İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

M.o. Başvurusu (B. No: 2016/11733)

1. Başvuru; ahlaki durum gerekçe gösterilerek meslekten ayırma

Başvuru No2016/11733Tarih15 Ocak 2020Okuma19 dk · 3.706 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm M.O. Başvurusu

Karar tarihi
15 Ocak 2020
Başvuru Numarası
2016/11733
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.706 kelime·19 dk okuma·9 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; ahlaki durum gerekçe gösterilerek meslekten ayırma

işlemi tesis edilmesi nedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının, tarafsız ve

bağımsız olmayan bir mahkemede yargılamanın yapılması ve yargılamalarda hukuka

aykırı delil kullanılması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 27/6/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) bünyesinde psikiyatri uzmanı

tabip subay olarak görev yapan başvurucu hakkında TSK'da görevli başka bir

subay olan E.İ. tarafından ileri sürülen iddialar doğrultusunda iki disiplin

amirinin teklifiyle idari tahkikat başlatılmıştır.

9. İdareye 4/4/2014 tarihinde sunulan şikâyet dilekçesinde E.İ.;

askerî hastanenin psikiyatri kliniğinde sivil memur (hemşire) olarak çalışan eşi

Y.İ. ile aynı klinikte görev yapan ve evli olan başvurucu arasında bir süredir

devam eden, meslek etiğine uymayan, yüz kızartıcı ve TSK'nın itibarını sarsacak

düzeyde gayriahlaki bir ilişkinin bulunduğunu ileri sürmüş ve eşinin telefon

kayıtlarını delil olarak göstermiştir.

10. TSK Sağlık Komutanlığınca oluşturulan tahkikat heyeti;

başvurucunun, sivil memur Y.İ.nin ve bir kısım personelin ifadelerine

başvurmuştur. Bu kapsamda Y.İ. ile başvurucu arasında geçtiği belirtilen söz

konusu telefon mesaj kayıtları incelenmiş ve buradan elde edilen çeşitli

bilgiler teyit edilerek 10/6/2014 ve 21/5/2014 tarihlerinde idari tahkikat

raporları düzenlenmiştir. Söz konusu raporlarda; başvurucunun makam ve

memuriyet nüfuzunu kullanarak Y.İ. ile mesai arkadaşlığının ötesinde bir ilişki

kurmak için çaba sarf ettiği, Y.İ.nin eşinin uzun süreli görevlere gitmesinden

faydalandığı, bu girişimlerden sonra gayriahlaki ilişkinin başladığı, farklı

tarihlerde muhtelif otellerde birlikte olduklarının anlaşıldığı, başvurucu ile

Y.İ.nin nöbetlerini birlikte tutma gayretinde oldukları belirtilmiştir. Y.İ.nin

19/1/2014 tarihinde nöbetini değiştirdiği ve 25/2/2014 tarihinde başvurucu ile

birlikte nöbet tuttukları ifade edilmiştir. Raporlarda; 10/2/2014-17/2/2014

tarihleri arasında başka bir ilde görevlendirilen başvurucunun sivil memur

Y.İ.nin eşiyle Ankara Sıhhiye Orduevinde kaldığını öğrendikten sonra

görevlendirildiği garnizondan izinsiz olarak 14/2/2014 tarihinde Ankara'ya

gittiği, eşi ile birlikte kalan Y.İ.yi eşi uyurken kendi odasına davet ettiği

ve başvurucu ile Y.İ.nin aynı tarihte birlikte uçak bileti aldığı yönünde

tespitlerde bulunulmuştur. Ayrıca söz konusu ilişkinin Y.İ. ile başvurucu

tarafından da kabul edildiği belirtilmiştir.

11. İdari tahkikat neticesinde başvurucu ahlaki zayıflık şeklinde düzenlenen

disiplin suçunu işlediği iddiasıyla Genelkurmay Başkanlığı Hava Kuvvetleri

Komutanlığı Yüksek Disiplin Kuruluna (Yüksek Disiplin Kurulu) sevk edilmiştir.

12. Başvurucuya 18/8/2014 tarihinde yapılan tebliğle hakkındaki

isnatlarla ilgili hususlar bildirilmiş ve mevzuatta öngörülen süreler

içerisinde yazılı savunmasını sunması gerektiği konusunda ihtarda

bulunulmuştur. Savunma için ek süre talebinde bulunan başvurucunun bu isteği

karşılanmış ve başvurucu 28/8/2014 tarihinde yazılı savunmasını sunmuştur.

Savunmasında başvurucu; mesaj kayıtlarının gerçek dışı olduğunu, eklemeler

yapıldığını, düzmece ve sahte delil mahiyetinde olduğunu, Y.İ.nin psikiyatrik

bozukluğunun bulunduğu süreçte alınan ifadesine itibar edilmemesi gerektiğini,

arkadaşlıktan öte bir ilişkisinin bulunmadığını belirtmiş ve iddiaları kabul

etmemiştir.

13. 21/10/2014 tarihinde gerçekleştirilecek Yüksek Disiplin

Kurulu toplantısında sözlü olarak da savunma yapabileceği hususu başvurucuya

1/10/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Söz konusu toplantıda sözlü savunmada

bulunan başvurucu vekili; telefon mesajlarının başvurucunun iç dünyasını

yansıttığını, başvurucu tarafından içeriği kabul edilen bazı mesajların

hasta-hekim ilişkisi içinde olduğunu, otel kayıtlarının ve mesajların delil

olarak kabul edilemeyeceğini ileri sürmüştür.

14. Yüksek Disiplin Kurulu, elde edilen delillerden başvurucunun

ahlaki zayıflık disiplin suçunu işlediğinin anlaşıldığını belirterek 31/1/2013

tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu'nun 20. maddesi

gereğince başvurucu hakkında TSK'dan ayırma cezası vermiştir. 21/10/2014

tarihli kararda; her askerin ahlaki anlayışının kusursuz ve lekesiz olması

gerektiği, ahlak olgusunun arzu edilir değil görevin başarıyla icra edilebilmesi

için şart olduğu vurgulanmıştır. Askerî personelin eşi olan ve bu olay

nedeniyle eşi tarafından hakkında boşanma davası açılan Y.İ. ile başvurucu

arasındaki gayriahlaki ilişkinin varlığının tespit edildiği ifade edilmiştir.

15. Yüksek Disiplin Kurulunun anılan kararı Hava Kuvvetleri

Komutanı ile Millî Savunma Bakanlığı tarafından da onaylanmış ve 15/12/2014

tarihinde ayırma süreci tamamlanmıştır.

16. Başvurucu, TSK'dan ayırma işlemine karşı 22/1/2015 tarihinde

Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) iptal davası açmıştır. Başvurucu dava

dilekçesinde; hakkındaki karara dayanak olarak gösterilen kayıtlarda hukuka

aykırılıklar bulunduğunu, disiplin soruşturmasının konusunun mesleğine değil

özel hayatına ilişkin olduğunu, iddia edilen ilişkinin var olduğu bir an kabul

edilse dahi bu ilişkinin mahremiyet alanında gerçekleştiğini, mesleğine hiç bir

şekilde yansımadığını ve bu hususun ortaya konulamadığını ileri sürmüştür.

Delillere erişiminin engellendiğini ve özel hayatına ilişkin eylemler esas

alınarak verilen cezanın ölçüsüz olduğunu belirten başvurucu, bahse konu

TSK'dan ayırma cezasının iptal edilmesini talep etmiştir.

17. Davalı idare tarafından sunulan 27/3/2015 tarihli savunma

dilekçesinde, başvurucunun eylemlerinin TSK'nın itibarını sarsacak şekilde yüz

kızartıcı, utanç verici ve toplumun genel ahlak yapısı ile meslek etiğine

uymayan düzeyde gayriahlaki nitelikte olması nedeniyle tesis edilen dava konusu

işlemin yetki, sebep, konu, şekil ve amaç yönlerinden hukuka uygun olduğu

belirtilmiştir.

18. AYİM Başsavcılığının 23/6/2015 tarihli düşünce yazısında ise

başvurucunun, kendisiyle aynı klinikte hemşire olarak görev yapan Y.İ. ile uzun

süredir devam eden ve olağan sınırların ötesine geçen ilişkinin TSK'nın

itibarını sarsacak nitelikte olduğu, eylemlerin dış aleme yansıdığı ve tahkikat

sürecinde başvurucuya savunma imkânının sağlandığı belirtilerek davanın reddine

karar verilmesi gerektiği yönünde değerlendirmelerde bulunulmuştur.

19. AYİM Birinci Dairesinin 23/2/2016 tarihli ara kararıyla dava

dosyası kapsamında bulunan gizlilik dereceli belgelerin başvurucu tarafından

incelenebileceğine karar verilmiştir. Bu karar doğrultusunda başvurucu vekili

tarafından 6/4/2016 tarihinde söz konusu belgeler incelenmiş ve 12/4/2016

tarihinde yazılı beyanda bulunulmuştur.

20. AYİM Birinci Dairesi, 27/4/2016 tarihli kararıyla davanın

reddine hükmetmiştir. Karar gerekçesinde; askerî personelin ahlaki anlayışının

kusursuz ve lekesiz olması gerektiğine ilişkin açıklamalarda bulunulmuş ve TSK

mensubu bir subay olan başvurucunun yine başka bir TSK mensubu personel ile

evli olan ve kendisiyle aynı klinikte görev yapan Y.İ. ile yaşadığı ilişkilerin

niteliği ve niceliği dikkate alındığında eylemlerin özel hayatın kapsamını

aştığı ve mesleki faaliyet alanına yansıdığı yönünde değerlendirmelere yer

verilmiştir. Söz konusu kişilerin nöbetlerini birlikte tutma, seyahat edip

buluşma gayreti içinde oldukları ve muhtelif tarihlerde aynı otelde

konakladıkları belirtilmiştir. Kararda, iddia edildiği gibi telefon mesaj

kayıtları ve dökümlerde herhangi bir ekleme, çıkarma veya değişiklik

yapıldığına ilişkin kanıt ya da bilginin olmadığı ifade edilmiştir.

Başvurucunun sosyal ve aile yaşantısına zarar vererek TSK'nın itibarını

sarsacak şekilde ahlaki zayıflıkta bulunduğu, ayırma cezasının objektif

ölçütlerle, hizmet gereklerine uygun, kamu yararı birey yararı dengesi

gözetilerek ve ölçülü şekilde kullanıldığı belirtilmiş ve işlemin hukuka uygun

olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

21. Karar düzeltme yoluna başvurulmadan kesinleşen söz konusu

karar 27/5/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

22. Başvurucu 27/6/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

23. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında TSK'da görev

yapan askerî personel hakkında ahlaki nedenlerle ayırma işlemi tesis edilmesine

dayanak oluşturan mevzuata (G.G.

[GK], B. No: 2014/16701, 13/10/2016, §§ 23-30) ve benzer durumlara ilişkin

uluslararası hukuka (Yaşar Türkmen,

B. No: 2014/5418, 15/2/2017, §§ 26-33) yer vermiştir.

24. 6413 sayılı Kanun'un "Silahlı

kuvvetlerden ayırma cezasını gerektiren disiplinsizlikler"

kenar başlıklı 20. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"... b) Ahlaki zayıflık: Görevine, sosyal

ve aile yaşantısına zarar verecek derecede menfaatine, içkiye, kumara düşkün

olmak veya Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarını sarsacak şekilde yüz kızartıcı,

utanç verici veya toplumun genel ahlak yapısına aykırı fiillerde bulunmaktır.

..."

25. 6413 sayılı Kanun'un "Takdir

hakkının kullanımı" kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"(1) Bu Kanunla disiplin cezası vermeye

yetkilendirilmiş kişi ve kurullar, disiplin cezası uygulanması ile ilgili

takdir haklarını ölçülü, adaletli ve hakkaniyetli bir şekilde kullanırlar.

(2) Takdir hakkı mutlaka gerekçeli olarak

kullanılır.

(3) Takdir hakkı kullanılırken;

a) Disiplinsizliğin işleniş biçimi,

b) Disiplinsizliğin işlendiği zaman ve yer,

c) Disiplinsizliğin askeri hizmete olumsuz

etkisinin ağırlığı,

ç) Meydana gelen zarar veya tehlikenin

ağırlığı,

d) Disiplinsizlik yapan personelin kast veya taksire

dayalı kusurunun ağırlığı,

e) Disiplinsizlik yapan personelin daha önceki

disiplin durumu,

f) Disiplinsizlik yapan personelin samimi

ikrarı ve gösterdiği pişmanlık,

gibi hususlar göz önüne alınır. ..."

26. 6413 sayılı Kanun'un "Disiplin

soruşturması ve yetkiler" kenar başlıklı 7. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

"(1) Maiyetinden birinin disiplinsizlik

teşkil edebilecek bir fiilini veya mesleğe aykırı tutum ve davranışını herhangi

bir şekilde öğrenen disiplin amirleri, olayın araştırılması gerektiğine kanaat

getirirse, yazılı olarak görevlendireceği soruşturmacılar vasıtasıyla ya da

şahsen disiplin soruşturması yapar.

(2) Disiplin soruşturmacısı olarak tek bir

kişi görevlendirilebileceği gibi en az üç kişiden oluşan bir heyet de

görevlendirilebilir.

(3) Disiplin soruşturması, Genelkurmay

Başkanınca gerek görülmesi hâlinde, Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde bu amaçla

kurulmuş birimde görevli personel eliyle de yürütülebilir.

...

(5) Heyet başkanı hariç olmak üzere gerek

görülmesi hâlinde, hakkında disiplin soruşturması yapılacak kişiden rütbe veya

kıdemce daha aşağıda heyet üyeleri görevlendirilebilir.

(6) Disiplin soruşturmacıları ve heyeti,

kendilerini görevlendiren disiplin amiri adına; disiplin soruşturmasıyla ilgili

bilgi ve belgeleri toplama, savunma alma, tanık dinleme, bilirkişi

görevlendirme, keşif yapma, hâkim veya savcı kararı gerektirmeyen durumlarda

kriminal inceleme yaptırma da dâhil olmak üzere her türlü inceleme yapma ve

ilgili makamlarla yazışma yetkisini haizdir."

27. 6413 sayılı Kanun'un "Disiplin

cezaları" kenar başlıklı 11. maddesinin (2) numaralı fıkrasının

ilgili kısmı şöyledir:

"... Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası

yüksek disiplin kurulları tarafından verilir."

28. 6413 sayılı Kanun'un "Silahlı

kuvvetlerden ayırma cezası" kenar başlıklı 13. maddesinin (3),

(5) ve (6) numaralı fıkraları şöyledir:

"(3) Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası;

disiplin amirlerinden en az ikisinin teklifi üzerine yüksek disiplin kurulları

tarafından verilebileceği gibi, eldeki bilgi ve belgelere göre yüksek disiplin

kurulları tarafından resen de verilebilir. Genelkurmay Başkanı veya Milli

Savunma Bakanının eldeki bilgi ve belgelere ya da gerekli görmesi üzerine

yaptırdığı disiplin soruşturması sonucuna göre hakkında bu cezanın verilmesine

kanaat getirdiği personelin dosyaları bir karar verilmek üzere doğrudan yetkili

yüksek disiplin kuruluna sevk edilir.

(5) Yüksek disiplin kurulları; gerekli

gördükleri takdirde, ilgilinin özlük dosyasını ve her nevi evrakı incelemeye,

ilgili birlik, kurum ve karargâhlardan bilgi almaya, hâkim veya savcı kararı

gerektirmeyen durumlarda kriminal inceleme yaptırma da dâhil olmak üzere her

türlü inceleme yaptırmaya, tanık ve bilirkişi dinlemeye, keşif yapmaya veya

yaptırmaya yetkilidirler.

(6) Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasının

verilmesine ilişkin sürecin; disiplin amirlerinin teklifi ile başlatılması

hâlinde süreci başlatan disiplin amiri tarafından, diğer durumlarda ise yetkili

komutanlıklar vasıtası ile yüksek disiplin kurulları tarafından hakkında karar

verilecek personelin savunması alınır. Yazılı savunma haricinde, yüksek

disiplin kurulu tarafından gerek görülmesi veya personelin talepte bulunması

hâlinde personel sözlü olarak da ifade vermeye çağrılabilir. Firar ve izin

tecavüzü gibi ilgilinin bulunamaması nedeniyle savunma almayı imkânsız hâle

getiren zorunlu hâller (…) (2) gereğince verilecek Silahlı Kuvvetlerden ayırma

cezasında savunma alınmaz."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 15/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Özel Hayatın Gizliliği Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

30. Başvurucu; tahkikat heyeti tarafından kendisine sorulan

soruların tamamının özel hayatına ilişkin olduğunu, mesleki faaliyetlerine

yönelik bir değerlendirme yapılmadığını ileri sürmüştür. Başvurucu, mesajların

içeriği doğru kabul edilse dahi iki kişi arasında olan ve aleniyete kavuşmayan

yazışmalarda yer alan eylemlerin meslek yaşamına yansımadığını belirtmiştir.

Mesleki safahatının başarılarla dolu olduğunu dile getiren başvurucu, AYİM

tarafından verilen kararın hukuka aykırı olduğunu iddia etmiş ve belirtilen

nedenlerle özel hayatın gizliliği hakkının, haberleşme hürriyetinin, kişisel

verilerin korunması hakkının, seyahat hürriyetinin ve mülkiyet hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca kimliğinin kamuya açık belgelerde

gizli tutulması talebinde bulunmuştur.

2. Değerlendirme

31. İddianın değerlendirilmesine dayanak alınacak Anayasa’nın

20. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Herkes, özel hayatına ve aile hayatına

saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının

gizliliğine dokunulamaz."

32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki tavsifi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki nitelendirmesini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde;

başvurucunun temel iddiasını, özel hayat alanına ilişkin olan birtakım

bilgilere dayanılarak TSK'dan ayırma işlemi tesis edilmesi oluşturmaktadır. Bu

nedenle başvurunun özel hayatın gizliliği hakkı kapsamında incelenmesi

gerektiği değerlendirilmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

33. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özel

hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

34. Birtakım davranış ve cinsel eylemlere ilişkin hususlar

gerekçe gösterilerek disiplinsizlik ve ahlaki durum sebebiyle başvurucu

hakkında TSK'dan ayırma işlemi tesis edilmesinin özel hayatının gizliliği

hakkına bir müdahale oluşturduğu açıktır (Ata

Türkeri, B. No: 2013/6057, 16/12/2015, § 34; G.G., § 43).

35. Anılan müdahalenin ihlal oluşturmaması için Anayasa'nın 13.

maddesinde düzenlenen ve somut başvuruya uygun düşen kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olma ve

ölçülülük ilkesine aykırı olmama ölçütlerine uygun olması gerekir.

36. Ayırma işlemine dayanak teşkil eden mevzuat hükümleri

dikkate alındığında müdahalenin kanunlar tarafından öngörülme ölçütüne uygun

olduğu, askerî disiplinin ve kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesinin

sağlanması, bu itibarla millî güvenliğin korunması şeklinde meşru amaç taşıdığı

(Ata Türkeri, §§ 40, 41; G.G., §§ 51-53; Yaşar Türkmen, §§ 50-58) anlaşılmaktadır.

37. Kamu görevlilerinin mesleki yaşamlarıyla da bütünleşen bazı

özel hayat unsurları açısından sınırlamalara tabi tutulabilecekleri açıktır.

Ancak hakkındaki tahkikat sonucunda TSK’dan ayırma işlemi tesis edilmesinin

başvurucunun mesleki hayatı üzerinde olduğu kadar temel geçim kaynağından

yoksun kalması nedeniyle ekonomik geleceği üzerinde de önemli bir etki

oluşturduğu, bu nedenle ayırma işleminin daha önemli hâle geldiği

anlaşılmaktadır. Bu bağlamda özel hayatın gizliliği hakkı üzerindeki

sınırlamaların zorunlu ya da istisnai tedbir mahiyetinde olması,

başvurulabilecek son çare ya da alınabilecek en son önlem niteliğinde olması

gerekir (G.G., § 66).

38. Bunun yanı sıra silahlı kuvvetlerin faaliyetlerinin disiplin

içinde yürütülmesi ve etkinliğini gerçekten aksatan bir durum oluşturduğunun

ikna edici ve güçlü sebeplerle kanıtlanması hâlinde personelin özel hayatına

saygı hakkının sınırlandırılması demokratik bir toplumda gerekli kabul

edilebilir. Ancak bu hâlde de sınırlandırmanın ölçülülük ilkesine uygun olması

gereklidir (G.G., § 60).

39. Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında ahlaki durum

gerekçe gösterilerek TSK'dan ayırma işlemi tesis edilmesiyle ilgili

başvurularda ihlal kararları (Ata Türkeri;

G.G.; Haluk Öktem

[GK], B. No: 2014/13433, 13/10/2016; E.G.

[GK], B. No: 2014/12428, 13/10/2016; Erhun

Öksüz [GK], B. No: 2014/12777, 13/10/2016; Yaşar Türkmen, B. No: 2014/5418,

15/2/2017) verilmiş ise de somut başvuruda, istihbarat birimlerinin usulsüz

sorgulamaları yahut kişinin dahli olmadan başkalarınca ifşa edilen özel hayata

ilişkin verilere dayanılması gibi yöntemler söz konusu olmadığından önceki

kararlara konu olaylara nazaran farklılıklar bulunmaktadır (benzer yöndeki

değerlendirmeler için bkz. İ.A.,

B. No: 2016/3423, 14/9/2017, § 31).

40. Somut olayda, TSK'nın itibarını sarsacak derecede ahlak dışı

hareketlerde bulunduğu gerekçesiyle başvurucu hakkında ayırma işlemi tesis

edilmiştir. Söz konusu işlemin iptali talebiyle açılan davada AYİM tarafından

verilen kararda da belirtildiği üzere asker şahıslar için ahlaki değerlerin ve

özel hayatı da kapsayan yaşam biçiminin önemi büyüktür. Başvurucunun bir

süredir ilişki yaşadığı ileri sürülen ve kendisiyle aynı klinikte çalışan

kişinin eşi tarafından ihbarda bulunularak şikâyetçi olunması ve nöbet

tarihlerinin denk getirilmesi amacıyla girişimlerde bulunulması nedenleriyle

anılan eylemlerin özel hayatın sınırlarını aştığı ve göreve yansımalarının

olduğu görülmektedir. Bu durumda; çok sıkı askerî disiplin kuralları ve

hiyerarşinin geçerli olduğu personel sisteminde başvurucuya isnat edilen

eylemlerin kurum disiplinini ve itibarını olumsuz yönde etkileyen bir unsur

olarak değerlendirilmesi ve bu eylemler nedeniyle disiplin yaptırımı

uygulanması demokratik bir toplumda gerekli bir müdahale olarak kabul

edilebilir.

41. Öte yandan başvurucu hakkındaki disiplin soruşturmasının

6413 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak yürütüldüğü, disiplin soruşturması

sürecine başvurucunun katılımı ve makul koşullar sunularak savunma yapması

konusunda yasal güvencelere riayet edildiği, gizlilik dereceli belgelerin dava

sürecinde incelettirildiği, iddiaların ve delillerin sunulabildiği, bu suretle

özel hayatın gizliliği hakkının gerektirdiği usule ilişkin güvencelerden

başvurucunun yararlandırıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca AYİM kararında

başvurucunun eylemlerinin mesleki hayatı üzerindeki etkilerine dair yeterli ve

ikna edici gerekçelerin belirtilmiş olduğu ve başvurucunun iddialarını

karşılayacak şekilde ilgili gerekçelerin oluşturulduğu görülmektedir.

42. Bu durumda eylemlerini görev yaptığı kuruma sirayet

ettirdiği tespit edilen başvurucunun görevine, sosyal ve aile yaşantısına zarar

verecek derecede toplumun genel ahlak yapısına aykırı fiilleri dolayısıyla

statü dışına çıkartılmasında demokratik toplum düzeninin gereklerine ve

ölçülülük ilkesine aykırı bir durumun bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

43. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 20. maddesinde güvence

altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edilmediğine karar

verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddialar

1. Tarafsız ve Bağımsız Mahkemede Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

44. Başvurucu,AYİM'in bünyesinde hâkim sınıfından olmayan kurmay

subayların görev yapması nedeniyle tarafsız ve bağımsız olmadığını belirterek

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

45. AYİM'in bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığı iddiaları,

daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesince bu iddiaların

açıkça dayanaktan yoksun olduğuna karar verilmiştir (Yaşasın Aslan, B. No: 2013/1134, 16/5/2013, §§ 25-31; Salih Karakoç, B. No: 2013/2954,

19/12/2013, §§ 47-50).

46. Somut başvuru açısından farklı karar verilmesini gerektiren

bir yön bulunmadığından başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Hakkaniyete Uygun

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

47. Başvurucu, eklemeler yapılarak ileri sürülen ve delil olarak

kullanılan telefon kayıtlarının hukuka aykırı delil mahiyetinde olduğunu ve bu

delilleri yeterli şekilde inceleme imkânının kendisine verilmediğini ifade

etmiştir. Ayrıca psikolojik rahatsızlıkları bulunan Y.İ.nin ifade alma

sırasında yasak sorgu yöntemlerine maruz bırakıldığını ve ifadesinin dikkate

alınamayacağını, dolayısıyla idarenin yetkisini aşarak yaptığı araştırmalar

neticesinde elde edilen delillerin kullanılamayacağını ileri sürmüştür.

Neticede başvurucu, hukuka aykırı delillerin hükme esas alınması nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

b. Değerlendirme

48. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşrû vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

49. Başvurucuların iddiaları, adil yargılanma hakkı kapsamında

güvence altında olan hakkaniyete uygun yargılanma hakkı çerçevesinde

incelenmiştir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Muammer Yılmaz, B. No: 2014/4779,

14/11/2018, § 58).

50. Anayasa'nın 36. maddesine adil

yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede Türkiye'nin

tarafı olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasında hakkaniyete

uygun yargılanma hakkı düzenlenmiştir. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.

maddesi uyarınca değerlendirme yaptığı birçok kararında, kanuni bir temele

dayanmadan veya hukuka aykırı şekilde elde edilen delillerin yargılamada

kullanılmasıyla ilgili olarak ileri sürülen iddiaları -Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi gibi- adil yargılanma hakkının güvencelerinden olan hakkaniyete uygun

yargılanma hakkı kapsamında incelemektedir. Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında

yapılan değerlendirmelerde, Anayasa’nın 38. maddesinin altıncı fıkrası da

dikkate alınmaktadır (Orhan Kılıç, B.

No: 2014/4704, 1/2/2018, § 43).

51. Anayasa’nın 38. maddesinin altıncı fıkrasında, kanuna aykırı

olarak elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilemeyeceği hükme

bağlanmıştır. Anılan anayasal kural, temel olarak ceza yargılaması hukukuna

ilişkin olmakla birlikte, uygulanabildiği ölçüde medeni hak ve yükümlülüklere

ilişkin yargılamalar bakımından da dikkate alınmalıdır. Nitekim 6/1/1982

tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinde

delillerin tespit edilmesinde 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk

Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. 6100 sayılı

Kanun’un 189. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise hukuka aykırı olarak elde

edilmiş olan delillerin mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate

alınmayacağı hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu maddenin gerekçesinde de bir

davada ileri sürülebilecek her türlü delilin mutlaka hukuka uygun yollardan

elde edilmiş olması gerektiği; hukuka aykırı olarak elde edildiği anlaşılan

delillerin, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamayacağı

düzenlenmek suretiyle yargılama sırasında taraflarca sunulan delillerin elde

ediliş biçiminin mahkeme tarafından resen gözönüne alınması ve delilin her ne

suretle olursa olsun hukuka aykırı olarak elde edildiğinin tespit edilmesi

hâlinde diğer tarafça bir itiraz ileri sürülmese dahi mahkemece caiz olmadığına

karar verilerek dosya kapsamında değerlendirilmemesi ilkesinin kabul edildiği

ifade edilmiştir (Yaşar Yılmaz,

B. No: 2013/6183, 19/11/2014, § 51). Bu bağlamda somut olaydaki gibi medeni hak

ve yükümlülüklere ilişkin olan ve idari yargı kolunda gerçekleştirilen

yargılamalarda söz konusu anayasal kuralın uygulanabilirliği ölçüsünde dikkate

alınması gerekir.

52. Ancak bireysel başvuruya konu davadaki eylemlerin

kanıtlanması, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması, delillerin kabul

edilebilirliği ve değerlendirilmesi ile uyuşmazlığa derece mahkemeleri

tarafından getirilen çözümün esas yönünden adil olup olmaması, bireysel başvuru

incelemesinde değerlendirmeye tabi tutulamaz. Dolayısıyla somut başvuruyla ilgili

olarak Anayasa Mahkemesinin rolü, derece mahkemelerince yapılan

değerlendirmelerin ve varılan sonuçların hukuka uygunluğunu denetlemek

değildir. Belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme ve

gösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisi

esasen derece mahkemelerine aittir (Orhan

Kılıç, § 44; Muammer Yılmaz, §

60).

53. Bu konuda değerlendirme yapılırken delillerin elde edildiği

koşulların, onların gerçekliği ve güvenilirliği üzerinde şüphe doğurup

doğurmadığının da dikkate alınması gereklidir (Güllüzar

Erman, B. No: 2012/542, 4/11/2014, § 60). Hakkaniyete uygun bir

yargılama, delillerin gerçekliği ve güvenilirliği konusundaki kuşkuların

giderilmesini ve delillerin güvenilirliğine ve gerçekliğine etkili bir şekilde

itiraz etme fırsatının tanınmış olmasını zorunlu kılmaktadır (Orhan Kılıç, § 47; Muammer Yılmaz, § 61).

54. Anayasa Mahkemesi; delillere yönelik hukuka aykırılık

iddialarıyla ilgili olarak başvuruculara delillerin gerçekliğine itiraz etme ve

kullanılmalarına karşı çıkma fırsatı verilip verilmediğini, bu konuda

silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin gözetilip

gözetilmediğini, savunmanın menfaatlerinin korunması için yeterli güvenceler

sağlanıp sağlanmadığını incelemektedir (Orhan

Kılıç, § 48; Muammer Yılmaz, §

62).

55. Kanuni bir temeli olmadan elde edildiği veya elde ediliş

yöntemi bakımından hukuka aykırı olduğu ilk bakışta anlaşılabilen veya derece

mahkemelerince hukuka aykırı oldukları tespit edilen delillerin kabul

edilmesinin yargılamanın hakkaniyetini zedeleyip zedelemediğinin Anayasa'nın

36. ve 38. maddeleri açısından değerlendirilmesinde -yargılamanın bütünlüğü

içinde- somut davanın kendine özgü koşulları dikkate alınmalıdır (Orhan Kılıç, § 51; Muammer Yılmaz, § 63).

56. Somut olayda derece mahkemeleri, başvurucu ile birlikte

Y.İ.nin nöbetlerini birlikte tutma, seyahat edip buluşma gayreti içinde

oldukları ve muhtelif tarihlerde aynı otelde konakladıkları yönünde tespitlerde

bulunmuştur. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler incelendiğinde, anılan

tespitlerin yürütülen idari tahkikat kapsamında toplanan delillerden, söz

konusu kişiler arasındaki telefon mesaj kayıtları ve dökümlerden ve bunun

yanında Y.İ. tarafından verilen ifadelerden yola çıkılarak yapıldığı

anlaşılmaktadır.

57. Dolayısıyla başvurucunun hukuka aykırı olduğunu iddia ettiği

ve açtığı iptal davasında delil olarak kullanıldığını belirttiği telefon

görüşmelerine ilişkin kayıtlar ve dökümler derece mahkemeleri tarafından tek ve

belirleyici delil olarak kullanılmamıştır.Bu durumda -belirli bir davaya

ilişkin olarak delilleri değerlendirme yetkisi kural olarak yargılamayı yapan

derece mahkemelerine ait olmakla birlikte- somut olayda elde edilen delillerin

iptal davasında kullanılmasının bir bütün olarak yargılamanın hakkaniyetini

zedelemediği sonucuna ulaşılmıştır.

58. Ayrıca delillerin değerlendirilmesinde bariz takdir hatası

veya açık keyfîlik oluşturan bir bulguya rastlanmamıştır. Diğer taraftan

silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine aykırı olarak başvurucuya

delillerini sunma, inceletme ve itiraz etme hususlarında uygun olanakların

sağlanmadığına ya da kendisini savunma imkanının tanınmadığına ilişkin bir

delil de bulunmamaktadır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde,

yargılamanın bütünü yönünden adil yargılanma hakkını ihlal eder nitelikte bir

durumun bulunmadığı açıktır.

59. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. 1. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkı kapsamında güvence altına alınan

bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Adil yargılanma hakkı kapsamında güvence altına alınan

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın

gizliliği hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

D. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

15/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Fatih ALKAN Başvurucu : M.O. Vekili : Av. Rahmi YILMAZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/11733, 15 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Özel Hayatın Gizliliği Hakkının İhlal
  9. B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine
  10. A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli
  11. E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/11733
Tarih
15 Ocak 2020

İlgili Kararlar

  • Günal Kurşun Başvurusu (B. No: 2017/35484)
  • Samanyolu Haber Yayıncılık Hizmetleri A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/11533)
  • Huri Garan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/11854)
  • Yalçın Atlı Başvurusu (B. No: 2015/19711)
  • Mesut Temizkan Başvurusu (B. No: 2017/4764)
  • Mühittin Hüseyinoğlu Başvurusu (B. No: 2016/4970)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.