İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Muzaffer Şah Başvurusu (B. No: 2014/234)

1. Başvurucu, somut suç şüphesi

Başvuru No2014/234Tarih11 Mart 2015Okuma15 dk · 3.000 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Muzaffer Şah Başvurusu

Karar tarihi
11 Mart 2015
Başvuru Numarası
2014/234
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.000 kelime·15 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, somut suç şüphesi

bulunmadığı halde uzun süredir tutuklu olması ve gizli tanığın beyanına

istinaden yargılanması ile yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle Anayasa’nın 19.

maddesinde tanımlanan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile 36. maddesinde

düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiş ve tazminat

talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 6/1/2014 tarihinde Ceyhan

Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari

yönden yapılan ön incelemesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve

Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci

Komisyonunca, 23/9/2014 tarihinde başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

6/11/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına

gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığı görüşünü

9/1/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Adalet Bakanlığı tarafından

Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 13/1/2015 tarihinde tebliğ

edilmiştir. Başvurucu, diyeceklerini 26/1/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine

sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu, Bakanlık

görüşü ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Ceyhan Cumhuriyet

Başsavcılığınca yürütülen 2006/5619 sayılı soruşturma kapsamında 29/6/2007

tarihinde gözaltına alınmış, Ceyhan Sulh Ceza Mahkemesinin 3/7/2007 tarih ve 2007/204

sayılı kararıyla tutuklanmıştır.

9. Adana Cumhuriyet

Başsavcılığının 6/12/2007 tarih ve 2007/421 sayılı iddianamesiyle, başvurucu

hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, kasten insan öldürme ve

tehdit suçlarından kamu davası açılmıştır.

10. Yargılamanın yürütüldüğü

Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/6/2012 tarih ve E.2007/336, K.2012/1 sayılı

kararıyla, başvurucunun kasten insan öldürme suçundan müebbet hapis, ruhsatsız

ateşli silah taşımak suçundan bir yıl hapis ve 450 TL adli para cezası, mala

zarar verme suçundan dört yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, tutukluluk

halinin devamına, tehdit ve suç örgütüne üye olmak suçlarından ise beraatına

karar verilmiştir.

11. Başvurucu hakkındaki dava Yargıtayda temyiz aşamasında derdesttir.

12. Başvurucu 6/1/2014 tarihinde

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

13. 26/9/2004 tarih ve 5237

sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81. maddesi şöyledir:

“(1) Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile

cezalandırılır.”

14. 5237 sayılı Kanun’un 151.

maddesi şöyledir:

“(1) Başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan,

tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hâle getiren veya kirleten kişi,

mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası

ile cezalandırılır.”

15. 10/7/1953 tarih ve 6136

sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkındaki Kanun’un 13.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak ateşli silahlarla bunlara ait

mermileri satın alan veya taşıyanlar veya bulunduranlar hakkında bir yıldan üç

yıla kadar hapis ve otuz günden yüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.”

16. 4/12/2004 tarih ve 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi şöyledir:

“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir

tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama

kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri

ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini

uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde

bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin

varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza

Kanununda yer alan;

…

2. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),

….

9. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar

hariç, Madde 220),

….”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

17. Mahkemenin 11/3/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 6/1/2014 tarih ve 2014/234

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

18. Başvurucu, tutukluluğu gerektirecek somut delil yokken tutukluluğun devam

ettirildiğini, kanuni tutukluluk süresi olan 5 yılın dolmasına 15 gün kala

hüküm verildiğini, dosyanın Yargıtaya gönderilmesinin

7 ay sürdüğünü, kasten insan öldürme suçuna ilişkin olarak yeterli delil yokken

gizli tanığın beyanlarına göre yargılamanın devam ettiğini ve yargılamanın uzun

sürdüğünü ileri sürerek tutukluluk halinin sona erdirilmesi ile tazminat

talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

19. Başvurucunun uzun

tutuklulukla ilgili şikayetlerinin Anayasa’nın 19. maddesinde düzenlenen kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı, yargılamanın uzun sürmesi ve hakkındaki gizli

tanığın beyanlarına istinaden yürütüldüğü yönündeki şikayetlerinin ise

Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkı kapsamında

incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Kişi

Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlali İddiası

20. Başvurucu, somut delil

bulunmadığı halde tutukluluğunun devam ettirildiğini ve tutukluluk süresinin

makul olmadığını iddia etmiştir.

21. Adalet Bakanlığı görüşünde

bu şikayet ile ilgili olarak görüş sunulmayacağını

belirtmiştir.

22. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu Ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

geçici 1. maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem

ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler.”

23. Bu hüküm gereğince Anayasa

Mahkemesi, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar

aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler. Dolayısıyla Mahkemenin zaman

bakımından yetkisi ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar

aleyhine yapılan bireysel başvurularla sınırlıdır. Kamu düzenine ilişkin bu

düzenleme karşısında, anılan tarihten önce kesinleşmiş nihaî işlem ve kararları

da içerecek şekilde yetki kapsamının genişletilmesi mümkün değildir (B. No:

2012/832, 12/2/2013, § 14).

24. Başvurunun kabul edilebilmesi

için ihlal iddiasına dayanak teşkil eden nihai işlem veya kararların 23/9/2012

tarihinden evvel kesinleşmemiş olmaları da gerekmektedir. Nihai işlem veya

kararların anılan tarihten önce kesinleştikleri tespit edildiği takdirde ilgili

şikâyetler bakımından başvurunun kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir. Mahkemenin yargı yetkisine ilişkin bu tespitin bireysel başvuru

incelemesinin her aşamasında yapılabilmesi mümkündür (B. No: 2012/726,

2/7/2013, § 32).

25. Kişi serbest bırakılmadan yargılanmakta

olduğu davada ilk derece mahkemesi kararıyla mahkûm olmuşsa, mahkûmiyet tarihi

itibarıyla da tutukluluk hali sona erer. Çünkü bu durumda kişinin hukuki durumu

“bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu”

olma kapsamından çıkmaktadır. Bireysel başvuru incelemesi açısından,

tutuklamanın şartları ile mahkûmiyete hükmedilmesi arasındaki esaslı fark bunu

gerektirir. Zira mahkûmiyete karar verilmiş olmakla, isnat olunan suçun

işlendiği, bundan failin sorumlu olduğunun sübuta erdiği kabul edilmekte ve bu nedenle

sanık hakkında hürriyeti bağlayıcı cezaya ve/veya para cezasına

hükmedilmektedir. Mahkûmiyetle birlikte kişinin kuvvetli suç şüphesi ve bir

tutuklama nedenine bağlı olarak tutukluluk hali sona ermektedir. Bu açıdan

mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması ayrıca gerekmez (B. No: 2012/726,

2/7/2013, § 33).

26. Başvurucu 3/7/2007 tarihinde

Ceyhan Sulh Ceza Mahkemesince tutuklanmış ve yargılandığı davada mahkûmiyet

kararının verildiği 15/6/2012 tarihinde başvurucunun “suç isnadına bağlı olarak tutukluluk” hali

sona ermiştir.

27. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun “kişi hürriyeti ve

güvenliğinin” ihlal edildiği yönündeki şikâyetlerine konu olayda

tutukluluğa ilişkin nihai kararın Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından

yetkisinin başladığı 23/9/2012 tarihinden önce verildiği anlaşıldığından

başvurunun bu kısmının “zaman bakımından

yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

b. Somut Suç

Şüphesi Bulunmadığı Halde Gizli Tanığın Beyanlarına İstinaden Yargılandığı

İddiası

28. Başvurucu, somut suç şüphesi

bulunmadığı halde gizli tanığın beyanlarına ve tahminlere istinaden

yargılamanın devam ettirildiğini iddia etmiştir.

29. Adalet Bakanlığı görüşünde

özetle: Başvurucunun şikayetinin yargılamanın bütünü itibariyle adil olup

olmadığı hususuna ilişkin olduğu ve başvuru konusu yargılamanın halen temyiz

aşamasında derdest olduğunu belirterek Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına

atfen bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak ihlallerinin olağan denetim

mekanizması içinde giderilmemesi durumunda başvurulabileceğini belirtilmiştir.

30. Başvurucu Adalet

Bakanlığının görüşüne karşı beyanlarında özetle; Adalet Bakanlığının görüşünde belirttiği

bazı suçlardan beraat ettiğini, çıkar amaçlı suç örgütü ve kasten insan öldürme

suçlarından cezalandırıldığını, ikametinde yapılan aramada herhangi bir suç

unsuruna rastlanılmadığını belirterek başvuru formundaki beyanlarını özetle

tekrarlamıştır.

31. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“... Başvuruda

bulunabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması şarttır.”

32. 6216 sayılı Kanun’un 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu

ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve

yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce

tüketilmiş olması gerekir.”

33. Anılan Anayasa ve Kanun

hükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için

ihlale neden olduğu iddia edilen işlem veya eylem için öngörülen idari ve

yargısal başvuru yollarının

tamamının tüketilmiş olması gerekir. Bireysel başvurunun ikincil nitelikte bir

hak arama yolu olması nedeniyle, asıl olan hak ve özgürlüklere kamu

otoritelerince saygı gösterilmesi ve olası bir ihlal durumunda bunun idari

ve/veya yargısal olağan yollarla giderilmesidir. Bu nedenle bireysel başvuru yoluna ancak kanunda öngörülen olağan yollar

tüketilmesine rağmen ihlalin ortadan kaldırılamadığı durumlarda gidilebilir (B.

No: 2012/239, 2/7/2013, § 28).

34. Somut olayda başvuru konusu yargılamanın temyiz aşamasında olduğu,

başvurucunun, delillerin değerlendirilmesine dair adil

yargılanma hakkı kapsamındaki iddiaları yönünden başvuru

yollarının tüketilmediği görülmektedir.

35. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun, somut suç şüphesi bulunmadığı halde gizli tanığın beyanlarına

istinaden yargılandığı iddiasına ilişkin olarak “başvuru yollarının tüketilmemesi”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Yargılama

Süresinin Makul Olmadığı İddiası

36. Başvurucunun, yargılamanın

makul süreyi aştığı yönündeki şikayeti açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve başka bir kabul edilemezlik nedeni de

bulunmadığından kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

37. Başvurucu, yargılamasının

makul olmayan bir süredir devam ettiğinden şikâyetçi olmuştur.

38. Anayasa ve Sözleşme’nin

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049,

26/3/2013, § 18), Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) metni ile Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma

hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde

yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de

Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok

kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında

yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul

sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

39. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

40. Anayasa’nın 36. ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca kişilere, cezai alanda yöneltilen suçlamaların

da (suç isnadı) makul sürede karara bağlanmasını isteme hakkı tanınmıştır.

İsnat olunan fiil, ceza kanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama

aşamasında ceza hukukunun kuralları uygulanmış ise ayrıca bir uygulanabilirlik

incelemesi yapılmaksızın kendiliğinden adil yargılanma hakkının kapsamına girer

(B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 31). Başvuru konusu olayda, başvurucu hakkında, “suç işlemek için kurulan örgüte üye olmak, kasten

insan öldürme, tehdit” suçlarını işlediği iddiasıyla dava

açılmıştır. Başvurucu hakkında isnat olunan suçlar 5237 sayılı Kanun’da hapis

cezasını gerektirir şekilde tanımlanmışlardır. Bu çerçevede başvurucu

hakkındaki suç isnadına dayalı yargılamanın Anayasa’nın 36. maddesinin güvence

kapsamına girdiği konusunda kuşku bulunmamaktadır (B. No: 2012/625, 9/1/2014, §

32).

41. Ceza muhakemesinde yargılama

süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye

suç işlediği iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan

ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı gibi birtakım tedbirlerin uygulanması

anıdır. Somut başvuru açısından bu tarih, başvurucunun gözaltına alındığı

29/6/2007 tarihidir. Ceza yargılamasında sürenin sona erdiği tarih, suç

isnadının nihai olarak karara bağlandığı, yargılaması devam eden davalar

yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul süre şikâyetiyle ilgili kararını

verdiği tarihtir (B. No: 2013/695, 9/1/2014, § 34).

42. Yargılama sürecinin

uzamasında yetkili makamlara atfedilecek gecikmeler, yargılamanın süratle

sonuçlandırılması hususunda gerekli özenin gösterilmemesinden

kaynaklanabileceği gibi, yapısal sorunlar ve organizasyon eksikliğinden de

ileri gelebilir. Zira Anayasa’nın 36. maddesi ile Sözleşme’nin 6. maddesi,

hukuk sisteminin, mahkemelerin davaları makul bir süre içinde karara bağlama

yükümlülüğü de dâhil olmak üzere adil yargılama koşullarını yerine

getirebilecek biçimde düzenlenmesi sorumluluğunu yüklemektedir (B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 44). Bu kapsamda, yargı sisteminin yapısı, mahkeme kalemindeki

rutin görevler sırasındaki aksamalar, hükmün yazılmasındaki, bir dosyanın veya

belgenin bir mahkemeden diğerine gönderilmesindeki ve raportör atanmasındaki

gecikmeler, yargıç ve personel sayısındaki yetersizlik ve iş yükü ağırlığı

nedeniyle yargılamada makul sürenin aşılması durumunda da yetkili makamların

sorumluluğu gündeme gelmektedir (B. No: 2012/1198, 7/11/2013, § 55).

43. Anayasa Mahkemesinin, derece

mahkemelerinin yargılama sürelerine riayetlerine ilişkin mevzuatı nasıl

yorumladıklarını ve uyguladıklarını denetleme görevi bulunmamakta; Mahkeme,

davaların “makul süre” içerisinde tamamlanıp tamamlanmadığını tespit etmek

amacıyla yargılama süresinin bütününü ele alarak, bu sürenin Anayasa’nın 36.

maddesine uygun olup olmadığıyla sınırlı bir inceleme yapmaktadır (B. No:

2014/2454, 4/11/2014, § 44).

44. Başvuru konusu olayda

başvurucu, hakkında yürütülen soruşturma kapsamında 29/6/2007 tarihinde

gözaltına alınmış, 3/7/2007 tarihinde tutuklanmıştır. Adana Cumhuriyet

Başsavcılığı 6/12/2007 tarihinde başvurucunun da aralarında bulunduğu elli üç

şüpheli hakkında kamu davası açmıştır. Yargılamayı yürüten Adana 8. Ağır Ceza

Mahkemesi 15/6/2012 tarihli kararı ile birleşen iki dosyayla birlikte toplam

elli altı sanık hakkında hüküm kurmuştur. Davada müşteki sayısı otuzdur. Hüküm

başvurucu tarafından temyiz edilmiş olup temyiz incelemesi devam etmektedir.

45. Başvurucunun da dahil olduğu

şüpheliler suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve kurulan suç örgütüne üye olma,

tefecilik, yağma, şantaj, kasten yaralama, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma,

tehdit, kasten insan öldürme, mala zarar verme ve ruhsatsız silah bulundurma

suçlarından yargılanmışlardır.

46. Başvurucunun yargılandığı

dava dosyası 18/1/2011 ve 21/5/2012 tarihlerinde iki farklı dava dosyası ile

birleştirilmiştir.

47. İlk Derece Mahkemesince

başvurucu hakkında mahkûmiyet hükmü kurulana kadar toplam yirmi üç duruşma

yapılmıştır. Şüphelilerden birinin yurt dışında olması nedeniyle savunmasının

alınması için yurt dışına istinabe talebi yapılmış olup, bu işlemin yerine

getirilmesi yaklaşık 1 yıl 6 ay sürmüştür.

48. Yargılama sonucunda Mahkeme

15/6/2012 tarih ve E.2007/336, K.2012/101 sayılı kararla başvurucunun müebbet

hapis cezası ve toplam 5 yıl hapis ve 450 TL adli para cezası ile

cezalandırılmasına ve tutukluluk halinin devamına karar vermiştir. UYAP

sisteminde yapılan araştırmada 11/2/2013 tarihinde dosyanın temyiz incelemesi

için Yargıtay’a gönderildiği, Yargıtay 1. Ceza Dairesince 5/6/2014 tarihinde

eksikliklerin ikmali için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine

karar verdiği tespit edilmiştir.

49. Ceyhan Cumhuriyet

Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında 29/6/2007 tarihinde gözaltına

alınan başvurucu hakkındaki dava, Anayasa Mahkemesince yapılan bireysel başvuru

incelemesi sırasında Yargıtayda temyiz aşamasındadır.

Başvurucuya bir suçun isnat edildiği 29/6/2007 tarihi ile bireysel başvurunun

karara bağlandığı tarih arasında geçen süre yaklaşık 7 yıl 8 aydır.

50. Makul sürede yargılanma

hakkının ihlali iddialarına ilişkin olarak AİHM, mutlak bir süreye göre

değerlendirme yapmamakta, her davanın özelliğine göre, makul sürenin aşılıp

aşılmadığını incelemektedir. Davanın karmaşıklığı, tarafların ve ilgili

makamların yargılama sürecindeki tutumu, AİHM tarafından bir davanın süresinin

makul olup olmadığının tespitinde içtihat yoluyla geliştirilmiş olan

kriterlerdir (Frydlender/Fransa, No: 30979/96, 27/6/2000, § 43; Ezel Tosun/Türkiye, No:33379/02,

10/1/2006, 21; Namlı ve Diğerleri/Türkiye,

No: 51963/99, 23/5/2007, § 24; Alhan/Türkiye,

No: 8163/07, 2/4/2013, § 21; Danespayeh/Türkiye,

No: 21086/04, 16/7/2009, § 28), (B. No: 2014/2454, 4/11/2014, § 51).

51. AİHM, yargılamanın

karmaşıklığını değerlendirirken davanın hem hukuki hem de maddi açıdan bütün

yönlerini ele almakta, davanın konusunun karmaşıklığı, hukuki meselenin

çözümündeki güçlük, delillerin toplanmasında karşılaşılan engel, maddi

olayların karmaşıklığı, sanıkların ya da isnat edilen suçların veya tanıkların

sayısı, davanın uluslararası unsurları, bilirkişi deliline ihtiyaç, yazılı

delillerin hacmi gibi birçok unsuru incelemektedir (Pretto ve Diğerleri/İtalya, No: 7984/77, 8/12/1983, § 32; Eckle/Almanya, No:8130/78, 15/7/1982, § 81; Buchholz/Almanya, No: 7759/77, 6/5/1981, § 55; Neumeister/Avusturya, No: 1936/63, 27/6/1968, § 21).

AİHM bir kararında, davanın karmaşıklığı ile ilgili olarak, davadaki sanık

sayısı, suçun ekonomik boyutu, bilirkişi raporuna ihtiyaç duyulması gibi

nedenlerle 7 yıl 27 gün süren yargılama sürecinin makul olduğunu belirtmiştir (M.A.T./Türkiye, No: 63964/00, 19/1/2007, §

40), (B. No: 2014/2454, 4/11/2014, § 52).

52. Davanın taraflarının ve

ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu açısından ise ceza davalarında

sanık, adli makamlarla aktif bir işbirliği yapmak

zorunda olmadığı gibi hukuk sisteminin sunduğu savunma imkânlarını kullandığı

için de kusurlu bulunamaz. Diğer taraftan devlet, kendi idari ve yargısal

organlarına yüklenebilecek gecikmelerden sorumludur. AİHM, yetkili makamların

tutumu ölçütünü, esas olarak, meydana gelen gecikmeden devletin ihmal ve kusuru

nedeniyle sorumlu olup olmadığına bakarak ele almaktadır (Zana/Türkiye, No: 18954/91, 25/11/1997, §§ 79–82). AİHM,

yargılamada ortaya çıkan her bir hareketsiz geçen dönemi veya ertelemeleri ayrı

ayrı değerlendirmektedir. Bununla birlikte AİHM, bir başvuruda yargısal

organlara yüklenebilecek 15 aylık bir gecikme periyoduna rağmen, ulusal yargı

makamları önünde 7 yıl 4 ay süren davanın oldukça karmaşık olduğunu göz önünde

bulundurarak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmediğine karar

vermiştir (Neumeister/Avusturya, No: 1936/63, 27/6/1968, §§

20–21). AİHM ayrıca yargı makamlarının davaları birleştirme, delil toplama gibi

nedenlerle davayı uzatmalarının belli bir yere kadar makul görülebileceğini

belirtmektedir (Ewing/Birleşik Krallık (Avrupa Komisyonu

Raporu), No: 11224/84, 7/10/1987, § 151), (B. No: 2014/2454, 4/11/2014, § 53).

53. Anayasa Mahkemesi de

bireysel başvuru kapsamında incelediği başvurularda kırk sekiz şüpheli hakkında

on dört ayrı suçtan açılan davada, yargılama başladıktan sonra aralarında

bağlantı görülen farklı dosyaların birleştirildiği, duruşmaların ortalama

olarak dört ay aralıklarla gerçekleştirildiği, yargılama süresince dosyanın

incelemeye alındığı herhangi bir duruşmanın olmadığı ve halen Yargıtayda temyiz aşamasında bulunan davadaki 7 yıl 2 ay

süren yargılama sürecinin makul olduğuna karar vermiştir (B. No: 2014/658,

30/12/2014, § 49, 53). Mahkeme bir başka başvuruda ise elli bir şüpheli

hakkında açılan kamu davasında, yargılamayı yapan mahkemenin birleşen

dosyalarla birlikte toplam elli üç sanık hakkında hüküm kurduğu ve halen

Yargıtay temyiz aşamasında bulunan davada geçen 7 yıl 2 ay 28 günün makul

olduğuna karar vermiştir (B. No: 2014/2454, 4/11/2014, § 54, 55).

54. Dava dosyasının

incelenmesinde, Ceyhan Cumhuriyet Başsavcılığınca 29/6/2007 tarihinde gözaltına

alınan başvurucu hakkında 6/12/2007 tarihinde kamu davası açıldığı, yargılamaya

başlayan Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesince, davanın tensip zaptının

düzenlenmesinden sonra toplam elli altı sanıkla ilgili yargılama yaptığı,

yargılamanın başladığı tarihten itibaren, aralarında bağlantı görülen farklı

dava dosyalarının birleştirilmesine karar verildiği, duruşmaların ortalama

olarak iki ay aralıklarla gerçekleştirildiği, yargılama süresince dosyanın

incelemeye alındığı herhangi bir duruşmanın olmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece

15/6/2012 tarihinde verilen gerekçeli kararın 11/2/2013 tarihinde temyiz

incelemesi için Yargıtaya gönderildiği

belirlenmiştir. Sonuç olarak, soruşturma ve yargılama safhalarıyla temyiz

süreci birlikte değerlendirildiğinde, yargılama faaliyetlerinde hareketsiz

kalınan bir dönemin bulunmadığı, yargı mercilerine atfedilebilecek bir kusurun

olmadığı ve gerekli özenin gösterildiği görülmüştür.

55. Yargılama süresinin makul

olup olmadığının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gereken

davadaki sanık sayısı, dosyada birleştirme kararı verilip verilmediği, davanın

karmaşıklığı, atılı suçların vasıf ve mahiyeti, söz konusu suçlar için

öngörülen cezaların miktarı gibi unsurlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde

somut başvuru bakımından yargılama süresinin makul olduğu görülmektedir.

56. Açıklanan nedenlerle,

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

Başvurunun,

A. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali iddiasına ilişkin

kısmının “zaman bakımından yetkisizlik”,

B. Somut suç şüphesi bulunmadığı halde gizli tanığın beyanlarına

istinaden yargılandığı iddiasına ilişkin kısmının “başvuru yollarının tüketilmemesi”

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

D. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası yönünden

Anayasa’nın 36. maddesinin İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

E. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına

11/3/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi

DURSUN

Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Şükrü DURMUŞ Başvurucu : Muzaffer ŞAH

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/234, 11 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. C. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki
  16. E. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına
  17. Kaleli
  18. Dursun
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/234
Tarih
11 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • Güngör Körkemli Başvurusu (B. No: 2014/859)
  • İstanbul Otelcilik ve Turizm Tic. A.ş. Başvurusu (B. No: 2014/5259)
  • Fatiş Doğan Başvurusu (B. No: 2014/7223)
  • Aydın Aslan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/4642)
  • Sait Yılmaz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2988)
  • Meral Sürücüler Başvurusu (B. No: 2013/9018)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.