İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Medine Eren Başvurusu (B. No: 2016/14588)

1. Başvuru; barışçıl bir gösterinin kolluk görevlilerince

Başvuru No2016/14588Tarih12 Şubat 2020Okuma30 dk · 5.964 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Medine Eren Başvurusu

Karar tarihi
12 Şubat 2020
Başvuru Numarası
2016/14588
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.964 kelime·30 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; barışçıl bir gösterinin kolluk görevlilerince

gerekli olmadığı hâlde dağıtılması nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkının, müdahale sırasında meydana gelen yaralanma ve bu olaya

ilişkin yürütülen soruşturmanın etkisiz olması nedenleriyle de kötü muamele

yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 12/8/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Açık kaynaklardan elde edilen bilgilere göre İstanbul

Valiliğince (Valilik) 2014 yılı 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlamaları için

Yenikapı ve Maltepe sahil alanları tahsis edilmiş, Taksim Meydanı'nda kitlesel

toplantı ve gösteriye müsaade edilmeyeceği iki gün önce kamuoyuna

duyurulmuştur. 1/5/2014 tarihinde Şişli ilçesinde toplanan gruplar Taksim

Meydanı'nda gösteri yapma amacıyla yürüyüş yapmak istemiş, bu yürüyüşe müsaade

etmeyen kolluk görevlileri ile göstericiler arasında birtakım olaylar

yaşanmıştır. Kolluk amiri ile grup temsilcileri arasında yapılan müzakerede,

gösterici gruptan elli kadar kişinin Taksim Meydanı'na geçişine ve burada

gösteri yapmasına izin verilebileceği ancak kitlesel hâlde bir yürüyüşle

gösteri yapılmasına izin verilemeyeceği belirtilmiştir. Müzakerenin sonuç

vermemesi üzerine kolluk görevlileri tarafından yürüyüşü gerçekleştirmek

isteyen gruba birden fazla kez gösterinin yasal olmadığı ve dağılmaları

gerektiği yönünde sesli ikazda bulunulmuş, dağılmayan kalabalığa tazyikli su ve

göz yaşartıcı gazla müdahale edilmiştir.

9. Başvurucu da 1/5/2014 tarihinde mensubu olduğunu belirttiği

Halkların Demokratik Partisinin (HDP) yetkilileriyle birlikte 1 Mayıs Emek ve

Dayanışma Günü kutlamalarına katılmak üzere İstanbul'un Şişli ilçesine

gitmiştir.

10. Başvurucu, Şişli ilçesine vardığı anda kolluk görevlilerinin

göstericilere müdahale etmeye başladığını, Mecidiyeköy istikametine gitmeye

çalıştığı sırada kolluk kuvvetinin kullandığı tazyikli su, göz yaşartıcı gaz ve

plastik mermi nedeniyle ara sokağa kaçmak zorunda kaldığını dile getirmektedir.

Başvurucu, arkasından yaklaşık beş metre mesafeden atılan göz yaşartıcı gaz

kapsülünün sol bacağı arka kısmına isabet etmesi nedeniyle yüzüstü yere

düştüğünü, yanına gelen bir polis memurunun yaralanan bacağına tekme atarak

hakaret ve tehdit ettiğini iddia etmiştir. Başvurucu çevrede bulunanların

yardımıyla yakındaki bir tıp merkezine, oradan da İstanbul Kağıthane Devlet

Hastanesine ve akabinde Baltalimanı Metin Sabancı Kemik Hastalıkları Eğitim ve

Araştırma Hastanesine gittiğini ve tedavi gördüğünü belirtmiştir.

11. İstanbul Kağıthane Devlet Hastanesi tarafından 1/5/2014 günü

saat 12.58'de düzenlenen hasta epikriz raporunda başvurucu hakkında "W01-kayma sendeleme ve tökezlemeye bağlı düşme"

şeklinde tespit yapılmıştır. Baltalimanı Metin Sabancı Kemik Hastalıkları

Eğitim ve Araştırma Hastanesince 1/5/2014 günü saat 14.45'te düzenlenen sağlık

raporunun ilgili kısımları ise şöyledir:

"Darp ifadesiyle acil servisimize sol diz ve sağ elde travma şikâyetiyle

başvurdu ... sol diz ve sağ elde hassasiyet mevcut ... çekilen direkt grafide

osseoz patoloji [kemikte bir yaralanma] saptanmadı ... istirahat amaçlı kısa bacak atel

yapıldı. Hastada kafa veya göğüs travması öyküsü yok. Bilinç açık koopere

oryante ... bildirir geçici hekim raporudur. Kesin rapor adli tıp uzmanı

tarafından verilecektir."

12. Başvurucu 2/5/2014 tarihinde Haydarpaşa Numune Eğitim ve

Araştırma Hastanesine giderek tedavi görmüştür. Burada düzenlenen sağlık

raporunun ilgili kısmı şöyledir:

"...Yapılan harici

muayenede sol dizde abrazyon [sıyrık],

sağ el orta parmakta minimal abrazyon tespit edildi. Hastanın sol kolunda, sol

el bileğinde hassasiyet tespit edildi. Dış merkezde çekilmiş grafileri

mevcuttur. Durum bildirir geçici hekim raporudur..."

13. Başvurucu 31/5/2014 tarihinde İstanbul Medeniyet

Üniversitesi Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesine müracaat etmiş, sol diz

ekleminde MR incelemesi yapılmıştır. Raporda "Diz eklem mesafesinde supra patelar bursada [diz eklemi üst

kısmı] efüzyon [gereğinden fazla

sıvı birikimi] artışı mevcuttur. Patellar

kartilaj [diz kapağı kemik kıkırdağı] hafif incelmiş görünümdedir.Patellada medüller [diz kapağı

orta kısmı] kemikte ödem mevcut olup,

kontüzyon [ezilme] ile uyumlu

olarak değerlendirilmiştir." tespitlerinde bulunulmuştur.

14. Başvurucu Türkiye İnsan Hakları Vakfı İstanbul

Temsilciliğine (TİHV) müracaat ederek burada muayene olmuştur. Doktor C.K.

imzalı, 24/11/2014 tarihli raporun sonuç kısmı şöyledir:

"1. Kişide tespit edilen

fiziksel ve ruhsal yakınma ve bulguların birbirleriyle ve kişinin anlatımlarıyla

uyumlu oldukları; kişinin yaşadığını belirttiği travmalara ilişkin

anlatımlarını destekler nitelikte olduğu,

2. Kişinin yoğun göz yaşartıcı kimyasal

gazlara maruz kalması sonucu bildirdiği yakınmaların literatürde bildirilen bu

kimyasalların insan sağlığı üzerinde meydana getirdiği erken dönem sağlık

sorunları ile uyumlu olduğu,

3. Kişinin ruhsal değerlendirmesinde tespit

edilen 'Travma Sonrası Stres Bozukluğu' tanısının kişinin aktardığı fiziksel ve

ruhsal travma öyküsüne bağlı olarak oluştuğu ve bu öykü ile bütünüyle uyumlu

olduğu, uzun süreli izlem gerektirdiği

4. Travmatik sürece maruz kaldığı ortam

koşulları, göz yaşartıcı kimyasalların kullanım şekli ve yoğunluğu, travmatik

yaralanmaların özellikleri birlikte değerlendirildiğinde; kişinin bu süreçte

insan eliyle oluşturulmuş travmaya maruz kaldığı ve Dünya Sağlık Örgütü'nün

Uluslararası Hastalık Sınıflandırması, ICD 10 kapsamında Y07.3 kodu ile de

belirtilen 'işkence ve diğer zalimane, insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele'

kapsamı içinde değerlendirilmesi gerektiği kanaatini bildirir değerlendirme

raporudur."

15. Başvurucu 3/12/2014 tarihinde İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığına verdiği şikâyet dilekçesiyle kolluk görevlileri ve amirleri

hakkında suç duyurusunda bulunmuştur. Başvurucu dilekçesinde yüz üstü yere

düşmesi nedeniyle üst dudağının patladığından, yüzünde çizik ve kızarıklar

oluştuğundan, elinde çatlak ile sol kulağında zedelenme olduğundan yakınmıştır.

Cumhuriyet Başsavcılığınca aynı gün başlatılan soruşturma kapsamında başvurucu

hakkında düzenlenen sağlık raporu ve belgeleri ilgili hastane ve sağlık

kuruluşlarından temin edilmiş ve Adli Tıp Kurumundan (ATK) kati adli rapor

talep edilmiştir.

16. ATK tarafından 3/12/2014 tarihinde düzenlenen ilk raporun

ilgili kısmı şöyledir:

"Kişinin Şubemizde

yapılan muayenesinde; 2012 yılında sol dizinden ameliyat olduğunu, ameliyat

sonrasında bir şikayeti olmadığını, hareketlerini rahatça yapabildiğini, 1

Mayıs 2014 tarihinde bacağına gaz bombası gelmesi sonrasında yere dizlerinin

üzerine düştüğünü, akabinde diz bölgesine tekme ile vurulduğunu söylediği,

sonrasında dizi ile ilgili sorunlarının başladığını, olay olalı 8 ay olmasına

rağmen halen dizinden rahatsızlığının devam ettiğini, basamadığını, koltuk

değneği kullandığı görüldü. SSK Göztepe Hastanesinde MR'ının çekildiği, burada

diz ekleminin içinde ödem olduğunun ayrıca menisküs yırtığı olduğunun

söylendiği, bunun üzerine diz kapağından iğne yapıldığı ve 1,5 ay fizik tedavi

aldığı, ancak fayda görmediği, olay tarihinde kulağının üzerine düştüğü,

dudağının patladığı. Çenesinde ve göz kenarlarında, bacaklarında sıyrıklar ve

morartılar olduğu, olay sonrasında kulak ağrısının ve baş dönmesi şikayetinin

olması nedeniyle hastaneye başvurduğu, bu konuyla ilgili muayene olduğu,

MR'ının çekildiği ve ilk zamanlarında da duymasında da azalma olduğunu

söylediği, baş dönmesi şikayetinin halen devam ettiği, olay sonrasındaTSSB

tanısı ıle tedavi gördüğünü söylediği, fiziki muayenesinde; sağ el sırtında

3.metakarp hizasında 0,5 cm lik yüzeyel nedbe dokusu, sol diz kapağı ön yüzde

ve lateral yüzde çapı 1 cm kadar olan 2 adet yüzeyel nedbe dokusu olduğu

görüldü.

SONUÇ

Sorulan hususun değerlendirilebilmesi için

Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kurulu'ndan görüş alınmasının uygun olduğukanaatini

bildirir rapordur."

17. ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından başvurucu hakkındaki tüm

sağlık raporlarının incelenmesi sonucu düzenlenen 28/8/2015 tarihli raporun

sonuç kısmı ise şöyledir:

"Kişi, olay tarihinde

sol bacağına arkadan gaz bombası isabet ettiğini belirtmekle birlikte olay

tarihli tıbbi belgelerinde sol bacak arka kısımda herhangi bir lezyon tarif

edilmediği, ardından yüz üstü yere çakıldığını ve dudağının patladığını

belirtmekle birlikte yine aynı şekilde olay tarihli ve sonraki güne ait tıbbi

belgelerinde yüz bölgesinde de herhangi bir lezyon tarif edilmediği, taraf

belirtmemekle birlikte el bölgesinde ve dizinde yere düşmeye bağlı sıyrıklar

oluştuğunu belirttiği, söz konusu lezyonlara dairolaydan bir gün sonra Haydar

Paşa Numune Hastanesi'nde yapılan muayenede 'sol dizde abrazyon, sağ el orta

parmakta minimal abrazyon, sol kol ve sol el bileğinde hassasiyet' şeklinde

lezyonlar tarif edildiği, yere düşerken yaralanan diz bölgesine polis

tarafından tekme atıldığını belirttiği, eldeki mevcut tıbbi belgelere göre olay

tarihinde ciltte tespit edilen abrazyon ve yaklaşık 1 ay sonra çekilen sol diz

MR tetkikinde tespit edilen eklem içi lezyonların olay tarihinde yaşanan düşme

eylemine mi yoksa daha sonra atıldığı iddia edilen tekmeye ve her ikisine mi

bağlı meydana geldiğinin tespit edilemediği, başvurduğu Kağıthane Devlet

Hastanesi'nde kolunda çatlak olduğu söylendiğini ifade etmesine rağmen çekilen

grafilerde çatlak dahil osseoz patoloji tespit edilmediği, söz konusu hastanece

düzenlenmiş belgelerde de bu tarz bir ifadeye rastlanılmadığı, yere düşerken

kulağının üzerine düştüğü ve kulağında da zedelenme olduğunu belirtmekle

birlikte olay tarihli ve sonrası güne ait tıbbi belgelerde her iki kulağında da

herhangi bir lezyon veya işitme kaybı tarif edilmediği gibi buna dair kayıtlı

bir şikayet te bulunmadığı, yaklaşık 40 gün sonra çekilen temporal kemik BT'de

nonspesifik bulgu olan solda temporomandibular eklem mesafesinde karşı tarafa

göre hafif artış tespit edildiği, eşlik eden osseoz patoloji saptanmadığı

belirtildiği, dolayısıyla 01.05.2014 tarihli olayla alakalı nedensellik bağı

ortaya konulabilen'sol dizde abrazyon, sağ el orta parmakta minimal abrazyon,

sol kol ve sol el bileğinde hassasiyet' ve 'Post travmatik stres bozukluğuna'

neden olan yaralanmasının;

1- Kişinin

yaşamını tehlikeye sokan bir durum OLMADIĞI,

2- Kişi

üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif

nitelikte OLMADIĞI,

3- Kişinin

Kurulumuz'da yapılan muayenesinde yüz sınırları içinde yara nedbesi tespit

edilmediğinden yüzde sabit iz tayinine mahal olmadığı,

4- Kişinin

vücudunda kemik kırığı tarif ve tespit edilmediği,

5- Dava

konusu olaya bağlı duyularından veya organlardan birinin işlevinin sürekli

zayıflaması veya yitirilmesi niteliğinde herhangi bir anatomik eksiklik veya

fonksiyonel bozukluk tarif ve tespit edilmediği oy birliği ile mütalaa olunur."

18. Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucunun müşteki sıfatıyla

ifadesi alınmıştır. Başvurucu ifadesinde şikâyet dilekçesinde ileri sürdüğü

iddiaları yinelemiş, bacağına isabet eden göz yaşartıcı gaz kapsülünü atan ve

yerdeyken kendisine tekme atıp tehdit ve hakarette bulunan polis memurlarını

teşhis edemeyeceğini belirtmiştir.

19. Cumhuriyet Başsavcılığınca 3/11/2015 tarihinde İstanbul

Emniyet Müdürlüğüne (Emniyet Müdürlüğü) yazılan müzekkereyle başvurucunun

iddialarının araştırılması için müfettiş görevlendirilerek gösteri yürüyüşü

için katılımcıların yasal bildirimde bulunup bulunmadıkları, göstericilerin

müdahale öncesi şiddet içerikli davranışta bulunup bulunmadıkları ve buna dair

kamera görüntüsü istenmiştir. Müzekkerede; göstericilerin trafik akışını bozma

dışında sivil kişilere zarar verme ya da hayatın normal akışına mani olma

şeklinde bir eylemde bulunup bulunmadıkları, gösteri barışçıl ise müdahaleden

önce makul bir süre beklenip beklenmediği de sorulmuştur. Ayrıca zor

kullanımının son çare olarak ve orantılı şekilde kullanılıp kullanılmadığının

değerlendirilmesi için olay anına ilişkin kolluk araç kameraları ile kamuya ve

özel kişilere ait kameralara ait görüntülerinin de teminiyle müştekiye karşı

zor kullanan polis memurlarının kimlik bilgileri istenmiştir.

20. Emniyet Müdürlüğünün 18/12/2015 tarihli cevabında

göstericilerin eylem öncesinde yasal bildirimde bulunmadığı, şiddet içerikli

eylemleri olduğu ve buna dair kamera görüntülerinin gönderildiği, barikat

kurarak ateş yakmaları ve çevrede bulunan binalarla araçlara zarar vermeleri

nedeniyle sivil kişilerin olağan faaliyetlerinin de etkilendiği belirtilmiştir.

Yazıda ayrıca göstericilerin günlük yaşam akışını bir ölçüde değil tamamen

bozdukları, sesli ikazlara şiddet içeren eylemlerle (taş, sopa, havai fişek ve

molotof atıp kurdukları barikatları ateşe vererek) karşılık vermeleri nedeniyle

makul süre beklenemediği dile getirilmiştir. Grubun dağılması amacıyla ve

yeterli düzeyde güç kullanıldığı ancak dağılmamakta ısrar eden ve sadece kolluk

görevlilerine karşı saldırıda bulunan kişilere karşı güç kullanımın dereceli

olarak artırıldığı da cevap yazısında vurgulanmıştır. Başvurucuya karşı güç

kullandığı iddia olunan polis memurlarının kimlik bilgileri konusunda ise

11/4/2016 tarihli yazıyla cevap verilmiştir. Cevapta olay yerinde

görevlendirilen personelin belli bir alanda görevli olsa da durumun

gerektirdiği ölçüde zaman zaman takip ve müdahale sırasında görev yerlerinde

kayma olabildiği belirtilerek olay yerinde görev yapan tüm personelin isim

listesi gönderilmiştir.

21. Cumhuriyet Başsavcılığının talebine uygun olarak Emniyet

Müdürlüğünce bir emniyet müdürü idari yönden olayı araştırmak üzere 11/1/2016

tarihinde görevlendirilmiştir. İdari yönden yapılan araştırmada başvurucunun

iddiasını doğrulayan kamera kaydının bulunmadığı, ayrıca iddialarıyla uyumlu

şekilde düzenlenmiş bir adli raporun da bulunmadığı belirtilmiştir. Ayrıca olay

yerinde görevlendirilen personelin bir kısmının il dışından geldiği, olay

yerindeki kalabalık ve kargaşa içinde hangi polis memurunun başvurucuya karşı

güç kullandığının tespit edilmesinin zor olduğu vurgulanmıştır. Bu kapsamda

Emniyet Müdürlüğünde 22/2/2016 tarihinde verilen idari soruşturma açılmasına

yer olmadığına dair karar Cumhuriyet Başsavcılığına 25/2/2016 tarihli yazıyla

bildirilmiştir.

22. Cumhuriyet Başsavcılığı; başka bir adli soruşturma dosyası

içinde bulunan, Valiliğinin çeşitli sivil toplum örgütlerine gönderdiği 1 Mayıs

Emek ve Dayanışma Günü kutlamalarına tahsis edilen alanların belirtildiği

bildirimleri de dosya arasına almıştır. Anılan yazılı bildirimlerde Valilik,

toplantı ve gösteri yürüyüşüne ilişkin kanun hükümleriyle bu konudaki yargı

içtihatlarına değinmiş ve kutlama yapılacak alanlara ilişkin detaylı bilgilere

yer vermiştir.

23. Cumhuriyet Başsavcılığı, kolluk tarafından gönderilen olaya

ilişkin kamera görüntüleri üzerinde inceleme yapılması amacıyla 18/4/2016

tarihinde bilirkişi görevlendirmiştir. Bilirkişi 30/5/2016 tarihinde raporunu

sunmuştur. Raporda toplam üç adet DVD'ye kaydedilmiş görüntülerin çözümünün

yapıldığı, görüntülerde göstericilerin yüzlerinde maske olduğu, trafik akışına

mani oldukları, kolluk görevlilerinin birden fazla kez "Dağılın!" yönündeki ikazlara karşı

taş, havai fişek gibi cisimler attıkları belirtilmiştir. Raporda; gösterici

grubun kaldırım taşlarını söktüğü, çöp bidonlarından barikat kurduğu, sokak

aralarında insan ve araç geçişine mâni olduğu, çevrede bulunan iş yerlerinin bu

nedenle kapatıldığı, vatandaşların normal yaşamlarına devam edemediği

hususlarına da değinilmiştir. Ayrıca kolluk görevlilerinin tazyikli su ve göz

yaşartıcı gazla gösterici gruba müdahale ettiği ancak başvurucunun bu olaylar

sırasında yaralanıp yaralanmadığının tespit edilemediği belirtilerek

görüntülerden elde edilen bazı fotoğraflara yer verilmiştir.

24. Cumhuriyet Başsavcılığınca 2/6/2016 tarihinde verilen

kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla soruşturma sonuçlandırılmıştır. Kararın

ilgili kısımları şöyledir:

"Müşteki Medine EREN

vekili aracılığıyla vermiş olduğu 03/12/2014 tarihli şikayet dilekçesine binaen

vermiş olduğu 14/01/2015 tarihli ifadesinde, ... [ifade

zabtına yer verilmiştir] demiştir.

Adli Tıp Kurumu Başkanlığı İkinci İhtisas

Kurulunun 28 Ağustos 2015 tarihli,5454 karar numaralı raporunda, ... [sağlık

raporuna yer verilmiştir] yazılıdır.

Başsavcılığımızca İstanbul Emniyet Müdürlüğüne

yazılan 03/11/2015 tarihli müzekkereyle; ...istenmiştir.

İstanbul İl Emniyet Müdürlüğünün Medine

EREN'in şikayeti hakkında konulu 18/12/2015 tarihli,

47909374.16769.Ds:2.(62397).26308-393 Sayılı cevabi yazısında, ...

belirtilmiştir.

İstanbul Emniyet Müdürlüğünün

47909374-17014(32143)-2015/14019(EGM)/1017473 sayılı işlemden kaldırma konulu

yazısında, ... disiplin yönünden araştırılması gerekiyorsa soruşturulması için

... 11.01.2016 tarihli olurları ile görevlendirilmiştir.

... [idari soruşturma

kapsamında yapılan değerlendirmelere yer verilmiştir]

İstanbul Emniyet Müdürlüğünün 10/03/2016

tarih, 47909374-16769.(91244).2015/26308-42 sayılıyazısında çevik kuvvet

gruplarının toplumsal olayların durumuna göre talimat çerçevesinde

görevlendirildikleri noktalardan ayrılarak gösterici gurupların dağıtmak

amacıyla arkalarından takip edebildikleri, kendilerine yönelik bir fiili

saldırı veya mukavemet durumunda mevzuatta belirtilen şekilde müdahale

edebildikleri toplumsal olaylara uzun süreli müdahalelerde bulunulduğu ve

sürekli noktalara zaman zaman kuvvet kaydırmaları yapılabildiğibelirtilmiş ve

yazı ekinde sayısı binleri geçen polis memurlarının isim-görevlistesi

gönderilmiştir.

Benzer konuda soruşturma yürütülmüş C.

Başsavcılığımızın 2014/63607 sayılı dosyasındaki 1 Mayıs 2014 tarihindeki 1

Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlamalarının nerede ve ne şekilde yapılacağına

ilişkin resmi yazışmaların birer örneği Uyap ortamından çıktı alınarak bu dosya

içerisine konulmuştur.Bu belgeler ... [yazı

içeriklerinden bahsediliyor]

Dosyadaki görüntüler üzerinde yapılan

bilirkişi incelemesi sonrasında düzenlenen 30/05/2016 tarihli raporda, E5 üzeri

Şişli ilçesi Mecidiyeköy civarı cadde ve sokaklarında göstericilerin yüzlerinde

maske olduğu, ellerinde pankart ile slogan attıkları, kalabalık gruplar halinde

hareket ettikleri, emniyet görevlilerinin gruba defalarca uyarılarda bulunduğu

ancak gösteri yapan grubun dağılmamakta ısrar ettiği, zaman zaman emniyet

görevlilerine taş, hava-i fişek vb eşyalar attıkları, grubun kaldırım

taşlarını, çöp bidonlarını vb cisimlerden barikat kurdukları, bu sayede

çevrenini zarar gördüğü, grubun şiddet içeren eylemlerde bulundukları, sokak

aralarında insan araç geçişlerinin yapılan eylemler nedeniyle engellenmiş

olduğu, eylemler sırasında çevrede bulunan esnaflara ait dükkanların kapalı

olduğu, vatandaşların bu eylemler sırasında normal günlük yaşantısını devam

ettiremeyeceği, emniyet görevlilerinin gösteri yapan gruplara karşı tazyikli su

ve gaz bombasıyla müdahale ettiklerinin görüldüğü belirtilmiştir.

C. Başsavcılığımızca toplanan deliller

ışığında müştekinin katıldığı gösterininbarışçıl olup olmadığı, müdahalenin

gerekliliği veşikayete konu müdahalenin orantılı olup olmadığının

değerlendirilmesi gerekmektedir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Disk ve Kesk

V. Türkiye (38676/08) kararında ve İstanbul Valiliğinin 29/04/2014 tarih ve

15342297-492-20222 sayılı yazısında da belirtildiği üzere Taksim Meydanı

İstanbul şehrinin kalbinde yer almaktadır. Bu bölge ve civar bölgerdeyapılacak

geniş katılımlı toplantı ve gösterilerİşçi Bayramına katılanların sayısı da

dikkate alındığında büyük ölçekli bir gösterinin kamu düzenini aksatacağı

açıktır. İstanbul Valiliği tarafındantoplantı ve gösterinin yapılmamasına

yönelik bir açıklama bulunmamaktadır. Valilik toplantı ve gösteri yeri olarak

Yenikapı Gösteri ve MitingAlanını belirlemiştir.Yazıda katılımcıların bu alana

ulaşmalarını temin için otobüs tahsis edilmesi dahil kolaylıklar sağlanacağını

da açılanmıştır.Bu noktada Yenkapı Gösteri ve Miting Alanınınherhangi bir yer

olmadığının tespiti için söz konusu yerin toplantı ve gösterileri için özel

olarak düzenlendiği siyasi partilerin mitinglerinde de kullanıldığınıbelirtmek

gerekmektedir. Taksim Meydanının İşçi Bayramı için sembol bir yer olduğu

şüphesizdir. Bu nedenle Valilik kararında2429 Sayılı Ulusal Bayram ve Genel

Tatilleri Hakkında Kanunun2. Maddesi uyarıncakonfederasyonlar ve bağlı

sendikalar siyasi partiler, meslek odaları ile çeşitli sivil toplum

kuruluşlarının bayram kutlaması amacıyla Taksim Meydanında çelenk koyma basın

açıklaması ve anma etkinliğinin sembolik katılım ile yapılmasına izin verileceği

belirtilmiştir. Valilik tarafından yapılan tüm bu açıklamaya karşın yüksek

sayıda katılımcıyla müştekinin de katıldığı yürüyüşün yapılması Polisin

uyarılarına bilirkişi raporlarında belirtildiği üzere ve Valilik yazısındaki

istihbarat birimlerinden yasadışı terör örgütlerinin ve uzantısı olan grupların

güvenlik görevlilerine karşı şiddete başvuracağı dair istihbaratı doğrular

şekilde taş, sopa vb. nesneler atılarak cevap verilmesikarşısında düzenlenen

gösteri ve yürüyüşünbarışçıl olduğunu kabul etmek mümkün değildir.

2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri

Kanununun 24. maddesitoplantı veya gösteri yürüyüşlerinin Kanuna aykırı olarak

başlaması hallerinde; güvenlik kuvvetleri mensuplarınatopluluğa dağılmaları,

aksi halde zor kullanılarak dağıtılacakları ihtarında bulunma vetopluluk

dağılmazsa zor kullanma yetkisi vermektedir. Bunun yanında 2559 S.Y. m. 16

uyarınca görevlerini yaparken direnişle karşılaşmaları halinde Polisin bu

direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor kullanmaya yetkisi bulunmaktadır.

Yapılan soruşturma sonunda;

1-Müştekininde katıldığı gösterinin barışçıl

olmaması, Polisin uyarılarına rağmen dağılmayan grubun Polis memurlarına

yönelik saldırı gerçekleştirilmiş olması,

2-Polis memurlarınınmüdahale ettikleri olayın

niteliğine göre zor kullanma yetkilerinin bulunması,

3-Müştekinin raporlarındaki

bulgularınniteliği, müştekinin şikayetindeki bir çok iddia ile Adli Tıp Kurumu

Başkanlığı İkinci İhtisas Kurulunun 28 Ağustos 2015 tarihli, 5454 karar

numaralı raporundaki tespitlerin birbiriyle uyuşmaması,

Dikkate alındığında müştekinin soyut iddiası

dışında görevli polis memurlarının zor kullanırken orantılı davranmadıklarına,

zor kullanma yetkisinde sınırı aşarak sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak

suretiyle müştekiyi kasten yaraladıklarına ilişkin kamu davası açmak için

yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediği anlaşılmıştır.

Bu nedenle;

KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA, [karar

verilmiştir.]"

25. Başvurucu, bu karara itiraz etmiş; İstanbul 4. Sulh Ceza

Hâkimliğinin 1/7/2016 tarihli kararıyla itiraz reddedilmiştir. Ret kararı

15/7/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

26. Başvurucu 12/8/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

27. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun

"Bir suçun işlendiğini öğrenen

Cumhuriyet savcısının görevi" kenar başlıklı 160. maddesinin

(1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Cumhuriyet savcısı,

ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli

öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere

hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar."

28. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun "Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar" kenar

başlıklı 172. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Cumhuriyet savcısı,

soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe

oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması

hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir..."

29. 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri

Yürüyüşleri Kanunu'nun "Yasak yerler"

kenar başlıklı 22. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"...kamu hizmeti

görülen bina ve tesislerde ve bunların eklentilerinde ... gösteri yürüyüşleri

düzenlenemez.

Genel meydanlardaki toplantılarda, halkın ve

ulaşım araçlarının gelip geçmesini sağlamak üzere valilik ve kaymakamlıklarca

yapılacak düzenlemelere uyulması zorunludur."

30. 2911 sayılı Kanun'un "Kanuna

aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri" kenar başlıklı 23.

maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"a) ... uygun biçimde

bildirim verilmeden veya toplantı veya yürüyüş için belirtilen gün ve saatten

önce veya sonra;

...

e) ...22 nci maddedeki yasak ve önlemlere

uyulmaksızın,

...

Yapılan toplantılar veya gösteri yürüyüşleri

Kanuna aykırı sayılır."

31. 2911 sayılı Kanun'un "Toplantı

veya gösteri yürüyüşünün dağıtılması" kenar başlıklı 24.

maddesinin altıncı fıkrası şöyledir:

"Toplantı veya gösteri

yürüyüşlerinin Kanuna aykırı olarak başlaması hallerinde; güvenlik kuvvetleri

mensupları, olayı en seri şekilde mahallin en büyük mülki amirine haber

vermekle beraber, mevcut imkanlarla gerekli tedbirleri alır ve olaya müdahale

eden güvenlik kuvvetleri amiri, topluluğa dağılmaları, aksi halde zor

kullanılarak dağıtılıcakları ihtarında bulunur ve topluluk dağılmazsa zor

kullanılarak dağıtılır."

32. 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet

Kanunu'nun "Zor ve silah kullanma" kenar

başlıklı 16. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Polis, görevini

yaparken direnişle karşılaşması halinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak

ölçüde zor kullanmaya yetkilidir.

Zor kullanma yetkisi kapsamında, direnmenin

mahiyetine ve derecesine göre ve direnenleri etkisiz hale getirecek şekilde

kademeli olarak artan nispette bedenî kuvvet, maddî güç ve kanunî şartları

gerçekleştiğinde silah kullanılabilir.

İkinci fıkrada yer alan;

a) Bedenî kuvvet; polisin direnen kişilere

karşı veya eşya üzerinde doğrudan doğruya kullandığı bedenî gücü,

b) Maddî güç; polisin direnen kişilere karşı

veya eşya üzerinde bedenî kuvvetin dışında kullandığı kelepçe, cop, basınçlı

ve/veya boyalı su, göz yaşartıcı gazlar veya tozlar, fizikî engeller, polis

köpekleri ve atları ile sair hizmet araçlarını,

ifade eder.

Zor kullanmadan önce, ilgililere direnmeye

devam etmeleri halinde doğrudan doğruya zor kullanılacağı ihtarı yapılır.

Ancak, direnmenin mahiyeti ve derecesi göz önünde bulundurularak, ihtar

yapılmadan da zor kullanılabilir.

Polis, zor kullanma yetkisi kapsamında

direnmeyi etkisiz kılmak amacıyla kullanacağı araç ve gereç ile kullanacağı

zorun derecesini kendisi takdir ve tayin eder. Ancak, toplu kuvvet olarak

müdahale edilen durumlarda, zor kullanmanın derecesi ile kullanılacak araç ve

gereçler müdahale eden kuvvetin amiri tarafından tayin ve tespit edilir.

Polis, kendisine veya başkasına yönelik bir

saldırı karşısında, zor kullanmaya ilişkin koşullara bağlı kalmaksızın, 5237

sayılı Türk Ceza Kanununun meşru savunmaya ilişkin hükümleri çerçevesinde

savunmada bulunur.

..."

B. Uluslararası Hukuk

1. Mevzuat

33. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) "İşkence

yasağı" kenar

başlıklı 3. maddesi şöyledir:

"Hiç

kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muamelelere tabi

tutulamaz."

34. 18/6/2003 tarihli ve 25142 sayılı Resmî Gazete’de

yayımlanarak yürürlüğe giren 16/12/1966 tarihli Birleşmiş Milletler Medeni ve

Siyasi Haklar Sözleşmesi'nin 7. maddesi şöyledir:

"Hiç kimse işkenceye ya da zalimane,

insanlık dışı ya da küçük düşürücü muamele ya da cezalandırmaya maruz

bırakılamaz. Özellikle, hiç kimse kendi özgür rızası olmadan tıbbi ya da

bilimsel deneylere tabi tutulamaz."

2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı

35. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'nin 3. maddesi ile ilgili içtihatlarında kötü

muamele yasağının demokratik toplumların en temel değeri olduğunu

vurgulamıştır. Terörle ya da organize suçla mücadele gibi en zor şartlarda dahi

Sözleşme'nin mağdurların davranışlarından bağımsız olarak işkence, insanlık

dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlerden men ettiği belirtilmiştir. Kötü

muamele yasağının Sözleşme'nin 15. maddesinde belirtilen toplum hayatını tehdit

eden kamusal tehlike hâlinde dahi hiçbir istisnaya yer vermediği içtihatlarda

hatırlatılmıştır (birçok karar arasından bkz. Selmouni/Fransa

[BD], B. No: 25803/94, 28/7/1999, § 95; Labita/İtalya

[BD], B. No: 26772/95, 6/4/2000, § 119).

36. AİHM, 3. maddenin ihlal edildiği iddialarını incelerken

makul bir şüpheyi yeterli görmeyerek iddianın makul şüphenin ötesinde

sayılabilecek bazı delillerle desteklenmiş olması şartını aramıştır (İrlanda/Birleşik Krallık [BD], B. No:

5310/71, 18/1/1978, § 161; Labita/İtalya,

§ 121). AİHM'e göre ileri sürülen iddiaya getirilen kanıt yeterince açık,

kuvvetli ve birbiriyle uyumlu bazı çıkarımlardan ya da benzer yönde olup aksi

ispat edilmemiş karinelerden de oluşabilir (aynı kararda bkz. § 161). AİHM,

kötü muamele yasağının ihlali anlamında ileri sürülen bazı delillerin -delil

değerlendirmesi yapma noktasında kendisinden daha avantajlı olduğunu kabul

ettiği- ulusal yargı makamlarınca makul bir şekilde çürütüldüğü durumda

savunulabilir bir kanıt olmadığını kabul ederek 3. maddenin ihlal edilmediği

sonucuna varmıştır (Klaas/Almanya,

B. No: 15473/89, 22/9/1993, § 30).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

37. Mahkemenin 12/2/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kötü Muamele Yasağının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

38. Başvurucu; kolluk görevlilerinin gerekli olmadığı hâlde ve

orantısız güç kullanarak yaptığı müdahale sonucunda yaralandığını, tehdit ve

hakarete maruz kaldığını, bu olaya ilişkin yürütülen soruşturmanın etkisiz

olduğunu zira olay anına ilişkin kamera görüntüleri gibi gerekli delillerin

toplanmadan karar verildiğini iddia etmiştir. Başvurucu, kovuşturmaya yer

olmadığı kararına yapılan itiraz üzerine verilen ret kararının yeterli

gerekçeyi içermediğinden de yakınmıştır. Başvurucu anılan iddiaları kapsamında

Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele

yasağı, Anayasa'nın 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkı

ve Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

39. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun kamu görevlilerinin darp,

hakaret ve tehdidine maruz kaldığını yönündeki iddiasının Anayasa'nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağı

kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Başvurucunun adil

yargılanma ve etkili başvuru hakları yönünden ileri sürdüğü şikâyetlerin kötü

muamele yasağının usul boyutu içinde incelenmesi gereken hususlar olduğu

anlaşıldığından anılan haklar yönünden ayrıca bir inceleme yapılmamıştır.

40. Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme

hakkı Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır. Anılan maddenin

birinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmış; üçüncü fıkrasında da

kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı, kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan ceza veya

muameleye tabi tutulamayacağı hüküm altına alınmıştır.

41. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası ve Sözleşme'nin 3.

maddesi istisna öngörmemekte ve işkence, insanlık dışı ve onur kırıcı muamele

ve cezaların yasaklanmasının mutlak mahiyetini belirtmektedir. Kötü muamele

yasağının mutlak mahiyeti Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında belirtilen savaş

veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike hâlinde dahi istisna

öngörmemiştir. Aynı şekilde Sözleşme'nin 15. maddesi kapsamında da benzer bir

düzenleme ile kötü muamele yasağına ilişkin herhangi bir istisna

öngörülmemiştir (Ali Rıza Özer ve diğerleri

[GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, § 74).

42. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu

hakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen

şekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamasını

gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı gösterme

yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi

Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 81).

43. Bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukuka aykırı olarak

ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğuna

ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde Anayasa’nın 17. maddesi

-“Devletin temel amaç ve görevleri”

kenar başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında- etkili

resmî bir soruşturma yapılmasını gerektirmektedir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 111).

44. Başvurucu, katılmış olduğu bir gösterinin dağıtılması

esnasında kolluk görevlilerince tazyikli su sıkıldığını, göz yaşartıcı gaz ve

plastik mermi kullanıldığını, yaklaşık dört metre mesafeden atılan gaz

kapsülünün sol bacağının arka kısmına isabet ettiğini iddia etmiştir. Başvurucu

ayrıca bir polis memurunun da yaralı ayağına tekme atıp tehdit ve hakarette

bulunduğunu ileri sürmektedir.

45. Başvurucu, Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği şikâyet

dilekçesinde ve ayrıca ifade zaptında maruz kaldığı eylem sonucu vücudundaki

yaralanmalara ilişkin de detaylı açıklamalarda bulunmuştur (bkz. § 15). Buna

göre yakın mesafeden atılarak bacağına isabet eden göz yaşartıcı gaz kapsülü

dışında başvurucu -bireysel başvuruda dile getirmediği- yere düşmesi nedeniyle

üst dudağının patladığından, yüzünde çizik ve kızarıklar oluştuğundan, elinde

çatlak ve sol kulağında zedelenme olduğundan da yakınmıştır.

46. Ne var ki başvurucunun ileri sürdüğü yaralanma şikâyetleri,

hakkında düzenlenen sağlık raporlarıyla tam olarak doğrulanabilmiş değildir

(bkz. §§ 11-13, 16, 17). Düzenlenen sağlık raporlarında, başvurucunun tazyikli

su ve göz yaşartıcı gazdan etkilendiğine dair bir iddiasına ya da bu yönde

tıbbi bir bulguya da yer verilmemiştir. Özellikle başvurucunun dudağının

patlaması, yüzünde çizik ve kızarıklar oluşması, sol kulağında zedelenme

hususlarında hiçbir tespit bulunmamasıyla sol bacağı arka kısmında bir

yaralanma tespit edilmemiş olması oldukça dikkat çekicidir. Ayrıca başvurucu

hakkında düzenlenen ilk sağlık raporunda darp iddiasının bulunmaması ve olay

öyküsünün düşme olarak

nitelendirilmesi önemlidir (bkz. § 11). Başvurucunun hem adli soruşturma

safhasında hem de bireysel başvuruda söz konusu sağlık raporlarının gerçeği

yansıtmadığı, eksik ya da hatalı düzenlendiği yönünde bir şikâyeti de

bulunmamaktadır. Şu hâlde söz konusu sağlık raporları, düşmeye bağlı yaralanma

dışında bir olguyu temellendirmemektedir. Başka bir ifadeyle başvurucunun ileri

sürdüğü darp iddiası tıbbi olarak ispatlanabilmiş değildir. Nitekim ATK 2.

İhtisas Kurulu raporunda da anılan çelişkiye yer verilmiş ve başvurucunun

iddialarının, hakkında düzenlenen sağlık raporlarıyla uyuşmadığı vurgulanmıştır

(bkz. § 17). Başvurucu hakkında TİHV tarafından düzenlenen sağlık raporundaki

tespitlerin de anılan çelişkiyi gidermede yeterli olduğu söylenemez (bkz. §

14).

47. ATK tarafından düzenlenen ilk raporda (bkz. § 16)

başvurucunun 2012 yılında sol dizinden ameliyat olduğu bilgisine yer

verilmiştir. Buna göre başvurucunun olay tarihinden önce de sol dizinde sağlık

problemi yaşadığı, olay günü de yine sol dizi üzerine düşmesi sonucu

yaralandığı anlaşılmaktadır. Başvurucudaki yaralanmanın normale göre daha ağır

sonuç doğurmasında daha önceki sağlık probleminin ve bu kapsamda geçirdiği

ameliyatın etkisinin olmadığı söylenemeyecektir.

48. Sonuç olarak başvurucunun kötü muameleye maruz kaldığı

iddiaları ve hakkında düzenlenen sağlık raporları birlikte değerlendirildiğinde

-etkili bir soruşturma yapılmasının da ön şartı olan- savunulabilir bir

iddianın kamu makamlarına sunulduğu savunulamaz.

49. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Toplantı ve Gösteri

Yürüyüşü Düzenleme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

50. Başvurucu katılmış olduğu toplantının barışçıl olduğunu,

herhangi bir şiddet eyleminde bulunmamasına rağmen yapılan gereksiz müdahale

ile toplantının dağıtılmasının hukuka aykırı olduğunu iddia etmektedir. Toplantı

için kamu makamlarından önceden izin alınmasına gerek olmadığını, ayrıca

toplantının kamu makamları tarafından öngörülen alanların birinde yapılmasının

da gerekmediğini belirterek Anayasa'nın 34. maddesinde güvence altın alınan

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

2. Değerlendirme

51. Anayasa’nın "Toplantı

ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı" kenar başlıklı 34. maddesi

şöyledir:

"Herkes, önceden izin

almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına

sahiptir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak,

milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve

genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve

kanunla sınırlanabilir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir."

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

52. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Müdahalenin Varlığı

53. Başvurucunun katılmış olduğu bir gösteride kolluk

görevlileri tarafından güç kullanılması ile toplantının dağıtıldığı, bunun

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına bir müdahale olduğu kabul

edilmelidir.

ii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

54. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 34. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve

hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı

olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ...demokratik toplum

düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

55. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın

ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.

(1) Kanunilik

56. 2559 sayılı Kanun'un 16. maddesinin kanunla sınırlama

ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır (bkz. § 32).

(2) Meşru Amaç

57. Başvuruculara gösteri sırasında müdahale edilmesinin

Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden kamu düzeninin korunmasına yönelik

önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

(3)Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine

Uygunluk

(a) Genel İlkeler

Demokratik Toplumda Toplantı

ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkının Önemi

58. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, demokratik

toplumun en temel değerleri arasında yer almakta olup bireylerin ortak

fikirlerini birlikte savunmak ve başkalarına duyurmak için bir araya gelebilme

imkânını korumayı amaçlamaktadır. Kolektif bir şekilde kullanılan ve

düşüncelerini ifade etmek isteyen kişilere şiddeti dışlayan yöntemlerle

düşüncelerini açıklama imkânı veren bu hak, çoğulcu demokrasilerin gelişmesinde

zorunlu olan farklı düşüncelerin ortaya çıkması, korunması ve yayılmasını

güvence altına almaktadır (Ferhat Üstündağ,

B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 40; Dilan

Ögüz Canan [GK], B. No: 2014/20411, 30/11/2017, § 36; Ali Rıza Özer ve diğerleri, § 115; Eğitim

ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri [GK], B. No: 2014/920,

25/5/2017, § 79; Osman Erbil, B.

No: 2013/2394, 25/3/2015, § 45).

Müdahalenin Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygun Olması

59. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun

kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması (Tayfun Cengiz, B. No: 2013/8463,

18/9/2014, § 56; Adalet Mehtap Buluryer,

B. No: 2013/5447, 16/10/2014, §§ 103-105; Tansel

Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 51) ve orantılı (bazı

farklılıklarla birlikte toplantı hakkı bağlamında bkz. Dilan Ögüz Canan § 33, 56; Ferhat Üstündağ, § 48) olması gerekir.

Barışçıl Toplantı Hakkı

60. Anayasa’nın 34. maddesi fikirlerin silahsız ve saldırısız, başka bir ifade

ile barışçıl bir şekilde ortaya konabilmesi için toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkını güvence altına almıştır. Dolayısıyla toplantı hakkının amacı,

şiddete başvurmayan ve fikirlerini barışçıl bir şekilde ortaya koyan bireylerin

haklarının korunmasıdır. Demokratik bir toplumda, mevcut düzene itiraz eden ve

barışçıl yöntemlerle değiştirilmesi ve gerçekleştirilmesi savunulan siyasi

fikirlere sahip kişilere toplantı özgürlüğü ve diğer yasal araçlarla

kendilerini ifade edebilme imkânı sunulmalıdır (Dilan Ögüz Canan, § 37; Ali

Rıza Özer ve diğerleri, §§ 117, 118; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 80; Osman Erbil, § 47; Gülşah Öztürk ve diğerleri, §§ 67, 68; Ömer Faruk Akyüz, § 54).

61. Eğer toplantı şiddet içeriyorsa veya bu toplantıda şiddete

çağrıda bulunuluyorsa bu toplantının barışçıl olduğu, dolayısıyla Anayasa'nın

34. maddesinin sağladığı korumadan yararlanacağı söylenemez (Ferhat Üstündağ, § 51).

62. Bu noktada Anayasa Mahkemesi toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleyen ile bu toplantılara katılanların niyetlerini önemser. Şiddet

kullanma niyetinde olan kişilerin katıldığı veya düzenlediği gösteriler

barışçıl toplantı kavramı dışındadır. Dolayısıyla henüz şiddet hareketlerine

başvurmamış olsalar bile şiddet kullanma niyetinde olduğu makul gerekçelerle

ortaya konulmuş olan kişilerin katıldığı veya düzenlediği gösteriler barışçıl

toplantı kavramı dışında mütalaa edilebilir. Böyle bir durumda Anayasa'nın 34.

maddesi yetkililere şiddet hareketlerini önlemeye yönelik bazı makul

tedbirlerin alınması görevini yükler (Ferhat

Üstündağ, § 53).

63. Bununla birlikte bir kimsenin toplantı ve gösteri yürüyüşü

hakkı, katıldığı bir toplantı sırasında yer yer görülen şiddet hareketleri

sebebiyle otomatik olarak ortadan kalkmaz. Bir kimse davranışlarıyla şiddet

kullanma niyetini ortaya koymamış veya katıldığı bir toplantıda cereyan eden

şiddet hareketlerine iştirak etmemiş ise bu kişinin Anayasa'nın 34. maddesinin

altında güvenceye alınmış olan hakları korunmaya devam eder. Barışçıl bir

gösteride bazı kimselerin bunu kötüye kullanarak şiddete başvurmaları, niyeti

barışçıl olan bir toplantıya katılanların toplantı hakkına müdahaleyi haklı

kılmaz. Böyle durumlarda kolluk güçlerinin toptan yasaklama yerine barışçıl

toplantı yapanlarla şiddete başvuranları ayrıştırma ödevi vardır. Kolluk,

şiddet hareketlerini engelleyecek ölçülü tedbirler alarak başkalarının haklarını

güvenceye almalıdır. Ancak şiddet yaygınlaşmış ve toplantıya bir bütün olarak

hâkim olmuş ise artık barışçıl bir toplantıdan bahsedilemez (Ferhat Üstündağ, §§ 54, 55).

64. Dolayısıyla kamu gücünü kullanan organlar toplantı hakkının

kullanılmasını engellemiş iseler ya şiddetin toplantı ve gösteri yürüyüşünün

tamamına hâkim olduğunu kanıtlamaları ya da hakkına müdahale ettikleri

bireylerin bizzat bu şiddet olaylarına katıldığını ispat etme yükümlülüğü

altındadırlar. Bu bağlamda barışçıl bir toplantıya müdahale etmek için genel ve

muğlak bazı gerekçelere dayanılması yeterli kabul edilemez. Bir toplantının

barışçıl olmadığı iddia edildiği takdirde kimin ne şekilde şiddet kullandığının

gösterilmesi gerekir (Ferhat Üstündağ,

§ 56).

(b) İlkelerin Olaya

Uygulanması

65. Başvurucu, gösteriye katıldığı anda kolluk görevlilerinin

güç kullanılarak müdahaleye başladıklarını belirtmektedir (bkz. § 10).

Dolayısıyla anılan müdahaleden önceki gösteri sürecine ilişkin olarak başvurucu

bir hak ihlali ileri sürmediğinden buna dair bir inceleme yapmaya gerek

duyulmamıştır.

66. Kolluk görevlilerince olaya dair düzenlenen evrak (bkz. §

20) ve kolluğun ilgili birimi tarafından kayda alınan kamera görüntüleri

üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi (bkz. § 23) birlikte değerlendirildiğinde

göstericilerin azımsanmayacak bir kısımının barışçıl bir tutum içinde olmadığı

anlaşılmaktadır. Zira yüzlerini bezle kapatan, taş, havai fişek ve sıvı gaz

bombası (molotof) ile kolluk görevlilerine saldıran, yollara barikat kuran ve

bu barikatları ateşe veren göstericilerin varlığı kamera görüntüsü gibi

objektif bir delille ortaya konulabilmektedir. Çok sayıda göstericinin

yüzlerini tanınmayacak şekilde kapatarak yanıcı ve patlayıcı maddeler ile

gösteriye gelmiş olması, onların daha baştan şiddet kullanma niyetinde olduğunu

göstermektedir. Her ne kadar başvurucu hakkında şiddet eyleminde bulunduğuna

dair bir adli işlem, delil ya da bu yönde bir itham bulunmasa da kamu

otoriteleri ve yargı makamlarının anılan şiddet eylemlerinin tüm gösteriye yayıldığı

ve gösteriyi bir bütün olarak barışçıl olmaktan çıkardığı yönündeki

tespitlerinin temelsiz olduğu söylenemez. Kaldı ki başvurucu da -kamu

makamlarının iddiasının aksine- toplantının bir bütün olarak barışçıl amacı

dışına çıkmadığına ilişkin olgusal temellendirme içeren bir argüman sunmuş

değildir. Dolayısıyla somut olayın koşulları gözetildiğinde kolluk

görevlilerinin barışçıl toplantı yapanlarla şiddete başvuranları ayrıştırmada

çok büyük zorluk yaşadığı anlaşılmaktadır.

67. Bir diğer husus ise Şişli gibi merkezî bir yerde -trafik

akışı, ticaret vb. gibi- olağan yaşamın akışını ciddi derecede bozacak biçimde

ve önceden bildirim yapılmadığı için kamu otoritesine gerekli güvenlik

tedbirlerini alma fırsatı da verilmeden gerçekleştirilen gösterinin kolluk

görevlilerince dağıtılmak istenmesinin yadırganamayacağıdır. Kaldı ki kamu

makamları olay tarihinden makul bir süre önce -başvurucunun da toplantının

amacı olarak belirttiği- 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlaması için tahsis

edilen alanları kamuoyuna açıkça ilan etmiştir (bkz. § 8). Tüm bu hususlar

gözetildiğinde gösteriye kolluk görevlilerince yapılan müdahalenin zorunlu

sosyal bir ihtiyacı karşılamadığı ileri sürülemez.

68. Gösteriye müdahale edilmeden önce kolluk görevlilerince

gruba dağılmaları yönünde birden fazla kez sesli ikazda bulunulduğu, ancak

göstericilerin ikazlara şiddet eylemleri ile karşılık vermesi nedeniyle

kalabalığın dağılması için makul bir süre beklenmeksizin, güç kullanılarak

müdahalede bulunulmak zorunda kalındığı belirtilmiştir (bkz. § 20). Kolluk

görevlilerinin gösterici gruba önce tazyikli su ve sonrasında göz yaşartıcı

gazla müdahalede bulunması, kalabalığın dağılmasının ardından güç kullanımına

devam edildiği yönünde olgusal temele sahip bir iddianın (başvurucunun bu yöndeki

iddiasının savunulabilir bulunmadığına ilişkin olarak bkz. §§ 44-49)

bulunmaması hususları da gözetildiğinde kolluk tarafından kullanılan gücün

orantılı olmadığı söylenemez. Nitekim başvurucuda meydana gelen -ilk sağlık

raporuna göre düşmeye bağlı- yaralanmanın niteliği de gözetildiğinde aksi yönde

bir tespit yapılamamıştır.

69. Şu hâlde toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına

yapılan müdahalenin zorunlu sosyal bir ihtiyaca karşılık geldiği ve orantılı

olduğu anlaşıldığından demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olduğu

sonucuna ulaşılamamıştır.

70. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 34.

maddesinde güvence altına toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal

edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına toplantı ve gösteri

yürüyüşü düzenleme hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

12/2/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Burhan ÜSTÜN Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Hüseyin KAYA Başvurucu : Medine EREN Vekili : Av. Gülizar TUNCER

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/14588, 12 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. Sonuç
  7. C. Başsavcılığımızca toplanan deliller
  8. V. Türkiye (38676/08) kararında ve İstanbul Valiliğinin 29/04/2014 tarih ve
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. A. Ulusal Hukuk
  11. B. Uluslararası Hukuk
  12. V. İnceleme Ve Gerekçe
  13. A. Kötü Muamele Yasağının
  14. B. Toplantı ve Gösteri
  15. B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 40; Dilan
  16. B. No: 2013/5447, 16/10/2014, §§ 103-105; Tansel
  17. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/14588
Tarih
12 Şubat 2020

İlgili Kararlar

  • Ürfi Çetinkaya Başvurusu (B. No: 2017/29275)
  • Emine Dilek Onaran ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/19987)
  • Oktay Yazıcı Başvurusu (B. No: 2015/18874)
  • Mehmet Sabri Şirin Başvurusu (B. No: 2016/10825)
  • S.p. Başvurusu (B. No: 2016/54768)
  • Mehmet Güzeloglu Başvurusu (B. No: 2017/22361)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.