İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

İrfan Gerçek Başvurusu (B. No: 2014/6500)

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi

Başvuru No2014/6500Tarih29 Eylül 2016Okuma21 dk · 4.112 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm İrfan Gerçek Başvurusu

Karar tarihi
29 Eylül 2016
Başvuru Numarası
2014/6500
R.G. Tarih ve Sayı
20/10/2016-29863
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.112 kelime·21 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 12/5/2014 tarihinde İstanbul 25. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 30/9/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 30/10/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 25/11/2014 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 12/12/2014

tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı

beyanlarını 26/12/2014 tarihinde ibraz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK mülga

250. maddesiyle görevli bölümü) 2008/2249 Soruşturma sayılı dosyası ile

yürütülen soruşturma kapsamında 7/10/2009 tarihinde gözaltına alınmış ve

İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250. maddesiyle görevli)

11/10/2009 tarihli ve 2009/116 Sorgu sayılı kararı ile MLKP (Marksist Leninist

Komünist Parti) terör örgütü üyesi olma ve nitelikli yağma suçlarından

tutuklanmıştır.

9. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 18/12/2009 tarihli ve

E.2009/1197 sayılı iddianamesiyle başvurucunun yağma, silahlı terör örgütü

üyesi olma, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçlarını işlediğinden

bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesine kamu davası

açılmıştır.

10. İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250.

maddesiyle görevli) E.2009/265 sayılı dosyası üzerinden görülen dava başvurucu

yönünden tutuklu olarak sürdürülmüştür.

11. 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile CMK

mülga 250. maddesiyle görevlendirilen ağır ceza mahkemelerinin kaldırılması

üzerine dosya, İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesine E.2014/146 sayısı ile

devredilmiştir.

12. Başvurucu 10/3/2014 tarihinde tahliyesine karar verilmesi

talebiyle İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesine başvuruda bulunmuş, Mahkemece

24/3/2014 tarihinde yapılan tensip incelemesinde başvurucunun talebinin reddine

ve tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.

13. Başvurucu karara itiraz etmiş, İstanbul 5. Ağır Ceza

Mahkemesinin 2/4/2014 tarihli ve 2014/444 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın

kesin olarak reddine karar verilmiştir.

14. Başvurucu anılan kararı 14/4/2014 tarihinde öğrendiğini

bildirmiştir.

15. Başvurucu 12/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

16. İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi 1/10/2014 tarihli celsede

başvurucunun tahliyesine karar vermiştir.

17. Başvurucu hakkındaki dava, hâlen ilk derece mahkemesinde

derdesttir.

B. İlgili Hukuk

a. Kanun Metinleri

18. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun

"Tutuklama kararı"

kenar başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin

tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi

tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının

istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.

Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz

kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.

(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki

bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.

Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği

yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir."

19. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

istemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili bölümü şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında

yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,

...

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde

makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında

hüküm verilmeyen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler."

20. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin

ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde

karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat

isteminde bulunulabilir.

(2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır

ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle

ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır

ceza mahkemesinde karara bağlanır."

b. Yargıtay Kararları

21. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 29/2/2016 tarihli ve

E.2015/2851, K.2016/3143 sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:

"Davacı vekili ... müvekkili olan davacı

hakkında 2009 yılında başlayan kovuşturmanın devam ettiğini ve davacının

(sanığın) 5 yıldır tutuklu olarak yargılandığını uzun süren yargılama ve

tutukluluk halinin yasa ve mevzuat ihlali olduğunu, tutuklamanın bir tedbir

olması kuralının ihlal edildiğini, başka bir adli kontrol mekanizmasına

başvurulmadan tutuklama tedbirinin uzun süre devam ettiğini, maktu ve esasa

etkili olmayan gerekçelerle tutukluluk durumunun sürdürüldüğünü ve davacının

manevi kayba uğradığı gerekçeleriyle CMK’nın

141/1-a-d maddeleri gereğince ... manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

...

... Somut olayda tazminat isteminin haklı olup

olmadığı irdelemesini yapacak olan mahkemenin temel amacı, tutukluluğun hukuka

aykırı olduğunun ya da devamını haklı kılan sebep veya sebeplerin bulunup

bulunmadığının tespitidir...

Aynı şekilde tutuklamanın uzun sürmesi

nedeniyle açılacak tazminat davalarında dayanak mahkeme kararının kesinleşmesi

beklenmeyeceği gibi, davacının beraat etmesi koşulunun aranmayacağı da dikkate

alınarak bu çerçevede, dosya kapsamı itibariyle ... tarihinde tutuklanan ve

dosyaya fotokopisi sunulan ve dosya içerisine alınan bir kısım kararlara göre

tutukluluk hali farklı tarihlerde uzatılan sanık (davacı) hakkında 5271 sayılı CMK’nın 141/l-a-d maddeleri gereğince uzun süre tutukluluk

halinin sürdürülmesi gerekçelerinin, makul sürede hakkında karar verilip

verilmediğinin ve dolayısıyla davacının manevi tazminata hak kazanıp

kazanmadığının belirlenmesi açısından, hakkındaki soruşturma ve kovuşturma

kapsamı incelenerek, soruşturma ve kovuşturmanın uzun sürmesinin nedenlerinin

incelenmesi gerektiğinin anlaşılması karşısında, tazminat talebinin dayanağı

olan ceza dava dosyasının celp edilip soruşturma ve kovuşturma kapsamı

ayrıntılı olarak incelenip bu hususa ilişkin ayrıntılı dosya inceleme tutanağı

da düzenlenerek, özellikle davacı (sanık) hakkında düzenlenmiş olan yakalama,

gözaltı ve ifade tutanakları, tutuklama kararı, tüm tutuklama inceleme

tutanakları, tutuklama ve tahliye müzekkereleri ile iddianameler başta olmak

üzere ilgili bütün karar, tutanak ve belgelerineksiksiz

ve Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde aslı ya da onaylı örnekleri de

dosya içine alınarak yargılamaya konu olayın, savcılık ve mahkemece yapılan

işlemlerin kapsamı ve niteliği ile soruşturma aşamasından itibaren yargılama

süreci boyunca geçirilen tüm safhalar belirlenip göz önünde bulundurularak,

davacının taleplerinin incelenmesi ve ... somut olayda beş yıllık azami

tutukluluk süresinin dolup dolmadığı da nazara alınarak tutukluluğun yasal

dayanağının kalıp kalmadığı irdelenerek, tutukluluk hali ve yargılama süreci

yönünden makul sürenin aşıldığı iddiasının değerlendirilmesi gerektiği

gözetilmeden, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde davanın reddine

karar verilmesi"

22. Aynı Dairenin 14/12/2015 tarihli ve E.2014/19906,

K.2015/19237 sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:

"Davacı vekili ... müvekkilinin yakalanma

anından itibaren yaklaşık 16 ay tutuklu bir vaziyette, hakim karşısına

çıkarılmayarak çok uzun süre tutuklulukta kaldıktan sonra duruşmaya çıkarılmış

olması nedeniyle CMK’nın l41/l-d maddesindeki makul

sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmamış olması nedeniyle ... manevi

tazminatın ... verilmesini talep etmiş, mahkemece yapılan inceleme ve

değerlendirme sonunda ... 'davacı (sanık) hakkında yapılan yargılamanın devam

ettiğini, CMK’nın 142/1. maddesi gereğince karar ve

hükümlerin kesinleşmesi şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle' dava dilekçesininCMK’nın 142/4. maddesi gereğince reddine karar

verilmiş ...

...

Bu çerçevede, dosya kapsamı itibariyle ...

tarihinde tutuklanan tutukluluk hali farklı tarihlerde uzatılan sanık (davacı)

hakkında 5271 sayılı CMK’nın 141/1-a,d maddeleri

gereğince uzun süre tutukluluk halinin sürdürülmesi gerekçelerinin ve makul

sürede hakkında karar verilip verilmediğinin ve dolayısıyla davacının manevi

tazminata hak kazanıp kazanmadığının belirlenmesi açısından, hakkındaki

soruşturma ve kovuşturma kapsamı incelenerek, soruşturma ve kovuşturmanın uzun

sürmesinin nedenlerinin incelenmesi gerektiğinin anlaşılması karşısında,

öncelikle tazminat istemine konu olan dayanakdosyadaki

iddianame, davacıya (sanığa) ait tutuklama kararları, tutuklama inceleme

tutanakları, davacı (sanık) ile ilgili tutanak ve belgeler getirtilip davacının

taleplerinin incelenmesi gerektiğinin düşünülmemesi ve ... soruşturma ve

kovuşturma sürecinde tutukluluğun yasal dayanağının kalıp kalmadığı da

irdelenerek, tutukluluk hali ve yargılama süreci yönünden makul sürenin aşıldığı

iddiasının değerlendirilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine

karar verilmesi"

23. Aynı Dairenin 29/9/2015 tarihli ve E.2015/201, K.2015/13994

sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:

"Davacı vekili ...

davacı ile ilgili yapılan soruşturmada tutuklamanın bir tedbir olması kuralının

ihlal edildiği, başka bir adli kontrol mekanizmasına başvurulmadan 4 sene

süreyle tutuklama tedbirine maruz bırakıldığı, tutuklama tedbirinin uzun süre

devam ettiği, maktu gerekçeler ve klişe laflarla esasa etkili olmayan

gerekçelerle tutukluluk durumunun sürdürüldüğü ... nedenleri ile CMK’nın 141/1,a-d maddeleri gereğince ... manevi tazminat

talebinde bulunmuş olup, mahkemece 'davacının CMK’nın

102/2 maddesine göre 5yıllık uzun tutukluluk süresinden daha az süre tutuklu

kaldığı, tutuklulukta geçen sürenin makul olduğu gerekçesiyle' davanın reddine

karar verilmiştir.

5271 sayılı CMK’nın;

'Tazminat istemi' başlıklı 141. maddesi incelendiğinde, bir kısım tazminat

nedenleri konusunda karar verilmesi için, davanın esasıyla ilgili bir kararın

verilmesi zorunluluğunun bulunmadığı, dolayısıyla bunedenlere

dayalı istemlerde, davanın sonuçlanmasına gerek bulunmadığı yasal düzenlemeden

açıkça anlaşılmaktadır. Örneğin, gözaltı süresi yasada açıkça belirtilmiş olup,

yasadaki bu süre içinde hakim önüne çıkarılıp,

çıkarılmadığının saptanmasının davanın esasıyla herhangi bir ilgisi bulunmadığı

gibi bu konudaki talep ile ilgili olarak karar verilmesi için davanın esası

hakkında karar verilmesine de gerek bulunmamaktadır. Yine aynı şekilde, kanunî

hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği

yerine getirilmeden tutuklanan, kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul

sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan, yakalama veya tutuklama

nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen

olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan, yakalanmaları veya tutuklanmaları

yakınlarına bildirilmeyen, ya da hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde

gerçekleştirilen kişilerin tazminat istemleri konusunda, asıl davada hüküm

verilmesinin veya verilen hükmün kesinleşmesinin beklenmesine gerek

bulunmamaktadır. Zira bu talepler, asıl davanın sonucunu etkileyici veya asıl

davanın sonucuna bağlı talepler değildir.

Aynı şekilde tutuklamanın uzun sürmesi

nedeniyle açılacak tazminat davalarında da dayanak mahkeme kararının

kesinleşmesi beklenmeyeceği gibi, davacının beraat etmesi koşulu da

aranmayacaktır...

...

Dosya kapsamı itibariyle ... sanık (davacı)

hakkında5271 sayılı CMK’nın 141/1-a,d maddeleri

gereğince uzun süre tutukluluk halinin sürdürülmesi gerekçelerinin vemakul sürede hakkında karar verilip verilmediğinin ve

dolayısıyla manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığının belirlenmesi

bakımından, hakkındaki soruşturma ve kovuşturma kapsamının incelenmesi,

soruşturma ve kovuşturmanın uzun sürmesinin nedenlerinin incelenmesi

gerektiğinin anlaşılması karşısında, öncelikle tazminat istemine konu olan

soruşturma dosyasındaki iddianame, davacıya ait tutuklama kararları

tutukluluğun devamına dair kararlar ve tutuklama inceleme tutanakları, davacı

ile ilgili tutanak ve belgeler getirtilip incelenerek davacının taleplerinin

incelenmesinden sonra karar verilmesi gerekirken eksik kovuşturmaya dayalı

olarak hüküm kurulması"

24. Aynı Dairenin 28/9/2015 tarihli ve E.2014/22510,

K.2015/13907 sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:

"Davacı vekili ... davacının (sanığın) 5

yıldır tutuklu olarak yargılandığını uzun süren yargılama ve tutukluluk halinin

yasa ve mevzuat ihlali olduğunu, tutuklamanın bir tedbir olması kuralının ihlal

edildiğini, başka bir adli kontrol mekanizmasına başvurulmadan tutuklama

tedbirinin uzun süre devam ettiğini, 'matbu gerekçeler ve klişe' laflarla esasa

etkili olmayan gerekçelerle tutukluluk durumunun sürdürüldüğünü ve davacının

manevi kayba uğradığı gerekçeleriyle CMK’nın 141/1,

a-d maddeleri gereğince ... manevi tazminat talebinde bulunmuş olup, mahkemece tensiben yapılan incelemede '... davacı (sanık) hakkında

yapılan yargılamanın devam ettiğini, CMK’nın 142/1.

maddesi gereğince karar ve hükümlerin kesinleşmesi şartının gerçekleşmediği

gerekçesiyle' davanın reddine karar verilmiş olup ...

5271 sayılı CMK’nın

tazminat istemenin koşulları başlığını taşıyan 142. maddesinde; “Karar veya

hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde

karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat

isteminde” bulunulabileceği hükme bağlanmış ve Kanundaki bu düzenleme

nedeniyle, tazminat istemine konu davaların esasıyla ilgili verilen kararların

kesinleşmesi veya verilen kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararların

kesinleşmesinden itibaren dava açma süresinin başlayacağı kabul edilmiş,

yerleşik uygulama bugüne kadar da bu şekilde sürdürdülmüştür.

Ancak; 5271 sayılı CMK’nın;

'Tazminat istemi' başlıklı 141. maddesi incelendiğinde,bir

kısım tazminat nedenleri konusunda karar verilmesi için, davanın esasıyla

ilgili bir kararın verilmesi zorunluluğunun bulunmadığı dolayısıyla bunedenlere dayalı istemlerde, davanın sonuçlanmasına gerek

bulunmadığı yasal düzenlemeden açıkça anlaşılmaktadır.

...

Tutuklamanın uzun sürmesi nedeniyle açılacak

tazminat davalarında da dayanak mahkeme kararının kesinleşmesi beklenmeyeceği

gibi, davacının beraat etmesi koşulu da aranmayacaktır. Bu çerçevede ... sanık

(davacı) hakkında 5271 sayılı CMK’nın 141/1-a,d

maddeleri gereğince uzun süre tutukluluk halinin sürdürülmesi gerekçelerinin vemakul sürede hakkında karar verilip verilmediğinin ve

dolayısıyla davacının manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığının belirlenmesi

açısından, hakkındaki soruşturma ve kovuşturma kapsamı incelenerek, soruşturma

ve kovuşturmanın uzun sürmesinin nedenlerinin incelenmesi gerektiğinin anlaşılması

karşısında, öncelikle tazminat istemine konu olan dayanak dosyadaki iddianame,

davacıya (sanığa) ait tutuklama kararları, tutuklama inceleme tutanakları,

davacı (sanık) ile ilgili tutanak ve belgeler getirtilip davacının taleplerinin

incelenmesi gerektiğinin düşünülmemesi ve ... somut olayda beş yıllık azami

tutukluluk süresinin dolup dolmadığı da nazara alınarak tutukluluğun yasal

dayanağının kalıp kalmadığı irdelenerek, tutukluluk hali ve yargılama süreci

yönünden makul sürenin aşıldığı iddiasınındeğerlendirilmesinden

sonra sanığın tazminat talebinin değerlendirilmesi gerekirken, yazılı

gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi"

25. Aynı Dairenin 16/6/2015 tarihli ve E.2014/6167, K.2015/10867

sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:

"Davacı vekili ... davacı ile ilgili

yapılan soruşturmada tutuklamanın bir tedbir olması kuralının ihlal edildiği,

başka bir adli kontrol mekanizmasına başvurulmadan 4 sene süreyle tutuklu

tedbirine maruz bırakıldığı, tutuklama tedbirinin uzun süre devam ettiği, maktu

gerekçeler ve klişe laflarla esasa etkili olmayan gerekçelerle tutukluluk

durumunun sürdürüldüğü ... nedenleri ile CMK’nın

141/1,a-d maddeleri gereğince ... manevi tazminat talebinde bulunmuş olup,

mahkemece 'davacının makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkartılarak yargılmasının yapıldığı bu nedenle CMK’nın

141. ve 142. maddeleri gereğince şartların oluşmadığı gerekçesiyle' davanın

reddine karar verilmiştir.

...

... tutuklamanın uzun sürmesi nedeniyle

açılacak tazminat davalarında da dayanak mahkeme kararının kesinleşmesi

beklenmeyeceği gibi, davacının beraat etmesi koşulu da aranmayacaktır. Bu

çerçevede,

Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde

açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine,

gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre, davalı vekilinin tüm,davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının

reddine, ancak;

Dosya kapsamı itibariyle ... sanık (davacı)

hakkında5271 sayılı CMK’nın 141/1-a,d maddeleri gereğince

uzun süre tutukluluk halinin sürdürülmesi gerekçelerinin vemakul

sürede hakkında karar verilip verilmediğinin ve dolayısıyla manevi tazminata

hak kazanıp kazanmadığının belirlenmesi bakımından, hakkındaki soruşturma ve

kovuşturma kapsamının incelenmesi soruşturma ve kovuşturmanın uzun sürmesinin

nedenlerinin incelenmesi gerektiğinin anlaşılması karşısında, öncelikle

tazminat istemine konu olan soruşturma dosyasındaki iddianame, davacıya ait

tutuklama kararları tutukluluğun devamına dair kararlar ve tutuklama inceleme

tutanakları, davacı ile ilgili tutanak ve belgeler getirtilip incelenerek

davacının taleplerinin incelenmesi gerektiğinin düşünülmemesi"

26. Aynı Dairenin 8/6/2015 tarihli ve E.2014/23346, K.2015/10032

sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:

"Davacı vekilinin ... davacı hakkında her

defasında kanundaki ibarelerin tekrar edilmesi suretiyle tutukluluk halinin

devamına karar verildiğini, tutuklamanın koruma tedbiri olduğu kuralının ihlal

edildiğini ve davacı hakkında makul sürede karar verilmediğini belirterek CMK'nın 141. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (d) bendleri uyarınca manevi tazminat talebinde bulunduğu

dikkate alındığında, tazminat davasının dayanağı olan ceza dava dosyasının celp

edilip, incelenerek denetime olanak verecek şekilde davacı ile ilgili

evrakların onaylı suretleri dosyaya konularak, davacının manevi tazminata hak

kazanıp kazanmadığının belirlenmesi ve CMK'nın 142/7.

maddesi gereğince, tarafların duruşmadan haberdar edilerek duruşmalı olarak

karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi"

27. Aynı Dairenin 9/3/2015 tarihli ve E.2014/15450, K.2015/4363

sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:

"Davacı (sanık) vekili ... 5271 sayılı CMK’nın 102/2. maddesi gereğince tutukluluğun azami süresi

olan beş yıllık süre 28.09.2012 tarihinde dolduğu halde, tahliye taleplerinin

reddedildiği ve Anayasa Mahkemesine yapmış oldukları bireysel başvuru talebinin

kabul edilerek hak ihlali kararı verilmesine rağmen davacının (sanığın) halen

tahliye edilmediği gerekçesi ile ... maddi ... manevi tazminat talebinde

bulunmuş olup, mahkemece yapılan inceleme sonunda tazminat talebinin dayanağı

olan ceza dava dosyasında davacının (sanığın) mahkumiyetine hükmedildiği ve

hükmün henüz kesinleşmediği gerekçesiyle 5271 sayılı CMK'nın

142/1. maddesi gereğince reddine dair, hükmüne yönelik olarak yapılan

incelemede;

...

davacının koruma tedbirine konu ceza davasında

tutuklu kaldığı süre yönünden ve konuya ilişkin AİHM'in

[Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin] tutukluluk konusunda benimsediği ilkelere bakıldığında; davanın

kapsamı, dosyadaki delillerin çokluğu, sanıklara yüklenen suçların sayısı ve

niteliği, sanıkların sayısı ve davanın karmaşık olması durumunun tutukluluk

süresinin makul olup olmadığının değerlendirilmesinde dikkate aldığı gibi

özellikle organize suçlar bakımından ve ayrıca olayın istisnai koşullarının,

karmaşıklığının, başvurucunun kovuşturulmasına neden olan eylemin ağırlığının

başvurucunun kaçma ihtimalinin de AİHM tarafından dikkate alındığı

görülmektedir.

Somut olayda davacının (sanık) diğer 49 sanıkla

birlikte yakalandığı, atfedilen suçların ciddi ve ağır olduğu, davacı (sanık)

hakkında 13 kez çıkar amaçlı silahlı suç örgütü üyesi olma, bir kez nitelikli

yağma, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen adam öldürme suçuna iştirak, bir

kez tehdit etme, bir kez kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma ve bir kez de

ruhsatsız silah bulundurma suçlarından yargılama yapıldığı, yargılandığı

suçların niteliği, özellikle eylemlerin sayısı, sanık sayısı ve eylemlerin

niteliğinden hareketle dosyanın karmaşıklık düzeyi dikkate alındığında, AİHM

tarafından tutukluluk ve tutukluluğun devamı kararlarının gerekçesi olarak

'delillerin durumu' ifadesinin ciddi suç göstergelerinin varlığının devamlılığı

hususunda bir etken olarak değerlendirildiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda somut

olayda yargılamanın özenli yürütülmediğine ilişkin somut veriler bulunmadığı

gibi böyle bir iddia da ileri sürülmemektedir. Sadece tutukluluğun uzunluğuna

ilişkin itiraz ve serbest bırakmaya ilişkin talepler herhangi bir belgeye

dayalı olmayıp buna karşın mahkemenin dayanılan delillere göre atılı suçların

işlendiğine ilişkin kuvvetli belirti ve tutuklama nedenlerinin varlığının

devamına ilişkin gerekçesininolay veolgulara

dayandırılmış olması karşısında,

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde

gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan

kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; mahkemeceyukarıda

açıklanan gerekçeler doğrultusunda davanın reddi yerine, tazminat talebinin

dayanağı olan ... beraat hükmünün henüz kesinleşmediği gerekçesi ile davanın

reddine karar verilmesi gerekçesi itibariyle hatalı ancak sonucu itibariyle

doğru olduğundan davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün isteme

uygun olarak ONANMASINA"

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

28. Mahkemenin 29/9/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

29. Başvurucu beş yıla yakın bir süredir tutuklu olduğunu,

mahkemelerce tahliye talepleri reddedilirken hakkındaki tutukluluğun uzun

sürmesinin dikkate alınmadığını, yargı organlarınca kendisi ile benzer

suçlardan tutuklu olan asker kişilerin tahliyesine karar verilirken sosyalist

olması nedeniyle hakkındaki tutukluluğun devam ettirildiğini belirterek

Anayasa'nın 10. ve 19. maddelerinde koruma altına alınan haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüş, hak ihlali tespiti ile birlikte tazminat talebinde

bulunmuştur.

30. Bakanlık görüşünde, başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaları yönünden Anayasa Mahkemesinin

önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen görüş sunulmayacağı

bildirilmiştir. Bakanlık, başvurucunun eşitlik ilkesinin ihlal edildiği

iddiasına ilişkin olarak ise bu ilkenin ihlal edildiği iddiasının Anayasa ve

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) kapsamında yer alan diğer temel hak

ve özgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması gerektiğini; ayrımcılığın, aynı

durumda olan kişilere objektif ve makul bir gerekçe olmaksızın farklı uygulama

yapılması anlamına geldiğini, somut olayda sosyalist olması dolayısıyla siyasi

görüş temelinde ayrımcılığa maruz bırakıldığını iddia eden başvurucunun buna

ilişkin iddiasını temellendiren somut bulgu ve kanıt ortaya koymadığını,

başvurucu hakkında verilen tutukluluğa ilişkin kararların gerekçelerinde

başvurucunun sosyalist olmasına dair bir vurgu bulunmadığını belirtmiştir.

31. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında, tutukluluğa

ilişkin kuralların, bazı davalarda yargılanan asker kökenli bir kısım sanığa

göre kendisi hakkında farklı uygulandığını; tutuklu bırakıldığı sürenin, söz

konusu davalarda yargılanan sanıkların tutukluluk süresinden çok daha uzun

sürdüğünü iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun tutukluluğun uzun sürdüğü ve

makul süreyi aştığına yönelen şikâyetinin Anayasa'nın 19. maddesinde güvence

altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

Öte yandan başvurucunun Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesinin

ihlal edildiğine yönelik iddiasının soyut olarak değerlendirilmesi mümkün

olmayıp mutlaka Anayasa ve Sözleşme kapsamında yer alan diğer temel hak ve

özgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması gerekmektedir. Buna göre

kendisiyle benzer durumdaki başka kişilere yapılan muamele ile kendisine

yapılan muamele arasında bir farklılığın bulunduğunu ve bu farklılığın meşru

bir temeli olmaksızın ırk, renk, cinsiyet, din, dil vb. ayrımcı bir nedene

dayandığını makul delillerle ortaya koyamayan başvurucunun eşitlik ilkesinin

ihlali iddiası, esas olarak kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı çerçevesinde ele

alınmalıdır (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §§

33, 34).

33. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

34. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

35. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm

organlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya

çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu

nedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece

mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve

bir çözüme kavuşturulması esastır. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi

hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru

yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda

bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).

36. Ancak tüketilmesi gereken başvuru yollarının ulaşılabilir olmaları

yanında, telafi kabiliyetini haiz ve tüketildiklerinde başvurucunun

şikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanımaları gerekir. Dolayısıyla

mevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına yeterli olmayıp uygulamada da

etkili olduklarının gösterilmesi ya da en azından etkili olmadıklarının

kanıtlanmamış olması gerekir (Ramazan Aras,

B. No: 2012/239, 2/7/2013, § 29).

37. 5271 sayılı Kanun'un tazminat isteminin düzenlendiği 141.

maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre kanunlarda belirtilen koşullar dışında

yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilenler ile kanuna

uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna

çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen kişilerin, maddi ve

manevi her türlü zararlarını devletten isteyebileceklerine ilişkin hükümlerin

bu hususta bir başvuru mekanizması öngördüğü görülmektedir. Bununla birlikte

aynı Kanun'un tazminat isteminin koşullarının düzenlendiği 142. maddesinin (1)

numaralı fıkrasında karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine

tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya

hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde

bulunulabileceği belirtilmektedir.

38. Anayasa Mahkemesi içtihadında tutukluluğun kanunda öngörülen

azami veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularda asıl

davanın sonuçlanmamış olması hâlinde 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde

öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk

yolu olmadığı belirtilmekle birlikte ( Ramazan

Aras, § 36; Burak Döner, B.

No: 2012/521, 2/7/2013, § 35) bireysel başvuruda bulunduktan sonra asıl davanın

sonuçlandığı ve ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet hükmünün kesinleştiği

durumlarda anılan hukuk yolunun etkili olduğu ve tüketilmesi gerektiği ifade

edilmiştir (Hamit Kaya, B. No:

2012/338, 2/7/2013, §§ 34-50).

39. Mahkeme, asıl davanın sonuçlanmadığı durumlarda, 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat yolunun hangi şikâyetler yönünden

tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğunu belirlerken mahkemenin bu

konudaki Yargıtay içtihatlarına atıf yaptığı görülmektedir (Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144,

14/7/2015, § 60; hukuka aykırı olarak gözaltına alınıldığı iddiası bakımından Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No: 2013/1631,

17/12/2015, § 145; müdafii hazır olmadan tutuklama

kararı verildiği iddiası bakımından Adem

Gedik, B. No: 2013/2950, 14/10/2015, § 36; yakalama nedenlerinin

bildirilmediği iddiası bakımından Deniz Özfırat, B. No: 2013/7929, 1/12/2015, § 49).

40. Yine Mahkemece, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesindeki

tazminat yolunun, tutukluluğa ilişkin şikâyetler bakımından asıl davanın

sonuçlanmadığı hâllerde bireysel başvuru öncesi tüketilmesi gereken etkili bir

hukuk yolu olmadığı sonucuna varılırken (ilgili başvurularda Bakanlık görüşünde

belirtilen) Yargıtayiçtihatlarının bahse konu yolun

etkili olduğuna yönelik örnek teşkil etmediği ifade edilmiştir (Ramazan Aras, § 35; Burak Döner, § 34).

41. Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun dile getirdiği

tutukluluğun makul süreyi aştığı iddiası bakımından 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesinde öngörülen tazminat yolunun bireysel başvuru öncesinde tüketilmesi

gereken etkili bir hukuk yolu olup olmadığını değerlendirirken yukarıda yer

verilen Yargıtay kararlarını (bkz. §§ 21-27) ve bu itibarla konuya ilişkin

Anayasa Mahkemesi içtihadının oluştuğu tarihten sonra yakın dönemde yerleşik

bir hâl alan Yargıtay uygulamasını dikkate alacaktır. Anılan Yargıtay

kararlarından anlaşılacağı üzere tutuklamanın uzun sürmesi ve dolayısıyla

tutukluluğun kanunda öngörülen azami veya makul süreyi aşması nedeniyle

açılacak tazminat davalarında, asıl davanın sonuçlanması ya da bu davada

verilecek kararın kesinleşmesi beklenmeden 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi

hükümlerine göre tazminat talep edilmesi mümkün bulunmaktadır. Bu itibarla

Anayasa Mahkemesinin tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi ve/veya makul

süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularda, asıl davanın

sonuçlanmadığı tüm hâllerde 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen

tazminat yolunun bireysel başvuru öncesinde tüketilmesi gereken etkili bir

hukuk yoluolmadığı yönündeki (Ramazan Aras ve Burak Döner kararlarında ilkelerini belirttiği)

içtihadından ayrılması gerekmektedir.

42. Bir suç isnadına bağlı olarak tutuklulukta geçen sürenin

başlangıcı, başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu

tarih; doğrudan tutuklandığı durumlarda ise tutuklama tarihidir. Sürenin sonu

ise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesince

hüküm verildiği tarihtir (Murat Narman,

B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 66).

43. Suç isnadına bağlı olarak tutuklanan kişinin tahliyesine

karar verilmesi ya da ilk derece mahkemesince mahkûmiyetine karar verilmesi

hâlinde, tutukluluğunun kanunda öngörülen azami veya makul süreyi aştığı

iddiasıyla yaptığı bireysel başvuruda ihlal sonucuna varılsa da bu sonucun

başvurucunun kişisel durumuna bir etkisinin olması mümkün görünmemektedir. Zira

bu durumda kişinin suç isnadına bağlı olarak hürriyetinden yoksun bırakılması

sona erdiğinden tutukluluğun kanunda öngörülen azamiveya

makul süreyi aştığı yönündeki bir tespit ve ihlal kararı hürriyetinden yoksun

bırakılan kişinin serbest kalmasına tek başına imkân vermeyecektir. Dolayısıyla

bireysel başvuru kapsamında verilecek muhtemel bir ihlal kararı ancak başvurucu

lehine tazminata hükmedilmesi sonucunu doğurabilecektir.

44. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 1/10/2014

tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğun makul süreyi

aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak

davada da incelenebilir. Nitekim yukarıda değinilen Yargıtay kararları, bu

kapsamdaki taleplerle ilgili olarak davanın esasının sonuçlanmasına gerek

olmadığı yönündedir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre

başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli

mahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna

uygun telafi kabiliyetini haiz etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağan

başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireysel

başvurunun "ikincil niteliği" ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.

45. Açıklanan nedenlerle başvurucunun iddialarına ilişkin olarak

yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı

anlaşıldığından başvurunun başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

29/9/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Aydın ŞİMŞEK

Başvurucu

:

İrfan GERÇEK

Vekili

:

Av. Sezin

UÇAR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/6500, 29 Eylül 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Başvurunun başvuru
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Gökcan
  14. Uçar
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/6500
Tarih
29 Eylül 2016

İlgili Kararlar

  • Ayşe Acar Başvurusu (B. No: 2014/7060)
  • Kırca Mühendislik İnş. Turz. Tic. ve San. A.ş. Başvurusu (B. No: 2014/6241)
  • Engin Bulut Başvurusu (B. No: 2014/516)
  • Zafer Bozbey Başvurusu (B. No: 2014/6423)
  • A.n.s. Başvurusu (B. No: 2014/6079)
  • M.a. Başvurusu (B. No: 2014/3298)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.