İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hayrettin Turan Başvurusu (B. No: 2014/478)

1. Başvuru, terör olayı nedeniyle köyün terk etmeye mecbur

Başvuru No2014/478Tarih18 Mayıs 2016Okuma16 dk · 3.102 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hayrettin Turan Başvurusu

Karar tarihi
18 Mayıs 2016
Başvuru Numarası
2014/478
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.102 kelime·16 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, terör olayı nedeniyle köyün terk etmeye mecbur

kalınması sonucu 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden

Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvuru

neticesinde hükmedilen tazminat miktarı az bulunarak uyuşmazlık tutanağının

imzalanması üzerine açılan davanın süre aşımından reddedilmesi nedeniyle

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 2/1/2014 tarihinde Batman İdare Mahkemesi vasıtasıyla

yapılmıştır. Başvuru formları ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/10/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, Batman ili Gercüş ilçesi Poyraz köyünde ikamet

etmekte iken 1993 yılında artan terör olayları nedeniyle güvenlik gerekçesiyle

köyün boşaltıldığını iddia etmiştir.

6. Başvurucu 21/2/2005 tarihinde 5233 sayılı Kanun kapsamına

giren zararının karşılanması talebiyle Batman Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna

(Komisyon) başvurmuştur.

7. 22/10/2009 tarihli ve 2009/3-193 sayılı Komisyon kararında

"...köydeki bina ve eklentilerinin

bakımsızlıktan dolayı yıkıldığını ayrıca ayrıca

arazilerine ulaşamamaktan dolayı zarara uğradığını beyan etmiş ve bu zararının

tazminini talep etmiş ise de, bilirkişi heyetince yapılan keşif, tutulan

tutanaklar, Orman bilirkişi raporu ve dosyasında bulunan diğer bilgi ve

belgelerin değerlendirilmesi sonucu kişinin zirai arazisine ulaşamamaktan doğan

ayrıca bina ve eklentilerinin uğradığı zararlara karşılık TTM zararı ile ilgili

olarak İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünün ...yazısı esas

alınarak Komisyon takdiri ile; toplam 1.225 TL ödenmesine ..." karar

verilmiştir.

8. Komisyon kararı akabinde 5233 sayılı Kanun’un 12. maddesi

gereğince davet yazısı ile birlikte sulhname örneği

başvurucu vekiline gönderilmiştir.

9. Başvurucu vekili tarafından sulhname

tasarısı kabul edilmeyerek 15/1/2010 tarihli uyuşmazlık tutanağı imzalanmıştır.

10. Başvurucu, Komisyon kararında hükmedilen miktarın gerçek zararını

karşılamadığından bahisle Batman İdare Mahkemesinde dava açmıştır.

11. Mahkemenin 14/12/2012 tarihli ve E.2011/1787, K.2012/6265

sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir. Kararın ilgili kısımları

şöyledir:

"...Somut olayda, köye ilişkin kadastro

çalışmalarının 2009 yılında tamamlandığı,dosya

içeriğinde bulunan davacıya ilişkin zilyetlik belgesinde davacının

zilyetliğindeki taşınmazların belirtildiği, 27.08.2009 tarihli ziraat bilirkişi

raporunda 18.951,88-TL zarar tespit edildiği, İçişleri Bakanlığı, İller İdaresi

Genel Müdürlüğü' nün 05.03..2007 gün ve 1125 sayılı yazısına istinaden

düzenlenen hesaplama tablosunda ,se 14.672,26-TL zirai gelir hesabı yapıldığı

ancak bu miktarın da üzeri çizilerek 1.225,00 rakamı yazıldığı ve fakat bu

miktarın neye göre hangi yöntemle hesaplandığına ilişkin herhangi bir izahat de

yapılmadığı, bulunan bu rakamın dava konusu işlem ile davacıya teklif edilen

meblağ olduğu da gözönüne alındığında davacının

zilyetliğinde olduğu söylenen iki katlı evin ise hesaplamaya dahil edilmediği,

keşif ve bilirkişi incelemesine ilişkin keşif tutanaklarının ve keşif davet

yazılarının ve bu davet yazılarının tebliğine ilişkin evrakların dosyaya

sunulmamasına karşın dosya içeriğinde bulunan "Keşif ve Değerlendirme

Tutanağı" nda davacının evinin ve bu evin

yanında ağılının da %100 oranında zarara uğradığının değerlendirildiği, bahsi

geçen tutanakta da 18.951,88-TL zarar tespiti yapılmasına karşın bu miktarın da

üzerinin çizilerek 1.225,00 sayısının yazıldığıgörülmektedir.

Bu durumda usulüne uygun olarak tebliğ

edilecek duyuru üzerine mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmak

suretiyle 5233 sayılı Kanunun kapsamındaki tarihler arasında davacının

zilyetliğinde bulunan taşınmazların uğradığı zararların ve zirai arazilerine

ulaşamamaktan doğan zararlarının yine 5233 sayılı Kanun' da belirtilen usule

göre hesaplanarak ödenmesi gerekmekte olup bilirkişilerce hesaplanan zarar

miktarları üzerinden somut verilere ve belgelere dayanmaksızın yapılan

indirimler neticesinde davacıya 1.225,00-TL ödenmesi yönünde tesis edilen dava

konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Davacının tazminat talebine gelince;

Hakimliğimizin iptal kararındaki gerekçeleri istikametinde idarece yeni bir

keşif ve bilirkişi incelemesi ve değerlendirme neticesinde tazminat hesaplaması

yapılacağından bu aşamada tazminat talebi hakkında karar verilmesine yer

bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle; dava konusu işlemin

iptaline, davanın tazminata ilişkin kısmı hakkında karar verilmesine yer

olmadığına..."

12. Başvurucunun ve Batman Valiliğinin itirazı üzerine

Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesinin 26/6/2013 tarihli ve E.2013/899,

K.2013/1334 sayılı ilamı ile davanın süre yönünden reddine karar verilmiştir.

Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"Olayda,

davacı tarafından her ne kadar taleplerinin kısmen reddine ilişkin dava konusu

işlemden 05.03.2010 tarihinde haberdar olunduğu ileri sürülmekte ise de;

davacının dava konusu işlemden uyuşmazlık tutanağının imzalandığı 15.01.2010

tarihinde haberdar olduğu açık olup, anılan tarihten itibaren 60 günlük yasal

dava açma süresi içerisinde en geç 16.03.2010 tarihine kadar dava açılması

gerekirken bu süreler geçirildikten sonra07.04.2010 tarihinde açılan davanın

süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığından, esasının

incelenme olanağı bulunmadığı sonucuna varılan dava hakkında, işin esasının

incelenmesi suretiyle verilen itiraza konu kararda hukuki isabet görülmemiştir.

Dolayısıyla, davacı lehine vekâlet ücretine

hükmedilmemesi yönüyle kararın hüküm fıkrasına davacı tarafından yapılan

itirazın da hukuki dayanağı kalmadığından reddi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, davacının itiraz

isteminin reddi ile Batman İdare Mahkemesi'nin 14.12.2012 tarih ve E:2011/1787,

K:2012/6265 sayılı tek hakim kararının hüküm fıkrasına

davacı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi yönüyle onanmasına, davalıidarenin itiraz isteminin kabulü ile kararın iptale

yönelik kısmının bozulmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun

14/3-e ve 15/1-b maddeleri uyarınca davanın süre yönünden reddine..."

13. Karar düzeltme istemi, aynı Bölge İdare Mahkemesinin

13/11/2013 tarihli ve E.2013/1956, K.2013/1895 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.

14. Karar 1/12/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

15. Başvurucu 2/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

16. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,

geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar

Kurulu Kararı Eki Karar’ın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008

tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin

31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay Onuncu

Dairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K.2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,

§§ 15-28).

17. 5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı

Kanun’un 1. maddesiyle değişik 9. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları

şöyledir:

“Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge

rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;

a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine

göre,

b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü

derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört

katı tutarına kadar,

c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci

derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar,

d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık

kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı

tutarına kadar,

e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında,

Nakdî ödeme yapılır.

…

Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara

intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri

uygulanır.”

18. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu’nun 7. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı

süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare

mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.

2. Bu süreler;

a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin

yapıldığı,

…

Tarihi izleyen günden başlar.”

19.2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi şöyledir:

"1. İlgililer tarafından idari dava

açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya

yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan,

idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan

idari dava açma süresini durdurur.

2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse

istek reddedilmiş sayılır.

3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş

sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine

kadar geçmiş süre de hesaba katılır."

20. 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesi şöyledir:

"İlgililer haklarını ihlal eden bir idari

işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi

mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı

davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın

karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına

başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası

sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde

tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları

saklıdır."

21. 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesi şöyledir:

"1. (Değişik: 5/4/1990

- 3622/6 md.) Danıştay veya idare ve vergi

mahkemelerince yukarıdaki maddenin 3 üncü fıkrasında

yazılı hususlarda kanuna aykırılık görülürse, 14 üncü maddenin;

a) 3/a

bendine göre adli ve askeri yargının görevli olduğu konularda açılan davaların

reddine; idari yargının görevli olduğu konularda ise görevli veya yetkili

olmayan mahkemeye açılan davanın görev veya yetki yönünden reddedilerek dava

dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine,

b) 3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazılı hallerde

davanın reddine,

c) 3/f

bendine göre, davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek

açılması halinde, dava dilekçesinin tespit edilecek gerçek hasma tebliğine,

d) 3/g

bendinde yazılı halde otuzgün içinde 3 ve 5 inci

maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanları tamamlanmak yahut

(c) bendinde yazılı hallerde, ehliyetli olan şahsın avukat olmayan vekili

tarafından dava açılmış ise otuzgün içinde bizzat

veya bir avukat vasıtasıyla dava açılmak üzere dilekçelerin reddine,

e) 3/b

bendinde yazılı halde dilekçelerin görevli idare merciine tevdiine,

Karar

verilir.

2.

Dilekçelerin görevli mercie tevdii halinde, Danıştaya

veya ilgili mahkemeye başvurma tarihi, merciine başvurma tarihi olarak kabul

edilir.

3.

Dilekçelerin 3 ncü maddeye uygun olmamaları

dolayısıyla reddi halinde yeni dilekçeler için ayrıca harç alınmaz.

4.

(Değişik: 10/6/1994 - 4001/7 md.)

İlk inceleme üzerine Danıştay veya mahkemelerce verilen; bu maddenin 1/a

bendinde belirtilen idari yargının görevli olduğu konularda davanın görev ve

yetki yönünden reddine ilişkin kararlarla, 1/c bendinde yazılı gerçek hasma

tebliğ ve 1/d bendindeki dilekçe red kararları

dışında, kararın düzeltilmesi veya temyiz yoluna; tek hakim

kararına karşı ise itiraz yoluna başvurulabilir.

5. (Ek:

5/4/1990 - 3622/6 md.) 1

inci fıkranın (d) bendine göre dilekçenin reddedilmesi üzerine, yeniden verilen

dilekçelerde aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde dava reddedilir."

22. Danıştay Onbeşinci Dairesinin

13/6/2011 tarihli ve E.2011/10089, K.2011/226 sayılı kararının ilgili kısmı

şöyledir:

"...terör eylemleri veya terörle mücadele

kapsamında yürütülen faaliyetler sonucunda salt toplumun bir bireyi olmaları

nedeniyle maddi zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının sosyal risk ilkesi

gereğince sulhen karşılanması amacıyla çıkarılan 5233

sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında

Kanun kapsamında bulunan maddi zararların sulhen

karşılanması için 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinden ayrı, özel bir usul

öngörülmektedir. Bu prosedüre göre, Kanun'da belirtilen süreler içinde ilgili

valiliklere yapılan başvurular, valilikler nezdinde oluşturulan komisyonlarca

değerlendirmeye tâbi tutulmakta ve başvuranın zarara uğradığı sonucuna

varılması halinde, saptanan zararının ödenmesine karar verilerek, bu miktar

üzerinden düzenlenen sulhname tasarısı, davet yazısı

ile birlikte hak sahibine tebliğ edilmektedir. Hak sahibinin, sulhname tasarısını 30 gün içinde imzalaması halinde

uyuşmazlık sulhen çözümlenmiş olmakta; sulh yoluyla

çözülemeyen uyuşmazlıklarda ise ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklı

bulunmaktadır.

...

İdari işlemlerin tebliği ile güdülen amacın, ilgililerin işlemden haberdar olmalarını

sağlamak olduğu dikkate alındığında, sulhname

tasarısının kabul edilmemesi durumunda uyuşmazlık tutanağının ilgililerce

imzalandığı tarihten, sulhname tasarısının

süresi içinde imzalanmayarak kabul edilmemiş sayılması durumunda ise, ilgili

idarece düzenlenen uyuşmazlık tutanağının tebliğ edildiği tarihten itibaren

yasal süre içinde dava açılabileceğinin kabulü gerekmektedir."

23. Danıştay Onbeşinci Dairesinin

20/6/2011 tarihli ve E.2011/10257, K.2011/333 sayılı kararının ilgili kısmı

şöyledir:

"...5233 sayılı Terör ve Terörle

Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'da, zarar tespit

komisyonlarının yaptıkları incelemeler sonucunda başvuranın zarara uğradığı

sonucuna varılması halinde, hak sahiplerinin zararının karşılanması konusunda

yapılacaklar, olası durumlar ve sonuçları usul ve esasa ilişkin hükümler

ayrıntılı şekilde düzenlenmiş olup, anılan Kanun'un "Zararların

karşılanmasına ilişkin sulhname" başlıklı

12.maddesinin birinci fıkrasında, ödenmesine karar verilen miktar üzerinden

düzenlenen sulhname tasarısının, sulhname

tasarısı imza davet yazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ edilmesi

öngörülmüş, ikinci fıkrasında, bu davet yazısında, hak sahibinin sulhname tasarısını imzalamak üzere 30 gün içinde gelmesi

veya yetkili bir temsilcisini göndermesi gerektiğinin, aksi takdirde sulhname tasarısını kabul etmemiş sayılacağının ve yargı

yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının saklı

olduğunun belirtileceği; üçüncü fıkrasında, davet üzerine gelen hak sahibi veya

yetkili temsilcisinin sulhname tasarısını kabul

etmesi halinde, bu tasarının kendisi veya yetkili temsilcisi ve komisyon

başkanı tarafından imzalanacağı; dördüncü fıkrasında, sulhname

tasarısının kabul edilmemesi veya kabul edilmemiş sayılması hallerinde

uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneğinin ilgiliye gönderileceği; beşinci

fıkrasında, sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ise ilgililerin yargı

yoluna başvurma haklarının saklı olduğu hükme bağlanmıştır.

İdari işlemlerin tebliği ile güdülen amacın,

ilgililerin işlemden haberdar olmalarını sağlamak olduğu dikkate alındığında, sulhname tasarısının kabul

edilmemesi durumunda uyuşmazlık tutanağının ilgililerce imzalandığı tarihten,

sulhname tasarısının süresi içinde imzalanmayarak

kabul edilmemiş sayılması durumunda ise ilgili idarece düzenlenen uyuşmazlık

tutanağının tebliğ edildiği tarihten itibaren yasal süre içinde dava

açılabileceğinin kabulü gerekmektedir. "

24. Danıştay Onbeşinci Dairesinin

26/6/2014 tarihli ve E.2011/16815, K.2014/5783 sayılı kararının ilgili kısmı

şöyledir:

"...Bu durumda, uzlaşmazlık tutanağının imzalandığı tarihten itibaren

yasal dava açma süresi içinde dava açılması ya da 2577 sayılı

Kanun'un 11. maddesi kapsamında idareye başvurulması gerekirken bu süreler

geçirildikten sonra açılan davada süre aşımı bulunduğundan, İdare mahkemesi'nce davanın süre aşımı yönünden reddine karar

verilmesi gerekirken, kararın davanın kabulüne ilişkin bu kısmında hukuka

uyarlılık bulunmamaktadır... "

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 18/5/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

26. Başvurucu; Batman ili Gercüş ilçesi Poyraz köyünde ikamet

etmekte iken 1993 yılında terörle mücadelede kapsamın yürütülen faaliyetlerden

dolayı güvenlik gerekçesiyle köyün boşaltıldığını, 2005 yılında 5233 sayılı

Kanun kapsamında Komisyona başvurduğunu ve oluşan zararları için 1.225 TL

tazminata hükmedildiğini ancak kendisine gönderilen sulhnameyi,

tazminat miktarını az bularak kabul etmediğini ve uyuşmazlık tutanağını

imzaladığını, Komisyon kararına karşı açtığı davanın uyuşmazlık tutanağının

imzalandığı tarihten itibaren yasal dava açma süresinde açılmadığından süre

aşımından haksız olarak reddedildiğini, uyuşmazlık tutanağının imzalandığı

tarih olan 15/1/2010 tarihinde sadece kendisi tarafından tutanağın

imzalandığını, vali yardımcısı tarafından sonraki bir tarihte imzalanıp

kendisine 5/3/2010 tarihinde tebliğ edildiğini dolayısıyla kendisinin

imzaladığı tarihte idarenin temsilcisi imzalamadığından tutanağın hukuken

geçerli hâle gelmediğini iddia ederek haksız olarak davasının reddedilmesi

nedeniyle Anayasa'nın 6., 12., 17., 23., 35. ve 36. maddelerinde tanımlanan

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş; maddi ve manevi tazminat ödenmesi

talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

27. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucu 5233 sayılı

Kanun kapsamındaki zararlarına ilişkin belirlenen tazminat miktarının yeterli

olmadığı gerekçesiyle açılan davanın süre aşımından reddedilmesi nedeniyle

Anayasa'nın 6., 12., 17., 23., 35. ve 36. maddelerinde tanımlanan hakların

ihlal edildiğini iddia etmiştir. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu

tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların

hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir

Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru, uyuşmazlığın

mahkeme önüne taşınamamasına ilişkin olduğundanbaşvurucunun

iddialarının mahkemeye erişimhakkı kapsamında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

28. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

29. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasının

ilgili kısmı şöyledir:

"Mahkeme, ... açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir."

30. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden

gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi

ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden fayadalanabilmesi için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya

koyma imkânının tanınması gerekir. Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil

yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B. No:

2013/8896, 23/2/2016, § 29).

31. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen

veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme

kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını

ihlal edebilir (Özkan Şen, B. No:

2012/791, 7/11/2013, § 52).

32. Anılan hak, kural olarak mutlak bir hak olmayıp

sınırlandırılabilen bir haktır. Bununla birlikte getirilecek sınırlamaların

hakkın özünü zedeleyecek şekilde hakkı kısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi,

açık ve ölçülü olması ve başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmaması gerekir

(Serkan Acar, B. No: 2013/1613,

2/10/2013, § 38).

33. Somut olayda başvurucu; uyuşmazlık tutanağının imzalandığı

tarih olan 15/1/2010 tarihinde sadece kendisi tarafından tutanağın

imzalandığını, vali yardımcısı tarafından sonraki bir tarihte imzalanıp

kendisine 5/3/2010 tarihinde tebliğ edildiğini, dolayısıyla kendisinin

imzaladığı tarihte idarenin temsilcisi imzalamadığından tutanağın hukuken

geçerli hâle gelmediğini iddia ederek davasının hukuka aykırı olarak

reddedildiğini ileri sürmüştür.

34. İdari işlemlerin sürekli bir biçimde dava açılma tehdidi

altında kalmasını engellemek, kamu hizmetinin hızlı, düzenli ve etkin biçimde

yürütülmesini sağlamak düşüncesi ile idari davaların açılması kanunlarla belli

sürelere bağlanmıştır (Mohammed Aynosah, § 35).

35. Kanun koyucu bu doğrultuda 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesi

ile idari uyuşmazlıklarda dava açma süresinin yazılı bildirimin yapıldığı

tarihi izleyen günden başlayacağını hükme bağlamıştır.

36. Aynı Kanun'un 11. maddesinde ise ilgililer tarafından idari

dava açılmadan önce idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi

veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış

olan makamdan idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun idari

dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin

reddedilmiş sayılacağı, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması hâlinde

dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadar

geçmiş sürenin de hesaba katılacağı hükme bağlandıktan sonra 12. maddesinde de

ilgililerin haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya

tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri

gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine bu

husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması hâlinde verilecek kararın

tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra

tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilecekleri, bu

hâlde de ilgililerin 11. madde uyarınca idareye başvurma haklarının saklı

olduğu kuralına yer verilmiştir (bkz. §§ 19-21).

37. Dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerin

öngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça

hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırılık

oluşturmaz. Ne var ki öngörülen süre koşullarının açıkça hukuka aykırı olarak

yanlış uygulanması ya da hatalı hesaplanması nedeniyle kişiler dava açma ya da

kanun yollarına başvuru hakkını kullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlal

edildiğini kabul etmek gerekir (Garanti

Bankası A.Ş., B. No: 2013/4553, 16/4/2015, § 42).

38. Süre koşulu gibi dava açmaya ilişkin usul koşulları birden

fazla yoruma neden olabilecek nitelikte ise mahkemeye erişim hakkı kapsamında o

yorumlardan birinin davayı açmak isteyen kişileri engelleyecek şekilde katı bir

şekilde kullanılmaması veya söz konusu koşulların katı bir uygulamaya tabi

olmaması gerekir (Mohammed Aynosah, § 33).

39. Somut olayda Bölge İdare Mahkemesinin 26/6/2013 tarihli

kararında başvurucunun her ne kadar 5/3/2010 tarihinde dava konusu işlemden

haberdar olduğu ileri sürülmüş olsa da dava konusu işlemden uyuşmazlık

tutanağının imzalandığı 15/1/2010 tarihinde haberdar olduğu, anılan tarihten

itibaren altmış günlük yasal dava açma süresi içerisinde en geç 16/3/2010

tarihine kadar dava açılması gerekirken bu süreler geçirildikten sonra 7/4/2010

tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak

bulunmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.

40. Somut olayda Mahkemece uyuşmazlığın öğrenildiği tarih olarak

uyuşmazlık tutanağının imzalandığı tarih olan 15/1/2010 tarihi kabul edilmiş,

davanın idare mahkemelerinde genel dava açma süresi olan altmış gün içinde

açılmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.

41. Bu kapsamda dava açmaya ilişkin usul koşullarının Mahkemece

katı uygulandığından söz edilemeyeceği, idari işleme karşı başvurulabilecek

yargı yolunun ve süresinin 2577 sayılı Kanun'da belirtildiği, mevzuatın karışık

olmadığı nitekim Mahkeme kararının Danıştayın

yerleşik içtihadı yönünde verildiği (bkz. §§ 22-24) açıktır.

42. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkına

yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

18/5/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri

NECİPOĞLU

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör Yrd.

:

Tuğba YILDIZ

Başvurucu

:

Hayrettin

TURAN

Vekili

:

Av. Serhat

GÜNENÇ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/478, 18 Mayıs 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Başvurunun açıkça
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Necipoğlu
  14. Turan
  15. Günenç
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/478
Tarih
18 Mayıs 2016

İlgili Kararlar

  • Derya Güneylioğlu Başvurusu (B. No: 2014/6090)
  • Devran Çakar Başvurusu (B. No: 2014/679)
  • Alaettin Asi Başvurusu (B. No: 2014/3359)
  • Zarife Yelis ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/6032)
  • Kudret Başbuğ Başvurusu (B. No: 2014/4714)
  • Nevzat Turgut Başvurusu (B. No: 2014/2189)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.