İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

İbrahim Şen Başvurusu (B. No: 2015/19415)

1. Başvuru; gözaltında darba maruz kalma nedeniyle kötü muamele yasağının,

Başvuru No2015/19415Tarih8 Mayıs 2019Okuma11 dk · 2.206 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm İbrahim Şen Başvurusu

Karar tarihi
8 Mayıs 2019
Başvuru Numarası
2015/19415
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.206 kelime·11 dk okuma·8 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; gözaltında darba maruz kalma nedeniyle kötü muamele yasağının,

makul süreyi aşan bir yargılamada hukuka aykırı delillerle mahkûm edilme

nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/12/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu 1/10/1980 doğumlu olup Van'da mukimdir.

7. Başvurucu, Van Cumhuriyet Başsavcılığı (Cumhuriyet

Başsavcılığı) tarafından silahlı terör örgütüne üye olma suçlamasıyla 5/1/2008 tarihinde gözaltına

alınmış ve 9/1/2008 tarihinde aynı suç ithamıyla tutuklanmıştır.

8. Başvurucu üzerine atılı suçlama ile ilgili olarak Cumhuriyet

savcısına verdiği ifadede gözaltında kolluk görevlilerinin darbına maruz

kaldığını iddia etmiştir. Bu kapsamda Cumhuriyet Başsavcılığınca 10/1/2008

tarihinde kolluk görevlileri hakkında kasten yaralama suçlamasıyla soruşturma

başlatılmıştır.

9. Cumhuriyet Başsavcılığınca anılan soruşturma kapsamında

başvurucu hakkında düzenlenen adli rapor temin edilmiştir. Söz konusu adli

raporda başvurucunun sol üst dudak mukozasında 0,5 cm'lik

bir laserasyon

(yırtılma) olduğu, bunun dışında herhangi bir darp ya da cebir izine

rastlanmadığı belirtilmiştir.

10. Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucuya kolluk görevlilerinin

fotoğrafları gösterilerek teşhis işlemi yaptırılmıştır. Başvurucu bu teşhis

işlemi sonrası kendisini darbettiğini iddia ettiği

beş kolluk görevlisinden şikâyetçi olmuştur. Başvurucu tarafından teşhis edilen

kolluk görevlilerinden ikisinin Cumhuriyet Başsavcılığınca ifadesi alınmıştır.

İfadesi alınan kolluk görevlileri savunma yapmayarak susma haklarını kullanmak

istediklerini ve daha sonra yazılı savunma ibraz edeceklerini belirtmişlerdir.

Cumhuriyet Başsavcılığı başvurucu hakkında düzenlenen adli rapor hakkında

ayrıca bir bilirkişi raporu almıştır. Bu rapora göre; başvurucunun dudağındaki

yaralanma -ağız çevresinde darp şüphesini gösterir herhangi bir ekimoz, kanama ve laserasyon

bulunmaması dikkate alındığında- şahsın kendi ağız mukozasını ısırmasıyla

oluşabileceği gibi ağız hijyeninin bozuk olması nedeniyle de kendiliğinden

oluşabilir.

11. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 28/3/2009 tarihinde

kovuşturmasızlık kararı verilmiştir. Karar gerekçesinde, başvurucunun kendisini

beş kolluk görevlisinin vücudunun çeşitli yerlerine yumruk ve tekme ile vurarak

darbettiğini söylemesine rağmen başvurucu hakkında

düzenlenen adli raporda sadece dudakta basit bir yaralanmanın tespit edildiği

hususuna vurgu yapılmıştır. Bu doğrultuda başvurucunun iddiaları ile uyumlu bir

adli raporun bulunmaması kanaati ile adli rapora ilişkin alınan bilirkişi

raporundaki tespitler karara dayanak yapılmıştır.

12. Başvurucu, söz konusu soruşturma ile ilgili olarak detaylı

bilgi ve/veya belgelere başvurusunda yer vermemiş; sadece olay nedeniyle kolluk

görevlileri hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyetçi olduğunu belirtmekle

yetinmiştir. Bu nedenle söz konusu kovuşturmasızlık kararının başvurucuya

tebliğ edilip edilmediği Anayasa Mahkemesince 1/2/2019 tarihinde Cumhuriyet

Başsavcılığına yazılan müzekkere ile sorulmuştur. Cumhuriyet Başsavcılığının

8/2/2019 tarihli cevap yazısında; kovuşturmasızlık kararının başvurucuya tebliğ

edilmesi için 24/4/2009 tarihinde Van F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza

İnfaz Kurumuna gönderildiği ancak başvurucunun Kurumda olmaması nedeniyle

tebligatın yapılamadığı, bunun dışında başkaca herhangi bir tebliğ işleminin de

ifa edilmediği bildirilmiştir.

13. Öte yandan başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye

olma suçlamasıyla Cumhuriyet Başsavcılığınca 2/5/2008 tarihinde düzenlenen

iddianamenin Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) tarafından kabul edilmesiyle

kamu davası açılmıştır. Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda

31/7/2012 tarihinde başvurucu hakkında anılan suçtan mahkûmiyet kararı

verilmiştir.

14. Başvurucu tarafından temyiz edilen karar Yargıtay 9. Ceza

Dairesinin (Daire) 14/11/2014 tarihli ilamı ile onanarak kesinleşmiştir.

15. Kesinleşen bu mahkûmiyet kararı hakkında Mahkeme tarafından

2/2/2015 tarihinde kesinleştirme şerhi düzenlenmiştir.

16. Başvurucu 10/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 8/5/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kötü Muamele Yasağının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

18. Başvurucu, gözaltında tutulduğu zaman diliminde kolluk

görevlileri tarafından darbedildiğini iddia etmiş;

buna ilişkin olarak hakkında düzenlenen adli rapor bulunduğunu, Mahkemede

alınan savunmasında da bu hususu dile getirmesine rağmen herhangi bir işlem

yapılmadığını, bu nedenle Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyette bulunduğunu belirtmiştir.

Bu nedenle başvurucu, Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence

altına alınan kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

19. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak

17. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Kimseye işkence ve

eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya

muameleye tabi tutulamaz."

20. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"...Başvuruda bulunabilmek

için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

21. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu

ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve

yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce

tüketilmiş olması gerekir."

22. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Bireysel başvurunun,

başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin

öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir."

23. Öncelikle belirtmek gerekir ki anılan Anayasa ve Kanun maddelerinde

yer verilen kanun yollarının tüketilmesi koşulu, bireysel başvurunun temel hak

ihlallerini önlemek için son ve olağanüstü bir çare olmasının doğal sonucudur (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No:

2012/1027, 12/2/2013, § 20). Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm

organlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya

çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu

nedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece

mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve

bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, § 16).

24. Diğer taraftan tüketilmesi gereken başvuru yolları, başvurucunun

şikâyetleri açısından makul bir başarı şansı sunabilecek ve bir çözüm

sağlayabilecek nitelikte olmalıdır. Ayrıca başvuru yollarını tüketme kuralı ne

kesin ne şeklî olarak uygulanabilir bir kural olup bu kurala uygunluğun

denetlenmesinde somut başvurunun koşullarının dikkate alınması esastır. Bu

anlamda yalnızca hukuk sisteminde birtakım başvuru yollarının varlığının değil

aynı zamanda bunların uygulama şartları ile başvurucunun kişisel koşullarının

gerçekçi bir biçimde ele alınması gerekir (S.S.A.,

B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 28).

25. Devlet, doğal olmayan her türlü fiziksel ve ruhsal saldırı

olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını

sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma yürütmek durumundadır. Bu tarz bir

soruşturmanın temel amacı, söz konusu saldırıları önleyen hukukun etkin bir

şekilde uygulanmasını güvenceye almak ve kamu görevlilerinin ya da kurumlarının

karıştığı olaylarda, bunların sorumlulukları altında meydana gelen olaylar için

hesap vermelerini sağlamaktır (Cezmi Demir

ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 110).

26. Şikâyetleri konusunda çözüm sağlayabilecek etkili bir

başvuru yolunun mevcut olması hâlinde öncelikle bireysel başvuruda bulunmak,

dava ve başvurularını takip etmek için gerekli özeni gösterme yükümlülüğü

bulunan başvurucu en kısa sürede yetkili makamlara başvurmalıdır (Adle Azizoğlu ve Sedat Azizoğlu, B. No:

2014/15732, 24/1/2018, § 84).

27. Somut olayda başvurucunun ileri sürdüğü kötü muamele

iddiasına ilişkin olarak makul bir başarı şansı sunabilecek, başka bir ifade

ile olayın gerçekleşme koşullarını aydınlatıp bu şekilde maddi gerçeği ortaya

çıkarabilecek ve gerektiğinde varsa olayın sorumlularının cezai yaptırımlar ile

hesap vermesini sağlayabilecek başvuru yolunun ceza soruşturması yolu olduğu

açıktır. Nitekim başvurucu da kendisini gözaltında darbettiğini

iddia ettiği kolluk görevlileri hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyetçi

olduğunu belirtmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığının da kolluk görevlileri

hakkında bir ceza soruşturması yürüttüğü ve soruşturmayı kovuşturmasızlık

kararı ile sonuçlandırıldığı anlaşılmaktadır.

28. Öte yandan Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen ceza

soruşturması sonucunda verilen kovuşturmasızlık kararının başvurucuya tebliğ

edilemediği de görülmektedir (bkz. § 12). Ne var ki başvurucunun da bireysel

başvuru formu ve/veya eklerinde kötü muamele iddiasına ilişkin olarak tüketmesi

gereken ceza soruşturmasına ilişkin olarak herhangi bir bilgi ya da belge sunmadığı,

sadece bu konuda Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyette bulunduğunu söylemekle

yetindiği anlaşılmaktadır. Öyle ki başvurucunun bireysel başvuruda bulunduğu

tarih itibarıyla üzerinden yaklaşık altı yıl geçen kovuşturmasızlık kararından

haberinin dâhi olmadığı gözlemlenmiştir. Başka bir ifadeyle başvurucunun

Cumhuriyet Başsavcılığının söz konusu kararından sonra yetkili makamlara

başvurup soruşturmanın akıbeti hususunda bir bilgi veya belge talep etmediği,

soruşturma mercilerine herhangi bir taleple müracaatta bulunmadığı

anlaşılmaktadır. Dolayısıyla başvurucunun bireysel başvuruda bulunmadan önce

tüketmesi gereken, ceza soruşturmasını takip etme konusunda gerekli olan asgari

özeni göstermediği anlaşılmaktadır.

29. Başvurucunun etkili bir soruşturma yürütülmediğinin ne zaman

farkına varması gerektiği doğal olarak her olayın kendine özgü koşulları

dikkate alınarak değerlendirilecektir (Özeyir Kocakaya, B. No:2014/1457,

14/11/2018, § 68). Somut olayda başvurucunun Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı

şikâyetin akıbetini belli bir süre takip etmesi ve soruşturmanın sonuçlanması

ya da artık etkisiz bir hâle gelmesi üzerine bireysel başvuruda bulunması

gerektiği açıktır. Öte yandan Anayasa Mahkemesi bireysel başvurulara 23/9/2012

tarihinden sonra bakmaya başladığından başvurucunun en azından bu tarihten

itibaren makul bir süre içinde bireysel başvuruda bulunmuş olması şartı

aranmalıdır. Buna göre başvurucunun belirtilen tarihten üç yılı aşkın bir süre

sonra 10/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunduğu dikkate alındığında

başvurunun süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır.

30. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

B. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

31. Başvurucu, hukuka aykırı şekilde elde edilen delillere

dayanılarak hakkında mahkûmiyet kararı verildiğinden yakınmaktadır. Başvurucu

ayrıca, hakkında verilen mahkûmiyet kararının yeterli gerekçe içermediğinden,

yargılamanın makul sürede tamamlanmadığından ve savunma hakkının

kısıtlandığından da şikâyet etmektedir. Son olarak hakkında mahkûmiyet kararı

veren ve kararın temyiz incelemesini yapan hâkimlerin bağımsız ve tarafsız

olmadığını iddia ederek Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

2. Değerlendirme

32. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak

36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta

ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

33. Bireysel başvurunun süre koşuluna bağlanmasıyla

başvuruculara bireysel başvuruda bulunmak için imkân tanınmasının yanında

hukuki belirlilik de sağlanmaktadır. Dolayısıyla dava açma ya da kanun

yollarına başvuru için belli sürelerin öngörülmesi -bu süreler dava açmayı

imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça- hukuki belirlilik ilkesinin bir

gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırı değildir (Remzi Durmaz, B. No: 2013/1718, 2/10/2013,

§ 27).

34. Bireysel başvuruların 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin

(5) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

64. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca başvuru yollarının tüketildiği

tarihten, başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde yapılması gerekmektedir. Anılan düzenlemelerde başvuru yolu

öngörülen durumlarda bireysel başvuru süresinin başlangıcına ilişkin olarak başvuru yollarının tüketildiği tarihten

söz edilmekte ise de haberdar olunmayan bir hususta başvuru yapılamayacağı

dikkate alınarak bu ibarenin nihai kararın

gerekçesinin öğrenilebildiği tarih olarak anlaşılması gerekir. Bu

öğrenme, somut olayın özelliklerine göre farklı şekillerde gerçekleşebilir.

35. Bireysel başvuru süresi bakımından nihai kararın gerekçesinin tebliği öğrenme

şekillerinden biridir (Mehmet Ali Kurtuldu,

B. No: 2013/5504, 28/5/2014, § 27). Ancak öğrenme, gerekçeli kararın tebliği

ile sınırlı olarak gerçekleşmez; başka şekillerde de öğrenme söz konusu

olabilir. Bu kapsamda nihai kararın gerekçesinin dosyadan suret alınması gibi hâllerde öğrenilmesi de

mümkündür. Başvurucuların nihai kararın gerekçesini öğrendiklerini beyan ettikleri tarih de bireysel başvuru

süresinin başlangıcı olarak ele alınabilir (İlyas

Türedi, B. No: 2013/1267, 13/6/2013, §§ 21, 22).

36. Diğer yandan nihai kararın gerekçesi öğrenilmemiş olmakla

birlikte sonucunun öğrenildiği durumlar da söz konusu olabilir. Böyle bir

durumda sonucu öğrenilen nihai kararın gerekçesine derece mahkemesinden kesin

olarak erişilebilmesi mümkün ise bireysel başvuru süresinin sonucun öğrenildiği

tarihten itibaren başlatılması gerekir. Bu kapsamda bir ceza mahkûmiyetine

ilişkin nihai kararın sonucunun infaz aşamasında yakalama, müddetname veya

çağrı kâğıdının ya da ödeme emrinin tebliği suretiyle öğrenildiği

durumlarda başvurucu, nihai kararın sonucundan haberdar olmakta ve nihai karar

gerekçesini kesin olarak öğrenme olanağına sahip bulunmaktadır (Aydın Selçuk, B. No: 2014/3194,

20/11/2014, § 23; Özgür Çapkın,

B. No: 2014/2546, 30/12/2014, § 22; Halil

Aslan, B. No: 2014/3038, 10/12/2014, § 38).

37. Nihai kararın gerekçesinin öğrenilemediği veya nihai kararın

sonucunun öğrenilip gerekçesinin kesin olarak öğrenilme imkânının elde

edilemediği hâllerde başvuru süresinin hangi tarihten başlayacağının

belirlenmesi gerekir. Aksi hâlde sınırsız bir başvuru süresi söz konusu

olabilecektir. Bu kapsamda yapılacak değerlendirmede sürenin başlangıç

tarihinin başvurucunun özen yükümlülüğü ile mahkemeye erişim hakkının aşırı

sınırlanmaması hususlarının birlikte dikkate alınması gerekir.

38. Başvurucunun bireysel başvuruda bulunmak amacıyla dava ve

başvurusunu takip etmek için gerekli özeni gösterme yükümlülüğü vardır.Bu yükümlülük kapsamında ilk derece mahkemesine

fiilen ulaşan nihai kararın gerekçesini öğrenme konusunda gerekli özeni

gösterme sorumluluğu başvurucuya aittir. Diğer bir ifadeyle başvurucu veya

vekilinin ilk derece mahkemesine ulaşan kararın bir örneğini almak için özenli

davrandıklarını kanıtlamaları gerekir (A.C.

ve diğerleri [GK], B. No: 2013/1827,25/2/2016, § 29).

39. Yargıtay ceza daireleri tarafından verilen kararların

taraflara tebliğine ilişkin bir düzenleme mevzuatta bulunmamaktadır. Ceza

yargılamasında nihai kararın tebliğ edilmediği durumlarda kararın derece

mahkemesine ulaşmasından ve böylece gerekçesinin erişilebilir olmasından sonra,

özen yükümlülüğü kapsamında makul bir süre içinde bireysel başvuru yapmak

isteyen ilgililerden karara erişmeleri ve karar gerekçesini öğrenmeleri

beklenir. Bu kapsamda erişilebilir olan nihai kararın en geç üç ay içinde

ilgilileri tarafından bilindiği ve gerekçesinin öğrenildiği kabul edilmelidir.

Aksi tespit edilmediği sürece bireysel başvuru için 6216 sayılı Kanun'da

öngörülen otuz günlük başvuru süresi bu tarihten itibaren başlayacaktır (A.C. ve diğerleri, § 30).

40. Somut olayda Mahkemenin 31/7/2012 tarihli kararı, Dairenin

14/11/2014 tarihli ilamıyla onanarak aynı tarihte kesinleşmiştir. UYAP'tan yapılan araştırmada Yargıtay ilamının en geç

kesinleştirme şerhinin gerçekleştirildiği 2/2/2015 tarihinde Mahkemeye ulaştığı

görülmüştür. Diğer bir ifadeyle başvurucunun nihai kararın içeriğine erişme

imkânını en geç 2/2/2015 tarihinde elde ettiği anlaşılmıştır.

41. Nihai kararın içeriğine erişme imkânının elde edildiği

2/2/2015 tarihinden itibaren özen yükümlüğü kapsamında kararın içeriğinin

öğrenildiği kabul edilen üç aylık sürenin sonundan itibaren en geç otuz günlük

bireysel başvuru süresi sonunda 1/6/2015 tarihine kadar başvurucu tarafından

bireysel başvuruda bulunulması gerekirken başvuru süresi geçtikten sonra

10/12/2015 tarihinde bireysel başvuru yapılmıştır.

42. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

8/5/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Hüseyin KAYA Başvurucu : İbrahim ŞEN Vekili : Av. Abdulhalim YILMAZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/19415, 8 Mayıs 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  7. A. Kötü Muamele Yasağının
  8. B. Adil Yargılanma
  9. B. No: 2014/2546, 30/12/2014, § 22; Halil
  10. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/19415
Tarih
8 Mayıs 2019

İlgili Kararlar

  • Özgür Nikbay Başvurusu (B. No: 2015/507)
  • Selim Öztürk Başvurusu (B. No: 2017/4834)
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Karar Şükrü Can Başvurusu (B. No: 2016/76356)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2015/8098
  • K.s. Başvurusu (B. No: 2015/14566)
  • Rizgin Birlik Başvurusu (B. No: 2015/19320)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.