İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

İdris Timur Başvurusu (B. No: 2014/6235)

1. Başvuru, işe iade davasında dava dilekçesinin verildiği

Başvuru No2014/6235Tarih29 Haziran 2016Okuma20 dk · 3.947 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm İdris Timur Başvurusu

Karar tarihi
29 Haziran 2016
Başvuru Numarası
2014/6235
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.947 kelime·20 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, işe iade davasında dava dilekçesinin verildiği

tarihin hatalı tespit edilmesi ve bunun sonucunda davanın hak düşürücü sürenin

geçirilmiş olması gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim

hakkının; davanın uzun süre devam etmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 28/4/2014 tarihinde İstanbul 23. Asliye Hukuk

Mahkemesi aracılığıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 18/7/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 12/9/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü tanınan ek süre sonunda

13/11/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

28/11/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın

görüşüne karşı beyanlarını 31/7/2015 tarihinde ibraz etmiştir. Başvurucu,

Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8.Başvurucu, Korgan Belediyesinde (Belediye) 26/5/2008 tarihinde

işçi olarak çalışmaya başlamıştır.

9.Başvurucu, bu arada resmî olarak 31/7/2010 ile 31/1/2011

tarihleri arasında kısa dönem askerlik hizmetini ifa etmiştir.

10. Başvurucu 10/8/2010 tarihinde verdiği dilekçeyle 11/8/2010

tarihinden itibaren kırk gün yıllık izin kullanmak, bunun yanında 21/9/2010

tarihinden itibaren askerlik hizmetini yapması nedeniyle de dört ay ücretsiz

izne ayrılmak istediğini beyan etmiştir. Başvurucunun talepleri kabul

edilmiştir.

11. Başvurucu, askerlik hizmetini 17/1/2011 tarihinde fiilî

olarak tamamladıktan sonra 21/1/2011 tarihinde işe başlamak istediğini beyan

ederek işverene başvuru yapmıştır.

12. 25/1/2011 tarihli yazıyla Belediyede şu an için işçi

ihtiyacı bulunmadığı, ihtiyaç olduğunda talebin değerlendirileceği,

tazminatlarının 28/2/2011 tarihinde ödeneceği başvurucuya bildirilmiştir.

13. Başvurucu, bunun üzerine 27/1/2011 tarihinde yazıya cevap

vermiş; süreci tekrar anlatarak 10/8/2010 tarihinde askerlik hizmetini yerine

getirmek için kırk gün yıllık, dört ay ücretsiz izin kullandığını, 17/1/2011

tarihinde askerlik hizmetini tamamladığını, 21/1/2011 tarihinde izin süresinin

dolduğunu, işe başlamak için başvurmasına rağmen işe başlatılmadığını

belirterek sosyal haklarının tarafına verilmesini istemiştir.

14. Belediye 28/1/2011 tarihinde başvurucunun cevabına karşı

bildirimde bulunmuş, 25/1/2011 tarihli yazıyla verilen cevabı yinelemiştir. Söz

konusu yazı -başvurucunun ifadesine göre- başvurucuya 3/2/2011 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

15. Başvurucu daha sonra Korgan Asliye Hukuk Mahkemesinde (iş

mahkemesi sıfatıyla) İstanbul Nöbetçi İş Mahkemesi Hâkimliği aracılığıyla

feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iade davası açmak istemiştir.

16.Başvurucu28/2/2011 tarihinde İstanbul 2 No.lu Mahkeme veznesi

aracılığıyla başvurma harcı ile peşin harcı ödemiştir.

17.Dava dilekçesi, aynı gün nöbetçi mahkeme olan İstanbul 8. İş

Mahkemesi tarafından muhabere defterinin 2011/33 sırasına kaydedilmiştir.

18.Bundan sonra dava dilekçesi, İstanbul 8. İş Mahkemesince

28/2/2011 tarihinde muhabere numarası ve tarihi belirtilerek sayman mutemedi

alındı belgesi ile postaya verilmiştir. Posta 4/3/2011 tarihinde yetkili

Mahkemeye ulaşmıştır.

19. 4/3/2011 tarihinde Korgan Asliye Hukuk hâkimi tarafından

dava dilekçesi imzalanarak Kaleme havale edilmiştir.

20. Dava 8/3/2011 tarihinde 2011/27 sayıya kaydedilmiştir.

21. Mahkeme 17/5/2012 tarihli ve E.2011/27, K.2012/64 sayılı

kararla açılan davayı kabul etmiştir. Kararın gerekçesinde dava tarihi olarak

8/3/2011 gösterilmiştir. Buna karşılık karar gerekçesinde, başvurucunun

dilekçesinin 4/3/2011 tarihinde havale edildiği belirtilmiştir.

22. Başvurucunun ve davalının temyizi üzerine Yargıtay 22. Hukuk

Dairesi 19/10/2012 tarihli ve E.2012/22919, K. 2012/23549 sayılı kararla

dosyanın Mahkemesine geri çevrilmesine karar vermiştir. Karar şu şekildedir:

"1-Davacının askerlik sebebiyle

işyerinden ayrıldığı tarihte işyerinde uygulanan Toplu İş Sözleşmesi olup

olmadığı, davacıdan ve davalıdan sorularak,

2-Toplu İş Sözleşmesi varsa, davacının Toplu

İş Sözleşmesi tarafı olan sendikaya üye olup olmadığı araştırılarak alınacak

cevabın,

3-Davacının askerlik için işten ayrıldığında

kendisine ücretsiz izin verilip verilmediği,verilmiş

ise verildiğine dair belgelerin, ilgili taraflardan istenerek alınacak cevap ve

belgeler eklendikten sonra gönderilmek üzere dosyanın mahkemesine GERİ

ÇEVRİLMESİNE 19/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi."

23. İstenen bilgi ve belgeler için davalı Belediyeye tebligat

yapılmıştır. Belgelerin tesliminden sonra Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 19/11/2013

tarihli ve E.2013/33083, K.2013/25340 sayılı kararla Mahkeme kararının

bozularak ortadan kaldırılmasına ve davanın bir aylık yasal süresi içinde

açılmadığından bahisle reddine kesin olarak karar vermiştir.

24. Yargıtay kararının ilgili kısmı şu şekildedir:

"...Taraflar

arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı ve

davanın bir aylık yasal süresi içinde açılıp açılmadığıuyuşmazlık

konusudur.

...

4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesinin

birinci fıkrasına göre iş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep

gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile

fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesinde

dava açabilir. Taraflar anlaşırlarsa işçi aynı sürede uyuşmazlığı özel hakeme

götürebilir.

Bir aylık dava açma süresi hak düşürücü

nitelikte olup, yargılamanın her aşamasında re’sen

dikkate alınır. Dairemizce bir aylık dava açma süresinin başlangıcı fesih

iradesinin işçiye ulaştığı tarih olarak kabul edilmektedir.

...

Somut olayda, davacının 21.01.2011 tarihinde

askerlik dönüşü işe başlama talebinde bulunduğu, davalı Belediyece 25.01.2011

tarihinde talebinin reddedildiği, bunun üzerine davacının 27.01.2011 tarihinde

işe başlatılmaması nedeniyle sosyal haklarının ödenmesini istediği, işverence

28.01.2011 tarihinde işe başlama talebinin yeniden reddedildiği, bu durumda iş

sözleşmesinin işverence feshedildiğinin 27.01.2011 tarihinde davacı tarafından

öğrenildiği, davanın ise 08.03.2011 tarihinde bir aylık yasal süresi içinde açılmadığı

anlaşılmış olup, davanın süreden reddi yerine kabulüne yönelik yazılı şekilde

karar verilmesi bozmayı gerektirir.

Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun'un

20. maddesinin 3. Fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan

kaldırılması ... gerekmiştir."

25.Ret kararı 31/3/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

26.Başvurucu 28/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

27.22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesi şu

şekildedir:

"İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih

bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep

olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay

içinde iş mahkemesinde dava açabilir. (...) taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık

aynı sürede özel hakeme götürülür.

Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat

yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia

ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.

Dava seri muhakeme usulüne göre iki ay içinde

sonuçlandırılır. Mahkemece verilen kararın temyizi halinde, Yargıtay bir ay

içinde kesin olarak karar verir.

(İptal dördüncü fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin

19/10/2005 tarihli ve E.:2003/66, K.:2005/72 sayılı Kararı ile.)

28.2/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun

118. maddesi şöyledir:

"(1) Dava, dava dilekçesinin kaydedildiği

tarihte açılmış sayılır. Dava dilekçesine davalı sayısı kadar örnek eklenir.

(2) Dava dilekçesinin kaydına ilişkin usul ve

esaslar yönetmelikte belirlenir."

29. 6100 sayılı Kanun'un 449. maddesi şöyledir:

"Bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili

yönetmelikler, Adalet Bakanlığı tarafından Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten

itibaren altı ay içinde çıkarılır. Yeni yönetmelikler çıkarılıncaya kadar,

mevcut yönetmeliklerin bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına

devam olunur."

30.6100 sayılı Kanun'un 451. maddesi şöyledir:

"Bu Kanun 1/10/2011 tarihinde yürürlüğe

girer."

31. 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü

Muhakemeleri Kanunu'nun 178. maddesi şu şekildedir:

"Arzuhallerin mahkeme kalemine kaydı

tarihinde dava ikame edilmiş addolunur.

32. 3/2/1984 tarihli ve 18301 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan değişiklikle mülga Hukuk ve Ticaret Mahkemelerinin Yazı İşleri

Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) 18. maddesi şu şekildedir:

"Dava dilekçeleri,

yetkili ve görevli hâkimler veya bunların bulunmaması halinde mahkeme yazı

işleri müdürü tarafından, dilekçe üzerine başvuru tarihi yazılarak doğrudan

kaleme verilir.

Harca tabi olmayan davalara ait dilekçeler,

esas, muhabere ya da tevzi defterlerine kaydedilir.

Harca tabi olan davalarda dilekçenin kaleme

verilmesi üzerine, gerekli harç tahakkuk ettirilerek ilgilisinden tahsil edilir

ve ondan sonra esas, muhabere ya da tevzi defterine kaydedilir. Harcın Maliyece

tahsili gerektiği hallerde ilgilisine tahakkuk belgesi verilerek, harcın tahsil

edildiğine dair belgenin yazı işleri müdürüne ibraz edilmesi üzerine yukarıda

sözü edilen defterlere kayıt işlemi yapılır.

Vezne teşkilatı bulunan yerlerde dava

dilekçesinin kabulü ile harcın yatırılmasında yukarıdaki fıkra hükümleri

uygulanır.

Dava dilekçesinin esas veya muhabere ya da

tevzi defterine kayıt tarihi davanın açıldığı tarihtir.

Dava dilekçesinin esas, muhabere ya da tevzi

defterine kaydedilmesi üzerine ilgilisine kayıt gün ve sayısını gösterir

ücretsiz bir alındı belgesi verilir. Alındı belgesinin verildiği tarih dava

dilekçesine de kaydedilir.

Temyiz dilekçesi, verildiği mahkeme temyiz

defterine kaydolunur ve temyiz edene bir alındı

belgesi verilir. Temyiz isteği, harca tabi değilse dilekçenin temyiz defterine

kaydedildiği, harca tabi ise yatırıldığı tarihte yapılmış sayılır. Alındı

belgesinin verildiği tarih temyiz dilekçesine de yazılır."

33. 2/8/1995 tarihli ve 22362 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan değişiklikle (mülga) Yönetmelik'in 18/A maddesi şu şekildedir:

"Bilgisayar kullanılan hukuk ve ticaret

mahkemelerinde dava dilekçeleri, harç işlemlerinin tamamlanmasını müteakip,

Tevzi Bürosu bilgisayarına kayıt ettirilerek, karşılığında ilgiliye, başvuru

tarihini, saatini ve mahkemenin adını içeren bir dava kayıt fişi verilir.

Bilgisayar kullanan hukuk ve ticaret

mahkemelerinde; dava dilekçesinin, Tevzi Bürosu bilgisayarına kayıt tarihi,

davanın açıldığı tarihtir."

34. 4/2/1983 tarihli ve 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 45.

maddesi şöyledir:

"İçtihadların

birleştirilmesini Birinci Başkan, doğrudan doğruya veya Yargıtay dairelerinin

veya genel kurulların verdikleri karar sonucunda veya Yargıtay Cumhuriyet

Başsavcısının bizzat yazı ile başvurması halinde, ilgili kuruldan ister. Bu

istemlerin gerekçeli olması zorunludur.

Diğer merci veya kişilerin gerekçe göstererek

yazılı başvurmaları halinde, içtihadı birleştirme yoluna gitmenin gerekip

gerekmediğine Birinci Başkanlık Kurulu karar verir. Bu karar kesindir.

İçtihadı birleştirme kararlarının değiştirilmesi

veya kaldırılmasının istenmesi de yukarıdaki usule bağlıdır.

İçtihadı birleştirme görüşmeleri, alınmış olan

ilke kararları çerçevesinde yürütülür ve kararları yazılır.

İçtihadı birleştirme kararları benzer hukuki

konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini

bağlar.

İçtihadı birleştirme kararlarının niteliğini

açıkça belirten özeti, kararın verilmesini izleyen en kısa zamanda Adalet

Bakanlığına bildirilir. Adalet Bakanlığı bütün adliye mahkemelerine ve

Cumhuriyet savcılıklarına bu kararları gecikmeksizin duyurur.

İçtihadı Birleştirme Kurulları, genel

kurulların veya dairelerin kararlarındaki gerekçe ve görüşlerle bağlı

olmaksızın sorunu başka bir görüşle karara bağlayabilirler."

35. 19/3/1984 tarihli ve 18346 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun E.1983/7,

K.1984/3 sayılı kararının ilgili kısmı şu şekildedir:

"Özet: Harca tabi olmayan davalarda,

hâkimin dâva dilekçesini havale tarihinde, harca tabi davalarda ise, harcın

ödendiği tarihte dava açılmış sayılır. Ancak, dâva dilekçesinin ilgilisi

tarafından daha sonraki bir tarihte mahkeme kalemine verildiği kalemce

belgelendirilmiş ise, davanın o tarihte açıldığının kabulü gerekir."

"...

...Bu hükümdeki (dilekçenin mahkeme kalemine

kaydı) sözü dâva dilekçesinin mahkeme kalemindeki ilgili deftere (esas,

muhabere veya tevzi defteri) kaydı anlamındadır. Gerçekten, dâva dilekçesi önce

hâkime verilir. Hâkim, dilekçeyi (üzerine verildiği tarihi yazıp imzalamak

suretiyle mahkeme kalemine havale eder. Şayet dava harca tâbi ise, davacı

Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca gerekli harçları da ödedikten sonra, dâva

dilekçesi mahkeme kalemindeki ilgili deftere kaydedilir. Nitekim, Hukuk Usulü

Muhakemeleri Kanununun yürürlüğe girdiği günden bu yana yerleşmiş uygulama bu

yoldadır.

Hemen belirtmek gerekir ki, az yukarıda

açıklanan işlemlerin aynı günde yapılıp bitirilmesi halinde, dâvanın o gün

açılmış sayılacağında herhangi bir duraksama yoktur..."

36. 1086 sayılı mülga Kanun'un 162. maddesi şu şekildedir:

"Tatil günleri müddette dahildir. Şu

kadar ki müddetin son günü tatile tesadüf ederse tarihin ertesi günü hitam

bulur."

37. 6100 sayılı Kanun'un 30. maddesi ve 447. maddesinin (1)

numaralı fıkrası, 30/1/1950 tarihli ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1.

maddesinin birinci fıkrası, 7. maddesinin birinci fıkrası ve 15. maddesi (Murat Gedik, B. No: 2014/1981, 18/9/2014,

§§ 17-22).

IV.İNCELEME VE GEREKÇE

38.Mahkemenin 29/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

39. Başvurucu 28/1/2011 tarihinde iş akdinin feshedildiğini; Yargıtayın, Sosyal Güvenlik Kurumunun resmî kayıtlarını ve

işten resmî olarak çıkış tarihini dikkate almadan davanın açılması gereken son

günü yanlış belirlediğini, işten resmî çıkış tarihinin 28/1/2011 olduğunu,

feshin geçersizliği ve işe iadeye ilişkin olarak davayı 28/2/2011 tarihinde

harç yatırıp havale ettirerek İstanbul 8. İş Mahkemesinin 2011/33 Muhabere

sayılı işlemi ile açtığını, bunun yanında Derece Mahkemelerince dava tarihinin

8/3/2011 olarak tespit edildiğini, Dairenin yanlış belirlediği dava açılış

tarihi nedeniyle davasının hak düşürücü süreden reddedildiğini, bu durumun

Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini,

ayrıca Belediye Başkanlığında sözleşmeli zabıta olarak çalışmakta iken iş

sözleşmesinin feshedildiğini, sözleşmeli personel pozisyonlarında çalışanların

memur kadrolarına atanmaları amacıyla kanun değişikliği yapıldığını, 2/8/2013

tarihinde yürürlüğe giren bu kanunla memur olarak atanma hakkının elinden

alındığını ve davanın makul sürede sonuçlanmadığını iddia ederek ihlalin

tespiti ile tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

40. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının özünde, davanın

açılması gereken son gün ile davanın açıldığı tarihin yanlış belirlendiği ve

hak düşürücü süre içinde davanın açılmaması gerekçesiyle Yargıtay tarafından

kesin olarak hükmün bozulması nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamında

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiası bulunmaktadır. Başvurucunun

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası ise ayrı bir başlık

altında değerlendirilecektir.

a. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

41. Başvurucu, davanın açıldığı tarihin yanlış belirlendiğini ve

davanın açılması gereken son gün olarak resmî olarak işten çıkış tarihinin esas

alınması gerektiğini ileri sürmüştür.

42. Başvurucunun mahkemeye erişim hakkına ilişkin şikâyetleri

açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığından başvurunun mahkemeye erişim

hakkı yönünden kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

43.Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda

başvurucunun yargılamanın uzunluğuna ilişkin şikâyetinin açıkça dayanaktan

yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka

bir neden de bulunmadığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının da kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

44. Bakanlık, mahkemeye erişim hakkı kapsamında Anayasa

Mahkemesinin ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) içtihatlarından

bahsetmiş; somut olayda davanın 28/2/2011 tarihte açıldığı kabul edilse dahi

davanın yine hak düşürücü süre içinde açılmadığını ve nihai sonucun

etkilenmediğini belirtmiştir.

45. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

46. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar

konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir."

47.Sözleşme'nin 6. maddesi mahkemeye başvurma hakkını açıkça

düzenlememekle beraber AİHM tarafından mahkemeye başvurma hakkının hukukun

temel prensibi olduğu, mahkemeye başvurma hakkı olmaksızın hakkaniyete uygun,

aleni bir yargılamadan söz edilemeyeceği ve adil yargılanma hakkının içerdiği

güvencelerden yararlanmanın olanaksız hâle geleceği kabul edilmektedir (Golder/Birleşik Krallık, B. No: 4451/70,

21/2/1975, § 35).

48.Anayasa'nın 36. maddesinde, herkesin meşru vasıta ve

yollardan faydalanarak yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada

bulunma ve savunma hakkına sahip olduğunu belirtilmek suretiyle Sözleşme'den farklı olarak mahkemeye başvurma hakkı açıkça

düzenlenmektedir. Bunun yanı sıra Anayasa Mahkemesi de AİHM içtihadına paralel

şekilde mahkemeye başvurma hakkının adil yargılanma hakkının ön koşulu olduğunu

ifade etmektedir (AYM, E. 2010/41, K. 2012/19, 9/2/2012).

49. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan

mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve

uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına

gelmektedir (Özkan Şen, B. No:

2012/791, 7/11/2013, § 52).

50. Mahkemeye erişim hakkı adil yargılanma hakkının en temel

unsurlarından biridir. Mahkemeye ulaşmayı aşırı derecede zorlaştıran ya da

imkânsız hâle getiren uygulamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir.

Bununla birlikte dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerin

öngörülmesi -bu süreler dava açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça-

hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırılık

oluşturmaz. Ne var ki öngörülen süre koşullarının açıkça hukuka aykırı olarak

yanlış uygulanması ya da yanlış hesaplanması nedeniyle kişiler dava açma ya da

kanun yollarına başvuru hakkını kullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlal

edildiğini kabul etmek gerekir (Remzi Durmaz,

B. No: 2013/1718, 2/10/2013,§ 27).

51. Başvurucu, somut olayda hem davanın açılması gereken son

tarihin hem de davanın açıldığı tarihin yanlış belirlendiğini ileri

sürmektedir.

52. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, 4857 sayılı Kanun'un 20.

maddesinde öngörülen bir aylık dava açma süresinin başlangıcını belirlerken

fesih iradesinin işçiye ulaştığı tarihi kabul etmiştir. Karardan anlaşıldığı

üzere ilgili Daire bu uygulamayı genel bir kural olarak benimsemektedir (bkz. §

24). Dolayısıyla Yargıtayın somut olayda iş

sözleşmesinin işverence feshedildiğinin 27/1/2011 tarihinde başvurucu

tarafından öğrenildiğini kabul etmesi ve bunu davanın başlangıç tarihi olarak

dikkate alması takdir yetkisi içindedir.

53. Buna karşın bireysel başvuru incelemesinde istenen bilgi ve

belgeler doğrultusunda başvurucunun 28/2/2011 tarihinde peşin harç ile başvurma

harcını ödediğini ve 28/2/2011 tarihinde nöbetçi mahkeme hâkimi tarafından

Korgan Asliye (İş) Mahkemesi Hâkimliğine gönderilmek üzere muhabere defterine

kayıt işlemlerinin yapıldığı ve aynı gün dava dilekçesi ile eklerinin postaya

verildiği anlaşılmıştır. Bu kapsamda ilgili mevzuat(bkz.

§§ 31-33) ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun İçtihadı Birleştirme kararı (bkz. §

35) doğrultusunda 28/2/2011 tarihinde davanın açıldığının kabul edilmesi

gerekir. Bunun yanında davanın açılması gereken son tarihin normal şartlarda

27/2/2011 olmasına rağmen sürenin son gününün hafta sonu tatiline denk gelmesi

nedeniyle de davanın açıldığı tarihin 8/3/2011 yerine 28/2/2011 olarak

belirlenmesinin somut olayın şartlarında sonuca etki ettiği görülmektedir.

54. Bunun sonucu olarak öngörülen süre koşulunun açıkça hukuka

aykırı yanlış uygulanması nedeniyle başvurucunun dava açma hakkını

kullanamaması söz konusudur.

55.Belirtilen nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

b. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

56. Başvurucu 28/2/2011 tarihinde açtığı işe iade davasının

makul sürede tamamlanmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

57. Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali

iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün

olmayıp (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

18) Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma

hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36.

maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında

-ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak

suretiyle- gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara Anayasa’nın 36.

maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul

sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil olup ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de -Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği- makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde dikkate alınması gerektiği açıktır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, §§ 38, 39).

58. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde gözönünde

bulundurulması gereken kriterlerdir (Güher

Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

59. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca

medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara

bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda iş akdinin feshi üzerine açılan

işe iade davasının söz konusu olduğu görüldüğünden 4857 sayılı Kanun ve 6100

sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama

faaliyetinin medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğuna

kuşku yoktur (Güher Ergun ve diğerleri,

§ 49).

60. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

makul süre değerlendirmesinde sürenin başlangıcı kural olarak uyuşmazlığı

karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle

davanın ikame edildiği tarih olup somut başvuru açısından bu tarih

28/2/2011'dir.

61. Sürenin bitiş tarihi ise yargılamanın sona erme tarihidir (Güher Ergun ve diğerleri, § 52). Somut

olayda yargılamanın sona erdiği tarihin, Korgan Asliye Hukuk Mahkemesinin İş

Mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın Yargıtay 22. Hukuk Dairesi tarafından

bozularak davanın kesin olarak reddine karar verdiği 19/11/2013 olduğu

anlaşılmaktadır.

62. Makul sürede yargılanma hakkına ilişkin olarak yapılan

değerlendirmede önemli bir ölçüt olan başvurucunun davanın hızla

sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği kriteri çerçevesinde bireylerin

ekonomik geleceği ile çalışma barışı açısından arz ettiği önem dikkate

alındığında iş uyuşmazlıklarının ivedilikle çözülmesi hususunda yargı

organlarının özel bir itina göstermesi gerekmektedir. Bu nedenle kanun koyucu,

iş hukukunun çalışanı koruyucu niteliğini ve iş davalarının özelliklerini

dikkate alarak genel mahkemelerin dışında sözlü yargılama usulüne tabi özel bir

iş yargılaması sistemi ihdas ederek iş davalarının konunun uzmanı mahkemelerce

mümkün olduğunca hızlı, basit ve ucuz bir biçimde sonuçlandırılmasını

amaçlamıştır (Nesrin Kılıç, B.

No: 2013/772, 7/11/2013, § 59).

63. 6100 sayılı Kanun’un 447. maddesiyle daha önce yürürlüğe

girmiş olan kanunlarda yer alan sözlü ve seri yargılama usulleri kaldırılmış,

bunun yerine iş hukuku uyuşmazlıklarına da uygulanmak üzere basit yargılama

usulü getirilmiştir. Basit yargılama usulü yazılı yargılama usulünden daha

basit ve çabuk işleyen, daha kısa bir incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay

bir inceleme ile sonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul edilmiş bir

yargılama usulüdür (Nesrin Kılıç,

§§ 64, 65).

64. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesi neticesinde

celse aralarının uzun tutulduğu, üç defa hâkim değişikliği nedeniyle duruşmanın

ertelendiği, yargılama süresinin büyük kısmının delillerin toplanması

aşamasında geçtiği (bkz. § 22) ve davanın hak düşürücü süre nedeniyle

reddedildiği anlaşılmakta; iş ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıkların

özellikle de işe iade talebini içeren feshe itiraz davalarının niteliği,

başvurucu açısından taşıdığı değer ve başvurucunun davadaki menfaati dikkate de

alındığında sonuç olarak 4857 sayılı Kanun'da öngörülen sürelere oranla haklı

görülemeyecek derecede uzun bir süre olan 2 yıl 9 ay 21 günde yargılamanın

tamamlandığı görülmektedir.

65. İlgili yargılama evrakının incelenmesinden başvuruya konu

yargılama sürecinin iş mahkemesi önünde görüldüğü anlaşılmakla 4857 sayılı

Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkları konu alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usule

ilişkin hükümler içeren 6100 sayılı Kanun’a tabi bir yargılama faaliyetinin söz

konusu olduğu ve 4857 sayılı Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile 6100

sayılı Kanun’un 30. maddesinin uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi

gerekliliğini ortaya koyduğu anlaşılmaktadır (bkz. § 37).

66. 4857 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabi

mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi

tarafından özellikle yargılamada sürati temin etmeye hizmet eden özel usul

hükümlerinin dikkate alınmadığı gözönünde

bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar

verilmiştir (Metin Aydoğan, B.

No: 2013/9717, 10/3/2015, §§ 31-42, Nesrin

Kılıç, §§ 59-82).

67. Başvuruya konu davada yer alan kişi sayısı ve davanın

mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin niteliği çerçevesinde

davaya bütün olarak bakıldığında somut başvuru açısından farklı bir karar

verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu 2 yıl 9 ay 21 günlük

yargılama süresinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

68. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

69. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

70. Başvurucu, adil yargılanma hakkının ihlali nedeniyle 22.000

TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

71. Başvurucunun makul sürede yargılanma ile mahkemeye erişim

hakkı kapsamında adil yargılanma haklarının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

72. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarını ortadan

kaldırmak için yeniden yargılamasında hukuki yarar bulunduğundan kararın bir

örneğinin yeniden yargılama yapılması için Yargıtay 22. Hukuk Dairesine

gönderilmek üzere Korgan Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar

verilmesi gerekir.

73.Başvurucunun tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin 2 yıl 9 ay 21

günlük yargılama süresi dikkate alındığında yargılama faaliyetinin uzunluğu

sebebiyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı

karşılığında başvurucuya net 2.200 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

74.Başvurucu tarafından maddi tazminat talebinde bulunulmuş

olunmakla beraber tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi zarar arasında

illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından başvurucunun maddi tazminat

taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

75. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşan

yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. 1. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye

erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere

Yargıtay 22. Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE,

D. Kararın bir örneğinin, ilgili dosyanın Yargıtay 22. Hukuk

Dairesine gönderilmesi için Korgan Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucuya net 2.200 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

F. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

G. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

29/6/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Alparslan

ALTAN

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Raportör Yrd.

:

Hikmet Murat

AKKAYA

Başvurucu : İdris TİMUR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/6235, 29 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. Iv.inceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. C. Kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere
  12. F. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA
  13. G. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  14. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Yıldırım
  16. Kömürcü
  17. Altan
  18. Akıncı
  19. Topal
  20. Akkaya
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/6235
Tarih
29 Haziran 2016

İlgili Kararlar

  • Sabri Kaya Başvurusu (B. No: 2014/8482)
  • Deniz Dönmez ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/4663)
  • Osman Yücel Başvurusu (B. No: 2014/4874)
  • A.t. Başvurusu (B. No: 2014/2252)
  • Agavni Mari Hazaryan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/4715)
  • Fatih Ildırar Başvurusu (B. No: 2014/2542)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.