınmıştır. Bundan başka

tedbir süreklilik arz eder biçimde uygulanmamıştır. Koruma tedbirinin durumun

gerektirdiğinden daha uzun sürdüğü veya hedeflenen amaca ulaşmak bakımından

açıkça elverişsiz olduğu değerlendirilmemiştir.

55. Başvuru konusu koruma tedbirinin türü, süresi, uygulanma

tarzı ve kişinin yaşamı üzerindeki etkileri birlikte değerlendirildiğinde

başvurucunun uğradığı zararın kaçınılmaz olandan ağır olduğu veya koruma

tedbirinin keyfî uygulandığı değerlendirilmemiş, başvurucu da bireysel başvuru

formunda aksini kanıtlayacak bir açıklamada bulunmamıştır.

56. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Elkoyma Kararı

Yönünden

57. Somut olayda başvurucunun dijital materyallerine 5271 sayılı

Kanun'un 134. maddesi kapsamında el konulmuştur. Bu elkoyma işleminin

hukukiliği ve kesin sonuçları derece mahkemeleri tarafından yapılacak yargılama

sonucunda ortaya çıkacaktır. Öte yandan el konulan dijital materyaller ve cep

telefonlarının incelenmesi tamamlandıktan sonra başvurucuya iade edilmesi

mümkün olacaktır. Son olarak 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının (j) bendinde "Eşyasına veya

diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya

korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı

değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen"

kişilerin uğramış olduğu maddi zararları isteyebileceği belirtilmiştir.

Başvurucunun yargılama sonunda elkoyma nedeniyle uğradığı zararları bu tazminat

yoluna başvurmak suretiyle tazmin edebilmesi de mümkün olacaktır. Öte yandan

başvurucu, elkoyma kararına karşı itiraz yoluna başvurduğu yönünde bir iddia ve

kanıt da sunmamıştır. Dolayısıyla başvurunun hukuk sisteminde mevcut idari ve

yargısal yollar tüketilmeksizin yapıldığı anlaşılmaktadır.

58. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

59. Başvurucu; gözaltına alındıktan sonra avukatıyla yaptığı

görüşmelerin polis nezaretinde yapıldığını, sesli ve görüntülü kayıt altına

alındığını, suç isnadı bildirilmeden savunma yapmak durumunda kaldığını

belirterek soruşturma aşamasındaki bazı işlemler ve özellikle de avukatıyla

görüşmesine yönelik getirilen uygulamalar ve kısıtlamalar dolayısıyla adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

60. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için

öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16,

17).

61. Somut olayda başvurucu, soruşturma süreci devam ederken

bireysel başvuruda bulunmuş; sonrasında hakkında kamu davası açılmıştır.

Yargılamayı yürüten Mahkemece 18/2/2019 tarihinde başvurucunun mahkûmiyeti

yönünde karar verilmiş ve bu karar temyiz edilmiştir. Anayasa Mahkemesince

bireysel başvurunun karara bağlandığı tarih itibarıyla başvurucu hakkındaki

temyiz incelemesinin devam ettiği görülmektedir. Başvurucunun başvuru formunda

dile getirdiği şikâyetlerini devam eden temyiz aşamasında ileri sürebilme ve

inceletme imkânı bulunmaktadır. Bu çerçevede derece mahkemelerinin yargılama ve

temyiz süreçleri beklenmeden soruşturma sürecindeki adil yargılanma hakkı

ihlali şikâyetlerinin başvurucu tarafından bireysel başvuruya konu edildiği

görülmüştür.

62. Açıklanan gerekçelerle temyiz mercii önünde devam eden

başvuru yolu tüketilmeden temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının

bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

E. Ayrımcılık Yasağının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

63. Başvurucu, yargıda birlik platformu üyesi hâkim ve savcılar

hakkında bu süreçte herhangi bir adli işlem yapılmadığını belirterek hakkında

yürütülen soruşturma ve uygulanan tedbirler nedeniyle ayrımcılık yasağının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

64. Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurularda

başvurucuların, başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hangi nedenle ihlal

edildiği ve buna ilişkin gerekçelerin ve delillerin neler olduğunu açıklama

yükümlülüğünün bir gereği olarak başvuru formu titizlikle doldurulmalı, hangi

hakların ihlal edildiği ve ihlal iddiasının dayanağı olan tüm olaylar

gösterilmeli, başvuruyu aydınlatacak ve hükmün esasını etkileyecek argümanları

destekleyici tüm belgeler başvuru dilekçesine eklenmelidir. Şayet bir belge

elde edilememişse bunun da nedenleri açıklanmalıdır.

65. Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi ve

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 14. maddesinde düzenlenen

ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine yönelik iddiaların soyut olarak

değerlendirilmesi mümkün olmayıp mutlaka Anayasa ve Sözleşme kapsamında yer

alan diğer temel hak ve özgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049,

26/3/2013, § 33). Ayrımcılık iddiasının incelenebilmesi için başvurucunun,

kendisiyle benzer durumdaki kişilere yönelik farklı uygulamaların meşru bir

temeli olmaksızın ırk, renk, cinsiyet, din, dil vb. ayrımcı bir nedene

dayandığını makul delillerle ortaya koyması gerekir (Adnan Oktar (3), B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 50).

66. Yukarıda belirtilen koşullar yerine getirilmediği takdirde

Anayasa Mahkemesi başvuruyu açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabul

edilemez bulabilir. İddiaların dayanaktan yoksun olmadığı konusunda Anayasa

Mahkemesinde yeterli kanaat oluşması, başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların niteliğine bağlıdır. Başvurucunun başlangıçta, başvuru hakkında

kabul edilemezlik kararı verilmesini önlemek için başvuru formu ve eklerinde

iddialarını destekleyici belgeleri sunması ve gerekli açıklamaları yapması

zorunludur (Veli Özdemir, B. No:

2013/276, 9/1/2014, § 23).

67. Somut olayda başvurucu, ihlal iddialarını soyut ve genel

ifadelerle ileri sürmüş; kendisine hangi temelde hangi sebeple ayrımcılık

yapıldığına ilişkin olarak yeterli bir açıklama yapmamış ve bu iddiasını

kanıtlamaya elverişli belgeleri başvuru dosyasına eklememiştir. Dolayısıyla

anılan şikâyetin temellendirilmediği sonucuna ulaşılmıştır.

68. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Gözaltı tedbirinin hukuka aykırı olması dolayısıyla kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Sulh ceza hâkimliklerinin yapısı ve özel soruşturma usulü

uygulanmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın mükerrer başvuru olması nedeniyle

REDDİNE,

3. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın mükerrer başvuru olması nedeniyle REDDİNE,

4. Tutukluluğun makul süreyi aşması dolayısıyla kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

6. Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın arama kararı yönünden

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

7. Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın elkoyma kararı yönünden başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

8. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

9. Ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 9/9/2020

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

M. Emin KUZ

Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Raportör : Murat BAŞPINAR Başvurucu : Hamza YAMAN Vekili : Av. Adem KAPLAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/2135, 9 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Kişi Hürriyeti ve
  9. B. Kötü Muamele Yasağının
  10. C. Özel Hayata ve Aile
  11. D. Adil Yargılanma
  12. E. Ayrımcılık Yasağının
  13. B. Yargılama giderinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 9/9/2020
  14. M. Emin KUZ
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/2135
Tarih
9 Eylül 2020

İlgili Kararlar

  • Hakan Karasoy Başvurusu (B. No: 2017/12497)
  • Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası Başvurusu (B. No: 2017/35667)
  • Hüseyin Egemen Keskin Başvurusu (B. No: 2016/6619)
  • Hüseyin Tolga Coşkuner Başvurusu (B. No: 2017/35511)
  • Mahir Engin Çelik Başvurusu (B. No: 2017/38729)
  • Serdal Boyraz Başvurusu (B. No: 2016/15796)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.