İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm
İkinci BölümBaşvuru No: 2013/2188Tarih: 10 Mart 2015

Hüsamettin Güler Başvurusu (B. No: 2013/2188)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

HÜSAMETTİN GÜLER BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2013/2188)

Karar Tarihi: 10/3/2015

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, hakkında “sahte çek düzenleme” suçundan yürütülen

yargılama sonunda yeterli delil olmadan ve mevcut delillerde hataya düşülerek

mahkûmiyet hükmü kurulduğunu, yargılamanın makul sürede tamamlanmadığını

belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, hükmün

infazının durdurulmasını, mahkeme kararının ortadan kaldırılmasını ve manevi

tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 28/3/2013

tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön

incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca 25/4/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine

karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 30/10/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

Adalet Bakanlığı 17/11/2014 tarihli yazısında, Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen,

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu hakkında Adana

Cumhuriyet Başsavcılığının 9/10/1996 tarih ve 1996/571

sayılı iddianamesi ile “sahte çek

düzenlemek” suçundan kamu davası açılmıştır.

8. Adana 2. Ağır Ceza

Mahkemesi, 16/10/2002 tarih ve E.1996/295, K.2002/311

sayılı kararıyla 1/3/1926 tarih ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nun 342.

maddesi uyarınca başvurucunun 1 yıl 8 ay ağır hapis cezası ile

cezalandırılmasına karar vermiş, bu karar Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 3/3/2004

tarih ve E.2003/14244, K.2004/2212 sayılı ilâmı ile onanmıştır.

9. 1/6/2005 tarihinde 5237 sayılı Türk

Ceza Kanunu'nun yürürlüğe girmesinin ardından, başvurucu hakkındaki ilam ve

infaz evrakı, 5237 sayılı Kanun'un lehe olan hükümlerinin uygulanması ve

gerektiği takdirde yeni bir karar verilmesi amacıyla, Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığı İlamat ve İnfaz Bürosunun 6/6/2005

tarihli talebi ile Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesine sevk edilmiştir.

10. Adana 2. Ağır Ceza

Mahkemesi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı İlamat ve

İnfaz Bürosunun talebi üzerine duruşma açarak yaptığı açık yargılama sonunda, 27/12/2005 tarih ve E.1996/295, K.2002/311 sayılı ek karar

ile başvurucunun 5237 sayılı Kanun'un 204. maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis

cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.

11. Başvurucu verilen karar için

temyiz başvurusunda bulunmuş, Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 21/11/2008

tarih ve E.2008/12688, K.2008/12147 sayılı ilâmında, İlk Derece Mahkemesi

kararının, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının takdiri ve

değerlendirilmesi yapılmadan verildiğini belirterek bozmaya hükmetmiştir.

12. Bozma kararı üzerine Adana

2. Ağır Ceza Mahkemesi, 20/3/2009 tarihli ek kararı

ile başvurucu hakkında yeniden hüküm tesis ederek 16/10/2002 tarih ve

E.1996/295, K.2002/311 sayılı ilk mahkumiyet kararının başvurucu lehine

olduğuna, bu kararda yer alan ağır hapis cezasının hapis cezasına çevrilmesine,

hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 13/7/1965 tarih ve 647 sayılı mülga

Cezaların İnfazı Hakkında Kanun uyarınca cezanın ertelenmesine yer olmadığına

karar vermiştir.

13. Bu karar Yargıtay 11. Ceza

Dairesinin 6/2/2013 tarih ve E.2012/25985, K.2013/1726

sayılı ilamı ile onanmıştır.

14. Başvurucuya 21/3/2013 tarihinde mahkumiyetine ilişkin çağrı kağıdı

tebliğ edilmiş, hakkındaki ilamın infazı amacıyla on gün içinde Cumhuriyet

Başsavcılığına müracaat etmesi gerektiği bildirilmiştir.

15. Başvurucu, 28/3/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

16. 765 sayılı mülga Kanun’un

342. maddesinin birinci fıkrası, 59. maddesinin ikinci fıkrası, 4/11/2004 tarih ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük

ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9. maddesinin (1) numaralı fıkrası,

26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesinin (2) numaralı

fıkrası, 204. maddesinin (1) numaralı fıkrası, 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinin (5) numaralı fıkrası.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

17. Mahkemenin 10/3/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

28/3/2013 tarih ve 2013/2188 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

18. Başvurucu, hakkında “sahte çek düzenleme” suçundan yürütülen

yargılama sonunda yeterli delil olmadan ve mevcut delillerde hataya düşülerek

mahkûmiyet hükmü kurulduğunu, verilen mahkûmiyet hükmünün ertelenmediğini, bu

kararın kesinleşmesinin ardından ise 5237 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesi

nedeniyle yapılan uyarlama davasında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına

karar verilmediğini dolayısıyla hakkaniyete uygun bir yargılama yapılmadığını,

ayrıca söz konusu yargılama sürecinin makul süreyi aştığını belirterek, adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

19. Başvuru dilekçesi ve ekleri

incelendiğinde, başvurucunun, hakkında yapılan ilk yargılamada yeterli delil

olmadan ve mevcut delillerde hataya düşülerek mahkûmiyet hükmü kurulduğunu,

verilen mahkumiyet hükmünün ertelenmediğini, bu

kararın kesinleşmesinin ardından ise 5237 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesi

nedeniyle yapılan uyarlama davasında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına

karar verilmediğini dolayısıyla hakkaniyete uygun bir yargılama yapılmadığını,

ayrıca söz konusu yargılama sürecinin makul süreyi aştığını belirterek, adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Başvurucunun

Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 3/3/2004 tarihli ilâmı ile

kesinleşen yargılama sürecine ve uyarlama davası sonucu Yargıtay 11. Ceza

Dairesinin 6/2/2013 tarihli ilamı ile kesinleşen yargılama sürecine ilişkin

ihlal iddiaları ayrı ayrı değerlendirilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 3/3/2004 Tarihli İlamı ile

Kesinleşen Yargılama Sürecine İlişkin İhlal İddiaları

20. 30/3/2011 tarih 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1.

maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:

"Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve

kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler."

21. Anılan Kanun hükmü uyarınca Anayasa

Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlangıcı 23/9/2012

tarihi olup, Mahkeme, ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve

kararlar aleyhine yapılan bireysel başvuruları inceleyebilir. Niteliği

itibarıyla kamu düzenine ilişkin olan bu başvuru şartını taşımayan bireysel

başvuruların incelenebilmesi mümkün değildir.

22. Anayasa

Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi için kesin bir tarihin belirlenmesi ve

Mahkemenin yetkisinin geriye yürür şekilde uygulanmaması hukuk güvenliği

ilkesinin bir gereğidir (B. No: 2012/51, 25/12/2012, §

18).

23. Başvurucu, 9/10/1996 tarihli

iddianame ile hakkında başlatılan soruşturma ve kovuşturma süreci sonunda,

yeterli delil olmadan ve mevcut delillerde hataya düşülerek mahkûmiyet hükmü

kurulduğunu, verilen mahkûmiyet hükmünün ertelenmediğini ve makul sürede

yargılama yapılmadığını, dolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

24. Başvuru konusu olayda, başvurucu hakkında 9/10/1996 tarihli iddianame ile Adana 2. Ağır Ceza

Mahkemesinde açılan davada, anılan mahkemece 16/10/2002 tarihinde verilen

karar, Yargıtay 6. Ceza Dairesinde temyiz incelemesinden geçerek 3/3/2004

tarihli ilam ile kesinleşmiştir. Bu kapsamda başvuruya konu yargılama sürecinin

bu kısmı zaman bakımından Anayasa Mahkemesinin yetkisi dışında kalmaktadır.

25. Açıklanan nedenlerle, yargılama

sürecinin bu kısmına ilişkin kararın 23/9/2012

tarihinden önce kesinleşmiş olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının,

diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin "zaman

bakımından yetkisizlik" nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Yargıtay

11. Ceza Dairesinin 6/2/2013 Tarihli İlamı ile Kesinleşen Yargılama Sürecine

İlişkin İhlal İddiaları

aa. Yargılamanın

Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası

26. Anayasanın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel

başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

27. 6216 sayılı

Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan

yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

28. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

29. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan

sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine konu

olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık bir keyfilik içermesi ve bu durumun

kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş

olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, bariz

takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez

(B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

30. Somut

olayda başvurucu, Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/10/2002

tarihli kararı ile hakkında verilen ve Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 3/3/2004

tarihli onama ilamı ile kesinleşen mahkumiyet hükmünün 5237 sayılı Kanun’a göre

yeniden değerlendirilmesi amacıyla gerçekleştirilen uyarlama davasında, yeterli

delil olmadan ve mevcut delillerde hataya düşülerek mahkûmiyet hükmü

kurulduğunu, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmediğini

dolayısıyla hakkaniyete uygun bir yargılama yapılmadığını belirterek adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

31. Başvuruya

konu, başvurucu hakkında “sahte çek

düzenleme” suçundan verilen mahkûmiyet kararına ilişkin olarak

yapılan uyarlama davasında, Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesince, 765 sayılı mülga Kanun’un

başvurucu lehine olduğu gerekçesiyle uyarlama talebinin reddine, başvurucunun

sabıkasının olduğu ve suç işleme hususundaki eğilimi dikkate alınarak verilen 1

yıl 8 ay hapis cezasının ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri

bırakılmasına takdiren yer olmadığına karar

verilmiştir.

32. Mahkemenin gerekçesi ve

başvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemesi

tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında

isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu

anlaşılmaktadır.

33. Başvurucu, yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı

tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

Derece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt

sunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilik

oluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.

34. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, Derece Mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfilik de

içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

bb. Yargılamanın

Makul Sürede Tamamlanmadığı İddiası

35. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda, açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

36. Başvurucu, hakkında

gerçekleştirilen uyarlama yargılamasının makul süre içinde sonuçlanmaması

nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

37. Anayasa ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18),

Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya

çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar,

esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da

unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme

yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı

ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul

sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§

38–39).

38. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

39. Anayasa’nın 36. ve

Sözleşme’nin 6. maddeleri uyarınca kişilere, medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili

uyuşmazlıkların yanı sıra, cezai alanda yöneltilen suç isnatlarının makul

sürede karara bağlanmasını talep hakkı tanınmıştır. Suç isnadı, bir kişiye suç

işlediği iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirilmesi olup, kişiye cezai

alanda yöneltilen iddianın suç isnadı niteliğinde olup olmadığının tespitinde;

iddia olunan suçun pozitif düzenlemelerdeki tasnifinin, suçun gerçek

niteliğinin, suç için öngörülen cezanın niteliği ile ağırlığının

değerlendirilmesi gerekir. Ancak isnat olunan fiil, ceza kanunlarında suç

olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında ceza hukukunun kuralları

uygulanmış ise, ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesi yapılmaksızın, adil

yargılanma hakkının kapsamına girdiği kabul edilecektir (B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 31).

40. Başvuru konusu olayda,

başvurucu hakkında, Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 9/10/1996 tarihli iddianame ile kamu davası açılmıştır.

Başvurucu hakkında isnat olunan suç 765 sayılı mülga Kanun’un 341. maddesinde

ağır hapis cezasını gerektirir şekilde tanımlanmıştır. Bu çerçevede başvurucu

hakkındaki suç isnadına dayalı yargılamanın Anayasa’nın 36. maddesinin güvence

kapsamına girdiği konusunda kuşku bulunmamaktadır (B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 32).

41. Cezai alanda yöneltilen suç

isnatları ile ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, kişiye bir suç işlediği iddiasının yetkili

makamlar tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama

veya gözaltı gibi tedbirlerin uygulandığı andır. Bu bağlamda başvurucu, 18/7/2002 tarihinde söz konusu iddianame kapsamında

arandığından haberdar olup, ifade vermeye gittiğini bildirmiştir. Başvurucunun

ifade vermesinin ardından İlk Derece Mahkemesi 16/10/2002

tarihinde esasa ilişkin kararını vermiş, bu karar ise Yargıtay tarafından

3/3/2004 tarihinde onanarak kesinleşmiştir. Dolayısıyla 3/3/2004

tarihinde kesinleşen bu süreç Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi

dışında kalmaktadır (§§ 20-25).

42. 1/6/2005 tarihinde 5237 sayılı Kanun’un

yürürlüğe girmesi ile birlikte, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı İlamat ve İnfaz Bürosu tarafından, başvurucu hakkında

verilen mahkumiyet hükmünün yeniden değerlendirilmesi amacıyla, Adana

Cumhuriyet Başsavcılığına 6/6/2005 tarihli yazı gönderilmiş ve söz konusu yazı

ile başvurucu hakkında, daha önce sona eren yargılama sürecinin ardından yeni

bir yargılama süreci başlatılmıştır. Nitekim, 6/6/2005

tarihli bu talep ile Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından duruşma açılarak

yeniden yargılama yapılmıştır. Somut olayın bu nitelikleri dikkate alındığında,

makul süre değerlendirmesinde sürenin başlangıcı, başvurucu hakkında 765 sayılı

mülga Kanun ile verilen mahkumiyet hükmünün, 5237 sayılı Kanun uyarınca yeniden

değerlendirilmesinin talep edildiği tarih olan 6/6/2005

tarihidir. Sürenin bitiş tarihi ise, suç isnadına ilişkin nihai kararın

verildiği tarihtir. Bu kapsamda, somut yargılama faaliyeti açısından sürenin

bitiş tarihi, başvurucu hakkındaki mahkûmiyet kararının Yargıtay 11. Ceza

Dairesince onandığı 6/2/2013 tarihidir.

43. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde, yargılamanın konusunu “sahte çek düzenleme” suçunun oluşturduğu, 6/6/2005 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı İlamat ve İnfaz Bürosunca, Adana Cumhuriyet Başsavcılığına

gönderilen yazıyla, o tarihte henüz yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun uyarınca,

başvurucu hakkında daha önce kesinleşmiş olan mahkumiyet hükmünün yeninden

değerlendirmesinin istenildiği, Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesince duruşma

açılarak yapılan yargılama sonucunda 27/12/2005 tarihli kararla başvurucu

hakkında yeni bir hüküm tesis edildiği, temyiz incelemesi sonucu anılan kararın

Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 21/11/2008 tarihli ilâmı ile bozulduğu, bozmaya

uyularak yapılan yargılama sonunda Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/3/2009

tarihli kararı ile tekrar hüküm kurulduğu, bu hükmün Yargıtay 11. Ceza

Dairesinin 6/2/2013 tarihli ilamı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.

44. 5271 sayılı Kanun’un

öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul

sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu

yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği yönünde kararlar verilmiştir (B. No: 2012/625, 9/1/2014,

§§ 23-41; B. No: 2013/695, 9/1/2014, §§ 24-40).

45. Başvurunun değerlendirilmesi

neticesinde, başvuruya konu ceza davasının; hukuki meselenin çözümündeki

güçlük, maddi olayların karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan

engeller, taraf sayısı gibi kriterler dikkate

alındığında karmaşık olmaktan uzak olduğu anlaşılmıştır. Başvurucunun tutum ve

davranışlarıyla ve usulü haklarını kullanırken özensiz davranmasıyla

yargılamanın uzamasına önemli ölçüde sebep olduğu da söylenemez. Dolayısıyla

somut başvuru açısından, daha önce verilen kararlar dışında farklı karar

verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve yedi yıl sekiz ay devam eden

yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

46. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi Yönünden

47. Başvurucu, yargılama

sürecinde yeterli delil olmadan ve mevcut delillerde hataya düşülerek hakkında

mahkûmiyet hükmü kurulması ile yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması

nedeniyle 25.000,00 TL tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

48. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

49. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin yedi yıl sekiz ay devam eden yargılama süresi nazara

alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında, başvurucuya net 5.850,00 TL

manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

50. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet

ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 3/3/2004 tarihli ilamı ile

kesinleşen yargılama sürecine ilişkin ihlal iddialarının “zaman bakımından yetkisizlik” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 6/2/2013

tarihli ilamı ile kesinleşen yargılama sürecine ilişkin olarak yargılamanın

sonucunun adil olmadığı iddiasının "açıkça dayanaktan yoksun olması " nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 6/2/2013 tarihli ilamı ile kesinleşen yargılama sürecine

ilişkin olarak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

4.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 5.850,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

10/3/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan

ALTAN

Üyeler

:

Osman

Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Engin

YILDIRIM

Celal

Mümtaz AKINCI

Raportör Yrd.

:

İsmail

Emrah PERDECİOĞLU

Başvurucu

:

Hüsamettin

GÜLER

Vekili

:

Av.

Melih ERYAMAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/2188, 10 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

  • Mercii: Anayasa Mahkemesi
  • Bölüm: İkinci Bölüm
  • Başvuru No: 2013/2188
  • Tarih: 10 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • Muzaffer Şah Başvurusu (B. No: 2014/234)
  • Güngör Körkemli Başvurusu (B. No: 2014/859)
  • İstanbul Otelcilik ve Turizm Tic. A.ş. Başvurusu (B. No: 2014/5259)
  • Fatiş Doğan Başvurusu (B. No: 2014/7223)
  • Aydın Aslan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/4642)
  • Sait Yılmaz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2988)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.