İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hasan Günaydın Başvurusu (B. No: 2014/7999)

1. Başvuru, tabip olmasına rağmen yönetici kadrosunda görev

Başvuru No2014/7999Tarih6 Nisan 2017Okuma17 dk · 3.462 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hasan Günaydın Başvurusu

Karar tarihi
6 Nisan 2017
Başvuru Numarası
2014/7999
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.462 kelime·17 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tabip olmasına rağmen yönetici kadrosunda görev

yaptığından dolayı başvurucunun tabip kadrosu için ödenen ek ödemeden

yararlandırılmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ve yargılamanın uzun sürmesi

nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 27/5/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu 1987 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp

Fakültesinden "Tıp Doktoru" unvanıyla mezun olmuş ve Sosyal

Sigortalar Kurumunda (SSK) "tabip" kadrosuyla göreve başlamıştır.

8. Başvurucu 2003 yılında SSK İstanbul Sağlık İşleri İl

Müdürlüğüne " İl Müdür Yardımcısı" olarak atanmıştır. SSK

hastanelerinin Sağlık Bakanlığına devrinden sonra da başvurucu, bu kuruma bağlı

İstanbul Sağlık İşleri İl Müdürlüğünde "İl Müdür Yardımcısı" olarak

görev yapmıştır.

9. Başvurucu tabip olduğunu belirterek genel idare hizmetleri

için uygulanan %110 ek ödeme oranı yerine tabipler için uygulanan %325 ek ödeme

oranından yararlandırılması istemiyle 21/9/2006 tarihinde İdareye başvuruda

bulunmuştur. Ancak başvurucunun bu talebi İdare tarafından 2/10/2006 tarihinde

reddedilmiştir.

10. Başvurucu talebinin reddine ilişkin bu idari işleme karşı

20/12/2006 tarihinde İstanbul 2. İdare Mahkemesinde iptal davası açmıştır. Dava

dilekçesinde; tabip olmasına rağmen idari kadroda olduğu gerekçesiyle

başvurucuya yapılan ek ödemenin tabiplerden düşük tespit edildiği belirtilerek,

SSK tarafından düzenlenen Ek Ödeme Yönergesi'nin 5.

maddesinin (c) bendine (5/c) göre ek ödeme oranının %325 üzerinden uygulanarak

ödenmesi talep edilmiştir.

11. Mahkeme, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu

gerekçesiyle 21/6/2007 tarihinde davanın kabulüne ve bu işlemin iptaline karar

vermiştir.

12. Davalı İdarenin temyiz ettiği hüküm, Danıştay Onbirinci Dairesinin 28/9/2009 tarihli ilamıyla

bozulmuştur. Bozma ilamında, Ek Ödeme Yönergesi'nin

5/c bendinde atamalarda ilgili personelin eski ve yeni kadro unvanlarının

karşılığı ek ödemelerin mukayesesi sonucu daha fazla olan ek ödemelerden

istifade ettirileceği kuralının yer aldığı belirtilmiştir. Ancak Daireye göre

düzenleyici idari işlemlerin kanunlara aykırı hüküm taşımaları durumunda idari

düzenleme ihmal edilerek Kanun hükmünün uygulanması gerekmektedir. Sonuç olarak

Daire, başvurucunun döner sermayeye fiilen tabip olarak katkıda bulunmadığından

tabipler için öngörülen oranda ek ödemeden yararlandırılamayacağı kanaatiyle

hükmün bozulmasına karar vermiştir.

13. Bozma ilamına uyan Mahkeme, 28/4/2010 tarihinde davanın

reddine karar vermiştir.

14. Başvurucu kararı temyiz etmiş, Dairenin 29/5/2013 tarihli

ilamıyla hükmün onanmasına karar verilmiştir. Başvurucunun karar düzeltme

istemi de aynı Dairenin 13/3/2014 tarihli ilamıyla reddedilmiştir.

15. Nihai karar başvurucu vekiline 8/5/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

16. Başvurucu 27/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

17. Dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mülga 29/7/2003

tarihli ve 4958 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu’nun 17. maddesinin

beşinci fıkrası şöyledir:

"506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa

göre alınan ilaç, protez, araç ve gereç katkı paylarından, muayene ücreti ve

tedavi gelirleri ile mesai saatleri dışındaki muayeneücretlerinden

oluşan işletme gelirlerinden, Kuruma bağlı ya da sahibi veya ortağı bulunduğu

her türlü müessese ve işletmelerden elde edilen kâr paylarından ve ilaç

faturalarının ödenmesinden sağlanan iskonto

gelirlerinden oluşan toplam gelirlerden %10'u idarî ve sağlık tesislerinin acil

ihtiyacı olan mal ve hizmet alımları ile bakım ve onarımlarına, geriye kalan %

90'ı da Kurumda fiilen çalışan Kurumun kadrolu personeli ve sözleşmeliler ile

kadrosu başka kamu kuruluşlarında olup, Kurumda fiilen çalışan uzman tabip,

tabip, eczacı, anestezi ve röntgen teknisyenleri ve Bakanlık merkez teşkilâtında

sadece Bakan onayı ile görevlendirilen kadrolu kurum personeline en yüksek

Devlet memuru (ek gösterge dahil) brüt aylığının %175'inigeçmemek üzere ek

ödeme yapılır. Yapılacak ek ödemelerden damga vergisi hariç, herhangi bir vergi

kesintisi yapılmaz. Ancak, sözleşmeli olarak çalışan sağlık personeli ile

sağlık hizmetleri ve yardımcı sağlık hizmetleri sınıfına dahil kadrolarda

çalışan personele yapılacak ek ödeme tutarı, bu sınırın dört katını geçemez.

Görev yapılan birim ve iş hacmi, görev mahalli, görevin önem ve güçlüğü,

personelin sınıfı, kadro unvanı, derecesi ve atanma biçimi, serbest çalışıp

çalışmadığı gibi kriterler göz önünde bulundurularak yapılacak ek ödeme

tutarları ile ödemeye ilişkin diğer usul ve esaslar Kurum Yönetim Kurulu kararı

ile belirlenir. Serbest çalışan sağlık personeline ödenecek ek ödeme oranı % 175'i geçemez."

18. 4958 sayılı Kanun'un 17. maddesinin beşinci fıkrası

gereğince hazırlanan ek ödeme yönergesi, SSK Yönetim Kurulunun 21/4/2005

tarihli ve 429 sayılı yazısı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının

4/5/2005 tarihli ve 140 sayılı onayıyla uygun görülmüştür. Bu Yönerge'nin 5. maddesi şöyledir:

"...

a) Ek ödemeler; Kurıumda

fiilen çalışan kurumun kadrolu personeline ve sözleşmeliler ile kadrosu başka

kamu kuruluşlarında olup, Kurumda fiilen çalışan Uzman Tabip, tabip, Anestezi

ve Rötgen Teknisyenleri ve bakanlık Merkez

Teşkilatında sadece bakan onayı ile görevlendirilen kadrolu kurum personeline

ve 4958 sayılı yasa gereğince kurulan Asgari İşçilik Tespit Komisyonunda işçi

ve işveren Konfederasyonlarınca görevlendirilen teknik elemanlara verilecek

olup, bunun dışında işçi statüsündeki çalışan personel sözkonusu

ödemeden yaralandırılmayacaktır. Kurum dışı

görevlendirilmeler ile kadroları başka kurum veya kuruluşlarda bulunup, Kurumumuzda

görevlendirilen personele ek ödeme yapılmaz.

b) Kurum Merkez ve Taşra Teşkilatında görevli,

Sağlık Hizmetleri, Genel İdare Hizmetleri, Teknik Hizmetler, Avukatlık

Hizmetleri, Denetim Hizmetleri, Eğitim ve Öğretim Hizmetleri ve Yardımcı

Hizmetleri Sınıflarında çalışan personele en yüksek devlet memuru brüt aylığına

bu yönergenin üçüncü kısmında belirlenen ünvanlara

göre tespit edilen oranların uygulanması sonucu ortaya çıkacak miktar üzerinden

ek ödeme yapılır. Yapılacak ek ödemeler ile ilave verilen ek ödemelerden damga

vergi hariç herhangi bir vergi kesintisi yapılmaz.

c) Yıl içinde meydana gelecek unvan ya da

sınıf değişiklerinde, ek ödemeler, ilgililerin yeni görevine başladığı tarihten

itibaren hesaplanır. Atamalarda, ilgili personel eski ve yeni kadro ünvanlarının karşılığı ek ödemelerin mukayesesi sonucuna

göre alt göreve atananlar atandıkları kadro karşılığı ek ödemeden

yararlandırılır.

..."

19. Ek Ödeme Yönergesi'nin 6. maddesi

şöyledir:

"Personele ödenmesi öngörülen ek ödeme

oranları aşağıda belirtilmiştir.

BİRİNCİ BÖLÜM GENEL İDARİ HİZMETLER

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Nuri

NECİPOĞLU

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Özgür DUMAN

Başvurucu

:

Hasan

GÜNAYDIN

Vekili

:

Av. Menderes

DEMİR

...

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM SAĞLIK HİZMETLERİ

Görev Ünvanı

Ek Ödeme Oranı (%)

...

6

Sağlık İşleri İl Müdürü, Sigorta İl Müdürü,

Sigorta Müdürü, Hukuk Müşaviri, Müfettiş, Sigorta Müfettişi, Sosyal Sigorta

Uzmanı, Şube Müdürü

140

7

Sigorta İl Müdür Yardımcısı, Sağlık İşleri

İl Müdür Yardımcısı, Sigorta Müdür Yardımcısı, Huzurevi Müdürü

110

...

..."

20. 16/5/2006 tarihli ve 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu

Kanunu'nun 43. maddesinin (c) bendiyle 4958 sayılı Kanun'un 17. maddesi

yürürlükten kaldırılmış olup 5602 sayılı Kanun'un 28. maddesinin ikinci fıkrası

ilk haliyle şöyledir:

"Kurumun merkez ve taşra teşkilâtı kadrolarındaçalışan memurları ile sözleşmeli personeline en

yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) % 200'ünü

geçmemek üzere ek ödeme yapılır. Sağlık hizmetleri ve yardımcı sağlık

hizmetleri sınıfına dahil kadrolarda çalışan personele yapılacak ek ödemenin

tavanı % 700 olarak uygulanır. Ancak, serbest çalışan

sağlık personeline ödenecek ek ödeme oranı % 200'ü

geçemez. Yapılacak ek ödemelerden damga vergisi hariç herhangi bir vergi

kesintisi yapılmaz. Görev yapılan birim ve iş hacmi, görev mahalli, görevin

önem ve güçlüğü, personelin sınıfı, kadro unvanı, derecesi ve atanma biçimi,

serbest çalışıp çalışmadığı, personelin performansı, kullanılan izin ve

istirahat raporları ve disiplin cezaları gibi kriterler göz önünde

bulundurularak yapılacak ek ödeme tutarları ile ödemeye ilişkin diğer usûl ve esaslar, Yönetim Kurulunun teklifi ve Maliye

Bakanlığının görüşü üzerine Bakan tarafından belirlenir."

21. 5502 sayılı Kanun'un 28. maddesinin yapılan değişikliklerle

son hali şöyledir:

"(Ek fıkra: 11/10/2011-KHK-666/5 md.) Kurumun merkez ve taşra teşkilatı kadrolarında

bulunup, sağlık harcamalarına esas olan fatura ve reçetelerin incelenmesi

işlerinde ve Kurum sağlık kurullarında çalışan; tabip, diş tabibi, eczacı ve

tıpta uzmanlık mevzuatında belirtilen dallarda bu mevzuat hükümlerine göre

uzman olanlara en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) %700’ünü,

sağlık hizmetleri ve yardımcı sağlık hizmetleri sınıfına dahil diğer personele

ise %225’ini geçmemek üzere ek ödeme yapılabilir. (Ek cümle: 12/7/2013-6495/37 md.) Genel İdare Hizmetleri Sınıfında yer alan kadrolara

asaleten veya vekâleten atanan ve Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğünde

fiilen çalışan doktor, diş hekimi ve eczacılara en yüksek Devlet memuru

aylığının (ek gösterge dâhil) %700’ünü geçmemek üzere ek ödeme yapılabilir.

Yapılacak ek ödemelerden damga vergisi hariç herhangi bir vergi kesintisi

yapılmaz. İş hacmi, görev mahalli, görevin önem ve güçlüğü, personelin kadro

unvanı, derecesi, performansı ile kullanılan izin ve istirahat raporları gibi

kriterler göz önünde bulundurularak yapılacak ek ödeme tutarları ile ödemeye

ilişkin diğer usul ve esaslar, Yönetim Kurulunun teklifi ve Maliye Bakanlığının

uygun görüşü üzerine Bakan tarafından belirlenir."

B. Uluslararası Hukuk

22. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında,

mülkiyet hakkının kapsamı konusunda, mevzuat hükümlerinden ve derece

mahkemelerinin bunlara ilişkin yorumundan bağımsız olarak “özerk bir yorum”

esas alınmaktadır (Depalle/Fransa [BD], B. No: 34044/02, 29/3/2010 §

62; Anheuser-Busch Inc./Portekiz [BD], B. No: 73049/01, 11/1/2007, §

63; Öneryıldız/Türkiye [BD], B. No: 48939/99,

30/11/2004, § 124; Broniowski/Polonya [BD], B. No: 31443/96, 22/6/2004,

§ 129).

23. AİHM, mülkiyet hakkına ilişkin Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'ne (Sözleşme) Ek (1) Numaralı Protokol'ün 1. maddesinin mülkiyeti

elde etme hakkını koruma altına almadığını kabul etmektedir (Van der Mussele/Belçika [GK],

B. No: 8919/80, 23/11/1983, § 48; Slivenko ve

diğerleri/Letonya [BD] (kk), B. No:

48321/99, 23/1/2002, § 121; Fener Rum Erkek

Lisesi Vakfı/Türkiye, B. No: 34478/97, 9/1/2007, § 52).

24. AİHM, mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının ancak

müdahalenin Sözleşme'ye Ek (1) Numaralı Protokol'ün

1. maddesinin anlamı kapsamında bir "mülk" ile ilişkili olması

durumunda ileri sürülebileceğini belirtmektedir. Buna göre alacak haklarını da

içeren mevcut mülk veya mal varlığı yanında mülkiyet hakkının elde

edilebileceği yönündeki en azından bir "meşru beklenti" de mülkiyet

hakkı kapsamında değerlendirilebilir (Kopecký/Slovakya [BD], No. 44912/98, 28/9/2004,§

35; Lihtenştayn Prensi Hans-Adam

II/Almanya [BD], B. No: 42527/98, 12/7/2001, § 83; meşru beklenti

kavramının ilk defa geliştirildiği kararlar için bkz. Pine Valley Developments

Ltd ve diğerleri/İrlanda, B. No: 12742/87,

29/11/1991, § 51; Stretch/Birleşik Krallık, B. No: 44277/98,

24/6/2003, § 35; Pressos Companía Naviera S.A. ve diğerleri/Belçika, B. No:

17849/91, 20/11/1995, § 31).

25. Bununla birlikte AİHM içtihatlarına göre, temelsiz bir hak

kazanma beklentisi veya sadece ulusal hukukta mülkiyet hakkı kapsamında

savunulabilir bir iddianın varlığı meşru beklentinin kabulü için yeterli

değildir (Kopecký/Slovakya, § 35; Gratzinger ve Gratzingerova/Çek

Cumhuriyeti, (kk) [BD]B. No: 39794/98, 10/7/2002,

§ 69). İç hukukun ne şekilde yorumlanacağına ve uygulanacağına dair bir

uyuşmazlık olduğunda ve bu bağlamda başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların ulusal mahkemelerce kesin olarak reddedildiği durumlarda “meşru bir beklentinin” bulunduğu sonucuna

varılamaz (Kopecký/Slovakya, §§ 50, 52; Jantner/Slovakya, B. No: 39050/97, 4/3/2003, §§ 29-33).

26. AİHM içtihatlarında sıklıkla -her ne kadar anlaşılabilir

olsa da- basit beklenti ile daha somut nitelikte olması ve hukuki bir

düzenlemeye ya da iç hukukta yerleşik ve istikrarlı bir yargı kararına

dayanması gereken meşru beklenti arasındaki fark vurgulanmaktadır (Kopecký/Slovakya, § 52; Bozcaada Kimisis Teodoku Rum Ortodoks Kilisesi Vakfi/Türkiye

(kk), B. No: 22522/03, 9/12/2008).

27. Öte yandan AİHM içtihatlarında ayrımcılık yasağına ilişkin

Sözleşme'nin 14. maddesinin Sözleşme kapsamındaki diğer hak ve özgürlükler ile

bağlantılı olarak incelenmesi gerektiği belirtilmiştir (Karlheinz Schmidt/Almanya, B. No: 13580/88,

18/7/1994, § 22). AİHM'ne göre, mülkiyet hakkının ayrımcılık yasağı ile

bağlantılı olarak incelenebilmesi için öncelikle Sözleşme'ye

ek (1) Numaralı Protokol'ün 1. maddesi kapsamında korunması gereken mevcut bir

mülkün veya mülkü edinme yönünde meşru bir beklentinin mevcut olması

gerekmektedir (Vilho Eskelinen ve

diğerleri/Finlandiya [BD], B. No: 63235/00, 19/3/2007, §§ 94, 95; Guberina/Hırvatistan, B. No:

23682/13, 22/3/2016, § 75; Fabian/Macaristan, B. No: 78117/13, 15/12/2015,

§§ 25-34).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

28. Mahkemenin 6/4/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

29. Başvurucu çalıştığı kurumda sağlık hizmetleri sınıfında

görev alan tabipler için ek ödeme oranının %325 olarak uygulandığını, genel

idari hizmetler sınıfı için ise bu oranın %110 olduğunu belirtmiştir.

Başvurucuya göre genel idari hizmetler sınıfında görev yapmakla birlikte tabip

olduğu için kendisi de diğer tabipler gibi %325 ek ödeme oranından

yararlandırılmalıdır. Başvurucu ayrıca, Ek Ödeme Yönergesi'nin

5/c maddesinin idari kadroda görev yapan tabiplere, diğer tabipler gibi ek

ödeme yapılmasına olanak tanıdığını ifade etmiştir.

30. Başvurucu kendisinin de tabip olduğunu, ancak idari bir

kadroda görev yaptığı gerekçesiyle diğer tabipler için uygulanan ek ödeme oranı

yerine daha düşük bir oran üzerinden ödeme yapıldığını belirterek kazanılmış

haklarının ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden yakınmaktadır. Başvurucu

ayrıca, idari kadroda görev yapan tabiplerle diğer tabipler arasında farklı ek

ödeme oranları uygulanmak suretiyle eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

2. Değerlendirme

31. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı

35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

32. Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı; mevcut

mal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvencedir. Bir kişinin hâlihazırda sahibi

olmadığı bir mülkün mülkiyetini kazanma hakkı, kişinin bu konudaki menfaati ne

kadar güçlü olursa olsun Anayasa'yla korunan mülkiyet kavramı içinde değildir.

Bu hususun istisnası olarak belli durumlarda bir "ekonomik değer"

veya icrası mümkün bir "alacağı" elde etmeye yönelik "meşru bir

beklenti" Anayasa'da yer alan mülkiyet hakkı güvencesinden yararlanabilir.

Meşru beklenti, makul bir şekilde ortaya konmuş icra edilebilir bir alacağın

doğurduğu, ulusal mevzuatta belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma

ihtimalinin yüksek olduğunu gösteren yerleşik bir yargı içtihadına dayanan,

yeterli somutluğa sahip nitelikteki bir beklentidir. Temelsiz bir hak kazanma

beklentisi veya sadece mülkiyet hakkı kapsamında ileri sürülebilir bir iddianın

varlığı meşru beklentinin kabulü için yeterli değildir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi, B. No:

2012/636, 15/4/2014, § 36, 37).

33. Meşru beklenti objektif temelden uzak bir beklenti olmayıp,

bir kanun hükmü, yerleşik bir yargısal içtihat veya ayni menfaatle ilgili

hukuki bir işleme dayalı beklentidir (Selçuk

Emiroğlu, B. No: 2013/5660, 20/3/2014, § 28). Dolayısıyla Anayasa ve

Sözleşme'nin ortak koruma kapsamında olan meşru beklentiye dayalı mülkiyet

hakkının tespiti mevcut hukuk sisteminde iddia edilen mülkiyet iddiasının

tanınmasına bağlı olup bu tanım, mevzuat hükümleri ve yargı kararları ile

yapılmaktadır (Üçgen Nakliyat Ticaret Ltd.

Şti., B. No: 2013/845, 20/11/2014, § 37). Bu çerçevede mülkiyet

hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden bir kimse, önce böyle bir hakkının var

olduğunu kanıtlamak zorundadır (Mustafa

Ateşoğlu ve diğerleri, B. No:2013/1178, 5/11/2015, §§ 49-54).

34. Başvuruya konusu olayda ihtilaf konusu; tabip olup genel

idari hizmetler sınıfında görev yapan başvurucuya, sağlık hizmetleri sınıfında

görev yapan diğer tabiplere ödenen ek ödeme oranı üzerinden ek ödeme yapılıp

yapılmayacağına ilişkindir.

35. Anayasa'nın ve Sözleşme’nin ortak koruma alanında yer alan

mülkiyet hakkının genel idari hizmetler sınıfında görev yapan tabiplere “ek

ödeme” yapılmasına ilişkin olarak tek başına ve ayrı bir güvence sağlamadığı

açıktır. Bununla birlikte bireyler ancak belirtilen ücretin ödenmesi konusunda

kanuni düzenleme veya içtihatlarda yeterli dayanağın olması hâlinde, bu yöndeki

talepleri mülkiyet hakkı kapsamında kabul edilerek sağlanan güvencelerden

yararlandırılabilir. Öyleyse bu aşamada değerlendirilmesi gereken husus,

başvurucunun sağlık hizmetleri sınıfında görev yapan tabiplere ödenen ek ödeme

oranından genel idari hizmetler sınıfında görev yapan kendisinin de

yararlandırılması gerektiği iddiasının kanuni düzenlemeler veya yargısal

içtihatlar ile desteklenip desteklenmediğinin açıklığa kavuşturulmasıdır.

Böylece başvurucunun iddiasının Anayasa'nın 35. maddesi kapsamındaki güvence

hükmüne uygulama alanı sağlayacak yeterlilikte meşru beklenti oluşturup

oluşturmadığı belirlenecektir.

36. Bunun için öncelikle başvurucunun "meşru beklenti"

iddiasının konusunu teşkil eden ek ödemeler hakkındaki kanun hükümleri

irdelenmelidir. İlgili kanuni düzenlemelerde uyuşmazlık tarihinden sonra

değişiklikler yapıldığı görülmekle birlikte (§§ 19-20) konunun bireysel

başvuruyu ilgilendiren yönü ile sınırlı olarak değerlendirme yapılması

gerektiği kuşkusuzdur. Bu durumda, başvurunun konusunun İstanbul 2. İdare

Mahkemesinde görülen iptal davasına konu edilen dönem için eksik ödendiği ileri

sürülen ek ödeme tutarlarının ödenmesi istemi olduğu gözetildiğinde,

uyuşmazlığın olduğu dönemde yürürlükte olan kanun hükümlerinin dikkate

alınacağı açıktır.

37. Uyuşmazlık tarihi itibarıyla yürürlükte olan mülga 4958

sayılı Kanun’un 17. maddesinin beşinci fıkrasında, SSK tarafından elde edilen

gelirler ve kâr paylarından, kurumda fiilen çalışan personele ek ödeme

yapılması öngörülmüştür. Ek ödeme için bukanun

maddesi ile getirilen ilk koşulun personelin kurumda fiilen çalışması olduğu

görülmektedir. İkinci bir koşul ise personele yapılacak ödemelerin en yüksek

Devlet memuru (ek gösterge dahil) brüt aylığının %175'ini geçmemesidir. Ayrıca

ek ödeme tutarları ile ödemeye ilişkin diğer usul ve esasların, Kurum Yönetim

Kurulunca belirleneceği hüküm altına alınmıştır. Ek Ödeme Yönergesi'nin

6. maddesinde ek ödeme oranları; sağlık işleri il müdür yardımcıları için %110,

tam zamanlı çalışan tabipler için ise %325 olarak belirlenmiştir.

38. Başvurucu tabip olmakla birlikte uyuşmazlık tarihi

itibarıyla İstanbul Sağlık İşleri İl Müdürlüğünde "Müdür Yardımcısı"

olarak idari bir kadroda görev yapmıştır. Dolayısıyla anılan mevzuat

incelendiğinde; sağlık hizmetleri sınıfında görev yapan tabipler için uygulanan

ek ödeme oranının, genel idari hizmetler sınıfında görev yapan tabipler için de

uygulanacağı yönünde açık bir düzenlemenin bulunmadığı anlaşılmaktadır.

39. Bununla birlikte başvurucu; Ek Ödeme Yönergesi'nin

5/c maddesindeki düzenlemenin, sağlık hizmetleri sınıfında görev yapan tabipler

için uygulanan ek ödeme oranının tabip olduğu için idari bir kadroda olmasına

rağmen kendisi yönünden de uygulanmasına olanak verdiğini ileri sürmektedir.

40. Başvurucu aynı iddiasını, talebinin reddine ilişkin idari

işleme karşı İstanbul 2. İdare Mahkemesinde açtığı iptal davasında da ileri sürmüştür.

Başvurucunun iddia ve itirazlarını değerlendiren Mahkeme, 28/4/2010 tarihinde

davanın reddine karar vermiştir. Bu kararda temel olarak; 4958 sayılı Kanun'un

17. maddesinin beşinci fıkrasına göre ancak fiilen tabip olarak görev yapan

personele ödeme yapılabileceği, başvurucunun ise fiilen tabip olarak katkıda

bulunmadığı gerekçesine dayanılmaktadır. Temyiz edilen hüküm Danıştayca onanmış, başvurucunun karar düzeltme istemi de

reddedilmiştir.

41. Anayasa Mahkemesinin delillerin değerlendirilmesi ve hukuk

kurallarının yorumlanmasına yönelik şikâyetler bakımından görevi ise bireysel

başvurunun ikincil doğası gereği sınırlıdır. Derece mahkemeleri önünde hukukun

ne şekilde yorumlanacağına ve uygulanacağına dair bir uyuşmazlık olduğunda ve

bu bağlamda başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların derece mahkemelerince

kesin olarak reddedildiği durumlarda derece mahkemesi kararları açıkça keyfi

olmadığı veya bariz bir takdir hatası içermediği sürece “meşru bir beklentinin” bulunduğu sonucuna

varılamaz.

42. Başvuru konusu olayda da 4815 sayılı Kanun'un 17. maddesinin

beşinci fıkrasında yapılan ek ödemelerin koşulları ikincil mevzuattaki

düzenlemeler ile birlikte derece mahkemelerince tartışılmış ve bu ilgili hukuk

kuralları yorumlanarak bir sonuca varılmıştır. Davanın reddine dair kararda,

anılan kanun maddesinde yer alan "fiilen katkıda bulunma" koşulunun

dikkate alındığı gözetildiğinde bu kararın açıkça keyfi olduğu veya bariz bir

takdir hatası içerdiği de söylenemez. Üstelik başvurucunun talep ettiği dönem

itibarıyla genel idari hizmetler sınıfında görev yapan tabiplere de diğer

tabipler gibi ek ödeme yapılabileceği yönünde yerleşik bir idari uygulama veya

kararlılık kazanmış yargı içtihatları bulunduğu da ortaya konulamamıştır.

43. Sonuç olarak başvurucunun ihlal iddiasıyla ilgili söz konusu

talebinin, dava açtığı tarih ve talep ettiği dönem itibarıyla yürürlükteki

kanun hükümleri veya konuyla ilgili yargı içtihatları tarafından

desteklenmediği ve mülkiyet hakkı kapsamında meşru beklenti olarak nitelendirmeye

yetecek somutlukta olmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle başvurucunun, Anayasa'nın

35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkına ilişkin korumadan

yararlandırılmasının mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

44. Başvurucu ayrıca, sağlık hizmetleri sınıfında görev yapan

tabipler ile genel idari hizmetler sınıfında görev yapan tabipler arasında 4938

sayılı Kanun'un 15. maddesinin beşinci fıkrasına göre yapılan "ek

ödemeler" ile ilgili olarak ayrımcılık yapılarak mülkiyet hakkının ihlal

edildiğinden yakınmaktadır. Ancak başvuru konusu olayda, başvurucunun mülkiyet

hakkı kapsamında korunması gereken mevcut bir mülkünün veya mülkü edinme

yönünde meşru bir beklentisinin olduğunun ispatlanamadığı sonucuna

ulaşılmıştır. Dolayısıyla mülkiyet hakkının ihlali iddiasının ayrımcılık

yasağıyla bağlantılı olarak incelenebilmesi mümkün değildir (Ali Sakarya, B. No: 2014/1346, 26/10/2016,

§ 43).

45. Açıklanan gerekçelerle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

46. Başvurucu makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

47. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

48. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılamanın süresi tespit edilirken, sürenin başlangıç tarihi olarak

davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam

eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul süre şikâyetiyle ilgili

kararını verdiği tarih esas alınır (Selahattin

Akyıl, B. No: 2012/1198, 7/11/2013, §§ 45, 47).

49. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Selahattin Akyıl, § 41).

50. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda yaklaşık 7 yıl 6 ay sürdüğü

anlaşılan yargılama süresinin makul olduğu sonucuna varmak gerekir.

51. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

52. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir. …”

53. Başvurucu manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

54. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

55. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 8.400 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

56. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 8.400 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen

süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin İstanbul 2. İdare Mahkemesine

(E.2010/621, K.2010/706) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

6/4/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

1 Uzman Tabip (Full-Time) 400 2 Uzman Tabip (Part-Time) 115 3 Tabip (Full-Time) 325 ...

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/7999, 6 Nisan 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. Birinci Bölüm Genel İdari Hizmetler
  9. Necipoğlu
  10. Gökcan
  11. Hakyemez
  12. Günaydın
  13. Demir
  14. Dördüncü Bölüm Sağlık Hizmetleri
  15. B. Uluslararası Hukuk
  16. B. No: 8919/80, 23/11/1983, § 48; Slivenko ve
  17. V. İnceleme Ve Gerekçe
  18. A. Mülkiyet Hakkının
  19. B. Makul Sürede
  20. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  21. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  22. F. Kararın bir örneğinin İstanbul 2. İdare Mahkemesine
  23. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/7999
Tarih
6 Nisan 2017

İlgili Kararlar

  • Gazanfer Mürşit Başvurusu (B. No: 2014/20517)
  • Arabi Türk ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/4643)
  • Hafize Aslan Başvurusu (B. No: 2014/2457)
  • Emine Sıdıka Eroğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/19618)
  • Esat Akbulut ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/19794)
  • Halil İbrahim Köktepe Başvurusu (B. No: 2014/12521)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.