İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hüseyin Sürensoy Başvurusu (B. No: 2013/749)

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda yapılan aramada ele geçen

Başvuru No2013/749Tarih6 Ekim 2015Okuma18 dk · 3.684 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hüseyin Sürensoy Başvurusu

Karar tarihi
6 Ekim 2015
Başvuru Numarası
2013/749
R.G. Tarih-Sayı
21/11/2015-29539
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.684 kelime·18 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda yapılan aramada ele geçen

kitapçığın, örgüt dokümanı kabul edilerek başvurucuya hücreye koyma disiplin

cezası verilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiaları hakkındadır.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 14/1/2013 tarihinde Ceza İnfaz Kurumu

aracılığıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve başvurunun

Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 21/3/2014 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 21/11/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru

belgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık)

gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular 21/11/2014 tarihinde

Bakanlığa bildirilmiştir. Bakanlık, verilen ek süre sonunda yazılı görüşünü

20/1/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık görüş yazısı, başvurucuya 27/1/2015 tarihinde

bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarını 2/2/2015

tarihinde sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/9/2009

tarihli ve E.2006/21, K.2009/797 sayılı hükmü gereğince terör örgütüne üye

olmak ve tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma ve el değiştirme

suçlarından 14 yıl 12 ay hapis cezasına mahkûm edilmiştir. Başvurucu, başvuru

tarihinde anılan cezanın infazı için Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı

Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmaktadır.

9. 27/2/2012 tarihinde cezaevinde yapılan kısmi arama

esnasında başvurucunun kalmakta olduğu koğuşta cilt içinde fotokopi ile

çoğaltılmış bir kitapçık bulunmuştur. Bu kitapçık, arama yapan görevliler

tarafından cezaevi eğitim birimine verilmek üzere tutanakla başvurucudan

alınmıştır.

10. Eğitim Kurulu Başkanlığının 5/3/2012 tarihli ve K.2012/25

sayılı kararı ile kitapçığın, Abdullah Öcalan tarafından yazılan “Kapitalist Modernitenin

Aşılması Sorunları ve Demokratikleşme” isimli kitabın fotokopileri

olduğu tespit edilmiştir. Kararda, kitapçıkta “PKK

terör örgütü propagandası niteliği taşıyan ifadelerin bulunduğunun”

anlaşıldığından bahsedilmiştir. Anılan gerekçe dışında başka herhangi bir

gerekçe gösterilmemiştir.

11. Anılan kitapçık, eğitim kurulunca yapılan inceleme

sonucunda hazırlanan tutanak ile birlikte 5/3/2012 tarihinde disiplin kuruluna

tevdi edilmiştir.

12. Başvurucu, disiplin soruşturması kapsamında yaptığı

savunmada, üzerine atılı suçlamaları kabul etmemiş ve bahse konu kitabın

kendisine posta yolu ile gönderildiğini, bu tür postaların eğitim kurulu

tarafından incelendikten sonra hükümlü ve tutuklara verildiğini, sakıncalı bir

durum bulunması hâlinde hükümlü ve tutuklulara bildirildiğini, anılan kitap

sakıncalı ise kurul incelemesinden sonra bu durumun tespit edilmiş ve kitabın

kendisine verilmemiş olması gerektiğini belirtmiştir.

13. Cezaevi Disiplin Kurulu, anılan kitapçığı örgütsel

doküman kabul ederek 13/3/2012 tarihli ve 2012/75 sayılı kararı ile

başvurucuyu, 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin

İnfazı Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (1) numaralı fıkrasında belirtilen

37-46. maddelerde yer alan eylemlerin tanımına uymayan ve Kanun’da tanımları

yapılmamış eylemler, nitelik ve ağırlıkları bunlara benzediklerinde aynı

maddelerdeki disiplin cezaları ile karşılanır hükmü gereğince anılan Kanun’un

44. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (I) bendi uyarınca başvurucu, 15 gün

süre ile hücreye koyma cezası ile cezalandırmıştır.

14. Disiplin Kurulunun gerekçesinde başvurucuya ait olan

kitapçığın Abdullah Öcalan tarafından yazılan “Kapitalist

Modernitenin Açılması Sorunları ve Demokratikleşme”

isimli kitap olduğunun tespit edildiği belirtilmiştir. Disiplin Kurulunun

kararında kitapçığın neden örgütsel doküman kabul edildiğine dair herhangi bir

açıklama yapılmamıştır.

15. Başvurucu, anılan disiplin kararına karşı 28/3/2012

tarihinde Kırıkkale İnfaz Hâkimliğine itiraz etmiştir. Başvurucu, İnfaz

Hâkimliğinde yaptığı savunmada, disiplin soruşturması esnasında yaptığı

savunmada belirttiği hususlara benzer konuları dile getirmiştir.

16. Kırıkkale İnfaz Hâkimliği, 12/11/2012 tarihli ve

E.2012/148, K.2012/489 sayılı kararı ile başvurucunun itirazını reddetmiştir.

Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Olayın değerlendirmesi, hükümlü Hüseyin Sürensoy tarafından fotokopi yoluyla temin edilen ve

hükümlü Abdullah Öcalan’a ait kitaptan fotokopi ile çoğaltıldığı anlaşılan

yazıların cezaevinde bir araya getirilerek ve ciltlenerek kitap haline

dönüştürüldüğü, hükümlü Abdullah Öcalan’ın yasaklanmış kitaplarından fotokopi

yolu ile çoğaltılan yazıların olduğu anlaşıldığından, hükümlü hakkında cezaevi

idaresinde örgütsel doküman bulundurulması nedeniyle verilen hücre disiplin

cezası kanuna uygun olduğundan, hükümlünün şikâyetinin reddine karar vermek

gerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.”

17. Anılan karara yapılan itiraz Kırıkkale Ağır Ceza

Mahkemesinin 7/12/2012 tarihli ve 2012/830 Değişik İş sayılı kararıyla

reddedilmiştir. Kararın gerekçesinde İnfaz Hâkimliğinin kararının usul ve

yasaya aykırı olmadığı belirtilmiştir.

18. Karar, 14/12/2012 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş ve

başvurucu 14/1/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

19. Başvurucu hakkında verilen 15 gün süre ile hücreye koyma

cezası 17/1/2013- 1/2/2013 tarihlerinde infaz edilmiştir.

B. Başvuruya Konu Kitap

20. Cezaevinde yapılan aramada ele geçirilen kitapçık UYAP

üzerinden Anayasa Mahkemesine gönderilmiştir. Kitapçıkta yapılan incelemede

sayfaların kim tarafından yazıldığı açıkça anlaşılmamaktadır. Öte yandan

internet üzerinden temin edilen Abdullah Öcalan’ın “Kapitalist Modernitenin Açılması Sorunları ve

Demokratikleşme” isimli kitabı ile başvurucuya ait kitapçığın

karşılaştırılmasında anılan kitap ile başvurucudan ele geçen kitapçığın aynı

olduğu tespit edilmiştir. Başvurucuya ait olan kitapçığın incelenmesinde sayfa

numaralarının el yazısı ile yazıldığı ve bu kapsamda kitapçığın 201. ile 287.

sayfalarında ceza infaz kurumu mektup okuma komisyonunun “GÖRÜLDÜ” kaşesinin

olduğu belirlenmiştir. Anılan kitabın içeriği internetten temin edilen nüsha

üzerinden incelenmiştir.

21. Ceza İnfaz Kurumu Eğitim Kurulu, Disiplin Kurulu ve İnfaz

Hâkimliği kitabın bulundurulmasının neden disiplin cezası gerektirdiğine dair

ayrıntılı bir gerekçe sunmamışlardır. Sadece Eğitim Kurulu kitabın terör propagandası

içerdiğini belirtmiş ancak bunun dışında terör propagandasının kitabın hangi

bölümünde veya sayfasında olduğuna dair herhangi bir belirlemede bulunmamıştır.

22. “Kapitalist Modernitenin Açılması Sorunları ve Demokratikleşme”

isimli kitapta yazar, “adil yargılanmasının”

neden gerçekleştirilmediğinin temel nedenlerini ortaya koymayı ve bu nedenlerin

anlaşılması için derinlemesine ve tüm kategoriler içinde çözümleme yapmayı

amaçladığını ifade etmiştir. Kitap, kendi içinde iki ayrı kitaptan oluşmaktadır.

Birinci kitap “UYGARLIK - Maskeli Tanrılar ve Örtük Krallar Çağı”,

ikinci kitap ise “KAPİTALİST UYGARLIK

-Maskesiz Tanrılar ve Çıplak Krallar Çağı” olarak adlandırılmıştır.

23. Birinci kitapta üç bölüm bulunmaktadır: “1. Yöntem ve

Hakikat Rejimi Üzerine, 2. Uygarlığın Temel Kaynakları, 3. Kentin Uygar

Toplumu”. Yöntem ve hakikat rejiminde, tarihte ve günümüzde alışılagelen

inceleme ve araştırma yolları aktarılmış ve bu bağlamda yazar kendi yönetimini

ortaya koymaya çalışmıştır. Ayrıca yazar kendi yorumunu “hakikat rejimi” kabul ederek yaşamın

anlamına en iyi nasıl ulaşabileceği sorunsalına cevap aramıştır. Yazar ikinci

bölümde uygarlığın temel kaynaklarını tarihsel ve coğrafi boyutları temelinde

değerlendirmiştir. Kentin uygar toplumu bölümünde ise kapitalist modernitenin ağır tahribatı altında kaldığı belirtilen

toplum bilimi yeniden yorumlanmıştır. Bu bağlamda Sümer toplumu temelinde uygar

toplumun nasıl yorumlanması gerektiği ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ayrıca bu

bölümde uygar toplumun yayılma sorunları, coğrafi ve tarihsel bir perspektifle

farklı uygarlıklar temelinde incelenmiştir.

24. İkinci kitap altı bölümden oluşmaktadır. İkinci kitapta

kapitalizmin bir üretim biçimi olarak doğuşu ve toplumda yol açtığı “kanserleşme” açıklanmaya çalışılmıştır.

Yazarın kendi ifadesi ile “Başlangıçta tüm

toplumların hor gördüğü metalaşma ve değişim değeri nasıl oldu da topluma

hükmeden yeni tanrılar oldular? Eskinin kendilerini rengârenk kıyafetlere

büründüren, kale ve saraylarda apayrı yaşamlar halinde ayrıcalıklaştıran

çok az sayıdaki kralları, nasıl oldu da aşırı çoğalmış ve çıplak biçimde

tebaalarından ayırt edilemez hale geldiler? Çok bilimcil,

çok iktidarlı ve maddiyatlı bir sistem olduğu halde,

neden çevresi ve içyapısıyla bu sistem altında en cahillerin bile yol

açamayacağı hastalıklar ve ölümlerle tükenen topluluklara dönüşülüyor?”

sorularına cevaplar aranmıştır.

25. Kitap, genel olarak yazarın bakış açısından, tarihî

uygarlıkların geçirdiği süreçler doğrultusunda kapitalist modernitenin

nasıl oluştuğunu tarihsel ve coğrafi bakış açısı ile ortaya koyma çabası

içindedir. Felsefi temeller üzerinde yapılan değerlendirmede yazar demokratik

uygarlıkla “özgür bireyler”

olunabilmesi için kapitalist modernitenin yapısının

ve temel yayılma alanlarının çözülmesinin gerekliliği üzerinde durmuştur.

C. İlgili Hukuk

26. 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği

Kanunu’nun “İnfaz hâkimliğince şikâyet

üzerine verilen kararlar” kenar başlıklı 6. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Şikâyet başvurusu üzerine infaz hâkimi,

duruşma yapmaksızın dosya üzerinden bir hafta içinde karar verir; ancak, gerek

gördüğünde karar vermeden önce şikâyet konusu işlem veya faaliyet hakkında resen

araştırma yapabilir ve ilgililerden bilgi ve belge isteyebilir; ayrıca ceza

infaz kurumu ve tutukevi ile ilgili Cumhuriyet savcısının da yazılı görüşünü

alır. (Ek cümle: 22/7/2010-6008 S.K./5.md.) Disiplin cezasına karşı yapılan

şikâyet üzerine infaz hâkimi, hükümlü veya tutuklunun savunmasını aldıktan ve

talep edilen diğer delilleri toplayıp değerlendirdikten sonra kararını verir.

(Ek cümle: 22/7/2010-6008 S.K./5.md.) Hükümlü veya tutuklu, savunmasını, hazır

bulunmak ve vekaletnamesini ibraz etmek koşuluyla avukatıyla birlikte veya

avukatı aracılığıyla yapabilir. (Ek cümle: 22/7/2010-6008 S.K./5.md.) İnfaz

hâkimi gerekli görmesi durumunda hükümlü veya tutuklunun savunmasını ceza infaz

kurumunda da alabilir.”

27. 5275 sayılı Kanun’un “Süreli

veya süresiz yayınlardan yararlanma hakkı” kenar başlıklı 62.

maddesi şöyledir:

“(1) Hükümlü, mahkemelerce yasaklanmamış

olması koşuluyla süreli ve süresiz yayınlardan bedelini ödeyerek yararlanma

hakkına sahiptir.

(2) Resmî kurumlar, üniversiteler, kamu kurumu

niteliğindeki meslek kuruluşları ile mahkemelerce yasaklanmamış olması

koşuluyla Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflar ve kamu yararına

çalışan dernekler tarafından çıkartılan gazete, kitap ve basılı yayınlar,

hükümlülere ücretsiz olarak ve serbestçe verilir. Eğitim ve öğretimine devam

eden hükümlülerin ders kitapları denetime tâbi tutulamaz.

(3) Kurum güvenliğini tehlikeye düşüren veya

müstehcen haber, yazı, fotoğraf ve yorumları kapsayan hiçbir yayın hükümlüye

verilmez.”

28. Anayasa Mahkemesinin 3/10/2013 tarihli ve E.2013/28,

K.2013/106 sayılı kararı ile iptal edilen 5275 sayılı Kanun’un 48. maddesinin

(1) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) 37 ilâ 46 ncı maddelerde yer alan eylemlerin tanımına uymayan

ve kanunda tanımları yapılmamış olan eylemler, nitelik ve ağırlıkları

bakımından bunlara benzediklerinde, aynı maddelerdeki disiplin cezaları ile

karşılanırlar.”

29. 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza İnfaz

Kurumlarının Yönetimi İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük’ün “Eğitim

kurulunun görev ve yetkileri” kenar başlıklı 43. maddesinin (1)

numaralı fırkasının (ı) bendi şöyledir:

“(1) Eğitim kurulu aşağıda sayılan işleri

yapmakla görevli ve yetkilidir;

…

ı) Kuruma gelen her türlü yayının, kurum

güvenliğini tehlikeye düşüren veya müstehcen haber, yazı, fotoğraf ve yorumları

kapsayan nitelikte olup olmadığına karar vermek,

…”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

30. Mahkemenin 6/10/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 14/1/2013 tarihli ve 2013/749 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

31. Başvurucu, hükümlü olarak bulunduğu cezaevinde yapılan

arama esnasında daha önce posta yoluyla kendisine gönderilen ve cezaevinin denetiminden

geçmiş olan Abdullah Öcalan’ın yasak olmayan kitabının fotokopilerinin

bulunduğunu, kitapçık hâline getirdiği sayfaların örgütsel doküman kabul

edilerek hakkında disiplin soruşturması açıldığını, disiplin soruşturması

sonucunda kendisine verilen hücreye koyma cezasına yaptığı itirazın İnfaz

Hâkimliği tarafından kitapçığın kendisine nasıl ulaştığına dair iddiaları

araştırılmadan reddedildiğini, hakkaniyete aykırı bu kararın Kürt kimliğinden

kaynaklandığını belirterek Anayasa’nın 10., 26. ve 36. maddelerinde tanımlanan

eşitlik, ifade özgürlüğü ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüş

ve kararın iptalini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder. Bu bağlamda başvurucunun, odasında bulunan kitapçık

nedeniyle disiplin cezası alması ile ilgili adil yargılanma hakkı temelinde

yaptığı şikâyetlerinin esas olarak bir bütün hâlinde ifade özgürlüğü kapsamında

da değerlendirilmesinin gerektiği gözetilerek başvuru, adil yargılanma hakkına

ilişkin iddiaları da gözetilerek ifade özgürlüğü kapsamında

değerlendirilmiştir.

33. Öte yandan başvurucunun, hükmedilen disiplin cezasının ve

buna karşı yaptığı itirazların reddedilmesinin Kürt kimliğinden kaynaklandığına

ve bu şekilde ayrımcılığa uğradığına dair iddiaları yönünden kendisiyle benzer

durumdaki başka kişilere yapılan muamele ile kendisine yapılan muamele arasında

bir farklılığın bulunduğunu ve bu farklılığın meşru bir temeli olmaksızın ırk,

renk, cinsiyet, din, dil vb. ayrımcı bir nedene dayandığını makul delillerle

ortaya koyması gerekir. Somut olayda başvurucu benzer olaylar ile kendi

durumunun aynı olduğunu ortaya koyamadığı gibi kendisine nasıl bir ayırımcılık

yapıldığına ilişkin de her hangi bir beyanda

bulunmamıştır. Bu nedenle başvurucunun Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen

eşitlik iddiaları ayrıca incelenmemiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

34. Bakanlık, görüş yazısında başvurunun kabul edilebilirliği

yönünden görüş belirtmemiştir.

35. İfade özgürlüğü; insanın serbestçe haber ve bilgilere,

başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayı

kınanmaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla

serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına

aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir (Emin

Aydın, B. No: 2013/2602, 23/1/2014, § 40).

36. Bilgi ve kanaatlere ulaşma özgürlüğünün, ifade

özgürlüğünün norm alanı içinde olduğu konusunda hiçbir şüphe ya da anlaşmazlık

bulunmamaktadır. Bu bağlamda Anayasa’da ifade özgürlüğüne ilişkin daha

ayrıntılı düzenlemeler de yer almakla birlikte mevcut koşullar altında

başvurunun ifade özgürlüğüne ilişkin temel düzenleme olan ve madde metninde

düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün haber veya fikir almak özgürlüğünü de

kapsadığının açıkça düzenlendiği Anayasa’nın 26. maddesi kapsamında

incelenmesinin uygun olacağı değerlendirilmiştir (Benzer yöndeki Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları için bkz. Ali

Karatay, B. No: 2012/990, 10/12/2014, § 42; İbrahim Bilmez, B. No: 2013/434,

26/2/2015, § 49).

37. Başvurunun incelenmesi neticesinde, ifade özgürlüğüne

ilişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

38. Başvurucu, Abdullah Öcalan tarafından yazılan “Kapitalist Modernitenin

Açılması Sorunları ve Demokratikleşme” isimli yasak olmayan kitabı

bulundurduğundan bahisle disiplin kurulu tarafından 15 gün hücreye koyma cezası

ile cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini iddia etmiştir.

39. Bakanlık görüşünde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin

(Sözleşme) 10. maddesi bağlamında ifade özgürlüğünün iki aşaması bulunduğu:

bunlardan ilkinin kanaat oluşturma, bu kapsamda bilgi edinebilme, bilgilere

ulaşabilme; ikincisinin ise elde ettiği bilgiler dâhilinde kişide oluşan

kanaati her türlü araçla açıklayabilme özgürlüğü olduğu belirtmiştir.

40. Diğer taraftan Bakanlık, başvurunun ifade özgürlüğüne

yönelik bir müdahale olup olmadığı, gerçekleştirilen müdahalenin yasayla

öngörülmüş olup olmadığı, müdahalenin meşru amaçlara dayanıp dayanmadığı ve

müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığı temelinde incelenmesi

gerektiğini belirterek AİHM’in bazı kararlarına

atıfta bulunmuş, cezaevlerinde düzenin ve disiplinin sağlanmasının çok önemli olduğundan

kuralların daha sıkı uygulanabileceğini ve cezaevlerinde yayınlara ulaşmaya

dair yapılacak bir kısıtlamanın bütün yayınları kapsayacak şekilde olmadığı

sürece Sözleşme’nin 10. maddesine uygun olacağını ifade etmiştir.

41. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyan dilekçesinde,

anılan kitabın terör propagandası içerdiğine dair somut bir bilginin kararlarda

belirtilmediğini, İnfaz Hâkimliğinin kitabın içeriğini değerlendirmeden karar

verdiğini, kitap hakkında herhangi bir toplatma kararının olmadığını, kendisine

verilen disiplin cezasının orantısız olduğunu ve ideolojik saiklerle

hareket edildiğini belirtmiştir.

42. Anayasa’nın “Düşünceyi

açıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26. maddesi şöyledir:

“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka

yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu

hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da

vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri

yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.

Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni,

kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti

ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların

cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin

açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının

yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine

uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.

Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına

ilişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek kaydıyla,

düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında

uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”

43. Sözleşme’nin 10. maddesi şöyledir:

“1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu

makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat

özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar. Bu madde,

Devletlerin radyo, televizyon ve sinema işletmelerini bir izin rejimine tabi

tutmalarına engel değildir.

2. Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin

kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ulusal güvenliğin,

toprak bütünlüğünün veya kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması

ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın, başkalarının şöhret ve haklarının

korunması, gizli bilgilerin yayılmasının önlenmesi veya yargı erkinin yetki ve

tarafsızlığının güvence altına alınması için gerekli olan bazı formaliteler,

koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabilir.”

44. Hükümlü ve tutuklular, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak

alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak

sahiptirler (Mehmet Reşit Arslan ve

diğerleri, B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 65; Hirst/Birleşik Krallık (No. 2), B. No: 74025/01, 6/10/2005, §

69). Bu bağlamda hükümlü ve tutukluların ifade özgürlüğü de (Yankov/Bulgaristan, B. No: 39084/97, 11/12/2003;

T./Birleşik Krallık, B. No:

8231/78, 12/10/1983) Anayasa ve Sözleşme kapsamında koruma altındadır. Hükümlü

ve tutukluların süreli veya süresiz yayınlara ulaşabilmesi hususu da bilgi ve

kanaatlere ulaşma özgürlüğünün somut yansıması olarak ifade özgürlüğünün norm

alanı kapsamında kalmaktadır.

45. Öte yandan cezaevinde bulunmanın kaçınılmaz sonucu olarak

suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi cezaevinde güvenliğin ve düzenin

korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda

mahkûmların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebilecektir. Ancak bu durumda

dahi hükümlü ve tutukluların haklarına yönelik yapılacak herhangi bir

sınırlandırma makul ve ölçülü olmalıdır (Silver

ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 5947/72…, 23/3/1983, §§

99-105).

46. AİHM’e göre ifade özgürlüğü demokratik

bir toplumun vazgeçilmez temel taşlarından olup toplumun ilerlemesinin ve

bireylerin gelişmesinin öncelikli şartlarından biridir. Mahkeme, bu bağlamda

ifade özgürlüğünün; sadece hoşa giden ya da insanları incitmeyen veya

önemsenmeyen “bilgi” ve “düşünceler” için değil, aynı zamanda devlet veya

toplumun herhangi bir kesimini inciten, şok eden veya rahatsız eden bilgi ve

düşünceler için de geçerli olduğunu ve demokratik toplumun olmazsa olmaz

koşullarını oluşturan çoğulculuk, hoşgörü ve açık görüşlülüğün bunu

gerektirdiğini ifade etmiştir (Handyside/Birleşik

Krallık, B. No: 5493/72, 24/9/1976, § 49).

47. Diğer taraftan Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci

fıkrasında belirtilen istisnalar gereğince ifade özgürlüğü mutlak bir hak

niteliğinde değildir. Sınırlanabilir nitelikte olmasına rağmen ifade

özgürlüğünün demokratik toplumlar için önemi gözetildiğinde sınırlamaların daha

dar yorumlanması ve sınırlama gerekliliğinin inandırıcı ve makul olması

gerekmektedir (Yankov/Bulgaristan, § 129). Temel hak ve

özgürlüklerin sınırlandırılmasında Anayasa’nın 13. maddesindeki ölçütler göz

önüne alınmak zorundadır. Bu sebeple ifade özgürlüğüne getirilen sınırlamaların

denetiminin Anayasa’nın 13. maddesinde yer alan ölçütler çerçevesinde ve 26.

maddesi kapsamında yapılması gerekmektedir (Abdullah

Öcalan [GK], B. No: 2013/409, 25/6/2014, § 70).

48. Açıklanan ilkeler ışığında başvuruya konu olayda, ifade

özgürlüğünün ihlal edilip edilmediğinin değerlendirilmesinde öncelikle

müdahalenin mevcut olup olmadığının, sonrasında ise müdahalenin haklı sebeplere

dayanıp dayanmadığının belirlenmesi gerekmektedir.

49. Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olan başvurucunun, Abdullah

Öcalan tarafından yazılan “Kapitalist Modernitenin

Açılması Sorunları ve Demokratikleşme” isimli kitabı bulundurması nedeniyle

disiplin cezası ile cezalandırılmasının, başvurucunun Anayasa’nın 26.

maddesinde güvence altına alınan bilgi ve kanaatlere ulaşma özgürlüğüne ve

dolayısıyla ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale oluşturduğu açıktır.

50. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 26. maddesinin

ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına

dayanmadığı ve Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine

getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu

nedenle sınırlama; Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen öze dokunmama,

Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilmiş olma, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir.

51. Hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanması ölçütü anayasa

hukukunda önemli bir yere sahiptir. Hak ya da özgürlüğe bir müdahale söz konusu

olduğunda öncelikle tespiti gereken husus, müdahaleye yetki veren bir kanun

hükmünün yani müdahalenin hukuki bir temelinin mevcut olup olmadığıdır (Sevim Akat Eşki,

B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 36). Dolayısıyla Anayasa'nın 26. maddesinde

korunan ifade özgürlüğüne yönelik müdahalenin kanunilik ilkesinin gerektirdiği

nitelikleri taşıyan bir kanunla öngörülmesi gerekmektedir. Bu bağlamda ifade

özgürlüğüne yapılan müdahalenin cezaevinde arama esnasında ele geçen kitapçığın

örgütsel doküman kabul edilerek başvurucunun disiplin cezası ile

cezalandırılması olduğu gözetildiğinde 5275 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının kanunilik şartını sağlayıp sağlamadığının değerlendirilmesi

gerekir.

52. Hak ve özgürlüklerin ve bunlara yapılacak müdahalelerin

ve sınırlandırmaların kanunla düzenlenmesi bu haklara ve özgürlüklere keyfî

müdahaleyi engelleyen ve hukuk güvenliğini sağlayan demokratik hukuk devletinin

en önemli unsurlarından biridir. Bununla beraber kanunla düzenleme zorunluluğu,

hakka yapılacak müdahalenin uygulanmasının kanun çerçevesini aşmayacak şekilde

tüzük, yönetmelik, tebliğ ve genelge gibi yürütme organının çıkardığı ikincil

düzenlemelerle yapılmasına mâni değildir (Tahsin

Erdoğan, B. No: 2012/1246, 6/2/2014, § 60). Öte yandan anayasal

haklara yönelik müdahalenin bir kanuna dayanması yeterli olmayıp bu kanunun

belirlilik ve öngörülebilirlik gibi belli niteliklere sahip olması gerekir. (Youtube Llc

Corporation Service Company ve diğerleri [GK],

B. No: 2014/4705, 29/5/2014, § 56).

53. Hukuki güvenlik ile belirlilik ilkeleri, hukuk devletinin

önkoşullarındandır. Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki

güvenlik ilkesi; hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem

ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde

bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.

Belirlilik ilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden

herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır

ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına

karşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir. (AYM, E.2013/39, K.2013/65,

22/5/2013).

54. Başvurucuya verilen disiplin cezasına esas 5275 sayılı

Kanun’un 48. maddesinin (1) numaralı fıkrası, Kanun'un 37-46. maddelerinde yer

almayan fiillerle ilgili olarak da disiplin cezasının uygulanabileceğini

öngörmektedir. Bu bağlamda hangi fiillerin disiplin cezası gerektireceği, anılan

fıkrada belirtilmemiştir. Hem kişiler hem de idare yönünden belirsiz bir durum

yaratan bu düzenlemenin hukuk güvenliğini sağlayacak nitelikte “öngörülebilir”

ve Ceza İnfaz Kurumu idaresinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu nitelikte

“belirli” bir durum yarattığı söylenemez. Nitekim somut olayda da Ceza İnfaz

Kurumu Mektup Okuma Komisyonunun denetiminden geçmiş bir kitapçık daha sonra

örgütsel doküman kabul edilmiş ve başvurucuya disiplin cezası verilmiştir. Bu

durumda başvurucunun, denetimden geçmiş bir kitapçık nedeniyle disiplin cezası

alabileceğini öngörmesi de beklenmez.

55. Dolayısıyla 5275 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (1)

numaralı fıkrası, bilgi ve kanaatlere ulaşma özgürlüğüne müdahale için

kanunilik koşulunu karşılayabilecek yeterli ve kabul edilebilir bir düzenleme

olarak değerlendirilemez. Kaldı ki Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu da 3/10/2013 tarihli

ve E.2013/28, K.2013/106 sayılı kararında anılan düzenlemenin, hukuki güvenlik

ve belirlilik ilkelerini sağlamadığı gerekçesiyle Anayasa'nın 2. ve 38.

maddelerine aykırı olduğunu değerlendirilerek iptaline karar vermiştir.

56. Açıklanan nedenlerle, aramada ele geçen kitapçık

nedeniyle disiplin cezası ile cezalandırılan başvurucunun bilgi ve kanaatlere

ulaşma özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

57. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Kanunu’nun “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

58. Başvurucu, başvuru formunda somut bir tazminat talebinde

bulunmamış mağduriyetinin giderilmesini talep etmiştir. Öte yandan 21/2/2013

tarihli dilekçesinde ise haklı görülmesi hâlinde masraflarının karşılanmasını

talep etmiştir.

59. Tespit edilen ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması bakımından hukuki yarar bulunduğundan, yeniden yargılama yapılmak

üzere dosyanın ilgili Mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

60. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 198,35 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

61. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (3) numaralı fıkrası

uyarınca kararın bir örneğinin bilgi için başvurucuya ve Bakanlığa gönderilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

nedenlerle;

A. Başvurucunun,

1. Anayasa’nın

26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiği

yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Anayasa’nın

26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Tespit edilen ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

dosyanın ilgili Mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan

198,35 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın

tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren

dört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona

erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

E. Kararın bir örneğinin 6216

sayılı Kanun’un 50. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca başvurucuya ve

Bakanlığa gönderilmesine

6/10/2015

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh

KALELİ

Hicabi

DURSUN

Kadir ÖZKAYA Rıdvan GÜLEÇ Raportör : Murat ŞEN Başvurucu : Hüseyin SÜRENSOY

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/749, 6 Ekim 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru Süreci
  6. III. Olay Ve
  7. Olgular
  8. A. Olaylar
  9. B. Başvuruya Konu Kitap
  10. C. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. B. Tespit edilen ihlalin ve
  16. C. Başvurucu tarafından yapılan
  17. D. Ödemelerin, kararın
  18. E. Kararın bir örneğinin 6216
  19. Kaleli
  20. Dursun
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/749
Tarih
6 Ekim 2015

İlgili Kararlar

  • İbrahim Oğuz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/5926)
  • Lokman Gönül ve Mehmet Emin Girgin Başvurusu (B. No: 2013/2254)
  • Metin Dilmaç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/1439)
  • Arif Haldun Soygür Başvurusu (B. No: 2013/2659)
  • Musa Kaya Başvurusu (B. No: 2013/2350)
  • Deniz Yaşar Başvurusu (B. No: 2013/4042)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.