İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hüseyin Yılmaz ve Mehmet Nimet Sevim Başvurusu (B. No: 2014/1215)

1. Başvuru; sağlık

Başvuru No2014/1215Tarih23 Mayıs 2018Okuma10 dk · 2.006 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hüseyin Yılmaz Ve Mehmet Nimet Sevim Başvurusu

Karar tarihi
23 Mayıs 2018
Başvuru Numarası
2014/1215
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.006 kelime·10 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; sağlık

nedeniyle tahliyeye karar verilmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının,

tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması

nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 28/1/2014 ve 12/3/2014

tarihlerinde yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Konu ve kişi yönünden aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle

2014/3715 numaralı başvurunun 2014/1215 numaralı başvuru ile birleştirilmesine,

incelemenin 2014/1215 numaralı başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine karar

verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucular 14/4/2009 tarihinde

gözaltına alınmış ve 18/4/2009 tarihinde tutuklanmışlardır.

10. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen

iddianameyle başvurucular ve diğer şüpheliler hakkında silahlı terör örgütü

yöneticisi olma, bu örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme,

devletin ülke ve bütünlüğünü bozma, 6/10/1983 tarihli

ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet etme, iş ve

çalışma hürriyetini engelleme, eğitim ve öğretimi engellemek suçlarından cezalandırılmaları

istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır.

11. Dava, Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesine (CMK mülga 250.

madde ile görevli) tevzi edilmiş ve E.2010/444 sayılı dosya üzerinden

kovuşturma aşaması başlamıştır.

12. Diyarbakır 6. Ağır Ceza mahkemesince 18/6/2010

tarihinde tensip işlemi yapılmış ve başvurucuların tutukluluk hâllerinin

devamına karar verilmiştir.

13. 3/2/2014 tarihli duruşmada

başvurucuların tutukluluğunun devamına karar verilmiştir.

14. Başvurucuların bu karara yönelik itirazları Diyarbakır 2.

Ağır Ceza Mahkemesinin 10/3/2014 tarihli kararı ile

kesin olarak reddedilmiştir.

15. Karar, başvuruculara 10/3/2014

tarihinde tebliğ edilmiştir.

16. Başvurucular 28/1/2014 ve 12/3/2014

tarihlerinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

17. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250. madde

ile görevli) kanun değişikliğiyle kapatılması üzerine dosyanın 7/3/2014 tarihinde yetkili ve görevli Diyarbakır 2. Ağır

Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Dava, anılan Mahkemenin

E.2014/235 sırasına kaydedilmiştir.

18. Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi 12/4/2014

tarihinde başvurucuların tahliyesine karar vermiştir.

19. Yapılan yargılama sonunda Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi 27/3/2017 tarihli kararıylabaşvurucu

Hüseyin Yılmaz'ın terör örgütünü yönetme suçundan, başvurucu Mehmet Nimet

Sevim'in ise terör örgütünü yönetme ve resmî belgede sahtecilik suçlarından

mahkûmiyetine hükmetmiştir.

20. Başvurucular 31/3/2017 tarihinde,

anılan karara yönelik olarak istinafa başvurmuşlardır.

21. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla

istinaf aşamasında derdesttir.

22. Başvuruculardan Hüseyin Yılmaz, eldeki başvurudan sonra

Anayasa Mahkemesine 7/3/2014 tarihinde yeniden

bireysel başvuruda (B. No: 2014/3718) bulunmuştur. Söz konusu

başvuruda başvucu, ağır kalp rahatsızlığı olmasına

rağmen ceza infaz kurumu koşullarında tutulmasının işkence ve kötü muamele

yasağının ve tutukluluğun devamına dair kararlarda somut bulguların yer

almamasının, bu kararların gerekçesiz ve şablon şeklinde olmasıyla tutukluluk süresiile yargılama süresinin makul olmamasının kişi

hürriyeti ve güvenliği ile makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

23. Anayasa Mahkemesi 9/5/2018

tarihinde işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddia yönündenaçıkça dayanaktan yoksun olması; kişi özgürlüğü

ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddia yönünden ise başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedenleriyle kabul edilemezlik kararı vermiştir. Anayasa Mahkemesi, makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiayı ise kabul

edilebilir bulmuş ve Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

24. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun"Tazminat istemi" kenar başlıklı 141.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

...

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde

makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında

hüküm verilmeyen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler."

25. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin

ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin

kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde

bulunulabilir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 23/5/2018 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kötü Muamele Yasağının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

27. Başvurucu Hüseyin Yılmaz; kronik kalp hastalığının

bulunduğunu, mevcut rahatsızlığının özgürlüğünden yoksun kaldığı sürede arttığını,

Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesinde 2013 yılının Kasım ayında kalp ameliyatı

olduğunu, tedavisine doktor kontrolünde devam edilirken ceza infaz kurumu

görevlileri tarafından 6/1/2014 tarihinde doktorların

kendisini muayene etmesine engel olduklarını, bu şekilde gerekli tedavinin ve

diyet listesinin uygulanamadığını, ceza infaz kurumu görevlileri hakkında

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu,

hastalığının ve tedavi edilmeyişinin mahkemeye iletilmesine rağmen tahliye taleplerinin

reddedildiğini belirterek kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

2. Değerlendirme

28. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 80.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:

"Bölümler ya da Komisyonlarca yargılamanın

her aşamasında aşağıdaki hâllerde düşme kararı verilebilir:

…

ç) Bölümler ya da Komisyonlarca saptanan

herhangi bir başka gerekçeden ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini

haklı kılan bir neden görülmemesi."

29. Somut olayda başvurucu, tutuklu olarak yargılama

aşamasındayken yukarıdaki iddialarla ilgili yeniden bireysel başvuruda bulunmuş

(B. No: 2014/3718) ve Anayasa Mahkemesince bu

şikâyetler yönünden 9/5/2018 tarihinde kesin nitelikte

kabul edilemezlik kararı verilmiştir (bkz. § 23).

30. Açıklanan gerekçelerle kötü muamele yasağının ihlal edildiği

iddiasına ilişkin olarak incelemenin

sürdürülmesini haklı kılan bir nedenin kalmamış olması nedeniyle

başvurunun bu kısmının düşmesine karar verilmesi gerekir.

B. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların İddiaları

31. Başvurucular; tutukluluğun devamına dair kararlarda somut

bulguların yer almadığını, kararların şablon gerekçelerle yazıldığını, bu

kararlarda kişiselleştirme yapılmadığını, 4 yıl 11 aydır devam eden tutukluluk

süresinin makul süreyi aştığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

a. Başvurucu

Hüseyin Yılmaz Yönünden

32. Somut olayda başvurucu tutuklu olarak yargılama

aşamasındayken yukarıdaki iddialarla ilgili yeniden bireysel başvuruda bulunmuş

(B. No: 2014/3718) ve Anayasa Mahkemesince bu

şikâyetler yönünden 9/5/2018 tarihinde kabul

edilemezlik kararı verilmiştir (bkz. § 23).

33. Açıklanan gerekçelerle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkin olarak incelemenin

sürdürülmesini haklı kılan bir nedenin kalmamış olması nedeniyle

(bkz. § 28) başvurunun bu kısmının düşmesine karar verilmesi gerekir.

b. Başvurucu

Mehmet Nimet Sevim Yönünden

34. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

35. Somut başvuruda başvurucunun şikâyetinin özü, tutukluluk

süresinin makul süreyi aştığına ilişkindir. Bu nedenle başvurucuların

şikâyetinin Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası bağlamında kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

36. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

37. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar

başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

38. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğince

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 17).

39. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami

süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye

edilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf

yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma

imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515, 28/9/2016, §§ 48-62; İrfan

Gerçek, B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45).

40. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 12/4/2014 tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun

tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddiası 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesi kapsamında açılacak davada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak

dava sonucuna göre başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti

hâlinde görevli mahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir.

Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu,

başvurucunun durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz etkili bir hukuk yoludur

ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi

bireysel başvurunun "ikincillik niteliği" ile bağdaşmamaktadır.

41. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

42. Başvurucu Mehmet Nimet Sevim, hakkında yürütülen

yargılamanın yedi yıldır devam ettiğini ve tutuklu kaldığı süre de dikkate

alındığında makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

43. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

44. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin

başlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar

tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı

gibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak

suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden davalar

yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E.,

B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34).

45. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların

ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın

süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate

alınır (B.E., § 29).

46. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda bireysel başvurunun karara bağlandığı tarih itibarıyla

yaklaşık 8 yıl 9 ayı aşan

yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığı ve devam etttiği

görülmektedir.

47. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

D. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

48. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

49. Başvurucu 50.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

50. Başvuruda, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

51. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmesi nedeniyle

yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvurucuya net 4.320 TL manevi

tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

52. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.186,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Başvurucu Hüseyin Yılmaz yönünden kötü muamele yasağının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın incelemenin

sürdürülmesini haklı kılan bir nedenin kalmamış olması nedeniyle

DÜŞMESİNE,

2. Başvurucu Hüseyin Yılmaz yönünden kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkı kapsamında tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın incelemenin sürdürülmesini haklı kılan bir nedenin

kalmamış olması nedeniyle DÜŞMESİNE,

B. 1. Başvurucu Mehmet Nimet Sevim yönünden kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı kapsamında tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Başvurucu Mehmet Nimet Sevim yönünden makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Başvurucu Mehmet Nimet Sevim'e net 4.320 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata

ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 1. Hüseyin Yılmaz tarafından yapılan yargılama giderinin

üzerinde BIRAKILMASINA,

2. 206,10 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.186,10 TL yargılama giderininMehmet Nimet Sevim'e

ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin bilgi için Diyarbakır 2. Ağır Ceza

Mahkemesine (E.2014/235) GÖNDERİLMESİNE,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 23/5/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Serruh KALELİ Hicabi DURSUN Hasan Tahsin GÖKCAN Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Hüseyin TURAN Başvurucular : 1. Hüseyin YILMAZ : 2. Mehmet Nimet SEVİM Vekilleri : Av. Mehdi ÖZDEMİR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/1215, 23 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Kötü Muamele Yasağının
  9. B. Kişi Hürriyeti ve
  10. C. Adil Yargılanma
  11. D. 6216 Sayılı Kanun'un
  12. E. 1. Hüseyin Yılmaz tarafından yapılan yargılama giderinin
  13. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/1215
Tarih
23 Mayıs 2018

İlgili Kararlar

  • Onur Cingil Başvurusu (B. No: 2014/2976)
  • D.d. Başvurusu (B. No: 2014/2427)
  • D.a. Başvurusu (B. No: 2014/16549)
  • Nefize Hocaoğlu Başvurusu (B. No: 2014/6726)
  • A.m.o. ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/868)
  • Abdulmenaf Osman Başvurusu (B. No: 2015/5483)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.