İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Kenan Halis Kızıldağ Başvurusu (B. No: 2013/1390)

1. Başvuru, geçici görevle çalışılan kuruma atanma talebinin

Başvuru No2013/1390Tarih15 Ekim 2015Okuma16 dk · 3.274 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Kenan Halis Kızıldağ Başvurusu

Karar tarihi
15 Ekim 2015
Başvuru Numarası
2013/1390
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.274 kelime·16 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, geçici görevle çalışılan kuruma atanma talebinin

reddedilmesi işlemine karşı açılan davanın reddedilmesi ile yargılamanın uzun

sürmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 18/2/2013 tarihinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 24/7/2013

tarihinde yapılan toplantıda başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığına (Bakanlık) başvuru konusu olay ve

olgular bildirilmiş, başvuru belgelerinin bir örneği görüş için gönderilmiştir.

Bakanlık, görüşünü 25/9/2013 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlığın görüş yazısı başvurucuya tebliğ edilmiş,

başvurucu 5/11/2013 tarihinde Bakanlık görüşüne karşı

beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel

Müdürlüğüne (SHÇEKGM) hitaben yazdığı 5/10/2006 tarihli

dilekçe ile Ankara İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü Fatma Üçer Çocuk ve Gençlik

Merkezi Müdürlüğünde sosyal çalışmacı olan kadrosunun, idareye başvuru tarihi

itibarıyla fiilen görev yapmakta olduğu Behice Eren

Çocuk ve Gençlik Merkezine alınması talebinde bulunmuştur.

9. SHÇEKGM’nin 19/10/2006

tarihli ve 11364 sayılı yazısında, Behice Eren Çocuk

ve Gençlik Merkezinde yeterli sayıda sosyal çalışmacı bulunduğundan talebin

uygun görülmediği belirtilmiştir.

10. Başvurucu tarafından 31/1/2007

tarihli dilekçe ile atama talebinin reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle

Ankara 15. İdare Mahkemesinde iptal davası açılmıştır.

11. Mahkeme 18/7/2008 tarihli ve

E.2007/412, K.2008/1048 sayılı kararıyla temin edilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden,

davacının atanmak istediği kurumda sekiz sosyal çalışmacının görev yaptığı,

hâlen kadrosunun bulunduğu kurumda ise aynı görevi ifa eden altı görevlinin

bulunduğu, davacı ile diğer sosyal çalışmacıların 16/8/2001-22/8/2005 tarihleri

arasında farklı projelere bağlı olarak sık aralıklarla çeşitli birimlerde

geçici görevlendirme suretiyle çalıştırıldıkları yönünde tespitlerde

bulunmuştur.

12. Mahkeme bu tespitlere dayanarak,

atanmak istediği kurumdaki sosyal çalışmacı kadrosunun, görev yaptığı kurumdaki

kadro sayısından fazla olması, farklı projeler kapsamında geçici

görevlendirmeler yapılmasının kaçınılmaz bulunması nedenleriyle davacının

geçici görevli bulunduğu Behice Eren Çocuk ve Gençlik

Merkezine atamasının yapılması konusunda idarenin zorlanamayacağı, dolayısıyla

dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine

karar vermiştir.

13. Başvurucunun temyiz talebi Danıştay Beşinci Dairesinin 18/3/2011 tarihli ve E.2008/6814, K.2011/1440 sayılı kararı

ile reddedilmiştir.

14. Başvurucu tarafından yapılan karar düzeltme talebi aynı

Dairenin 8/11/2012 tarihli ve E.2011/6129, K.2012/7009

sayılı kararı ile reddedilmiştir.

15. Karar başvurucuya 19/1/2013

tarihinde tebliğ edilmiştir.

16. Başvurucu 18/2/2013 tarihinde bireysel

başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

17. 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal

Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu'nun, 8/6/2011 tarihli ve 27958 sayılı

Resmî Gazete’de yayımlanan 633 sayılı Kanun Hükmünde

Kararnamenin 35. maddesiyle mülga olan 9. maddesinde Kurumun görevleri arasında

şunlar sayılmıştır:

“(b) Öncelikle çocuğun aile içinde yetiştirilmesi ve

desteklenmesi için aileyi eğitim, danışmanlık ve sosyal yardımlarla

güçlendirmek, korunmaya, bakıma ve yardıma muhtaç çocuk, özürlü ve yaşlıların

tespiti, bunların korunması, bakımı, yetiştirilmesi ve rehabilitasyonlarını

sağlamak üzere gerekli hizmetleri yürütmek, bu hizmetler için 3 üncü maddede

sayılan sosyal hizmet kuruluşlarını 4 üncü maddede belirtilen esaslar

çerçevesinde kurmak ve işletmek''

(ı) Hizmet için gerekli personeli bu hizmete elverişli

kişiler arasından seçmek, eğitmek, yetiştirmek, çalışma esaslarını ve

sorumluluklarını belirlemek ve ilgili alanlarda görevlendirmek ”.

18. 2828 sayılı Kanun'un 16. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Kurum personeli hakkında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu

hükümleri uygulanır.

Kurum, hizmetin gereği veya daimi kadro ile yapılamayan veya

daimi kadro ile yapılması güçlük arzeden işler için

sözleşme ile personel çalıştırabilir. Bu personel tercihen 40 yaşını doldurmuş

kişiler arasından seçilir”.

19. 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet

Memurları Kanunu’nun Ek 8 ve 9. maddeleri.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

20. Mahkemenin 15/10/2015 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvurucunun 18/2/2013 tarihli ve 2013/1390 numaralı

bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

21. Başvurucu, kadrosunun Ankara İl

Sosyal Hizmetler Müdürlüğü Fatma Üçer Çocuk ve Gençlik Merkezi Müdürlüğünde

bulunduğunu ancak uzun süredir fiilen Behice Eren

Çocuk ve Gençlik Merkezinde görev yaptığını, kadrosunun bulunduğu Fatma Üçer

Çocuk ve Gençlik Merkezi Müdürlüğünün aile danışma merkezine dönüştürülmesi

sonucunda Fatma Üçer Aile Danışma Merkezine atandığını, bu işlemle sözleşmeli

personel kadrosundan çıkarıldığı için maaş miktarında azalma olduğunu ve

ikramiye alma hakkını kaybettiğini belirtmiştir. Geçici görevli olduğu Behice Eren Çocuk ve Gençlik Merkezine atanma talebinin ve

bu hususta açmış olduğu davanın reddedildiğini, emsallerine göre daha düşük

ücretle çalışmak zorunda bırakıldığını, yargılama sırasında emekli olması

üzerine emeklilik maaşı miktarının da bu durum nedeniyle daha düşük olduğunu

ifade etmiştir. Ayrıca idari yargıda açmış olduğu davanın

yaklaşık altı yıl sonra karara bağlandığını belirterek Anayasa’nın 10.

maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesinin, 49. maddesinde düzenlenen çalışma

hakkının, 55. maddesinde düzenlenen ücrette adaletin sağlanması hakkının ve 36.

maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş;

66.352 TL maddi ve 30.000 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte

ödenmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu,

eşitlik ilkesinin çalışma ve ücrette adaletin sağlanması hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmekte ise de esas itibarıyla geçici görevlendirme ile görev

yaptığı kuruma kadrosunun nakledilmemesi ve dolayısıyla sözleşmeli olarak

istihdam edilmemesi sonucunda emsallerine göre daha az ücret almak durumunda

kaldığını, bu ücret üzerinden takdir edilen emekli aylığının da daha düşük

oranda belirlendiğini ileri sürmekte, açtığı davanın reddedilmesi ile mağdur

olduğunu belirterek hâlihazırda elde ettiği parasal haklar ile sözleşmeli

olarak istihdam edilmiş olması hâlinde elde edebileceğini ileri sürdüğü parasal

haklar arasındaki farkın ve manevi zararlarının tazminini talep etmektedir.

23. Başvurucu her ne kadar eşitlik ilkesiyle çalışma ve

ücrette adaletin sağlanması hakkından söz etmekteyse de bu ilke ve haklar tek

başına bireysel başvuru konusu edilebilecek haklardan olmadığından bu iddialar

başvurucunun alacağının somutlaşmış olması hâlinde ancak mülkiyet hakkı

çerçevesinde değerlendirilebilir (Ahmet

Bozkurt, B. No: 2013/3081, 20/2/2014, §

21). Ancak başvuru konusu olayda 11/10/2006 tarihine

kadar kadro karşılığı sözleşmeli statüsünde bulunan başvurucunun, bu tarihte

sözleşmesinin feshedildiği, bilahare 16/3/2009 tarihinde kadrolu memur

statüsünde emekli olduğu görülmektedir. Başvurucunun her iki statü arasındaki

parasal farkı alması, sözleşmeli personel olarak istihdam edilmesine bağlıdır.

Başvurucunun kadrosunun bulunduğu kurumda sözleşmeli personel istihdamı mümkün

olmadığından sözleşmeli personel statüsünde görev yapması da atanmak istediği

kuruma atamasının yapılmasına, dolayısıyla bireysel başvuruya konu edilen iptal

davasının sonucuna bağlıdır. Mahkeme tarafından ise başvurucunun naklen atanma

talebini reddeden idari işlemin, kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek

tesis edildiği sonucuna varılarak idari işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı

gerekçesiyle talep reddedilmiştir. Bu durumda somutlaşmış bir alacağa ilişkin

olmayan başvuruda, eşitlik ilkesi ile çalışma ve ücrette adaletin sağlanması

hakkına dair iddialar mahkeme kararının neticesine ilişkin olup değerlendirme

de bu kapsamda yapılmıştır. Başvurucunun, makul sürede yargılama yapılmadığına

yönelik şikâyeti ayrıca incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın

Sonucuna İlişkin İddialar

24. Başvurucu, geçici görevlendirmeyle

görev yaptığı kuruma kadrosunun nakledilmemesi ve dolayısıyla sözleşmeli olarak

istihdam edilmemesi neticesinde emsallerine göre daha az ücret almak durumunda

kaldığını, bu ücret üzerinden takdir edilen emekli aylığının da daha düşük

oranda belirlendiğini, idari işlemin iptali istemiyle açtığı davanın

reddedilmesi sonucunda değinilen ilke ve hakların (bkz. § 23) ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

25. Bakanlık görüş yazısında, Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (Sözleşme) Ek 1 No.lu Protokolün 1. maddesinin iç

hukukta yer almayan emekli maaşı veya diğer sosyal güvenlik haklarına sahip

olmayı garanti etmediğini, bu maddenin bir kişinin sosyal haklarını teminat

altına aldığı kabul edilse dahi kişiye yapılacak ödemenin miktarını teminat

altına almadığını belirtmiştir. Bu durumun, şikâyetin konu bakımından değerlendirilmesi

sırasında göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade etmiştir.

26. Bakanlık, görüş yazısının devamında

ücret ve emeklilik aylığının, mülkiyet hakkının konusu olabileceği kabulünden

hareketle esastan inceleme yapılması hâlinde başvurucunun kadro karşılığı

sözleşmeli olarak kadrosunun bulunduğu Fatma Üçer Çocuk ve Gençlik Merkezinin,

Genel Müdürlükçe Aile Danışma Merkezine dönüştürüldüğü, 2828 sayılı Kanun’un o

tarihte yürürlükte bulunan hükmüne göre Aile Danışma Merkezinde sözleşmeli

personel istihdamının mümkün olmaması nedeniyle başvurucunun diğer personel ile

birlikte Aile Danışma Merkezine (kadrolu olarak) atandığını fakat bu atama

işleminden dolayı başvurucudan geriye dönük ödeme talebinde bulunulmadığı,

başvurucunun statüsünün ileriye yönelik olarak değiştirildiği, söz konusu

kurumun dönüştürülmesi ile bu kurumda kadrosu bulunan başvurucu dâhil

personellerin ayrım yapılmaksızın atamalarının yapıldığı, bu atamaların 2828

sayılı Kanun hükümlerinde yer alan sınıflandırmalar dikkate alınarak kanuna

uygun şekilde gerçekleştirildiği, başvurucunun Behice

Eren Çocuk ve Gençlik Merkezine atanma talebinin de yine ihtiyaç ve kadro

durumu gözetilerek uygun bulunmadığı ve atama işlemlerinin hukuka aykırı

olmadığının yargı mercilerince de tespit edildiği hususlarıyla birlikte dikkate

alınması ve bunun sonucunda mülkiyet hakkına müdahalenin olup olmadığının veya

müdahalenin orantılılığı hususunun değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.

27. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı

söz konusu görüş yazısının kendi aleyhine olan kısımlarına katılmadığını, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokolün 1. maddesinin geniş

yorumlanması gerektiğini, kamu hizmetinin düzenlenmesi ve yürütülmesinde

ihtiyaç ve kadro durumunun gerçekten gözetilmiş olması durumunda uzun süredir

geçici görevle fiilen çalıştığı ve emekli olurken de çalışmaya devam ettiği Behice Eren Çocuk ve Gençlik Merkezine atamasının yapılması

gerektiğini, fiilen görev yaptığı yere atamasının yapılmaması nedeniyle

emsallerinden daha az ücret alıp bu miktar üzerinden emekli olduğunu, şahsının

orantısız ve aşırı bir külfetle karşı karşıya bırakıldığını beyan etmiştir.

28. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda

inceleme yapılamaz.”

29. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

30. 6216 sayılı Kanun’un “Esas

hakkındaki inceleme” kenar başlıklı 49. maddesinin (6) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı yapılan bireysel başvurulara

ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve bu ihlalin

nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır. Bölümlerce kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

31. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine

karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü

fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel

başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

32. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz

takdir hatası veya açık keyfîlik içermesi ve bu

durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal

etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular,

bariz takdir hatası veya açık keyfîlik bulunmadıkça

Anayasa Mahkemesince esas yönünden incelenemez (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

33. Başvuru konusu olayda başvurucu 5/10/2006

tarihli dilekçeyle Fatma Üçer Çocuk ve Gençlik Merkezi Müdürlüğünde sosyal

çalışmacı olan kadrosunun, geçici görevli bulunduğu Behice

Eren Çocuk ve Gençlik Merkezine alınmasını talep etmiş, SHÇEKGM’nin

19/10/2006 tarihli yazısında, Behice Eren Çocuk ve

Gençlik Merkezinde yeterli sayıda sosyal çalışmacı bulunduğundan bahisle

başvurucunun talebi reddedilmiştir. Bu işlemin iptali

istemiyle açılan davada İdare Mahkemesince, atanmak istenilen kurumdaki sosyal

çalışmacı kadrosunun hâlen görev yapılan kurumdaki kadro sayısından fazla

olduğu, ihtiyaç durumu gözetildiğinde davacının ve diğer sosyal çalışmacıların

sık aralıklarla farklı birimlerde geçici olarak görevlendirilmelerinin

kaçınılmaz bulunduğu, davacının geçici görevli olduğu kuruma atamasının

yapılması konusunda idarenin zorlanamayacağı, dolayısıyla dava konusu işlemde

hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu

kararın temyiz incelemesinde ise Danıştay Beşinci Dairesi, Mahkeme kararının

aynı gerekçeyle onanmasına hükmetmiştir.

34. Bu duruma göre yapılan yargılamada,

başvurucunun emsallerine göre daha az ücrete almak durumunda kalmasına ve bu

ücret üzerinden daha düşük emekli aylığı elde etmesine neden olan uyuşmazlık

konusu naklen atamama işlemi yargı mercilerince değerlendirilmiş ve söz konusu

işlemin kamu hizmeti ihtiyaçları doğrultusunda hukuka uygun olarak tesis

edildiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

35. Adil yargılanma hakkı bireylere dava sonucunda verilen

kararın değil, yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığını denetletme

imkânı verir. Bu nedenle bireysel başvuruda adil yargılanmaya

ilişkin şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun yargılama sürecinde

haklarına saygı gösterilmediği, bu çerçevede yargılama sürecinde karşı tarafın

sunduğu deliller ve görüşler hakkında bilgi sahibi olamadığı veya bunlara

etkili şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi delillerini ve iddialarını

sunamadığı ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

derece mahkemesi tarafından dinlenmediği veya kararın gerekçesiz olduğu gibi

mahkeme kararının oluşumuna sebep olan unsurlardan değerlendirmeye alınmamış

eksiklik, ihmal ya da bariz takdir hatası veya açık keyfîliğe

ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir. (Naci Karakoç, B. No: 2013/2767, 2/10/2013, § 22) Somut olayda başvurucunun, yargılama

sürecinin hakkaniyete aykırı gerçekleştiğine dair bir bilgi ya da belge

sunmayıp sadece Mahkemece delillerin değerlendirilmesinin ve verilen kararın

içeriğinin adil olmadığı şikâyetini dile getirdiği anlaşılmaktadır.

36. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, Derece Mahkemeleri

kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

de içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın

Makul Sürede Sonuçlandırılmadığı İddiası

37. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda

başvurucunun, davanın uzun sürdüğüne ilişkin şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun

olmadığından ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir

neden de bulunmadığı anlaşıldığından bu şikâyet yönünden başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Yargılamanın

Makul Sürede Sonuçlandırılmadığı İddiası

38. Başvurucu, İdari Yargıda açmış olduğu davanın yaklaşık

altı yıl sonra karara bağlandığını, bu sürenin makul olmadığını belirterek

Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

iddia etmiştir.

39. Bakanlık görüş yazısında, iki dereceli yargılamanın

yaklaşık altı yıl sürdüğü, bu sürenin makul sürede yargılanma hakkı açısından

değerlendirilmesi konusundaki takdirin Anayasa Mahkemesine ait bulunduğu dile

getirilmiştir.

40. Başvurucu, Bakanlık görüş yazısına karşı beyanında,

yargılama süresinin uzun olduğuna ilişkin iddialarını yinelemiştir.

41. Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti" kenar

başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı

mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma

hakkına sahiptir."

42. Anayasa'nın "Duruşmaların

açık ve kararların gerekçeli olması" kenar başlıklı 141.

maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

"Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması,

yargının görevidir."

43. Sözleşme’nin "Adil

yargılanma hakkı" kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya

da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan,

kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul

bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına

sahiptir."

44. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede

yargılanma hakkı yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının

kapsamına dâhil olup ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa'nın 141.

maddesinin, Anayasa'nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 39).

45. Makul sürede yargılanma hakkının

amacı, tarafların uzun süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları

maddi ve manevi baskı ile sıkıntılardan korunması, adaletin gerektiği şekilde

temini ve hukuka olan inancın muhafazası olup hukuki uyuşmazlığın çözümünde

gerekli özenin gösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde göz ardı

edilemeyeceğinden yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru

açısından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir (Güher

Ergun ve diğerleri, § 40).

46. Makul süre incelemesinde, yargılamaya intikal eden maddi

vakıalar ve ispat araçlarından oluşan dava malzemesinin veya uygulanacak hukuk

kurallarının karmaşık olması, tarafların genel olarak yargılama sürecindeki

tutumu, yargılama sürecinin uzamasındaki etkisi ve usule dair haklarını

kullanırken gereken dikkat ve özeni gösterip göstermedikleri, yargı makamları

yanında dava süreciyle ilgili kamu gücü kullanan tüm devlet organlarına

atfedilebilir yapısal sorunlar ve organizasyon eksikliğinden kaynaklanan bir

gecikme olup olmadığı ve yargılamanın süratle sonuçlandırılması hususunda

gerekli özenin gösterilip gösterilmediği, başvurucu için hukuki korumanın bir

an önce gerçekleştirilmesindeki yararının ne olduğu gibi davanın niteliği ve

niceliğine ilişkin birçok hususun birlikte değerlendirilerek karar verilmesi

gerekmektedir (Nesrin Kılıç, B.

No: 2013/772, 7/11/2013, § 58)

47. Başvurucu, naklen atama isteminin reddine ilişkin idari

işleme karşı yürütmeyi durdurma ve duruşma talebi olmaksızın 31/1/2007

tarihli dilekçe ile İdare Mahkemesinde iptal davası açmıştır. Dava dilekçesinin

5/3/2007 tarihinde davalı idareye tebliği üzerine

idarece otuz günlük yasal süresi içinde birinci savunma verilmiştir. Birinci

savunmanın 2/4/2007 tarihinde başvurucu vekiline

tebliğini müteakip otuz günlük yasal sürenin sekizinci gününde başvurucu

vekilince savunmaya cevap dilekçesi sunulmuştur. Bu dilekçenin 30/4/2007 tarihinde tebliği üzerine idarece yasal süresi

içinde ikinci savunma dilekçesi Mahkemeye verilmiş, bu dilekçenin 29/5/2007

tarihinde başvurucu vekiline tebliği ile dosyanın tekemmülü sağlanmıştır.

48. Mahkeme, dosyanın tekemmülünden yaklaşık on bir ay sonra

ara kararı ile davalı idareden bilgi-belge talebinde bulunmuş; idare tarafından

otuz günlük kanuni sürenin son günü olan 12/6/2008

tarihinde cevap verilmiş, mahkeme tarafından 18/7/2008 tarihinde dava esastan

reddedilmiştir. Ret kararının 10/10/2008 tarihinde

başvurucu vekiline tebliğini müteakip, karar 7/11/2008 tarihinde temyiz

edilmiş; Danıştay Beşinci Dairesince 18/3/2011 tarihinde temyiz isteminin

reddine ve kararın onanmasına hükmedilmiş, karar düzeltme istemi de 8/11/2012

tarihinde reddedilip bu karar başvurucu vekiline 19/1/2013 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

49. Dava dosyasının, ilk derece

yargılamasında tekemmülden itibaren yaklaşık on bir ay süreyle herhangi bir

işlem görmeden bekletildikten sonra ara kararı ile bilgi-belge temin edilerek

uyuşmazlığın esasının karara bağlandığı, kararın temyiz ve karar düzeltme

incelemesinin dört yılı aştığı, iki dereceli olarak yapılan yargılamanın

toplamda beş yıl dokuz ay sekiz gün devam ettiği görülmektedir.

50. Yargılamanın uzamasında İdare Mahkemesinde tekemmülden

sonra yaklaşık on bir ay dosyanın herhangi bir işlem görmeden bekletilmesinin,

özellikle temyiz ve karar düzeltme aşamalarının dört yıldan daha uzun

sürmesinin etkili olduğu görülmektedir. Değinilen bu hususlar başvurucudan

kaynaklanmayan ve yargılamanın işleyişi ile ilgili sorunlar olduğundan bu

konularda başvurucuya atfedilecek bir kusur bulunmamaktadır.

51. Sonuç olarak İdare Mahkemesinde

görülen atama isteminin reddine ilişkin işlemin iptali davasının toplamda altı

yıla yaklaşan bir süre sonucunda neticelendiği; uyuşmazlığın konusu, hukuki

meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların karmaşıklığı, bilgi ve belgelerin

temin edilmesindeki engeller, taraf sayısı gibi hususlar göz önünde

bulundurulduğunda davanın, yargılamanın bu kadar uzun sürmesini gerektirecek

derecede karmaşık olmaktan uzak olduğu, ayrıca başvurucunun tutumunun veya

usule dair haklarını kullanırken gösterdiği tavrın davanın uzamasına sebebiyet

vermediği anlaşılmıştır.

52. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi Yönünden

53. Başvurucu, geçici görevlendirmeyle görev yaptığı kuruma

kadrosunun nakledilmemesi, dolayısıyla sözleşmeli olarak istihdam imkânından

yoksun bırakılması ve bu işlemin iptali talebinin Mahkemece reddedilmesi

sonucunda uğradığını ileri sürdüğü 66.352 TL maddi zarar ile makul sürede

yargılama yapılmadığı için uğradığını belirttiği 30.000 TL manevi zararının

tazminini talep etmiştir.

54. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir. "

55. Başvurucunun tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin beş yıl

dokuz ay sekiz günlük yargılama süresi nazara alındığında yargılama

faaliyetinin uzunluğu sebebiyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan

manevi zararları karşılığında başvurucuya net 4.150 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

56. Başvurucunun geçici

görevlendirmeyle görev yaptığı kuruma kadrosunun nakledilmemesi dolayısıyla

sözleşmeli olarak istihdam edilmemesi ve bu işlemin iptali talebinin Mahkemece

reddedilmesi sonucunda uğradığını ileri sürdüğü 66.352 TL maddi zarar yönünden

ise Mahkeme kararının sonucuna ilişkin olan bu iddiaların açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez bulunduğu dikkate alındığında

başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

57. Dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç

ile 1.500 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Mahkeme kararının sonucuna ilişkin iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki

iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 4.150 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

D. 198,35 TL harç ve 1.500 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına, 15/10/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan : Alparslan ALTAN Üyeler : Osman Alifeyyaz PAKSÜT Recep KÖMÜRCÜ Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Raportör : Tarık KAVAK Başvurucu : Kenan Halis KIZILDAĞ Vekili : Av. Melek Neslihan ÖZFİDAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/1390, 15 Ekim 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/1390
Tarih
15 Ekim 2015

İlgili Kararlar

  • Çağrı Tur Sey. Taş. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/8880)
  • Fikri Yazan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/6796)
  • Burak Levent Kaya Başvurusu (B. No: 2013/100)
  • Abdulvahap Kavak Başvurusu (B. No: 2013/7477)
  • Kenan Sayın Başvurusu (B. No: 2013/5376)
  • Ahmet Acartürk Başvurusu (B. No: 2013/2084)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.