İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi Başvurusu (B. No: 2013/1430)

1. Başvurucu, hissedar olduğu taşınmaza kamulaştırmasız el

Başvuru No2013/1430Tarih21 Kasım 2013Okuma15 dk · 2.932 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi Başvurusu

Karar tarihi
21 Kasım 2013
Başvuru Numarası
2013/1430
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.932 kelime·15 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, hissedar olduğu taşınmaza kamulaştırmasız el

attığı iddiasıyla aleyhine açılan dava sonucunda tazminata hükmedilmesinin

mülkiyet ve adil yargılanma haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 19/2/2013 tarihinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 18/11/2013

tarihinde, başvurunun karara bağlanması için Bölüm tarafından ilke kararı

alınması gerekli görüldüğünden, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

33. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru dilekçesindeki ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Ankara ili Çankaya ilçesi Lodumu

Mahallesinde bulunan 26080 ada 11, 17, 18, 19 ve 20 numaralı parseller

başvurucu, Maliye Hazinesi ile başka şahıslar adına hisseli olarak tapuya

tescillidir.

6. Başvurucu aleyhine, Ali Baştüzel

ve yirmi beş arkadaşı tarafından 26080 ada 11, 17, 18, 19 ve 20 numaralı

parsellere kamulaştırma yapılmaksızın el atıldığı iddiasıyla Ankara 11. Asliye

Hukuk Mahkemesinde açılan dava sonucunda, kamulaştırmasız el atmanın

gerçekleştiği gerekçesiyle 14/12/2011 tarih ve

E.2009/470, K.2011/477 sayılı kararla davanın kabulüne, 7.500 TL'nin

başvurucudan tahsiline, taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile başvurucu

adına tapuya tescillerine karar verilmiştir.

7. Hüküm, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 5/6/2012

tarih ve E.2012/1792, K.2012/11907 sayılı kararıyla davanın, kamulaştırmasız el

atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin olduğu nitelendirmesi

yapılarak onanmıştır.

8. Karar düzeltme istemi üzerine, Yargıtay 5. Hukuk

Dairesinin 17/12/2012 tarih ve E.2012/19705,

K.2012/26809 sayılı kararıyla hükmedilen harç yönünden hüküm düzeltilerek

onanmıştır.

9. Anılan karar, 21/1/2013

tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

B. İlgili Hukuk

10. 16/05/1956 tarih ve 1/6 sayılı Yargıtay

İçtihadı Birleştirme Kararı’na göre; “Kamulaştırmasız

olarak taşınmazına el konulan şahıs, ilgili kamu tüzel kişisi aleyhine el

koymanın önlenmesi davası açabileceği gibi, bu eylemli duruma razı olduğu

takdirde taşınmazın değerinin tahsili davası da açabilir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

11. Mahkemenin 21/11/2013 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 19/2/2013 tarih ve 2013/1430 numaralı

bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

12. Başvurucu, Çankaya ilçesi Lodumu Mahallesinde bulunan taşınmazlar üzerinde hisseleri

bulunmasına ve başka şahıslara ait hisselerin kullanılmamasına rağmen, aleyhine

açılan kamulaştırmasız el atmaya dayalı tazminat davası sonucunda tazminata hükmedildiğini,

anılan davada düzenlenen bilirkişi raporları gerçeğe aykırı olduğu hâlde buna

yönelik itirazlarının dikkate alınmadığını, tapu kaydında hissedar gözüken bazı

kişilerin mirasçılarının davaya dâhil edilmediğini, kamu gücü kullanılarak

yapılan bir işlem bulunmadığını, tamamen eşitler arasındaki bir ilişkiden

kaynaklanan dava sonucunda aleyhine karar verildiğini, davanın paylı mülkiyet

hakkının kullanımından kaynaklanan bir uyuşmazlık niteliğinde olduğunu,

dolayısıyla bireysel başvuruda bulunma hakkının da bulunduğunu, başvurucunun

kamu gücünü kullanan kamu tüzel kişisi olarak değerlendirilemeyeceğini, vakıf

üniversitelerinin kanun gereği kamu tüzel kişisi addedilmesinin her

faaliyetinde kamu gücünü kullandığı anlamına gelmeyeceğini, kamu gücünün kullanılmadığı

durumlarda özel hukuk tüzel kişisi olarak değerlendirilmesi gerektiğini,

taşınmazlardaki hisselerinin küçük bir kısmını kullandığını belirterek,

Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan mülkiyet hakkı ile 36. maddesinde

tanımlanan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve yeniden

yargılama yapılması talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

13. Anayasa'nın 130. maddesi şöyledir:

“Çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir

düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek

amacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde

eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve

insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve

bilimsel özerkliğe sahip üniversiteler Devlet tarafından kanunla kurulur.

Kanunda gösterilen usul ve esaslara göre,

kazanç amacına yönelik olmamak şartı ile vakıflar tarafından, Devletin gözetim

ve denetimine tabi yükseköğretim kurumları kurulabilir.

...

Vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim

kurumları, mali ve idari konuları dışındaki akademik çalışmaları, öğretim

elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden, Devlet eliyle kurulan

yükseköğretim kurumları için Anayasada belirtilen hükümlere tabidir.”

14. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 46. maddesinin

(2) numaralı fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

“(2) Kamu tüzel kişileri bireysel başvuru

yapamaz.”

15. 4/11/1981 tarih ve 2547 sayılı Yükseköğretim

Kanunu'nun 3. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi şöyledir:

“Bu Kanunda geçen kavram ve terimlerin

tanımları aşağıda belirtilmiştir.

...

Üniversite: Bilimsel özerkliğe ve kamu

tüzelkişiliğine sahip yüksek düzeyde eğitim - öğretim, bilimsel araştırma,

yayın ve danışmanlık yapan; fakülte, enstitü, yüksekokul ve benzeri kuruluş ve

birimlerden oluşan bir yükseköğretim kurumudur.”

16. 2547 sayılı Kanun'un Ek 2. maddesi şöyledir:

“Vakıflar; kazanç amacına yönelik olmamak

şartıyla……bu Kanun hükümleri çerçevesinde kalmak

şartıyla meslek yüksekokulu kurabilir. Bu meslek yüksekokulu, kamu tüzel

kişiliğini haiz olup, Yükseköğretim Kurulunun görüşü alınarak Bakanlar Kurulu

kararı ile kurulur. …”

17. 31/12/2005 tarihli Vakıf Yükseköğretim

Kurumları Yönetmeliği'nin 5. maddesi şöyledir:

“Vakıf üniversitesi, gelirlerini sadece kendi

üniversitelerini ve mülkiyeti üniversitelere ait kurum ve kuruluşları

geliştirmek amacıyla harcamak kaydıyla, vakıflar tarafından kanunla kurulmuş

bulunan kamu tüzel kişiliğine sahip, yüksek düzeyde araştırma, eğitim-öğretim,

bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapan, fakülte, enstitü, yüksekokul,

meslek yüksekokul, destek, hazırlık okulu veya birimleri, benzeri kuruluş ve

birimlerden oluşan bir yükseköğretim kurumudur.”

18. 28/3/1983 tarih ve 2809 sayılı

Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Hakkında Kanun’a 5/3/1992 tarih ve 3785

sayılı Kanun ile eklenen Ek 5. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Ankara’da Hacettepe Çocuk Sağlığı Enstitüsü

Vakfı, Hacettepe Tıp Merkezi Vakfı ve Hacettepe Üniversitesi Vakfı tarafından

2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun vakıf yükseköğretim kurumlarına ilişkin

hükümlerine tabi olmak üzere, kamu tüzelkişiliğini haiz İhsan Doğramacı Bilkent

Üniversitesi adıyla bir Üniversite kurulmuştur.”

19. 3/4/2013 tarih ve 6456 sayılı Kamu

Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve

Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 24. maddesi

ile 2547 sayılı Kanun’un Ek 7. maddesine eklenen fıkra şöyledir:

“Vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumları kamulaştırma

yoluyla taşınmaz edinemez.”

20. Vakıf üniversitesi,

gelirlerini, sadece kendi üniversitelerini ve mülkiyeti üniversitelere ait

kurum ve kuruluşları geliştirmek amacıyla harcamak kaydıyla, vakıflar

tarafından kanunla kurulmuş bulunan, kamu tüzel kişiliğine sahip, yüksek

düzeyde araştırma, eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık

yapan kuruluş ve birimlerden oluşan yükseköğretim kurumu olarak

tanımlanmaktadır.

21. Anayasa'nın 130. maddesi,

çağdaş eğitim ve öğretim gerekleriyle "üniversite" kavramının

içerdiği evrensel ilkelere uygun bir düzen içinde ülkenin gereksinimlerini

karşılayacak nitelikte insan gücü yetiştirerek insanlığa hizmet etmek amacıyla

değişik birimlerden oluşan, kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip

üniversitenin ancak yasayla kurulacağını öngörmektedir. Anayasa'nın 130.

maddesi gereğince üniversiteler, devlet ya da vakıflar tarafından kurulmuş

olmalarına bakılmaksızın, kamu tüzelkişiliğine sahip kuruluşlardır. Kamu tüzel

kişiliği, üniversitelerin zorunlu niteliklerinden, hukuksal yapılarının

ögelerinden biridir. Anayasa'nın 130. maddesinin birinci fıkrasının zorunlu

kıldığı "kamu tüzel kişiliği", yine bu maddenin son fıkrası gereğince

vakıfların kuracağı üniversiteler için de zorunlu niteliktir (AYM, E.1991/21,

K.1992/42, 29/6/1992).

22. Vakıf üniversiteleri, devlet tarafından, kanunla ve kamu

tüzel kişisi olarak kurulmaktadır. Yasayla kurulma zorunluluğunun doğal sonucu

olan “kamu tüzel kişiliği”

niteliği, üniversitelerin yapısına has bir özellik olduğundan, vakıflar

tarafından kurulan üniversitelerin de kamu tüzel kişiliğine sahip olduğu

açıktır.

23. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216

sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, temel hak ve

özgürlüklerinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini iddia eden herkese

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunma hakkı tanınmıştır. Ancak anılan

Kanun’un 46. maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde, kamu tüzel

kişilerinin bireysel başvuru yapamayacakları belirtilmiştir. Buradaki “kamu tüzel kişisi” kavramı içine vakıf

üniversiteleri de girmektedir.

24. Başvurucu Üniversite, İhsan

Doğramacı Eğitim Vakfı, İhsan

Doğramacı Sağlık Vakfı ve İhsan

Doğramacı Bilim ve Araştırma Vakfı kararlarıyla 20 Ekim 1984

tarihinde kurulmuş, 1986 – 1987 yıllarında eğitime başlamıştır.

25. Başvurucu, hissedar olduğu taşınmaza yönelik olarak

aleyhine açılan kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davasında kamu gücü

kullanılmadığını, davanın özel hukuk tüzel kişisi olarak eşitler arasındaki bir

dava olduğunu ve taraflar arasında paylı mülkiyet hakkının kullanımından

kaynaklanan ihtilaf bulunduğunu ileri sürerek bireysel başvuru ehliyetine sahip

olduğunu iddia etmiştir.

26. 6216 sayılı Kanun’un 46. maddesinin (2) numaralı

fıkrasının birinci cümlesinde, kamu tüzel kişilerinin bireysel başvuruda

bulunamayacakları düzenlenmiş olup, anılan hükümde, başvuruya konu olayın özel

hukuk ilişkisinden ya da kamu gücü kullanılmasından kaynaklanan bir olay olup

olmadığı ayrımı yapılmamıştır. Bu açıdan ilgili idarenin içinde bulunduğu

hukuki ilişkinin niteliğinin bir önemi yoktur.

27. Bireysel başvuru, kamu gücünün kullanılmasından

kaynaklanan hak ihlallerine karşı tanınan bir yol olduğundan kamu tüzel

kişilerine bireysel başvuru hakkı tanınması, bu anayasal kurumun hukuki

niteliği ile bağdaşmamaktadır (B. No: 2012/22, § 28, 25/12/2012).

28. Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri dikkate alındığında,

kuruluş, görev ve yetkileri kanunla düzenlenen, kamu gücü ayrıcalık ve

yükümlülükleri ile donatılan ve kamu tüzel kişiliğini haiz üniversitelerin

bireysel başvuru ehliyeti bulunmamaktadır.

29. Açıklanan nedenlerle, kamu tüzel kişiliğini haiz üniversite

olan başvurucunun bireysel başvuru ehliyeti bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “kişi yönünden yetkisizlik” nedeniyle kabul

edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir. Erdal TERCAN adil yargılanma hakkı

açısından bu görüşe katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Başvurunun;

1. Mülkiyet ve adil yargılanma hakkı açısından “kişi yönünden

yetkisizlik” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA, Erdal TERCAN’ın adil yargılanma

hakkı açısından karşıoyu ve OY ÇOKLUĞUYLA,

2. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına OY BİRLİĞİYLE,

21/11/2013 tarihinde karar verildi.

KARŞI GÖRÜŞ

Başvurucu,

İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi’dir. Başvurucu aleyhine, Ali Baştüzel ve yirmi beş arkadaşı tarafından Ankara ili

Çankaya ilçesi Lodumu Mahallesinde bulunan 26080 ada

11, 17, 18, 19 ve 20 numaralı parsellere kamulaştırma yapılmaksızın el attığı

iddiasıyla Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dava sonucunda,

kamulaştırmasız el atmanın gerçekleştiği gerekçesiyle 14/12/2011

tarih ve E.2009/470, K.2011/477 sayılı kararla davanın kabulüne, 7.500 TL'nin

başvurucudan tahsiline, taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile başvurucu

adına tapuya tescillerine karar verilmiştir. Bu karar, temyiz ve karar düzeltme

aşamalarında da onanarak 17.12.2012 tarihinde kesinleşmiştir.

Başvurucu,

söz konusu taşınmazlar üzerinde kendilerine ait hisseleri bulunduğunu, diğer

kişilere ait hisselerin kullanılmadığını, buna rağmen aleyhlerine açılan

kamulaştırmasız el atmaya dayalı tazminat davası sonucunda tazminat ödemeye mahkûm

edildiklerini, davada düzenlenen bilirkişi raporlarının gerçeğe aykırı

olduğunu, buna yönelik itirazlarının dikkate alınmadığını, tapu kaydında

hissedar gözüken bazı kişilerin mirasçılarının davaya dâhil edilmediğini, kamu

gücü kullanılarak yapılan bir işlem bulunmadığını, tamamen eşitler arasındaki

bir ilişkiden kaynaklanan dava sonucunda aleyhlerine karar verildiğini, davanın

paylı mülkiyet hakkının kullanımından kaynaklanan bir uyuşmazlık niteliğinde

olduğunu, dolayısıyla bireysel başvuruda bulunma hakkının da bulunduğunu,

başvurucunun kamu gücünü kullanan kamu tüzel kişisi olarak

değerlendirilemeyeceğini, vakıf üniversitelerinin kanun gereği kamu tüzel

kişisi addedilmesinin her faaliyetinde kamu gücünü kullandığı anlamına

gelmeyeceğini, kamu gücünün kullanılmadığı durumlarda özel hukuk tüzel kişisi

olarak değerlendirilmesi gerektiğini, taşınmazlardaki hisselerinin küçük bir

kısmını kullandığını belirterek, Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan mülkiyet

hakkı ile 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüş ve yeniden yargılama yapılması talebinde bulunmuştur.

Mahkememiz 1. Bölümünün Sayın çoğunluğu

tarafından başvuru, 6216 Sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun’un 46. maddesinin 2. fıkrasındaki “kamu tüzel kişileri bireysel başvuru yapamaz”

hükmü nedeniyle “kişi yönünden yetkisizlik” gerekçesiyle kabul edilemez

bulunmuştur.

Başvurucu, bir vakıf üniversitesidir. Anayasa’nın

130. maddesinin 1. ve 10. fıkraları, 2547 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde

vakıf üniversiteleri de kamu tüzel kişiliğine sahiptir. Nitekim başvurucu

Üniversitenin kuruluşuna ilişkin 28/3/1983 tarih ve 2809

sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Hakkında Kanun’a 5/3/1992 tarih ve

3785 sayılı Kanun ile eklenen Ek 5. maddesinin birinci fıkrasında,

üniversitenin kamu tüzel kişiliğine sahip olduğu açıkça belirtilmiş ve şöyle

denilmiştir: “Ankara’da Hacettepe Çocuk

Sağlığı Enstitüsü Vakfı, Hacettepe Tıp Merkezi Vakfı ve Hacettepe Üniversitesi

Vakfı tarafından 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun vakıf yükseköğretim

kurumlarına ilişkin hükümlerine tabi olmak üzere, kamu tüzelkişiliğini haiz İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi

adıyla bir Üniversite kurulmuştur.”

Anayasa’nın

148. maddesinin 3. fıkrasında ve 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin 1.

fıkrasında “herkes” in bireysel başvuruda bulunabileceği kabul edilmiştir. 6216

sayılı Kanun’un 46,2. maddesinde ise, “kamu tüzel kişileri bireysel başvuru

yapamaz” hükmüne yer verilmiştir. Bu hükmün, kamu tüzel kişilerinin bireysel

başvuru haklarını engellediği gerekçesiyle iptali istenmiş,“… Anayasalar genel ve soyut düzenlemeler içeren

metinlerdir. Anayasa’nın 148. maddesinde bireysel başvuruda bulunma hakkı

herkese tanınmış bir hak olarak gözükmekle birlikte, Anayasa’da yer alan

“herkes” ibaresinin kapsamında aynı zamanda kişilerin niteliğinden kaynaklanan

nedenlerle bazı kısıtlamaları da içinde barındırdığının, kabulü gerekir.

Anayasa’nın 148. maddesinde yer alan “herkes” ibaresinin,

kamu gücü kullanan kamu tüzel kişilerini de kapsadığı şekilde anlaşılmaya

elverişli olmadığı, bu konuda kanun koyucunun bireysel başvuruda bulunma ile

ilgili hak sahipleri yönünden takdir hakkının bulunduğunun da kabulü gerekir.

Bireysel başvuru yolu, Anayasa’da yer alan bütün hak ve

özgürlüklerin korunması için kabul edilmiş bir yol olmadığı gibi genel bir hak

arama yolu da değildir. Bu nedenle Anayasa’nın 36. maddesinde yer alan hak

arama özgürlüğünden de farklı bir niteliğe sahiptir. Anayasa’nın 36. maddesinde

yer alan hak arama özgürlüğü genel mahkemelerin koruma işlevini düzenlerken,

bireysel başvuru yolu daha özel, istisnai ve ikincil bir hak arama yolu olarak

düzenlenmiştir. Bu nedenle 36. maddede yer alan “herkes” ibaresi ile 148.

maddede yer alan “herkes” ibaresinin her iki maddede düzenlenen hak arama

yollarının niteliğine uygun olarak yorumlanması gerekmektedir”(AYM, 01.03.2012, E.2011/59,

K.2012/34) gerekçesiyle iptal talebi reddedilmiştir.

6216

s.K. m.46,2’deki hükmün lafzı doğrultusunda, söz

konusu başvuruyu değerlendirdiğimizde, başvurucu bir kamu tüzel kişisi

olduğundan, başvurunun “kişi yönünden yetkisizlik” nedeniyle reddi

gerekmektedir. Ancak kanaatimce, söz konusu hükmün uygulama alanını, sadece

lâfzına bağlı olarak belirlemek doğru değildir; bireysel başvurunun niteliğini

ve amacını da dikkate alarak amaçsal yoruma da tabi

tutmak ve ona göre uygulama alanını belirlemek daha uygun olacaktır. Anayasa m.

148, 3 ve 6216 s.K. 45,1 hükümleri çerçevesinde

herkes, Anayasada güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerinden, AİHS ve

Türkiye tarafından kabul edilen ek protokoller kapsamındaki herhangi birinin

kamu gücü tarafından ihlâl edilmesi halinde bireysel başvuruda bulunabilir. Şu

halde, bireysel başvuru Anayasada güvence altına alınan bir temel hakkın, AİHS

veya Türkiye tarafından kabul edilen eki protokollerde düzenlenmek kaydıyla,

kamu gücü tarafından ihlâl edilmesi halinde, hakkı ihlâl edilenlere tanınan

tali nitelikte olağanüstü bir hukuki yoldur. Bu yol, kamu gücü kullananlara

karşı, kamu gücü kullanmayan, zayıf durumda olanların temel haklarının

korunması için kabul edilmiştir. “Kamu tüzel kişileri bireysel başvuru yapamaz”

hükmünü bu açıdan da değerlendirmek gerekir. Kural olarak kamu tüzel kişileri,

kamu gücünü kullandıklarından, bu durum dikkate alınarak, kamu tüzel

kişilerinin bireysel başvuruda bulunamayacaklarına ilişkin genel bir hüküm

konulması gerek bireysel başvurunun, gerekse kamu tüzel kişilerinin niteliğine

uygundur. Gerçekten, kamu tüzel kişilerinin, bir taraftan kamu gücünü kullanıp

işlem yapmaları, diğer taraftan bundan şikayet

etmeleri çelişki oluşturur. Keza ihlâle neden olan da, kamu gücünü kullanan bir

diğer organ olduğundan, devlet organlarının kendi içindeki çatışmayı yahut

fikir ayrılığını bireysel başvuruya konu etmek mümkün değildir. Kamu tüzel

kişilerinin, diğer gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişileri gibi,

nitelikleri gereği temel hak ve özgürlüklere aynı şekilde sahip oldukları da söylenemez;

o nedenle de kamu gücüne karşı, temel hak ve özgürlükler açısından korunma

ihtiyacı içinde oldukları kabul edilemez. Nitekim yukarıda belirtildiği üzere,

bu nedenlerle söz konusu hükmün iptaline ilişkin talep de reddedilmiştir.

Ancak,

6216, s.K. m.46,2 cümle 1’deki hükmü, kamu tüzel

kişilerinin kamu gücü kullanmadıkları hallere de teşmil etmek, kamu tüzel

kişilerinin de yararlanabilecekleri temel hak ve özgürleri kapsam dışı

bırakacak şekilde yorumlayıp, uygulamak ve kamu tüzel kişilerinin kategorik

olarak hiçbir şekilde bireysel başvuruda bulunamayacaklarını kabul etmek,

bireysel başvurunun niteliğine aykırı olduğu gibi, amacına da uygun düşmez. O nedenle, kamu tüzel

kişilerinin kamu gücü kullanmadıkları hallerde, yararlanabilecekleri temel hak

ve özgürlüklere ilişkin konularda, sınırlı da olsa bireysel başvuruda

bulunabilmelerini kabul etmek gereklidir. Nitekim Alman hukukunda da, kamu

tüzel kişilerinin, kamu gücü kullandıkları sürece bireysel başvuruda (anayasa

şikayetinde) bulunmaları kural olarak yasak olmakla birlikte1, istisnaen yargılamaya ilişkin (yahut usule ilişkin) temel

haklara (Anayasa m. 101,1; 103,1 gibi) ilişkin olarak, örneğin kanuni hakim ilkesi, hak arama özgürlüğü, adil yargılanma hakkı

gibi konularda bireysel başvuruda bulunabilecekleri kabul edilmektedir 2.

Gerçekten bu gibi hallerde, kamu tüzel kişilerinin de söz konusu haklardan

yararlanmaları ve bu haklar ihlâl edildiğinde, bireysel başvuruda

bulunabilmeleri, kamu tüzel kişilerinin konumuna aykırı olmadığı gibi, bireysel

başvurunun niteliğine ve amacına da uygun düşmektedir. Bu durum, özellikle

yargı organlarının keyfi davranışlarla, hak ihlâline neden olmalarının bertaraf

edilmesi açısından da gereklidir.

Hukukumuz

açısından da, kamu tüzel kişileri Anayasa m. 36, 37’deki haklardan zaten

yararlanabildiklerinden, bu haklarının ihlâli halinde bireysel başvuruda

bulunabilmeleri de kabul edilmelidir. İnceleme konusu olayda da, başvurucunun

ihlâl iddiaları dikkate alındığında, bunların Anaysa m. 35’deki mülkiyet

hakkına ve m. 36.’daki (AİHS m.6) adil yargılanma hakkına dayandığı

görülmektedir. Bu iddiaların ayrı ayrı incelenmesi ve mülkiyet hakkının ihlâli

açısından başvurucunun kamu tüzel kişisi olması dikkate alınarak “kişi yönünden

yetkisizlik” kararı verilebilirse de, adil yargılanma hakkı bakımından

başvurucunun “kişi yönünden yetkisizliğine” karar verilmeyip, kabul

edilebilirlik incelemesinin diğer açılardan da yapılması gerekirdi.

6216

s.K. 46,2’deki, “ kamu tüzel kişileri bireysel

başvuru yapamaz” kuralını, kamu tüzel kişilerinin kategorik olarak, hiç bir

şekilde bireysel başvuruda bulunamayacakları şeklinde yorumlamak ve uygulamak,

Anayasanın 36. ve 148. maddelerine de aykırı olur. Yukarıda değinilen

01.03.2012 tarihli Anayasa Mahkemesi kararında da belirtildiği üzere, “…36. maddede yer alan “herkes” ibaresi ile 148.

maddede yer alan “herkes” ibaresinin her iki maddede düzenlenen hak arama

yollarının niteliğine uygun olarak yorumlanması gerekmektedir”. Kamu

tüzel kişilerini m. 36’daki “herkes” ibaresine dahil

ederek, orada düzenlenen haklardan yararlanmalarını kabul etmek, daha sonra da

bireysel başvuru hakkına ilişkin m.148’3’deki “herkes” ibaresine dahil etmemek;

buna bağlı olarak m. 36 ile tanınan hakların devamı niteliğinde

değerlendirilebilecek bireysel başvuru hakkını tanımamak, kendi içinde çelişki

oluşturduğu gibi, iki hükmün birbiriyle uyumlu olarak yorumlanmasına, her iki

maddede düzenlenen hak arama yollarının niteliğine aykırılık oluşturmaktadır.

Bireysel başvurunun, diğer hak arama yollarından farklı olması, tali bir

nitelik taşıması, kamu tüzel kişilerinin istisnai hallerde bu yola

başvurmalarına engel olmamalıdır.

6216

s. K. m. 46,2’deki söz konusu hükmü, kamu tüzel kişilerinin kural olarak

bireysel başvuruda bulunamayacakları, ancak kamu gücünü kullanmadıkları Anayasa

m. 36, 37’de düzenlenen haklara ilişkin olarak istisnaen

başvurabilmelerinin mümkün olduğu şeklinde yorumlamak ve uygulamak, Anayasa m.

36 ve 148’in bu açıdan birbiriyle uyumlu olarak yorumlanmasını ve uygulanmasını

sağlayacağı gibi, bireysel başvurunun niteliğine de uygun olur.

Yukarıda

belirtilen nedenlerle, başvurucu İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesinin yapmış

olduğu bireysel başvurunun, adil yargılanma hakkının ihlâl edildiği iddiası ile

ilgili olarak, “kişi yönünden yetkisizlik nedeniyle kabul edilemezlik” kararı

verilmemesi; kabul edilebilirlik incelemesinin diğer unsurlar açısından da

yapılması gerektiği kanaatinde olduğumdan Bölüm çoğunluğunun görüşüne

katılmıyorum.

Başkan

:

Serruh KALELİ

Üyeler

:

Mehmet ERTEN

Zehra Ayla PERKTAŞ

Erdal TERCAN

Zühtü ARSLAN

Raportör

:

Murat AZAKLI

Başvurucu

:

İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi

Vekili

:

Av. Hüseyin ALTAŞ

1 Theodor Mainz/

Dürig Günter: Grundgesetz Kommentar, Bd. IV, Art.93, München 2012, Art

93, Nr.66.

2 Ayrıca, devletten nispeten bağımsız olarak görevlerini

yerine getiren kamu tüzel kişiliğine sahip dini kurumlar (kilise gibi),

üniversiteler ve yayın kuruluşları, yerine getirdikleri hizmete ilişkin olarak

bir sınırlama, ihlâl varsa, örneğin üniversitenin bilimsel araştırma, eğitim ve

bilim özgürlüğü ihlâl edilmişse vb. hallerde de anayasa şikayetinde

bulunabilecekleri kabul edilmektedir; Maunz/Schmidt-Bleibtreu/Klein/Bethe: Bundesverfassungs- gerichtsgesetz, Kommentar, Bd.2, München 2012, §.90, Nr. 147 vd.

Üye

Erdal

TERCAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/1430, 21 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. Karşı Görüş
  16. Tercan
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/1430
Tarih
21 Kasım 2013

İlgili Kararlar

  • Firas Aslan ve Hebat Aslan Başvurusu (B. No: 2012/1158)
  • Atilla İnan Başvurusu (B. No: 2012/615)
  • Musa Erdem ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/1845)
  • Turan Günana Başvurusu (B. No: 2013/3354)
  • Onur Gür Başvurusu (B. No: 2012/828)
  • S.s.a. Başvurusu (B. No: 2013/2355)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.