İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hasan Elçi Başvurusu (B. No: 2013/6398)

1. Başvurucu, yetkisiz

Başvuru No2013/6398Tarih3 Nisan 2014Okuma11 dk · 2.251 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Hasan Elçi Başvurusu

Karar tarihi
3 Nisan 2014
Başvuru Numarası
2013/6398
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.251 kelime·11 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, yetkisiz

mahkemece, talep ettiği hususlar araştırılmadan karar verildiğini ve tutukluluk

süresinin makul süreyi aştığını bu nedenle adil yargılanma ile kişi özgürlüğü

ve güvenliği haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 12/8/2013 tarihinde

Adana Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve

Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca, 21/1/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, 17/5/2008

tarihinde sahtecilik ve hırsızlık suçlarından gözaltına alınmış ve tutuklama

talebiyle sevk edildiği Kemer Sulh Ceza Mahkemesinin 19/5/2008 tarih ve 2008/56

sorgu sayılı kararı ile tutuklanmıştır.

6. Başvurucu ayrıca Kemer Sulh

Ceza Mahkemesinin 13/2/2009 tarih ve 2009/15 sorgu sayılı kararıyla yağma ve

kasten öldürme suçlarından tutuklanmıştır.

7. Antalya Cumhuriyet

Başsavcılığının 18/8/2008 tarih ve E.2008/14036 sayılı iddianamesi ile

başvurucunun hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali, suç örgütü kurmak ve

yönetmek, nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede

sahtecilik suçlarını işlediği iddiasıyla Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu

davası (E.2008/326) açılmıştır.

8. İzmir Cumhuriyet

Başsavcılığının 18/6/2009 tarih ve E.2009/29039 sayılı iddianamesi ile

başvurucunun resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği

iddiasıyla İzmir 6. Asliye Ceza Mahkemesinde kamu davası (E.2009/667)

açılmıştır.

9. Antalya Cumhuriyet

Başsavcılığının 20/7/2009 tarih ve E.2009/16688 sayılı iddianamesi ile

başvurucunun suç örgütü kurmak ve yönetmek, yağma, hırsızlık ve kasten öldürme

suçlarını işlediği iddiasıyla Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası

(E.2009/365) açılmıştır.

10. Antalya 2. Ağır Ceza

Mahkemesinin 26/8/2009 tarih ve E.2009/365, K.2009/375 sayılı kararı ile

E.2009/365 sayılı dosyanın aynı Mahkemenin E.2008/326 (§ 7) sayılı dosyası

altında birleştirilmesine karar verilmiştir. Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin

12/11/2009 tarih ve E.2008/326, K.2009/467 sayılı kararı ile görevsizlik kararı

verilerek E.2008/326 sayılı dosyanın İzmir Ağır Ceza Mahkemesine (4/12/2004

tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun mülga 250. maddesi ile görevli)

gönderilmesine karar verilmiştir. Yargılama dosyası İzmir 10. Ağır Ceza

Mahkemesine (5271 sayılı Kanun’un mülga 250. maddesi ile görevli) tevzi edilmiş

ve dosya E.2010/12 numarasını almıştır.

11. İzmir 6. Asliye Ceza

Mahkemesinin 12/5/2010 tarih ve E.2009/667, K.2010/443 sayılı kararı ile

E.2009/667 sayılı dosyasının (§ 8), İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2010/118

sayılı dosyası altında birleştirilmesine ve bu dosyanın da aynı Mahkemenin

15/6/2010 tarih ve E.2010/118, K.2010/168 sayılı kararı ile yine aynı

Mahkemenin E.2010/12 sayılı dosyası altında birleştirilmesine karar verilmiştir.

12. İzmir 10. Ağır Ceza

Mahkemesinin 28/3/2011 tarih ve E.2010/12, K.2011/59 sayılı kararı ile

başvurucu hakkında suç örgütü kurmak, yönetmek ve üye olmak suçlarından beraat;

diğer suçlar yönünden görevsizlik kararı verilerek dosya Antalya 2. Ağır Ceza

Mahkemesine gönderilmiş ve dosyaya E.2011/361 numarası verilmiştir.

13. Antalya 2. Ağır Ceza

Mahkemesinin 30/11/2012 tarih ve E.2011/361, K.2012/505 sayılı kararıyla,

başvurucunun teşebbüs aşamasında kalan nitelikli

dolandırıcılık suçundan üç yıl dokuz ay hapis ve 303 gün karşılığı

6.060,00 TL adli para cezası; resmi belgede

sahtecilik suçundan dört yıl altı ay hapis cezası; nitelikli kasten öldürme suçunda

ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası; nitelikli

yağma suçundan 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, belli

haklardan yoksun bırakılmasına ve verilen hükümle birlikte tutukluluk halinin

devamına karar verilmiştir. Bu karar başvurucuya aynı tarihte tefhim

edilmiştir.

14. Başvurucunun tutukluluğun

devamına dair 30/11/2012 tarihli karara karşı itiraz yoluna başvurduğuna dair

herhangi bir bilgi veya belge bulunmamaktadır.

15. Başvurucunun müdafii, 4/12/2012 tarihli süre tutum dilekçesi ile kararı

temyiz ettiğini bildirmiştir.

16. Gerekçeli kararın yazımı

17/12/2012 tarihinde tamamlanmıştır.

17. Antalya 2. Ağır Ceza

Mahkemesince yargılama dosyası, temyiz incelemesi için Yargıtay Cumhuriyet

Başsavcılığına gönderilmek üzere Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına 20/2/2013

tarihinde gönderilmiştir.

18. Başvurucu, 22/4/2013 tarihli

dilekçesiyle, müdafiinin temyiz dilekçesinden (§ 15)

bağımsız olarak ayrıca temyiz yoluna başvurmuştur.

19. Temyiz incelemesi henüz

sonuçlanmamıştır.

B. İlgili

Hukuk

20. 5271 sayılı Kanun’un “Tutuklama nedenleri” kenar başlıklı 100.

maddesi şöyledir:

“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve

bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında

tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik

tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı

şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması

girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe

sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk

Ceza Kanununda yer alan;

…

2. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),

…

7. (Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) …

yağma (madde 148, 149),

…

(4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.)

Sadece adlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı iki yıldan

fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.”

21. 5271 sayılı Kanun’un “Tutuklulukta geçecek süre” kenar başlıklı

102. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde,

tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi

gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

22. Mahkemenin 3/4/2014 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 12/8/2013 tarih ve 2013/6398 numaralı

bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

23. Başvurucu, hakkındaki

yargılamanın, suç yeri itibarıyla yetkisiz mahkeme tarafından yapıldığını,

toplanmasını talep ettiği delillerin mahkemece toplanıp incelenmediğini,

kendisini savunmasına izin verilmediğini, bu nedenle adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini; ayrıca tutuklulukta geçen sürenin makul olmadığını, 5271

sayılı Kanun’un 102. maddesindeki sürenin aşıldığını, tutukluluğun gerekçe

gösterilmeksizin devam ettirildiğini, bu nedenle kişi özgürlüğü ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tahliye talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kişi

Özgürlüğü ve Güvenliği Hakkı Yönünden

24. Başvurucu, gerekçeli kararın

tebliğ edildiği tarihe kadar sanığın tutuklu statüsünde olmasının kural

olduğunu, gerekçeli kararın kendisine 10/7/2013 tarihinde tebliğ edildiğini ve

bu tarihe kadar tutuklu kabul edilmesinin gerektiğini, tutuklulukta geçen

sürenin kanuni süreyi aştığını, tutukluluğun gerekçe gösterilmeksizin devam

ettirildiğini ve bu nedenle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüş ve tahliye talebinde bulunmuştur.

25. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuru usulü” kenar başlıklı 47.

maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği

tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde yapılması gerekir. ...”

26. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün “Başvuru

süresi ve mazeret” kenar başlıklı 64. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği

tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde yapılması gerekir.”

27. Bireysel başvurunun kabul

edilebilirlik koşullarından olan başvuru süresine riayet edilmesi şartı,

bireysel başvuru incelemesinin her aşamasında resen nazara alınması gereken bir

başvuru koşuludur (B. No: 2013/1582, 7/11/2013, § 19).

28. Yukarıda belirtilen hükümler

uyarınca bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği, başvuru yolu

öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması

gerekmektedir. Bu yönüyle başvuru yollarının tüketilmesi ve başvuru süresine

ilişkin koşullar arasında yakın bir bağlantı bulunmaktadır. Ancak belirtilen

hükümlerde yer verilen olağan başvuru yolları ibaresinin, başvurucunun

şikâyetleri açısından makul bir başarı şansı sunabilecek ve bir çözüm

sağlayabilecek nitelikte, kullanılabilir ve etkili başvuru yolları olarak

anlaşılması gerekir. Olağan başvuru yollarının tamamının tüketilmesi ibaresinin

katı bir şekilde yorumlanması, bir takım başvurular

açısından bireysel başvurunun amacıyla bağdaşmayan neticelere yol

açabilecektir. Bu nedenle, olayın özel şartları içinde etkisiz ve yetersiz olan

bir kanun yolunun tüketilmesi şartı aranmaksızın, her bir başvuru yolunun somut

başvurular açısından etkili olup olmadığının münferiden denetlenmesi

gerekmektedir (B. No: 2013/1582, 7/11/2013, § 20).

29. Bireysel başvurunun, başvuru

yolu öngörülmüş olması halinde bu yolun tüketildiği tarihten itibaren otuz gün

içinde yapılması gerektiği belirtilmekle beraber, başvuru süresinin başlangıç

tarihinin belirlenmesi hususunda başvurucunun nihai karardan yeterince bilgi

sahibi olması aranacaktır. Bu noktada, nihai kararın tebliğinin öngörüldüğü

hallerde tebliğ tarihinin, tebliğ şartı öngörülmeyen hallerde ise başvurucunun

kararın içeriğini kesin olarak öğrenebildiği tarihin esas alınması gerekir (B.

No: 2013/1582, 7/11/2013, § 21).

30. Devam eden tutukluluğun

hukuka aykırı olduğu iddiasıyla yapılan bireysel başvurularda şikâyetlerin

temel amacı, tutukluluğun hukuka aykırı olduğunun ya da devamını haklı kılan

sebep veya sebeplerin bulunmadığının tespitidir. Bu tespit yapıldığı takdirde

buna bağlı olarak ilgilinin tutukluluk halinin devamına gerekçe olarak

gösterilen hukuki sebeplerin varlığı sona erecek ve böylece kişinin serbest

kalmasının yolu açılabilecektir. Bu amaçla yapılan bir başvuruda, itiraz kanun

yolunda çekişmeli yargılama ve/veya silahların eşitliği gibi ilkelere uygun

olarak bir inceleme yapılıp yapılmadığı da dikkate alınacaktır. Dolayısıyla

belirtilen nedenlerle ve serbest bırakılmayı temin edebilecek bir karar alma

amacıyla yapılacak bireysel başvuruların, olağan kanun yolları tüketilmek

şartıyla, tutukluluk hali devam ettiği sürece yapılabilmesi mümkündür (B. No: 2012/726, 2/7/2013, § 30).

31. Ancak başvurucu hali hazırda

tahliye olmuş ya da hakkında ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet hükmü

kesinleşmiş ise bireysel başvuru açısından talebi, hukuka aykırılığın tespiti

ve gerekiyorsa belli bir miktar tazminata hükmedilmesiyle sınırlı kalacaktır.

Dolayısıyla bu tür ihlal iddiaları bakımından varsa başvuru yolları denendikten

sonra bireysel başvuru yapılmalıdır (B. No: 2012/726, 2/7/2013, § 31).

32. Buna karşılık, kişi serbest

bırakılmadan yargılanmakta olduğu davada ilk derece mahkemesi kararıyla mahkûm

olmuşsa, mahkûmiyet tarihi itibarıyla tutukluluk hali sona erer. Çünkü bu

durumda kişinin hukuki durumu “bir suç

isnadına bağlı olarak tutuklu” olma kapsamından çıkmaktadır.

Bireysel başvuru incelemesi açısından, tutuklamanın şartları ile mahkûmiyete

hükmedilmesi arasındaki esaslı fark da bunu gerektirir. Zira mahkûmiyete karar

verilmesi, şüphenin yenildiği anlamına gelmekte; isnat olunan suçun işlendiği,

bundan failin sorumlu olduğunun sübuta erdiği kabul edilmekte ve bu nedenle

sanık hakkında hürriyeti bağlayıcı cezaya ve/veya para cezasına

hükmedilmektedir. Bir başka ifadeyle tutuklu sanığın hukuki statüsü değişmekte,

tutuklanmasına neden olan (kuvvetli) şüphe yerini, her türlü şüpheden uzak bir

kabulü ifade eden “kanaat”e

bırakmaktadır. Bu nedenle mahkûmiyetle birlikte kişinin kuvvetli suç şüphesinin

ve bir tutuklama nedenine bağlı olarak tutukluluk halinin sona erdiğinin kabulü

gerekir. Bu bakımdan, mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması ayrıca gerekmez.

Nitekim gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), gerekse Yargıtay,

mahkûmiyet kararı sonrası tutulma halini tutukluluk olarak

nitelendirmemektedir. AİHM, ilk derece mahkemesi kararıyla mahkûm olan bir

sanığın, söz konusu mahkûmiyet kararından sonraki tutulmasını Sözleşme’nin 5.

maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü uyarınca “mahkûmiyet sonrası tutma” olarak

değerlendirmekte ve tutukluluk süresinin hesabında dikkate almamaktadır (Benzer

yöndeki bir AİHM kararı için bkz. Solmaz/Türkiye,

B. No: 27561/02, 16/1/2007, §§ 23, 24; Şahap Doğan/Türkiye, B. No: 29361/07, 27/5/2010, § 26). Aynı

yaklaşım Yargıtay Ceza Genel Kurulu (CGK) tarafından da benimsenmektedir. CGK’nin 12/4/2011 tarih ve E.2011/1-51, K.2011/42 sayılı

kararında, “hakkında mahkûmiyet hükmü

kurulmakla sanığın atılı suçu işlediği yerel mahkeme tarafından sabit

görülmekte ve bu aşamadan sonra tutukluluğun dayanağı mahkûmiyet hükmü

olmaktadır.” gerekçesiyle, temyizde geçen sürenin tutukluluk

süresine dâhil edilmeyeceğine karar verilmiştir.

33. Bu nedenle mahkumiyete

ilişkin nihai kararla birlikte, sanığın tutukluluğa ilişkin hukuki statüsü ve

dolayısıyla tabi olduğu rejim değiştiğinden, 30 günlük başvuru süresinin,

itiraz yoluna başvurulmayan durumlarda, tutukluluğun hükümle birlikte devamına

dair kararın başvurucu tarafından öğrenildiği tarihten itibaren hesaplanması

gerekir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Atalay

Öztürk/Türkiye [KK], B. No: 54890/09, 7/1/2014).

34. Somut olayda başvurucu

19/5/2008 tarihinde Kemer Sulh Ceza Mahkemesince tutuklanmış, ilk derece

mahkemesinin mahkûmiyet kararını verdiği 30/11/2012 tarihinde tutukluluk hali

bu anlamda sona ermiştir. Bu karar başvurucuya aynı tarihte tefhim edilmiş

olup, başvurucu, anılan karara karşı itiraz yoluna başvurduğuna dair bilgi veya

belge sunmamıştır. Buna göre, başvurucunun 13/8/2013 tarihinde yapmış olduğu

bireysel başvurunun, bu şikayet yönünden süresi

içerisinde yapıldığının kabul edilmesi mümkün değildir.

35. Öte yandan, her ne kadar

gerekçeli kararın kendisine 10/7/2013 tarihinde tebliğ edildiğini ifade etmekte

ise de başvurucu, daha önce 22/4/2013 tarihli dilekçesiyle kararı müdafiinden bağımsız olarak bizzat temyiz etmiştir.

Başvurucu tarafından yazılan temyiz dilekçesinin başlık kısmında, gerekçeli

kararın esas ve karar numaralarına yer verilmiştir. Gerekçeli karar kendisine

ulaşmadan, karar numarasını bilmesi ve buna göre temyiz dilekçesi yazması

mümkün olmayan başvurucunun, temyiz dilekçesini yazarken gerekçeli karara

muttali olduğu açıktır. Kaldı ki somut olay bakımından nihai karar daha önce

tefhim edildiğinden, gerekçeli kararın tebliğ tarihinin, başvurunun süresinde

yapılıp yapılmadığına ilişkin değerlendirme bakımından bir önemi

bulunmamaktadır.

36. Açıklanan nedenlerle, ihlale

neden olduğu iddia edilen karara ilişkin olarak 30 gün geçtikten sonra yapılan

başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin “süre aşımı”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Adil

Yargılanma Hakkı Yönünden

37. Başvurucu, hakkındaki

yargılamanın, suç yeri itibarıyla yetkisiz mahkeme tarafından yapıldığını,

toplanmasını talep ettiği delillerin mahkemece toplanıp incelenmediğini,

kendisini savunmasına izin verilmediğini, bu nedenle adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

38. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“... Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması şarttır.”

39. 6216 sayılı Kanun’un 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal

için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

40. Anılan hükümler uyarınca

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmak için, ihlale neden olduğu iddia

edilen işlem veya eylem için idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının

tüketilmiş olması gerekir.

41. Temel hak ve özgürlüklere

saygı, devletin tüm organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun

davranılmadığı takdirde ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari

mercilere ve derece mahkemelerine başvurulmalıdır. Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuru, ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal

edildiği iddialarının öncelikle genel yargı mercilerinde olağan kanun yolları

ile çözüme kavuşturulması esastır. Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak

ihlallerinin bu olağan denetim mekanizması içinde giderilememesi durumunda

başvurulabilir (B. No: 2012/946, 26/3/2013, §§ 17-18).

42. Başvurucu hakkındaki dava

derdest olup, temyiz aşamasındadır. Bu nedenle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği yönündeki şikâyet bakımından başvuru yolları henüz tüketilmemiştir.

43. Açıklanan nedenlerle, adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası ile ilgili olarak kanunda öngörülmüş

yargısal başvuru yollarının tamamı tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı

anlaşıldığından başvurunun bu kısmının “başvuru

yollarının tüketilmemiş olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurunun,

1.

Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi özgürlüğü ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğine yönelik kısmının “süre

aşımı”,

2.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğine yönelik kısmının “başvuru

yollarının tüketilmemiş olması”,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

3/4/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Celal Mümtaz AKINCI

M. Emin KUZ

Raportör : Recep ÜNAL Başvurucu : Hasan ELÇİ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/6398, 3 Nisan 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. M. Emin KUZ
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/6398
Tarih
3 Nisan 2014

İlgili Kararlar

  • Işıl Yaykır Başvurusu (B. No: 2013/2284)
  • Sedat Vural Başvurusu (B. No: 2014/5559)
  • Murat Durmaz Başvurusu (B. No: 2013/5956)
  • Ramazan Sönmez Başvurusu (B. No: 2013/6325)
  • Ömer Topuz Başvurusu (B. No: 2013/6833)
  • Karlis A.ş. Başvurusu (B. No: 2013/849)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.