İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

İsmet Zeynep Cantaş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/847)

1. Başvurucular, maliki

Başvuru No2013/847Tarih22 Haziran 2015Okuma24 dk · 4.836 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm İsmet Zeynep Cantaş Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
22 Haziran 2015
Başvuru Numarası
2013/847
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.836 kelime·24 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular, maliki

oldukları taşınmazın kamulaştırılması nedeniyle açılan bedel tespiti ve tescil

davasında araziye gerçek değerinden düşük bir bedel tayin edilmesi, faize

hükmedilmemesi ve yargılamanın makul sürede bitirilmemesi nedenleriyle adil

yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat

talebinde bulunmuşlardır.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 29/1/2013 tarihinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci

Komisyonunca, 30/6/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

24/10/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına

gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığının 27/10/2014

tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda

sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. OLAYLAR

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucuların murisleri

adına tapuda kayıtlı taşınmazın da bulunduğu Ermenek ilçesinde, Enerji ve Tabii

Kaynaklar Bakanlığının 10/4/2002 tarih ve 1572 sayılı tasdikli projesi

kapsamında Ermenek Barajı ve Hidroelektrik Santrali (HES) tesisleri projesi ve

göl sahası inşaatı yapılması planlanmış ve 13/7/2006 tarihinde Devlet Su İşleri

Genel Müdürlüğünce (İdare) kamu yararı ve kamulaştırma kararı alınmıştır.

Bakanlar Kurulunun baraj ve HES projesine ilişkin 2009/14599 sayılı acele

kamulaştırma kararı 31/1/2009 tarih ve 27127 sayılı Resmi

Gazete'de yayımlanmıştır.

8. İdare, başvuruculara ait

taşınmaza acele kamulaştırma yoluyla el konulması ve kamulaştırma bedelinin

tespiti talebiyle dava açmıştır. Ermenek Asliye Hukuk Mahkemesi, 6/5/2009 tarih

ve E.2009/322, K.2009/388 sayılı kararı ile bilirkişi raporuna dayanarak el

koyma bedelini 6.889,27 TL olarak belirleyerek bedelin başvuruculara ödenmesine

ve taşınmaza acele el konulmasına karar vermiştir.

9. İdare tarafından 13/5/2010

tarihinde açılan kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın tescili davasında

Mahkeme, mahallinde keşif yapmış, bilirkişiler, taşınmazın özelliklerini

gözeterek ve 2010 yılı fiyat, masraf ve verim verilerini kullanarak taşınmazın

toplam değerini 25/11/2011 tarih ve E.2010/628, K.2011/782 sayılı kararı ile

255.320,69 TL olarak belirlemiş, bakiye 248.431,42 TL'nin başvuruculara

ödenmesine karar vermiştir.

10. Temyiz üzerine karar,

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 10/7/2012 tarih ve E.2012/7145, K.2012/8967

sayılı ilamı ile onanmıştır. Daire, 3/12/2012 tarih ve E.2012/12623,

K.2012/13628 sayılı ilamı ile karar düzeltme talebini reddetmiştir.

11. Anılan karar, başvuruculara

31/12/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir.

12. Başvurucular 29/1/2013

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

B. İlgili

Hukuk

13. 4/11/1983 tarih ve 2942

sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun “Kamulaştırma

bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili”

kenar başlıklı 10. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde

idare, … asliye hukuk mahkemesine müracaat eder ve taşınmaz malın kamulaştırma

bedelinin tespitiyle, … idare adına tesciline karar verilmesini ister.

Mahkeme, idarenin başvuru tarihinden itibaren en geç otuz

gün sonrası için belirlediği duruşma gününü, … taşınmaz malın malikine …

bildirerek duruşmaya katılmaya çağırır. Duruşma günü idareye de tebliğ olunur.

…

Mahkemece yapılan duruşmada tarafların bedelde

anlaşamamaları halinde hakim, en geç on gün içinde

keşif ve otuz gün sonrası için de duruşma günü tayin ederek, 15 inci maddede

sayılan bilirkişiler marifetiyle ve tüm ilgililerin huzurunda taşınmaz malın

değerini tespit için mahallinde keşif yapar…

Bilirkişiler, taraflar ve diğer ilgililerin beyanını da

dikkate alarak, 11 inci maddedeki esaslar doğrultusunda taşınmaz malın değerini

belirten raporlarını onbeş gün içinde mahkemeye

verirler. Mahkeme bu raporu, duruşma günü beklenmeksizin taraflara tebliğ eder.

Yapılacak duruşmaya hakim, taraflar veya vekillerini

ve bilirkişileri çağırır. Bu duruşmada tarafların bilirkişi raporlarına varsa

itirazları dinlenir ve bilirkişilerin bu itirazlara karşı beyanları alınır.

Tarafların bedelde anlaşamamaları halinde gerektiğinde hakim tarafından onbeş gün içinde

sonuçlandırılmak üzere yeni bir bilirkişi kurulu tayin edilir ve hakim,

tarafların ve bilirkişilerin rapor veya raporları ile beyanlarından

yararlanarak adil ve hakkaniyete uygun bir kamulaştırma bedeli tespit eder.

Mahkemece tespit edilen bu bedel, taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakkının

kamulaştırılma bedelidir. … İdarece, kamulaştırma bedelinin hak sahibi adına

yatırıldığına … dair makbuzun ibrazı halinde mahkemece, taşınmaz malın idare

adına tesciline ve kamulaştırma bedelinin hak sahibine ödenmesine karar verilir

ve bu karar, tapu dairesine ve paranın yatırıldığı bankaya bildirilir. Tescil

hükmü kesin olup tarafların bedele ilişkin temyiz hakları saklıdır.

(Ek fıkra: 11/04/2013-6459 S.K./6. md) Kamulaştırma

bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması

hâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz

işletilir.

…

14 üncü maddede belirtilen süre içinde, kamulaştırma

işlemine karşı hak sahipleri tarafından idari yargıda iptal davası açılması ve

idari yargı mahkemelerince de yürütmenin durdurulması kararı verilmesi halinde

mahkemece, idari yargıda açılan dava bekletici mesele kabul edilerek bunun sonucuna

göre işlem yapılır.

…”

14. 2942 sayılı Kanun’un

24/4/2001 tarih ve 4650 sayılı Kanunla değişik 11. maddesinin üçüncü fıkrası

şöyledir:

“Taşınmaz malın değerinin tespitinde, kamulaştırmayı

gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer artışları ile

ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kâr dikkate

alınmaz.”

15. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul

ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir

biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

16. Mahkemenin 22/6/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucuların 29/1/2013 tarih ve 2013/847

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

17. Başvurucular, maliki

oldukları taşınmazın idarece kamulaştırılması işlemleri sırasında idarenin

taşınmaza hemen ihtiyacı olduğunu belirterek 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca

değer tespiti yapılması ve el konulması talebiyle açtıkları davada taşınmazın

değerinin tespit edildiğini, buna karşın idarenin, yasal süresi içerisinde 2942

sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca kamulaştırma davasını açmadığını, AİHM

kriterlerine göre bedel tespiti ile kamulaştırma işlemi arasında geçmesi

gerekli makul sürenin aşıldığını, bilirkişice kamulaştırma bedeli tespit

edilirken yalnızca taşınmazın bulunduğu ilçenin verileri dikkate alınarak hesap

yapılması gerekli olduğu halde, komşu ilçelerin tarım müdürlüğü verileri de

dikkate alınarak hesap yapıldığını, kamulaştırma işlemi nedeniyle mülkiyet

haklarına yapılan müdahalenin ve tespit edilen bedelin orantılı olmadığını,

uygulanması gerekli faizin düşük hesaplandığını, aynı mahkemenin benzer kararlarında

yerleşik Yargıtay uygulamasını da dikkate alarak bedel tespiti yaptığı halde,

kendilerine ait taşınmazın değerini eksik hesap ettiğini, acele kamulaştırma

sonrasında taşınmaz su altında kaldığından delillerin yok edildiğini

belirterek, Anayasa’nın 35., 36. ve 46. maddelerinde tanımlanan haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüş ve maddi tazminat talebinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

18. Başvurucular, somut

başvuruya konu bedel tespiti ve tescil davasıyla ilgili yukarıda sıralanan

şikâyetleri nedeniyle Anayasa’nın 35., 36. ve 46. maddelerinde tanımlanan

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir. Anayasa Mahkemesi,

başvurucuların ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlı olmayıp,

somut dava ve buna bağlı olayların özelliklerine göre olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder.

19. Başvurucular, diğer

ilçelerde kamulaştırma bedelinin tespitinde sadece ilçe tarım müdürlüğü

verileri dikkate alınıp bedel tespiti yapılırken Ermenek ilçesindeki taşınmazlarda

Ermenek ilçesiyle birlikte çevre ilçeler ile Karaman ili tarım müdürlükleri

verilerinin ortalamasının “mevki”

olarak değerlendirilip bedel tespitinde kullanılmasının mülkiyet ve adil

yargılanma haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüşlerse de başvurucuların bahse

konu şikâyetinin özünün mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanunilik şartını

ihlal ettiği iddiası olduğu anlaşıldığından bu konuda ayrıca adil yargılanma

(hakkaniyete uygun yargılanma) hakkı yönünden inceleme yapılmasına gerek

görülmemiştir.

20. Başvurucuların kamulaştırma

bedeline faiz uygulanmadığı yönündeki şikâyetleri mülkiyet hakkında ölçülülük

ilkesi yönünden, yargılamanın olması gerekenden uzun sürmesine dair şikâyetleri

makul sürede yargılanma hakkı yönünden incelenecektir. Başvurucuların

delillerin yok edilmesine yönelik şikâyetleri ise ayrıca incelenecektir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın

Makul Sürede Sonuçlandırılmadığı İddiası

21. Başvurucular, 2942 sayılı

Kanun’un 10. maddesine göre 105 günde tamamlanması gereken kamulaştırma

bedelinin tespiti davasının daha uzun sürede tamamlandığını belirterek makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

22. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

23. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”

kenar başlıklı 141. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

24. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma

hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

25. Makul sürede yargılanma

hakkı adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, davaların makul sürede

sonuçlandırılması da yargının görevidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 39).

26. Makul süre incelemesinde;

yargılamaya intikal eden maddi vakıalar ve ispat araçlarından oluşan dava

malzemesinin veya uygulanacak hukuk kurallarının karmaşık olması; tarafların

genel olarak yargılama sürecindeki tutumları; yargılama sürecinin uzamasındaki

etkileri ve usuli haklarını kullanırken gereken

dikkat ve özeni gösterip göstermedikleri; yargı makamları yanında dava

süreciyle ilgili kamu gücü kullanan tüm devlet organlarına atfedilebilir

yapısal sorunlar ve organizasyon eksikliğinden kaynaklanan bir gecikme olup

olmadığı ve yargılamanın süratle sonuçlandırılması hususunda gerekli özenin

gösterilip gösterilmediği; başvurucu için hukuki korumanın bir an önce

gerçekleştirilmesindeki yararının ne olduğu gibi davanın niteliği ve niceliğine

ilişkin birçok hususun birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekmektedir

(B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 58).

27. Taraflar için 2942 sayılı

Kanun’un 10. maddesinde kamulaştırma bedelinin tespiti davalarının

sonuçlandırılması için öngörülen süreler mahkemelere yönelik süreler olduğundan

düzenleyici nitelikte olup, mahkemeler bu sürede davayı sonuçlandıramasalar da

daha sonra verdikleri kararların geçerli olduğunda şüphe yoktur. 2942 sayılı

Kanun’un gereği yapılması gereken duruşmalar ve duruşma aralıkları, bilirkişi

raporlarının beklenmesi ve tebligat işlemleri göz önünde bulundurulduğunda, bu

sürelerin aşılabileceği görülmektedir (B. No: 2013/817, 19/12/2013, §§ 47- 48).

28. Nitekim AİHM de, benzer şekildeki düzenleyici sürelerin yargılama

süresini kısaltma amacı taşıdığını vurgulamaktadır. AİHM, ulusal mahkemelerin

yasal süreye riayetlerine ilişkin yerel mevzuatı nasıl yorumladıklarını ve

uyguladıklarını denetlemenin görevi olmadığını belirterek davaların “makul süre” içerisinde sonuçlanıp

sonuçlanmadığını tespit etmek amacıyla yargılama süresinin bütününü ele almakta

ve bu sürenin Sözleşme’nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasına uygun olup

olmadığıyla sınırlı bir inceleme yapmaktadır. (Bkz., Çalık/Türkiye, B. No: 3675/07, 31/8/2010; Dildirim ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 42927/10,

12/3/2013).

29. Başvuru konusu olayda, idare

tarafından 13/5/2010 tarihinde açılan kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil

davasında Mahkeme, yaklaşık 18 ay sonra 25/11/2011 tarihinde davanın kabulüne

karar vermiş, taraflarca temyiz edilen karar Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin

10/7/2012 tarihli ilamı ile onanmış, karar düzeltme talebi ise aynı Dairenin

3/12/2012 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Başvuruya konu kamulaştırma

bedelinin tespiti davasında ilk derece mahkemesi ve temyiz mahkemesinin ihtilaf

konusu olayla ilgili tutumunun özel bir karmaşıklık göstermediği, yargılamanın

iki dereceli yargılama prosedüründe toplam 30 ay sürdüğü, ilk derece

mahkemesinin bu süre zarfında, başvurucunun ve idarenin iddialarına ilişkin

karar vermek için davanın esasını incelediği, bedel tespitine esas verileri

topladığı, bilirkişi görüşüne başvurduğu, taraflara itiraz için süre verdiği,

tarafların itirazlarını dikkate aldığı, davanın temyiz ve karar düzeltme

incelemesinin 12 ayda tamamlandığı görülmüş ve yargılama süresinin bütünü

dikkate alındığında mahkemeler nezdinde başvurucunun haklarını ihlal edecek

şekilde gecikme olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

30. Açıklanan nedenlerle,

başvurucuların makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının "açıkça dayanaktan yoksun olması"

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Delillerin Yok Edilmesine Yönelik Şikâyetler

31. Başvurucular taşınmazın

baraj gölü altında kalması nedeniyle delillerin yok edildiğini belirterek, adil

yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

32. 6216 sayılı Kanun'un, 'Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları

ve incelenmesi' kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

33. 6216 sayılı Kanun'un 47.

maddesinin (3) numaralı, 48. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ile

İçtüzüğün 59. maddesinin ilgili fıkraları uyarınca Anayasa Mahkemesine başvuru

konusu olaylarla ilgili delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki

iddialarını ve dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal edildiğine

dair açıklamalarda bulunarak iddialarını kanıtlamak başvurucuya düşer (B. No: 2013/276,

9/1/2014, § 19).

34. Başvurucunun, kamu gücünün işlem,

eylem ya da ihmali nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü hak ve özgürlük ile

dayanılan Anayasa hükümlerini, ihlal gerekçelerini, dayanılan deliller ile

ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararların neler olduğunu başvuru

dilekçesinde belirtmesi şarttır. Başvuru dilekçesinde kamu gücünün ihlale neden

olduğu iddia edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair olayların tarih sırasına

göre özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklerden

hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve deliller

açıklanmalıdır (B. No: 2013/276, 9/1/2014, § 20).

35. Yukarıda belirtilen koşullar

yerine getirilmediği takdirde Anayasa Mahkemesi başvuruyu açıkça dayanaktan

yoksun olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulabilir. İddiaların dayanaktan

yoksun olmadığı konusunda Anayasa Mahkemesinin ikna edilmesi, başvurucu

tarafından ileri sürülen iddiaların niteliğine bağlıdır. Başvurucunun

başlangıçta, başvuru hakkında kabul edilemezlik kararı verilmesini önlemek için

başvuru formu ve eklerinde iddialarını destekleyici belgeleri sunması, kamu

gücünün ihlale neden olduğunu iddia ettiği hak ve özgürlüklere ilişkin gerekli

açıklamaları yapması zorunludur (B. No: 2013/276, 9/1/2014, § 23).

36. Somut başvuruda acele

kamulaştırma kararı ile başvuruculara ait taşınmazda baraj yapımına başlanmış

ve taşınmaz baraj gölünün baraj gölü altında kalmıştır. Mahkeme acele

kamulaştırma davasında taşınmazda bilirkişiler eşliğinde keşif yapmış ve

hazırlanan bilirkişi raporu doğrultusunda acele kamulaştırma bedelini tayin

etmiştir. Aynı Mahkeme bedel tespiti davasında da keşif yapmış, ancak

taşınmazın baraj gölü sularının altında kaldığı tespit edilmiştir. Her iki

davayı da aynı Mahkeme karara bağladığından ve Mahkeme acele kamulaştırma

davasında keşif yaparak delilleri (taşınmazın özelliklerini) tespit ettiğinden

delillerin Mahkemece değerlendirilememesi söz konusu değildir. Ayrıca bedel

tespiti davalarında dava tarihine göre taşınmazın özellikleri göz önünde

bulundurularak taşınmazın bulunduğu bölgenin (mevkinin)

tarımsal getiri verilerine göre bedel tespiti yapıldığından delil olarak kabul

edilen verilerin yok edilmesi mümkün de değildir. Başvurucular delillerin yok

edildiği iddialarını taşınmazın su altında kalmasına bağlamakta, ancak bedel

tespiti davasında davanın sonucunu etkileyecek hangi delilin yok edildiğini

açıklamamaktadırlar.

37. Anayasa Mahkemesine yapılan

bireysel başvurularda başvurucuların, ihlal edildiğini iddia ettikleri Anayasa

hükmü ile somut başvuruya konu olaylar arasında ilişki kurarak açıklamalarda

bulunmaları ve iddialarını delillendirerek

kanıtlamaları gerekmektedir. Somut başvuruda başvurucuların yukarıda sayılan

koşulları yerine getirmeyerek iddialarını temellendirmediği anlaşılmaktadır.

38. Açıklanan nedenlerle,

başvurucular tarafından ileri sürülen ihlal iddialarının başvurucular

tarafından kanıtlanamamış olması nedeniyle, başvurunun bu kısmıyla ilgili

olarak, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin "açıkça dayanaktan yoksun olması"

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Mülkiyet Hakkının

İhlali İddiası

i. Bedel Tespitiyle

İlgili Şikâyetler Yönünden

39. Başvurucular, kamulaştırma

bedelinin tespiti ve tescili davasında taşınmazın rayiç değerinin, 2942 sayılı

Kanun’un 11. maddesinin (f) bendine aykırı şekilde taşınmazın bulunduğu Ermenek

ilçesi yanında komşu ilçeler ile Karaman ili tarım müdürlükleri verilerinin

ortalaması kullanılarak olması gerekenden düşük belirlendiğini, başka ilçelerde

yapılan kamulaştırmalarda ilçe verileri kullanılırken Ermenek ilçesinde çevre

ilçelerin ve bağlı olunan ilin verilerinin de kullanılması nedeniyle eşitlik

ilkesine aykırı hüküm tesis edildiğini belirterek, mülkiyet hakkının ve hak

arama hürriyetlerinin ihlal edildiğini iddia etmişlerdir. Başvurucular,

kendilerine Anayasa’nın 10. maddesinin ilk fıkrasında sayılan hangi nedene

dayalı olarak veya hangi sebeple ayrı muamele yapıldığından bahsetmemişlerdir.

Başvurucular esas olarak diğer ilçelerde kamulaştırma bedelinin tespitinde

sadece ilçe tarım müdürlüğü verileri dikkate alınıp bedel tespiti yapılırken

Ermenek ilçesindeki taşınmazlarda Ermenek ilçesiyle birlikte çevre ilçeler ile

Karaman ili tarım müdürlükleri verilerinin ortalamasının “mevki” olarak değerlendirilip bedel

tespitinde kullanılmasından şikâyetçi olmaktadır. Bu durumda başvurucuların

şikâyetinin özünün mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanunilik şartını ihlal

ettiği iddiası olduğu anlaşıldığından konu mülkiyet hakkı kapsamında incelenmiş

ve hak arama hürriyeti ile eşitlik ilkesi yönünden ayrıca inceleme yapılmasına

gerek görülmemiştir.

40. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

41. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan kamulaştırılan taşınmazın gerçek değerinin ödenmesi talebi,

Anayasa’nın 35. maddesinde yer alan mülkiyet hakkının kapsamına dâhildir.

Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının mutlak bir hak olmadığı ve kamu

yararı amacıyla sınırlandırılabileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 13. maddesi

temel hak ve hürriyetleri sınırlandırmada genel ilkeleri tespit ederken Devlet

ve kamu tüzel kişilerine özel mülkiyette bulunan taşınmazları kamulaştırma

yetkisi veren ve kamulaştırma ilkelerini belirleyen Anayasa’nın 46. maddesi

mülkiyet hakkının sınırlandırılmasına ilişkin özel hükümler içermektedir.

Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, başvurucuların bahsedilen talebinin

değerlendirilmesinde Anayasa’nın 35. maddesiyle birlikte 13. ve 46.

maddelerinin de göz önünde bulundurulması gerekmektedir (B. No: 2013/817,

19/12/2013, § 28).

42. 2942 sayılı Kanunun 11.

maddesinin (f) bendinde “mevki”

kelimesi kullanılmıştır. Mevki kelimesinin benzer iklim koşulları ve arazi

yapısı nedeniyle benzer özelliklere sahip geniş toprak parçaları anlamında

kullanıldığı anlaşılmaktadır. Mevki veya diğer adıyla mahal kelimesi her zaman

ilçe düzeyinde bir alan anlamına gelmeyebilmektedir. Bazı toprak, iklim ve

coğrafi koşullarda bulunan bölgelerde mevkii veya mahal, ilçe düzeyinden de

küçük bir arazi alanı olabileceği gibi bazı durumlarda da daha geniş toprak

parçaları bir mevki veya mahal olarak tanımlanabilir. Bunun yanında mevki ve

şartlar sadece değerlendirmeye alınacak alanın il veya ilçe düzeyinde olmasıyla

bağlantılı olmayıp, toprağın yapısı, arazinin sulanıp sulanmadığı, arazinin eğimi

gibi pek çok faktör, mevki ve şartlar kavramı çerçevesinde değerlendirmeye tabi

tutulmaktadır (B. No: 2012/1246, 6/2/2014, § §64, 65-70).

43. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi,

25/5/2006 tarih ve E.2006/3897, K.2006/4360 sayılı kararıyla, Ermenek ilçesinde

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 10/4/2002 tarihinde onaylanan proje

kapsamında Ermenek’te baraj, HES tesisleri ve göl sahası inşaatı yapılması ilan

edildikten sonraki dönemde tarım ilçe müdürlüğünün önceki yıllarda sabit bir

seyir izleyen tarımsal getiri verilerinin günlük hayatın olağan akışıyla

bağdaşmayacak şekilde ve anlaşılamayacak derecede arttırıldığını dile getirerek

2003 yılı sonrasında kamulaştırmalarda bu ilçe verileri yanında çevre ilçeler

ile Karaman İlinin kullanıma uygun verilerinin ortalamasının bedel tespitinde

kullanılmasını içtihat olarak benimsemiştir.

44. 2006 yılından beri

istikrarlı olarak uygulanan bu yöntem bireyler için erişilebilir ve bilinebilir

olup başvuru konusu olayda 2010 yılında açılan kamulaştırma bedelinin tespiti

davasında başvurucu açısından bahsedilen yerleşik içtihat öngörülebilir

durumdadır.

45. Açıklanan nedenlerle,

başvurucuların bedel tespitiyle ilgili şikâyetler yönünden mülkiyet haklarının

ihlal edildiği iddialarının açık ve görünür bir ihlalin bulunmaması nedeniyle “açıkça dayanaktan yoksun” olduğuna karar

verilmesi gerekir.

ii. Kamulaştırma Bedeline Faiz Ödenmemesi Şikâyeti Yönünden

46. Başvurucuların kamulaştırma

bedeline faiz ödenmemesi nedeniyle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına

alınan mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddialarının, açıkça dayanaktan

yoksun olmadığına, başka bir kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığından kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas İnceleme

47. Başvurucular, dava tarihine

göre belirlenen bedele faiz ödenmemesi nedeniyle almaları gereken bedelin

değerinde azalma olduğundan şikâyet etmekte ve geç ödenen kamulaştırma bedeline

Anayasa’nın 46. maddesinde yer alan kamu alacaklarına uygulanan en yüksek

faizin (gecikme faizinin) uygulanması gerektiğini iddia etmektedirler.

48. Anayasa’nın “Mülkiyet hakkı” kenar başlıklı 35.

maddesi şöyledir:

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu

yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının

kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”

49. Anayasa'nın “Kamulaştırma” kenar başlıklı 46. maddesi

şöyledir:

“Devlet ve kamu tüzelkişileri; kamu yararının gerektirdiği

hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan

taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve

usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya

yetkilidir.

Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan artırım bedeli

nakden ve peşin olarak ödenir. … Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği bu

hallerde, taksitlendirme süresi beş yılı aşamaz; bu takdirde taksitler eşit

olarak ödenir.

…

İkinci fıkrada öngörülen taksitlendirmelerde ve herhangi bir

sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için öngörülen en

yüksek faiz uygulanır.”

50. Anayasa'nın “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” kenar

başlıklı 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca

Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,

demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük

ilkesine aykırı olamaz.”

51. Anayasa’nın 46. maddesindeki

düzenlemeye göre; kamulaştırma bedeli nakden ve peşin olarak ödenmelidir. Ancak

tarım reformunun uygulanması, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskân

projelerinin gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların

korunması ve turizm amacıyla kamulaştırılan toprakların bedellerinin ödenmesi

taksitlendirilebilmektedir. Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği bu hallerde

ve herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde devlet alacaklarına

uygulanan en yüksek faiz işletilebilir. Yargıtayın

istikrar kazanan içtihatlarına göre de Anayasa’nın 46. maddesinde öngörülen

faiz oranı ancak kesinleşip de ödenmeyen kamulaştırma bedelleri için

işletilebilir (Bkz. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E.2002/7971, K.2002/9752,

15/10/2002). Dolayısıyla dava sonunda tespit edilen kamulaştırma bedelinin dava

tarihinden itibaren devlet alacaklarına uygulanan en yüksek faizle ödenmesi

talebinin yasal bir dayanağı veya yargı kararlarıyla oluşmuş ve istikrar kazanmış

bir uygulaması bulunmamaktadır (B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 50).

52. 2942 sayılı Kanun’un 10. ve

11. maddeleri gereğince tarafların kamulaştırma kararı sonrasında bedel

hususunda anlaşamamaları halinde taşınmazın bedeli adil ve hakkaniyete uygun

bir şekilde mahkemece dava tarihi itibarıyla tespit edilmelidir. Değer

tespitinin dava tarihine göre yapılması, Kanun gereği olduğu gibi dava

sürecinde taşınmazın değerinde meydana gelecek artış veya azalışların bedele

etki etmemesi ve bu şekilde bedel tespitine belirlilik kazandırmanın da

gereğidir. Aksi hâlde taşınmazın değeri uzun süren davalarda artabileceği gibi

azalabileceğinden, idare veya vatandaşlara olumsuz etkide bulunabilir. Ancak bu

durum taşınmazın gerçek değerinin enflasyon karşısında korunması için dava

tarihine göre belirlenen bedele faiz işletilmesine mani

değildir (B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 52).

53. Nitekim kanun koyucu

bahsedilen husustaki yasal eksikliği gidermek ve kamulaştırma bedelinin tespiti

davalarında davanın zamanında sonuçlandırılamaması halinde yargılama sürecinde

kamulaştırma bedelinin enflasyon etkisiyle uğrayacağı değer kaybını telafi

ederek benzer mağduriyetlerin önlenmesi maksadıyla 11/4/2013 tarih ve 6459

sayılı Kanun’un 6. maddesiyle 2942 sayılı Kanun’un 10. maddesine ek fıkra

ekleyerek “Kamulaştırma bedelinin tespiti

için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması hâlinde, tespit edilen

bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz işletilir.”

hükmünü getirmiş ve zamanında sonuçlandırılamayan kamulaştırma bedelinin

tespiti davalarında ödemenin yapıldığı tarihe kadar kamulaştırma bedeline faiz

ödenmesi imkânını tanımıştır (B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 53).

54. Somut başvuruya konu

kamulaştırma işleminde ise dava, bahsedilen kanun hükmünün yürürlüğe giriş

tarihinden önce sonuçlandığından yasal faiz ödemesi yapılmamıştır. Bu durumda

kamulaştırma sürecinde kamu yararına ulaşmak için kullanılan yöntemler ile

izlenen amaç arasında makul bir orantılılığın ve mülkünden mahrum bırakılan

başvurucuların üzerine orantısız ve aşırı bir yük yüklenip yüklenmediğinin

araştırılması gerekmektedir.

55. Somut olayda, başvurucuların

taşınmazının Ermenek Barajı ve HES yapılması amacıyla DSİ kararıyla

kamulaştırıldığı ve kamulaştırma sürecinin 2942 sayılı Kanun’a göre

sürdürülerek sonuçlandırıldığı görülmektedir. Bu durumda mülkiyetten yoksun

bırakmanın meşru amacının bulunduğu ve kanuna uygun olarak yapıldığı

anlaşıldığından başvurucunun faiz ödenmemesine yönelik şikâyeti Anayasa’nın 35.

maddesi kapsamında ölçülülük ilkesi yönünden incelenecektir. Başvurucunun

mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin orantılı olabilmesi için ödenen tutarların

enflasyonun etkilerinden arındırılarak güncelleştirilmesi, yani kamulaştırma

tarihi ile ödeme tarihi arasında geçen süredeki hissedilir değer kaybını telafi

edecek biçimde faiz uygulanması gerekir. (Scordino/İtalya (no:1), B. No: 36813/97, 29/3/2006, § 258).

56. Başvuru konusu davada

Mahkeme tarafından belirlenen kamulaştırma bedeli başvurucu adına banka

hesabına peşin olarak yatırılmıştır. Bu durumda başvurucunun kamulaştırma

bedeline devletin alacakları için öngörülen en yüksek faizin uygulanması

talebinin Anayasa’nın 46. maddesi kapsamında yasal dayanağı bulunmamaktadır.

(Benzer yönde AİHM kararı için bkz., Yetiş/Türkiye,

B. No: 40349/05, 6/7/2010, § 44).

57. Bununla birlikte kamu

kurumları uzun süren kamulaştırma bedelinin tespiti davalarında faiz ödemeyerek

bireylerin almaları gereken bedelin enflasyon karşısında aşınmasına neden olmaktadırlar.

Bu durumda taşınmazı kamulaştırılan kişilere ödenen kamulaştırma bedelinin

kişinin uğradığı zararı telafi edebilmesi için taşınmazın gerçek karşılığı

olması yanında ayrıca ödenen bedelin tespitinde esas alınan tarih ile ödeme

tarihi arasında geçen dönemde gerçekleşen enflasyona nispetle hissedilir

derecede değer kaybetmemiş olması gerekir (B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 59).

58. Bir eşyanın devir

tarihindeki bedelinin daha sonra ödenmesi durumunda arada geçen sürede

enflasyon nedeni ile paranın değerinde oluşan hissedilir aşınma ile mülkiyetin

gerçek değeri azaldığı gibi bu bedelin tasarruf veya yatırım aracı olarak

getirisinden yararlanmak imkânı da bulunmamaktadır. Bu şekilde kişiler mülkiyet

haklarından mahrum edilerek haksızlığa uğratılmaktadır (AYM, E.2008/58,

K.2011/37, 10/2/2011).

59. Bu çerçevede AİHM,

Türkiye’de kamulaştırma bedellerinin geç ödenmesi ve enflasyon sonucu bedelin

değerinde aşınma olması ile arada geçen sürede bedele faiz ödenerek durumun

telafi edilmemesi veya ödenen faizin enflasyonun oldukça altında olması sonucu

tespit edilen bedelin değerini koruyucu nitelikte olmaması nedenleriyle birçok

davada başvuranların üzerinde meşru kamu yararıyla haklı gösterilemeyecek

orantısız ve aşırı bir yük bindiği ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği

sonucuna varmıştır (Aka/Türkiye,

B. No: 19639/92, 23/12/1998, § 48-50; Akkuş/Türkiye,

B. No: 19263/92, 9/7/1997, § 28-31; Yetiş/Türkiye,

B. No: 40349/05, 6/7/2010, § 57-60).

60. Devlet tarafından ödenecek

bir bedelin enflasyon karşısındaki değer kayıplarında AİHM, ikili bir ayrıma

gitmektedir. Mahkemelerce belirlenmiş bir para alacağının ödenmemesi halinde

daha katı bir tutum sergileyerek %5’e kadar değer kayıplarını hesaplama

faktörlerindeki değişkenlerle ilgili kabul etmektedir (bkz., Arabacı/Türkiye, B. No: 65714/01,

7/3/2002). Çünkü burada ödemelerin geç yapılması, mahkeme kararlarının icra

edilmesi ile ilgili bir sorundur. Bunun yanında mahkemelerde geçen yargılama

süresindeki enflasyon nedeniyle kamulaştırma bedelinin değer kaybında ise

meydana gelen farkın tazminatın belirlenmesi yönteminden kaynaklandığı ve bu

konuda ulusal yargıcın belirli bir takdir imkânı olduğu gerekçesiyle daha esnek

yorumlamakta bu farkın başvurucular açısından aşırı bir yük getirip

getirmediğini inceleyerek karar vermektedir. Örneğin bahsedilen şekilde

incelediği bir davada AİHM, %10,74’lük bir değer kaybının aşırı bir yük

getirmediğine karar vermiştir (bkz. Güleç ve

Armut/Türkiye, B. No: 25/969/09, 16/11/2010).

61. Başvuru konusu davada

10/5/2010 tarihi değerlerine göre tespit edilen 255.320,69 TL kamulaştırma

bedeli, iki aşamada ödenmiştir. İlk aşamada açılan acele el koyma davasında

Mahkeme tarafından 6/5/2009 tarihinde taşınmaza davacı idare adına acele el

konulmasına ve 6.889,27 TL’nin başvuruculara ödenmesine karar verilmiştir.

İkinci aşamada ise 10/5/2010 tarihinde açılan bedel tespiti ve tescil davası

sonunda aynı Mahkeme tarafından 25/11/2011 tarihli kararla dava tarihine göre

tespit edilen 255.320,69 TL kamulaştırma bedelinin, daha önce el atma kararı

sonrasında başvuruculara ödenen kısmının mahsup edilerek kalan 248.431,42

TL’nin başvuruculara ödenmesine karar verilmiştir.

62. Yapılan incelemede

başvurucuların mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülü olup olmadığı

hususunda bir sonuca varmak için mahkemece tespit edilen gerçek değer ile

başvuruculara yapılan ödemelerin enflasyon etkisi arındırılmış sonuçlarının

karşılaştırılması gerekmektedir. Elde edilmek istenen kamu yararı ile

başvurucuların mülkünden mahrum kalması arasında makul dengenin sağlanıp

sağlanmadığını ve müdahalenin ölçülü olup olmadığını tespit etmede önemli olan,

yapılan ödemelerin değer kaybının toplam bedele oranı üzerinden başvurucunun

maruz kaldığı yükü belirlemektir. Bunun yerine değer kaybını her bir ödeme için

ayrı ayrı hesaplamak yanıltıcı sonuçlara neden olabilmektedir.

63. Bedel tespiti sonrası, el

koyma kararıyla ödenmiş olan bedel mahsup edilerek ödenen 248.431,42 TL’nin

dava tarihi ile ödeme tarihi arasındaki enflasyon nedeniyle değer kaybı %12,17 olmakla

birlikte bu değer kaybının gerçek bedel olan toplam kamulaştırma bedeline oranı

ise %11,8’dir. Başvuruculara dava tarihine göre belirlenerek ödenen 248.431,42

TL kamulaştırma bedelinin ödeme tarihinde Merkez Bankası verileri kullanılarak

enflasyon karşısında değer kaybı giderilmiş karşılığı 278.655,00 TL’dir. Bir

diğer ifadeyle kamulaştırma bedelinin uğradığı değer kaybını telafi edecek fark

30.223,58 TL’dir.

64. Yukarıdaki unsurlara

bakarak, kamulaştırma bedelinin dava açıldığı tarihteki değeri ile ödendiği

tarihteki değeri arasında gözlemlenen farkın kamulaştırma bedeline faiz

eklenmemesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Ödenmeyen bu fark, bireyin

mülkiyet hakkının korunması ile kamu yararı arasında olması gereken adil

dengeyi bozarak, Anayasa’da yer alan ölçülülük ilkesine aykırı bir şekilde

başvurucu üzerine orantısız ve aşırı bir yük binmesine sebep olarak

başvurucuların mülkiyet hakkını ihlal etmektedir (Benzer yöndeki AİHM kararı

için bkz. Yetiş/Türkiye, B. No:

40349/05, 6/7/2010, § 56).

65. Başvurunun değerlendirilmesi

neticesinde, başvuruya konu kamulaştırma bedelinin tespiti davasının 13/5/2010

tarihli dilekçeyle açıldığı ve Mahkeme tarafından bu tarih esas alınarak

belirlenen bedelin 18 ay sonra Mahkemenin 25/11/2011 tarihli kararıyla

başvuruculara faiz işletilmeksizin ödendiği, bu süre zarfında Merkez Bankası

verilerine göre enflasyonda meydana gelen artışın toplam bedele oranla uğradığı

değer kaybının % 11,83 olduğu, bahsedilen değer kaybı oranı dikkate

alındığında, başvurucuların üzerine idarenin ulaşmak istediği meşru kamu yararı

ile haklı gösterilemeyecek şekilde orantısız ve aşırı yük yüklediği sonucuna

ulaşılmıştır.

66. Belirtilen nedenlerle,

kamulaştırma bedeline faiz ödenmemesi nedeniyle başvurucuların Anayasa’nın 35.

maddesinde güvence altına alınan mülkiyet haklarının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanunun 50. maddesi

Yönünden

67. Başvurucular, kamulaştırılan

taşınmazlarının bedelinin dava tarihi esas alınarak belirlenmesi ve faize hükmedilmemesi

nedenleriyle 248.431,42 TL’ye kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek banka

mevduat faizi üzerinden hesaplanacak bedelin maddi tazminat olarak ödenmesini

talep etmişlerdir.

68. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

69. Başvurucular tarafından

yalnızca maddi ve manevi tazminat

talebinde bulunulmuş olup, başvuruda Anayasa’nın 35. maddesinin ihlal edildiği

tespit edilmiştir.

70. Dava dilekçesinin verildiği

tarihe göre belirlenen kamulaştırma bedelinin 18 ay süren dava sonunda faiz

işletilmeden başvuruculara ödenmesi sonucu kamulaştırma bedelinde bu sürede

toplam bedele oranla %11,83 oranında enflasyon nedeniyle ciddi bir değer kaybı

oluştuğu, bu durumun başvurucular üzerine idarenin ulaşmak istediği meşru kamu

yararı ile haklı gösterilemeyecek şekilde orantısız ve aşırı yük binmesine

neden olduğu dikkate alınarak bahsedilen maddi değer kaybını telafi edebilmek

için kamulaştırma bedeline enflasyon oranında faiz işletilerek başvuruculara 30.223,58

TL maddi tazminatın müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekmektedir.

71. Başvurucular tarafından

yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00

TL vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin başvuruculara

müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Açıklanan

nedenlerle;

A. Başvurucuların,

1.

Yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle adil yargılanma

haklarının ihlal edildiği iddiasının "açıkça

dayanaktan yoksun olması"

2. Delillerin

yok edilmesine yönelik şikâyetlerinin, "açıkça

dayanaktan yoksun olması"

3.

Bedel tespitiyle ilgili şikâyetler yönünden mülkiyet haklarının ihlal edildiği

iddiasının "açıkça dayanaktan yoksun

olması"

Nedenleriyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4.

Kamulaştırma bedeline faiz ödenmemesi nedeniyle Anayasa’nın 35. maddesinde

güvence altına alınan mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Kamulaştırma bedeline faiz ödenmemesi nedeniyle Anayasa’nın 35.

maddesinde güvence altına alınan mülkiyet haklarının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvuruculara net 30.223,58 TL maddi

tazminatın müştereken ÖDENMESİNE,

D. Başvurucuların tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

E. Başvurucular tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

G. Kararın bir örneğinin Ermenek Asliye Hukuk Mahkemesine

gönderilmesine,

22/6/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi

DURSUN

Erdal TERCAN

Hasan Tahsin GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Raportör

:

Aliye YILDIZ VARSIN

Başvurucular

:

1. İsmet Zeynep CANTAŞ

2. Ayşe Nursan ÖZBİNGÖLLÜ

3. Selma BAHÇEEVLİ

4. Zehra Günsel ÖZEN

5. Fatma Evin SÖNMEZ

6. Ahmet Naci EKŞİOĞLU

7. Yasemin GÖKSU

8. Hatice Kıvanç ÇUMRALI

9. Rabia ÖZTAŞ

10. Hatice Meral EKŞİOĞLU

11. Fatma Nihal EKŞİOĞLU

12. Reşit KESKİN

13. Mehmet Fatih EKŞİOĞLU

14. Hulusi TÜZÜN

15. Mustafa Kamil Güngör

GÖKSU

16. Aydan KİNGİR 17. Gülgün KARAHAN 18. Hatice Demet ENGÜR 19. Afife BAL 20. Sami SOYLU 21. Şerife GÜR 22. Hatice Rezan ÖZTAŞ 23. Ayşe Sevim GÖKALP 24. Mehmet SOYLU 25. Hatice KARADENİZ Vekilleri : Av. Emine Bilge AKKAYAGİL

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/847, 22 Haziran 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların
  14. B. Değerlendirme
  15. C. Başvuruculara net 30.223,58 TL maddi
  16. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  17. G. Kararın bir örneğinin Ermenek Asliye Hukuk Mahkemesine
  18. Dursun
  19. Göksu
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/847
Tarih
22 Haziran 2015

İlgili Kararlar

  • Ö. Ö. Başvurusu (B. No: 2013/3157)
  • Servet Saraçoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2012/1281)
  • Ali Karaalanlı Başvurusu (B. No: 2013/1308)
  • Mehmet Tutal ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/4657)
  • Ramazan İlhan Başvurusu (B. No: 2013/1200)
  • İbrahim Özarslan Başvurusu (B. No: 2013/2411)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.