İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hasibe Duluklu Başvurusu (B. No: 2014/10249)

1. Başvuru, müdafiliğe ilişkin hakları hususunda

Başvuru No2014/10249Tarih13 Nisan 2016Okuma18 dk · 3.676 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hasibe Duluklu Başvurusu

Karar tarihi
13 Nisan 2016
Başvuru Numarası
2014/10249
R.G. Tarih ve Sayı
28/4/2016-29697
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.676 kelime·18 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, müdafiliğe ilişkin hakları hususunda

bilgilendirilmemesi, tanıkların ve mağdurenin Mahkeme

tarafından dinlenilmemesi ve bu kişilere soru sorulamaması, eksik soruşturmaya

dayalı mahkûmiyet hükmü kurulması ve delillerin değerlendirilmesinde hata

yapılması nedenleriyle müdafi yardımından yararlanma, tanık sorgulama ve

yargılamanın hakkaniyete uygun görülmesi haklarının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 19/6/2014 tarihinde Kozan Ağır Ceza Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 27/2/2015, başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 2/9/2015 tarihinde tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 14/10/2015 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

26/10/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık

görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi vasıtasıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. E.D. isimli kişinin 31/8/2010 tarihinde evinde darbedilmesiyle ilgili hazırlanan polis tutanağına göre mağdure, tanımadığı bir erkeğin kendisine saldırdığını

söylemiştir.

9. Sevk edildiği Kozan Devlet Hastanesinde polisler tarafından

tırnak örneklerinin ve parmak izlerinin alınması esnasında mağdure

E.D., gelini olan başvurucunun ağzını tuttuğunu, bir erkeğin de kendisine

vurduğunu beyan etmiştir.

10. Başvurucu 31/8/2010 tarihli ifadesinde, mağdureyi

en son olaydan bir gün öne gördüğünü söylemiş ve suçlamayı kabul etmemiştir.

11. Tanıklar H.K. ve A.Ö., çığlık sesi duymaları üzerine mağdurenin evine geldiklerini fakat kapıyı açamadıklarını, mağdurenin yerinden kalkamadığını ve kalkınca açabileceğini

belirttiğini, kapıdan çıktığında mağdurenin elinin ve

yüzünün kan içinde olduğunu, tanımadığı bir kişinin kendisini dövdüğünü

söylediğini ifade etmişlerdir.

12. Başvurucu, müdafisiyle birlikte Cumhuriyet savcısı önünde

verdiği 1/9/2010 tarihli ifadesinde suçlamaları reddetmiştir.

13. Mağdure E.D., 3/9/2010 tarihli

ifadesinde başvurucu ile geçmişe dayalı husumetlerinin olmadığını fakat

yaralama olayından bir gün önce başvurucuyla sözlü olarak tartıştıklarını,

olayın şoku ile gelen komşularına saldıran kişiyi tanımadığını söylediğini, Kozan'da

kendine biraz geldikten sonra ise darbedilmesi

esnasında gelini olan başvurucunun ağzını kapattığını hatırladığını, başka hiç

kimseden şüphelenmediğini, gelininden ve darbeden diğer kişiden şikâyetçi

olduğunu belirtmiştir.

14. Tanık A.A., Cumhuriyet savcısı önündeki 23/9/2010 tarihli

ifadesinde polis ve komşuların gelmesiyle olayı öğrendiğini, hastaneye giden

ambulansta kendisinin de bulunduğunu; mağdurenin,

gelini olan başvurucunun ağzını tuttuğunu ve maskeli bir erkeğin kendisini bu

hâle getirdiğini söylediğini, olay akşamı başvurucu ile mağdure

arasında kendisinin bilmediği bir münakaşanın yaşanmış olduğunu belirtmiştir.

15. Mağdure E.D., Saimbeyli Cumhuriyet

Savcılığına 28/9/2010 tarihli bir dilekçe vererek olayın şoku ile ne

söylediğini ve neden şikâyetçi olduğunu bilmeden yaralanmasına neden olan

kişinin başvurucu olduğunu belirttiğini fakat başvurucunun kendisini darbetmediğini ve şikâyetinden vazgeçtiğini ifade etmiştir.

16. Cumhuriyet savcısı, dilekçe tarihinde mağdure

E.D.nin ifadesini de almıştır. E.D. ifadesinde ise

olay gecesinde kapıyı kilitlediğini ve anahtarı boynundaki ipe bağladığını,

kapıyı sürgülediğini fakat mutfak penceresinin açık olduğunu, olay sırasında

başvurucunun ağzını tuttuğunu ve tanımadığı bir erkeğin kendisine vurduğunu,

başvurucuyla öncesinde bir kez tartıştıklarını, bir kez de kendisini sözlü

olarak uyardığını belirtmiştir. Mağdure devamında

yaşlı olduğu, yalnız yaşadığı ve çocuklarıyla uğraşmak istemediği

gerekçeleriyle şikâyetini geri almıştır.

17. Yaralama olayı sonrasında düzenlenen 31/8/2010 tarihli

raporda, mağdurenin hayati tehlikesinin bulunduğu ve

kesin raporun mağdurenin sevk edildiği hastane

tarafından verileceği belirtilmiştir.

18. Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp

Polikliniğinde görevli adli tıp uzmanınca düzenlenen 6/9/2010 tarihli raporda

yaralanmanın mağdurun yaşamını tehlikeye uğrattığı, basit bir tıbbi müdahale

ile giderilemeyeceği, kemik kırığının bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

19. Saimbeyli Cumhuriyet Savcılığı 22/3/2011 tarihinde,

başvurucu hakkında beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olan

mağdureyi basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyecek

biçimde ve yaşamını tehlikeye sokar şekilde yaralama suçundan iddianame

düzenlemiştir.

20. (Kapatılan) Saimbeyli Asliye Ceza Mahkemesinde görülen

davanın 7/7/2011 tarihli ilk duruşmasında başvurucuya, müdafi seçme ya da

görevlendirilmesini istemek ve susma hakkı da dâhil olmak üzere kanunun

şüphelilere/sanıklara tanıdığı haklar hatırlatılmıştır. Başvurucu, savunmasını kendisinin

yapacağını belirtmiş; suçlamaları kabul etmemiş ve önceki ifadelerinin

kendisine ait olduğunu söylemiştir.

21. Saimbeyli Asliye Ceza Mahkemesi, mağdurun beden ve ruh

itibarıyla kendisini savunabilecek durumda olup olmadığına dair rapor aldırtmıştır.

Dr. Ekrem Tok Adana Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 30/11/2011 tarihli

raporunda, mağdure E.D.nin

davaya konu suç bakımından ruhsal açıdan kendisini savunamayacağı ve telkine

yatkın olduğu tespitine yer verilmiştir.

22. Mağdure E.D., kendisine tebligat

yapılmasına rağmen herhangi bir duruşmada hazır bulunmamış ve Mahkeme huzurunda

dinlenmemiştir.

23. Saimbeyli Asliye Ceza Mahkemesi 9/12/2012 tarihli ve

E.2011/15, K.2012/8 sayılı kararıyla başvurucunun yaralama suçundan sonuç

olarak 4 yıl 2 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmetmiştir. Mahkeme

kararının ilgili kısımları aşağıdaki gibidir:

"YARGILAMA, KANITLARIN

DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

... yapılan yargılaması neticesinde, tüm dosya

kapsamından olaya dair görgüye dayalı bilgisi bulunan tanık bulunmadığı

anlaşılmış olup yargılamayı sürüncemede bırakmamak amacı ile tanıkların

soruşturma aşamasında mevcut beyanları ile yetinilmekle tanıklar mahkememizce

yeniden dinlenmemişlerdir.

Her ne kadar olaya dair görgüye dayalı bilgi

sahibi olan tanık bulunmamakta ise de Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca

mağdurun ilk beyanına üstünlük tanınması gerekeceği ve mağdurun sanık Hasibe Dulukluya suç atmak

amacını gerektirir nitelikte aralarında herhangi bir husumetin bulunmadığı ve

tarafların akrabalık ilişkileride dikkate

alındığında, her ne kadar müşteki C. Savcılığı huzurunda tespit edilen

beyanında sanıktan şikayetçi olmadığını beyan etmiş ise de söz konusu beyanında

dahi eylemi gerçekleştiren kişinin gelini Hasibe

olduğunu, ancak kendisi ile kötü olmak istemediği için artık şikayetçi

olmadığını beyan ettiği ve atılı suçun kovuşturmasının şikayet şartına bağlı

olmadığı nazara alınarak yargılamaya devam olunmuş ve müştekinin baştan beri

tutarlı ve birbiri ile çelişmeyen beyanlarına itibar edilmiştir.

...

... Doktor Ekrem Tok Adana Ruh Sağlığı

Hastalıkları ... hastanesince tanzim edilen 30.11.2011 tarihli sağlık raporunda

mağdura Senilite tanısı konularak kişinin ruh

bakımından kendisini savunamayacak durumda olduğunun ifade edildiği

anlaşılmıştır.

Yukarıda mevcut açıklamalar ve mahkememizce

yapılan yargılama ve hukuksal değerlendirme neticesinde sanık Hasibe Duluklu'nun ruh bakımından

kendisini savunamayacak durumda olan ve üst soyu sayılan mağdur

(kayınvalidesi)'a karşı diğer asli fail kimliği belirlenemeyen şahıs ile

birlikte fikir ve eylem birliği içerisinde mağdureyi

tutmak suretiyle savunmasının hale getirerek yaralama suçu bakımından kanunda

sayılan unsurları gerçekleştirdiği ... anlaşılmış olup, ..."

24. Başvurucu, mağdurenin ifadesinde

çelişkiler bulunduğu, ifadelerin istikrarlı olduğu değerlendirmesiyle ceza

verilmesinin yerinde olmadığı, eylemi gerçekleştirenin başvurucu olduğunu nasıl

anladığının (yüzünü mü gördüğü ya da sesinden mi tanıdığı) mağdureye

sorulması ve olay yerinde keşif yapılması gerektiği; suçun sübutunda, cezanın

tayininde ve vekilliğin tespitinde hata yapıldığı gerekçeleriyle kararı temyiz

etmiştir.

25. Yargıtay 3. Ceza Dairesi 7/5/2014 tarihli ve E.2013/29885,

K.2014/17864 sayılı ilamıyla İlk Derece Mahkemesi hükmünü onamıştır.

26. Yargıtay ilamı 5/6/2014 tarihinde Mahkeme Kalemine

dönmüştür.

27. Başvurucu 19/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

28. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama"

kenar başlıklı 87. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısımları

şöyledir:

"(1) Kasten yaralama fiili, mağdurun;

...

d) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,

...

Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre

belirlenen ceza, bir kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, ... üçüncü fıkraya

giren hallerde beş yıldan az olamaz."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 13/4/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

30. Başvurucu, yasal zorunluluk olmasına rağmen Mahkeme

aşamasında kendisine müdafi tayin edilmediğini ve bu yöndeki iradesinin

sorulmadığını, müdafi hakkına dair meşruhatlı çağrı

kâğıdının kendisine tebliğ edilmediğini, yaralamanın hayati tehlike oluşturup

oluşturmadığına dair Adli Tıp Kurumundan rapor alınmadığını, detaylı sorgusunun

yapılmadığını, Mahkemenin soruşturma aşamasındaki ifadesiyle yetinerek mağdureyi dinlemediğini, mağdurenin

beyanları arasındaki çelişkiyi gidermediğini, ilk olarak olaya müdahale eden

tanıklar A.Ö. ile H.K.nin ve olaya ilişkin tutanak

hazırlayan polislerin Mahkemece dinlenilmediğini, tanıklara ve mağdureye soru sorma imkânı tanınmadığını, soruşturma

aşamasında toplanan delillerle yetinildiğini, savunma haklarının

kısıtlandığını, kamu tanıklarının beyanlarına itibar edilmediğini, olay yerinin

yeterince incelenmediğini, mağdurenin telkine açık

olduğuna dair raporun dikkate alınmadığını, mahkûmiyetine yetecek delil

bulunmadığını, şüpheden sanık yararlanır ilkesine aykırı biçimde

cezalandırıldığını belirterek adil yargılanma hakkının ve masumiyet karinesinin

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

31. Başvurucu; bu nedenlerle yargılamanın yenilenmesine, cezanın

infazının tedbiren durdurulmasına ve uygun bir

tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının; adil yargılama

hakkı kapsamında ve müdafiye ilişkin hakları hususunda bilgilendirilmediğine

yönelik iddiası bakımından müdafi yardımından yararlanma hakkı, duruşmada

dinlenilmemeleri nedeniyle tanıklara ve mağdureye

soru soramadığına yönelik iddiası bakımından tanıkları sorgulama hakkı, diğer

iddiaları bakımından ise yargılamanın hakkaniyete uygun görülmesini isteme

hakkı başlıkları altında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

a. Müdafi Yardımından

Yararlanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

33. Başvurucu, yasal zorunluluk bulunmasına rağmen müdafi

hakkına ilişkin meşruhatlı çağrı kâğıdının kendisine

tebliğ edilmediğini, kovuşturma aşamasında müdafi atanmadığını ve bu yönde

talebi olup olmadığının sorulmadığını ileri sürmüştür.

34. Bakanlık yazısında, bu hususta bir görüş belirtilmemiştir.

35. Başvurucunun yukarıdaki iddialarını temyiz aşamasında dile

getirmediği görülmüş ise de aşağıdaki gerekçelerle bu yönde bir inceleme

yapılmasına gerek görülmemiştir.

36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve

incelenmesi" kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Mahkeme, … açıkça

dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir."

37. Suç isnadı altında bulunan kişinin gerekirse resen atanan

bir avukat tarafından etkili bir şekilde savunulma hakkı, adil yargılanma

hakkının temel özelliklerinden biri olmakla birlikte mutlak bir hak niteliği

taşımamaktadır. Adaletin gereklerinin sanığın müdafi ile temsilini zorunlu

kılması hâlinde devletlerin başkaca bir koşul öne sürmeksizin müdafi

görevlendirme konusunda kendilerinden beklenen yükümlülüğü yerine getirmesi

gerekir (Bayram Siviş,

B. No: 2014/5844, 5/11/2014, §§ 29, 30).

38. Şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan

avukatı olan müdafi ile temsil edilme hakkının bir gereği olarak 4/12/2004

tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 150. maddesinin (3) numaralı

fıkrası uyarınca alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren

suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada, şüpheli veya sanık için

istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir. Aynı Kanun'un 150. maddesinin

(1) numaralı fıkrası gereğince de şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek

durumda olmadığını beyan ederse istemi hâlinde bir müdafi görevlendirilir.

Dolayısıyla 5271 sayılı Kanun, yasal zorunluluk dışındaki hâllerde müdafi yardımından

yararlanmak için suç isnadı altındaki kişinin talebini aramıştır.

39. Somut olayda başvurucuya, isnat edilen suçun alt sınırı beş

yıldan fazla hapis cezasını gerektirmediğinden zorunlu müdafi atanması

gerekmemektedir. Ayrıca başvurucu, Savcılık ifadesini müdafiiyle

birlikte vermiş; kovuşturma aşamasında başvurucuya müdafiden yararlanma hakkı

ve susma hakkı da dâhil olmak üzere kanunun şüphelilere/sanıklara tanıdığı

haklar hatırlatılmıştır. Başvurucu, müdafi talep etmemiş ve savunmasını kendisi

yapmıştır (bkz. §§ 12, 20).

40. Bu itibarla meşruhatlı davetiyenin

tebliğ edildiğine dair bir evraka rastlanılmamış ise de başvuruya konu olayda

resen müdafi atanmasının gerekmemesi, duruşmada başvurucuya müdafiye ilişkin

haklarının hatırlatılması ve başvurucunun kendi savunmasını yapmayı tercih

etmesi dikkate alındığında adil yargılanma hakkı bakımından bir eksikliğin

oluştuğu söylenemez.

41. Açıklanan nedenlerle başvurucunun iddiasının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Tanık Sorgulama

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

42. Başvurucu, tanıkların ve mağdurun Mahkeme huzurunda

dinlenmediğini ve bu kişileri sorgulayamadığını ileri sürmüştür.

43. Bakanlık yazısında 5271 sayılı Kanun'un 235. maddesinde

dilekçelerinde veya tutanağa geçirilen beyanlarında belirttikleri adrese

çıkartılan çağrıya rağmen gelmeyen kimseye yeniden tebligatta

bulunulmayacağının düzenlendiği, kendisine tebligat yapılan mağdurenin

duruşmaya katılmadığı, gerekçeli kararda yargılamada sürüncemede bırakmamak

amacıyla olaya dair görgüsü bulunmayan iki tanığın soruşturma aşamasındaki

beyanlarıyla yetinildiğinin açıklandığı, başvurucunun veya müdafiinin

yargılama aşamasında tanık veya mağdurenin

dinlenmesine yönelik bir talebinin bulunmadığı, başvurucunun delillerini ve

iddialarını sunma fırsatı bulamadığına ve yargılamaya etkin olarak katılma

imkânının elinden alındığına dair bir bulguya rastlanılmadığı belirtilmiştir.

44. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek

için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

45. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel

başvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu

ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve

yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce

tüketilmiş olması gerekir."

46. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği olarak

öncelikle olağan başvuru yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca

başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve

süresinde yetkili idari ve adli mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu

konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması, aynı

zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş

olması gerekir (Bayram Gök, B.

No: 2012/946, 26/3/2013, §§ 18, 19).

47. Bu itibarla olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler

önünde dile getirilmeyen iddialar, bireysel başvuruya konu edilemeyeceği gibi

genel mahkemelere sunulmayan yeni bilgi ve belgeler de Anayasa Mahkemesine

sunulamaz (Bayram Gök, § 20).

48. Başvurucu, İlk Derece Mahkemesi önünde sürülen yargılama

safhasında tanıkları ve mağdureyi sorgulamak

istediğine dair herhangi bir talepte bulunmamış ancak temyiz dilekçesinde mağdurenin olayı gerçekleştirenin kendisi olduğunu nasıl

anladığının Mahkeme tarafından araştırılmadığını ileri sürmüştür (bkz. § 24).

Bu nedenle mağdure dışındaki tanıklar hariç olmak

üzere başvurucunun iddialarını en azından öz olarak dile getirdiğinin ve

incelemenin kapsamının mağdureye soru sorma hakkıyla

sınırlı olduğunun kabulü gerekir.

49. Dolayısıyla açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Hakkaniyete Uygun

Yargılama Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

50. Başvurucu; mahkûmiyetine yeter delil bulunmadığını, eksik

soruşturmaya dayalı mahkûm edildiğini, kamu tanıklarının beyanlarına itibar

edilmediğini, delillerin takdirinde hataya düşüldüğünü ileri sürmüştür.

51. Yargılamanın hakkaniyete uygun görülmesi hakkı kapsamında

incelenecek olaniddialara ilişkin yapılacak

değerlendirmenin tanık sorgulama hakkı altında ulaşılacak sonuçla yakından

bağlantılı olduğu görüldüğünden bu başlığın kabul edilebilirliğinin esasa

yönelik yapılacak değerlendirmenin ardından ele alınması gerekir.

2. Esas Yönünden

52. Başvurucu tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

53. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın

yürütülebilmesi için "silahların eşitliği" ve "çelişmeli

yargılama" ilkeleri ışığında, taraflara iddialarını sunmak hususunda uygun

olanakların sağlanması şarttır. Taraflara tanık delili de dâhil olmak üzere delillerini

sunma ve inceletme noktasında uygun imkânların tanınması gerekir. Bu anlamda

delillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsizlik iddialarının da

yargılamanın bütünü ışığında değerlendirilmesi gerekir (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt

Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi,

B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 27).

54. Anayasa’nın 36. maddesinde adil yargılanma hakkının kapsamı

düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin, Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Adil

yargılanma hakkı" kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesinde

belirlenmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

22).

55. Bir ceza yargılamasında sanığın aleyhine olan tanıkları

sorguya çekme veya çektirme, lehine olan tanıkların da aleyhine olan tanıklarla

aynı koşullar altında davet edilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını

isteme hakkı Sözleşme'nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d) bendi

kapsamında düzenlenmiştir. Bu nedenle başvurucunun mağdurenin

Mahkeme huzurunda dinlenilmediği ve mağdureye soru

soramadığı yönündeki iddiasının Anayasa'nın 36. ve Sözleşme'nin 6. maddesinin

(3) numaralı fıkrasının (d) bendi kapsamında değerlendirilmelidir.

56. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta

ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

57. Sözleşme'nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d) bendi

şöyledir:

"(3) Bir suç ile itham

edilen herkes aşağıdaki asgari haklara sahiptir:

...

d) İddia tanıklarını sorguya çekmek veya

çektirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında

davet edilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını istemek;"

58. Sözleşme'nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d)

bendi, hakkında suç isnadı bulunan kişiye iki hak sağlamaktadır. Bu hakların

ilki, aleyhine olan tanıkları çapraz sorgulama, diğer bir deyişle iddia

tanıklarını aleni duruşmada çelişmeli bir biçimde sorgulama hakkı; ikincisi ise

kendi tanıklarının da iddia tanıkları ile eşit şartlar altında davet edilmesi,

dinlenmesi ve böylece silahların eşitliğinin sağlanması hakkıdır (Ali İlhan Bayar, B. No: 2013/725,

19/11/2014, § 36).

59. "Tanık" kavramı, özerk bir anlama sahiptir ve

duruma göre suç ortaklarını, mağdurları veya bilirkişiyi kapsayabilir. Bu

bakımdan beyanları mahkeme tarafından dikkate alınan kişiler, tanık olarak

kabul edilmelidir (Az. M., B. No:

2013/560, 16/4/2015, § 52).

60. Kovuşturma sırasında bütün kanıtların tartışılabilmesi için

kural olarak bu kanıtların aleni bir duruşmada ve sanığın huzurunda ortaya

konması gerekir. Bu kuralın istisnaları olmakla birlikte eğer bir mahkûmiyet

sadece veya belirli ölçüde sanığın soruşturma veya yargılama aşamasında

sorgulama veya sorgulatma imkânı bulamadığı bir kimse tarafından verilen

ifadelere dayandırılmış ise sanığın hakları adil yargılanmanın güvenceleriyle

bağdaşmayacak ölçüde kısıtlanmış olur. Olayın tek tanığı varsa ve sadece bu

tanığın ifadesine dayanılarak hüküm kurulacak ise bu tanık, duruşmada

dinlenmeli ve sanık tarafından sorgulanmalıdır. Bu tanığın, sanığın

sorgulamadığı bir dönemde alınan önceki ifadesine dayanılarak mahkûmiyet kararı

verilemez (Atila Oğuz Boyalı, B.

No: 2013/99, 20/3/2014, § 46).

61. Sanığın hakkında gerçekleştirilen ceza yargılaması sürecinde

tanıklara soru yöneltebilmesi, onlarla yüzleşebilmesi ve tanıkların

beyanlarının doğruluğunu sınama imkânına sahip olması, adil bir yargılamanın

yapılabilmesi bakımından gereklidir. Böylelikle sanık, aleyhindeki tanık

beyanlarının zayıf/itibar edilmez noktalarını ortaya koyup çelişmeli yargılama

ilkesine uygun olarak onların güvenilirliğini huzurda sınayabilecek, tanığın

inandırıcılığı ve güvenilirliği bakımından sorduğu sorularla kendi lehine

sonuçlar ortaya çıkartabilecek ve yargılamayı yapan mahkemenin uyuşmazlık

konusu olayı sadece beyanda bulunan kişinin ya da iddia makamının ileri sürdüğü

şekliyle değil, savunmanın argümanlarıyla da algılamasını sağlayabilecektir (Az. M., § 55).

62. Tüm delillerin sanığın huzurunda ortaya konulması gerekmekle

birlikte bu şart, uyuşmazlık konusu kovuşturmanın öncesinde ya da haricinde

alınan ifadelerin katiyetle delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde

anlaşılamaz. Tanık ifadelerinin okunulmasıyla yetinilmesi kimi durumlarda,

sanık aleyhinde beyanda bulunan kişilerin mahkeme huzurunda dinlenmesini

imkânsız kılacak bir zorunluluktan (ölüm, adresin tespit edilememesi vs.)

kaynaklanabilmektedir. Dolayısıyla savunma haklarına saygı gösterilmek kaydıyla

bu ifadelerin yargılamada kullanılması, adil yargılanma hakkına ve özelde

tanıkları sorgulama veya sorgulatma hakkına aykırılık teşkil etmez (Levent Yanlık, B.No: 2013/1189, 18/11/2015, § 74).

63. Somut bir yargılama öncesinde veya yargılamanın haricinde

elde edilen tanık ifadelerinin delil olarak kabulünün yargılamanın adilliğine

zarar verip vermediğini değerlendirmek için iki aşamalı bir test

uygulanmalıdır. İlk olarak tanığın mahkemede hazır edilmemesi, geçerli bir

nedenin mevcudiyetine dayanmalıdır. İkinci olarak ise okunmasıyla yetinilen

ifadenin karara götüren tek ya da belirleyici kanıt olması hâlinde savunma

haklarının adil yargılanmanın gerekleriyle bağdaşmayacak ölçüde sınırlandırılıp

sınırlandırılmadığının değerlendirilmesi gerekir (Levent Yanlık, § 75).

64. Yukarıdaki değerlendirme yapılırken "geçerli neden" şartı, öncelikli

olarak gözetilmelidir. Çünkü tek veya yegâne ispat unsuru olmasa dahi ifadesi

hükme esas alınan bir tanığın geçerli bir neden olmaksızın duruşmada

dinlenilmemesi tek başına adil yargılanma hakkına aykırılık oluşturabilir. Kamu

makamları bu nedenle ifadesi hükme dayanak yapılacak tanıkların duruşmada hazır

edilmesi için makul bir çaba sergileme yükümlülüğü altındadır (Levent Yanlık, § 76).

65. Yukarıdaki hususların yanı sıra hükme esas alınan bir tanık

ifadesinin görülen dava bakımından "açıkça

ilgisiz olması ya da ihtiyaç haricinde kalması" hâllerinde bu

tanığın dinlenilmemesi durumu adil yargılanma hakkına bir aykırılık teşkil

etmez (Benzer yöndeki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları için bkz. Khodorkovskiy ve Lebedev/Rusya,

B. No: 11082/06, 13772/05, 25/7/2013, § 717; Cevat

Soysal/Türkiye, B. No: 17362/03, 23/9/2014, § 77).

66. Mağdurenin kimin tarafından

yaralandığını gören herhangi bir tanığın bulunmaması, olay yerine gelen ilk

tanıkların mağdurenin kendilerine tanımadığı bir kişi

ya da bir erkek tarafından darbedildiğini söylediğini

belirtmeleri ve Mahkemenin gerekçeli kararında mağdurenin

başvurucuyu suçlayıcı nitelikteki beyanlarına dayanılarak hüküm kurulması

hususları dikkate alındığında (bkz. §§ 8, 11, 15, 23) mağdurenin,

başvurucunun soru sormasına olanak tanır biçimden duruşmada dinlenmesinin

davayla açıkça ilgisiz olduğu veya ihtiyaç haricinde kaldığı söylenemez.

67. Mağdurenin duruşmada hazır

edilmemesinin adil yargılanma hakkına uygunluğu yönünden yapılacak

değerlendirme kapsamında ilk olarak geçerli bir nedenin bulunup bulunmadığı

incelenmelidir.

68. Bakanlık yazısında, yapılan tebligata rağmen mağdurenin duruşmaya gelmediği ve mezvuat

hükmü uyarınca bu durumlarda tekrar bildirim yapılmasına gerek olmadığı ifade

edilmiştir. Bununla birlikte başvuruya konu uyuşmazlığın çözümü açısından

taşıdığı önem itibarıyla sadece yapılan tebligata uymamış olması mağdurenin duruşmada dinlenmemesi ve böylelikle

başvurucunun soru yöneltme hakkından mahrum bırakılmasını haklı gösterecek

geçerli bir neden teşkil etmeyeceği açıktır. Hazır edilmemesinin olumsuz

sonuçlarının mağdure üzerinde değil de yargılamada

sanık konumunda olan başvurucu üzerinde gerçekleşecek olması da tebligat

yapılmış olmasının mağdurenin duruşmada

dinlenmemesini haklı kılmadığı sonucunu desteklemektedir.

69. Mahkemenin, mağdurenin

dinlenilmesini sağlamaya yönelik başkaca bir çaba içine girmediği veya

duruşmaya getirilmemesinin hastalık gibi somut ve meşru bir sebebe dayandığına

dair bir açıklama getirmediği görülmektedir.

70. Yukarıda yer alan tespitler gözönüne

alındığında mağdurenin ifadesinin yargılamaya

etkisine ilişkin ilave bir değerlendirme yapılmasına gerek bulunmamakla

birlikte, somut olayın koşullarında bu beyanların esaslı delil niteliği

taşıdığı da açıktır.

71. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

72. Bu başlık altında ulaşılan sonuç dikkate alınarak

başvurucunun yargılamanın hakkaniyete uygun görülmesi hakkının ihlal edildiğine

dair iddiasının ayrıca incelenmesine gerek görülmemiştir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

73. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme

sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar

verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

74. Başvurucu yeniden yargılamaya karar verilmesi, cezasının

infazının tedbiren durdurulması ve uygun miktarda

tazminat talebinde bulunmuştur.

75. Somut olayda tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

76. İhlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılamasında hukuki yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden

yargılama yapılmak üzere Saimbeyli Asliye Ceza Mahkemesinin kapatılmasının

ardından dosyanın devredildiği Feke Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine

karar verilmesi gerekir.

77. Başvurucu tarafından tazminat talebinde de bulunulmuş olup

mevcut başvuruda Anayasa'nın 36. maddesinin ihlal edildiği tespit edilmiş

olmakla beraber tespit edilen ihlal sonucu yeniden yargılama yapılmasına karar

verildiği ve belirli bir miktar belirtmediği için tazminat taleplerinin reddine

karar verilmesi gerekir.

78. Başvurucunun infazın tedbiren

durdurulması talebine yönelik karar verilmesine gerek görülmemiştir.

79. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Müdafi yardımından yararlanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3. Yargılamanın hakkaniyete uygun görülmesi hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddiaya yönelik ayrı bir değerlendirme yapılmasına YER

OLMADIĞINA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan tanık

sorgulama hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin tanık sorgulama hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Feke

Asliye Ceza Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminata ilişkin taleplerin REDDİNE,

E. Başvurucunun infazın durdurulması talebine ilişkin karar

verilmesine YER OLMADIĞINA,

F. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet

Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

13/4/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Nuri

NECİPOĞLU

Erdal TERCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Okan

TAŞDELEN

Basvurucu

:

Hasibe DULUKLU

Vekili

:

Av. Göksel

YILDIRIM

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/10249, 13 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. "Yargılama, Kanıtların
  8. Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  9. B. İlgili Hukuk
  10. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Başvurucunun İddiaları
  12. B. Değerlendirme
  13. B. No: 11082/06, 13772/05, 25/7/2013, § 717; Cevat
  14. A. 1. Müdafi yardımından yararlanma hakkının ihlal edildiğine
  15. B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan tanık
  16. C. Kararın bir örneğinin tanık sorgulama hakkının ihlalinin
  17. E. Başvurucunun infazın durdurulması talebine ilişkin karar
  18. G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  19. H. Kararın bir örneğinin Adalet
  20. Necipoğlu
  21. Taşdelen
  22. Yıldırım
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/10249
Tarih
13 Nisan 2016

İlgili Kararlar

  • Meltem Sukan Başvurusu (B. No: 2013/9459)
  • Hakki Aslan Başvurusu (B. No: 2013/6145)
  • Münire Betül Cords ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/4820)
  • O.y. Başvurusu (B. No: 2013/6899)
  • İsmail Yıldırım ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/9332)
  • Fatma Nalan Akdoğan Başvurusu (B. No: 2013/3538)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.