İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hayri Bülent Alpkaya Başvurusu (B. No: 2014/1016)

1. Başvuru, Bugün gazetesinde yayımlanan bir haberde gerçeğe

Başvuru No2014/1016Tarih21 Eylül 2016Okuma15 dk · 2.912 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hayri Bülent Alpkaya Başvurusu

Karar tarihi
21 Eylül 2016
Başvuru Numarası
2014/1016
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.912 kelime·15 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, Bugün gazetesinde yayımlanan bir haberde gerçeğe

aykırı bilgilere yer verilmesi nedeniyle başvurucunun şeref ve itibarının

korunması hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeni ile de makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 19/2/2014 tarihinde Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 30/3/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için 12/4/2016

tarihinde Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu, Türk

Silahlı Kuvvetleri Deniz Kuvvetleri Komutanlığından oramiral rütbesi ile

30/8/2003 tarihinde emekli olmuş bir subaydır.

7. 20/10/2007 tarihli Bugün gazetesinde çıkan bir haberde Emekli

Albay B.Y.M.nin yargılaması süren bir davada Asliye

Hukuk Mahkemesine sunduğu cevap dilekçesindeki beyanlarına atfen "Albaydan Şok Suçlama" ve "Erbil Paşayı hapse yollayan B.M.'den

müthiş iddia: Askeri hakim benden 60.000 ABD doları

istedi, Oramiral Alpkaya rüşvet aldı." başlıkları altında

başvurucunun adı ve fotoğrafları kullanılarak yayın yapılmıştır.

8. Başvuru formuna eklenen gazete nüshasındaki haber içeriği

şöyledir:

"ALBAY'DAN ŞOK İDDİALAR

Verdiği ifadelerle Deniz Kuvvetleri Eski Komutanı Oramiral İ.E.'nin cezaevine girmesine neden olan Albay B.M.,

'Yargılanırken bir hakim albay 60 bin dolar istedi.

Üst düzeyde rüşvet çarkı dönüyor.' dedi.

Kuzey Deniz Saha Komutanlığı Askeri

Mahkemesi'nde yargılanan ve hapse girdikten sonra mahkemedeki verdiği ifadeler

üzerine emekli Oramiral İ.E.'nin sanık sandalyesine

oturmasına sebep olan Albay B.M., yine ortalığı karıştıracak şok iddialarda

bulundu, Hazineyi 30 bin YTL zarara uğrattığı için dava açılan M., mahkemeye

cevap dilekçesi gönderdi. M.'nin, Asliye Hukuk

Mahkemesine sunduğu dilekçe, zehir zemberek açıklamalarla dolu. İşte Albay M.'nin, Kuzey Deniz Saha Komutanlığında bugüne kadar yaşanan

süreçle ilgili şok iddiaları:

DEVLET ZARARDA

Marmara Depremi sonrasında Donanma Komutanlığı

bünyesindeki birliklerde büyük oranda hasar meydana geldi. 26 Ağustos 1999'da

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı görevine getirilen Oramiral İ.E. döneminde, deprem

yaralarının sarılması için çok miktarda malzeme alımı yapıldı. Bu alımlardan

Lojistik Başkanı Tümamiral Ö.E. ve ekibi sorumluydu. Albay M.'ye

göre; Tümamiral Ö.E. zamanında Deniz Kuvvetleri bünyesinde çok büyük oranda

yolsuzluklar, usulsüzlükler yapıldı ve devlet trilyonlarca zarara uğratıldı.

NEREDE SORUŞTURMA

Oramiral E.'nin

2001'de emekli olmasının ardından Albay B.M., Albay T.D. ile birlikte yeni

göreve başlayan Komutan Bülent Alpkaya'ya Kuzey Deniz Saha Komutanlığı'ndaki

bütün yolsuzlukları içeren klasör halindeki dosyaları verdi. Alpkaya, Deniz Kuvvetlerini

trilyonlarca lira zarara uğratan Lojistik Başkanı Tümamiral Ö.E. ve ekibi

hakkında derhal soruşturma başlatacağını söyledi.

KOMUTANA RÜŞVET

Ancak yeni komutan, Tümamiral E. hakkında

soruşturma açtırmadı. Albay M., 'Daha sonra duyduğumuza göre Tümamiral E.'nin Bülent Alpkaya'ya yüklü miktarda para vererek kendisi

ve ekibi hakkında açılacak soruşturmayı engellediğini öğrendik.' dedi.

USULSÜZ EMİRLER

Albay B.M., Kuzey Deniz Saha Komutanlığı

Askeri Hakimliği'ne atanan Hakim Albay M.Y. hakkında

da şok iddialar ortaya attı. 'ihaleye fesat karıştırmak' suçundan

tutuklandığını ve 3.5 ay cezaevinde yattığını belirten

Albay M., kendisiyle ilgili bir rüşvet isteme olayını da şöyle anlattı:

'Hapisten çıktım ve üç gün sonra ifade için tekrar çağrıldım. Odasında ifade

almak isteyen Albay Y., elinde tuttuğu dosyaları göstererek yüzüme karşı 'B.

Albayım, elimde gördüğün bu dosyalar hakkında gerekli işlemleri yapabilirim, ya

da yapmayabilirim. Bu tamamen sana bağlı. İstediğim 60 bin dolar parayı

verirsen hakkında hiç bir işlem yapmam. Parayı

vermezsen seni perişan ederim.' dedi."

9. Başvurucu, söz konusu haberin gerçek dışı olduğunu,

kendisinin ve bağlı olduğu kurumun yıpratılmak istendiğini, kişilik haklarının

saldırıya uğradığını belirterek Bugün gazetesi, gazetenin sorumlu müdürü ve

eser sahibine karşı İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/383 Esas sayılı

dosyası ile 10/12/2007 tarihinde manevi tazminat davası açmıştır.

10. Başvurucu, davalılardan B.Y.M'nin

İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/383 esas sayılı dosyası için verdiği

cevap dilekçesinde, yine İstanbul 3., 10. ve 14. Asliye Ticaret Mahkemelerine

verdiği dilekçeler ile savunma hakkının sınırlarını aşarak şahsına yönelik

hakarette bulunduğu ve ayrıca başvuruya konu yayının gerçekleşmesine Bakırköy

Asliye Hukuk Mahkemesine sunmuş olduğu dilekçedeki beyanları ile neden olduğu

iddiasıyla bu davalıya karşı İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2008/53 Esas

sayılı dosya ile manevi tazminat davası açmış, bu dava aralarındaki irtibat

nedeniyle İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/383 esas sayılı dosyası

ile birleştirilmiştir.

11. Mahkeme 25/3/2010 tarih ve E.2007/383, K.2010/75 sayılı

kararı ile davalı gazete sorumlu müdürü ile eser sahibi hakkında açılan dava

atiye bırakıldığından bu davalılar yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına

karar vermiş, diğer davalılar gazete tüzel kişiliği ile B.Y.M. yönünden ise

davanın reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

"...Mahkememizce dosya

kapsamı ve toplanan tüm delillere göre davaya konu edilen 20 Ekim 2007 tarihli

Bugün gazetesinde yayımlanan 'Albaydan şok suçlama', devamında "Erbil

Paşa'yı hapse yollayan B.M.'den müthiş iddia, askeri hakim benden 60.000 ABD doları istedi, Oramiral Alpkaya

rüşvet aldı.' vs. İddialarının birçok basın yayın organı tarafından

yayımlandığı, davaya konu yayının davalı Albay B.M.'nin

Kuzey Deniz Saha Komutanlığında yolsuzluklar olduğuna dair iddiaların kamuoyuna

duyurulmasıyla haber yayını yapıldığı ve söz konusu iddiaların yargıya,

mahkemelere taşındığı, yapılan haberde davacıya her hangi bir ithamda ya da

suçlamada bulunulmadığı, iddiaların kamuoyunu bilgilendirmek maksadı ile

yapıldığı, davacının kişilik haklarını ihlal edici, küçük düşürücü mahiyette

olmadığı, gerçek ve güncel olan, verilmesinde kamu yararı ve toplumsal ilgi

bulunan haberlerde basın, özgürlüğünden doğan genel yararla ilgili olaylarda

toplumu aydınlatarak kamuoyunu oluşturmak görevini yerine getirmekle bir

kamuoyu görevini yerine getirdiği ve kamu hizmeti yaptığından bir tazminata

hükmolunamayacağı anlaşıldığından bu dava ve birleşen davanın reddine..."

12. Karar, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 28/6/2011 tarihli ve

E.2010/6420, K.2011/7588 sayılı kararı ile onanmıştır.

13. Başvurucunun karar düzeltme istemi aynı Dairenin 18/9/2013

tarihli ve E.2012/2913, K.2013/14484 sayılı kararı ile oyçokluğu ile

reddedilmiş ve anılan karar, 20/12/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

14. Öte yandan, başvurucu tarafından B.Y.M. aleyhine yazılı

ileti ile görevinden dolayı kendisine hakaret ettiği ileri sürülerek

cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

15. Ankara 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 4/10/2011 tarihli ve

E.2010/1785. K.2011/1357 sayılı kararıyla sanık, çeşitli mahkemelere vermiş

olduğu dilekçeler ile başvurucuya hakaret ettiği gerekçesiyle 3.620 TL adli

para cezası ile cezalandırılmış ve hükmün açıklanması geri bırakılmıştır.

16. Başvurucu 16/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

17. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49.

maddesi şöyledir:

“Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına

zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.

Zarar

verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir

fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı

gidermekle yükümlüdür.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 21/9/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

19. Başvurucu;

i. Hakkında yapılan

gerçeğe aykırı haber nedeniyle kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu,

hakkında hiçbir belge ve delil bulunmadığı hâlde söz konusu haberlerin basın ve

düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesiyle haksız yere kamuoyu önünde

medya gücü ile mahkûm edildiğini,

ii. Yargılamanın makul

sürede tamamlanmadığını belirterek Anayasa'nın 26., 28. ve 36. maddelerinde

tanımlanan ilke ve haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlalin tespiti

ile yeniden yargılama ve tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun, hakkında yapılan haberin

gerçeği yansıtmadığını, haberde geçen ifadeler ile kişilik haklarına saldırıda

bulunulduğunu, yayını yapan gazetenin ifade özgürlüğünün sınırlarını ihlal

ettiğini belirterek Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinin ihlal edildiği

iddialarının temel olarak açtığı tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle

şeref ve itibarının korunması hakkının ihlaline yönelik olduğu görüldüğünden

şikâyetin, Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen kişilik haklarının korunması

kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Şeref ve İtibarın Korunması Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

21. Başvurucu, gerçeğe aykırı ve tahkir içeren sözler karşısında

derece mahkemelerinin değerlendirmelerinin kendisini korumaması nedeniyle

kişilik haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

22. Başvuru konusu olaya benzer olaylarda uygulanacak ilkeler

ilk olarak İlhan Cihaner

kararında (B. No: 2013/5574, 30/6/2014, §§ 42-74) ortaya konmuştur. Daha sonra

aynı ilkeler Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu tarafından benimsenmiş (Kadir Sağdıç, B. No: 2013/6617, 8/4/2015,

§§ 35-66; Nihat Özdemir, B. No:

2013/1997, 8/4/2015, §§ 29-61) ve Bölümler önlerine gelen şikâyetlerde sözü

geçen ilkeleri uygulamışlardır (Ali Suat

Ertosun, B. No: 2013/1047, 15/4/2015, §§ 21-52; Ali Suat Ertosun (2), B. No: 2013/1640,

15/4/2015, §§ 19-50).

23. Başvuruya konu haber nedeniyle başvurucunun kişisel

itibarının korunması hakkına müdahale edildiği, kabul edilebilirlikten uzak

değildir. Bu sebeple mevcut davada başvurucunun, Anayasa’nın 17. maddesinin

birinci fıkrasında koruma altına alınan kişisel itibarın korunmasını isteme

hakkı ile haberi yayınlayan ulusal gazetenin Anayasa’nın 28. maddesinde güvence

altına alınan basın özgürlüğü ve bu özgürlükle bağlantılı olarak Anayasa’nın

26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğü arasında bir denge

kurulması gerekmektedir.

24. Basın özgürlüğü ile itibarın korunması hakkı arasında bir

denge kurulmasıyla ilgili olarak mevcut olaya uygulanabilecek olan kriterler şu

şekilde sayılabilir: genel yarara ilişkin bir tartışmaya katkı sağlanıp

sağlanmadığı, hedef alınan kişinin konumu (siyasetçi, kamu görevlisi veya

sıradan birey olup olmaması ve ünlülük derecesi gibi); haber, köşe yazısı veya

makalenin konusu; ilgili kişinin önceki davranışları; yayının içeriği, şekli ve

sonuçları ile haber, köşe yazısı veya makalenin yayımlanma şartları (İlhan Cihaner(2),

§§ 66-73; Kadir Sağdıç, §§ 58-66;

Nihat Özdemir, §§ 54-61; Ali Suat Ertosun, §§ 44-52; Ali Suat Ertosun (2), §§ 42-50).

25. Somut davanın kendine has koşullarında mahkemelerin

başvurucuyu eleştiri sınırını aşan bir müdahaleden korumakta yetersiz kalıp

kalmadıkları incelenmelidir. Bu bağlamda somut başvuruda taraflar arasındaki

ihtilaf, büyük ölçüde dava konusu haberin maddi vakıaların açıklanması veya

değer yargısı olarak nitelendirilmesi ile ilgilidir. Bu noktada maddi olgular

ile değer yargısı arasında dikkatli bir ayrıma gidilmelidir. Maddi olgular

ispatlanabilse de değer yargılarının doğruluğunu ispatlamanın mümkün olmadığı

dikkate alınmalıdır (Kadir Sağdıç,

§ 57; İlhan Cihaner,

§ 64). Yine de yeterli bir olgusal temele sahip olması beklenmekle birlikte

yargılamaya konu bir yazının bir bütün olarak ele alındığında kamu yararını

ilgilendirmesi, değer yargısı kavramının geniş yorumlanması gerekliliğini

ortaya koymaktadır. Bir suç isnadının sağlam bir nedene dayandığının ortaya

konulmasında aranan kesinlik derecesinin, kamu yararı ile ilgili bir konuda,

gazetecilerin değer yargısı içeren ifadeleri bakımından da aranmasını beklemek

basın özgürlüğünün amacı ile bağdaşmaz (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Scharsach ve News Verlagsgesellschaft

GmbH/Avusturya, B. No: 39394/98,

13/2/2004, §§ 39-43).

26. Başvurucu; hakkındaki haberin gerçeği yansıtmadığını,

iddialara yönelik hiçbir delil ya da mahkeme kararı olmadığı hâlde yayımlanan

haber nedeniyle kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu iddia etmektedir.

Buna karşın İlk Derece Mahkemesi, başvuruya konu haberde geçen iddiaların

birçok basın yayın organı tarafından yayımlandığını, haberde yer alan iddiaların

yargıya taşındığını hatırlatmıştır. İlk Derece Mahkemesine göre haberde

başvurucuyu karşı herhangi bir ithamda ya da suçlamada bulunulmamış, bir

kişinin yargılaması devam eden bir davada cevap dilekçesinde ileri sürdüğü

iddiaları kamuoyunu bilgilendirmek maksadı ile haber yapılmıştır.

27. İlk olarak davalının başvuruya konu köşe yazısında dile

getirdiği düşüncelerin olgular temelinde gelişen bir tartışmaya katkı sunup

sunmadığı ve içeriğinin kamunun merakını giderme isteğinin ötesine geçip

geçmediği sorularına cevap verilmelidir. Bu bağlamda, bir haber veya yazının

kamuyu bilgilendirme değeri ne kadar yüksek ise kişinin söz konusu haber veya

makalenin yayımlanmasına o kadar çok katlanması gerekir. Aksine, yazının

bilgilendirme değeri ne kadar düşükse kişinin korunan çıkarına da o kadar çok

üstünlük tanınması gerekir (İlhan Cihaner (2), § 74). Basının genel yarar

nitelikli bütün sorunlarla ilgili olarak bilgi ve fikir yayma fonksiyonuna

kamunun bu bilgi ve fikirleri alma hakkının eklendiği hatırlanmalıdır.

28. Şikâyet konusu haberin yayımlandığı dönem, başvurucunun

emekli olduğu Kuzey Deniz Saha Komutanlığı'nda ihale yolsuzlukları ile ilgili

olarak 2001 yılında başlatılan soruşturma akabinde açılan bir kısım davaların

devam ettiği bir dönemdir ve başvurucu anılan yerden Oramiral rütbesiyle emekli

olmuş bir subaydır. Başvuruya konu haberde, bahsi geçen soruşturma kapsamında

yargılanan bir albayın mahkemeye sunduğu dilekçedeki iddialarına yer

verilmiştir. Anılan iddialar, Kuzey Deniz Saha Komutanlığındaki yolsuzlukların

üzerinin komutanlar arasındaki rüşvet alışverişi sonucu kapatıldığı yönündedir.

Bu bakımdan söz konusu haber içeriğinin, bir ölçüde genel yarar nitelikli

tartışmaya katkı sundukları kabul edilebilir. Bu hususla ilgili olarak basının

genel yarar nitelikli bütün sorunlarla ilgili olarak bilgi ve fikir yayma

fonksiyonuna, kamunun bu bilgi ve fikirleri alma hakkının eklendiği

hatırlanmalıdır.

29. Son olarak başvurucunun olayların geçtiği zaman diliminde

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kuzey Deniz Saha Komutanı olarak görev yaptığı gözönünde bulundurulduğunda itiraz götürmeyen tanınmışlık

derecesi dikkate alınmalıdır. Başvurucu, kamuoyu tarafından tanınmayan bir kişi

olduğunu iddia edemez. Öte yandan demokratik bir toplumda, bireylere, yargı

sistemi ve ona dâhil olan kamu görevlilerini eleştirme ve onlar hakkında yorum

yapma hakkı tanınmış olmakla birlikte bu eleştirilerin kişilerin şeref ve

itibarlarını ihlal eder boyuta ulaşmaması gerekir (İlhan Cihaner (2), § 85).

30. Somut olayda İlk Derece Mahkemesi, davalının basın özgürlüğü

ve bu bağlamda ifade özgürlüğü ile başvurucunun şeref ve itibarının korunması

hakları arasında bir dengeleme yapmıştır. İlk Derece Mahkemesi, söz konusu

haber ve yazıların, genel çıkarı ilgilendiren bir tartışmaya katkı sunup sunmadığı

sorusuna özel bir önem vermiş; ayrıca haberin yapıldığı şartlar üzerine de

eğilmiştir. İlk Derece Mahkemesi davaya konu gazete haberinde geçen olayların

gerçekliği meselesine eğilmiş ve haberde geçen olayların "görünür

gerçekliğe uygun" olduğuna karar vermiştir. Mahkeme ayrıca, başvuruya konu

haberlerde geçen ifadeleri değerlendirmiş ve bu ifadelerin hukuka uygunluk

sınırları içerisinde kaldığına karar vermiştir.

32. Bu şartlarda, yukarıdaki değerlendirmelerin tamamı ve yargı

mercilerinin farklı çıkarları dengelerken sahip oldukları takdir payları da

dikkate alındığında Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında yer alan

pozitif yükümlülüklere uyulduğu, Derece Mahkemelerince tarafların haklarının

değerlendirilmesinde açık bir dengesizlik saptanmadığı ve bu kapsamda bir

ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşıldığından başvurunun diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın Makul Sürede Tamamlanmadığına

İlişkin İddia

33. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

34. Başvurucu, dava

sürecinin uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

35. Medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin yargılamaların makul

sürede sonuçlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu

yapılmış ve Anayasa Mahkemesince makul sürede yargılanma hakkının adil

yargılanma hakkının kapsamına dâhil olduğu kabul edilerek bir davadaki

yargılama süresinin makul olup olmadığının tespitinde davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususların dikkate alınacağı belirtilmiş (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, §§ 34-59) ve bu kapsamda yapılan incelemeler sonucu makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik kararlar verilmiştir (Gülseren Gürdal ve diğerleri, B. No:

2013/1115, 5/12/2013; Semira Babayiğit ve diğerleri, B. No: 2013/3283,

19/12/2013; Haydar İzgi, B. No:

2012/673, 19/12/2013).

36. Başvuru konusu olay, Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde açılan

davada manevi tazminat talebine ilişkindir. 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı

mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda yer alan usul hükümlerine göre yürütülen, medeni

hak ve yükümlülükleri konu alan somut yargılama faaliyetinin makul süre

değerlendirmesi için başlangıcı, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı tarih olup (Güher

Ergun ve diğerleri, § 50)bu tarih somut

başvuru açısından davanın açıldığı 10/12/2007'dir.

37. Sürenin bitiş tarihi ise çoğu zaman icra aşamasını da

kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir (Güher Ergun ve diğerleri, § 52). Somut başvuru açısından bu

tarih, Yargıtay 4. Hukuk Dairesince karar düzeltme talebinin reddedildiği

18/9/2013'tür.

38. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesi neticesinde

başvurucu tarafından 10/12/2007 tarihinde açılan davada Mahkemece 25/3/2010

tarihinde, davanın reddine karar verildiği; temyiz üzerine Yargıtay 4. Hukuk

Dairesince 28/6/2011 tarihinde hükmün onandığı,karar

düzeltme talebinin ise 18/9/2013 tarihinde reddedilerek aynı tarihte kararın

kesinleştiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla yargılama yaklaşık 5 yıl 9 ayda

tamamlanmıştır.

39. Başvurunun değerlendirilmesi sonucunda başvuruya konu

davanın hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların karmaşıklığı,

delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi kriterler

dikkate alındığında karmaşık olmaktan uzak olduğu anlaşılmıştır. Başvurucunun

tutum ve davranışlarıyla ve usule ilişkin haklarını kullanırken özensiz

davranmasıyla yargılamanın bu derece uzamasına önemli ölçüde sebep olduğu da

söylenemez. Dolayısıyla somut başvuru açısından farklı karar verilmesini

gerektirecek bir yön bulunmadığı ve yaklaşık 5 yıl 9 ayda sonuçlanan

yargılamada makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

40. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

41. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. ...

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

42. Başvurucu, ihlalin tespiti ile uğradığı zararın

giderilmesini talep etmiştir.

43. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

44. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle yalnızca

ihlalin tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvurucuya net 5.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

45. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Şeref ve itibarın korunması hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucu Hayri Bülent

Alpkaya'ya net 5.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini

takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay

içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği

tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin İstanbul

3. Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet

Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 21/9/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Elif KARAKAŞ

Başvurucu

:

Hayri Bülent

ALPKAYA

Vekili : Av. Namık Kemal ŞENPOLAT

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/1016, 21 Eylül 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. "Albay'dan Şok İddialar
  8. Devlet Zararda
  9. Nerede Soruşturma
  10. Komutana Rüşvet
  11. Usulsüz Emirler
  12. B. İlgili Hukuk
  13. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  14. A. Başvurucunun İddiaları
  15. B. Değerlendirme
  16. B. Anayasa’nın 36. maddesinde
  17. C. Başvurucu Hayri Bülent
  18. D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL
  19. E. Ödemenin, kararın tebliğini
  20. F. Kararın bir örneğinin İstanbul
  21. G. Kararın bir örneğinin Adalet
  22. Gökcan
  23. Alpkaya
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/1016
Tarih
21 Eylül 2016

İlgili Kararlar

  • Hüseyin Çiftçi Başvurusu (B. No: 2014/3439)
  • İrfan Gerçek Başvurusu (B. No: 2014/6500)
  • Ayşe Acar Başvurusu (B. No: 2014/7060)
  • Kırca Mühendislik İnş. Turz. Tic. ve San. A.ş. Başvurusu (B. No: 2014/6241)
  • Engin Bulut Başvurusu (B. No: 2014/516)
  • Zafer Bozbey Başvurusu (B. No: 2014/6423)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.