İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Kamil Uçar Başvurusu (B. No: 2014/18122)

1. Başvuru, alacak davasında usul ve kanuna aykırı karar

Başvuru No2014/18122Tarih20 Eylül 2017Okuma11 dk · 2.182 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Kamil Uçar Başvurusu

Karar tarihi
20 Eylül 2017
Başvuru Numarası
2014/18122
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.182 kelime·11 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, alacak davasında usul ve kanuna aykırı karar

verilmesi; esaslı iddiaların Mahkeme ve Yargıtay kararlarında cevaplanmaması ve

yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 19/11/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Trabzon'da faaliyet gösteren G.. Pazarlama ve

Ticaret A.Ş.deki (Şirket) hisselerini 11/9/2002

tarihinde Şirketin diğer ortakları ile üçüncü bir şahsa devretmiştir.

9. Başvurucu 1999 yılından ortaklıktan fiilen ayrıldığı

17/9/2002 tarihine kadarki dönemde Şirkete borç olarak verdiği parayı tahsil

edemediğini iddia ederek Şirket aleyhine 14/3/2003 tarihinde Trabzon Asliye

Ticaret Mahkemesinde (Mahkeme) alacak davası açmıştır.

10. Mahkeme 16/2/2005 tarihli kararında başvurucunun davalı Şirketin

ortağı ve yöneticisiyken varılan mutabakat gereği 17/9/2002 tarihinde davalı

Şirketle ilişkisini kestiğini, anlaşma gereğince kişisel alacağı da dâhil olmak

üzere tüm haklarının kendisine ödendiğini, bunun dışında herhangi bir

alacağının kalmadığını, başka alacağı varsa bunun da belge ile kanıtlanması

gerektiğini, yargılamada buna ilişkin herhangi bir kayıt ya da belgenin

sunulmadığını, davalı vekilinin 13.500 Amerikan dolarına ilişkin beyanının

genel hesaplama bağlamında bir açıklama niteliğinde olduğunu, ikrar ve kabul

anlamına gelmediğini belirterek davayı reddetmiştir.

11. Temyiz üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 24/4/2006

tarihli kararında davacı ile gerçek kişiler arasında yapılan devir

sözleşmesinin ve bu sözleşme uyarınca davacı tarafından tahsil edilen alacağın

dava konusu alacakla ilgisinin bulunmadığı, davacı tarafın Şirket defterlerine

dayandığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise davacının belgeye

dayanmadığı, bu nedenle Şirket defter kayıtlarına itibar edilemeyeceği, Şirket

defterlerinin salt başvurucu tarafından tutulduğu belirtilerek itibar

edilmemesinin doğru olmadığı, Şirket defterlerinin yönetim kurulunun

sorumluluğunda olduğunun gözönüne alınması gerektiği,

bu açıdan davacı tarafından ödünç verildiği iddia edilen paraların Şirket

yararına sarfedilip edilmediği, Şirket borçlarının

karşılanıp karşılanmadığı ya da sarfedilen başka

yerler varsa bunların belirlenebilir olup olmadığı ve bu durumların bilançoda

görülüp görülmediğinin tespit edilmesi gerektiği ayrıca bilançoda görülüyorsa

genel kurulda kabul edilip edilmediği hususların araştırılarak sonucuna göre

karar verilmesi gerektiğinden bahisle hüküm bozulmuştur.

12. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 18/1/2007 tarihli kararı

ile reddedilmiştir.

13. Bozma kararına uyan Mahkemece yapılan yargılamada bilirkişi

heyetinden ek rapor aldırılmış, Mahkeme 25/7/2007 tarihli kararındabaşvurucunun

davalı Şirketin ortağı ve yöneticisiyken varılan mutabakat gereği 17/9/2002

tarihinde davalı Şirketle ilişkisini tamamen kestiğini, anlaşma gereğince

kişisel alacağı da dâhil olmak üzere tüm haklarının kendisine ödendiğini, bunun

dışında herhangi bir alacağının kalmadığını, başka alacağı varsa bunun da belge

ile kanıtlanması gerektiğini, bilirkişi kurulunun ek raporunda belirtilen 7.354

TL alacağa ilişkin belgelerin yetkili imza taşımayan geçersiz tahsil ve tediye

fişinden ibaret olduğunu, alacağın varlığının başkaca delille ispalanamadığını, 13.500 Amerikan dolarına ilişkin

beyanının genel hesaplama bağlamında bir açıklama niteliğinde olduğunu, ikrar

ve kabul anlamına gelmediğini belirterek davayı reddetmiştir.

14. Temyiz üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2/3/2009

tarihli kararında, Mahkemece bozma ile başvurucu lehine kesinleşen hususların

gözetilmesi ve bilirkişi raporuna yapılan itirazın üzerinde yeterince

durulması, bozma ilamının gereklerinin tam olarak yerine getirilmesi, denetime

elverişli yeni bir bilirkişi kurulu raporu alınması ve sonucuna göre bir karar

verilmesi gerekirken bozma ilamı ile çelişen bilirkişi raporuna itibar edilmesi

sonucu eksik inceleme ile karar verilmenin usul ve kanuna aykırı olduğu

belirtilerek hüküm bozulmuştur.

15. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 10/12/2009 tarihli

kararı ile reddedilmiştir.

16. Bozma ilamına uyan Mahkemece yapılan yargılama sonucu verilen

11/12/2012 tarihli kararda, alacak talebi konusunun başvurucunun haricen davalı

Şirkete verdiği borç para olduğunun uyularak kesinleşen Yargıtay kararı ile

sabit hâle geldiği, birden fazla bilirkişi heyetinden rapor ve ek rapor

aldırıldığı, alınan raporlardan yalnızca hukukçu bilirkişi Y.R., muhasebeci

bilirkişiler A.D. ve A.D.nin oluşturduğu heyette iki

bilirkişinin alacağın mevcut olduğu yönünde görüş bildirdikleri, diğer tüm

bilirkişi rapor ve ek raporlarında alacağın bulunmadığının belirtildiği, son

olarak alınan heyet raporunda başvurucunun alacağının başvurucunun Şirketteki

hisselerini devrettiği dönemle Şirketten fiilen ayrıldığı dönem arasında

görünürde bir alacağın meydana geldiği, Şirket defterlerinin başvurucu

tarafından tutulduğu, devri de başvurucunun gerçekleştirdiği, Şirket

defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, bu hâliyle tacir aleyhine hüküm teşkil

edeceği, bu durumun ileri sürülmesinin kötü niyet oluşturacağı, yine

başvurucunun Şirket hisselerine karşılık verilen senetlerin tahsiline kadar

başvurucunun herhangi bir alacak iddiasında bulunmadığı hususlarının

belirtildiği, son bilirkişi raporunun Mahkemece uygun görüldüğü belirtilerek

dava reddedilmiştir.

17. Temyiz üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 4/3/2014 tarihli

kararında, Mahkemece yargılamanın bozma kararına uyularak yapıldığı

belirtilerek Mahkemenin gerekçesine atıfta bulunmak suretiyle hükmü onamıştır.

18. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 16/9/2014 tarihli

kararıyla reddedilmiştir.

19. Ret kararı 20/10/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,

19/11/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 20/9/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

21. Başvurucu Mahkemenin gerekçeli kararının dosyadaki maddi

olguları ve vakıaları karşılamadığını, somut kanıtlara karşın bilirkişi

raporundaki soyut mesnetsiz değerlendirmelere neden itibar edildiği hususuna

cevap verilmediğini belirterek gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

22. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından

açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "adil

yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin düzenlemenin gerekçesinde

Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce güvence altına alındığı

hususuna atıfta bulunularak adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil

edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin birçok

kararında, gerekçeli karar hakkının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6.

maddesinin 1 numaralı fıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkı

kapsamında yer aldığı belirtilmiştir. Dolayısıyla gerekçeli karar hakkının Anayasa’nın

36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilmesi

gerektiği kabul edilmelidir.

23. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün

mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” denilerek

mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın

bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa kuralı da gerekçeli karar hakkının

değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır.

24. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde

yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Tarafların muhakeme

sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip

incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda, kendi adlarına

verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de

gereklidir (Sencer Başat ve diğerleri [GK],

B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

25. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt

verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine

sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilseler de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013,

§ 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu gerekçeli karardan

anlaşılmalıdır.

26. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği

davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut

bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması,

başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde

davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile

yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve

diğerleri, § 35).

27. Aksi bir tutumla mahkemenin, davanın sonucuna etkili

olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında “ilgili ve yeterli bir yanıt”

vermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddiaların

cevapsız bırakılmış olması hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri, § 39).

28. Öte yandan temyiz merciinin yargılamayı yapan mahkemenin

kararını uygun bulması hâlinde bunu ya aynı gerekçeyi kullanarak ya da bir

atıfla kararına yansıtması yeterlidir. Burada önemli olan husus, temyiz

merciinin bir şekilde temyizde dile getirilmiş ana unsurları incelediğini,

derece mahkemesinin kararını inceleyerek onadığını ya da bozduğunu

göstermesidir (Yasemin Ekşi, §

57).

29. Somut olayda Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesine açılan

davada Mahkemece verilen ret kararının (bkz. § 10) Yargıtay 11. Hukuk

Dairesinin 24/4/2006 tarihli kararında belirtilen ayrıntılı değerlendirmeyle

(bkz. § 11) bozulduğu, bozmadan sonra yapılan yargılama sonucu verilen ret

kararının Yargıtay 11. Hukuk Dairesince bir kez daha bozulduğu (bkz. § 14),

Mahkemece bozma ilamına uyularak yeniden bilirkişi heyetine rapor aldırıldığı

ve davanın sonucuna etki edebilecek tüm iddia ve savunmaların gerekçeli kararda

tartışılarak (bkz. § 16) 11/12/2012 tarihinde davanın reddine karar verildiği,

Yargıtay tarafından da Mahkemenin gerekçesine atıfta bulunularak hükmün

onandığı ve karar düzeltme talebinin reddedildiği anlaşılmıştır. Bu açıdan

gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlalin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

30. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Yargılamanın Sonucunun Adil Olmadığına

İlişkin İddia

31. Başvurucu davalı Şirkete borç para verdiği hususunun Şirket

kayıt ve tasdikli bilançoları, yönetim kurulu kararı ve diğer somut delillere

göre sabit olduğu hâlde Mahkemece tamamen soyut, keyfî, delilsiz, önyargılı

bilirkişi raporuna dayanılarak davanın reddedildiğini, iki kez Yargıtay bozma

kararına konu olmuş eski bilirkişi raporuna dayanılarak usul olarak kazanılmış

hak ilkesinin ihlal edildiğini, Mahkemenin hükme esas aldığı raporda geçen

hususların gerçeklikten uzak ve temelsiz olduğunu, bu nedenle kararın usul ve

kanuna aykırı olduğunu belirterek Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

32. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıkla

ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak

bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz

takdir hatası veya açık keyfîlik içeren tespit ve

sonuçlar bu kapsamda değildir (Ahmet Sağlam,

B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

33. Başvurucunun ihlal iddiaları, yukarıda belirtilen içtihat

kapsamında kanun yolu şikâyeti niteliğindedir. Somut olayda Mahkeme, başvurucu

ve davalı tarafın iddia ve savunmalarını incelemiş, ilgili Kanun hükümlerini

somut olay çerçevesinde değerlendirmek (bkz. § 16) suretiyle davanın reddine

karar vermiştir. Mahkemenin gerekçesi ve başvurucunun iddiaları incelendiğinde,

iddiaların özünün Derece Mahkemeleri tarafından hukuk kurallarının ve

delillerin değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas

itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu görüldüğü gibi Mahkeme

kararında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

oluşturan herhangi bir durum da tespit edilmemiştir.

34. Açıklanan nedenle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.

C. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

35. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

36. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

37. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılamanın süresi tespit edilirken, sürenin başlangıç tarihi olarak davanın

ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılaması

devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas

alınır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50, 52).

38. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

39. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda 14/3/2003 tarihinde Trabzon

Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan alacak davasında yargılamanın, Yargıtay 11.

Hukuk Dairesinin 16/9/2014 tarihli karar düzeltme talebinin reddine ilişkin

kararla tamamlandığı anlaşılmıştır. Bu nedenle yargılamanın bu kadar uzun

sürmesi gerektirecek karmaşık niteliği bulunmayan ve başvurucunun yargılamanın

uzamasında önemli bir etkisinin de tespit edilmediği başvuru konusu davada

yaklaşık 11 yıl 6 aylık yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak

gerekir.

40. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

D. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

41. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…”

42. Başvurucu yeniden yargılamaya ve 50.000 TL maddi, 30.000 TL

manevi tazminata karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

43. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

44. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge

sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir. Bununla birlikte ihlalin tespitiyle giderilemeyecek olan manevi

zararları karşılığında başvurucuya net 16.800 TL manevi tazminat ödenmesine

karar vermek gerekmiştir.

45. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşan

yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Yargılamanın

sonucunun adil olmadığına ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 16.800 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesine

(E.2009/277 K.2012/254 sayılı dosyası) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

20/9/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör : Yakup MACİT Başvurucu : Kamil UÇAR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/18122, 20 Eylül 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  7. A. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine
  8. B. Yargılamanın Sonucunun Adil Olmadığına
  9. C. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal
  10. D. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
  11. D. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA
  12. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  13. F. Kararın bir örneğinin Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesine
  14. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Gökcan
  16. Hakyemez
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/18122
Tarih
20 Eylül 2017

İlgili Kararlar

  • Dalbay Taş İmalat San. ve Tic.ltd.şti. Başvurusu (B. No: 2014/10518)
  • Arslan Gedik Başvurusu (B. No: 2014/17217)
  • Sulhiye Arzu Saraç Başvurusu (B. No: 2014/12114)
  • Mehmet Fidan Başvurusu (B. No: 2014/14673)
  • Halit Yavuz Başvurusu (B. No: 2014/17055)
  • Gülseven Yaşer Başvurusu (B. No: 2014/17411)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.