İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hüseyin Özkıral Başvurusu (B. No: 2014/13399)

1. Başvuru, savunma için yeterli süre verilmemesi,

Başvuru No2014/13399Tarih16 Eylül 2015Okuma13 dk · 2.597 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Hüseyin Özkıral Başvurusu

Karar tarihi
16 Eylül 2015
Başvuru Numarası
2014/13399
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.597 kelime·13 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, savunma için yeterli süre verilmemesi,

yargılamada hukuka aykırı deliller kullanılması, delillerin eksik toplanması ve

hatalı değerlendirilmesi ile delil toplatma taleplerinin gerekçesiz biçimde

reddedilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası

hakkındadır.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 8/8/2014 tarihinde yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona

sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 29/12/2014 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle

şöyledir:

5. Başvurucunun işyerinde esrar ve uyuşturucu hap sattığına

ilişkin ihbarlar üzerine, Karataş Sulh Ceza Mahkemesinin 17/9/2007 tarihli ve

2007/142 Müt. sayılı kararıyla iş yerinde arama

yapılmasına izin verilmiştir. Ayrıca uyuşturucu madde bulunduğu ihbarı üzerine

Karataş Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen yazılı izne istinaden

başvurucunun yönetimindeki araçta da arama yapılmıştır.

6. Aramalar sonucunda, hint

keneviri ihtiva eden sigaralarla bir miktar esrar ele geçirilmiştir.

7. Uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun işlendiği

konusunda yeterli şüphe bulunduğu kanısına varan Adana Cumhuriyet Başsavcılığı,

başvurucunun cezalandırılması talebiyle aynı yer 1. Ağır Ceza Mahkemesine

hitaben 19/3/2009 tarihli iddianameyi düzenlemiştir.

8. Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 6/7/2009 tarihli ve

E.2009/187, K.2009/312 sayılı kararıyla başvurucuyu uyuşturucu madde ticareti

yapma suçundan 4 yıl 2 ay hapis ve 480,00 TL adli para cezasına mahkûm

etmiştir.

9. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şu şekildedir:

“…Yargılama

sırasında; Sanık Hüseyin Özkıral; uyuşturucu

kullanmadığını, uyuşturucu ticaretini yapmadığını ve el konulan madde ile

ilgisi(nin) bulunmadığını savunmuş, soruşturma

aşamasında düzenlenen tutanaklardan; Adana Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlar

Büro Amirliğine 17/09/2007 tarihinde ihbar yapıldığı, Karataş Nöbetçi Sulh Ceza

Mahkemesinden arama kararı alındığı, K… ilçesi K… Karataş Köyü A… dalyanı kenarında

bulunan D… Restorantta arama yapıldığı, yapılan

aramada 14 adet esrarlı sigara ve sanığa ait 34 YM 5029 plaka sayılı araçta

yapılan aramada 9 adet esrarlı sigara ele geçirildiği, 09/10/2007 tarihli

ekspertiz raporundan, emanete alınan maddeden net 0,7 gram esrar yapıldığı,

29/01/2008 tarihli Adana Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinden alınan

raporda sanığın uyuşturucu kullanmadığı tespit olunmuştur.

Yargılama

sonunda; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Quaranta v. –

Switzerland davasında; “ Dava karmaşık, isnat edilen

suç ciddi ve cezası ağır ise sanığa zorunlu müdafi atanmalıdır.” şeklinde karar

vermiştir. Keza Chichlian et Ekindjian

– Fransa davasında; “ Kovuşturma sırasında yapılan suçlama ile ilgili

bilgilendirme daha ayrıntılı olmalıdır.” şeklinde karar vermiştir. Bu kararlar

ışığında sanığa; müdafi huzurunda isnat edilen suçu ayrıntılı anlatılarak ve

yeniden hakları hatırlatılarak savunması tespit edilmiştir. Sanığın uyuşturucu

ticareti yaptığına dair ihbar bulunduğundan, sanığın birçok yerde uyuşturucu

saklandığı tespit edildiğinden, savunmanın reddine karar verilmiş(tir). Sanık

hakkında 17/09/2007 tarihinde D… Restorant isimli iş

yerinde uyuşturucu sattığına dair ihbar yapılmış(tır). Bunun üzerine Karataş

Sulh Ceza Mahkemesinden arama kararı alınmış, sanığın çalıştırdığı D… Restorant ve 34 YM 5029 plaka sayılı otomobilinde arama

yapılmış(tır). Sanığın restorantının olduğu yerde 14

adet esrarlı sigara ile jelatine sarılı bir miktar kubar

esrar maddesini bulundurduğu ayrıca 34 YM 5029 plaka sayılı aracın sol ön

tekerlek davlumbazı ile çamurluk arasına sıkıştırılmış 9 adet esrarlı sigara

olmak üzere toplam 23 adet esrarlı sigara ve jelatine sarılı kubar esrar maddesi bulundurduğu anlaşılmış. El konulan

maddeden net 0,7 gram esrar yapılacağı tespit olunmuş. Sanığın eylemi

uyuşturucu ticareti suçu olarak vasıflandırılmış. Sanığın satmak için esrar

niteliğinde uyuşturucu maddeyi bulundurduğu ve uyuşturucu ticareti yaptığı

kanaatine varıldığından mahkûmiyetine karar verilmiş(tir)…”

10. Başvurucunun temyizi üzerine karar, Yargıtay 10. Ceza

Dairesinin 5/6/2014 tarihli ve E.2011/4176, K.2014/4420 sayılı ilamıyla

onanmıştır.

11. Başvurucunun 15/7/2014 tarihinde yaptığı yargılamanın

yenilenmesi talebi, Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/7/2014 tarihli ve

E.2009/187, K.2009/312 sayılı ek kararıyla reddedilmiştir. Ancak anılan karara

karşı itiraz yoluna gidilip gidilmediği ve gidilmiş olması durumunda verilen

kararın ne olduğu dava dosyasından anlaşılamamaktadır.

12. Başvurucu, onama ilamından 12/7/2014 tarihinde haberdar

olmuştur.

13. Bireysel başvuru 8/8/2014 tarihinde yapılmıştır.

B. İlgili Hukuk

14. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun,

hüküm tarihinde yürürlükte olan 188. maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:

“Uyuşturucu

veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan,

satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan,

kabul eden, bulunduran kişi, beş yıldan onbeş yıla

kadar hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası

ile cezalandırılır.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

15. Mahkemenin 16/9/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 8/8/2014 tarihli ve 2014/13399 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

16. Başvurucu, arama kararı bulunmamasına rağmen aracının

arandığını ve elde edilen delilin mahkûmiyet kararında kullanıldığını, restorant ve arabada yapılan aramalar sonucu ele geçirilen

uyuşturucu maddeler, restorantın dış kısmında ve

aracın sol ön tekerlek davlumbazı ile çamurluk arasına sıkıştırılmış hâlde ve

herkesin ulaşabileceği yerlerde bulunduğundan olayın bir komplo olabileceğine

dair savunmalarının değerlendirmeye alınmadığını, yalnızca ismini vermeyen bir

şahsın telefonla jandarmaya yaptığı ihbar üzerine yapılan arama neticesinde

elde edilen delillere dayanıldığını, olayın bir komplo olması ihtimalinin

yüksek olduğunu, hasımlarının olduğunu belirtmesine rağmen hem iddia makamının

hem de Mahkemenin kovuşturmanın genişletilmesine ve yeni delil toplanmasına

gerek olmadığına karar verdiğini, ihbarcının kimliğinin belirlenmesi, parmak

izi alınması, tanık dinlenmesi ve kamera kayıtlarının incelenmesi taleplerinin

gerekçesiz biçimde reddedildiğini, kendisinin uyuşturucu madde kullanmadığının

alınan bilirkişi raporuyla da sabit olduğunu belirtmiş; savunma hakkı

kısıtlanarak verilen mahkûmiyet kararı nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Yargılamanın

Sonucunun Adil Olmadığı İddiası

17. Başvurucu, delillerin hatalı değerlendirildiğini, yeterli

delil olmamasına rağmen mahkûmiyetine karar verildiğini, haksız yere ceza

aldığını ileri sürmüştür.

18. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda

inceleme yapılamaz.”

19. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

20. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında, açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında

değerlendirilen ve kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

21. Anılan kurallar uyarınca derece mahkemeleri önünde dava konusu

yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi,

hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince

uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması ilke

olarak bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içermesi, bu

durumun bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri kendiliğinden ihlal

etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular,

kararda bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

22. Somut olayda başvurucu, olayın bir komplo olabileceğine

dair savunmalarının değerlendirmeye alınmadığını, kendisinin uyuşturucu madde

kullanmadığının alınan bilirkişi raporuyla da sabit olduğunu, yalnızca ismini

vermeyen bir şahsın telefonla jandarmaya yaptığı ihbar üzerine yapılan arama

neticesinde elde edilen delillere dayanılması suretiyle hakkında mahkûmiyet

hükmü kurulduğunu belirtmektedir. Başvurucunun bu iddialarının özünün esas

itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. İlgili mahkeme

söz konusu kararı; sanık savunmalarına, ekspertiz raporlarına, arama

tutanaklarına ve diğer delillere dayanarak vermiştir. Anılan kararda tarafların

iddia ve savunmaları, sundukları deliller değerlendirilerek ilgili hukuk

kuralları da yorumlanmak suretiyle bir sonuca ulaşılmıştır (bkz. § 8).

23. Başvurucu, yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu

deliller ve görüşler hakkında bilgi sahibi olamadığına, kendi delillerini ve

iddialarını sunma, ayrıca karşı tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili

bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ilişkin bir bilgi ya da kanıt

sunmadığı gibi mahkemenin kararında da bariz takdir hatası veya açık keyfîlik oluşturan herhangi bir durum tespit edilmemiştir.

24. Açıklanan nedenlerden dolayı başvurucu tarafından ileri

sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, ilk derece mahkemesi

kararının bariz takdir hatası veya açık keyfilik de içermediği anlaşıldığından

başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun

olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Delillerin Eksik ve Hukuka Aykırı Şekilde

Toplandığı ve Taleplerinin Karşılanmadığı İddiası

25. Başvurucu, olayın bir komplo olması ihtimalinin yüksek

olduğunu, hasımlarının olduğunu belirtmesine rağmen hem iddia makamının hem de

Mahkemenin kovuşturmanın genişletilmesi ve yeni delil toplanmasına gerek

olmadığına karar verdiğini, ihbarcının kimliğinin belirlenmesi, tanıklarının

dinlenmesi, telefon ve kamera kayıtlarının incelenmesi taleplerinin gerekçesiz

biçimde reddedildiğini, araçta yapılan aramanın hukuka aykırı olduğunu

belirtmiş; bu hususların adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri

sürmüştür.

26. 6216 sayılı Kanun'un

"Bireysel başvuruların kabul

edilebilirlik şartları ve incelenmesi" kenar başlıklı 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Mahkeme, …

açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.

"

27. 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin (3) numaralı, 48.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 59. maddesinin ilgili fıkraları uyarınca

Anayasa Mahkemesine başvuru konusu olaylarla ilgili delilleri sunmak suretiyle

olaylar hakkındaki iddiaların ve dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre

ihlal edildiğine dair açıklamalarda bulunarak iddialarını kanıtlamak

başvurucuya düşer (Veli Özdemir,

B. No: 2013/276, 9/1/2014, § 19).

28. Başvurucunun, kamu gücünün işlem, eylem ya da ihmali

nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü hak ve özgürlük ile dayanılan Anayasa

hükümlerini, ihlal gerekçelerini, dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu

ileri sürülen işlem veya kararların aslı ya da örneğini başvuru dilekçesine

eklemesi şarttır. Başvuru dilekçesinde kamu gücünün ihlale neden olduğu iddia edilen

işlem, eylem ya da ihmaline dair olayların tarih sırasına göre özeti yapılmalı;

bireysel başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği

ve buna ilişkin gerekçelerle deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, § 20).

29. Yukarıda belirtilen koşullar yerine getirilmediği

takdirde Anayasa Mahkemesi, başvuruyu açıkça dayanaktan yoksun olduğu

gerekçesiyle kabul edilemez bulabilir. İddiaların dayanaktan yoksun olmadığı

konusunda Anayasa Mahkemesinin ikna edilmesi, başvurucu tarafından ileri

sürülen iddiaların niteliğine bağlıdır. Başvurucunun başlangıçta, başvuru

hakkında kabul edilemezlik kararı verilmesini önlemek için iddialarını

destekleyici belgeleri başvuru formu ve eklerinde sunması, kamu gücünün ihlale

neden olduğunu iddia ettiği hak ve özgürlüklere ilişkin gerekli açıklamaları

yapması zorunludur (Veli Özdemir,

§ 23).

30. Somut olayda başvurucu, tanık dinletme ve bahse konu

diğer delillerin toplanması taleplerinin hangi celse veya hangi tarihli

dilekçeyle İlk Derece Mahkemesine sunulduğunu ve bu taleplerin Mahkemece hangi

tarihte veya hangi celsede reddedildiğini belirtmeden bu yöndeki taleplerinin

gerekçesiz olarak reddedildiğini ileri sürmektedir. Başvurucu, bu hususta

Anayasa Mahkemesine bir bilgi ya da kanıt sunmamıştır. Diğer yandan Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından verilen yazılı izin üzerine 34 YM 5029 plaka sayılı

aracın arandığı başvuru formu ve ekli belgelerde belirtilmesine ve bu durumun

aksini belirten şikâyetler yönünden ispat yükü başvurucuda olmasına karşın İlk

Derece Mahkemesinin kararının dayanaklarından olan ve dolayısıyla arama

tedbirinin hukuka uygunluğunun tespitinde yararlanılacak tutanaklar/belgeler

Anayasa Mahkemesine sunulmamış, yerel mahkeme dosyasının celp edilerek

incelenmesi talep edilmiştir.

31. Açıklanan nedenlerden dolayı başvurucu tarafından ileri

sürülen ihlal iddialarının başvurucu tarafından kanıtlanamamış olması nedeniyle

başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin "açıkça dayanaktan

yoksun olması" nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

3. Savunma Hakkının İhlal Edildiği İddiası

32. Başvurucu, yargılamanın iki celse gibi kısa bir sürede

bitirilmesi nedeniyle kendisini yeterince savunamadığını, bu nedenle savunma

hakkının kısıtlandığını ileri sürmüştür.

33. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğinden

bu hakkın kapsam ve içeriği, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesi çerçevesinde belirlenmelidir (Güher

Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

34. Sözleşme’nin “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve

yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız

bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve

açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

35. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) “hakkaniyete uygun yargılama” kavramından

hareket ederek adil yargılamanın zımni gereklerini saptamıştır. Bu gereklerden

en önemlisi Anayasa’nın 36. maddesinde de açıkça ifade edilmiş olan “savunma hakkı”dır. Ceza yargılamasındaki

savunma haklarının güvence altına alınması demokratik toplumun temel bir

ilkesidir. Bu sebeple AİHM’e göre hakkaniyete uygun

bir yargılamanın gerçekleştirilmesi için yargılamanın yürütülmesi sırasında

alınan önlemlerin, savunma hakkının yeterince ve tam olarak kullanılması ile

uyumlu olması (Ludi/İsviçre, B. No: 12433/86,

15/6/1992 §§ 49, 50) ve bu hakların teorik ve soyut değil, etkili ve pratik

olacak şekilde yorumlanması gerekmektedir (Artico/İtalya, B. No: 6694/74,

13/5/1980 § 33).

36. Sözleşme’nin “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin (3) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Bir suç ile itham edilen herkes aşağıdaki asgari haklara

sahiptir:

…

b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara

sahip olmak;;

…”

37. Sözleşme’nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer

alan “hakkaniyete uygun yargılama”

kavramı, aynı maddenin (3) numaralı fıkrasında yer alan “suç isnat edilmiş kişi”nin asgari haklarıyla

doğrudan bağlantılıdır. Hakkında bir suç isnadı olan kişiye tanınmış anılan

fıkradaki haklar, (1) numaralı fıkrada yer alan hakkaniyete uygun yargılama

ilkesinin somut görünümleridir. Fakat hakkaniyete uygun yargılama

çerçevesindeki hak ve ilkeler, (3) numaralı fıkradaki kapsamlı olmayan

listedeki minimum haklarla sınırlı değildir. (3) numaralı fıkrada yer alan

asgari şüpheli/sanık hakları, (1) numaralı fıkrada koruma altına alınmış olan

daha genel nitelikteki “hakkaniyete uygun

yargılanma” hakkının özel görünüm şekilleridir (Asadbeyli ve diğerleri/Azerbaycan, B. No: 3653/05 …,

11/12/2012, § 130).

38. Savunmanın hazırlanması için gerekli zamana sahip olma

hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde belirtilen “meşru

vasıta ve yollardan yararlanmak” kavramının kapsamındadır (AYM, E.1992/8,

K.1992/39, K.T. 16/6/1992). Bu hak gereğince sanığa ve müdafiine

savunma için gerekli hazırlıkları yapabilecekleri zamanın verilmesi

gerekmektedir. Aynı şekilde suçun hukuki nitelendirmesinin değişmesi halinde de

savunmanın yeniden hazırlanması için gerekli zaman ve kolaylıklar

sağlanmalıdır.

39. Somut olayda başvurucuya, Mahkeme

huzuruna çıktığı 11/5/2009 tarihli ilk celsede daha önce kendisine tebliğ

edilen iddianame okunmuş, başvurucu ve müdafii aynı

celsede savunma yapmıştır. Aynı celsede sunulan esas hakkındaki mütalaaya, karşı savunma yapmaları için başvurucu ve müdafiine süre de verilmiştir. 29/6/2009 tarihli

ikinci duruşmada ise esas hakkındaki

mütalaaya karşı, esas hakkındaki savunma yapılmış, yeniden süre verilmesi

yönünde bir talepte bulunulmamıştır.

40. Anayasa’nın 13. maddesine göre

temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması ancak Anayasa’nın ilgili

maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olup Anayasa’nın 36. maddesinde böyle

bir sınırlandırma öngörülmemiştir. Kanun koyucuya sınırlama yetkisi verilmemiş

haklar bakımından hakkın nesnel sınırları ve çatışan diğer hak ve ilkeler

dikkate alınmalı ve dengeleme yapılmalıdır (AYM, E.2000/48, K.2002/36, K.T.

30/3/2002). Bu sebeple gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkı, makul

sürede yargılanma hakkı ile birlikte değerlendirilmek zorundadır. Makul sürede

yargılanma hakkı, adil yargılanma hakkının bir yönü olduğu gibi Anayasa’nın

141. maddesinin “Davaların… mümkün olan

süratle sonuçlanması, yargının görevidir.” biçimindeki dördüncü

fıkrası ile de korunmaktadır. Bu durumda gerekli zamana ve kolaylıklara sahip

olma hakkının makul sürede yargılanma hakkı ile dengelenmesi gerekmektedir.

41. 5271 sayılı Kanun’un 190.

maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre duruşmaya ara verilmeksizin devam

edilerek hüküm verilir. Ancak zorunlu hâllerde davanın makul sürede

sonuçlandırılmasını olanaklı kılacak surette duruşmaya ara verilmesi mümkündür.

Başka bir deyişle bir ceza davasında yargılamanın bir celsede bitirilmesi esas

olup ancak zorunlu hâllerde birden çok celse yapılması gerekmektedir. Somut

olayda başvurucu, 11/5/2009 ve 29/6/2009 tarihli duruşmalarda hazır bulunmuş ve

müdafii huzurunda savunmasını yapmıştır. Başvurucu

İlk Derece Mahkemesindeki yargılama sırasında savunmasını hazırlamak için

Mahkemeden ayrıca ilave süre istemediği gibi ilk derece yargılamasının daha

fazla uzaması durumunda da Mahkeme önünde dile getiremediği hangi ilave tezleri

ileri süreceğine dair herhangi bir açıklamada bulunmamıştır. Bu sebeple makul

sürede yargılanma hakkı ile birlikte değerlendirildiğinde başvurucunun,

savunmasını hazırlamak için gerekli zamana ve kolaylıklara sahip olduğunun

kabul edilmesi gerekmektedir.

42. Sonuç olarak somut olayda

başvurucunun, suçlamanın nedenleri ve niteliği hakkında bilgilendirildiği,

duruşmada hazır bulunmasının sağlandığı, savunmasını hazırlaması için gerekli

zaman ve kolaylıklardan faydalandırıldığı, müdafi yardımından faydalanmak

suretiyle savunma hakkını kullandığı anlaşılmaktadır. Dava dosyası ve yargılama

süreci bir bütün olarak incelendiğinde başvurucunun

eyleme yönelik savunma olanaklarından yararlandırılmadığını gösteren bir

bulguya da rastlanılmamıştır.

43. Açıklanan nedenlerden dolayı

başvurucunun, savunma hakkının kısıtlandığını ileri sürdüğü yargılama

işlemlerinde bir ihlal olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının, diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle,

A. Başvurunun “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına

16/9/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Akif YILDIRIM Başvurucu : Hüseyin ÖZKIRAL Vekili : Av. Yılmaz ÖZKIRAL

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/13399, 16 Eylül 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Başvurunun “açıkça
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına
  13. M. Emin KUZ
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/13399
Tarih
16 Eylül 2015

İlgili Kararlar

  • Yusuf İpek Başvurusu (B. No: 2014/9913)
  • Murat Karayel Başvurusu (B. No: 2013/2125)
  • Mehmet Fatih Yiğit ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/16838)
  • Nadalı Aghelı Kohne Shahrı Başvurusu (B. No: 2014/12633)
  • D. M. Başvurusu (B. No: 2015/4176)
  • İlhan Cihaner Başvurusu (B. No: 2014/6141)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.