İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

İsmet Fatih Terzioğlu Başvurusu (B. No: 2015/14300)

1. Başvuru, karar sonucunu değiştirebilecek esaslı iddiaların

Başvuru No2015/14300Tarih10 Mayıs 2018Okuma19 dk · 3.895 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm İsmet Fatih Terzioğlu Başvurusu

Karar tarihi
10 Mayıs 2018
Başvuru Numarası
2015/14300
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.895 kelime·19 dk okuma·22 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, karar sonucunu değiştirebilecek esaslı iddiaların

kararda tartışılmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 13/8/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

71. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca bireysel başvuruya konu alanda

içtihat oluştuğundan Bakanlık cevabı beklenmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Nevşehir SSK Hastanesinde dahiliye uzmanı olarak

görev yapmaktadır. Y.O. adlı şahıs 3/7/2002 tarihinde rahatsızlığı sebebiyle

başvurucunun görev yaptığı hastanenin acil servisine başvurmuştur. Acil

serviste nöbetçi olan KBB Uzmanı Dr. T.K. hastanın elektrokardiyografisini

(EKG) çekmiş ve myalji

tanısında bulunarak görevli hemşireden hastaya ağrı kesici iğne yapılmasını

istemiştir. Rahatsızlığı geçmeyen Y.O. 4/7/2002 tarihinde aynı hastanenin

dahiliye servisine müracaat etmiştir. Dahiliye uzmanı başvurucu, hastayı

muayene etmiş ve çekilen EKG'yi önceki gün çekilen EKG ile karşılaştırdıktan

sonra kas gevşetici iğne yapılmasına karar vermiş ve hastayı göndermiştir.

6/7/2002 tarihinde rahatsızlığı nedeniyle aynı hastanenin acil servisine

getirilen Y.O. Pratisyen Hekim M.A. tarafından muayene edilmiş sonrasında Y.O.ya ağrı kesici ve

sakinleştirici iğne yapılmış, kısa bir süre sonra fenalaşması üzerine Y.O.,

Nevşehir Devlet Hastanesi Koroner Yoğun Bakım Servisine sevk edilmiştir. Y.O.,

Nevşehir Devlet Hastanesinin muayene kaydına göre hastaneye ölü olarak

getirilmiştir.

A. Ceza Davası

Yargılaması Süreci

9. Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığı Y.O.nun

ölümü üzerine ilgililer hakkında tebdirsizlik ve

dikkatsizlikle ölüme sebebiyet verme suçu nedeniyle Nevşehir Valiliğinden

soruşturma izni almıştır. Savcılık soruşturma izni verilmesinden sonra idari

soruşturma evrakları, hastane kayıtları, ölü muayene ve otopsi raporu ile tanık

ve sanık beyanlarını ekleyerek ölümün vuku bulmasında kimlerin sorumlu

olduğunun belirlenebilmesi için Adli Tıp Kurumu (ATK) Başkanlığından rapor

düzenlenmesini istemiştir.

10. ATK 3. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 9/2/2005 tarihli raporunda ''hastanın EKG'sinde iskemik

değişiklikler olmamasına rağmen mevcut klinik tablosuna göre iskemik kalp rahatsızlığı düşünülerek, müşahade

altına alınması ve ağrının tekrarlanması durumunda kontrol EKG'si çekilmesi

gerektiği ancak doğru tanı konup gerekli tedavinin yapılması durumunda dahi

kişinin kurtulma ihtimalinin bulunmayabileceği gözönüne

alındığında hastayı 4/7/2002 tarihinde gören Dahiliye Uzmanı Dr. Fatih

Terzioğlu'nun 2/8 oranında kusurlu olduğu''belirtilmiştir.

11. Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığı yapmış olduğu soruşturma

sonucunda başvurucu ile birlikte ölüm olayının meydana geldiği tarihte acil

serviste görevli pratisyen hekim hakkında tedbirsizlik ve dikkatsizlikle ölüme

sebebiyet verme suçundan kamu davası açmıştır.

12. Yapılan yargılamada hastaya müdahalede bulunan hekimlerin

ölümün meydana gelmesindeki kusurlarının tespiti için dosya Yüksek Sağlık

Şûrasına gönderilmiştir (Sağlık meslek mensuplarının mesleklerini icra ederken

ortaya çıkan adli konularda mahkemelere görüş vermek, idari soruşturmacılar ve

uzlaşma komisyonları için bilirkişi listesi belirlemek üzere Sağlık Bakanlığı

bünyesinde oluşturulan Yüksek Sağlık Şûrasının on beş üyesi bulunur, müsteşar

ve hukuk müşaviri dışındaki on üç üye Sağlık Bakanı tarafından ülkede sağlık

hizmetleri veya eserleri ile tanınmış kişiler arasından iki yıllık bir süre içinseçilir.). Bu şekilde oluşturulan Yüksek Sağlık Şûrası

18-19/12/2008 tarihli toplantı sonunda verdiği karar ile ''dosyadaki bilgi, belge ve bulgular

değerlendirildiğinde; tablo gürültü haldeyken hastayı gören ve sevk eden

pratisyen hekimin kusursuz olduğuna, semptomlar devam ettiği hâlde ileri tetkik

istemediği ve hastayı sevk etmediğinden dolayı Dr. İsmet Fatih Terzioğlu'nun

4/8 oranında kusurlu olduğuna'' karar vermiştir.

13. Nevşehir 2. Asliye Ceza Mahkemesi 25/3/2009 tarihli kararla

Yüksek Sağlık Şûrası tarafından düzenlenen raporu esas alarak başvurucunun

tedbirsizlik ve dikkatsizlikle ölüme neden olma suçundan 1.890 TL adli para

cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Karar, başvurucu tarafından

temyiz edilmiştir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 27/12/2010 tarihindedava

zamanaşımı gerçekleştiğinden ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına ve kamu

davasının düşmesine karar vermiştir.

B. İdareye Karşı Açılan

Tazminat Davası Süreci

14. Kamuya ait bir hastanede tedavi altında iken vefat eden Y.O.nun yakınları ölümün meydana gelmesinde hizmet kusuru

bulunduğu iddiasıyla Sağlık Bakanlığı aleyhine maddi ve manevi tazminat davası

açmıştır.

15. Kayseri 1. İdare Mahkemesi Y.O.ya uygulanan sağlık hizmetlerinde idarenin ihmal ve

kusurunun tespiti amacıyla dava dosyası ve hastane kayıtlarını Adli Tıp

Kurumuna (ATK) göndermiştir. ATK Genel Kurulunun 28/2/2008 tarihli raporunda ''EKG'sinde iskemik

değişiklikler olmamasına rağmen mevcut klinik tablosuna göre iskemik kalp hastalığını düşünerek hastayı müşahade altına alması ve ağrının tekrarlanması durumunda

kontrol EKG'si çekip kardiyoloji ünitesi olan bir yere yönlendirmesi gerekirken

bu işlemleri yapmaması nedeniyle Dahiliye Uzmanı Dr. Fatih Terzioğlu'nun 2/8

oranında kusurlu olduğu'' belirtilmiştir.

16. Kayseri 1. İdare Mahkemesi 9/10/2008 tarihli kararında ATK

Genel Kurulunun 28/2/2008 tarihli raporundaki tespitlerden hareketle ölüm

olayının sağlık hizmetinin eksik ve kötü yönetilmesinden kaynaklandığı

kanaatiyle müteveffanın PMF yaşam tablosuna göre bakiye ömrü, geliri ve

başvurucunun 2/8 olarak kabul edilen kusur oranına göre düzenlenenhesap,

bilirkişi raporuna esas alarak Y.O.nun yakınları

lehine toplam 5.289,31 TL maddi ve 23.289,31 TL manevi tazminata hükmetmiştir.

Karar Danıştay denetiminden geçerek kesinleşmiştir.

C. Başvuruya Konu

Yargılama Süreci

17. Kayseri 1. İdare Mahkemesinin kesinleşen kararı uyarınca Y.O.nun yakınları tarafından Sağlık Bakanlığı aleyhine

ilama dayalı icra takibi başlatılmıştır. Sağlık Bakanlığı 10/6/2009 tarihinde

dosya borcunu ödemiştir.

18. Sağlık Bakanlığı 3/5/2010 tarihli dilekçesiyle başvurucunun

kusuru nedeniyle vefat eden Y.O.nun yakınlarına

toplam 48.492,59 TL tazminat ödendiğini belirterek bu miktarın ödeme tarihinden

itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsilini başvurucudan talep etmiştir.

19. Başvurucu, ölümün meydana gelmesinde kendisinin bir kusuru

bulunmadığını, önceki yargılamada temin edilen ATK raporu ve Yüksek Sağlık

Şûrası kararının olayın gelişimindeki tıbbi olgulara uygun olmadığını ileri

sürmüştür. Kayseri 2. Asliye Hukuk Mahkemesi, başvurucu tarafından ileri

sürülen bu iddiaları ciddi bularak yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırmıştır.

20. Adli tıp ve genel cerrahi uzmanı, kardiyoloji uzmanı ve

medeni hukukçubilirkişiden oluşan heyet, 1/6/2012

tarihli raporunda başvurucu tarafından çekilen EKG ile önceki gün çekilen

EKG'nin karşılaştırılmasında kalp ile ilgili bir problem tespit edilmediği,

başvurucunun hastaya yeterli ilgi gösterdiği ve başvurucu tarafından uygulanan

muayeneden sonra hastanın günlük yaşantısına devam ettiği hususlarını gözönünde tutarak başvurucununATK

raporunda ileri sürülen görüşün aksine kusursuz olduğu şeklinde rapor

düzenlemiştir.

21. Davacı Sağlık Bakanlığı vekilinin sunulan rapora yönelik

itirazları nedeniyle dosya ikinci kez bilirkişiye tevdi edilmiştir. Mahkeme,

özellikle ATK ve Yüksek Sağlık Şûrası tarafından verilen raporların irdelenmesi

ve başvurucunun kişisel bir kusurunun bulunup bulunmadığı yönünde görüş

belirtilmesini istemiştir.

22. Adli tıp uzmanı, medeni hukuk uzmanı ve idare hukuku

uzmanından oluşanheyet ibraz etmiş oldukları 4/1/2003

tarihli raporda oyçokluğuyla ''göğüs ağrısı

olan hastayı müşahade altına almayan ve diğer

tetkikler için ileri bir merkeze sevk etmeyen başvurucunun ölümün meydana

gelmesinden 2/8 oranında kusurunun bulunduğu, ancak kast ya da ağır ihmali

bulunmadığından meydana gelen zarardan devletin sorumlu olduğu''

yönünde görüş bildirmiştir. Azınlıkta kalan üye ise olayda başvurucuya

yüklenebilecek herhangi bir kusur olmadığını beyan etmiştir.

23. Nevşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi yapmış olduğu yargılama

sonunda 7/3/2013 tarihli karar ile ''kamu

görevlisinin yetkilerini kullanırken hafif ihmali ile sebep olduğu zararlardan

kişisel sorumluluğu bulunmasa da ceza yargılamasının yapıldığı sırada

yürürlükte bulunan 6/5/1930 tarihli ve 1593 sayılı Umumi Hıfzısıhha

Kanunu'nu uyarınca bu tür uyuşmazlıklarda yetkili en üst merci olan Yüksek

Sağlık Şûrası tarafından başvurucuya izafe edilen 4/8 oranındaki kusurun ağır

olması nedeniyle'' davanın kabulüne ve idare tarafından müteveffanın

yakınlarına ödenen toplam 48.492,59 TL'nin başvurucudan tahsiline karar

verilmiştir.

24. Hüküm temyiz edilmiştir. Başvurucu 25/3/2013 tarihli temyiz

dilekçesinde, olaya ilişkin üç ayrı bilirkişi raporunda da kendisinin kusurlu

olmadığı tespitinin bulunduğunu ileri sürmüştür. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi

29/5/2014 tarihli karar ile kusur oranına ilişkin itirazlar da dâhil olmak

üzere diğer temyiz itirazlarını reddetmiş ancak hesap bilirkişi raporuyla

davacı idare tarafından ödenen miktarın 39.064,03 TL olduğu belirtilmekle bu

miktara karar verilmesi gerektiğinden ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur.

25. Kayseri 2. Asliye Hukuk Mahkemesi bozma ilamına uymuş ve

18/11/2014 tarihli kararı ile 39.064,03 TL'nin ödeme tarihinden itibaren

işleyecek yasal faizi ile başvurucudan tahsiline karar vermiştir.

26. Hüküm temyiz edilmiştir. Başvurucu 2/12/2014 tarihli temyiz dilekçesindeolaya ilişkin ATK raporları ile Yüksek Sağlık

Şûrası kararı arasındaki çelişkinin giderilmesine ilişkin itirazlarının dikkate

alınmadığını, İdare Mahkemesince hükmedilen tazminat miktarından daha yüksek

bir tazminat ödemeye mahkûm edildiğini ileri sürmüştür. Yargıtay 4. Hukuk

Dairesinin 17/2/2015 tarihli kararı ile ilk derece mahkemesi kararı onanmıştır.

Başvurucunun karar düzeltme isteğinin aynı Daire tarafından 30/6/2015 tarihinde

reddiyle hüküm kesinleşmiştir.

27. Nihai karar 30/7/2015 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu

14/8/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Kanun Hükümleri

28. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun ''Bilirkişiye başvurulmasını

gerektiren hâller'' kenar başlıklı 266. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"(1)

Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde,

taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve

görüşünün alınmasına karar verir."

29. 6100 sayılı Kanun’un ''Bilirkişi

raporuna itiraz'' kenar başlıklı 281. maddesi şöyledir:

"(1)Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği

tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların,

bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise

bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını

mahkemeden talep edebilirler.

(2)

Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya

açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek

suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak

açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir.

(3)

Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği

bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir.''"(1)Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği

tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların,

bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise

bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını

mahkemeden talep edebilirler.

(2)

Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya

açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek

suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak

açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir.

(3)

Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği

bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir.''

30. 6100 sayılı Kanun’un ''Bilirkişinin

oy ve görüşünün değerlendirilmesi'' kenar başlıklı 282. maddesi

şöyledir:

"(1) Hâkim, bilirkişinin

oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.''

31. 24/4/1930 tarihli ve 1593 sayılı Umumi Hıfzısıhha

Kanunu'nun 2/1/2011 tarihinde mülga olan 10. maddesi şöyledir:

"Sıhhat

ve İçtimai Muavenet Vekâletince tevdi edilecek yüksek sıhhi ve içtimai

meseleler hakkında rey ve mütalâasını beyan ve sıhhi ve içtimai hizmet ve

muavenetlere ait kanun, nizamname ve talimatnameleri birinci derecede tetkik

eylemek ve tababet ve şubeleri sanatlarını ifadan mütevellit adli meselelerde ihtibar vazifeleriyle mükellef olmak üzere bir Yüksek

Sıhhat Şûrası teşkil olunmuştur.''

32. 1593 sayılıKanun'un Mülga 17.

maddesi şöyledir:

"Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti

merkezi teşkilatı ve vilayetler sıhhi teşkilatı ve Yüksek Sıhhat Şurası vazifelerinin

istilzam ettiği nizamnameler tanzim ve neşrolunur.''

33. 11/4/1928 tarihli ve 1219 sayılı mülga Tababet ve Şubabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un Anayasa

Mahkemesi’nin 3/6/2010 tarihli ve E. 2009/69, K. 2010/79 sayılı Kararı ile iptal

edilen 75. maddesi şöyledir:

" Tababet ve şuabatı

sanatlarının icrasından mütevellit ceraimde

mahkemelerin muvafık görecekleri muhtebirin rey ve

mütalaasına müracaat hakkındaki serbestileri baki kalmak şartiyle

meclisi alii sıhhinin mütalaası istifsar edilir.''

B. Yargı İçtihatları

34. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin4/3/1994tarihli ve E.1993/8557,

K.1994/2138 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

''Yine Mahkemece Yüksek Sağlık Şurasının

olayın en normal dikkat ve özen zorunluluğunu bir yana iterek dosyadaki

delillere; özellikle davalılarca kabul edilen olgulara uygun düşmeyen yetersiz

görüşlerini benimsemesi usulün 275 ve ardından gelen maddeleri hükümlerine aykırıdır.

Doktorun sorumluluğunu tayin ederken hakim; olayların

özelliğine uymayan, dayanakları gösterilmeyen ve özellikle kesinlikle saptanan

maddi olgular karşısında inandırıcı olmaktan uzak bulunan Yüksek Sağlık Şurası

raporu ile bağlı değildir. Bütün bunların yanında, esasen 1219 sayılı yasanın

75. maddesi tıbbi konularda Yüksek Sağlık Şurası

düşüncesinin Ceza Mahkemesini bağlayacağı belirtilmiştir. Bu durumda bu merciin

görüşlerinin Hukuk Mahkemesini bağlayacağı da düşünülemez. Yasa hükmü bu

doğrultuda olduğuna göre usulün 276/11 maddesine dayanılarak Yüksek Sağlık

Şurasının hukuk davalarında, çözümlenmesi gerekli tıbbi sorunlar için seçilmesi

ve düşüncesine başvurulması zorunlu bilirkişi kurulu olduğu da kabul

edilemez.''

35. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 20/11/2012 tarihli ve

E.2012/10361, K.2012/17440 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

''Yerel mahkemece, olayda davalının 2/8

oranında kusurlu olduğu kabul edilerek, bu kusur oranında belirlenen tutarın

davalıdan alınmasına karar verilmiştir.

İdare mahkemesince benimsenen 25-26 Kasım 1999

günlü Yüksek Sağlık Şurası raporunda; dava konusu

ölüme neden olan enfeksiyonun meydana gelmesinde tedbirsizlik, meslek ve

sanatta acemilik nedeniyle davalı doktorun olayda 2/8 oranında kusurlu olduğu,

artan 6/8 oranındaki kusurun ise sağlık personelinin kişisel kusur ve savsaması

sayılamayacak nitelikte ve hizmetin işleyişi dışında kalan etmenlere

(faktörlere) ait olduğu belirlenmiştir. İdare mahkemesince bu kusur karşılığı

da içinde olmak üzere tam kusura göre karar verildiği anlaşılmaktadır. Ancak,

idare mahkemesinde davalı doktor taraf olmadığından, o davada davalıya verilen

kusur kesin nitelik taşımamaktadır.

Yerel mahkemece açıklanan olgular ve davalının

savunması gözetilerek, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu'ndan rapor alınıp

davalının olaydaki kusur durumu saptandıktan sonra oluşacak sonuca göre bir

karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı biçimde karar verilmiş

olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.''

36. Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 24/3/1999 tarihli ve E.1999/649,

K.1999/331 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

''Yüksek Sağlık Şurasının raporunda sanığın

2/8 oranında kusurlu olduğu belirtilip 6/8 oranındaki kusurun sanığa izafe

edilemeyeceğine dair kararın sebebinde kuşkuya düşüldüğünden Adli Tıp Kurumu

ilgili ihtisas kurulundan kusur oranına yönelik alınacak rapora göre sanığın hukukidurumunun tayin ve takdiri gerekirken noksan

araştırmaya dayalı olarak hüküm tesisi kanuna aykırıdır.''

37. Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 5/2/1996tarihli ve E.1996/268,

K.1996/1025 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

''Ameliyattan önce anestezi işlerini bizzat

hazırlayıp, ameliyat esnasında bulunup bizzat yapmak ve teknisyenlere nezaret

etmekle görevli hastane Anestezi ve Reanimasyon

uzmanı Dr.sanık M.nin, bu

görevlerin hiç birini yerine getirmemek ve baştan sona özensiz ve denetimsiz

davranmakla, olayda asli kusurlu olması gerektiği, anestezi teknisyeni sanıklar

H. ve B.nin de anestezi cihazını ve ameliyat masasını

ameliyattan önce kontrolle ameliyata hazır hale getirmek oksijen ve azot

peroksit tüplerinin dolu olup olmadığını kontrol etmekle ve ameliyat esnasında

değiştirilen oksijen tüpünü de bizzat değiştirmekle görevli oldukları halde,

ameliyat öncesinde bunları yapmayarak bir saatlik ameliyatta 15 dakikalık

oksijen kaldığını, ancak ameliyat esnasında fark edip, kendileri yerine

yetkisiz hizmetliye tüpü değiştirtmek ve tüm ayırıcı özelliklerine rağmen

kontrol etmemekle, sıfatları ve konumları itibarıyla uzman Dr. kadar olmasa da

ağırlıklı ve büyük kusurlarının bulunduğu, tıbbi konularda Yüksek Sağlık

Şurasından kusurlu olup olmadığı yönünden rapor alınması gerekli ise de, kusur

oranları bakımından bu raporun bağlayıcılığı bulunmadığı gözetilmeden, nedenlerini

de yeterince açıklamayan Yüksek Sağlık Şurasının sanıklara ayrı ayrı 3/8'er

kusur izafe eden, hiç bir gerekçe gösterilmeden mücerret bir ifade ile 5/8

oranındaki kusuru da (diğer sebeplerle sağlık personelinin kusur ve ihmaline

izafe edilemeyecek diğer faktörlere) bağlayan raporundaki bu kusur oranına

dayanılarak ve yukarıda belirtilen oluş, sanıkların konumu ve tüm dosya

içeriğini değerlendirir şekilde Adli Tıp Kurumundan yeni bir rapor alınmadan

eksik soruşturma ile hüküm tesisi yasaya aykırı görüldüğünden hükmün

bozulmasına karar verildi''

V. İNCELEME VE GEREKÇE

38. Mahkemenin 10/5/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

39. Başvurucu, tıbbi müdahalede bulunduğu hastanın ölümü üzerine

açılan cezadavasında ölüm olayının meydana

gelmesindeki rolü hususunda bir açıklama yapılmadan bu gibi uyuşmazlıklarda

karar verecek en üst merci olduğu iddiasıyla Yüksek Sağlık Şurası

kararının hükme esas alındığını iddia etmiştir. Başvurucu ayrıca, beyanlarıyla

kararın oluşumuna etki eden ve hastaya sevk edildiği devlet hastanesinde

müdahalede bulunan hekimin tanık olarak dinlenmesi isteğinin de reddedildiğini

belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

40. Anayasa’nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

41. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun ileri sürmüş olduğu

iddialarının özü, karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki iddiaların

gerekçeli kararda tartışılıp değerlendirilmesi amacına yönelik olduğundan

anılan itirazlar gerekçeli karar hakkı kapsamında incelenmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

42. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

43. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından

açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine

ilişkin düzenlemenin gerekçesinde Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce güvence altına alındığı hususuna atıfta bulunularak adil

yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim AİHM'in birçok kararında, gerekçeli karar hakkınınSözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı

fıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında yer aldığı belirtilmiştir.Dolayısıyla

gerekçeli karar hakkının Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma

hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmelidir (Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868,

19/4/2017, § 75).

44. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli

olarak yazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma

yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa

kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde

bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu,

§ 76).

45. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde

yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamakta; tarafların muhakeme

sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip

incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda, kendi adlarına

verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de

gerekli olmaktadır (Sencer Başat ve

diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

46. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt

verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine

sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013,

§ 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu gerekçeli karardan

anlaşılmalıdır.

47. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği

davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut

bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması,

başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde

davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile

yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve

diğerleri, § 35).

48. Aksi bir tutumla mahkemenin, davanın sonucuna etkili

olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında ilgili

ve yeterli bir yanıt vermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren

usul veya esasa dair iddiaların cevapsız bırakılmış olması hak ihlaline neden

olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri,

§ 39).

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

49. Somut olayda başvurucunun görev yapmış olduğu kamuya ait

hastaneye göğüs ağrısıyla müracaat eden Y.O. aralarında başvurucunun da

bulunduğu hekimler tarafından yapılan müdahalelere rağmen hayatını

kaybetmiştir. Ölümde kusuru bulunanlar hakkında ceza davası açılmıştır. Anılan

ceza davasında kusurlu personelin tespiti için dava dosyası, tedavi evrakları,

tanık beyanları ve idari soruşturma evrakları ATK'ya

gönderilerek bilirkişi raporu alınmıştır. Mahkeme bu raporla yetinmeyerek

Yüksek Sağlık Şûrasından karar almıştır. Anılan raporlara karşı başvurucunun

beyanları tespit edilmiş ve Yüksek Sağlık Şûrası kararındaki 4/8 kusur oranı

esas alınarak (bkz. § 10) başvurucunun adli para cezasıyla cezalandırılmasına

karar verilmiştir. Ne var ki hüküm temyiz edilmiş ve zamanaşımı dolduğundan

kamu davasının düşmesine karar verilmiştir. Öte yandan ölenin yakınları

tarafından idare aleyhine maddi ve manevi alacak istemiyle dava açılmış, İdare

Mahkemesi ceza yargılamasında temin edilen raporları dikkate almadan, ATK Genel

Kurulundan almış olduğu rapora itibar ederek yukarıda açıklandığı üzere (bkz. §

16) başvurucunun kusur oranına göre ölenin yakınlarına tazminat ödenmesine

karar vermiştir.

50. İdare, ölenin yakınlarına ödenen tazminat nedeniyle kusurlu

işlemi yapan kişi sıfatıyla başvurucuya karşı Nevşehir 2. Asliye Hukuk

Mahkemesinde rücuen tazminat davası açmıştır.

Başvurucu, davanın yargılamasında daha önceden temin edilen bilirkişi raporlarını

kabul etmediğini bildirmiş, bu itirazlar üzerine mahkemece yeni bir bilirkişi

incelemesi yaptırılmıştır. Hâl böyle iken ilk derece mahkemesi 1593 sayılı

Kanun hükümleri uyarınca oluşturulan Yüksek

Sağlık Şûrasının tıbbi kusur durumunu değerlendirecek en son merci olduğu kanısıyla ceza

yargılaması sırasında bu kurulun 18-19/12/2008 tarihli toplantı sonunda verdiği

11967 sayılı kararındaki kusur oranını esas alarak başvurucuyu müteveffanın

yakınlarına ödenen tazminattan sorumlu tutmuştur.

51. Somut olayda ilk derece mahkemesi başvurucuyu ağır kusurlu

kabul etmekle birlikte hangi nedenle ağır kusurlu bulunduğu hususunda herhangi

bir değerlendirme yapmamış ve başkaca herhangi bir açıklama yapma gereği

görmeden 1593 sayılı Kanun hükmüne dayanarak Yüksek Sağlık Şurasının mesleki

kusurun belirlenmesinde en son merci olduğu kabulüyle bu Kurul tarafından

düzenlenen raporu esas alarak bir karar vermiştir. Başvurucunun genel

itibarıyla Yüksek Sağlık Şurası raporuna yönelik

itirazlarını da içeren temyiz isteğini inceleyen Yargıtay da kusur ve rapora

yönelik bir değerlendirme yapmadan ilk derece mahkemesi kararını onamıştır.

52. Dosya kapsamında özel ve teknik bilgi gerektiren ölüm olayı

nedeniyle farklı yargı mercileri tarafından yapılan yargılamalardaalınmış

çok sayıda bilirkişi ve kurul raporubulunmaktadır.

Kural olarak bu raporlardan birini somut olayın oluşumuna daha uygun görüp

diğerlerine üstün tutarak kabul etmek derece mahkemelerinin takdirindedir. Hâl

böyle iken ilk derece mahkemesi, ölüm olayının gerçekleşmesinde başvurucunun

rolüne ilişkin herhangi bir değerlendirme yapmadan ilgili raporu düzenleyen

Yüksek Sağlık Şurasının kuruluşuna dair 1593 sayılı Kanun'un mülga 10. ila 20.

maddelerine dayanarak hüküm kurmuştur. Anılan kanunun 10 ila 17. maddeleri Yüksek

Sağlık Şurasının oluşumu ve hangi alanlarda görev yapacağına ilişkin olup 18

ila 20. maddelerinin ise konuyla ilgisi bulunmamaktadır. Öte yandan hekimler

ile diğer sağlık mesleği mensupları hakkında ancak cezai konularda uygulama imkanıbulunanve Anayasa Mahkemesi'nin 3/6/2010 tarihli ve

E. 2009/69, K. 2010/79 sayılı kararıyla iptal edilen 1219 sayılı Kanun'un 75.

maddesine göreŞura kararları bağlayıcı olmayıp,

mahkemelerin bilirkişi görüşüne başvurma haklarının saklı tutulduğu da

gözetilmemiştir. Nitekim yürürlükte oldukları dönemde anılan kanunların ilgili

hükümlerini yorumlayan Yargıtayın hukuk ve ceza

Dairelerinin müstakar kararlarında (bkz. §§ 34-38) da Şura kararlarının

bağlayıcı olmadığı ifade edilmiştir. Bu hâlde ilk derece mahkemesinin gerekçesine

esas aldığı Yüksek Sağlık Şurası kararına hukuki

uyuşmazlıklarda öncelik veren herhangi bir kanun hükmünden söz edilemeyeceğindenkararın ilgili ve yeterli bir gerekçeye

dayandığının kabulü mümkün değildir.

53. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

54. Başvurucu; ölüm olayının başka bir hekim tarafından yapılan

tıbbi müdahale sonucunda gerçekleştiğini, kendisine atfedilebilecek herhangi

bir kusur bulunmadığını ve yargılama makamlarının ölüm olayının

gerçekleşmesinde kusuru bulunmadığına dair lehine olan bilirkişi raporlarını

dikkate almadan karar verdiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

55. Başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği

yönündeki yukarıdaki tespit dikkate alındığında Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki diğer şikâyetlerinin

kabul edilebilirliği ve esası hakkında ayrıca karar verilmesine gerek olmadığı

sonucuna varılmıştır.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

56. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

57. Başvurucu, ihlalin tespitiyle yargılamanın yenilenmesi

talebinde bulunmuştur.

58. Başvurucu, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

59. Başvuruda, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

60. Gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Nevşehir 2. Asliye Hukuk

Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

61. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğinin tespiti ile

kararın yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili yargı merciine gönderilmesine

hükmedilmesinin yeterli olacağı değerlendirildiğinden başvurucunun manevi

tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

62. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge

sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir.

63. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harçtan oluşan

yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

Nevşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2014/315, K.2014/481) GÖNDERİLMESİNE,

D. 226,90 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

10/5/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

YusufŞevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Heysem KOCAÇİNAR

Başvurucu

:

İsmet Fatih

TERZİOĞLU

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/14300, 10 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Ceza Davası
  7. B. İdareye Karşı Açılan
  8. C. Başvuruya Konu
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. A. Kanun Hükümleri
  11. B. Yargı İçtihatları
  12. V. İnceleme Ve Gerekçe
  13. A. Gerekçeli Karar
  14. B. Diğer İhlal İddiaları
  15. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  16. A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  17. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  18. C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin
  19. D. 226,90 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA
  20. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  21. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  22. Gökcan
  23. Hakyemez
  24. Terzioğlu
  25. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/14300
Tarih
10 Mayıs 2018

İlgili Kararlar

  • Cihat Özdemir Başvurusu (B. No: 2015/214)
  • Abdullah Ozan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/95)
  • Kemal Yasir Öztürk Başvurusu (B. No: 2015/7636)
  • Erol Balcı Başvurusu (B. No: 2015/7325)
  • Fahri Çalışkan Başvurusu (B. No: 2015/2119)
  • Cemal Şaliş Başvurusu (B. No: 2014/3316)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.