İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Osman Sandıkçı Başvurusu (B. No: 2013/6297)

1. Başvuru; gözaltında işkence görülmesi nedeniyle işkence,

Başvuru No2013/6297Tarih10 Mart 2016Okuma13 dk · 2.612 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Osman Sandıkçı Başvurusu

Karar tarihi
10 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/6297
R.G. Tarih ve Sayı
19/4/2016-29689
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.612 kelime·13 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; gözaltında işkence görülmesi nedeniyle işkence,

eziyet ve insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele yasağının; tutukluluğun uzun

sürmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; hukuka aykırı delillere

dayanılarak karar verilmesi, taleplerin dikkate alınmaması, gerekçeli kararın sekiz

ay sonra yazılması, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması ve benzeri

nedenlerle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 12/8/2013 tarihinde Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı

vasıtasıyla adli yardım talepli olarak yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına

engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 30/6/2015 tarihinde,

başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne ve başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Projesi (UYAP) vasıtasıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde

olaylar özetle şöyledir:

1. Başvurucu Hakkındaki

Soruşturma ve Kovuşturmalar

5. 13/7/2002 tarihinde İstanbul ili Üsküdar ilçesi Kuzguncuk

Mahallesindeki evinin yakınında çıplak ve darp edilmiş vaziyette bulunarak

hastaneye kaldırılan M.Ş. isimli şahıs, tedavi gördüğü hastanede 20/7/2002

tarihinde yaşamını yitirmiştir.

6. Kendi beyanına göre, belirtilen olayın şüphelisi olması

nedeniyle İstanbul'dan uzaklaşmak isteyen başvurucu, H.K. sahte kimliği ile Avşa Adası'na (Marmara/Balıkesir) gitmiştir.

7. Başvurucu, 30/7/2002 tarihinde Avşa

Adası'nda meydana gelen, M.U. ve H.U.B. adlı kişilerin ateşli silahla

öldürülmeleri ile sonuçlanan kavga olayına karışmıştır.

8. Belirtilen olayla ilgili olarak H.K. adına düzenlenmiş sahte

kimlikle gözaltına alınan başvurucu, belirtilen kimliği kullanarak 1/8/2002

tarihinde jandarmaya ve 4/8/2002 tarihinde Cumhuriyet savcısına şüpheli

sıfatıyla ifade vermiştir.

9. Marmara Sulh Ceza Mahkemesince yapılan sorgusunu müteakip

4/8/2002 tarihinde tutuklanan başvurucu hakkında aynı sahte kimlik bilgileri

esas alınarak Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığının 7/11/2002 tarihli ve 2002/72

sayılı iddianamesi ile Bandırma Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır.

Yargılama devam ederken anılan Mahkemece başvurucunun tahliyesine karar

verilmiştir. Bu aşamaya kadar başvurucunun gerçek kimlik bilgilerinin,

belirtilen makamlarca bilinmediği anlaşılmaktadır.

10. Tahliye edilmesi sonrasında, yağma suçunu işlediği şüphesi

ile 8/1/2003 tarihinde İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü

görevlilerince yakalanan başvurucu; kasten öldürme, yağma, çıkar amaçlı suç

örgütü kurmak ve yönetmek, sahtecilik, hürriyeti tahdit ve 10/7/1953 tarihli ve

6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a

muhalefet suçlarını işlediği şüphesi ile gözaltına alınmıştır.

11. Anılan kolluk biriminde başvurucunun 10/1/2003 tarihinde müdafii hazır bulunmaksızın ifadesi alınmıştır.

12. 12/1/2003 tarihinde gözaltından çıkarılan başvurucu, ifadesi

alınmak üzere İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına sevk

edilmiştir. Aynı tarihte ilgili Cumhuriyet savcısı tarafından alınan ifadesinde

başvurucu, savunmasını yapmış ve hakkındaki suçlamaları inkâr etmiştir.

Başvurucunun anılan ifadesinin ilgili kısımları şöyledir:

"... [E]mniyette

de bu şekilde anlattım ancak farklı yazmışlar. ... bana manevi işkence

yaptılar. [İ]nsanlık onurumla oynadılar. [H]akaret

küfür ettiler. [E]llerimi ve ayaklarımı bağladılar.

[G]özlerimi de bağladılar. [T]okat ve yumruk attılar.

[Z]orla bu ifadeyi okutmadan imzalattılar. [B]u

şekilde bana kötü muamelede bulunan ... organize şube müdürlüğü görevlilerinden

şikayetçiyim dedi.

Doktor raporları okundu: [R]aporlara bir diyeceğim yoktur. [R]aporlar

iddialarımı doğrulamaktadır. Polisler bana dayak yediğini söyleme dediler.

Doktora da bu arabadan atlayınca böyle oldu dediler.

..."

13. Başvurucu, aynı tarihte sorgu için İstanbul 4 No.lu Devlet

Güvenlik Mahkemesi (DGM) Hâkimliğine sevk edilmiştir. Avukatı refakatinde

savunmasını yapan başvurucu, anılan Hâkimliğin 12/1/2003 tarihli ve 2003/12

sayılı kararı ile tutuklanmıştır.

14. İstanbul DGM Cumhuriyet Başsavcılığının 18/2/2003 tarihli ve

E.2003/277 sayılı iddianamesi ile başvurucu hakkında; çıkar amaçlı suç örgütü

kurmak, işkence ile adam öldürmek, yağma, yağmaya teşebbüs, hürriyeti tahdit,

sahte nüfus cüzdanı kullanmak, 6136 sayılı Kanun'a muhalefet ve cürümden hasıl

olan eşyayı bilerek kullanmak suçlarından kamu davası açılmıştır.

15. Başvurucunun gerçek kimlik bilgileri ile yakalanarak

tutuklanmasını müteakip Bandırma Ağır Ceza Mahkemesinin 1/7/2003 tarihli ve

E.2002/164 sayılı kararı ile Avşa Adası'nda meydana

gelen olayla ilgili olarak açılan kamu davası, İstanbul 14. Ağır Ceza

Mahkemesinin E.2003/64 sayılı dava dosyası ile birleştirilmiştir.

16. Yapılan yargılama neticesinde İstanbul 14. Ağır Ceza

Mahkemesinin 26/9/2008 tarihli ve E.2003/64, K.2008/210 sayılı kararıyla

başvurucunun, suç işlemek amacıyla silahlı örgüt kurmak ve yönetmek suçundan

26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "220/1-3, 53/1-2-3, 58/9, 63. maddeleri"

gereğince iki yıl altı ay hapis, sahte nüfus cüzdanı kullanmak suçundan

1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk

Ceza Kanunu'nun 350. ve 40. maddeleri gereğince bir yıl hapis, maktul M.Ş.yi birlikte tasarlayarak ve canavarca hisle ve eziyet

çektirerek kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Kanun'un "82/[1]a-b, 53/1-2-3, 63. maddeleri"

gereğince ağırlaştırılmış müebbet hapis, maktul M.U.yu birlikte kasten öldürmek

suçundan 765 sayılı Kanun'un "64, 448,

20, 31, 33, 40. [m]addeleri"

gereğince 24 yıl hapis, maktul H.U.B.'yi hedefte hata

sonucu kasten öldürme suçundan 765 sayılı Kanun'un "52, 448, 20, 31, 33, 40. [m]addeleri"

gereğince 24 yıl hapis, müşteki A.A.ya ait aracı

örgüte yarar sağlamak amacıyla silahla tehdit ederek yağma suçundan 5237 sayılı

Kanun'un "149/1-a-c-g, 53/1-2-3, 63.

maddeleri" gereğince 10 yıl hapis, müşteki O.Ö.nün

"11 milyar TL" vermesi

konusunda örgüte yarar sağlamak amacıyla silahla tehdit ederek yağmaya teşebbüs

suçundan 5237 sayılı Kanun'un "149/1-a-c-g,

35/2, 53/1-2-3, 63. maddeleri" gereğince iki yıl altı ay hapis,

müşteki Ş.T.ye yönelik yağmaya teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanun'un "148/1, 35/2, 53/1-2-3, 63. maddeleri"

gereğince iki yıl altı ay hapis, hürriyeti tahdit suçundan 765 sayılı Kanun'un "179/1-son, 40. maddeleri"

gereğince bir yıl dört ay hapis ve "457

YTL" adli para cezaları ile cezalandırılmasına ve tutukluluk hâlinin

hükümle birlikte devamına karar verilmiştir.

17. Temyiz üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 26/5/2010 tarihli

ve E.2010/10140, K.2010/3874 sayılı kararı ile başvurucu hakkında maktul H.U.B.yi hedefte hata sonucu

kasten öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün, "[s]anıkların doğrudan maktul H... U...'u

hedef aldıklarını gösteren delillerin bulunmadığı, ancak kavgaya dahil olan

maktul M... U... ile birlikte topluluk içinde bulunan

maktul H... U...'un da isabet alabileceğini öngörebilecek durumda oldukları,

eylemlerinin 5237 sayılı TCK hükümlerine göre 'olası kastla öldürme' suçunu

oluşturduğu gözetilmeden, lehe Kanunun tespiti amacıyla yapılması gereken somut

karşılaştırmanın, 765 sayılı TCK'nun 52, 448 ve 5237

sayılı TCK'nun 81, 21/2. maddeleri arasında yapılması

gerektiği gözetilmeksizin, 765 sayılı TCK'nun 52, 448

ve 5237 sayılı TCK'nun 81. maddeleri arasında

karşılaştırma yapılarak, 765 sayılı TCK'nun 52, 448

maddelerinin lehe olduğu kabul edilmek suretiyle" hüküm

kurulduğu gerekçesiyle bozulmasına, sahtecilik ve hürriyeti sınırlama suçları

yönünden dava zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle kamu davasının ortadan

kaldırılmasına, diğer hükümler yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının

onanmasına karar verilmiştir.

18. Bozma kararı sonrasında yapılan yargılama neticesinde

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/10/2011 tarihli ve E.2010/171,

K.2011/164 sayılı kararıyla başvurucunun, olası kasıtla öldürme suçundan 20 yıl

hapis cezası ile cezalandırılmasına ve tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.

19. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 20/3/2013 tarihli ve

E.2012/5959, K.2013/2342 sayılı ilamı ile İlk Derece Mahkemesinin anılan kararı

onanmıştır.

20. Başvurucu, Yargıtayın anılan onama

ilamından, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/7/2013 tarihli ve 2013/487

Değişik İş sayılı kararının kendisine 31/7/2013 tarihinde tebliğ edilmesi ile

haberdar olduğunu bildirmiştir. Başvurucunun, onama kararını daha önce

öğrendiğine dair herhangi bir bilgi veya belgeye rastlanmamıştır.

2. Başvurucunun İşkence

İddiaları İle İlgili Soruşturma ve Kovuşturma Süreci

21. Başvurucu, 8/1/2003 tarihinde polis memurları tarafından

yakalanarak gözaltına alındığında kendisine işkence yapıldığı ve kötü muamelede

bulunulduğu iddiası ile ilgili kolluk görevlilerinden şikâyetçi olmuştur.

22. Başvurucunun şikâyeti üzerine başlatılan soruşturma

kapsamında Fatih Cumhuriyet Başsavcılığının 1/8/2003 tarihli ve E.3853 sayılı

iddianamesi ile ilgili görevliler hakkında Fatih 2. Asliye Ceza Mahkemesinde

kamu davası açılmıştır. Belirtilen iddianamede sanıkların, 765 sayılı Kanun'un

245. maddesi gereğince cezalandırılmaları talep edilmiştir.

23. Fatih 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/3/2004 tarihli ve

E.2003/574, K.2004/71 sayılı görevsizlik kararı ile dava dosyası İstanbul 1.

Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.

24. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 8/6/2005 tarihli ve

E.2004/134, K.2005/146 sayılı kararı ile ilgili görevliler hakkında "atılı suçu işlediklerine dair ... yeterli, kesin ve

inandırıcı kanıtlar elde edilemediği..." gerekçesiyle beraat

kararı verilmiştir.

25. Anılan beraat kararı, başvurucunun temyizi üzerine Yargıtay

8. Ceza Dairesinin 2/5/2007 tarihli ve E.2007/3378, K.2007/3364 sayılı ilamı

ile onanarak kesinleşmiştir.

B. İlgili Hukuk

26. 765 sayılı Kanun'un 20., 31., 33., 40., 52., 64., 179.,

350., 448.; 5237 sayılı Kanun'un 35., 53., 58., 63., 64., 82., 149., 220.;

30/7/1999 tarihli ve 4422 sayılı mülga Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele

Kanunu'nun 1.; 16/6/1983 tarihli ve 2845 sayılı mülga Devlet Güvenlik

Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 16. maddeleri.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

27. Mahkemenin 10/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

28. Başvurucu, işkence ile ilgili şikâyetlerinin etkili bir

şekilde soruşturulmaması nedeniyle Anayasa'nın 17. maddesinin ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

29. Başvurucu; yakalama ve gözaltı sırasında haklarının

hatırlatılmadığını, yakınlarına haber verilmediğini, yakalandıktan dört gün

sonra hâkim huzuruna çıkarıldığını, gözaltında hâkim güvencesini düzenleyen

4/4/1929 tarihli ve 1412 sayılı mülga Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 128.

maddesinin DGM'lerin görev alanına giren soruşturmalarda uygulanmadığını, dört

ay boyunca mahkeme huzuruna çıkarılmaksızın tutukluluğunun devam ettirildiğini,

tutuklulukla ilgili kararların yetersiz gerekçeye dayalı olduğunu ve matbu

ifadeler içerdiğini, tutuklamaya yönelik itiraz dilekçelerine cevap

verilmediğini, tutukluluk durumunun dosya üzerinden incelendiğini, kanuni

tutukluluk süresinin aşıldığını, 2003 yılında tutuklandığını ve 69 ayı aşkın

süre tutuklu kaldığını belirterek Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına

alınan özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

30. Başvurucu; gözaltına alınmasından hâkim önüne çıkarılmasına

kadar geçen süre zarfında avukat yardımından yararlandırılmadığını, kolluktaki

işkenceye dayalı ifadelerinin hükme esas alındığını, lehinde olan delillerin

dikkate alınmadığını, iddianamedeki eksikliklerin Mahkemece

değerlendirilmediğini, talep etmelerine rağmen Mahkemece savunmalarının

alınmadığını, M.Ş.nin öldürülmesi ile ilgili olarak

maktulün eşi K.Ş.nin tanık sıfatıyla çağrılması

taleplerinin Mahkemece karşılanmadığını, aynı şekilde dosyadaki rapor ve

belgelerde imzası olan tanıkların dinlenmesi talebinin karşılanmadığını,

yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığını, hazırlık evrakını

inceleyemediğini, susma hakkı tanınmadığını, iddianamenin yeterince açık

olmadığını, kimin ne ile suçlandığının belirsiz olduğunu, Mahkemenin tarafsız

olmadığını ve kendisine karşı ön yargılı tavırlar sergilediğini, savcıların

duruşma sonrası müzakerelere iştirak ettiklerini, bu durumun silahların

eşitliği ilkesine aykırı olduğunu, ilk duruşmada tanıklarını bulundurma

hakkının kullandırılmadığını, iddia makamının beyanları kelimesi kelimesine

zapta geçirilirken kendi beyanlarının özet bir şekilde zapta geçirildiğini, ara

kararlarının yazımı aşamasında duruşma salonunun boşaltıldığını, DGM'lerin şeklen

kapatıldığını, yargılamaya devam eden özel yetkili Mahkemenin hâkim ve

personellerinin değişmediğini, 4422 sayılı Kanun kapsamında olmamasına rağmen

özel yargılama usullerine başvurabilmek için kendisine isnat edilen eylemlerin

anılan Kanun kapsamında değerlendirildiğini, 4422 sayılı Kanun kapsamındaki suç

tanımının belirsiz olduğunu, hâkimin reddine dair taleplerinin aynı hâkim

tarafından karara bağlandığını, Mahkeme heyeti ile aralarında husumet

oluştuğunu, sık sık hâkimlerin değiştiğini, dosyayı bilmeyen hâkimlerin kendisi

hakkında karar verdiğini, Mahkeme heyetinin işkence iddialarına ilişkin

soruşturmayı dikkate almadığını, kanuna aykırı olarak elde edilen, ikrar içeren

ifadesine dayanılarak mahkûmiyet kararı verildiğini, temyiz aşamasında Yargıtaya gönderdiği dilekçenin kasıtlı olarak başka bir

mercie gönderilerek temyiz aşamasında savunma yapmasının engellendiğini

belirterek Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

31. Başvurucu; soruşturmayı yürüten kolluk biriminin, ismini

basına sızdırdığını, bu şekilde masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

32. Başvurucu, yargılamaya konu suçlarla ilgili olmayan 06 ...

plakalı aracın müsadere edilmesi nedeniyle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

33. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Başvuru hakkının kötüye kullanılması"

kenar başlıklı 51. maddesi şöyledir:

"Bireysel

başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığı tespit edilen başvurucular aleyhine,

yargılama giderlerinin dışında, ayrıca ikibin Türk

Lirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasına hükmedilebilir."

34. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

(İçtüzük) "Başvuru hakkının kötüye

kullanılması" kenar başlıklı 83. maddesi şöyledir:

"Başvurucunun

istismar edici, yanıltıcı ve benzeri nitelikteki davranışlarıyla bireysel

başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığının tespit edilmesi hâlinde başvuru

reddedilir ve yargılama giderleri dışında, ilgilinin ikibin

Türk Lirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasıyla cezalandırılmasına

karar verilir."

35. İlgili düzenlemeler vasıtasıyla genel hukuk teorisinde bir

kamu düzeni kuralı olarak ele alınan ve genel olarak bir hakkın açıkça

öngörüldüğü amaç dışında ve başkalarını zarara sokacak şekilde kullanılmasının

hukuk düzenince himaye edilmeyeceğini ifade eden hakkın kötüye kullanılmasının,

bireysel başvuru alanında özel olarak ele alındığı görülmektedir. Bu bağlamda

bireysel başvuru usulünün amacına açıkça aykırı olan ve Mahkemenin başvuruyu

gereği gibi değerlendirmesini engelleyen davranışların, başvuru hakkının kötüye

kullanılması olarak değerlendirilmesi mümkündür (S.Ö., B. No: 2013/7087, 18/9/2014, § 28).

36. İçtüzüğün 83. maddesindeki "... istismar edici, yanıltıcı ve benzeri nitelikteki davranışlarıyla

..." ifadesinden, bireysel başvuru hakkının kötüye kullanılması

hâllerinin, sınırlı bir şekilde sayılmadığı, hakkın kötüye kullanılması olarak

kabul edilebilecek benzer davranışların da anılan madde kapsamında

değerlendirilmesinin mümkün olduğu açıktır.

37. Hiç kuşkusuz, bireysel başvuruda bulunan kişi, başvuruya

konu ihlal iddiasındaki haklılığını ortaya koyabileceği ve bu anlamda kendini

en iyi şekilde ifade edebileceği üslubu seçmekte özgürdür. Bu çerçevede

başvurucunun, meşru ve medeni sınırlar içinde kalmak şartıyla ihlal

iddialarını, başvurusunun amacı doğrultusunda normal olandan daha sert bir

dille ortaya koyması da mazur görülebilir. Ancak haklılığını ortaya koyma ve

kendini daha iyi ifade etme amacını aşan, hak ihlaline sebebiyet verdiğini

iddia ettiği kamu otoritesini, kamu otoritesini temsil eden kişileri veya

doğrudan Anayasa Mahkemesini hedef alan, hakaret veya iftira oluşturabilecek,

eleştiri sınırları dışında kalan, kaba, rahatsız edici ve saldırgan bir dil

kullanılmasının bireysel başvuru hakkı kapsamında değerlendirilmesi mümkün

olmayıp bu tür davranışların hakkın kötüye kullanılması olarak kabulü gerekir.

38. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de başvuranın

Mahkeme ile yazışmalarında, davalı hükûmete, hükûmet temsilcisine, davalı

devletin makamlarına, bizzat mahkemeye, mahkemenin yargıçlarına veya mahkeme

yazı işleri müdürlüğü mensuplarına karşı kırıcı, tehditkâr, tahkir veya tahrik

edici bir dil kullanması hâlinde başvuru hakkının kötüye kullanılmış olacağını

kabul etmektedir (Řehák/Çek Cumhuriyeti (k.k.),

B. No: 67208/01, 18/5/2004; Duringer ve diğerleri ve Grunge/Fransa

(k.k.), 61164/00 B. No: 18589/02, 4/2/2003). AİHM'e göre başvurucunun kullandığı dilin kaba olduğunun

değerlendirilebilmesi için sadece ağır, tartışma yaratmaya yönelik veya alaycı

olması yeterli değildir; "normal,

medeni ve meşru eleştiri sınırlarını" aşması da gerekir (Di Salvo/İtalya (k.k.), B. No: 16098/05, 11/1/2007; Apinis/Letonya [k.k.],

B. No: 46549/06, 20/9/2011).

39. İncelemeye konu bireysel başvuru kapsamında, başvurucu

tarafından Anayasa Mahkemesine üç farklı dilekçe sunulmuştur.

40. Başvurucunun, el yazısı ile hazırlanmış ve dayanak

belgelerle birleştirilmiş olan toplam 280 sayfalık 12/8/2013 tarihli birinci

başvuru dilekçesinin, 13-15., 18., 22., 24-26., 28., 38-40., 47., 48., 54.,

56., 57., 60., 64., 72., 98., 100-107., 109., 112-114., 116., 125., 133., 137.,

139., 141., 142., 146., 152., 158., 159., 212-216., 231., 237., 260., 265. ve

275. sayfalarında ısrarlı bir şekilde soruşturma, kovuşturma ve temyiz

süreçlerinde görev alan Cumhuriyet savcısı, mahkeme başkanı ve üyelerini,

kolluk görevlilerini ve ayrım gözetmeksizin tüm emniyet mensuplarını aşağılayan

ve tahkir eden ifadeler kullandığı tespit edilmiştir.

41. Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Bürosunun 22/8/2013

tarihli yazısı ile başvurucuya, yazmış olduğu başvuru dilekçesinin 6216 sayılı

Kanun ve İçtüzük'e uygun olarak düzenlenmediği

bildirilerek başvurucudan belirtilen nitelikleri taşıyan yeni bir başvuru

dilekçesi hazırlaması istenmiştir.

42. Bunun üzerine başvurucu, 10/10/2013 tarihli ikinci başvuru

dilekçesini (formunu) Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Başvurucu, bu dilekçesinde

birinci dilekçesindeki üslubunu sürdürmekle birlikte ihlal iddialarını

tekrarlamamış ve önceki dilekçesine atıf yapmakla yetinmiştir. Başvurucu

tarafından, ikinci bireysel başvuru dilekçesinin ekinde sunulan ve doğrudan Bireysel

Başvuru Bürosu Raportörünü muhatap alan aynı tarihli (10/10/2013) dilekçede de

kendisine bildirilen idari eksikliklerin başvurusunun reddedilmesi için "uydurulan bahaneler" olduğunu

belirterek "... ben elimde olan tüm

belgeleri fotokopi-or[i]jinal

demeden size gönderiyorum. Gerisi sizin sütünüzün kalitesine kalmış."

şeklinde dilekçenin yazılış gayesini aşan, yakışıksız ve saldırgan ifadeler

kullanıldığı görülmüştür.

43. Başvurusunun akıbeti hakkında bilgi edinme talebi içeren

30/11/2015 tarihli dilekçesinde, Anayasa Mahkemesince dosyasının kasıtlı olarak

bekletildiğini, dosyası daha önce görüşülen başvurucuların "birinci sınıf", kendisinin ise "üçüncü veya beşinci sınıf vatandaş"

olarak kabul edildiği ithamlarında bulunan başvurucunun, önceki dilekçelerinde

kullandığı saldırgan üslubundan vazgeçmediği görülmüştür.

44. Belirtilen tespitler ışığında başvurucunun, haklılığını

ortaya koyma, kendini daha iyi ifade etme ve eleştiride bulunma amacını aşan,

hak ihlaline sebebiyet verdiğini iddia ettiği kamu otoritesini, kamu

otoritesini temsil eden kişileri ve doğrudan Anayasa Mahkemesini hedef alan,

rahatsız edici ve saldırgan bir dil kullanmakta ısrar ettiği anlaşılmaktadır.

Başvurucunun bu tutumunun, bireysel başvuru hakkı kapsamında değerlendirilmesi

mümkün olmayıp başvuru hakkının kötüye kullanılması olarak kabulü gerekir.

45. Açıklanan nedenle başvurunun başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle reddine karar

verilmesi gerekir.

46. Başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle 6216 sayılı

Kanun'un 51. ve İçtüzük'ün 83. maddeleri gereğince

başvurucu aleyhine takdiren 2.000 TL disiplin para

cezasına hükmedilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun, başvuru

hakkının kötüye kullanılması nedeniyle REDDİNE,

B. 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi uyarınca 2.000 TL disiplin

para cezasının başvurucudan TAHSİLİNE,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca yargılama

giderlerinin, BAŞVURUCUDAN TAHSİLİNE

10/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Erdal TERCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Recep ÜNAL

Başvurucu

:

Osman

SANDIKÇI

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/6297, 10 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Başvurunun, başvuru
  12. C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  13. Sandıkçı
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/6297
Tarih
10 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Abdulkadir Güneş Başvurusu (B. No: 2013/4347)
  • Naim Aslan Başvurusu (B. No: 2013/5154)
  • Ahmet Akcan Başvurusu (B. No: 2014/3130)
  • Necdet Çetinkaya Başvurusu (B. No: 2013/7725)
  • N.b.b. Başvurusu (B. No: 2013/5653)
  • Veysi Atlı Başvurusu (B. No: 2014/2772)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.