İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

İlhan Cihaner Başvurusu (B. No: 2014/6141)

1. Başvuru, ulusal yayın yapan Yeni Şafak gazetesinde yayımlanan

Başvuru No2014/6141Tarih6 Ekim 2015Okuma20 dk · 4.073 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm İlhan Cihaner Başvurusu (7)

Karar tarihi
6 Ekim 2015
Başvuru Numarası
2014/6141
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.073 kelime·20 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ulusal yayın yapan Yeni Şafak gazetesinde yayımlanan

bir haberde kullanılan ifadelerin kişilik haklarını zedelediği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 6/5/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde

başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/12/2014 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama

dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Ulusal düzeyde yayın yapan Yeni Şafak gazetesinin

30/12/2009 tarihli nüshasında, o tarihte Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı olan

başvurucu hakkında “Andıççı savcıya 26 yıl isteniyor” başlıklı bir haber

yayımlanmıştır.

6. Gazetede yayımlanan haber şöyledir:

“Tunceli Ağır Ceza Mahkemesi, Erzincan

Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner hakkında Adalet Bakanlığı'nın yürüttüğü

soruşturmanın ardından yargılanmasına karar verdi. Albay Dursun Çiçek imzalı

'AK Parti ve Gülen Cemaatini Bitirme Planı'nı Erzincan'da uygulamaya koymakla

suçlanan Savcı Cihaner, 'evrakta sahtecilik', 'görevi kötüye kullanmak'tan 26

yılla yargılanacak. Savcıların yargılanmasını düzenleyen yasalara göre dava

dosyası Yargıtay 11. Ceza Dairesi'ne gönderildi.

ANDIÇ'IN İŞARET FİŞEĞİNİ

ATEŞLEDİ

Türkiye'nin gündeminden aylarca düşmeyen

'Darbe Andıcı'nı Erzincan'da uygulamaya koymakla suçlanan Cihaner'in cemaat,

vakıf ve derneklere yönelik yaptığı operasyon tartışma konusu oldu. Cihaner, 2

yıl önce İsmail Ağa Cemati ve Medine Vakfı'na yönelik Erzincan ve ilçelerinde

soruşturma başlattı. 2009'da birçok ünlü işadamı ve siyasetçiyi kapsayacak

şekilde dosyayı genişleten Cihaner, 16 kentte operasyon yapmak için hazırlık

yaparken, soruşturmanın 'Darbe Andıcı'ndaki hedeflerin gerçekleştirilmesi için

yapıldığı ortaya çıktı. Erzurum Cumhuriyet Başsavcısı Osman Şanal, bir ihbarla

soruşturmanın kendi yetki alanına girdiği gerekçesiyle dosyayı Cihaner'den

aldı. Cihaner, bu arada Gülen Cemaati'yle ilgili ikinci bir soruşturma

başlattı.

HUKUKSUZLUK TESPİT EDİLDİ

Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı Cihaner'in

hakkında 'Darbe Andıcı'nı uygulamaya koyduğu ve Erzurum Ağır Ceza Savcısı'nın

yetkilerini çiğnediğine yönelik iddialar üzerine Adalet Bakanlığı müfettişleri

inceleme başlattı. Müfettişlerin raporu doğrultusunda Adalet Bakanlığı, 30

Kasım'da Başsavcı Cihaner hakkında hazırladığı fezlekeyi, 'görevi kötüye

kullanmak' ve 'resmi belgede sahtecilik', 'imar yasasına muhalefet'

suçlamalarıyla Tunceli Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderdi. Savcı ise Cihaner

hakkında 26 yıl hapis talebiyle iddianame hazırladı. İddianameyi inceleyen

mahkeme, Cihaner'in yargılanmasına karar vererek dosyayı, Yargıtay 11. Ceza

Dairesi'ne gönderdi.

Cihaner'in, cemaatlere yönelik soruşturmadaki

usulsüzlükleri de iddianameye girdi. İddianamede, şüpheli Adem Sayar'ın

ifadesinin alınması sırasında, suç unsuru bulunmayan cinsel içerikli konuşma ve

mesajları tehdit unsuru olarak kullandığı belirtildi.

Cihaner hakkındaki suçlamalar

İddianamede Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı

İlhan Cihaner hakkında Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı'nın başlattığı iki

cemaate yönelik iki ayrı soruşturmayla ilgili Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı'nın

yetkisinde olduğu değerlendirilerek bilgi talep etmesine rağmen soruşturmayı

gizlemek, *Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilen, bir kamu

görevlisinin kaleme aldığı öne sürülen şikayet dilekçesinde Fethullah Gülen

taraftarı dini grubun şeriat ihtilali planladıkları dile getirilmesine, bu

iddianın Erzurum yetkili cumhuriyet savcılığının yetki alanında olmasına rağmen

ısrarla soruşturmaya devam etmek, *Resmi bir ödenek olmadığı halde adliye

lojmanlarının bahçesine kameriye yaptırarak imar kirliliğine neden olmak.

Bombalarla komplo kurdu

iddiası

Erzurum Başsavcılığı, Çatalarmut Barajı'nda

bulunan mühimmatla ilgili soruşturmada Cihaner ile bazı jandarma görevlilerinin

polis ve cemaate komplo kurduğunu tespit etti. İfadeleri soruşturma dosyasına

giren gizli tanıklar, jandarma görevlilerinin baskı yaparak 'bombaları polis

koydu' şeklinde tanıklık yapmalarını istediğini anlattı. İfadeler, Ergenekon

savcılarına gönderildi. Soruşturmada 3 jandarma görevlisi ve iki MİT mensubu

tutuklandı.

İtiraz etmekte kararsız

Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner,

Tunceli Ağır Ceza Mahkemesi'nin kendisinin yargılanmasına yönelik kararı

hakkında, "Tebligat henüz bana ulaşmadı. Avukatlarımla henüz görüşmedim.

Karara itiraz edebiliriz de etmeyebiliriz de. Henüz karar vermedik. Yargı

bağımsızlığı adına dosyanın yüksek mahkeme tarafından görülmesini istiyorum. Bu

dosyanın Yargıtay tarafından ele alınmasını bekliyorum" dedi.”

7. Başvurucu, söz konusu haber nedeniyle kişilik haklarına

saldırıda bulunulduğunu ileri sürerek 29/12/2010 tarihinde, Ankara 1. Asliye

Hukuk Mahkemesinde ilgililer aleyhine manevi tazminat davası açmıştır.

8. Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, 20/10/2011 tarihli

kararında "...bahse konu tarihte davacı

hakkında Tunceli Ağır Ceza Mahkemesi'ne açılan davanın haber konusu yapılması

kapsamında kullanılan başlık ve haber içeriğindeki diğer ayrıntıların haberle

ilgisi olmadığı, görünürde gerçeklik ilkesinin masumiyet ilkesini ortadan

kaldıracak nitelikteki dayanaksız duyum ve yorumlarla sağlanmasının mümkün

olmadığı, başlıktaki çarpıcı haberin okuyucuda merak saikini ön plana

çıkartacak düzeyde hukuka uygunluk unsurunu taşımadığı ve bu suretle söz konusu

yayının hukuka aykırı olduğu, davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde

olduğu..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 7.000 TL

manevi tazminatın başvurucuya ödenmesine, başvurucunun kararın en yüksek

tirajlı ulusal gazetede yayımlanmasına yönelik isteminin ise reddine karar

vermiştir.

9. Davalının temyizi üzerine karar, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin

23/1/2013 tarihli ilamı ile bozulmuştur. Dairenin gerekçesi şöyledir:

"...

Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı

karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda

koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün

tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok

üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız

kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır.

Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle

yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını,

konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi

de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın

yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan

olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.

Davalı şirkete ait Yeni Şafak gazetesinin

03.09.2009 günlü sayısında “Bursa Andıçın ikinci pilot bölgesi” başlığı altında

yayımlanan haberde ve 30.12.2009 tarihli nüshada 1. sayfada “O Savcıya 26 Yıl

İsteniyor” başlıklı haberle, 15. sayfada devam eden “Andıççı Savcıya 26 Yıl

İsteniyor” biçimindeki anlatımlara yer verilmiştir.

Okuyucunun ilgisini artırmak amacıyla,

habercilik tekniğine uygun olarak, özle biçim arasındaki denge korunarak

kullanılan çarpıcı başlık kişilik haklarına saldırı oluşturmaz. Dava konusu

haberde kullanılan başlık haberin içeriği ile birlikte bir bütün olarak

değerlendirildiğinde; özle biçim arasındaki dengenin korunduğu, yargılamanın

dayanağı olan belgelere dayanılarak yayımlanan haberin görünür gerçekliğe uygun

olduğu, hukuka aykırılık unsurunun gerçekleşmediği ve davacının kişilik

haklarına saldırı oluşturmadığı sonucuna varılmaktadır."

10. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada, Ankara 1.

Asliye Hukuk Mahkemesince 29/5/2013 tarihli karar ile Yargıtay 4. Hukuk

Dairesinin bozma gerekçesine atıf yapılarak davanın reddine karar verilmiştir.

11. Başvurucunun temyizi üzerine karar, Yargıtay 4. Hukuk

Dairesinin 17/3/2014 tarihli ilamı ile onanmıştır.

12. Karar 7/4/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

13. Başvurucu 6/5/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

14. Anayasa'nın 9. maddesi şöyledir:

"Yargı yetkisi, Türk Milleti adına

bağımsız mahkemelerce kullanılır."

15. Anayasa'nın 28. maddesi şöyledir:

"Basın hürdür, sansür edilemez. Basımevi

kurmak izin alma ve malî teminat yatırma şartına bağlanamaz.

(İkinci fıkra mülga: 3.10.2001-4709/10 md.)

Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini

sağlayacak tedbirleri alır.

Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın

26 ve 27 nci maddeleri hükümleri uygulanır.

…"

16. Anayasa'nın 138. maddesi şöyledir:

"Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar;

Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm

verirler.

Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı

yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez;

genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.

…"

17. Anayasa'nın 140. maddesi şöyledir:

"Hâkimler ve savcılar adlî ve idarî yargı

hâkim ve savcıları olarak görev yaparlar. Bu görevler meslekten hâkim ve

savcılar eliyle yürütülür.

Hâkimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve

hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler.

Hâkim ve savcıların nitelikleri, atanmaları,

hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin

ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında

disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle

ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma

yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren

suçluluk veya yetersizlik halleri ve meslek içi eğitimleri ile diğer özlük

işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla

düzenlenir.

…

Hâkimler ve savcılar, kanunda belirtilenlerden

başka, resmî ve özel hiçbir görev alamazlar.

Hâkimler ve savcılar idarî görevleri yönünden

Adalet Bakanlığına bağlıdırlar.

…"

18. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun

58. maddesi şöyledir:

“Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören,

uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para

ödenmesini isteyebilir.

....”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 6/10/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 6/5/2014 tarihli ve 2014/6141 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu, başvuruya konu haberin Yeni Şafak gazetesinde

yayımlandığı 30/12/2009 tarihinde Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı olduğunu ve o

tarihte adı geçen gazetenin sahibinin de aralarında bulunduğu bazı şüpheliler

hakkında ceza soruşturması yürüttüğünü, bu sebeple Yeni Şafak gazetesinin

kendisi aleyhine mesleki itibarını ve kişilik haklarını hedef alan yayınlar

yaptığını ileri sürmüştür.

21. Başvurucu, ayrıca Yeni Şafak gazetesi aleyhine açtığı

manevi tazminat davasının etkin olmayan bir yargılama sonucunda ve Yargıtayın

emsal nitelikteki kararlarına aykırı olarak reddedildiğini, Yargıtay 4. Hukuk

Dairesince de kararın onandığını, Derece Mahkemelerinin bağımsız ve tarafsız

olmadıklarını belirtmiştir.

22. Başvurucu, Anayasa'nın 36. maddesinde yer alan adil yargılanma

hakkının, anılan gazetede yayımlanan haber nedeniyle Anayasa’nın 38. maddesinde

güvence altına alınan masumiyet karinesinin, Derece Mahkemeleri tarafından

verilen kararların gerekçelerinin yetersiz olması nedeniyle Anayasa'nın 141.

maddesinin ve gazetede yayımlanan haberin kişilik haklarına zarar vermesi

nedeniyle Anayasa'nın 17. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmiş; ihlalin

tespiti ile yargılamanın yenilenmesi veya 10.000 TL manevi tazminat talebinde

bulunmuştur.

B. Değerlendirme

23. Başvuru dilekçesinde başvurucu, tahkir içeren sözler

nedeniyle şeref ve itibarın korunması hakkının, Derece Mahkemelerinin

değerlendirmelerinin kendisini korumaması nedeniyle ihlal edildiğini belirterek

Anayasa’nın 17., 25., 26., 28., 36., 38. ve 141. maddelerinin de ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyet ettiği koşullar ve

şikâyetlerini dile getirme biçimi dikkate alındığında bu şikâyetlerin

Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür. Başvurucunun

adil yargılanma ve gerekçeli karar haklarının ihlal edildiği yönündeki şikâyetlerinin

özü, Derece Mahkemelerinde yapılan yargılamaların ve verilen kararların

kendisinin şeref ve itibarını korumakta yetersiz kaldıkları iddiasıdır.

25. Başvurucu, ayrıca şikâyete konu haber nedeniyle masumiyet

karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Bununla birlikte söz konusu

yayının yapılması nedeniyle herhangi bir kamu gücünü kullanan organ veya

yetkili hakkında şikâyetçi olmamış, genel olarak yayının yapılması sırasında ve

daha sonra Derece Mahkemelerinde yapılan yargılama sırasında devletin itibarını

korumadığından şikâyetçi olmuştur.

26. Masumiyet karinesi, kişinin suç işlediğine dair

kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvence

altına alır. Bunun sonucu olarak kişinin masumiyeti “asıl” olduğundan suçluluğu

ispat külfeti iddia makamına ait olup kimseye suçsuzluğunu ispat mükellefiyeti

yüklenemez. Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama

makamları ve kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu

muamelesine tabi tutulamaz (Kürşat Eyol,

B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).

27. Başvuruya konu haberde yer alan bazı ifadelerden,

suçluluğu ilgili mahkeme kararlarıyla sabit olmayan başvurucunun bu eylemleri işlediği

ve suçlu olduğu inancı yansıtılmış olsa bile başvurucunun, söz konusu haberin

devlet yetkililerin açıklamalarına dayandığı veya bunların söz konusu haberin

yapılmasına neden oldukları yönünde bir şikâyette de bulunulmadığı göz önüne

alındığında başvuruya konu şikâyetin Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında

incelenmesi gerekmektedir.

28. Başvurucunun, başvuruya

konu kararları veren İlk Derece Mahkemesi ve Yargıtayın ilgili Dairesinin

bağımsız ve tarafsız olmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlali

iddiası ayrıca incelenmiştir.

1. Bağımsız ve Tarafsız Mahkemede Yargılanma

Hakkının İhlali İddiası Yönünden

29. Başvurucu, başvuruya konu kararları

veren Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin bağımsız ve tarafsız olmadığını ileri

sürmüştür.

30. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 47.

maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:

"Başvuru dilekçesinde… işlem, eylem ya da

ihmal nedeniyle ihlal edildiği ileri sürülen hak ve özgürlüğün ve dayanılan

Anayasa hükümlerinin, ihlal gerekçelerinin..., belirtilmesi gerekir..."

31. 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

"Mahkeme, ... açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir."

32. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

bireysel başvuruların içeriğini düzenleyen 59. maddesinin ilgili bölümü

şöyledir:

"…

(2) Başvuru formunda aşağıdaki hususlar yer

alır:

…

ç) Kamu gücünün ihlale neden olduğu iddia

edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair olayların tarih sırasına göre özeti.

d) Bireysel başvuru kapsamındaki haklardan

hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve delillere

ait özlü açıklamalar.

e) Başvurucunun güncel ve kişisel bir temel

hakkının doğrudan zedelendiği iddiasının dayanakları.

..."

33. Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurularda

başvurucular, ihlal edildiğini iddia ettiği Anayasa hükmünün hangi nedenle

ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunmak suretiyle iddialarını

kanıtlamak zorundadır. Başvurucu tarafından soyut şekilde birtakım Anayasa

hükümlerine atıfta bulunulması iddiaların ispatlandığı anlamına gelmez.

34. Somut başvuru dosyasında, subjektif veya objektif esaslar

doğrultusunda İlk Derece Mahkemesinin ve Yargıtayın ilgili Dairesinin

bağımsızlığını ve tarafsızlığını kuşkulu hâle getirecek bir durum tespit

edilememiş, yargılamanın bağımsız ve tarafsız olmadığına ilişkin herhangi bir

husus da saptanmamıştır.

35. Açıklanan nedenlerle ileri sürülen ihlal iddialarının başvurucu

tarafından kanıtlanamamış olması gerekçesiyle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Kişinin Maddi ve Manevi Varlığını Koruma

Hakkının İhlali İddiası Yönünden

36. Başvurucu, tahkir içeren sözler karşısında Derece

Mahkemelerinin değerlendirmelerinin kendisini korumaması nedeniyle şeref ve

itibarın korunması hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

37. Başvuru konusu olaya benzer olaylarda uygulanacak ilkeler

ilk olarak İlhan Cihaner (B. No:

2013/5574, 30/6/2014, §§ 42-74) kararında

ortaya konulmuştur. Daha sonra aynı ilkeler Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu

tarafından benimsenmiş (Kadir Sağdıç [GK],

B. No: 2013/6617, 8/4/2015 §§ 35-66; Nihat

Özdemir[GK], B. No: 2013/1997, 8/4/2015 §§ 29-61) ve Bölümler

önlerine gelen şikâyetlerde sözü geçen ilkeleri uygulamışlardır (Ali Suat Ertosun, B. No: 2013/1047,

15/4/2015, §§ 21-52; Ali Suat Ertosun (2), B.

No: 2013/1640, 15/4/2015, §§ 19-50).

38. Başvuruya konu sözler ve iddialar (bkz. § 6) nedeniyle

başvurucunun kişisel itibarının korunması hakkına müdahale edildiği kabul

edilmelidir. Bu sebeple mevcut davada başvurucunun, Anayasa’nın 17. maddesinin

birinci fıkrasında koruma altına alınan kişisel itibarın korunmasını isteme

hakkı ile ulusal günlük gazetenin ve şikâyet konusu haberin yazarı gazetecinin

Anayasa’nın 28. maddesinde güvence altına alınan basın özgürlüğü ve bu

özgürlükle ilgili olarak Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade

özgürlüğü arasında bir denge kurulması gerekmektedir.

39. Bireyin kişisel şeref ve itibarı, Anayasa’nın 17.

maddesinde yer alan “manevi varlık” kapsamındadır. Devletin, bireyin manevi

varlığının bir parçası olan kişisel şeref ve itibara keyfî olarak müdahale

etmemek şeklinde negatif yükümlülüğü ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemek

şeklinde pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır (Abdullah

Doğtaş, B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 33). Şeref ve itibarı

etkileyen sözlü saldırılar veya basın ve yayın yolu ile yapılan yayınlara karşı

bireyin korunmaması hâlinde Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrası ihlal

edilmiş olabilir (Kadir Sağdıç, §

36; İlhan Cihaner, § 42). Anayasa

Mahkemesi, Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasına aykırı olarak yapılan

saldırının, başvurucunun kişisel itibarına saygı gösterilmesini isteme

hakkından yararlanmasına zarar verecek şekilde yapılıp yapılmadığını olayın

şartlarına göre değerlendirir (Kadir Sağdıç,

§ 39; İlhan Cihaner, § 45).

40. Öte yandan ifade özgürlüğü, demokratik toplumun temelini

oluşturan ana unsurlardan ve toplumun ilerlemesi, bireyin gelişmesi için

gerekli temel şartlardan birini oluşturmaktadır. Anayasa’nın 26. maddesinin

ikinci fıkrası saklı tutulmak üzere ifade özgürlüğünün sadece toplum tarafından

kabul gören veya zararsız ya da ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için

değil; incitici, şoke edici ya da rahatsız edici bilgi ve düşünceler için de

geçerli olduğu yinelenmelidir. İfade özgürlüğü, yokluğu hâlinde “demokratik bir

toplum”dan söz edilemeyen çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir

gereğidir; bazı istisnalara tabi ise de bu istisnaların dar yorumlanması ve bu

hakkın sınırlandırılmasının ikna edici olması gerekir (Kadir Sağdıç, § 48; İlhan Cihaner, § 55; Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72, 7/12/1976, § 49).

41. Mevcut olaydakine benzer başvurularda başvurunun sonucu;

prensip olarak başvurunun, ihtilaflı yazı ve sözlerin sahibi tarafından

Anayasa’nın 26. maddesine dayanılarak yapılmış olması veya bu yazıya veya

sözlere konu olan kişi tarafından Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasına

dayanılarak yapılmış olmasına göre değişmez. Aksi hâlde Anayasa’nın anılan

maddelerinde korunan hakların dengelenmesinde benzer olaylarda çelişkili

sonuçlar ortaya çıkabilir. Yargı mercilerinin bu iki maddede düzenlenen haklar

arasında Anayasa Mahkemesi içtihadında ortaya konulan kriterlere uygun bir

şekilde denge kurmaları gerekir.

42. Basın özgürlüğü ile itibarın korunması hakkı arasında bir

denge kurulmasıyla ilgili olarak mevcut olaya uygulanabilecek olan kriterler şu

şekilde sayılabilir: Genel yarara ilişkin bir tartışmaya katkı sağlanıp

sağlanmadığı, hedef alınan kişinin konumu (siyasetçi, kamu görevlisi veya

sıradan birey olup olmaması ve ünlülük derecesi gibi); haber, köşe yazısı veya

makalenin konusu, ilgili kişinin önceki davranışları; yayının içeriği, şekli ve

sonuçları ile haber, köşe yazısı veya makalenin yayımlanma şartları (İlhan Cihaner, §§ 66-73; Kadir Sağdıç, §§ 58-66; Nihat Özdemir, §§ 54-61; Ali Suat Ertosun, §§ 44-52; Ali Suat Ertosun (2), §§ 42-50).

43. Somut davanın kendine has koşullarında Mahkemelerin

başvurucuyu eleştiri sınırını aşan bir müdahaleden korumakta yetersiz kalıp

kalmadıkları incelenmelidir. Bu bağlamda somut başvuruda taraflar arasındaki

ihtilaf -büyük ölçüde- dava konusu haberin maddi olgularının açıklanması veya

değer yargısı olarak nitelendirilmesi ile ilgilidir. Bu noktada maddi olgular

ile değer yargısı arasında dikkatli bir ayrıma gidilmelidir. Maddi olgular

ispatlanabilse de değer yargılarının doğruluğunu ispatlamanın mümkün olmadığı

hatırda tutulmalıdır (Kadir Sağdıç,

§ 57; İlhan Cihaner, § 64; Lingens/Avusturya, B. No: 9815/82,

8/7/1986, § 46). Yine de yeterli bir olgusal temele sahip olması beklenmekle

birlikte yargılamaya konu bir haberin bir bütün olarak ele alındığında kamu

yararını ilgilendirmesi, değer yargısı kavramının geniş yorumlanması

gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bir suç isnadının sağlam bir nedene

dayandığının ortaya konulmasında aranan kesinlik derecesinin, kamu yararı ile

ilgili bir konuda gazetecilerin değer yargısı içeren ifadeleri bakımından da

aranmasını beklemek basın özgürlüğünün amacı ile bağdaşmaz (Benzer yöndeki AİHM

kararı için bkz. Scharsach ve News

Verlagsgesellschaft GmbH/Avusturya, B. No: 39394/98, 13/2/2004, §§

39-43).

44. Başvurucu, söz konusu günlük gazetede yayımlanan haberin

kişilik haklarına zarar vermesi nedeniyle Anayasa’nın 17. maddesinin ihlal

edildiğini iddia etmiştir. Başvurucu, başvuruya konu haberin Yeni Şafak

gazetesinde yayımlandığı 30/12/2009 tarihinde Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı

olduğunu ve o tarihte adı geçen gazetenin sahibinin de aralarında bulunduğu

bazı şüpheliler hakkında ceza soruşturması yürüttüğünü, bu sebeple Yeni Şafak

gazetesinin kendisi aleyhine mesleki itibarını ve kişilik haklarını hedef alan

yayınlar yaptığını, haberin gerçeğe aykırı bir şekilde yapıldığını ve asıl

amacının başlatılan soruşturmayı yönlendirmek ve yargı organları üzerinde baskı

kurmak olduğunu ileri sürmüştür.

45. Başvurucunun davalının sözlerinin şahsiyet haklarına

yönelik bir saldırı olduğu yönündeki değerlendirmelerine karşı davalı; haberin

davacının kişilik haklarına saldırı, hakaret veya iftira niteliği taşımadığını,

o tarihte gündemde olan olay ve iddialara dayanılarak objektif olarak yayımlandığını,

sadece bir durum açıklamasına yönelik olup iddia ve itham içermediğini, haberde yer verilen bilgilerin kamuoyunun ilgisine

matuf olduğunu ve birçok basın organında yer alması nedeniyle gizlilik vasfının

kalmadığını iddia etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davacı hakkında

Tunceli Ağır Ceza Mahkemesine açılan davanın haber konusu yapılması kapsamında

kullanılan başlık ve haber içeriğindeki diğer ayrıntıların haberle ilgisi

olmadığı, başlıktaki çarpıcı haberin okuyucunun merakını ön plana çıkartacak

düzeyde hukuka uygunluk unsuru taşımadığı ve davacının kişilik haklarına

saldırı niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar

vermiştir. Davalının temyizi üzerine karar, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin

23/1/2013 tarihli ilamı ile bozulmuştur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, okuyucunun

ilgisini artırmak amacıyla habercilik tekniğine uygun olarak ve özle biçim

arasındaki denge korunarak kullanılan çarpıcı başlığın kişilik haklarına

saldırı oluşturmayacağı yönünde değerlendirme yapmıştır. Daire, dava konusu

haberde kullanılan başlığı, haberin içeriği ile birlikte bir bütün olarak

incelemiş; özle biçim arasındaki dengenin korunduğu, başvurucu hakkındaki

yargılamanın dayanağı olan belgelere dayanılarak yayımlanan haberin görünür

gerçekliğe uygun olduğu, hukuka aykırılık unsurunun gerçekleşmediği ve

davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmadığı sonucuna varmıştır. Bozma

ilamına uyularak yapılan yargılamada, Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesince

29/5/2013 tarihli karar ile Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin bozma gerekçesine atıf

yapılarak davanın reddine karar verilmiştir.

46. Bireysel başvuru dilekçesine başvurucu tarafından eklenen

bilgi ve belgelere göre İlk Derece Mahkemesinde yapılan yargılamada

başvurucunun söz konusu gazete haberinde verilen olayların gerçek dışı ve

kendisine yönelik karalama kampanyasının bir parçası olduğu yönündeki

değerlendirmelerine karşı davalı, söz konusu haberin o tarihte gündemde olan

olay ve iddialara dayanılarak yayımlandığını

ve kamuoyunun ilgisine yöneltildiğini ileri sürmüştür. İlk Derece

Mahkemesi de 29/5/2013 tarihli karar ile başvurucunun talebini, söz konusu

haberin bir bütün olarak görünür gerçeğe uygun olduğu ve özle biçim arasındaki

dengenin bozulmadığı yönündeki değerlendirmesiyle reddetmiştir.

47. Davalının, başvuruya konu haberde dile getirdiği

düşüncelerin olgular temelinde gelişen bir tartışmaya katkı sunup sunmadığı ve

içeriğinin kamunun merakını giderme isteğinin ötesine geçip geçmediği

sorularına cevap verilmelidir. Bu bağlamda bir haber, köşe yazısı veya makalenin

kamuyu bilgilendirme değeri ne kadar yüksek ise kişinin söz konusu haber, köşe

yazısı veya makalenin yayımlanmasına o kadar çok katlanması gerekir. Aksine

yazının bilgilendirme değeri ne kadar düşükse kişinin korunan çıkarına da o

kadar çok üstünlük tanınması gerekir (İlhan

Cihaner,§ 74). Basının genel yarar nitelikli bütün sorunlarla ilgili

olarak bilgi ve fikir yayma işlevine, kamunun bu bilgi ve fikirleri alma

hakkının eklendiği hatırlanmalıdır.

48. Şikâyet konusu haberin yayımlandığı dönem, ülkede sivil

hükûmete karşı darbe hazırlığı yapıldığına ilişkin iddialar üzerine başlatılan

ve “Ergenekon Soruşturmaları” adı verilen bir dizi soruşturmanın devam ettiği

bir dönemdir. Bu çerçevede haberin yayımlandığı tarihte ve öncesinde, Ergenekon

Soruşturması adı verilen soruşturma kapsamında birçok kişinin ev ve iş

yerlerinde aramalar yapılmış, bu kişiler gözaltına alınmış ve bazıları da

yetkili mahkemelerce tutuklanmıştır. Ergenekon Soruşturması olarak

nitelendirilen soruşturma kapsamında yapılan aramalarda ve ilgililerin

bilgisayarlarında çok sayıda örgütsel doküman ve örgütün yapısını gösteren

belgelerin ele geçirildiği soruşturma dosyasındaki iddialar arasındadır.

Haberin yayımlandığı tarihte basın ve yayın organlarında Ergenekon Soruşturması

olarak nitelendirilen soruşturma kapsamında yürütülen operasyonlara, verilen

gözaltı ve tutuklama kararları ile ele geçirilen delillere yönelik pek çok

haber yayımlanmıştır.

49. Başvuruya konu haberin yayımlandığı dönemde başvurucu ile

ilgili olarak bir süre basın ve yayın organlarında haber yapılmış, yazılar

yazılmıştır. Nitekim başvurucunun bireysel başvuru dosyasına eklediği gazete

kupürleri de bunu doğrulamaktadır. Başvurucu, haberin yayımlandığı dönemde

Erzincan Cumhuriyet Başsavcısıdır. Başvuruya konu haberde, AK Parti ve Gülen

Cemaatini bitirme planını Erzincan'da uygulamaya koymakla suçlanan İlhan

Cihaner hakkında bazı soruşturmalarda usulsüzlük yaptığı iddialarına ilişkin

Bakanlık müfettişleri tarafından inceleme başlatıldığı, yapılan inceleme

neticesinde düzenlenen rapora istinaden başvurucu hakkında evrakta sahtecilik

ve görevi kötüye kullanmak suçlarından iddianame düzenlendiği ve hakkında 26

yıl hapis cezası istendiği, Tunceli Ağır Ceza Mahkemesince de başvurucunun

yargılanmasına karar verildiği belirtilmektedir. Haberde söz konusu iddianamede

yer alan suçlamalar sıralanmış, başvurucunun cemaatlere yönelik yürüttüğü iddia

edilen soruşturmalardaki usulsüzlüklerinin de iddianameye girdiği ileri

sürülmüştür. Şikâyet konusu haberde dile getirilen iddialar ile haberin

yayımlandığı dönemdeki olaylar ve başvurucunun beyanları birlikte

değerlendirildiğinde söz konusu haberde sarf edilen sözlerin ve iddiaların bir

ölçüde genel yarar nitelikli bir tartışmaya katkı sunduğu kabul edilebilir.

50. Ayrıca başvurucunun, olayların geçtiği zaman diliminde

üst düzey bir kamu görevi olan Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı olduğu ve gazete

haberinden önce meydana gelen olaylarla birlikte daha da artan tanınmışlık

derecesi dikkate alındığında az bilinen bir kişi olduğu iddia edilemez.

51. Adalet sisteminin düzgün işlemesi için görev yapan kamu

görevlileri olan hâkim ve savcılarla yüksek mahkeme üyeleri de diğer kamu

görevlileri gibi kamunun güvenine sahip olmalıdır (Benzer yöndeki AİHM kararı

için bkz. Saday/Türkiye, B. No:

32458/96, 30/3/2006, § 33). Bu sebeple adalet sisteminde görev alan hâkimler ve

savcılarla birlikte diğer yargı çalışanlarını asılsız suçlamalardan korumak

devletin görevlerindendir. Demokratik bir toplumda bireylere, yargı sistemi ve

ona dâhil olan kamu görevlilerini eleştirme ve onlar hakkında yorum yapma hakkı

tanınmış olmakla birlikte bu eleştirilerin kişilerin şeref ve itibarlarının

korunmasını isteme haklarını ihlal eder boyuta ulaşmaması gerekir (İlhan Cihaner, § 85).

52. Başvurucu, olayların meydana geldiği dönemde uzunca bir

süre kendisi hakkında eleştiriler içeren haberlerin hedefi olmuştur. Ancak

somut başvuruya konu haber, o dönemde Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı olan

başvurucu hakkında yürütülen soruşturmaya ilişkin bir haber yazısıdır ve ne

başvurucunun şahsına hakaret içermekte ne de ona karşı şiddeti teşvik

etmektedir.

53. Son olarak başvuruya konu haberde abartıya kaçılmadığı da

söylenemez. Ne var ki basın özgürlüğünün kapsamının -demokrasi ile yakın

ilişkisinin doğal sonucu olarak- bir dereceye kadar abartıya hatta kışkırtmaya

izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiği kabul edilmelidir (Kadir Sağdıç, § 76; Radio France ve diğerleri/Fransa, B. No:

53984/00, 30/3/2004,

§ 37).

54. Anayasa Mahkemesi veya derece mahkemeleri, gazetecilik

mesleğinin nasıl yapılması gerektiğini ve gazetecilerin haber verme tekniğini

belirleyemez. Zira bir düşüncenin en iyi hangi üslup ve biçimle aktarılacağına bizzat

düşünceyi dile getirenler karar verebilir. Bu bağlamda Anayasa’nın 26.

maddesinin, sadece ifade edilen haber ve fikirlerin içeriğini değil aynı

zamanda bunların nakledilme biçimlerini de koruduğu hatırda tutulmalıdır (Ali Suat Ertosun, § 66; Oberschlick/Avusturya, B. No: 11662/85, 23/5/1991, §

57).

55. Somut olayda Derece Mahkemeleri, davalının basın

özgürlüğü ve bu bağlamda ifade özgürlüğü ile başvurucunun şeref ve itibarının

korunması hakları arasında bir denge kurma işlemi yapmıştır. Derece

Mahkemeleri, söz konusu haberin genel çıkarı ilgilendiren bir tartışmaya katkı

sunup sunmadığı sorusuna özel bir önem vermiş; ayrıca haberin yapıldığı şartlar

üzerine de eğilmiştir. Derece Mahkemeleri davaya konu haberde geçen olayların

gerçekliği meselesine eğilmiş ve yayının yapıldığı tarihte meydana gelen

olaylarla yayının içeriği arasındaki öz-biçim ilişkisinin bozulmadığı,

başvuruya konu köşe yazısında geçen olayların “görünür gerçekliğe uygun” olduğu

yönünde değerlendirme yapmıştır.

56. Diğer taraftan hakkında dava açılan haberde yer alan

iddialar, olgulara dayalı ithamlar şeklinde de değerlendirilse, değer yargıları

olarak da kabul edilse Derece Mahkemeleri, anılan gazetedeki yazının başvurucu

hakkında yürütülen soruşturmaya ilişkin bir haber yazısı olduğunu belirterek

haberde yer alan iddiaların olgusal temelden tümüyle yoksun olmadığını

değerlendirmiştir.

57. Açıklanan nedenlerle yukarıdaki değerlendirmelerin tamamı

ve yargı mercilerinin farklı çıkarları dengelerken sahip oldukları takdir

payları da dikkate alındığında Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında

yer alan pozitif yükümlülüklere uyulduğu, Derece Mahkemelerince tarafların

haklarının değerlendirilmesinde açık bir dengesizlik saptanmadığı ve bu

kapsamda bir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlali yönündeki iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması,

2.

Kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlali yönündeki iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerine bırakılmasına

6/10/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh

KALELİ

Hicabi

DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör Yrd.

:

Derya ATAKUL

Başvurucu

:

İlhan

CİHANER

Vekili

:

Av. Mustafa

GÜLER

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/6141, 6 Ekim 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. Andıç'ın İşaret Fişeğini
  8. Ateşledi
  9. Hukuksuzluk Tespit Edildi
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucunun İddiaları
  13. B. Değerlendirme
  14. B. No: 2013/6617, 8/4/2015 §§ 35-66; Nihat
  15. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerine bırakılmasına
  16. Kaleli
  17. Dursun
  18. Cihaner
  19. Güler
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/6141
Tarih
6 Ekim 2015

İlgili Kararlar

  • Nevzat Etiz Başvurusu (B. No: 2013/7134)
  • Muradiye Demirçelik Başvurusu (B. No: 2013/3331)
  • Hamit Karataş Başvurusu (B. No: 2013/5686)
  • Nejat Sakaoğlu Başvurusu (B. No: 2013/9403)
  • Kenan Halis Kızıldağ Başvurusu (B. No: 2013/1390)
  • Çağrı Tur Sey. Taş. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/8880)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.