İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mahmut Tolon Başvurusu (B. No: 2013/3773)

1. Başvuru, yurt dışında

Başvuru No2013/3773Tarih17 Mart 2016Okuma12 dk · 2.358 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mahmut Tolon Başvurusu

Karar tarihi
17 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/3773
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.358 kelime·12 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, yurt dışında

tamamlanan ihtisasın Türkiye’de tanınmaması nedeniyle çalışma hak ve özgürlüğü

ile eşitlik ilkesi, buna ilişkin idari yargı sürecinin makul sürede

sonuçlandırılmaması nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 27/5/2013 tarihinde

İzmir 11. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler

tamamlatılmış, başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca 26/9/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. İkinci Bölüm tarafından

19/3/2014 tarihinde yapılan toplantıda başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Bakanlığa başvuru konusu

olay ve olgular bildirilmiş, başvuru belgelerinin bir örneği görüş için gönderilmiştir.

6. Bakanlığın 7/4/2014 tarihli

yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan

görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğine göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Rheinische Friedrich Wilhelms Üniversitesi Tıp Fakültesinden (Bonn/Almanya)

20/2/1975 tarihinde mezun olmuştur. Sonrasında Türkiye’ye dönerek Uludağ

Üniversitesi Tıp Fakültesinde (Bursa) iç hastalıkları uzmanlık eğitimine

başlamışsa da bu eğitimini tamamlamadan Almanya’ya geri dönmüştür. Burada

sırasıyla Essen, Lüdenscheid, Hagen

Akademik Hastaneleri ve Lübeck Tıp Fakültesinde görev

yapmıştır.

9. Başvurucu; 1982 yılında iç

hastalıkları uzmanı, 22/2/1984 yılında ise nefroloji

üst ana dal uzmanı unvanlarını almış ve Almanya devleti tarafından iç

hastalıkları-nefroloji doktoru olarak tanınmıştır.

10. Başvurucu 1984 yılında askerlik

görevini ifa etmek üzere Türkiye’ye döndüğünde nefroloji

uzmanlığının tanınması için başvuruda bulunmuştur. Bu kapsamda Uludağ

Üniversitesinde sınava tabi tutulmuş ve başvurucunun iç hastalıkları uzmanlığı

tanınmıştır.

11. Başvurucu, nefroloji yan dal ihtisasının tanınması için Sağlık

Bakanlığına 4/8/2005 tarihinde başvurmuş ve ret cevabı almıştır. Başvurucu

Sağlık Bakanlığının 30/9/2005 tarihli ve 7439 sayılı anılan işleminin iptali ve

yürütmesinin durdurulması için Ankara 9. İdare Mahkemesinde 16/11/2005

tarihinde dava açmış olup Mahkemenin 14/11/2007 tarihli ve E.2005/2181,

K.2007/1970 sayılı kararı ile dava reddedilmiştir.

12. Başvurucu İlk Derece

Mahkemesi kararını temyiz etmiştir. Temyiz incelemesini yapan Danıştay

Sekizinci Dairesinin 25/4/2012 tarihli ve E.2009/2532, K.2012/1924 sayılı ilamı

ile başvurucunun temyiz talebi reddedilmiş ve karar onanmıştır. Bu karara

karşı, karar düzeltme yoluna başvurulmuş ise de aynı Dairenin 18/2/2013 tarihli

ve E.2012/9276, K.2013/1060 sayılı ilamı ile bu talep de reddedilmiştir. Karar

başvurucuya 14/5/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

13. Başvurucu 27/5/2013

tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

14. 6/1/1982 tarihli ve 2577

sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 1. maddesinin (2) numaralı fıkrası, 14.

maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkraları, 20. maddesinin (5) numaralı fıkrası,

49. maddesinin (3) numaralı fıkrası ile 60. maddesi (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198, 7/11/2013, §§ 14-18).

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

15. Mahkemenin 17/3/2016

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 27/5/2013 tarihli ve 2013/3773

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

16. Başvurucu,

i. Alman

hukukuna göre nefroloji uzmanlığının tanındığını,

hukuki durumu değerlendirilirken eğitim gördüğü ülkenin hukukuna göre değil,

Türk hukukuna göre değerlendirme yapılarak nefroloji

uzmanlığının tanınmadığını, kendisi ile aynı durumda bulunan uzmanlar gibi

mesleğini icra edemediğini, bu nedenle çalışma hak ve özgürlüğü ile eşitlik

ilkesinin;

ii. 2005

yılında açtığı davanın yaklaşık sekiz yıl sonra sonuçlandırıldığını, bu nedenle

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, maddi ve manevi

tazminat taleplerinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Çalışma Özgürlüğü ve Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiği

İddiaları

17. Başvurucu, Alman hukukuna

göre nefroloji uzmanlığının tanındığını, hukuki

durumu değerlendirilirken eğitim gördüğü ülkenin hukukuna göre değil, Türk

hukukuna göre değerlendirme yapılarak nefroloji

uzmanlığının tanınmadığını, bu nedenle Anayasa’nın 48. ve 49. maddelerinde

güvence altına alınan çalışma hak ve özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

18. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncüfıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin

kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine

başvurabilir. …”

19. 30/3/2011 tarihli ve6216sayılıAnayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf

olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal

edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

20. Anılan Anayasa ve Kanun

hükümlerine göre Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın

Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerin kapsamına da

girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı

dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi mümkün değildir(Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

18).

21. Bireyin dilediği alanda

çalışma özgürlüğü ve çalışma hakkı Anayasa’nın 48. ve 49. maddelerinde güvence

altına alınmış olmakla birlikte Sözleşme’de

düzenlenen haklardan değildir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de kamu

hizmetine girme ya da dilediği kamu görevinde çalışma hakkının Sözleşme ya da

protokollerinde korunan bir hak olmadığını açıkça ifade etmektedir(Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013,

§ 24). Bu nedenle başvurucunun, Anayasa’nın 48. ve 49. maddelerine dayanan

ihlal iddiasının konusu, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında

kalmaktadır.

22. Diğer yandan başvurucu, nefroloji uzmanlığının tanınmaması nedeniyle kendisi ile

aynı durumda bulunan uzmanlar gibi mesleğini icra edemediğini, bu nedenle

çalışma özgürlüğü yanında eşitlik ilkesinin de ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

23. Anayasa’nın 10. maddesinin

birinci ve beşinci fıkraları şöyledir:

“Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi

inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde

eşittir.

…

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun

önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”

24. Sözleşme’nin 14. maddesi

şöyledir:

“Bu Sözleşme’de tanınan hak ve

özgürlüklerden yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer

kanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet,

doğum başta olmak üzere herhangi başka bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılık

gözetilmeksizin sağlanmalıdır.”

25. Başvurucunun Anayasa’nın 10.

maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi ve Sözleşme’nin 14. maddesinde düzenlenen

ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine yönelik iddialarının, bahsi geçen

maddelerdeki ifadeler dikkate alındığında soyut olarak değerlendirilmesi mümkün

olmayıp mutlaka Anayasa ve Sözleşme kapsamında yer alan diğer temel hak ve

özgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması gerekir. Bir başka ifadeyle

ayrımcılık yasağının ihlal edilip edilmediğinin tartışılabilmesi için ihlal

iddiasının, kişinin hangi temel hak ve özgürlüğü konusunda ayrımcılığa maruz

bırakıldığı sorularına cevap verebilmesi gerekmektedir (Onurhan Solmaz, § 33).

26. Başvurucunun eşitlik

ilkesinin ihlali iddiasının, başvurunun temelini oluşturan çalışma özgürlüğü

çerçevesinde ve bu hakla bağlantılı olarak ele alınması zorunluluğu vardır.

Dolayısıyla ayırımcılık yasağı, bağımsız nitelikte koruma işlevine sahip olmayıp

temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasını, korunmasını ve başvuru yollarını

güvence altına alan tamamlayıcı nitelikte haklardandır. Bu çerçevede,

başvurucunun ihlal iddiasının odağında bulunan çalışma özgürlüğünün, Anayasa

Mahkemesinin konu bakımından yetki alanı dışında olması nedeniyle eşitlik

ilkesi de somut başvuru açısından uygulanabilir nitelikte olmayıp başvurucunun

Anayasa’nın 10. maddesine dayanan ihlal iddiasının konusu da Anayasa ve

Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalmaktadır.

27. Açıklanan nedenlerlebaşvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası

28. Başvuru formu ile eklerinin

incelenmesi sonucunda açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

29. Başvurucu 2005 yılında idari

yargıda açmış olduğu davaya ilişkin yargılamanın makul sürede tamamlanmayarak

Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

iddia etmiştir.

30. Anayasa ve Sözleşme’nin

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, § 18). Sözleşme ve AİHM kararlarında yer alan ve adil yargılanma

hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde

yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de

Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında -ilgili

hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle-

gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil

yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36.

maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul

sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil olup ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, §§ 38, 39).

31. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

32. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekir. Hukuk sisteminde yer

alan mevzuat hükümleri gereğince “kamu hukuku” alanına dâhil olan ancak sonucu

itibarıyla özel nitelikteki haklar ve yükümlülükler üzerinde belirleyici olan

uyuşmazlıkları konu alan davalar da Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6.

maddesinin koruması kapsamına girmektedir. Belirtilen düzenlemelerde yer

verilen güvenceler, başvurucunun haklarına zarar verdiği iddia edilen idari bir

kararın iptali talebiyle açılan davalara da uygulanacaktır. Başvuru konusu

olayda, nefroloji yan dal ihtisasının tanınması için

yapılan başvurunun reddine dair Sağlık Bakanlığının 30/9/2005 tarihli ve 7439

sayılı işleminin iptali istemini konu alan bir uyuşmazlık olduğu görülmekle,

başvurucunun çalışma hak ve özgürlüğüne zarar verdiği iddia edilen idari bir

kararın iptali talebini konu alan somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve

yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğuna kuşku yoktur (Selahattin Akyıl, § 44).

33. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı -kural olarak- uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı başka bir deyişle davanın ikame edildiği tarih

olmakla beraber bazı özel durumlarda girişimin niteliği göz önünde tutularak

uyuşmazlığın ortaya çıktığı daha önceki bir tarih başlangıç tarihi olarak kabul

edilebilmektedir. Somut başvuru açısından benzer bir durum söz konusu olup

makul süre değerlendirmesinde nazara alınacak zaman diliminin başlangıç tarihi,

başvurucunun nefroloji yan dal ihtisasının tanınması

hususunu içeren talebini ilgili idareye ilettiği 4/8/2005 tarihidir (Selahattin Akyıl, § 45).

34. Sürenin bitiş tarihi ise

çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme

tarihidir (Güher Ergun ve diğerleri,

§ 52). Bu kapsamda, somut yargılama faaliyeti açısından sürenin bitiş

tarihinin, başvurucunun karar düzeltme talebinin Danıştay Sekizinci Dairesince

reddedildiği tarih olan 18/2/2013 olduğu anlaşılmaktadır.

35. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesi neticesinde başvurucunun 16/11/2005 tarihinde Ankara 9.

İdare Mahkemesinde yürütmenin durdurulması talepli iptal davası açtığı,

15/3/2006 tarihinde ilk inceleme yapıldığı ve yürütmenin durdurulması talebi

hakkında karar verildiği, 14/11/2007 tarihinde davanın reddine karar verildiği,

bu kararın başvurucu tarafından temyiz edildiği, temyiz incelemesini yapan

Danıştay Sekizinci Dairesinin 25/4/2012 tarihli ilamı ile başvurucunun temyiz

talebinin reddedildiği ve kararın onandığı, başvurucunun bu karara karşı karar

düzeltme yoluna başvurması üzerine aynı Dairenin 18/2/2013 tarihli ilamı ile

talebin reddine karar verildiği ve bu kararın başvurucuya 14/5/2013 tarihinde

tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.

36. İlgili yargılama evrakının

incelenmesi neticesinde başvuruya konu yargılama sürecinin idari yargı

makamları nezdinde sürdüğü görülmekle 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul

hükümlerine tabi bir yargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve idari yargı

alanına dâhil uyuşmazlıkları konu alan yargılama faaliyetleri için geçerli

genel usul hükümleri içeren 2577 sayılı Kanun’un muhtelif maddelerinin,

uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya koyduğu

anlaşılmaktadır (bkz. § 13).

37. Hukuk sistemimizde idari

yargı alanında yer alan uyuşmazlıklara ilişkin dava sürelerinin makul yargılama

süresini aştığı yönündeki tespitlere, AİHM tarafından verilen birçok ihlal

kararında yer verilmiş olup özellikle idari yargı alanındaki yapısal sorunlar

ve Danıştay nezdinde temyiz ve karar düzeltme incelemelerinde geçirilen uzun

yargılama sürelerinin ihlal kararlarına temel oluşturduğu anlaşılmaktadır. Bu

kapsamda idari yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede

tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve

Anayasa Mahkemesi tarafından özellikle 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul

hükümleri de göz önünde bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği yönünde karar verilmiştir (Selahattin

Akyıl, §§ 54-60).

38. Başvuruya konu davaya bütün

olarak bakıldığında 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine tabi olan

yargılama sürecine ilişkin somut başvuru açısından farklı karar verilmesini

gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu sekiz yıla yakın yargılama

sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

39. Açıklanan nedenlerle

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

40. Başvurucu, uzayan yargılama

süreci boyunca nefroloji uzmanı olarak çalışamaması

nedeniyle doğan zararlarına ilişkin olarak 250.000 TL maddi ve sahip olduğu

uzmanlığı kullanamaması nedeniyle içine düştüğü ruhsal durumun düzeltilmesi

amacıyla 150.000 TL manevi tazminat ödenmesini ve idari işlemin iptaline karar

verilerek çalışma özgürlüğüne yönelik müdahalenin ortadan kaldırılmasını talep

etmiştir.

41. 6216 sayılı Kanun’un 50.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

42. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin sekiz yıla yakın yargılama süresi nazara alındığında

yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında başvurucuya takdiren

net 7.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

43. Başvurucu tarafından maddi

tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia

edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından

başvurucunun maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

44. Dosyadaki belgeler uyarınca

tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

1.998,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Çalışma

hakkı ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiği yönündeki iddiasının konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Başvurucunun, Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 7.000 TL

manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 198,35 TL harç ve 1.800 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın

tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren

dört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona

erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet

Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

17/3/2016

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör : Recep ÜNAL Başvurucu : Mahmut TOLON Vekili : Av. Muhammed Nurdoğan Okan ÖZAYDIN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/3773, 17 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. B. Başvurucunun, Anayasa’nın
  16. C. Başvurucuya net 7.000 TL
  17. D. 198,35 TL harç ve 1.800 TL
  18. E. Ödemelerin, kararın
  19. F. Kararın bir örneğinin Adalet
  20. M. Emin KUZ
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/3773
Tarih
17 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Osman Sandıkçı Başvurusu (B. No: 2013/6297)
  • Abdulkadir Güneş Başvurusu (B. No: 2013/4347)
  • Naim Aslan Başvurusu (B. No: 2013/5154)
  • Ahmet Akcan Başvurusu (B. No: 2014/3130)
  • Necdet Çetinkaya Başvurusu (B. No: 2013/7725)
  • N.b.b. Başvurusu (B. No: 2013/5653)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.