İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hasan Cihan Başvurusu (B. No: 2016/14869)

1. Başvuru, aksi ispat edilemeyen karinelerden yararlanılarak

Başvuru No2016/14869Tarih24 Ekim 2019Okuma12 dk · 2.499 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hasan Cihan Başvurusu

Karar tarihi
24 Ekim 2019
Başvuru Numarası
2016/14869
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.499 kelime·12 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, aksi ispat edilemeyen karinelerden yararlanılarak

idari para cezası verilmesi nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 22/8/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu; Batman'ın Merkez ilçesi İkiztepe

köyü sınırları içinde bulunan 244, 387, 466, 468, 209 ve 1329 parsel numaralı

tarım arazisinin malikidir.

8. Anılan tarım arazisinde 17/9/2013 tarihinde anız yakıldığının

tespit edildiği gerekçesiyle başvurucu adına 8.950 TL tutarında idari para

cezası uygulanmıştır.

9. Başvurucu tarafından söz konusu idari para cezasına ilişkin

işlemin iptali talebiyle Batman İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açılmıştır.

Başvurucu; dava dilekçesinde, ilgili kanuna göre idari para cezasının bizzat

anız yakanlara kesilmesi gerektiğini, yangının başka yerden sıçramış

olabileceği gibi mısır koçanlarını elde etmek isteyen çocuklar tarafından

çıkarılmış olabileceğini oysa cezanın asıl fail tespit edilmeden doğrudan

taşınmaz malikine uygulandığını belirterek idari para cezasının iptaline karar

verilmesini istemiştir.

10. Mahkeme 19/9/2014 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir.

Kararın gerekçesinde; tarım arazilerinde gerçekleştirilen anız yakma eyleminin

çok kısa sürede gerçekleştirilebilmesi ve anız yakan kişinin olay mahallinden

derhâl ayrılabilmesi nedeniyle tarım arazilerinde her zaman

gerçekleştirilebilme olanağı bulunan anız yakma eyleminde anızı yakan kişinin

idare tarafından bilinmesine olanak bulunmadığı, bizzat yakan kişinin tespit

edilmemesi nedeniyle idari yaptırım uygulanmaması durumunda ise tarım

arazisinin veriminin yok olmasına, çevre kirliliği ve yangınlara sebebiyet

veren anız yakma eyleminin yaptırımsız kalacağı belirtilmiştir. Buradan

hareketle Mahkeme "anız yakanlar"

ifadesinin çocuğunu gönderip anızı yaktıranlar, çevre tarlalarda başlayan anız

yangınının kendi tarlasına geçeceğini bildiği hâlde hiçbir girişimde

bulunmayarak sessiz kalanlar gibi tarlasında anız yakılmasına açık ya da örtülü

rıza gösterenleri de kapsadığının kabulü gerektiğini ifade etmiştir. Mahkeme,

somut olayda da davacının tarımsal amaçlı kullandığı taşınmazlarda bulunan

anızın yakıldığının tespit edildiği ve Batman il merkezine 2-3 km ve köy meskûn

alanı içindeki olay mahallinde anızı yakan kişiye ait herhangi bir bulguya

rastlanmadığı görülmekle birlikte davacı tarafından da köy meskûn alanında

maliki olduğu taşınmazın yakıldığı yönünde herhangi bir ihbar, suç duyurusu vb.

başvuruda bulunulmaması karşısında anızı yakan kişinin ancak suçüstü hâlinde

yakalanabileceği, bunun da yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda mümkün

olmadığı, dolayısıyla anızı yakan kişinin taşınmazda tarımsal faaliyette

bulunan davacı olduğu sonucuna varmıştır.

11. Başvurucunun itirazı üzerine (kapatılan) Diyarbakır Bölge

İdare Mahkemesinin 23/3/2015 tarihli kararıyla hükmün onanmasına karar

verilmiştir.

12. Başvurucunun karar düzeltme talebi, aynı Bölge İdare

Mahkemesinin 26/5/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Bu karar 22/7/2016

tarihinde tebliğ edilmiştir.

13. Başvurucu 22/8/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

14. 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun ek 1.

maddesinin (c) bendi şöyledir:

"Anız yakılması, çayır ve mer'aların tahribi ve erozyona sebebiyet verecek her türlü

faaliyet yasaktır. Ancak, ikinci ürün ekilen yörelerde valiliklerce hazırlanan

eylem plânı çerçevesinde ve valiliklerin sorumluluğunda kontrollü anız yakmaya

izin verilebilir."

15. 2872 sayılı Kanun'un 20. maddesinin birinci fıkrasının (l)

numaralı bendinin ilgili kısmı şöyledir:

"Bu Kanunun ek 1 inci maddesinin (c)

bendine aykırı olarak anız yakanlara her dekar için 20 Türk Lirası idarî para

cezası verilir. Anız yakma fiilinin orman ve sulak alanlara bitişik yerler ile

meskûn mahallerde işlenmesi durumunda ceza beş kat artırılır."

B. Uluslararası Hukuk

1. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi

16. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Adil yargılanma hakkı" kenar başlıklı 6. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Kendisine

bir suç isnat edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz

sayılır.

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi İçtihadı

17. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), suçluluk karinelerine

ve ispat yüküne ilişkin olarak ilkeler belirlemiştir. AİHM'e

göre Sözleşme'nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında korunan masumiyet

karinesi mahkemelerin kişinin suç işlediği varsayımından başlamamalarını, ispat

yükünün iddia makamına ait olmasını ve her türlü şüpheden sanığın

yararlandırılmasını gerektirmektedir. Bu kapsamda ispat yükümlülüğünün iddia

makamından savunmaya devredilmesi kural olarak masumiyet karinesini ihlal

edecektir (Telfner/Avusturya, B. No: 33501/96, 20/3/2001, §

15).

18. AİHM; Salabiaku/Fransa (B. No: 10519/83, 7/10/1988)

başvurusunda, fiilî veya hukuki karinelerin her hukuk sisteminde

bulunabileceğini, Sözleşme'nin kural olarak bu karineleri yasaklamadığını ifade

etmiştir. Ancak AİHM, taraf devletlerin ceza kanunlarıyla ilgili olarak bu

meselede belli sınırlar içinde kalması gerektiğini vurgulamaktadır. AİHM'e göre 6. maddenin (2) numaralı fıkrası, sadece

mahkemeler tarafından usul kurallarının uygulanması sırasında saygı

göstermekten ibaret bir güvence içermemektedir. Dahası 6. maddenin (2) numaralı

fıkrasında geçen "hukuka uygun

olarak" ibaresi iç hukuka referansla yorumlanamaz. Bu şekildeki

bir yorum, yasama organının mahkemelerin doğal değerlendirme yetkisini kaldırma

ve masumiyet karinesini özünden yoksun bırakma hususunda serbest olması

sonucunu doğuracaktır. Böylesi bir durumun adil yargılanma hakkını ve özellikle

masum sayılma hakkını koruma altına almak suretiyle hukuk devletinin temel bir

ilkesini güvenceye bağlayan 6. maddenin amaç ve hedefleriyle uzlaştırılması

mümkün değildir. Bu nedenle 6. maddenin (2) numaralı fıkrası, ceza kanunlarında

düzenlenen hukuki ve fiilî karinelere de kayıtsız değildir. Söz konusu fıkra,

devletlerin bu karineleri ihtilaf konusu meselenin önemini dikkate alan ve

savunma tarafının haklarını gözeten makul çerçevelerle sınırlamasını gerektirir

(Salabiaku/Fransa, §28).

19. AİHM, Sözleşmeci devletlerin ceza kanunlarına karine dercederken davanın konusunun önemi ile savunma tarafının

hakları arasında adil bir denge kurma yükümlülüğü altında bulunduklarını ifade

etmektedir. Diğer bir ifadeyle AİHM'e göre başvurulan

araç ile ulaşılmak istenen meşru amaç arasında makul bir orantının var olması

gerekir (Janosevic/İsveç, B. No: 34619/97, 23/7/2002, §

101).

20. AİHM, Pham

Hoang/Fransa (B. No: 13191/87, 25/9/1992)

başvurusunda varsayıma dayalı olarak mahkûmiyet kararı verilmesinin masumiyet

karinesini ihlal ettiğine ilişkin şikâyeti değerlendirmiştir. Olayda yasa dışı

yollardan uyuşturucu madde ithal etme ve gümrük kaçakçılığı yapma suçlarından

verilen mahkûmiyet kararının ilgili gümrük mevzuatında öngörülen kaçak malları mülkiyetinde bulunduran kişinin gümrük

kaçakçılığı suçundan sorumlu tutulacağı yönündeki karineye

dayandırıldığı ileri sürülerek masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddia

edilmiştir. AİHM yaptığı değerlendirmede, başvurucunun savunma araçlarından

tamamıyla mahrum bırakılmadığının ve aleyhine yüklenen karinenin aksi ispat

edilemez türden olmadığının altını çizmiştir (Pham Hoang/Fransa, § 34). AİHM Fransız

derece mahkemelerinin karar verirken maddi olayı dikkatli bir şekilde

değerlendirdiklerini, dava dosyasında bulunan delilleri temel alarak mahkûmiyet

kararı verdiklerini, ilgili mevzuatta yer alan karinelere otomatik bir şekilde

dayanmaktan kaçındıklarını belirtmiş ve bu nedenle şikâyet konusu olayda

masumiyet karinesinin ihlal edilmediği sonucuna ulaşmıştır (Pham Hoang/Fransa, § 36).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 24/10/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu; anızı bizzat yakanların tespit edilemediğini,

sadece mülk sahibi olduğunun tespit edilmesi üzerine hakkında idari para cezası

işlemi uygulandığını, tarım arazisinde anız yakmadığını, Anayasa’nın 38.

maddesinde güvence altına alınan ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesinin ihlal

edildiğini ileri sürmüş ve yargılamanın yenilenmesine karar verilmesi talebinde

bulunmuştur.

B. Değerlendirme

23. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak

maddesi ile Anayasa'da yer alan özel güvence hükmü aşağıdadır:

i. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

ii. Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Suçluluğu

hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.”

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının masumiyet karinesi

kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

25. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre bireysel

başvurunun incelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia

edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve

Türkiye’nin taraf olduğu Sözleşme'ye ek protokoller

kapsamına da girmesi gerekir (Onurhan Solmaz,

B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18). Başvurucuların ihlal iddiasına konu olan

masumiyet karinesi; Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü, Sözleşme’nin ise 6.

maddesinin (2) numaralı fıkralarında düzenlenmektedir.

26. Diğer taraftan Sözleşme’nin 6. maddesinde, adil yargılanmaya

ilişkin hak ve ilkelerin medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların

ve bir suç isnadının esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğu

belirtilerek hakkın kapsamı bu konularla sınırlandırılmıştır. Dolayısıyla

bahsedilen hâller dışında kalan adil yargılanma hakkının ihlali iddiasına

dayanan başvurular, Anayasa ve Sözleşme kapsamı dışında kalacağından bireysel

başvuruya konu olamaz (Onurhan Solmaz, §§ 23, 24). Anayasa Mahkemesi,

daha önce kabahat eylemleri nedeniyle uygulanan idari yaptırımlara ilişkin

uyuşmazlıkların da suç isnadına ilişkin

uyuşmazlıklar kapsamında Anayasa'nın 36. ve Sözleşme’nin 6.

maddesinin koruma alanı içinde yer aldığına karar vermiştir (Remzi Durmaz, B. No: 2013/1718, 2/10/2013,

§ 26).

27. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

28. Masumiyet karinesi, Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü

fıkrasında "Suçluluğu hükmen sabit

oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz." şeklinde düzenlenmiştir.

Anayasa’nın 36. maddesinde ise herkesin iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmektedir. Anılan maddeye adil

yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin

taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama

hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Sözleşme'nin 6.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında, kendisine bir suç isnat edilen herkesin

suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılacağı düzenlenmiştir.

Bu itibarla masumiyet karinesi, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan adil yargılanma hakkının bir unsuru olmakla beraber suçluluğu hükmen

sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağına dair Anayasa’nın 38.

maddesinin dördüncü fıkrasında ayrıca düzenlenmiştir (Adem Hüseyinoğlu, B. No: 2014/3954, 15/2/2017, § 33).

29. Masumiyet karinesi, hakkında suç isnadı bulunan bir kişinin

adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis edilene kadar

masum sayılması gerektiğini ifade etmekte ve hukuk devleti ilkesinin de bir

gereğini oluşturmaktadır (AYM, E.2013/133, K.2013/169, 26/12/2013). Anılan

karine, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu

olarak kabul edilmemesini güvence altına almaktadır. Bunun sonucu olarak

kişinin masumiyeti asıl

olduğundan suçluluğu ispat külfeti iddia makamına ait olup kimseye suçsuzluğunu

ispat mükellefiyeti yüklenemez. Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit

oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak

nitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulamaz (Kürşat Eyol, B.

No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).

30. Sanık masumiyet karinesi gereği suçsuz sayıldığı için

yargılama yapılmakta ve maddi gerçeğe ulaşılmaya çalışılmaktadır. Maddi gerçeğe

ulaşmak için suç isnadı altında olan kişiden masum olduğunu ispat etmesi

istenemez. Çünkü suç isnadı altında da olsa kişi, hükmen sabit oluncaya kadar

suçsuz kabul edilmektedir (Adem Hüseyinoğlu, § 35).

31. Masumiyet karinesi kapsamında yer alan ve iddia edenin

iddiasını ispatla yükümlü olması kuralı, Anayasa’nın 38. maddesinin

gerekçesinde de açıkça ifade edilmiştir. Bununla birlikte genel anlamda suçun

kanıtlanması yükümlülüğü iddia edende kaldığı sürece savunmasını oluşturmak

için ispat yükünü sanığa devreden kurallar ile hukuki veya fiilî varsayımların

olduğu durumlarda ispat yükünün yer değiştirmesi masumiyet karinesine aykırılık

taşımaz (AYM, E.2013/38, K.2014/58, 27/3/2014). Ancak suç isnadını içeren karinenin aksinin başvurucu

tarafından yargılama sırasında ispat edilebilmesinin mümkün olması, hâkimin de

bu yönde ileri sürülen iddiaları inceleyip kararını buna göre verebilmesi, bir

başka ifadeyle karinelerin kişiyi otomatik olarak suçlu hâline getirmemesi gerekir. Karineler, masumiyet

karinesini ihlal eder boyuta ulaşmamalı ve suç isnadı altındaki kişi savunma

imkânlarından yararlandırılmalıdır (Adem Hüseyinoğlu, § 36).

32. Bununla birlikte somut olayın özel koşullarında kabahat

eylemleri nedeniyle uygulanan idari yaptırımlarda -adli suç ve cezalara

nazaran- sorumluluk karinelerine ilişkin standartların daha esnek yorumlanması

mümkündür. Ancak bu durumda dahi ispat bakımından kullanılan karinelerin

masumiyet karinesini ihlal eder boyuta ulaşmaması gerekir (Mehmet Şirin Akın, B. No: 2015/17644,

3/7/2018, § 32).

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

33. Başvuruya konu olaydaki kabahatin oluşması için tarım

arazilerinde anız yakılması gerekir (bkz. §§ 14, 15). Somut olayda mahkeme,

başvurucunun anız yakılan tarım arazisinin maliki olmasını idari para cezası

yaptırımı uygulanması için yeterli görmüştür. Diğer bir ifadeyle salt belli bir

statüde (mülkiyet hakkı sahibi) olma, idari para cezası yaptırımı uygulanmasına

gerekçe yapılmıştır.

34. Tarım arazisinde yapılan incelemede, anızı yakan kişiye ait

herhangi bir bulguya rastlanmamıştır. İdare Mahkemesi, anız yakıldığı tespit

edilen arazinin maliki olan başvurucu tarafından taşınmazında anız yakıldığı

yönünde herhangi bir ihbarda veya suç duyurusunda bulunulmadığını dikkate

alarak anız yakma eyleminin mülk sahibince gerçekleştirildiğine dair fiilî

karineden yararlanmıştır. Diğer bir ifadeyle ispat yükü iddia edende kalmamış,

başvurucuya devredilmiştir. Anılan karineyle suç isnadı altındaki başvurucu,

otomatik olarak suçlu konumuna düşürülmüştür. Kabahatin işlendiğine ilişkin

olarak mahkemenin bu varsayımının ise aksinin ispatı mümkün değildir (aynı

yönde Mehmet Şirin Akın, § 34).

35. İdare Mahkemesinin mevcut düzenlemenin kapsamını objektif

sorumluluk esaslarına göre genişleterek (varsayımlardan hareket ederek) davanın

reddine karar verdiği görülmektedir. Diğer bir ifadeyle somut olgular yerine

aksi ispat edilemeyecek fiilî karineden yararlanılarak eylem ile başvurucu

arasında bağ kurulmuş ve kabahatin işlendiğine karar verilmiştir. Başvurucunun

kendisini savunma bakımından idare ile arasında önemli bir dezavantaj oluştuğu

ve böylelikle ispat bakımından kullanılan karinenin masumiyet karinesini ihlal

eder boyuta ulaştığı anlaşılmıştır. Başvurucuya savunma imkânı tanınmış olması

da masumiyet karinesinin ihlalini telafi etmemiştir (aynı yöndeki karar için

bkz. Ahmet Altuntaş ve diğerleri [GK], B. No: 2015/19616, 17/5/2018).

36. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. ve 38. maddelerinde

güvence altına alınan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

3. 6216 sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

37. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

38. Başvurucu, Anayasa'nın 36. ve 38. maddelerinde güvence

altına alınan haklarının ihlal edildiğine karar verilmesini talep etmişlerdir.

39. Anayasa’nın 36. maddesinin (1) numaralı ve 38. maddesinin

(4) numaralı fıkralarında güvence altına alınan masumiyet karinesinin ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

40. Bu durumda ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden

yargılama ise usul hukukunda yer alan benzer kurumlardan farklı ve bireysel

başvuruya özgü bir düzenleme içeren 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı

fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu

kapsamda yeniden yargılama sürecinde mahkemelerce yapılması gereken iş,

öncelikle hak ihlaline yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılmasından ve

Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında

belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

41. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci ve 38. maddesinin dördüncü

fıkralarında güvence altına alınan masumiyet karinesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

C. Kararın bir örneğinin masumiyet karinesinin ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Batman İdare

Mahkemesine (E.2013/3769, K.2014/2311) GÖNDERİLMESİNE,

D. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.714,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Gaziantep Bölge İdare

Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

24/10/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Burhan ÜSTÜN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Mehmet Sadık

YAMLI

Başvurucu

:

Hasan CİHAN

Vekili

:

Av. Orhan

ALPHAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/14869, 24 Ekim 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. VI. Hüküm
  13. A. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  14. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  15. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Gökcan
  17. Özgüldür
  18. Hakyemez
  19. Yamlı
  20. Alphan
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/14869
Tarih
24 Ekim 2019

İlgili Kararlar

  • Turgut Öztop Başvurusu (B. No: 2016/6023)
  • Lokman Adal Başvurusu (B. No: 2016/3574)
  • Samet Yılmaz Başvurusu (B. No: 2016/58679)
  • Nokta Dergi ve Gazetecilik Tic. Ltd. Şti Başvurusu (B. No: 2015/16564)
  • S.k. Başvurusu (B. No: 2015/17914)
  • Gülşen Polat ve Kenan Polat Başvurusu (B. No: 2015/4450)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.