İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hande Gür Başvurusu (B. No: 2014/7066)

1. Başvuru, resmî evrakta sahtecilik suçundan verilen düşme

Başvuru No2014/7066Tarih6 Aralık 2017Okuma10 dk · 1.909 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Hande Gür Başvurusu

Karar tarihi
6 Aralık 2017
Başvuru Numarası
2014/7066
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.909 kelime·10 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, resmî evrakta sahtecilik suçundan verilen düşme

kararından sonra haksız tutulma sebebiyle Hazine aleyhine açılan tazminat

davasının, suçlu olduğunu çağrıştıracak ibarelerle reddine karar verilmesinin

masumiyet karinesini ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 16/5/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Başvurucu hakkında Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığının

26/1/1995 tarihli iddianamesi ile sahte çek düzenlediği iddiasıyla resmî

evrakta sahtecilik suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.

10. Beyoğlu 2. Ağır Ceza Mahkemesi (İstanbul 19. Ağır Ceza

Mahkemesi) 14/10/2004 tarihli karar ile başvurucunun diğer sanık olan eşi ile

birlikte başkasına ait çek koçanını alıp çok sayıda çeki imzalayarak tedavüle

soktuğu gerekçesiyle 2 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar

vermiştir.

11. Karar başvurucunun bildirdiği adreste tebliğ edilemediğinden

5/1/2005 tarihli ve 25691 sayılı Resmî Gazete'de ilan

edilmiştir. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun yürürlüğe

girmesi nedeniyle 25/1/2006tarihli uyarlama yargılaması sonucunda 1/3/1926

tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu hükümlerinin başvurucunun lehine

olduğu belirtilerek yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş ve

bu karar 26/9/2004 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi

uyarınca tebliğ edilerek ilk karar kesinleştirilmiştir.

12. Başvurucu, kesinleşen karar nedeniyle 13/9/2009 tarihinde

yakalanarak hakkındaki hükmün infazına başlanmıştır. Başvurucu hükmün infazı

aşamasında kesinleştirme işleminin geri alınması ve tahliye isteminde bulunmuş,

ancak Beyoğlu 2. Ağır Ceza Mahkemesi 9/4/2010 tarihinde talebi reddetmiştir.

İtiraz mercii olan Beyoğlu 3. Ağır Ceza Mahkemesi (İstanbul 20. Ağır Ceza

Mahkemesi) 15/4/2010 tarihli kararı ile talebin temyiz niteliğinde olduğunu

belirterek dosyanın Yargıtaya gönderilmesine ve

hükmün infazının durdurulup başvurucunun tahliyesine karar vermiştir.

13. Yargıtay 11. Ceza Dairesi 7/6/2012 tarihli karar ile

başvurucuya yapılan tebligatın usulsüz olması nedeniyle temyiz istemini

süresinde bulmuş ve inceleme tarihine kadar dava zamanaşımı dolmuş olduğundan

14/10/2004 tarihli kararı bozarak kamu davasının düşmesine karar vermiştir.

14. Başvurucu, hakkındaki kamu davası düşme ile sonuçlanmış

olmasına rağmen ilk derece mahkemesinin usule aykırı kesinleştirme işlemi

nedeniyle hükmün infazına başlanıp 7 ay 3 gün süreyle haksız olarak ceza infaz

kurumunda tutulduğunu belirterek 5.045 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminat

istemiyle dava açmıştır.

15. İstanbul Anadolu4. Ağır CezaMahkemesi

13/3/2013 tarihli karar ilehakkında düşme kararı

verilen kişilerin tazminat isteyemeyecekleri gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

Mahkeme, bu gerekçenin yanı sıraceza mahkemesinin

kanıtlarını da göstermek suretiyle suçun işlendiğini tespit ettiğini ve

mahkûmiyete ilişkin kararın daha sonra Yargıtay temyiz incelemesinde usulsüz

tebligat nedeniyle bozulup inceleme tarihine kadar dava zamanaşımı dolduğundan

kamu davasının düşmesine karar verilmesinin mahkeme kararına dayalı hapis

cezasının infazını haksız hâle getirmeyeceğini de belirtmiştir.

16. Hüküm temyiz edilmiş ve Yargıtay 12. Ceza Dairesinin

20/3/2014 tarihli kararıyla onanmıştır.

17. Nihai kararın başvurucuya tebliğine ilişkin herhangi bir

belge ve bilgi bulunmadığından başvurucunun kararı öğrendiğini bildirdiği

18/4/2014 tarihi esas alınarak başvurunun süresi içinde olduğu kabul edilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

18. 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nun 342. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

“Bir kimse resmen memur olmadığı halde 339 uncu maddede gösterilen

suretlerle resmi bir varakada sahtekarlık yaparsa iki seneden sekiz seneye kadar

ağır hapis cezasile cezalandırılır.”

19. 5237 sayılı Kanun'un 204. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

''(1) Bir resmî belgeyi sahte olarak düzenleyen,

gerçek bir resmî belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte

resmî belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile

cezalandırılır.”

20. 5237 sayılı Kanun'un

''Dava zamanaşımı'' kenar başlıklı 66. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Kanunda başka türlü yazılmış olan hâller

dışında kamu davası;

...

e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya

adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl,

Geçmesiyle düşer.''

21. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun

223. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“(8) Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme

sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının

gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir.

Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da

şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma

kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.''

22. 5271 sayılı Kanun'un

''Tazminat isteyemeyecek kişiler'' kenar başlıklı 144. maddesinin

ilgili kısmışöyledir:

“(1) Kanuna uygun olarak yakalanan veya tutuklanan kişilerden aşağıda

belirtilenler tazminat isteyemezler:

...

c) Genel veya özel af, şikâyetten vazgeçme,

uzlaşma gibi nedenlerle hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya davanın

düşmesine karar verilen veya kamu davası geçici olarak durdurulan veya kamu

davası ertelenen veya düşürülenler. ''

23. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un ''

İnfazın koşulu '' kenar başlıklı4. maddesi şöyledir:

"Mahkûmiyet hükümleri kesinleşmedikçe infaz olunamaz."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 6/12/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

25. Başvurucu, ceza yargılaması sonucunda 2 yıl 4 ay hapis

cezasıyla cezalandırıldığını, ceza usulüne uygun olarak kesinleşmeden hükmün

infazına başlandığını, 7 ay 3 gün süreyle ceza infaz kurumunda kaldıktan sonra

tahliye edildiğini ve bu aşamadan sonra ilk derece mahkemesi kararının temyiz

incelemesi sonucunda bozularak kamu davasının düşmesine karar verildiğinibildirmiştir. Başvurucu, kamu davasının

düşürülmesi kararı ile ceza infaz kurumunda geçensürenin

haksız olduğunun belirlendiğini iddia etmiş ve haksız olarak tutulduğu günlere

ilişkin maddi ve manevi tazminat istemiyle açmış olduğu davanın tutulmanın

haklı bir sebebe dayandığı izlenimi verecek gerekçelerle reddine karar

verilmesinin masumiyet karinesine aykırı olduğunu ileri sürerek adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

26. Bakanlık görüşünde, başvurucunun işlediği iddia olunan bir

fiil nedeniyle verilen mahkûmiyet kararının sonradan temyiz sonucunda

bozulmasıyla tutmanın geriye doğru hukuka aykırı hâle gelmeyeceği, ancak 5275

sayılı Kanun'un 4. maddesinde mahkûmiyet hükümlerinin kesinleşmeden infaz

edilemeyeceğine dair hususun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme)

belirlediği standardın üzerinde olması nedeniyle özgürlük ve güvenlik hakkına

ilişkin şikâyetlerde ulusal mevzuatın dikkate alınması gerekeceği ve

başvurucunun adil yargılanma hakkına yönelik şikâyetlerinin formüle ediliş

biçiminden kanun yoluşikâyeti niteliğinde olduğu

bildirilmiştir.

27. Başvurucu, Bakanlığın özgürlük ve güvenlik hakkına ilişkin

şikâyetlere yönelik görüşlerinin kendi iddialarını destekler nitelikte olduğunu

ancak adil yargılanma hakkına yönelik görüşleri kabul etmediğini bildirmiştir.

B. Değerlendirme

28. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:

"Herkes, meşru vasıta

ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

29. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu,hakkında

açılan kamu davasının düşmesinden sonra haksız olarak tutuklu bulunduğu süre

nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteğinde bulunmuştur. Anılan isteğin

reddine dair mahkeme kararını bireysel başvuru konusu yapan başvurucunun

özellikle bu kararın masumiyet karinesini ihlal ettiğine vurgu yapması

nedeniyle şikâyeti adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında yer alan

masumiyet ilkesi kapsamında incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

30. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeninin de bulunmadığı anlaşılan

masumiyet ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

31. Masumiyet karinesi, Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü

fıkrasında "Suçluluğu hükmen sabit

oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz." şeklinde düzenlenmiştir.

Anayasa’nın 36. maddesinde ise herkesin iddia ve savunma ile "adil

yargılanma" hakkına sahip olduğu belirtilmektedir. Anılan maddeye

"adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,

Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan

adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim

Sözleşme'nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, kendisine bir suç isnat

edilen herkesin suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılacağı

düzenlenmiştir. Bu itibarla masumiyet karinesi, Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkının bir unsuru olmakla beraber

suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağına dair

Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında ayrıca düzenlenmiştir (Adem Hüseyinoğlu, B. No: 2014/3954,15/2/2017,

§ 33).

32.Masumiyet karinesi, hakkında suç isnadı bulunan bir kişinin

adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis edilene kadar

masum sayılması gerektiğini ifade etmekte ve hukuk devleti ilkesinin de bir

gereğini oluşturmaktadır (AYM, E.2013/133, K.2013/169, 26/12/2013). Anılan

karine, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu

olarak kabul edilmemesini güvence altına almaktadır. Ayrıca hiç kimse,

suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleri

tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulamaz (Kürşat Eyol, B.

No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).

33. Masumiyet karinesi, ceza yargılaması kapsamında bir usul

güvencesi olmasına rağmen buna ilişkin korumanın uygulanabilir olması ve etkili

şekilde sağlanabilmesi için beraat eden veya bir şekilde hakkındaki ceza

yargılaması devam etmeyen kişilerin kamu görevlileri veya otoritelerince suçlu

muamelesi görmelerini önlemelidir. Bu kapsamda ceza davasını takip eden “ceza

yargılaması niteliğinde olmayan herhangi bir yargılamada” damasumiyet

karinesine özen gösterilmelidir(Mustafa Akın, B. No: 2013/2696, 9/9/2015,

§ 38).

34. Ceza davası dışında fakat ceza davasına konu olan eylemler

nedeniyle devam eden idari uyuşmazlıklarda, kişi hakkında beraat kararı

verilmiş olmasına rağmen bu karara esas teşkil eden yargılama sürecine

dayanılması ve bu şekilde beraat kararının sorgulanması masumiyet karinesi ile

çelişir. Buna karşılık idari uyuşmazlığın çözümüne esas teşkil etmesi

bakımından kişi beraat etmiş olsa dahi yargılanmış olması olgusundan veya buna

ilişkin karardan söz edilmesi; kişinin suçlu muamelesi gördüğünden, dolayısıyla

masumiyet karinesinin ihlal edildiğinden söz edebilmek bakımından yeterli değildir.

Bunun için kararın gerekçesinin bütün hâlinde dikkate alınması ve nihai kararın

münhasıran kişinin yargılandığı ve sonuçta beraat ettiği fiilleri işlediği

kabulüne dayanıp dayanmadığının incelenmesi gerekir (Kürşat Eyol,§ 29).

b. İlkelerin Olaya Uygulanması

35. Somut olayda başvurucu hakkında resmî evrakta sahtecilik

suçundan kamu davası açılmış ve yapılan yargılama sonucunda başvurucuya isnat

edilen eylem sabit görülerek 2 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına

karar verilmiştir. İlk derece mahkemesinin bu kararı usule aykırı şekilde

kesinleştirilmiş (bkz. § 11) ve 13/9/2009 tarihinde hükmün infazına

başlanmıştır. İtiraz sonucunda 15/4/2010 tarihinde hükmün infazı durdurulmuşbu tarihe kadar başvurucu 7 ay 2 gün süre ile

ceza infaz kurumunda tutulmuştur.

36. Kısmen infaz edilen hüküm Yargıtay 11. Ceza Dairesinin

7/6/2012 tarihli düşme kararı ileortadan kalkmıştır.

Başvurucu ortadan kalkan bu karara dayalı olarak ceza infaz kurumunda tutulduğu

günlere ilişkin maddi ve manevi tazminat isteğinde bulunmuştur. İlk derece

mahkemesi başvurucunun bu talebini esas alarak mevzuatın buna imkân tanımadığı

gerekçesiyle reddetmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) ceza

yargılamasının suçluluğu kanıtlanmadan sona erdiği bazı hâllerde suç isnadı altında

bulunan kişiye tutuklu kaldığı günler nedeniyle tazminat ödenmemesi yönündeki

kanuni düzenlemelerin masumiyet karinesini ihlal etmeyeceği şeklindeki

içtihatları nazara alındığında, yalnızca tazminat isteğinin reddi nedeniyle

masumiyet karinesine yönelik bir ihlalin varlığından söz edilemez.

37. İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararında esasen kamu

davasının düşme ile sonuçlanması hâlinde suç isnadı altında bulunan kişiye

tazminat ödenmeyeceğine dair kanuni düzenleme nedeniyle tazminat isteğinin

reddedildiği açıktır. Mahkeme bu gerekçeyi esas almakla birlikte Sözleşme’nin

özgürlük ve güvenlik hakkını güvenceye alan 5. maddesi ışığında başvurucunun

ceza infaz kurumunda geçirmiş olduğu günlere ilişkin ek bir değerlendirme daha

yapmıştır. Anılan değerlendirmede düşme ile sonuçlanan kamu davasına konu

fiilin işlendiği yönünde herhangi bir belirlemede bulunulmamış, ancak ceza

infaz kurumunda geçen sürenin mahkûmiyete bağlı tutulma şeklinde olup

Sözleşme'nin 5. maddesini ihlal etmediği özensiz bir dille ifade edilmiştir.

Gerekçeli karar bu haliyle bir mahkemenin göstermesi gereken özen ve ciddiyeti

içermiyorsa da kararda başvurucunun düşme ile sonuçlanan kamu davasında isnat

olunan eylemi işlediği yönünde bir saptamada bulunulduğu veya bu kanıyı

uyandıracak herhangi bir ifade kullanıldığı söylenemez.

38. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 36. ve 38. maddelerinde

güvence altına alınan masumiyet karinesinin ihlal edilmediğine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında ve 38.

maddesinin dördüncü fıkrasında güvence altına alınan masumiyet karinesinin

İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

6/12/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör : Heysem KOCAÇİNAR Başvurucu : Hande GÜR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/7066, 6 Aralık 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu,hakkında
  11. A. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  12. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  13. Yıldırım
  14. Özgüldür
  15. Kömürcü
  16. M. Emin KUZ
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/7066
Tarih
6 Aralık 2017

İlgili Kararlar

  • Reyhan Yılmaz Başvurusu (B. No: 2014/8763)
  • Osman Oktay Ekşi Başvurusu (B. No: 2014/3092)
  • İmam Çelikdemir Başvurusu (B. No: 2014/20289)
  • Adem Cansever Başvurusu (B. No: 2014/15422)
  • Celal Asan Başvurusu (B. No: 2014/15507)
  • İbrahim Gültekin Başvurusu (B. No: 2014/13466)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.