İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hasan Demir Başvurusu (B. No: 2015/17349)

1. Başvuru, askerlik mesleğinden kaynaklanan psikiyatrik

Başvuru No2015/17349Tarih17 Temmuz 2018Okuma14 dk · 2.769 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hasan Demir Başvurusu

Karar tarihi
17 Temmuz 2018
Başvuru Numarası
2015/17349
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.769 kelime·14 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, askerlik mesleğinden kaynaklanan psikiyatrik

rahatsızlık dolayısıyla oluşan zararların tazmini istemiyle açılan davanın süre

aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 12/11/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu 1989 yılında Türk Silahlı Kuvvetlerinde (TSK)

jandarma uzman çavuş olarak göreve başlamış, 1993 yılında astsubaylığa nasbedilmiştir.

9. Başvurucu; terörle mücadele faaliyetlerinin yürütüldüğü Elazığ'ın Karakoçan ve Arıcak ilçelerinde 1993 ile 1995,

Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesinde 1998 ile 2000, Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde

2004 ile 2006 yılları arasında görev yapmıştır.

10. Başvurucu 2006 yılında atandığı Ordu İl Jandarma

Komutanlığında görev yaparken psikolojik olarak rahatsızlanması nedeniyle

Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisi Asker Hastanesine (GATA) sevk edilmiştir.

GATA’ya yatırılan başvurucuya 15/4/2010 tarihli sağlık kurulu raporu ile psikotik bozukluk tanısı konulmuş ve iki ay

istirahat verilmiştir.

11. 15/4/2010 tarihli sağlık kurulu raporu ile verilen istirahatinin

bitmesini müteakiben aynı Hastane tarafından düzenlenen 17/6/2010, 16/9/2010,

14/12/2010, 5/6/2011, 30/6/2011, 19/7/2011, 26/1/2012, 4/5/2012, 3/8/2012,

2/11/2012, 15/3/2013 tarihli sağlık kurulu raporlarıyla başvurucu 13/6/2013

tarihine kadar istirahatli sayılmıştır. Belirtilen sağlık kurulu raporlarında

başvurucu hakkında psikotik bozukluk, anksiyete

bozukluk, travma sonrası stres bozukluğu gibi tanılara yer

verilmiştir.

12. Söz konusu istirahatlerinin bitmesi üzerine başvurucu

yeniden sağlık kuruluna sevk edilmiştir. 13/6/2013 tarihinde düzenlenen sağlık

kurulu raporu ile başvurucu hakkında kronik

nitelik kazanmış travma sonrası stres bozukluğu, organik olmayan psikoz, kronik

nitelik kazanmış psikotik bozukluk

tanısıyla "TSK’da görev yapamaz.

Hastalığının oluşumunda askerlik mesleğinde yaşadığı travmatik

olayların sebep ve tesiri vardır." kararı verilmiştir. Söz

konusu raporun Millî Savunma Bakanlığı (MSB) tarafından onaylanmaması üzerine

başvurucu Ankara Mevki Asker Hastanesine sevk edilmiştir.

13. Ankara Mevki Asker Hastanesi sağlık kurulu tarafından

düzenlenen 25/12/2013 tarihli rapor ile başvurucu hakkında kronik nitelik kazanmış travma sonrası stres

bozukluğu, organik olmayan psikoz, kronik nitelik kazanmış psikotik

bozukluk tanısıyla "TSK’da

görev yapamaz. Hastalığının oluşumunda askerlik mesleğinde yaşadığı travmatik olayların sebep ve tesiri vardır."

kararı verilmiştir. Bu raporun 20/2/2014 tarihinde MSB tarafından onaylanarak

kesinleşmesinin ardından başvurucunun 17/7/2014 tarihinde TSK’dan ilişiği

kesilmiştir.

14. Bu süreçte GATA tarafından düzenlenen 22/5/2014 tarihli

raporda başvurucunun fikren veya bedenen bir işle meşgul olmak imkânından

mahrum kaldığının, kendisine vasi tayini gerektiğinin belirtilmesi üzerine

Anamur Sulh Hukuk Mahkemesinin 30/7/2013 tarihli kararı ile eşi Aysel Demir

başvurucuya vasi olarak atanmıştır.

15. Başvurucunun vasisi 12/8/2014 tarihinde İçişleri Bakanlığına

müracaat ederek başvurucunun askerlik mesleğinden kaynaklanan psikiyatrik

rahatsızlık nedeniyle oluşan zararlarının tazminini talep etmiş, söz konusu

talebin cevap verilmemek suretiyle reddi üzerine 16/10/2014 tarihinde Askeri

Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) tam yargı davası açmıştır. Dava dilekçesinde;

başvurucunun gerek Elazığ, Şırnak ve Hakkari illerinde

görev yaparken terörle mücadele kapsamında katıldığı operasyonlar gerekse

atandığı diğer yerlerde aldığı riskli görevler (ceza infaz kurumundaki arama

faaliyeti sırasında mahkûmlar tarafından rehin alınması gibi) nedeniyle

geçirdiği travma sonucu psikolojisinin bozulduğu ve TSK’da görev yapamaz hâle

geldiği, bu sebeple uğradığı zararın idarece tazmin edilmesi gerektiği

belirtilmiştir.

16. AYİM İkinci Dairesi (Mahkeme) 4/2/2015 tarihinde

oyçokluğuyla verdiği kararla davayı süre aşımı nedeniyle reddetmiştir. Kararın

gerekçesinde, başvurucunun psikiyatrik rahatsızlıklarına dayanak olarak

gösterdiği ve terörle mücadele kapsamında ya da riskli olarak

değerlendirilebilecek en son görev faaliyetinin 2005 yılında gerçekleştiği

belirtilmiştir. Başvurucunun 2006 yılında atandığı ve TSK'dan ilişiğinin

kesildiği 2014 yılına kadar görev yaptığı Ordu İlJandarma

Komutanlığı emrinde, travmatik etki yaratabilecek

nitelikte operasyon, keşif, pusu vb. faaliyetlere katıldığına dair herhangi bir

kayıt bulunmadığına dikkat çekilmiştir. Başvurucunun psikiyatrik

rahatsızlığının kaynağı olarak gösterdiği nitelikteki en son görevi

gerçekleştirdiği 2005 yılından itibaren bir yıl ve her hâlükârda beş yıl içinde

zorunlu idari başvuruda bulunması gerekirken bu süre geçtikten sonra 12/8/2014

tarihinde idareye başvurduğu ifade edilmiştir. Dolayısıyla idareye süresinde

yapılmayan başvurunun zımnen reddi üzerine 16/10/2014 tarihinde açılan davanın

süresinde olmadığı kabul edilmiştir. Kararda ayrıca 25/12/2013 tarihli rapor ile

rahatsızlığa sonradan tanı konulmasının zararın öğrenilmesine ve dava açma

süresine bir etkisinin bulunmadığı da vurgulanmıştır.

17. Karşıoyda ise davanın süresinde

olup olmadığına karar verilebilmesi için öncelikle bilirkişi incelemesi

yaptırılması gerektiği belirtilmiştir. Buna gerekçe olarak başvurucunun

rahatsızlığının hangi tarihte oluştuğu, daha önce müracaatı hâlinde bu

rahatsızlığının tespit edilip edilemeyeceği, rahatsızlığın kaynağına esas

teşkil eden olaylar ile rapor tarihleri arasındaki sürede yaşanmış diğer

olayların rahatsızlığa tesir edip etmeyeceğihususlarının

ortaya konulması gerekliliği gösterilmiştir. Karşıoy

görüşünde ayrıca, daha öncebaşvurucunun TSK’da görev

yapamayacağına ilişkin herhangi bir rapor düzenlenmemiş olduğuna da dikkat

çekilmiştir.

18. Başvurucunun karar düzeltme istemi aynı Mahkemenin 30/9/2015

tarihlikararıyla reddedilmiştir.

19. Nihai karar başvurucu vekiline 5/11/2015 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

20. Başvurucu 12/11/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

21. Bireysel başvurunun incelenme sürecinde 21/1/2017 tarihli ve

6771 sayılı Kanun ile Anayasa'ya eklenen geçici 21. maddenin birinci fıkrasının

(E) bendiyle AYİM kaldırılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

22. İlgili hukuk için bkz. Murat

Kurt, B. No: 2015/13014, 8/3/2018, §§ 21-26.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 17/7/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mahkemeye Erişim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

24. Başvurucu; geçirdiği psikiyatrik rahatsızlık nedeniyle

TSK'da görev yapamaz hâle geldiğinin ancak 2014 yılında kesinleşen sağlık

raporuyla anlaşıldığını, söz konusu rapor üzerine süresi içinde idari başvuru

yaparak dava açtığını belirtmiştir. Mahkemenin aynı nitelikteki uyuşmazlıklarda

farklı yönde verdiği kararlar olduğunu hatırlatan başvurucu; Mahkemenin dava

açma süresini psikiyatrik rahatsızlığa neden olduğu ileri sürülen olay

tarihinden başlatarak davayı süre aşımından reddetmesi nedeniyle eşitlik

ilkesinin, adil yargılanma ve etkili başvuru haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

2. Değerlendirme

25. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:

"Herkes, meşru vasıta

ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özü Mahkemenin

dava açma süresinin başlangıcını tespit etme noktasında hukuk kurallarını

hatalı değerlendirmesi ve uygulaması neticesinde uyuşmazlığın esasının

incelenememesidir. Bu nedenle belirtilen ihlal iddialarının tümü mahkemeye

erişim hakkı kapsamında incelenmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

27. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Hakkın Kapsamı ve

Müdahalenin Varlığı

28. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma

hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı,

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir

unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,

Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan

adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme) yorumlayan Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye

erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd.

Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017,§ 34).

29. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden

gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi

ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi

için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir.

Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden

yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B. No:

2013/8896, 23/2/2016, § 33).

30. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

31. Somut olayda idari eyleme dayalı tam yargı davasının süre

aşımından reddedilerek uyuşmazlığın esasının incelenmemesi nedeniyle

başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahalenin bulunduğu

görülmektedir.

ii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

32. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca

Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla

sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

33. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.

34. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe

dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir.

(1)Kanunilik

35. Başvurucunun idari eylemden doğan zararının tazmini

istemiyle açtığı davanın süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesine ilişkin Mahkeme

kararının 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı mülga Askeri Yüksek İdare Mahkemesi

Kanunu'nun 43. maddesine dayandığı görülmektedir. Dolayısıyla somut olayda

başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin kanuni dayanağının

mevcut olduğu anlaşılmıştır.

(2) Meşru

Amaç

36. Dava açmanın bir süreye bağlanmasının meşru amacının ne

olduğu hususu benzer nitelikteki başvurularda Anayasa Mahkemesi tarafından

müteaddit defa incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi bu incelemelerinde, idari işlem

ya da eylemlere karşı açılacak davalarda süre koşulu öngörülmesinin en genel

ifadesiyle Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesinin bir gereği

olan idari istikrarın sağlanması şeklinde bir meşru amacı bulunduğuna işaret

etmiştir (Daha ayrıntılı değerlendirme için bkz. Ayşe Yıldırım, B. No: 2014/5, 25/10/2017, §§ 54, 55; Fatma Altuner, B.

No: 2014/17714, 26/10/2017, §§ 48, 49; Çölbeyi Lojistik Nakliyat Gümrükleme Denizcilik İnşaat Turizm Sanayii ve

Ticaret Limited Şirketi, B. No: 2014/12354, 9/11/2017, § 52).

(3) Ölçülülük

(a)

Genel İlkeler

37. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme

kararını anlamsız hâle getiren, bir başka anlatımla mahkeme kararını önemli

ölçüde etkisizleştiren sınırlamaların mahkemeye erişim hakkını ihlal

edebileceğini ifade etmiştir (Özkan Şen,§ 52).

38. Bu nedenle mahkemelerin usul kurallarını uygularken

yargılamanın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilcilikten

kaçınmaları gerektiği gibi kanunla öngörülmüş usul şartlarının ortadan

kalkmasına neden olacak ölçüde aşırı esneklikten de kaçınmaları gerekir (Kamil Koç, B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65).

Bu kapsamda mevzuatta öngörülen dava açma süresine ilişkin kuralların hukuka

açıkça aykırı olarak yanlış uygulanması veya bu sürelerin hatalı hesaplanması

nedenleriyle kişilerin dava açma ya da kanun yollarına başvuru haklarını

kullanmasına engel olunması mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.

San. ve Tic. Ltd. Şti., §

38).

39.Bu bağlamda dava açma süresinin işlemeye başladığı an da

mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü bağlamında büyük önem

taşımaktadır (Yaşar Çoban [GK],

B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 66). Dava açma süresinin hangi tarihte

başlayacağını belirlemek ve mevzuatı bu yönüyle yorumlamak görevi esasen derece

mahkemelerine aittir. Bireysel başvurunun ikincillik ilkesi gereği, dava açma

süresinin başlatılacağı tarihin belirlenmesi noktasında Anayasa Mahkemesinin

bir görevi bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin bu hususta üstleneceği rol,

dava açma süresinin hangi tarihten itibaren başlatılması gerektiğiyle ilgili

derece mahkemelerinin yorumlarının mahkemeye erişim hakkına etkisini somut

olayın koşulları ışığında incelemektir (Ahmet

Yıldırım, B. No: 2014/18135, 20/9/2017, § 46). Bu kapsamda dava açma

süresinin henüz dava hakkının doğmadığı ya da hak sahibinin dava hakkının

doğduğundan haberdar olmadığı ve somut koşullar çerçevesinde haberdar olduğunun

kabulünü haklı kılan nedenlerin bulunmadığı bir dönemde işlemeye başlaması dava

hakkının varlığını anlamsız kılabileceğinden ölçülülük ilkesini zedeleyebilir

(Benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Yaşar

Çoban, § 66).

(b) İlkelerin

Olaya Uygulanması

40. Başvurucu, dava açma süresinin başlangıç tarihi olarak psikiyatrik

rahatsızlığa neden olduğu ileri sürülen olayların yaşandığı tarihin esas

alınmasının mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğinden şikâyet etmektedir.

41. Anayasa Mahkemesince daha önce benzer nitelikte başvurularda

da belirtildiği üzere idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle

açılan tam yargı davasında idarenin tazminle yükümlü tutulabilmesi için ortada

idari eylem ve zarar olmalı, ayrıca zararla idari eylem arasında illiyet bağı

bulunmalıdır. Bu çerçevede eylemin idariliğinin veya yol

açtığı zararın ya da arasındaki illiyet bağının eylemden çok sonra anlaşıldığı

veya ortaya konulabildiği durumlarda dava açma süresinin bu tarihlerden sonra

başlayacağı kabul edilmektedir (Murat Kurt,

§ 44; Mehmet Çınar ve Nuray Çınar, B.

No: 2015/4807, 19/4/2018, § 46).

42. Bu bağlamda bireysel başvuruya konu olayda başvurucunun

psikiyatrik rahatsızlığının sağlık raporlarının düzenlenmesinden daha önce

başladığında ve hastalığa neden olduğu ileri sürülen olayların da çok zaman

önce yaşandığında tartışma bulunmamaktadır. Bununla birlikte fiziksel

rahatsızlıklarda, rahatsızlığın ilk defa bilindiği veya bilinmesi gerektiği

tarihten itibaren zararın değerlendirilebileceği kabul edilebilir ise de

psikiyatrik rahatsızlıklar açısından rahatsızlığı doğuran olayın bilindiği

tarihte uğranılan zararın değerlendirilebilmesi çoğunlukla mümkün olmayabilir.

Zira somut olayda olduğu gibi psikiyatrik hastalıklar, hastalığa sebep olduğu

ileri sürülen olaylarla aynı tarihlerde ortaya çıkmamakta; çok sonraki bir

tarihte ve anılan olaylara bağlı olarak ortaya çıkabilmektedir. Dolayısıyla

psikiyatrik hastalığa neden olan olayların yaşandığı anda başvurucuların

uğradıkları zararı öğrenmeleri ve değerlendirmeleri her zaman beklenemez

(Benzer mahiyette bir olaya ilişkin aynı yönde değerlendirme için bkz. Alpay Dinç ve diğerleri, B. No:

2014/12678, 6/7/2017, § 66).

43. Somut olayda başvurucu; Mahkeme tarafından dava açma

süresinin başlangıcına esas alınan, askerlik mesleğinin ifası sırasında terörle

mücadele faaliyetleri kapsamında katıldığı en son görev tarihi olan 2005

yılından sonra da TSK'da görevini sürdürmüştür. Başvurucunun rahatsızlığı

sebebiyle TSK'daki görevini sürdüremeyeceği, hastalığının ortaya çıkmasında

askerlik mesleğinin sebep ve tesiri olduğu ise 25/12/2013 tarihinde düzenlenen

sağlık kurulu raporuyla kesin şekilde tespit edilmiştir.

44. Dolayısıyla başvurucunun psikiyatrik rahatsızlığa neden

olduğu ileri sürülen olayların yaşandığı tarih itibarıyla anılan

rahatsızlığının bulunduğunu ve bu rahatsızlığın muvazzaf askerlik görevi

kapsamındaki olayların sebep ve etkisinden kaynaklandığını mutlak suretle

bildiğinden ya da bilmesi gerektiğinden söz edilemez. Başvurucunun anılan

hastalığının askerlik mesleğinin sebep ve etkisinden kaynaklandığını kesin

olarak ortaya koyan sağlık raporunun ardından zararını değerlendirebildiği

söylenebilir. Bu itibarla olay tarihi esas alınarak uğradığı zararla ilgili

tazminat davası açmasının beklenmesi başvurucuya orantısız bir külfet

yüklemektedir.

45. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde Mahkemenin başvurucunun

uğradığı zararı öğrenmesine ve değerlendirmesine imkân tanımayan olay tarihini

(başvurucunun katıldığı enson operasyon tarihi) esas

alarak dava açma sürelerini belirlemesine ilişkin yorumunun başvurucunun dava

açmasını aşırı derecede zorlaştırarak neredeyse imkânsız hâle getirdiği

değerlendirilmiştir. Dolayısıyla bu yorumdan hareketle davanın süre aşımından

reddedilmesi suretiyle başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yapılan

müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna varılmıştır.

46. Öte yandan bireysel başvuruya konu olan uyuşmazlıkta

idarenin kısmen veya tamamen tazmin sorumluluğu bulunup bulunmadığı ancak

davanın esastan incelenmesi sonucu Mahkemenin belirleyeceği bir husustur.

Anayasa Mahkemesinin yukarıda aktarılan değerlendirmesinin ve vardığı sonucun

yalnızca mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin olup davanın

esasına ilişkinbir unsur içermediği açıktır.

47. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

48. Başvurucu ayrıca, bireysel başvuruda bulunduktan sonra

Anayasa Mahkemesine verdiği 9/8/2016 tarihli dilekçesinde davasını süre

aşımından reddeden askerî hâkimlerin bir kısmı hakkında hakkında

Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması

(FETÖ/PDY) üyeliği nedeniyle işlem yapıldığını belirtmektedir. Bu itibarla

yargılamanın bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yürütüldüğünden söz

edilemeyeceğini ifade eden başvurucu, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmektedir.

49. Somut başvuruya konu, Mahkeme kararının Anayasa’nın 36.

maddesi kapsamında mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği sonucuna varıldığından

başvurucunun ileri sürdüğü diğer şikâyetler hakkında ayrıca değerlendirme

yapılmasına gerek görülmemiştir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

50. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

51. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına hükmedilerek

ihlalin giderilmesi ve uğradığı zararın tazminine karar verilmesi talebinde

bulunmuştur.

52. Adil yargılanmahakkı kapsamındaki

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

53. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

54. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğu

sonucuna varıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

55. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için -Anayasa'nın geçici 21. maddesinin

birinci fıkrasının (E) bendinin (b) alt bendi gereğince- yetkili idari yargı

merciine GÖNDERİLMESİNE (Karar, AYİM İkinci Dairesinin 4/2/2015 tarihli ve

E.2015/174, K.2015/305 sayılı kararıyla ilgilidir.)

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

17/7/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Gülbin AYNUR

Başvurucu

:

Hasan DEMİR

Vasisi

:

Aysel DEMİR

Vekili

:

Av. Cavit

ÇALIŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/17349, 17 Temmuz 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Mahkemeye Erişim
  9. B. Diğer İhlal İddiaları
  10. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  11. A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının
  12. B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  13. C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin
  14. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  15. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Özgüldür
  17. Gökcan
  18. Hakyemez
  19. Çalış
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/17349
Tarih
17 Temmuz 2018

İlgili Kararlar

  • Ertuğrul Raşit Benal Başvurusu (B. No: 2016/25245)
  • Fatma Maden Başvurusu (B. No: 2016/28719)
  • Murat Lekesiz Başvurusu (B. No: 2017/36376)
  • Akdeniz İnşaat ve Eğitim Hizmetleri A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/2909)
  • Ömer Ulukapı Başvurusu (B. No: 2017/17771)
  • Besime Konca Başvurusu (B. No: 2017/5867)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.