İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hasan İşten Başvurusu (B. No: 2015/1950)

1. Başvuru, ceza mahkemesi kararına karşı yapılan temyiz

Başvuru No2015/1950Tarih22 Şubat 2018Okuma16 dk · 3.113 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Hasan İşten Başvurusu

Karar tarihi
22 Şubat 2018
Başvuru Numarası
2015/1950
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.113 kelime·16 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza mahkemesi kararına karşı yapılan temyiz

başvurusunun süre aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 27/1/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. Olay günü boş araziye bir tabancanın atıldığı devriye polis

ekiplerince görülmüştür. Kolluk görevlilerince düzenlenen 25/3/2008 tarihli

tutanakta, başvurucunun kolluk görevlilerini görünce olay yerindeki boş arsaya

bir şey attığının kolluk görevlilerince fark edildiği ve yapılan aramada suça

konu tabancanın ele geçirildiği belirtilmiştir.

10. Başvurucu hakkında Batman Cumhuriyet Başsavcılığının

4/1/2010 tarihli iddianamesiyle ruhsatsız ateşli silah taşıma suçundan kamu

davası açılmıştır.

11. Batman 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2/12/2013 tarihli

kararıyla başvurucunun atılı suçtan 10 ay hapis ve 500 TL adli para cezası ile

cezalandırılmasına karar verilmiştir. Anılan karar sanık ve müdafiinin

yüzüne karşı verilmiştir.

12. Sanık müdafii 9/12/2013 tarihinde

UYAP üzerinden ilk derece mahkemesine elektronik imzayla gönderdiği süre tutum

dilekçesi ile anılan kararı temyiz etmiştir.

13. Başvurucunun temyiz talebi, Batman 1. Asliye Ceza

Mahkemesinin 2/12/2013 tarihli ek kararıyla reddedilmiştir. Gerekçede, kararın

sanık ve müdafiinin huzurunda verildiği ve 10/12/2013

hâkim havale tarihli dilekçe ile kararın temyiz edildiği belirtilmiştir.

14. Başvurucu, temyiz aşamasında da bu iddiayı dile getirmiştir.

Anılan karar Yargıtay 8. Ceza Dairesince, hükmün sanık ve müdafiinin

yüzüne karşı 2/12/2013 tarihinde tefhim olunduğu ve bir haftalık süre geçtikten

sonra 10/12/2013 tarihinde temyiz edildiği gerekçesiyle onanmıştır.

15. Başvurucu, onama kararından 6/1/2015 tarihinde haberdar

olmuş; 27/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

16. 23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun

Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un “Temyiz ve karar düzeltme”

kenar başlıklı 8. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004

tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye

Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî

Gazetede ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna

başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri

Usulü Kanununun 322 nci maddesinin dördüncü, beşinci

ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326 ncı

maddeleri uygulanır.”

17. 4/4/1929 tarihli ve 1412 sayılı mülga Ceza Muhakemeleri

Usulü Kanunu’nun başvuruyla ilgili ve o dönem yürürlükte bulunan 310.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Temyiz talebi, hükmün tefhiminden bir hafta

içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt katibine

yapılacak beyanla olur. Beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hakime

tasdik ettirilir.”

18. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun

38/A maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Kanunlarda gösterilen istisnalar hariç olmak

üzere, dosyalar güvenli elektronik imza kullanılarak UYAP'tan

incelenebilir ve her türlü ceza muhakemesi işlemi yapılabilir.”

19. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 15/9/2014 tarihli ve

E.2014/2807, K.2014/17772 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

“UYAP Bilişim Sisteminde yer alan imza detay

bilgilerine göre, katılan vekilinin, süre tutum talebini içeren temyiz

dilekçesini 31.01.2013 tarihinde mahkemesine gönderdiği anlaşıldığından, tebliğnamedeki, katılan vekili tarafından CMUK'un 310/1.

maddesinde öngörülen bir haftalık süre geçtikten sonra temyiz isteminde

bulunulduğu düşüncesiyle temyiz isteminin reddini öneren görüşe iştirak

edilmemiştir.”

20. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2/11/2016 tarihli ve

E.2016/5209, K.2016/12338 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

“Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.01.2014

tarihli, 2013/14-742 esas, 2014/16 karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere;

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP), Yüksek Mahkemeler de dahil olmak üzere

bütün yargı organları ile birlikte adli tıp ve icra daireleri arasında bilgi

alışverişinin elektronik ortama taşınması, evrakın elektronik ortamda güvenli

bir şekilde depolanması, kişilere internet üzerinden hizmet verilmesi, diğer

kurumlarla elektronik ortamda hızlı, etkin ve güvenilir bilgi alışverişinin sağlanması

ve bu kurumlardan istenilmesi gereken bilgilerin sistem tarafından hazır

edilmesi, kısaca adalet hizmetlerinin daha hızlı ve güvenilir bir şekilde

yerine getirilmesi amacıyla uygulamaya konulan bir bilişim sistemi projesidir.

Bu doğrultuda 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'na 6352 sayılı Kanunu'nun 95.

maddesi ile eklenen “Elektronik işlemler” başlıklı 38/A maddesinin birinci

fıkrasında, “Her türlü ceza muhakemesi işlemlerinde Ulusal Yargı Ağı Bilişim

Sistemi (UYAP) kullanılır. Bu işlemlere ilişkin her türlü veri, bilgi, belge ve

karar, UYAP vasıtasıyla işlenir, kaydedilir ve saklanır.”, aynı maddenin

beşinci fıkrasında, “Elektronik imzalı belgenin elle atılan imzalı belgeyle

çelişmesi halinde UYAP’ta kayıtlı olan güvenli

elektronik imzalı belge geçerli kabul edilir.” şeklindeki düzenlemeler ile

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminin işlevi ve kullanılacağı alanlar

tanımlanmıştır.

Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada;

Söke 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.04.2015 tarihli kararının katılan vekilinin

yüzüne karşı verildiği ve karara katılan vekili tarafından 05.05.2015 tarihinde

elektronik imza ile imzalanarak Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP)

üzerinden elektronik ortamda hüküm mahkemesine gönderilen dilekçeyle itirazda

bulunulduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 39/1. maddesine göre

itirazın yasal yedi günlük sürenin son günü yapılmış olması karşısında, itiraz

merciince kararın usul ve esas yönlerinden incelenmesi gerekirken, adliyenin iç

işleyişinden kaynaklanan gecikmeden dolayı fiziki evrak üzerinde bulunan

06.05.2015 tarihli hakim havalesi nazara alınarak katılan vekili tarafından

yapılan itirazın süre yönünden reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş[tir.]”

B. Uluslararası Hukuk

1. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi

21. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin

(1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar verecek olan,...

bir mahkeme tarafından davasının ... görülmesini istemek hakkına sahiptir...”

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi İçtihadı

22. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6.

maddesinin 1. fıkrasının açık bir biçimde mahkeme veya yargı merciine erişim

hakkından söz etmese de -maddede kullanılan terimler bir bütün olarak

bağlamıyla birlikte dikkate alındığında- mahkemeye erişim hakkını da garanti

altına aldığı sonucuna ulaşıldığını belirtmiştir (Golder/Birleşik Krallık, B. No: 4451/70, 21/2/1975, §§ 28-36). AİHM'e göre mahkemeye erişim hakkı Sözleşme'nin 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasında mündemiçtir. Bu çıkarsama, Sözleşmeci

devletlere yeni yükümlülük yükleyen genişletici bir yorum olmayıp 6. maddenin(1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin lafzının

Sözleşme'nin amaç ve hedefleri ile hukukun genel prensiplerinin gözetilerek

birlikte okunmasına dayanmaktadır. Sonuç olarakSözleme'nin

6. maddesinin (1) numaralı fıkrası, herkesin medeni hak ve yükümlülüklerle

ilgili iddialarını mahkeme önüne getirme hakkına sahip olmasını kapsamaktadır (Golder/Birleşik Krallık, § 36).

23. AİHM; adil yargılanmanın bir unsurunu teşkil eden mahkemeye

erişim hakkının mutlak olmadığını, doğası gereği devletin düzenleme yapmasını

gerektiren bu hakkın belli ölçüde sınırlanabileceğini kabul etmektedir. Ancak

AİHM, bu sınırlamaların kişinin mahkemeye erişimini hakkın özünü zedeleyecek

şekilde ve genişlikte kısıtlamaması, zayıflatmaması gerektiğini ifade

etmektedir. AİHM'e göre meşru bir amaç taşımayan ya

da uygulanan araç ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir orantılılık

ilişkisi kurmayansınırlamalar Sözleşme'nin 6. maddenin(1) numaralı fıkrasıyla uyumlu olmaz (Sefer Yılmaz ve Meryem Yılmaz/Türkiye, B.

No: 611/12, 17/11/2015, § 59; Eşim/Türkiye,

B. No: 59601/09, 17/9/2013, § 19; Edificaciones March Gallego S.A./İspanya,

B. No: 28028/95, 19/2/1998, § 34).

24. AİHM; mahkemeye erişim hakkının doğası gereği devletin

düzenleme yapmasını gerektirdiğini, bu düzenlemelerin zaman ve yer itibarıyla

topluluk ve bireylerin ihtiyaç ve imkânlarına göre değişebileceğini ve bu

nedenle Sözleşmeci devletlerin bu konuda takdir hakkına sahip olduklarını kabul

etmektedir (Ashingdane/Birleşik

Krallık, B. No: 8225/78, 28/5/1985, § 57; García Manibardo/İspanya, B. No:

38695/97, 15/2/2000, § 36).

25. AİHM, yasal yollara başvuru için süre ve usul kuralları

öngörülmesinin amacının "adaletin iyi yönetimi"ni

güvenceye bağlamak ve hukuki güvenlik ilkesini sağlamak olduğunu hatırlatmakta;

bunun yanında yargısal başvurulara ilişkin usullerin, özellikle tebligat

sistemi ışığında uyulması gereken başvuru sürelerinin hesaplanmasının

Sözleşme'nin 6. maddesinin gerektirdiği şekilde mahkeme hakkının etkililiğini güvence

altına alacak nitelikte olması zorunluluğuna vurgu yapmaktadır. AİHM'e göre başvurucunun kamu otoritelerinin menfaati ile

kendi menfaati arasında adil denge tesis eden tutarlı bir sisteme güvenebilme

imkânına ve özellikle haklarına doğrudan müdahale teşkil eden ilgili idari

işleme itiraz edebilecek açık, pratik ve etkili fırsatlara sahip olması önem

taşımaktadır (Geffre/Fransa (k.k.),

B. No: 51307/99, 23/1/2003).

26. AİHM, dava hakkını süre koşuluna bağlayan iç hukuk

hükümlerinin yorumlanmasının öncelikli olarak kamu otoritelerinin ve özellikle

mahkemelerin görevi olduğunu belirtmekte; AİHM'in

rolünün bu yorumun etkilerinin Sözleşme ile uyumlu olup olmadığının tespitiyle

sınırlı olduğunu ifade etmektedir. Süre sınırı getiren kuralların uygun adalet

yönetiminin güvence altına alınması amacına dayandığına işaret eden AİHM, bu

kuralların veya bunların uygulanmasının ilgililerin ulaşılabilir başvuru

yollarına müracaatlarını engelleyecek mahiyette olmaması gerektiğini

değerlendirmektedir. AİHM, bu bağlamda her bir olayın somut başvuru yolunun

özellikleri ışığında ve Sözleşme'nin 6. maddesinin birinci fıkrasının amaç ve

hedefleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizmektedir (Eşim/Türkiye, B. No: 59601/09, 17/9/2013,

§ 20).

27. Mahkemeye erişim hakkı sadece ilk derece mahkemesine dava

açma hakkını değil eğer iç hukukta itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun

yollarına başvurma imkânı tanınmış ise üst mahkemelere başvurma hakkını da

içerir (Bayar ve Gürbüz/Türkiye,

B. No: 37569/06, 27/11/2012, § 42).

28. AİHM'e göre temyiz için öngörülen

süre sınırlarına ilişkin kurallar, adaletin iyi yönetimini ve bilhassa hukuki

belirlilik ilkesine riayet edilmesini sağlamayı hedefler. Bu kuralların

uygulanması beklenir. Ancak söz konusu kurallar veya bu kuralların uygulanması,

davacıların mevcut bir başvuru yolundan faydalanmalarına engel teşkil

etmemelidir. Ayrıca 6. madde istinaf veya temyiz mahkemeleri bakımından

uygulanırken ilgili yargılama sürecinin özel koşullarına bağlı kalınmalı ve

ulusal yasal düzende yapılan yargılamaların bütünlüğü ile temyiz mahkemesinin

bu yargılamalardaki rolü dikkate alınmalıdır. Usulen temyize ilişkin kabul

edilebilirlik koşulları, sıradan bir temyize kıyasla daha katı olabilir (Osu/İtalya, B. No: 36534/97, 11/7/2002, §§

32, 33).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 22/2/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

30. Başvurucu, hakkındaki ceza davasında verilen karara karşı

yaptığı UYAP ortamından güvenli elektronik imza ile gönderdiği temyiz

dilekçesinin işleme konulduğu tarih yerine hâkimin havale tarihi esas alınarak

talebinin süre aşımı nedeniyle reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal

ettiğini ileri sürmüş; ihlalin tespiti ve yeniden yargılama taleplerinde

bulunmuştur.

31. Bakanlık tarafından sunulan görüşte; temyiz isteminin

reddine ilişkin kararın yasal süre içinde temyiz edildiği, temyiz talebinin

reddine dair ilk derece mahkemesi kararının mahkemeye erişim hakkının özünü etkileyip

etkilemediği hususunda takdirin Anayasa Mahkemesinde olduğu ifade edilmiştir.

B. Değerlendirme

32.Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar

başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

33. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Hakkın Kapsamı ve

Müdahalenin Varlığı

34. Anayasa'nın 36. maddesinin birici

fıkrasında, herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada

bulunma ve savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye

erişim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün

bir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adil

yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf

olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma

hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'yi

yorumlayan AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye

erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd.

Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017,§ 34).

35. Mahkemeye erişim hakkı bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına gelmektedir (Özkan Şen,

B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

36. Öte yandan mahkemeye erişim hakkı ilk derece mahkemesine dava

açma hakkının yanı sıra itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına

başvurma imkânı tanınmış ise anılan yollara başvurma hakkını da içerir (Ali Atlı, B. No: 2013/500, 20/3/2014, § 49).Bu hak, suç isnadına ilişkin uyuşmazlıklarda da

uygulanabilir bir haktır. Bu bağlamda mahkemeye erişme hakkı, hakkında suç

isnadı bulunan bir kimsenin bu isnat hakkında bir mahkeme tarafından bu isnadın

yerinde olduğu ya da olmadığı yönünde bir karar verilmesini isteme; itiraz,

istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına başvurma imkânı tanınmış ise anılan

yollara başvurma hakkını da içerir.

37. Mahkeme kararlarının hukuka uygun olup olmadığına yönelik

uyuşmazlığın çözümlenmek üzere bir yargı makamı önüne taşınması “kanun yolu”na başvurma olarak nitelendirilmektedir. Anayasa'nın

36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, bir temel hak olmanın

yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve

bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Adil yargılanma

hakkı bir mahkeme kararına karşı üst yargı yollarına başvurabilmeyi güvence

altına almamakla birlikte gerek suç isnadına bağlı yargılamalarda gerekse

medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin yargılamalarda istinaf veya temyiz gibi

kanun yollarına başvurma imkânı tanınmış ise bu kanun yolları yönünden de adil

yargılanma hakkı kapsamındaki güvencelerin sağlanması gerekir.

38. Somut olayda ilk derece mahkemesi kararına karşı yapılan

temyiz başvurusunun süre aşımından reddedilmesi nedeniyle başvurucunun

mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahalenin bulunduğu görülmektedir.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

39. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca

Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

40. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.

41. Bu sebeple müdahalenin somut başvuruya ilişkin olarak

Anayasa’nın 13. maddesinde düzenlenmiş olan kanun tarafından öngörülme, haklı

bir sebebe dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup

olmadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

42. Başvurucunun ilk derece mahkemesi kararına karşı yaptığı

temyizin hükmün tefhiminden bir haftalık temyiz süresinin geçirildiği

gerekçesiyle reddedilmesine ilişkin ek kararın 1412 sayılı mülga Kanun'un 310.

maddesine dayandığı görülmektedir. Bu kapsamda somut olayda başvurucunun

mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğu

anlaşılmıştır.

ii. Meşru Amaç

43. Yargısal başvuruların bir süreye bağlanmasının meşru

amacının ne olduğu hususu benzer nitelikteki başvurularda Anayasa Mahkemesi

tarafından incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi bu incelemelerinde, kanun yolu

başvurularında süre koşulu öngörülmesinin en genel ifadesiyle hukuki güvenlik

ve istikrarın sağlanması şeklinde bir meşru amacının bulunduğuna işaret etmiştir

(Daha ayrıntılı değerlendirme için bkz. Ertuğrul

Dalbaş, B. No: 2014/7805, 25/10/2017, §

59).

iii. Ölçülülük

(1)Genel İlkeler

44. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye

erişim hakkı mutlak olmayıp sınırlamalara konu olabilir. Ancak Anayasa'nın 13.

maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi uyarınca anılan sınırlamaların mahkemeye

erişimi imkânsız hâle getirmemesi ya da aşırı derecede zorlaştırmaması gerekir.

Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen hukuki veya fiilî sınırlamalar

mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan

Şen, § 52).

45. Yargısal başvuruların birtakım usul kurallarına tabi

kılınması tek başına mahkemeye erişim hakkını zedelemez. Bununla birlikte

yargısal başvuru usullerinin belirli ve öngörülebilir olması gerekir. Dava

açılmasına veya diğer kanun yollarına başvurulmasına ilişkin dilekçelerin

yetkili mahkemelere sunulma yöntemine dair kanuni veya fiilî belirsizliklerin

bulunması, kişilerin mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir.

46. Öte yandan mahkemelerin dilekçelerin sunulması yöntemine

ilişkin usul kurallarını uygularken kişilerin mahkemeye erişimlerini

engelleyecek veya aşırı derecede zorlaştıracak ölçüde aşırı şekilcilikten

kaçınmaları gerekir. Ayrıca mahkemelerin iç işleyişlerine ilişkin süreçlerdeki

aksama ve hatalardan kaynaklanan sorumluluk, yargısal koruma talep eden

bireylere yüklenmemelidir. Bu bakımdan yargısal başvurulara dair dilekçelerini

ilgili mevzuatta öngörülen usule uygun olarak yetkili yargı merciine sunan

kişilerin kendilerine atfedilemeyen ve tamamen mahkemelerin iç işleyişinden

kaynaklanan hata ve aksamalardan sorumlu tutularak mahkemeye erişimlerinin

engellenmesi bu hakka yapılan müdahaleyi ölçüsüz kılabilir. Özellikle kanun

yoluna başvurma yönündeki istek ve iradesini ortaya koymuş olan (süre tutum

dilekçesi veren) başvurucular yönünden bu tür müdahaleler, Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlaline sebep

olabilir.

(2) İlkelerin Olaya

Uygulanması

47. Somut olayda, Batman 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2/12/2013

tarihli kararı başvurucu ve müdafiinin yüzüne karşı

verilmiştir. Anılan karar, başvurucu müdafii

tarafından 9/12/2013 tarihinde güvenli elektronik imza ile imzalanarak UYAP

üzerinden ilk derece mahkemesine elektronik ortamda gönderilen dilekçeyle

temyiz edilmiştir. İlk derece mahkemesi, fiziki evrak üzerinde bulunan

10/12/2013 tarihli hâkim havalesini esas alarak temyiz istemini, süresinde

yapılmadığı gerekçesiyle reddetmiştir.

48. Anılan karar, Yargıtay 8. Ceza Dairesince sanık ve müdafiinin yüzüne karşı 2/12/2013 tarihinde tefhim olunduğu

ve hükmün bir haftalık süre geçtikten sonra 10/12/2013 tarihinde temyiz

edildiği gerekçesiyle onanmıştır. 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesinde; temyiz

edilen kararlar hakkında 1412 sayılı mülga Kanun'un 322. maddesinin dördüncü,

beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere 305 ila 326. maddelerinin

uygulanacağı belirtilmiştir. Bu düzenlemeye göre temyiz talebi, hükmün

tefhiminden bir hafta içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya

zabıt kâtibine yapılacak beyanla olur. 5271 sayılı Kanun'un 38/A maddesinin (2)

numaralı fıkrasında ise kanunlarda gösterilen istisnalar hariç olmak üzere

dosyaların güvenli elektronik imza kullanılarak UYAP'tan

incelenebileceği ve her türlü ceza muhakemesi işleminin yapılabileceği

belirtilmiştir.

49. Anılan düzenlemelere göre dosyanın temyiz incelemesi için

merciine gönderilmesi gerekirken adliyenin iç işleyişinden kaynaklanan

sebeplerden dolayı fiziki evrak üzerinde bulunan 10/12/2013 tarihli hâkim

havalesi nazara alınarak sanık müdafii tarafından

yapılan temyizin süre yönünden reddine karar verilmiş; anılan karar aynı

gerekçeyle onanmıştır.

50. Başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar çerçevesinde söz

konu karara yönelik olarak süresinde temyiz talebinde bulunulup bulunulmadığına

ilişkin hiçbir araştırma yoluna gidilmeksizin ya da değerlendirmede

bulunulmaksızın hâkim havale tarihinden itibaren temyiz süresi başlatılmıştır.

Mevzuatta güvenli elektronik imzayla ilgili öngörülen kurallara açıkça aykırı

şekilde yapılan bu yorumun başvurucunun mahkemeye erişimini aşırı derecede

zorlaştırdığı değerlendirilmiştir. Dolayısıyla başvurucunun mahkemeye erişim

hakkına yönelik müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna varılmıştır.

51. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

52. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

53. Başvurucu, 5.000 TL manevi tazminata ve yeniden yargılama

yapılmasına karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

54. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

55. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Yargıtay 8. Ceza

Dairesine (E.2014/20447, K.2014/25705) gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

56. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğu

sonucuna varıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir

57. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkı kapsamında

mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılama yapılmak üzere Yargıtay 8. Ceza Dairesine (E.2014/20447,

K.2014/25705) GÖNDERİLMESİNE,

D. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

22/2/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Recai AKYEL

Raportörler

:

Ayhan KILIÇ

Akif

YILDIRIM

Başvurucu

:

Hasan İŞTEN

Vekili

:

Av. Ahmet

ÖZTEKİN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/1950, 22 Şubat 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  13. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  14. C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkı kapsamında
  15. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Yıldırım
  18. Kömürcü
  19. Akıncı
  20. Yıldırım
  21. Öztekin
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/1950
Tarih
22 Şubat 2018

İlgili Kararlar

  • Vedat Ayar Başvurusu (B. No: 2014/12721)
  • Caziye İnal Başvurusu (B. No: 2014/9888)
  • Mehmet Çolakoğlu Başvurusu (B. No: 2014/15355)
  • Hüseyin Şahin Başvurusu (B. No: 2014/10262)
  • Hüseyin Demir Başvurusu (B. No: 2014/5310)
  • Kıvılcım Erpolat Başvurusu (B. No: 2015/4998)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.