İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

İbrahim Ünal Başvurusu (B. No: 2014/2554)

1. Başvuru, delillerin eksik toplanması ve hatalı değerlendirilmesi

Başvuru No2014/2554Tarih17 Mayıs 2016Okuma19 dk · 3.855 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm İbrahim Ünal Başvurusu

Karar tarihi
17 Mayıs 2016
Başvuru Numarası
2014/2554
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.855 kelime·19 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, delillerin eksik toplanması ve hatalı değerlendirilmesi

ile bir kısım talebin gerekçesiz reddedilmesi nedenleriyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 21/2/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine Edremit 2.

Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına

engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/1/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet

Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

5. İkinci Bölüm 17/5/2016 tarihinde yaptığı toplantıda, Anayasa

Mahkemesi İçtüzüğü'nün 71. maddesi (2) numaralı fıkrası uyarınca başvuru

hakkında ivedilikle karar verilmesini gerekli görerek Bakanlık cevabı

beklenmeden başvurunun incelenmesine karar vermiştir.

III.OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Arkadaş olan maktul ile başvurucu 7/11/2011 tarihinde Ayvalık

Sarımsaklı'dakiG... Bar'da karşılaşmışlardır. Başvurucu ve maktul anılan bara

X-Ray cihazından geçerek girmişlerdir.

8.Başvurucu çağırdığı ticari taksi ile evine gitmek üzere

ayrılmış, maktul ise kendi aracıyla ayrılmıştır. Taksi şoförü E.Y.nin beyanının

ilgili kısmı şöyledir:

"Olay tarihi itibar[ıyla] daha önceden

tanıdığım İbrahim veÜ. ile yanındaki kişileri gece saat 01.00civarlarında G...

Bara getirdim. Yaklaşık yarım saat 45 dakika sonra beni taksi durağından tekrar

aradılar. G... bara giderek İbrahim'i, Ü.yü ve C.yi aldım. Bu sırada C.

[ölen]ve E. de diskodan çıkıyorlardı, 500-600 metre kadar gittikten sonra C.nin

içinde bulunduğu araç selektör yaktı, ben durdum. Aracı E. kullanıyordu,

İbrahim ile C. görüştü, daha sonra araçtaki benim aracımdakiler C.nin bulunduğu

araca bindiler. Ben de durağa döndüm. Yaklaşık 30-35 dakika kadar sonra 7-8 el

kadar silah sesi duydum. Ancak gidip bakmadım."

9. Kolluğa yazılan yazıya verilen cevapta 7/11/2011 tarihinde

anılan bara silahla bir kimsenin girmediği belirtilmiştir.

10. Burhaniye Cumhuriyet Başsavcılığının 7/2/2012 tarihli ve

E.2012/135 sayılı iddianamesiyle başvurucunun kasten insan öldürme, olası

kasıtla yaralama ve ruhsatsız silah taşıma suçlarını işlediği iddiasıyla aynı

yer 1. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.

11. Burhaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesi 2/10/2012 tarihli ve

E.2012/71, K.2012/370 sayılı kararıyla başvurucunun kasten öldürme suçundan on

beş yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkeme olası

kasıtla yaralama ve ruhsatsız silah taşıma suçlarına ilişkin olarak ise hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir.

12.Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:

"Dosya kapsamındaki tüm bilgi, belge,

tutanak, otopsi raporu, mağdura ait rapor, bilirkişi raporları ve mağdur, katılan,

sanık ve tanık beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde;

Maktul C. A. ile sanık İbrahim Ünal'ın arkadaş

oldukları, olay tarihinde sanık ve maktulün beraber Ayvalık Sarımsaklı'da ki

... Bar'da dosya kapsamında beyanlarına başvurulan bir kısım tanıklar ile

birlikte eğlendikleri, bardan çıktıktan sonra Küçükköy Beldesi .... Mahallesi

Millet Caddesi üzerinde saat 04.00 sıralarında maktul ile sanık İbrahim

arasında hesap ödenmesinden dolayı tartışma çıktığı vebu tartışma esnasında

sanık İbrahimin yanında taşıdığı Ayvalık Adli emanetinin 2011/280 sırasında

kayıtlı ruhsatsızsilah ile maktul C. ye 4-5 el ateş ettiği ve akabinde olay

yerinden kaçtığı, sol uyluk üst dış yandan, sol kasıktan, sağ uyluk üst

anterolateralden ve sağ uyluk arka lateral üstten olmak üzere 4 mermi

çekirdeğinin isabet ettiği maktulün Balıkesir Devlet Hastenesinde hayatını

kaybettiği, (...),

Adli Tıp Kurumu Bursa Grup Başkanlığı Morg

İhtisas Dairesi'nin 12/12/2011 tarih 2011/1034 protokol nolu otopsi raporunda

da belirtildiği üzere, maktulün ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği

yaralanmalarına bağlı A-V Femoralis ile A-V Profunda Femoralis yaralanmaları

neticesinde gelişen kanamaya ve hipovolemik şok sonucu meydana geldiği ve

otopsi bulgularında kişinin vücuduna; sol uyluk üst dış yandan, sol kasıktan,

sağ uyluk üst anterolateralden ve sağ uyluk arka lateral üstten olmak üzere

toplam 4 (dört) adet ateşli silah mermi çekirdeği isabet etmiş olduğu ve 4.2 numara ile tariflenen sol kasıktan, 8 no

ile tariflenen sağ uyluk arka lateral üstten giren mermilerin; yukarıda

tariflenen trajeleri boyunca büyük damar yaralanmalarına yol açtığından

müstakilen ve müştereken ölümcül nitelikte olduklarını, 1 no ile tariflenen sol

uyluk üst dış yan ve 5 no ile tariflenen sağ uyluk üst anterolateralden giren

mermileri ise sadece derin adele seyirle vücudu terkettiklerinden hayati

tehlike yapmaksızın, basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte

yaralanmalara yol açtığı,

(...)

Jandarma Genel Komutanlığı Bursa Bölge

Kriminal Laboratuvar Amirliğinin 28/11/2011 tarih, 2011/473-483 uzmanlık

numaralı uzmanlık raporunda; incelemek için gönderilen 1 adet E18687 seri nolu

silahın 6136 sayılı yasaya göre atışa elverişli ve memnu evsafı haiz vahim

nitelikte olmayan ateşli silah olduğu, ve olay yerinde bulunan dokuz adet kovan

ve bir adet mermi çekirdeği gömleği parçasının inceleme konusu E18687 seri nolu

silahtan atıldıklarının tespit edildiği anlaşılmıştır.

Her ne kadar sanık İbrahim aşamalardaki

savunmalarında silahın kendisine ait olmadığını, silah taşımadığını, silahın

maktule ait olduğunu ve olay anında maktulün silah çıkardığını ve tartışma

esnasında maktulün elindeki silahın patladığını, kendisinin kesinlikle silaha

dokunmadığını ateş etmediğini olayın kaza olduğunu, maktulün kendi kendini

vurduğunu ileri sürmüş ise de, sanık İbrahim'in olay sonrasında maktulü ve olay

esnasında yaralanan mağduru olay yerinde terk ederek hemen olay yerinden

kaçması ve olaydan sonra uzunca bir süre geçtikten sonra sekiz gün sonra

güvenlik güçlerine teslim olması, diğer sanık Ü.nün de olayda kullanılan silahı

başka bir yere atarak onun da kaçması ve diğer sanık İbrahim ile aynı gün

teslim olması, maktule ait otopsi raporunda belirtilen hususlarda birlikte

dikkate alındığında sanık İbrahim'in kendisinin ateş etmediğini, maktulün kendi

kendini vurduğunu, diğer mağdur C.nin de nasıl yaralandığını bilmediğini

savunduğu bir olayda yardım etmek yerine hemen olay yerini terk ederek uzunca

bir süre kaçması diğer sanık Ü.nün de aynı şekilde uzun bir süre kaçması ve

silahı başka bir yere atması karşısında sanığın bu yöndeki savunmasının hayatın

olağan akışına aykırı olduğu ve suç ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu

değerlendirilmiş ve bu sebeple sanığın bu yöndeki savunmasına itibar

edilmemiştir. (...) İşbu maddi kabul karşısında sanık İbrahim'in maktül C. A.yı

kasten öldürmek suçundan eylemine uyan TCK.nun 81/1 maddesi gereğince

cezalandırılmasına karar verilmiş, sanık İbrahim'in aşamalardaki beyanlarında

maktul ile hesap ödeme yüzünden tartıştıklarını ve bu tartışma esnasında maktulün

kendisine küfür ettiğini, küfürlü konuştuğunu beyan etmesi ve dosya kapsamı

itibarı ile alınan beyanlardan sanığın bu yöndeki savunmasını çürütecek her

türlü şüpheden uzak kesin somut delil elde edilememesi nedeniyle şüpheden sanık

yararlanır ilkesi gereğince sanık İbrahim'in eylemini maktulden kaynaklanan

haksız tahrikin etkisi altında gerçekleştirdiğinin kabulü gerekmiş ve bu

sebeple sanık İbrahim'in cezasından TCK.nun 29. maddesi gereğince indirim

yapılmasına, sanığın duruşmalardaki iyi hali lehine takdiri indirim sebebi

kabul edilerek TCK.nun 62/1 maddesi gereğince cezasından 1/6 oranında indirim

yapılmasına...

13. Başvurucunun temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesi

17/12/2013 tarihli ve E.2013/3842, K.2013/7829 sayılı ilamıyla kasten insan

öldürme suçu yönünden anılan Mahkeme kararının onanmasına, diğer suçlara

ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının ise itiraz yasa

yoluna tabi olması nedeniyle mahallinde değerlendirme yapılmak üzere inceleme

dışı bırakılmasına karar vermiştir.

14. Nihai karar, başvurucu vekiline 17/2/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

15. Başvurucu 21/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B.İlgili Hukuk

16. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 81.,

29. ve 62. maddeleri.

IV.İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 17/5/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

18. Başvurucu; yargılandığı davada delillerin eksik ve hatalı

değerlendirildiğini, öldürme olayında bir fiilinin bulunmadığını, ölenin

kendisini gasbetmek için silah çektiğini, boğuşma sırasında maktulün elinde

bulunan silahın ateş aldığını, bu nedenle hakkında meşru müdafaa ve meşru

müdafaada sınırın aşılmasını düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un 25. ve 27.

maddelerinin uygulanması gerektiğini; ancak, Mahkemenin bunu gözardı ettiğini,

ayrıca maktulün elbiseleri üzerinde atış mesafesinin tespiti konusunda inceleme

yapılmadığını, olay mahallinde keşif icra edilmediğini, gerekçeli kararda bir

tanığın elinde atış artığı bulunmasının tartışılmadığını, silahı maktulün

çekmediği konusundaki kabulün yetersiz olduğunu; zira, Mahkemenin bu kabulünün

bir kısım tanık anlatımı ile uyumlu olmadığını belirterek Anayasa'nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüş; yeniden yargılama yapılması, tahliye ve tazminat talebinde

bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

19.Başvurucunun "gerekçeli karar hakkı"na ilişkin

iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve başvurunun kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek bir neden de bulunmadığı

anlaşıldığındankabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

Recep KÖMÜRCÜ ve Alparslan ALTAN bu görüşe katılmamışlardır.

2. Esas Yönünden

20. Başvurucu, olay günü üzerinde silah bulundurmadığına ve

boğuşma esnasında silahın ateş aldığına ilişkin iddiasının gerekçeli kararda

tartışılmadığını iddia etmiştir.

21.Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı

mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma

hakkına sahiptir.”

22. Anayasa’nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.”

23. Anayasa Mahkemesi Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme

yaptığı birçok kararında, ilgili hükmüAvrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin

(Sözleşme) 6. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı

ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşmenin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen gerekçeli karar

hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibi ilke ve haklara Anayasa’nın 36.

maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher

Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

24. Hakkaniyete uygun yargılamanın bir unsuru olan gerekçeli

karar hakkı, Anayasa'nın 141. maddesinin birinci fıkrası uyarınca mahkemelerin

uyması gereken bir yükümlülük olarak düzenlenmiştir. Bir muhakemede usule

ilişkin koruma sağlayan adil yargılanma hakkının önemli unsurlarından biri olan

gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve

denetlemeyi amaçlamaktadır (Sencer Başat ve

diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, § 31).

25. Anayasa’daki hakların etkili bir biçimde korunması için

davaya bakan mahkemelerin Anayasa'nın 36. maddesine göre “tarafların dayanaklarını, iddialarını ve

delillerini etkili bir biçimde inceleme görevi” vardır (Benzer

yöndeki AİHM kararı için bkz. Dulaurans/Fransa,

B. No: 34553/97, 21/3/2000, § 33). AİHM içtihatları uyarınca bir mahkemenin,

yargılamanın taraflarının esaslı iddialarına yanıt vermekten ve tarafların

temel şikâyetlerini incelemekten kaçınması hâlinde Sözleşme’nin 6. maddesi

davanın hakkaniyete uygun bir biçimde incelenmesi hakkı bakımından ihlal

edilmiş olur (Kuznetsov/Rusya, B.

No: 184/02, 11/1/2007, §§ 84, 85).

26. Mahkemeler “kararlarını hangi temele dayandırdıklarını

yeterince açık olarak belirtme” yükümlülüğü altındadır. Bu yükümlülük,

tarafların temyiz hakkını kullanabilmeleri için gerekli olmasının yanı sıra

(Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Hadjianastassiou/Yunanistan,

B. No: 12945/87, 16/12/1992, § 33); tarafların muhakeme sırasında ileri

sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğini

bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda, kendi adlarına verilen yargı

kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (Sencer Başat ve diğerleri, 2013/7800,

18/6/2014, § 34).

27. Zira bir davada tarafların hukuk düzenince hangi nedenle

haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri için usulüne

uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün içerik ve kapsamı ile bu hükme varılırken

mahkemenin neleri dikkate aldığını ya da almadığını gösteren, ifadeleri özenle

seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna

uyumlu hüküm fıkralarının bulunması “gerekçeli karar hakkı” yönünden zorunludur

(Sencer Başat ve diğerleri, §

38).

28. Mahkemelerin bu yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen her

türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi

gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine sunulan

tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilseler de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56) davanın

esas sorunlarının incelenmiş olduğu gerekçeli karardan anlaşılmalıdır (Boldea/Romanya, B. No: 19997/02,

15/2/2007, § 30).

29. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği

davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut

bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması,

başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde

davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile

yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve

diğerleri, § 35).

30. Aksi bir tutumla mahkemenin, davanın sonucuna etkili

olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında “ilgili ve yeterli bir yanıt”

vermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddiaların

cevapsız bırakılmış olması hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri, § 39).

31. Başvurucu; aşamalarda ısrarla olay günü silah taşımadığını,

maktulle arasında öldürmeyi gerektirecek bir husumetin bulunmadığını, silahın

kendisine ait olmadığını ve boğuşma esnasında silahın ateş aldığını

savunmuştur. Kolluğa yazılan yazıya verilen cevapta, başvurucu ve maktulün olay

öncesinde bulundukları bara 7/11/2011 tarihinde silahla kimsenin girmediği

belirtilmiştir. Dosyada mevcut ve tartışmasız delillere göre başvurucu

çağırdığı ticari taksi ile maktul ise kendi aracıyla bardan ayrılmıştır. Olay,

başvurucu ve maktulün bardan ayrılmasından kısa bir süre sonra gerçekleşmiştir.

32. Başvurucu tarafından, olayın boğuşma esnasında gerçekleştiği,

olayda kullanılan silahın kendisine ait olmadığı, silahsız olarak bara gittiği

ve olaydan önce ticari taksiye bindiği için silah temin etme imkânı bulmasının

mümkün olmadığına dair itirazda bulunulmuş olmasına rağmen İlk Derece

Mahkemesinin gerekçeli kararında bu hususlara ilişkin bir gerekçeye yer

verilmediği gibi temyiz aşamasında da bu konuda bir değerlendirme yapılmadığı

görülmektedir.

33. Bu durumda başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesini

gerektiren başvurucunun cezasının azalmasına veya kalkmasına neden olabilecek

türde (uyuşmazlığın çözümü için esaslı) iddialar olan olayın boğuşma esnasında

gerçekleştiği ve olaydan önce ticari taksiye bindiği için silah temin etme

imkânı bulmasının mümkün olmadığına dair iddiaları tartışılmamış ve karşılanmamıştır.

Bu nedenle yargılama süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun

gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

34.Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

Recep KÖMÜRCÜ ve Alparslan ALTAN bu görüşe katılmamışlardır.

35. Başvurucunun "gerekçeli karar hakkının" ihlal

edildiğine karar verildiğinden adil yargılanma hakkı kapsamındaki diğer

şikâyetleri hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme

yapılmasına gerek görülmemiştir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Kararlar" kenar başlıklı 50. maddesinin(1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

37. Başvurucu; yeniden yargılama yapılması, tahliye ve tazminat

taleplerinde bulunmuştur.

38. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

39. Gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılamasında hukuki yarar bulunduğundan kararın bir

örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Burhaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesine

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

40. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA Recep KÖMÜRCÜ ve Alparslan ALTAN'ın

karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE Recep

KÖMÜRCÜ ve Alparslan ALTAN'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

Burhaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA ,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

17/5/2016 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Başvuru, başvurucunun kasten insan öldürme, olası kastla

yaralama ve ruhsatsız silah taşıma suçlarını işlediği iddiasıyla hakkında

yürütülen soruşturma sırasında, olay günü üzerinde silah bulundurmadığına ve

boğuşma esnasında silahın ateş aldığına ilişkin savunmasının gerekçeli kararda

tartışılmadığı ve böylece adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

2. Çoğunluk görüşüyle, gerekçeli karar hakkına ilişkin

iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar

verilmesini gerektirecek bir nedeni de bulunmadığı anlaşıldığından, başvurunun

kabul edilebilir olduğuna ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar

verilmiştir.

3. 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında

açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar

verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında

ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

4. 6216 sayılı Kanun'un "Esas hakkındaki inceleme"

kenar başlıklı 49. maddesinin (6) numaralı fıkrası da şöyledir:

"Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı yapılan bireysel başvurulara

ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve bu ihlalin

nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır. Bölümlerce kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz."

5. Anılan kurallar uyarınca, ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

açık bir keyfilik içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun

yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular açıkça keyfilik bulunmadıkça Anayasa

Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, § 26, 12/2/2013).

6. Yapılan yargılama sırasında tanık dinletme hakkı da dahil

olmak üzere delillerin ibrazı ve değerlendirilmesi adil yargılanma hakkının

unsurlarından biri olarak kabul edilen silahların eşitliği ilkesi kapsamında

kabul edilmekte olup, bu hak ve gerekçeli karar hakkı da makul sürede yargılanma

hakkı gibi, adil yargılanma hakkının somut görünümleridir. Anayasa Mahkemesi de

Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında, ilgili

hükmü Sözleşmenin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle,

gerek Sözleşmenin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil

yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen gerekçeli karar hakkı ve silahların

eşitliği ilkesi gibi ilke ve haklara, Anayasanın 36. maddesi kapsamında yer

vermektedir (B. No:2012/13, 2/7/2013,§ 38).Ayrıca, hakkaniyete uygun

yargılamanın bir unsuru olan gerekçeli karar hakkı Anayasa'nın 141. maddesinin

1. fıkrasında yer verilen "Bütün mahkemelerin her türlü kararları

gerekçeli olarak yazılır" hükmüyle, mahkemelerin uyması gereken bir yükümlülük

olarak düzenlenmiştir.

7.Makul gerekçe; davaya konu olay ve olguların mahkemece nasıl

nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere

dayandırıldığını ortaya koyacak, olay ve olgular ile hüküm arasındaki

bağlantıyı gösterecek nitelikte olmalıdır. Zira tarafların o dava yönünden,

hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp

değerlendirebilmeleri için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün

hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini gösteren, ifadeleri özenle

seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna

uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.

8. Ayrıca, derece mahkemelerinin taraflarca ileri sürülen tüm

iddialara cevap verme zorunluluğu bulunmayıp, hükme esas teşkil eden

gerekçelerin nelerden ibaret olduğunu ortaya koyması yeterlidir. Bununla

birlikte başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren usul veya

esasa dair iddialarının cevapsız bırakılmış olması bir hak ihlaline neden

olacaktır. Bunun yanı sıra, kanun yolu mahkemelerince verilen karar

gerekçelerinin ayrıntılı olmaması da bu hakkın ihlal edildiği şeklinde

yorumlanmamalıdır. Kanun yolu mahkemelerince verilen bu tür kararların, ilk

derece mahkemesi kararlarında yer verilen gerekçelerin kabul edilmiş olduğu

şeklinde yorumlanması uygun olup,bu husus AİHM içtihadında da, üst dereceli

mahkeme tarafından benimseme yöntemiyle önceki mahkeme kararının gerekçesinin

özümsenmesi şeklinde yorumlanmaktadır (Bkz.Ruiz Torija/İspanya, B. No.

18390/91, 09.12.1994, § 29-30; Hiro Balani/İspanya, B. No. 18064/91,

09.12.1994, § 28; Georgiadis/Yunanistan, B. No. 21522/93, 29.05.1997, § 40-43;

H.A.L./Finlandiya, B. No. 38267/97, 27.01.2004, §50-51;X/Yunanistan, B. No.

8769/79, 16.07.1981; Les Travaux Du Midi/Fransa, B. No. 12275/86, 02.07.1991).

9. Yargılama makamları yargılamanın taraflarınca ileri sürülen

iddiaları ve gösterdikleri delilleri gereği gibi incelemek zorundadır. Bununla

birlikte, belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme ve

gösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisi

esasen derece mahkemelerine aittir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz.

Barbera Messegue ve Jabardo/İspanya, B.No:10590/83, 6/12/1988, § 68). Mevcut

yargılamada geçerli olan delil sunma ve inceleme yöntemlerinin adil yargılanma

hakkına uygun olup olmadığını denetlemek Anayasa Mahkemesi'nin görevi

kapsamında olmayıp, Mahkemenin görevi başvuru konusu yargılamanın bütünlüğü

içinde adil olup olmadığının değerlendirilmesidir. Genel anlamda hakkaniyete

uygun bir yargılamanın yürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeli

yargılama ilkeleri ışığında, taraflara iddialarını sunmak hususunda uygun

olanakların sağlanması şarttır. Taraflara tanık delili de dahil olmak üzere

delillerini sunma ve inceletme noktasında da uygun imkanların tanınması

gerekir. Bu anlamda, delillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsizlik

iddialarının da yargılamanın bütünü ışığında değerlendirilmesi gerekir.

10. Eldeki işte ise Çoğunluk gerekçesinde bireysel başvuru

kapsamında bir incelemeden ziyade somut olay ve dava dosyasındaki delillerin

değerlendirmesine girildiği, başvurucunun savunması, kolluk tarafından verilen

cevaplar ve dosyada mevcut deliller değerlendirildikten, somut olayla ilgili

saptama ve değerlendirmeler yapıldıktan ve ilgili yargı yerlerinde gözetilmesi

gereken hususlar üzerinde durulduktan sonra olayın oluşu ve mahkemenin kabulü

ile ilgili bir sonucuna varılmıştır.

11. Gerçekten de Çoğunluk gerekçesinde, “başvurucunun aşamalarda

ısrarla olay günü silah taşımadığını, maktulle arasında öldürmeyi gerektirecek

bir husumetin bulunmadığını, silahın kendisine ait olmadığını ve boğuşma

esnasında silahın ateş aldığını savunduğu, kolluğa yazılan yazıya verilen

cevapta, başvurucu ve maktulün olay öncesinde bulundukları bara 7/11/2011

tarihinde silahla kimsenin girmediğinin belirtildiği, dosyada mevcut ve

tartışmasız delillere göre, başvurucunun çağırdığı ticari taksi ile maktulün

ise kendi aracıyla bardan ayrılmış olduğu; olayın, başvurucu ve maktulün bardan

ayrılmasından kısa bir süre sonra gerçekleşmiş olduğu; başvurucu tarafından,

olayın boğuşma esnasında gerçekleştiği, olayda kullanılan silahın kendisine ait

olmadığı, silahsız olarak bara gittiği ve olaydan önce ticari taksiye bindiği

için silah temin etme imkanı bulmasının mümkün olmadığına dair itirazda

bulunulmuş olmasına rağmen, İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararında bu

hususlara ilişkin bir gerekçeye yer verilmediği gibi temyiz aşamasında da bu

konuda bir değerlendirme yapılmadığı” ifade edilmek suretiyle dosya, olay, olgu

ve delillerin değerlendirilmesine girildikten sonra ihlal sonucuna

ulaşılmıştır.

12. Oysa, başvuruya konu ilk derece Mahkemesi kararının

gerekçesinde başvurucunun iddia ve savunmaları da dikkate alınmak suretiyle

gerekli değerlendirmeler yapılmış ve açıkça başvurucunun beyanlarına neden

itibar edilmediği hususu da gerekçede gösterilmiştir. Nitekim, Burhaniye 1.

Ağır Ceza Mahkemesinin gerekçesi şöyledir: “Her ne kadar sanık İbrahim

aşamalardaki savunmalarında silahın kendisine ait olmadığını, silah

taşımadığını, silahın maktule ait olduğunu ve olay anında maktulün silah

çıkardığını ve tartışma esnasında maktulün elindeki silahın patladığını,

kendisinin kesinlikle silaha dokunmadığını ateş etmediğini olayın kaza

olduğunu, maktulün kendi kendini vurduğunu ileri sürmüş ise de, sanık

İbrahim'in olay sonrasında maktulü ve olay esnasında yaralanan mağduru olay

yerinde terk ederek hemen olay yerinden kaçması ve olaydan sonra uzunca bir

süre geçtikten sonra sekiz gün sonra güvenlik güçlerine teslim olması, diğer

sanık Ü.nün de olayda kullanılan silahı başka bir yere atarak onun da kaçması

ve diğer sanık İbrahim ile aynı gün teslim olması, maktule ait otopsi raporunda

belirtilen hususlarda birlikte dikkate alındığında sanık İbrahim'in kendisinin

ateş etmediğini, maktulün kendi kendini vurduğunu, diğer mağdur C.nin de nasıl

yaralandığını bilmediğini savunduğu bir olayda yardım etmek yerine hemen olay

yerini terk ederek uzunca bir süre kaçması diğer sanık Ü.nün de aynı şekilde

uzun bir süre kaçması ve silahı başka bir yere atması karşısında sanığın bu

yöndeki savunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve suç ve cezadan

kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilmiş ve bu sebeple sanığın bu yöndeki

savunmasına itibar edilmemiştir.”.

13. Çoğunluk gerekçesinde ihlal sonucuna varılırken yapılan

değerlendirmelerde, bireysel başvuru kapsamında adil yargılanma hakkı açısından

yargılamanın bütünlüğü içerisinde adil olup olmadığının denetiminin dışına

çıkılarak olayın, delillerin ve varılan sonucun değerlendirilmesi yoluna

gidilmiştir. Böylece Anayasanın 148. maddesinin (2) numaralı fıkrası ve 6216

sayılı Kanun'un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında belirtilen yasak alana

girilmiş ve kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarla ilgili inceleme

yapılmıştır. Bu yaklaşım tarzı anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine aykırılık

oluşturduğu gibi, Anayasa Mahkemesini diğer yargı mercilerinin kararlarını

içerik yönünden denetleyen bir üst temyiz mercii haline getirecektir.

14. Belirtilen durum karşısında, başvurucunun iddia ve

savunmalarını da karşıladıktan sonra başvurucunun hukuki durumunun tayin

edildiği ve ilk derece Mahkemesince oluşturulan karar ve gerekçesinin hukuka

uygun bulunmak suretiyle kanun yolu Mahkemelerinin denetiminden geçerek

kesinleştiği, ayrıca başvuru dosyası kapsamından başvurucunun delillerini ve

iddialarını sunma fırsatı bulamadığına ve yargılamaya etkin olarak katılma

imkânının elinden alındığına dair bir bulgu da saptanmadığı anlaşılmaktadır.

15. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, derece Mahkemesi

kararlarının bariz bir şekilde keyfilik de içermediği anlaşıldığından,

başvurucunun yargılamanın adil olmadığı yönündeki iddialarının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez bulunduğuna karar verilmesi

karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan çoğunluğun kabul

edilebilirlik ve ihlale yönelik kararına katılmadık.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman

Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Alparslan

ALTAN

Muammer

TOPAL

Raportör

:

Akif

YILDIRIM

Başvurucu

:

İbrahim ÜNAL

Vekili

:

Av. Mehmet

GÜLCÜ

Üye Recep KÖMÜRCÜ Üye Alparslan ALTAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/2554, 17 Mayıs 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. Iıı.olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. Iv.inceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. A. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  11. B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  12. C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin
  13. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  14. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Karşıoy Gerekçesi
  16. Yıldırım
  17. Kömürcü
  18. Altan
  19. Topal
  20. Yıldırım
  21. Gülcü
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/2554
Tarih
17 Mayıs 2016

İlgili Kararlar

  • Bilal Canpolat Başvurusu (B. No: 2014/983)
  • Z. C. Başvurusu (B. No: 2013/3262)
  • Farah Abdulhameed M. Ali Al-Mudhafar Başvurusu (B. No: 2015/13854)
  • Mehmet Güneş Başvurusu (B. No: 2014/1268)
  • Mehmet Taşdemir Başvurusu (B. No: 2013/3436)
  • Muhammet Ömeroğlu Başvurusu (B. No: 2014/657)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.