İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

İdris Karaca Başvurusu (B. No: 2014/11759)

1. Başvuru, iş mahkemesinde görülmekte olan tespit davasında

Başvuru No2014/11759Tarih21 Kasım 2017Okuma16 dk · 3.177 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm İdris Karaca Başvurusu

Karar tarihi
21 Kasım 2017
Başvuru Numarası
2014/11759
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.177 kelime·16 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, iş mahkemesinde görülmekte olan tespit davasında

bozmadan sonra ıslahın geçerli kabul edilmemesi ve ıslah edilen talebin reddi

sebebiyle vekâlet ücretine hükmedilmesi nedenleriyle mahkemeye erişim hakkının;

yargılamanın makul süre içinde tamamlanmaması nedeniyle de makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 11/7/2014 tarihinde

yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık,görüş

bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu 18/4/2008 tarihli dilekçe ile orta derecede zekâ

geriliği, iki kulakta işitme kaybı, bir ayağında protez

ve sağ ayak bileğinde hareket zaafiyeti bulunduğunu

belirterek 1992 yılında vefat eden babasından kalan ölüm aylığına dava

tarihinden itibaren hak kazandığının tespitini istemiştir.

9. İstanbul 1. İş Mahkemesi 8/7/2010

tarihli karar ile davanın kabulüyle başvurucuya dava tarihinden itibaren ölüm

aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar vermiştir.

10. Davalı kurum vekili tarafından temyiz edilen karar, Yargıtay

10. Hukuk Dairesinin 6/12/2010 tarihli kararı ile

Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu raporu ile Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK)

Sivas Bölge Hastanesi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi ve

başvurucunun çalışamayacak durumda malul olup olmadığı hususunda Adli Tıp

Kurumundan rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden

bozulmuştur.

11. Mahkeme bozma ilamına uyarak başvurucunun maluliyet oranı ve

başlangıç tarihi hususunda Adli Tıp Kurumundan rapor düzenlemesini istemiştir.

Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu 10/4/2013

tarihli raporunda başvurucunun %80 oranında meslekte kazanma gücünden mahrum

olduğu ve maluliyetin başlangıç tarihinin 2/9/2003 tarihi olduğunu

bildirmiştir.

12. Adli Tıp Kurumu Raporunun dosyaya ibrazından sonra

başvurucu, 31/1/2014 tarihli ıslah dilekçesiyle

maluliyet başlangıç tarihinin 2/9/2003 olarak tespitini talep etmiştir.

13. İstanbul 1. İş Mahkemesi 6/2/2014

tarihli ve E.2011/85, K.2014/12 sayılı karar ile hâlihazırda malul olup

çalışarak hayatının devamını sağlaması mümkün olmayan başvurucunun babasından

kalan ölüm aylığını almaya hak kazandığını kabul etmiştir. Mahkeme, Yargıtayın yerleşik içtihatları gereğince bozmadan sonra

ıslah mümkün olmadığından ıslah talebini reddederek ölüm aylığı almaya hak

kazanılan tarihi dava tarihi olarak tespit etmiş ve reddedilen kısım yönünden

davalı kurum lehine 1.500 TL maktu vekâlet ücretine karar vermiştir.

14. Temyiz edilen karar Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 5/6/2014 tarihli kararı ile onanarak aynı tarihte

kesinleşmiştir.

15. Nihai karar başvurucu vekili tarafından 11/7/2014

tarihinde öğrenilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. Kanun Hükümleri

16. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 17/7/1964

tarihli ve 506 sayılı mülga Sosyal Sigortalar Kanunu'nun "Eş ve çocuklara aylık bağlanması"

kenar başlıklı 68. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (I) bendinin ilgili kısmı

şu şekildedir:

“18 yaşını, ortaöğrenim yapması halinde 20 yaşını, yüksek

öğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmamış olan veya çalışamayacak

durumda malül bulunan ve Sosyal Sigortaya, Emekli

Sandıklarına tabi çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan…”

17. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Islahın

zamanı ve şekli" kenar başlıklı

177. maddesinin (1)numaralı fıkrası şu şekildedir:

“Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir.''

18 6100 sayılı Kanun’un 323. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

“(1) Yargılama giderleri şunlardır:

...

ğ) Vekille takip edilen davalarda kanun

gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti.

...”

19.

6100 sayılı Kanun’un 326. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“(1) Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine

hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.

(2) Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme,

yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.”

2. Yargısal İçtihatlar

20. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 4/2/1948 tarihli ve 10/3 sayılı İçtihadı Birleştirme

Kararının ilgili kısmı şöyledir:

''Dava açıldıktan sonra mevzuunda, sebebinde

ve delillerde ve sair hususlarda usule müteallik olmak üzere yapılmış olan

yanlışlıkları bir defaya mahsus olmak üzere düzeltmek ve eksiklikleri de

tamamlamak imkanını veren ve mahkeme kararına lüzum

olmadan tarafların sözlü ve yazılı beyanlarıyla yapılabilen ıslahın; Hukuk

Usulü Muhakemeleri Kanununun seksen dördüncü maddesinin açık hükmü dairesinde

tahkikat ve yargılama bitinceye kadar yapılabilip Yargıtayca

hüküm bozulduktan sonra bu yoldan faydalanmanın mümkün olamayacağına [karar

verilmiştir.]''

21. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 4/2/1959 tarihli ve E.1959/13, K.1959/5 sayılı İçtihadı

Birleştirme Kararının ilgili kısmı şöyledir:

''…Bir mahkeme kararının her ne nedenle olursa

olsun temyizce bozulması sonunda mahkemenin bozma kararına uymasıyla dava

yeniden duruşma (muhakeme) safhasına girmiş olacağı cihetle duruşma henüz

bitmemiş demektir…”

22. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 6/5/2006 tarihli ve E.2005/1, K.2006/1 sayılı İçtihadı

Birleştirme Kararının ilgili kısmı şöyledir:

''Yukarıda açıklanan nedenlerle; 'bozma kararı

sonrasında ıslah yapılamayacağı ve İçtihadı Birleştirme Kararının

değiştirilmesinin gerekmediğine [karar verilmiştir.]''

23. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 12/5/2016

tarihli ve E.2016/3533, K.2016/8136 sayılıkararının

ilgili kısmı şöyledir:

''Yargıtay İçtihadı

Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 04.02.1948 tarih ve 1944/10 E. 1948/3 K.

sayılı kararı uyarınca bozmadan sonra ıslah yapılabilmesi mümkün olmadığı,

gözetilmeksizin, davacı tarafın bozma sonrası yargılamada, 29.05.2015 tarihli harçlandırılan ıslah dilekçesi gözetilerek, davanın

kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.''

B. Uluslararası Hukuk

24. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes davasının medeni hak ve yükümlülükleri

ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların

esası konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir

mahkeme tarafından kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde, görülmesini

isteme hakkına sahiptir...”

25. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasında ifade edilen hakkın kurucu unsurlarından

birinin mahkemeye erişim hakkı olduğunu belirtmiştir (Golder/Birleşik Krallık, B. No: 4451/70, 21/2/1975, § 36).

Mahkemeye erişim hakkı, Sözleşme'nin 6. maddesinde yerini bulan güvencelerin

doğal bir parçası olup (Lawyer Partners A.S./Slovakya, B.

No: 54252/07, 16/6/2009, § 52) bu kapsamda (1)

numaralı fıkra, herkesin kişisel hakları ve yükümlülükleriyle ilgili her türlü

iddiasını bir mahkeme veya bir yargı yeri önüne çıkarma hakkını güvence altına

alır (Golder/Birleşik Krallık, § 36).

26. Mahkemeye etkili erişim hakkı, mahkemeye başvuru konusunda

tutarlı bir sistemin var olmasını ve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeye

ulaşmada açık, pratik ve etkili fırsatlara sahip olmasını gerektirmektedir.

Özellikle hukuki belirsizlikler ya da uygulamadaki belirsizlikler kişilerin

mahkemeye erişim hakkını ihlâl edebilmektedir (Geffre/Fransa, B. No: 51307/99, 23/1/2003,

§ 34). Bu nedenle mahkemeler usul kurallarını uygularken bir yandan âdil

yargılanma hakkını ihlâl edebilecek aşırı şekilcilikten, diğer yandan da

yasalar tarafından düzenlenen usul kurallarının ortadan kaldırılması sonucunu

doğurabilecek aşırı gevşeklikten kaçınmalıdır (Eşim/Türkiye,

B. No: 59601/09, 17/9/2013, § 21).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

27. Mahkemenin 21/11/2017 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mahkemeye Erişim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Islah İsteğinin

Reddine İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

28. Başvurucu, ölüm aylığına hak kazanma tarihinin dava

tarihinden Adli Tıp Kurumu raporunda maluliyetin başlangıç tarihi olarak

belirtilen 2/9/2003 tarihine çekilmesine dair ıslah

isteğinin reddinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

29. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:

“Herkes, ...yargı mercileri önünde davacı veya

davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun bu

husustaki iddiaları açıkça belirtilmemişse de adil yargılanma hakkı

kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı çerçevesinde değerlendirilmiştir.

i. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

31. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Esas Yönünden

(1) Müdahalenin Varlığı ve

Hakkın Kapsamı

32. Anayasa'nın 36. maddesinin birici

fıkrasında, herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma

ve savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim

hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün

bir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adil

yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, taraf olduğumuz

uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının

madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'yi

yorumlayan AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye

erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir.

33. Bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı gerekçesiyle maluliyet

başlangıç tarihinin dava tarihinden geriye çekilerek 2/9/2003

olarak tespiti talebinin reddedilmesi nedeniyle başvurucunun mahkemeye erişim

hakkına yönelik bir müdahalenin bulunduğu görülmektedir.

(2) Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

34. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı değerlendirmelerde,mahkemeye

erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın

etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına geldiğini, kişinin

mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren,

bir başka anlatımla mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren

sınırlamaların mahkemeye erişim hakkını ihlal edebileceğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, §

52).

35. Dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerin

öngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsızlaştırmadıkça -hukuki belirlilik

ilkesinin gereği olarak- mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz. Ancak

mevzuatta öngörülen süre kurallarının hukuka açıkça aykırı olarak yanlış

uygulanması veya bu sürelerin hatalı hesaplanması nedenleriyle kişilerin dava

açma ya da kanun yollarına başvuru haklarını kullanmasına engel olunması

mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir.

36. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

37. Yukarıda anılan müdahale Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.

38. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe

dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir.

(a) Kanunilik

39. Başvurucunun ıslah isteğinin reddi kararının 6100 sayılı

Kanun'un 177. maddesine dayandığı görülmektedir. Bu kapsamda somut olayda

başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin kanuni dayanağının

mevcut olduğu anlaşılmıştır.

(b) Meşru Amaç

40. Anayasa'nın 36. maddesinde, hak arama özgürlüğü güvence

altına alınmıştır. Maddede, hak arama özgürlüğü için herhangi bir sınırlama

nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbir şekilde sınırlandırılması

mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez. Özel sınırlama nedeni

öngörülmemiş hakların da hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunduğu

kabul edilmektedir. Ayrıca hakkı düzenleyen maddede herhangi bir sınırlama

nedenine yer verilmemiş olsa da Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan

kurallara dayanılarak bu hakların sınırlandırılması mümkün olabilir. Dava açma

hakkının kapsamına ve kullanım koşullarına ilişkin bir kısım düzenlemenin, hak

arama özgürlüğünün doğasından kaynaklanan sınırları ortaya koyan ve hakkın norm

alanını belirleyen kurallar olduğu açıktır. Ancak bu sınırlamalar Anayasa'nın

13. maddesinde yer alan güvencelere aykırı olamaz (AYM, E.2015/96, K.2016/9, 10/2/2016, § 10).

41. Islah, 6100 sayılı Kanun'da taraflardan birinin usule

ilişkin bir işlemini, bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen

düzeltmesine olanak tanıyan ve karşı tarafın onayını gerektirmeyen bir yol

olarak tanımlanmaktadır. Tahkikat ise sözcük anlamı ile araştırma soruşturma

anlamına gelmekle birlikte bir hukuk terimi olarak ne anlam ifade ettiği hususu

kanunun yorumlanmasıyla ilgili olup derece mahkemelerinin takdirindedir.

42. Yargıtay dairelerinin somut davaların özelliklerinden

kaynaklanan farklı kararları bulunmakla beraber (4. Hukuk Dairesinin 28/10/2003 tarihli ve E.2003/10507, K.2003/12396 sayılı

kararı) Yargıtayın genel uygulaması davanın esastan

görülmesi ve uyuşmazlık konusu alacak/tazminat miktarının tespit edilerek

verilen kararın bozulması hâlinde ıslahın mümkün olmadığı, ancak dava konusu

alacak/tazminat miktarı belirlenmeden usule ilişkin bozmalar sonrasında tekrar

tahkikat yapılarak uyuşmazlık konusu alacak/tazminat miktarı belirlendiğinde

ıslahın mümkün olduğu yönündedir (Suzan

Tekin, B. No: 2013/1932, 17/7/2014, § 45).

43. Dava ya da hukuki işlemler için tanınan süreler,

mahkemelerin zamanın geçmesi nedeniyle güvenilirliği kalmayan, eksik veya

ulaşılması zor kanıtlara dayanarak uzak geçmişte meydana gelmiş olaylar

hakkında karar vermelerini istemekle oluşabilecek adaletsizliklerin önüne

geçmek ve hukuk güvenliğini sağlamak gibi önemli ve meşru amaçlara hizmet eder

(AYM, E.2014/92, K.2016/6, 28/1/2016, § 17).

Dolayısıyla bu tür durumların önlenmesi bakımından usule ilişkin işlemlerin bir

süre ya da sınırlamaya tabi tutulması davanın diğer tarafının menfaatinin

korunması amacını taşımakta olup anayasal açıdan meşru bir amaç taşımaktadır.

(c) Ölçülülük

44.Başvurucunun ıslah isteğinin reddi kararı nedeniyle mahkemeye

erişimine yapılan müdahalenin ölçülü olup olmadığının incelenmesi gerekir.

(i) Genel İlkeler

45. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılmasında dikkate alınacak ölçütlerden biri olan ölçülülük, hukuk

devleti ilkesinden doğmaktadır. Hukuk devletinde hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılması istisnai bir yetki olduğundan bu yetki ancak durumun

gerektirdiği ölçüde kullanılması koşuluyla haklı bir temele oturabilir.

Bireylerin hak ve özgürlüklerinin, somut koşulların gerektirdiğinden daha fazla

sınırlandırılması kamu otoritelerine tanınan yetkinin aşılması anlamına

geleceğinden hukuk devletiyle bağdaşmaz (AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014).

46. Mahkemelerin usul kurallarını uygularken bir yandan davanın

hakkaniyetine zarar verecek kadar katı şekilcilikten öte yandan kanunla

öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı

esneklikten kaçınmaları gerekir (Kamil Koç,

B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65). Bu çerçevede

mahkemeye erişim hakkına yapılacak sınırlandırmanın ölçülü olup bireylerin

mahkemeye erişim hakkını aşırı derecede zorlaştırmaması ya da imkânsız hâle

getirmemesi gerekir.

47. Öte yandan bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği

ilgili mevzuatı yorumlamak derece mahkemelerinin görevi olup Anayasa

Mahkemesinin bireysel başvuruda incelediği husus derece mahkemelerinin

gerekçelerine esas yorumun ölçülü olup olmadığı ve buna göre Anayasa'da güvence

altına alınan temel hak ve özgürlükleri ihlal edip etmediğidir. Bu kapsamda

ıslahın ne zamana kadar yapılabileceğini belirlemek Anayasa Mahkemesinin görevi

olmayıp Anayasa Mahkemesinin görevi, ıslahın yapılabileceği zamana ilişkin

ilgili derece mahkemelerinin yorumlarının, Anayasa'da güvence altına alınan

adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal edip

etmediğini incelemektir.

(ii) İlkelerin Olaya

Uygulanması

48. Yukarıda bahsedilen ilkeler, ıslaha ilişkin kanun hükümleri

ile bu konudaki Yargıtay içtihatları incelendiğinde; 2/7/1927

tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 84. maddesinde

ıslaha tahkikatın bitimine kadar izin verildiği, 4/2/1948 tarihli Yargıtay

içtihadı birleştirme kararında ilk derece mahkemesi kararıyla tahkikatın

tamamlandığının kabul edildiği ve ıslah yapılamayacağı yönünde içtihat

geliştirildiği, 4/2/1959 tarihli içtihadı birleştirme kararında ise usule

ilişkin bozmalar sonrasında yeniden duruşma safhasına girildiğinden ıslahın

mümkün olduğu yönünde karar verildiği, Yargıtay dairelerinin somut davaların

özelliklerinden kaynaklanan farklı kararları bulunmakla birlikte genel olarak

yukarıda bahsedilen içtihadı birleştirme kurulu kararlarına uyumlu karar

verdiklerinin görüldüğü, bozmadan sonra ıslah yapılıp yapılamayacağı hususuna

ilişkin hukuki ve pratik bir belirsizliğin bulunmadığı anlaşılmıştır.

49. Somut olayda ölüm aylığına dava tarihinden itibaren hak

kazandığının tespitini isteyen başvurucunun, maluliyetin başlangıç tarihinin

belirlenmesine yönelik Yargıtay bozma kararından sonra alınan bilirkişi raporu

doğrultusunda maluliyetin başlangıç tarihini 2/9/2003

olarak ıslah etmesinekarşın bu isteğinin yargı

mercileri tarafından uyulması zorunlu olan 4/2/1948 tarihli Yargıtay içtihadı

birleştirme kararına dayalı olarak reddedildiği saptanmıştır.

50. Yargıtay bozmasından sonra başlayan

ikinci tahkikat aşamasında ıslahta bulunulamayacağı ve ıslahın tahkikatın

bitimine kadar mümkün olduğu yönündeki yargısal içtihatların, somut olayda

tahkikatın 2 yıl 2 ayı aşan bir süre devamettiği ve

bu süre içinde ıslahın mümkün olması karşısında başvurucunun ıslah talebinde

bulunmasını imkânsız hâle getirmediği veaşırı derece

zorlaştırmadığı anlaşılmaktadır. Diğer yandan başvurucunun ıslah ile talep ettiği maluliyetbaşlangıç tarihinin geri çekilmesi isteğini

zamanaşımı süresi içinde ek dava yoluyla talep etmesi de mümkündür. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi aracılığıyla erişilen bilgi ve

belgelerden başvurucunun ıslah ile reddedilen bu talebi için İstanbul 22. İş

Mahkemesinde E.2016/38 sayısı ile açmış olduğu davanın kısmen kabul ile

sonuçlandığı da gözönünde bulundurulduğunda olayda

yapılan müdahalenin gözetilen meşru amaç ile korunmak istenen hak açısından

orantılı olduğu görüldüğünden mahkemeye erişim hakkına yönelik bir ihlal

olmadığı anlaşılmaktadır.

51. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim

hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

2. Vekâlet Ücretine

İlişkin İddia

52. Mahkemelerin gereksiz yere meşgul edilmemesi ve

uyuşmazlıkların makul sürede bitirilebilmesi amacıyla belli yükümlülükler

öngörülebilir. Bu yükümlülüklerin kapsamını belirlemek kamu makamlarının takdir

yetkisi içindedir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayı imkânsız kılmadıkça ya

da aşırı derecede zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

söylenemez (Serkan Acar, § 38).

53. Vekâlet ücreti bir yargılama gideri olup kural olarak bu tür

giderler mahkemeye erişim hakkına müdahale teşkil eder. Ancak gereksiz

başvurular önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece mahkemelerin

gereksiz yere meşgul edilmeksizin uyuşmazlıkları makul sürede bitirebilmesi

amacıyla başvuruculara belli yükümlülükler öngörülebilir. Bu yükümlülüklerin

kapsamını belirlemek kamu otoritelerinin takdir yetkisi içindedir. Öngörülen

yükümlülükler dava açmayı imkânsız hâle getirmedikçe ya da aşırı derecede

zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez (Mürsel Malkoç [GK], B. No: 2013/9466, 27/10/2015,

§ 29).

54. Somut olayda; başvurucu aleyhine

hükmedilen yargılama giderlerinin gözetilen meşru amaç ile korunmak istenen hak

açısından orantılı olduğu, bu kapsamdakısmen kabul

edilen davada reddedilen kısım yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekâlet ücretine hükmedildiği ve

bu durumun başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmadığı anlaşıldığından

mahkemeye erişim hakkına yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğu sonucuna

varılmıştır.

55. Açıklanan nedenlerle şikâyetin bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

56. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

57. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

58. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanın

ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılaması

devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas

alınır (Güher Ergun ve diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50, 52).

59. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

60. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda yaklaşık 6 yıl 1 aylık

yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

61. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

62. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…”

63. Başvurucu, ek dava açması nedeniyle uğramış olduğu 1.500 TL

vekâlet ücreti, ıslahın kabul edilmemesi nedeniyle mahrum kaldığı aylıklardan

oluşan maddi zararı ile 25.000 TL manevi tazminatın ödenmesi talebinde

bulunmuştur.

64. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

65. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 6.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

66. Başvurucu tarafından maddi tazminat talebinde bulunulmuş

olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi zarar arasında

illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından başvurucunun maddi tazminat

taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

67. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1.Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Islah isteğinin reddi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3. Aleyhe vekalet ücretine hükmedilmesi

nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. 1. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

2. Islah isteğinin reddi nedeniyle Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim

hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 6.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin İstanbul 1. İş Mahkemesine (E.2011/85,

K.2014/12) GÖNDERİLMESİNE,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 21/11/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Heysem KOCAÇİNAR

Başvurucu

:

İdris KARACA

Vekili

:

Av. Ramazan

ZEYBEK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/11759, 21 Kasım 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Mahkemeye Erişim
  11. B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun bu
  12. B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65). Bu çerçevede
  13. B. Makul Sürede Yargılanma
  14. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  15. A. 1.Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  16. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  17. Yıldırım
  18. Özgüldür
  19. Topal
  20. M. Emin KUZ
  21. Zeybek
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/11759
Tarih
21 Kasım 2017

İlgili Kararlar

  • Aynur Gülmez Başvurusu (B. No: 2014/1960)
  • İbrahim Aksoy Başvurusu (B. No: 2014/14516)
  • Gönül Neşvat Başvurusu (B. No: 2014/3648)
  • İhsan Taş Başvurusu (B. No: 2014/11255)
  • Ayla Akat Ata Başvurusu (B. No: 2014/221)
  • Ateşler Dizayn Yapı Tarım Sanayi ve Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2014/7057)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.