İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

İsrafil Şimşek ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/10673)

1. Başvuru; zorunlu askerlik hizmeti sırasında meydana gelen

Başvuru No2016/10673Tarih28 Kasım 2019Okuma15 dk · 3.075 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm İsrafil Şimşek Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
28 Kasım 2019
Başvuru Numarası
2016/10673
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.075 kelime·15 dk okuma·24 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; zorunlu askerlik hizmeti sırasında meydana gelen

intihar olayı nedeniyle yaşam hakkının, bu olay üzerine açılan tam yargı davası

sonucunda aleyhe yüksek miktarda vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle de

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 2/6/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucular İsrafil Şimşek, Saliha Şimşek, Metin Şimşek ve

Sinan Şimşek, Foça 7'nci Jandarma Komando Eğitim Alay Komutanlığında (Alay

Komutanlığı) zorunlu askerlik hizmetini ifa etmekteyken 22/1/2013 tarihinde

vefat eden Y.Ş.nin sırasıyla babası, annesi ve kardeşleridir.

9. Y.Ş. aldığı acemi askerlik eğitimini müteakip 7/8/2012

tarihinde Alay Komutanlığına katılmış, askerlik hizmeti öncesinde marangozluk

yaptığını bildirmesi üzerine de marangozhanede görevlendirilmiştir.

10. Y.Ş.ye, emniyet ve nöbetle ilgili talimatların yanında mesai

saatleri içinde ve dışında bölük komutanının emri olmadan iş birimini açık

bulundurmayacağına, izinsiz işe başlamayacağına ve marangozhanede mesai

saatleri dışında kesinlikle çalışmayacağına ilişkin emirleri içeren görev

talimatları tebliğ edilmiştir.

11. Y.Ş. ile aynı yerde zorunlu askerlik hizmetini yapan J. Çvş.

A.E.nin yastığının altına koyduğu cüzdanı 21/1/2013

tarihi akşamında çalınmıştır.

12. Aynı gün saat 23.00'e kadar aramasına rağmen cüzdanını

bulamayan J. Çvş. A.E., 22/1/2013 tarihinde saat 01.00-03.00 arasında Y.Ş. ile

birlikte su deposu mevkiinde nöbet tutmuştur.

13. J. Çvş. A.E.ye göre nöbet esnasında Y.Ş. cüzdanı kendisinin

çaldığını söyleyip cüzdanı tuvalete atmasından sonra sifonu çektiğini

anlatmıştır.

14. Y.Ş. saat 03.10 sıralarında, tüfeğine ait iki şarjörü

doldur-boşalt işlemini yapmadan şarjör dolabının üzerine bırakmış, tüfeği de

sözlü şekilde silahlık nöbetçisi olarak görevlendirilen J. Çvş. S.A.ya teslim etmiştir.

15. Koğuş içinde J. Çvş. A.E., Y.Ş.nin

cüzdanı çaldığını ikrar ettiğini ve cüzdanı bulamadıklarını söyleyip ona bir

tokat atmıştır.

16. J. Çvş. A.K. de duruma kızıp Y.Ş.nin

ensesine bir tokat atmıştır.

17. J. Er. U.E. ve A.E. yanlarına Y.Ş.yi de alarak o günün nöbetçisi olan J. Uzm.Çvş. M.A.nın yanına gidip

olayı anlatmışlardır.

18. J. Uzm.Çvş. M.A., konuyla sabah

ilgileneceğini söyleyerek devriye görevine çıkmıştır.

19. Y.Ş. sonraki nöbetçinin yerine de nöbet tutacağını beyan

ederek silahlık nöbetçisi J. Çvş. S.A.dan tüfeğini

alıp marangozhaneye girmiş ve kapıyı arkadan kilitlemiştir. Silah takip

defterine göre su deposu mevkiinde 03.00-05.00 saatleri arasında nöbet tutacak

askerler tüfeklerini saat 02.30'da teslim almışlardır.

20. J. Uzm.Çvş. M.A.nın konuşmak için çağırtması üzerine Y.Ş.nin yokluğu fark edilmiştir.

21. Kim olduğu tespit edilemeyen bir askerin Y.Ş.yi marangozhaneye girerken gördüğünü söylemesi

üzerine kapısı kilitli olan marangozhane, temin edilen anahtar yardımıyla saat

06.50 sıralarında açılmıştır.

22. Y.Ş. başından yaralı olarak, bir sandalye üzerinde oturur

vaziyette bulunmuş; kendisine ait tüfeğin de bahsedilen sandalyeye dayalı

olduğu fark edilmiştir.

23. Aliağa Devlet Hastanesine sevk edilen Y.Ş. saat 08.20

sıralarında vefat etmiştir.

24. Olaydan haberdar edilen Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Turan/Bayraklı/İzmir

Güney Deniz Saha Komutanlığı Askerî Savcılığı (Askerî Savcılık) ölüm olayı

hakkında derhâl soruşturma başlatmıştır.

25. Yürütülen ceza soruşturması kapsamında;

i. Olay yeri incelenmiş, olay yerinin krokisi çizilmiş ve olay yerinin

resimleri çekilmiştir. Yapılan olay yeri incelemesi neticesinde bir tüfek, bir

mermi kovanı ve bir mermi çekirdeği gömlek parçası ile bir sigara izmariti

bulunmuştur. Tüfekte parmak izine rastlanmamıştır.

ii. Olay yerinden elde edilen bir kovan ile bir mermi çekirdeği

gömlek parçasının başvurucuların yakınına ait tüfekten atıldığı ve söz konusu

tüfeğin çalışır vaziyette olduğu saptanmıştır.

iii. Y.Ş.nin sağ el üstü ve sağ yüz

yan svaplarında atış artığı bulunduğu tespit

edilmiştir.

iv. Olay yerindeki koltuk, zemin ve olayda kullanılan tüfek

üzerinden alınan kan örnekleri ile olay yerinden elde edilen sigara

izmaritinden elde edilen DNA profillerinin Y.Ş.ye ait DNA profilleriyle aynı

olduğu anlaşılmıştır.

v. Y.Ş.nin ateşli silah mermi

çekirdeği yaralanması sonucu öldüğü belirlenmiştir. Otopsi raporuna göre atış,

bitişik atış mesafesinden yapılmıştır.

vi. Y.Ş.ye ait taşınabilir bellek incelenmiş ancak soruşturmaya

konu olabilecek herhangi bir veri bulunamamıştır.

vii. Y.Ş.ye ait Rehabilitasyon ve Danışmanlık Merkezi kaydının

bulunmadığı saptanmıştır.

26. Askerî Savcılığın istinabe yoluyla beyanına başvurduğu

başvurucular, yakınlarının maddi ve manevi herhangi bir probleminin olmadığını

beyan etmişlerdir.

27. Askerî Savcılık; Bölük Komutanı Ö.A.nın,

marangozhane ile ilgili kısmın komutanı J. İs. Bçvş. C.Ç.nın,

J. Çvş. M.A.nın,olay günü doldur-boşalt işlemi

yaptırmakla ve nöbetçi askerlere şarjör teslim edip nöbet bitiminde nöbetçi

askerlerden şarjör teslim almakla görevli J. Uzm. Çvş. H.M.A.nın,

J. Çvş. A.E.nin, başvurucuların yakını ile birlikte

marangozhanede çalışan J. Er M.B.nin, başka askerlere

nazaran başvurucuların yakını ile daha çok iletişim hâlinde olan J. Er B.U. ile

J. Er So.A.nın ifadelerini almıştır.

28. J. Er M.B., mesai başlangıcında komutanlarından aldıkları

marangozhanenin anahtarını mesai sonrasında yine komutanlarına verdiklerini, J.

Uzm. Çvş. H.M.A. ise nöbet sonrasında Y.Ş.den teslim

aldığı mühimmatın eksik olmadığını söylemiş ancak ifadesine başvurulanlardan

hiçbiri Y.Ş.nin sıkıntılı bir hâletiruhiye içinde

olduğuna veya anormal davranışlar sergilediğine ilişkin bir beyanda

bulunmamıştır.

29. Yürüttüğü soruşturma sonunda Askerî Savcılık, başvurucuların

yakınının kendi iradesi ile intihar ettiği gerekçesiyle olay hakkında

kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (kovuşturmasızlık

kararı) vermiştir.

30. Kovuşturmasızlık kararı

başvurucular İsrafil Şimşek ve Saliha Şimşek'e 12/11/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

31. Olaydan hemen sonra askerî yetkililerce oluşturulan İdari

Tahkikat Heyeti de olay hakkında bir idari soruşturma yürütmüştür.

32. İdari Tahkikat Heyeti, yürüttüğü idari soruşturma kapsamında

bazı subay, astsubay ve uzman çavuş ile birtakım er ve erbaşın ifadelerine

başvurmuştur.

33. J. Er M.B., ceza soruşturması kapsamında verdiği ifadesinin

aksine mesai dışındaki bakım ve onarım faaliyetleri için marangozhanenin

anahtarının kendisinde ve Y.Ş.de bulunduğunu, olay günü de marangozhanenin

kendisinde bulunan anahtar yardımıyla açıldığını beyan etmiştir. Bununla

birlikte Y.Ş.nin psikolojik sorunlarının bulunduğuna

veya normal davranmadığına yönelik beyanda bulunan kimse olmamıştır.

34. İdari Tahkikat Heyetince hazırlanan idari tahkikat

raporunda, Y.Ş.nin tüfeği ile kafasına ateş ettiği ve

olayın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu belirtilmiştir.

35. Onayına sunulan idari tahkikat raporuna J. Komd. Okl. ve

Eğt. Mrkz. Komutanı; olay

günü nöbetçi olan nöbetçi astsubayın, doldur-boşalt istasyonu nöbetçi

astsubayının ve iş ocağı anahtarının verilen emir ve talimatlara aykırı olarak

müteveffanın üzerinde olması nedeniyle takım komutanı ile bölük komutanının

birlik komutanınca ikaz edilmesinin uygun olacağına dair kanaatini not

etmiştir.

36. Bu arada Türk Silahlı Kuvvetleri Mehmetçik Vakfı,

başvurucular İsrafil Şimşek ile Saliha Şimşek'e ayrı ayrı 18.000 TL ölüm

yardımı yapılmasına karar vermiştir.

37. Başvurucular, somut herhangi bir husus belirtmeden

yakınlarının ölmemesi için gerekli tedbirlerin alınmadığını ve devletin olayın

meydana gelmesinden hem kusuru nedeniyle hem de kusursuz sorumluluk ilkesi

gereğince sorumlu olduğunu belirterek Jandarma Genel Komutanlığı aleyhine

Askerî Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) İkinci Dairesi nezdinde tam yargı davası

açmışlardır. Başvurucular 28/3/2014 havale tarihli dava dilekçelerinin reddi

üzerine hazırladıkları 3/7/2014 havale tarihli dava dilekçelerinde baba ve anne

için ayrı ayrı 40.000 TL maddi, 20.000 TL manevi; kardeşler için ise ayrı ayrı

22.500 TL maddi, 17.500 TL manevi tazminat talep etmişlerdir.

38. AYİM İkinci Dairesi başvurucuların yakınının intihara

yönlendirildiğine dair delil bulunmadığı, ölüm olayına bir başkasının da dâhil

olmadığı, başvurucuların yakınına yönelik olarak amirlerinin ve arkadaşlarının

kötü bir yaklaşım ve davranışlarının bulunmadığı ve olayda idarenin hizmet

kusuru veya kusursuz sorumluluğunu gerektirir bir illiyet bağının söz konusu

olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Anılan kararda, davanın

reddi nedeniyle başvurucuların davalı idareye maddi tazminat yönünden 12.400

TL, manevi tazminat yönünden ise 1.500 TL vekâlet ücreti ödemesine

hükmedilmiştir.

39. AYİM İkinci Dairesinde görevli iki üye, öz itibarıyla nöbet

öncesi ve sonrasında nöbetçi arkadaşı ile yaşadığı hırsızlık olayının

arkadaşları tarafından duyulmasının müteveffada yaratmış olduğu bir anlık

psikolojik durum sebebiyle intiharın gerçekleşmiş olabileceği, hırsızlık

olayının duyulmasına rağmen gerekli işlemlerin başlatılmaması ve müteveffanın o

anki psikolojik durumu dikkate alınarak kendisine zarar vermemesi için gerekli

tedbirlerin alınmaması, nöbetçi olmamasına rağmen müteveffaya silah verilmesi ve

mesai sonrasında marangozhanenin anahtarının müteveffada bulunması nedenleriyle

olayda hizmet kusurunun bulunduğu düşüncesiyle karara muhalif kalmışlardır.

40. Başvurucuların karar düzeltme istemini AYİM İkinci Dairesi

7/4/2016 tarihinde reddetmiştir.

41. Anılan karar başvuruculara 6/5/2016 tarihinde tebliğ edilmiş

olup başvuru2/6/2016 tarihinde yapılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

42. Başvuruya konu yargılamanın yapıldığı tarihte yürürlükte

bulunan 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı mülga Askeri Yüksek İdare Mahkemesi

Kanunu’nun “Doğrudan doğruya tam yargı

davası açılması” başlıklı 43. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"İdari eylemlerden

hakları ihlal edilmiş olanların askerî Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmadan

önce, bu eylemlerin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleri

tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde

yetkili makama başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri lazımdır.

Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliği

tarihinden ve altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği

tarihten itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler."

43. 1602 sayılı mülga Kanun’un "Tebligat ve cevap verme" kenar başlıklı 46. maddesinin

başvuruya konu yargılama sürecinde yürürlükte olan dördüncü fıkrası şöyledir:

"Taraflar sürenin geçmesinden sonra verecekleri

savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemezler. (Ek cümle:

11/4/2013-6459/1 md.) Ancak, tam yargı davalarında

dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları

gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir

defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin

dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir. "

44. 1602 sayılı mülga Kanun'un "İdari Yargılama Usulü Kanunu ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun

uygulanacağı haller" kenar başlıklı 56. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

''Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde;

İdari Yargılama Usulü Kanunu ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ...

yargılama giderleri[ne] ... ilişkin hükümleri uygulanır.''

45. 2/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun "Yargı giderlerinin kapsamı"

kenar başlıklı 323. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“(1)

Yargılama giderleri şunlardır:

...

ğ) Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak

vekâlet ücreti.

..."

B. Uluslararası Hukuk

46. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi zorunlu askerlik hizmeti

sırasında intiharı önleyici tedbirler alınmaması nedeniyle yaşam hakkının ihlal

edildiği iddiasıyla yapılan bir başvuruda (Tanışma/Türkiye,

B. No: 32219/05, 17/11/2015, §§ 65-67); emri altındaki erlerin vücut

ve ruhsal bütünlüğünü koruması gereken başçavuşun profesyonel bir ordunun

sorumluluklarını yerine getirmekle görevli olduğu bilinse de öleni darbetmesi eyleminin münferit ve öngörülemez bir eylem

olduğunu, hiyerarşik üstlerinin davranışları ile belirgin ve ciddi bir ruhsal

bozukluğu bulunmayan erin iki gün sonraki intiharı arasında bir nedensellik

bağı kurulamayacağını, olay günü müteveffa ve başçavuş arasında bir sorun

yaşanmış olsa da söz konusu gerginliğin disiplin sorunundan ve başçavuşun

mesleki yetersizliğinden kaynaklanmış olabileceğinden başka bir şekilde

anlaşılmayacağını ve o aşamada intihar ihtimalini öngöremedikleri için askerî

yetkilileri suçlamanın askerî yetkilere gerçekçi olmayan ve aşırı bir yük

yüklemek anlamına geleceğini belirterek yaşam hakkının ihlal edilmediği

sonucuna ulaşmıştır.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

47. Mahkemenin 28/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Yaşam Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

48. Başvurucular; yakınlarının intihar etmeden önceki gün

hırsızlıkla itham edilerek tokatlandığını, olayın bir uzman çavuşa haber

verildiğini ancak anılan uzman çavuşun 04.00-06.00 saatleri arasında devriyesi

olduğunu belirterek konuyla ilgilenmediğini, bu olaydan sonra nöbeti olmamasına

rağmen yakınlarının silahlığa giderek oradaki görevliden silah aldığını,

ilerleyen saatlerde kurallara aykırı olarak üzerinde bulundurduğu anahtar

yardımıyla girdiği marangozhanede intihar ettiğini belirterek yaşam hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

49. İntihara sebep olabilecek hırsızlık olayının yetkililerce

bilinmesine rağmen yakınları hakkında gerekli disiplin işlemlerine

başlanmadığını, sözü edilen olay nedeniyle psikolojisinin bozulabileceği gözönünde bulundurulmadığı için yakınlarının yaşamının

korunması için gerekli tedbirlerin alınmadığını ifade ederek askerî

yetkililerin olayda kusurlu olduklarını savunan başvurucular; devre

arkadaşlarının onur kırıcı davranışlarda bulunup yakınlarını darbetmelerine ve silahlık nöbetçisinin nöbetçi olmayan

yakınlarına silah teslim etmesine işaret ederek idarenin kusursuz sorumluluk

ilkesi uyarınca da olaydan sorumlu olduğunu iddia etmişlerdir. Başvuruculara

göre bazı sorunları olduğu bilinen bir askerin ilgisiz bir zamanda silah ve

mühimmat istemesinin intihara ilişkin açık bir işaret olupyakınlarının

kurallara aykırı biçimde üzerinde taşıdığı anahtar yardımıyla girdiği

marangozhane uzun süre silahlı olarak tek başına kalabilmesi intihara zemin

hazırlamıştır.

50. Son olarak başvurucular, AYİM'in

askerî yetkililerin intihar riskini bilip bilmediklerini veya bilmelerinin

gerekip gerekmediğini ortaya koyacak bir inceleme yapmadığını ve kovuşturmasızlık kararında yer alan tanık beyanlarını

dikkate almadan verdiği kararda gerektiği gibi işlemediği iddia edilen askerî

hizmetle ölüm olayı arasındaki illiyet bağının neden bulunmadığı hususunun yer

almadığını öne sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

51. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. maddesinin

birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes, yaşama... hakkına sahiptir.”

52. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, (...)

kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle

bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri

kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları

hazırlamaya çalışmaktır.”

53. Bir bireysel başvurunun yaşam hakkının maddi boyutu

kapsamında değerlendirilebilmesi için yetkili makamların kusura dayalı

sorumluluğunun ileri sürülmesi gerekir. Devletin bir ölümden kusursuz

sorumluluk ilkeleri gereğince sorumlu olunduğu iddiasının yaşam hakkı

kapsamında incelenebilmesi mümkün değildir (Aziz

Biter ve diğerleri, B. No: 2015/4603, 19/2/2019, § 59). Bu nedenle,

kusursuz sorumluluk esasına göre devletin ölüm olayından sorumlu olduğuna

ilişkin iddialar yönünden bir inceleme yapılmamıştır.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

54. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan yaşam

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

55. Başvuruya uygulanabilir nitelikteki genel ilkeler Sadık Koçak ve diğerleri kararında (B. No:

2013/841, 23/1/2014, §§ 72-76) yer almaktadır.

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

56. Sözü edilen ilkeler uyarınca mevcut başvuruda,başvurucuların

yakınının intihar etme riskini askerî yetkililerin bilip bilmediği ya da

bilmeleri gerekip gerekmediği tespit edilmeli, intihar riski biliniyor veya

bilinmesi gerekiyorsa bu riski ortadan kaldırmak için askerî yetkililerin makul

ölçüler çerçevesinde ve sahip oldukları yetkiler kapsamında kendilerinden

beklenen her şeyi yapıp yapmadıkları incelenmelidir ancak özellikle insan

davranışlarının öngörülemezliği, öncelikler ve

kaynaklar değerlendirilerek yapılacak işlem veya yürütülecek faaliyet tercihi

dikkate alındığında pozitif yükümlülük kamu makamları üzerinde aşırı yük

oluşturacak şekilde yorumlanmamalıdır.

57. Somut başvuruda, ölenin zorunlu askerlik hizmeti öncesinde

veya olay gününe kadarki askerlik hizmeti sürecinde intihar girişiminde

bulunabileceğini anlamaya imkân verecek psikolojik sorunlar yaşadığına dair

hiçbir belirtinin bulunmadığı görülmektedir. Nitekim gerek ceza soruşturması

kapsamında ifadesi alınan başvurucular gerekse cezai ve idari soruşturmalar

kapsamında beyanları tespit edilen kişiler ölenin ruhsal sorunlarının bulunduğu

veya anormal davranışlar sergilediği yönünde bir beyanda bulunmamıştır.

58. Başvurucuların yakını, birlikte zorunlu askerlik hizmetini

ifa ettiği bir arkadaşı tarafından hırsızlıkla suçlanmış ve bu olay nedeniyle

iki asker arkadaşının tokadına maruz kalmıştır. Ayrıca hırsızlık olayı

kendisine aktarılan nöbetçi uzman çavuş, 04.00-06.00 saatleri arasında

devriyesi olduğunu belirtip konuyla sabah ilgileneceğini söylemiştir. Ne var ki

başvurucuların yakınının o ana kadar açık ve endişe verici bir ruhsal

bozukluğunun bulunmadığı dikkate alındığında, askerî yetkilerin anılan olaylar

yüzünden başvurucuların yakınının intihar edebileceğini öngörmeleri gerektiği

söylenemez.

59. Şüphesiz başvurucuların yakınının marangozhanenin anahtarını

üzerinde bulundurması yazılı talimatlara aykırıdır lakin marangozhanede görevli

askerlerin mesai dışındaki bakım ve onarım faaliyetleri için marangozhanenin

anahtarını üzerlerinde bulundurmaları sıra dışı ve o güne mahsus bir durum

değildir (bkz. § 33). Bu nedenle Anayasa Mahkemesi, başvurucuların yakınının

marangozhanenin anahtarını üzerinde taşıması ile intiharı arasında nedensellik

bağı kurulamayacağı görüşündedir.

60. Nöbetçi uzman tarafından şifahi olarak silahlık nöbetçisi

olarak görevlendirilen S.A. bir başkasının yerine de nöbet tutacağını beyan

eden başvurucuların yakınına Silah Takip Defterini kontrol etmeden tüfeğini

vermiştir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesine göre, askerî yetkilerin

hırsızlık ve/veya tokat atma hadisesi yüzünden başvurucuların yakınının intihar

edebileceğini öngörmeleri gerektiğinin söylenemeyeceğine dair tespit ve ölenin

tüfeğini teslim alması ile intiharı arasındaki sürenin kısalığı da dikkate

alındığında, ölenin hiyerarşik üstlerini tüfek teslimine engel olmamakla ya da

tüfeğin tesliminden haberdar olup intiharı önlememekle suçlamanın yaşam hakkı

kapsamındaki pozitif yükümlülükler bakımından askerî yetkililere gerçekçi

olmayan bir yük yüklemek anlamına gelecektir.

61. Son olarak başvurucular; AYİM'in

askerî yetkililerin intihar riskini bilip bilmediklerini veya bilmelerinin

gerekip gerekmediğini ortaya koyacak bir inceleme yapmadığını ve kovuşturmasızlık kararında yer alan tanık beyanlarını

dikkate almadan verdiği kararda, gerektiği gibi işlemediği iddia edilen askerî

hizmetle ölüm olayı arasındaki illiyet bağının neden bulunmadığı hususunun yer

almadığını ileri sürmüş olsalar da AYİM İkinci Dairesince verilen karar ve iki

üyenin yazmış olduğu karşıoy (bkz. §§ 38, 39) dosyada

mevcut tüm delillerin ve bu arada illiyet bağı meselesinin tartışıldığını

ortaya koymaktadır. Bu sebeple askerî hizmetin işleyişinde bazı aksaklıkların

yaşandığı görülmekle birlikte yaşam hakkına yönelik bir ihlalin bulunmadığı

sonucuna varılmıştır.

62. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının ihlal edilmediğine

karar verilmesi gerekir.

B. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

63. Başvurucular; tazminat alacağının miktarının bilirkişi

incelemesi ve bazı araştırmalara istinaden mahkemenin takdir yetkisi

çerçevesinde belirlendiğini, hak kazanılan tazminat miktarının dava açılmadan

önce tam anlamıyla bilinmesinin mümkün olmadığını, AYİM'in

bilirkişi incelemesine başvurmadan ve tazminat miktarıyla ilgili bir araştırma

yapmadan karar vermesi nedeniyle talep ettikleri tazminat miktarını ıslah

yoluyla azaltma fırsatı bulamadıklarını ve bu sebeple yüklü bir vekâlet ücreti

ödeme mükellefiyeti ile karşılaştıklarını belirterek adil yargılanma hakkı ve

etkili başvuru haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

2. Değerlendirme

64. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların şikâyetlerinin özü aleyhe

hükmedilen vekâlet ücretinin yüksekliğine taalluk ettiğinden etkili başvuru

hakkı yönünden bir değerlendirme yapılmamıştır.

65. Başvuruya uygulanabilir nitelikteki ilkeler Anayasa

Mahkemesinin şimdiye kadar verdiği birçok kararda belirtilmiştir (birçok karar

arasından bkz. Yasin Çıldır, B.

No: 2013/8147, 14/4/2016, §§ 74-77; Fetullah Özbek, B. No: 2014/1581, 23/1/2019, §§ 63-66).

66. Anılan ilkelere göre başvurucuların dava açtığı sırada ıslah

imkânının olmaması nedeniyle hak kaybına uğramamak amacıyla taleplerini yüksek tuttuğu

ve davanın reddedilmesi sonrasında aleyhlerine yüksek miktarda vekâlet ücretine

hükmedildiği durumlarda mahkemeye erişim hakkının ihlali söz konusu olabilir.

67. Bununla birlikte başvurucuların tam yargı davasını açtıkları

tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre dava dilekçesinde belirtilen talep

konusu miktarın sonradan ıslah yoluyla artırılmasının mümkün olduğu

görülmektedir. Bu nedenle mevcut başvuru, şikâyete ilişkin genel ilkeler

konusunda atıf yapılan kararlara konu olaylardan farklıdır.

68. Somut başvuruda AYİM İkinci Dairesi, davanın reddi nedeniyle

başvurucuların davalı idareye maddi tazminat yönünden 12.400 TL, manevi

tazminat yönünden ise 1.500 TL vekâlet ücreti ödemesine karar vermiştir.

69. Başvurucular bahse konu vekâlet ücretlerini ödeme gücüne

sahip olmadıklarına ilişkin hiçbir bilgi ve belge sunmamıştır.

70. Başvurucuların kendi tercihleri doğrultusunda dava açtıkları

sırada maddi tazminata ilişkin taleplerini yüksek tutmalarını, başvurucular

aleyhine hükmedilen vekâlet ücretinin kanuni dayanağının bulunduğunu ve söz

konusu vekâlet ücretinin gözetilen meşru amaç ile korunmak istenen hak

açısından orantılı olduğu gibi başvurucular üzerinde de ağır bir yük

oluşturmadığını dikkate alan Anayasa Mahkemesi, mahkemeye erişim hakkına

yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğu sonucuna varmıştır.

71. Açıklanan gerekçelerle mahkemeye erişim hakkının ihlal

edildiğine yönelik iddianın diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam

hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

28/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Selahaddin

MENTEŞ

Raportör

:

Murat İlter

DEVECİ

Başvurucular

:

1. İsrafil

ŞİMŞEK

2. Metin

ŞİMŞEK

3. Saliha

ŞİMŞEK

4. Sinan

ŞİMŞEK

Vekilleri

:

Av. Elvan

KAKICI ŞİMŞEK

Av. Burhan

ŞİMŞEK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/10673, 28 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. J. Çvş. M.A.nın,olay günü doldur-boşalt işlemi
  7. J. Çvş. A.E.nin, başvurucuların yakını ile birlikte
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. A. Ulusal Hukuk
  10. B. Uluslararası Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Yaşam Hakkının İhlal Edildiğine
  13. B. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine
  14. A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  15. B. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam
  16. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Gökcan
  18. Hakyemez
  19. Menteş
  20. Deveci
  21. Şimşek
  22. Şimşek
  23. Şimşek
  24. Şimşek
  25. Kakıcı Şimşek
  26. Şimşek
  27. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/10673
Tarih
28 Kasım 2019

İlgili Kararlar

  • Ömer Fettahoğlu Başvurusu (B. No: 2016/6803)
  • Tahsin Kandamar Başvurusu (B. No: 2016/213)
  • Edaviye Türker ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/2625)
  • Ekrem Çavdar ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/69656)
  • Abdullah Süngü Başvurusu (B. No: 2016/7039)
  • Gürkan Demirtaş Başvurusu (B. No: 2016/12475)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.