İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Oktay Yazıcı Başvurusu (B. No: 2015/18874)

1. Başvuru; tasarruf teşvik hesabında biriken devlet katkısı

Başvuru No2015/18874Tarih12 Şubat 2020Okuma20 dk · 3.932 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Oktay Yazıcı Başvurusu

Karar tarihi
12 Şubat 2020
Başvuru Numarası
2015/18874
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.932 kelime·20 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; tasarruf teşvik hesabında biriken devlet katkısı

tutarının ve bu tutara ilişkin nemanın eksik ödenmesi nedeniyle mülkiyet

hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 4/12/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu Samsun Yaprak Tütün İşletmeleri Tekel Merkez

Müdürlüğünde işçi olarak çalışmaktayken 9/3/1988 tarihli ve 3417 sayılı mülga

Çalışanların Tasarrufa Teşvik Edilmesi ve Bu Tasarrufların Değerlendirilmesine

Dair Kanun kapsamında kurulan sisteme dahil olmuştur. Başvurucu altı yıl

tasarrufta bulunduktan sonra 25/8/1994 tarihinde kendi isteği ile ancak 3417

sayılı mülga Kanun'un 6. maddesi uyarınca sadece şahıs kesintisini almak

suretiyle sistemden çıkmıştır. Başvurucu sistemden çıkarken devlet veya işveren

katkısı tutarı ile nemasını alamamıştır.

9. Devam eden süreçte Anayasa Mahkemesinin 10/12/2001 tarihli ve

E.2000/42, K.2001/361 sayılı kararı ile 3417 sayılı mülga Kanun'un 6. maddesini

iptal etmesi üzerine başvurucu, alamadığı mezkûr tutarın tarafına ödenmesi

istemiyle idareye başvurmuş ve talebinin zımnen reddi üzerine bu işlemin iptali

ve bahse konu tutarın tarafına ödenmesi istemiyle Ankara 4. İdare Mahkemesi

(Mahkeme) nezdinde dava açmıştır.

10. Mahkeme 13/6/2006 tarihli kararı ile Anayasa Mahkemesinin

iptal kararları doğrultusunda devlet katkısı karşılığı miktarın ve nemasının

mülkiyet hakkı kapsamında kaldığı tespitinde bulunarak idari işlemin iptaline

ve 1/6/2000 tarihi itibarıyla çalışanlardan kesinti yapılmasına son veren

25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu uyarınca 1/6/2000

tarihine kadar nemalandırılmak suretiyle bulunacak miktarın başvurucuya

ödenmesine hükmetmiştir.

11. Bu kararın temyizi üzerine Danıştay Onuncu Dairesi (Daire)

12/11/2008 tarihli ilamıyla idari işlemin iptali yönünden ilk derece mahkemesi

kararını onamış, nemalandırma tarihine ilişkin değerlendirme yönünden ise

bozmuş ve nemalandırmanın 4447 sayılı Kanun'a göre değil 3417 sayılı mülga

Kanun'u tamamen yürürlükten kaldıran 4/4/2003 tarihli ve 4853 sayılı

Çalışanların Tasarruflarını Teşvik Hesabının Tasfiyesi ve Bu Hesaptan Yapılacak

Ödemelere Dair Kanun'a göre yapılması gerektiğine hükmetmiş ve 4853 sayılı

Kanun'un ek 1. maddesi uyarınca "...sistemden

çıkan tasarruf sahiplerine, sistemden çıktıkları tarihte tasarruf teşvik

hesaplarında kalan Devlet veya işveren katkısı tutarları ilk kesinti tarihinden

itibaren, nema tutarları ise, sistemden çıkış tarihinden Şubat 2007 sonu

itibariyle değerlendirmeye tabi tutularak ... bir defada ödenecektir."şeklinde

karar vermiştir.

12. Bozma sonrası yapılan yargılamada Ankara 4. İdare Mahkemesi

9/7/2009 tarihli kararı ile Danıştay'ın gerekçelerine aynen yer vermek

suretiyle davayı kabul etmiştir.

13. Başvurucu, Dairenin 12/11/2008 tarihli kararının onanan kısmı

doğrultusunda ve 4853 sayılı Kanun'a 5568 sayılı Kanun ile eklenen ek 1.

maddenin uygulanmadığı gerekçesiyle kararı temyiz etmiştir. Temyiz edilen karar

Daire tarafından 31/1/2013 tarihinde onanmıştır. Başvurucu tarafından yapılan

karar düzeltme istemi Danıştay Onyedinci Dairesi tarafından 15/9/2015 tarihinde

reddedilmiş ve karar kesinleşmiştir.

14. Nihai karar başvurucuya 5/11/2015 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

15. Başvurucu 4/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Mevzuat Hükümleri

16. 3417 sayılı mülga Kanun'un "Nemalandırma"

kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi

Başkanlığı, 4 üncü maddeye göre açılacak hesapta toplanan paraları, Yüksek

Planlama Kurulunca belirlenecek esaslar dahilinde, gayri menkul alımsatımına

yönelik yatırımlar hariç olamak üzere her türlü menkul kıymetlere ve verimi

yüksek yatırımlara yatırmak suretiyle nemalandırır."

17. 3417 sayılı mülga Kanun'un "Ödemeler"

kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"...

En az 15 yıl tasarrufta bulunanlara

istedikleri takdirde biriken tasarruf kesintileri, Devlet ve işveren katkıları,

Bağ-Kur kapsamında olanlar bakımından tasarruf tutarları ve Devlet katkıları

ile bunların nemasının toplanmasının 3/5 ödenir.

En az 6 yıl tasarrufta bulunanlara istedikleri

taktirde biriken tasarruf kesintileri, Bağ-Kur kapsamında olanlar bakımından

tasarruf tutarlarıödenir.

İkinci ve üçüncü fıkralara göre ödeme

yapılanlara tasarruf kesintisi, Devlet veya işveren katkıları Bağ-Kur

kapsamında olanlar bakımından tasarruf tutarları ve Devlet katkıları ile

nemanın ödenmeyen kısmı 3 üncü madde uyarınca T.C. Ziraat Bankası Ankara Merkez

şubesinde açılacak hesaba, nema olarak kaydedilir ve bunlar bu Kanunda belirtilen

imkanlardan, işe yeni başlayanlar gibi değerlendirilmek suretiyle yeniden

yararlanabilirler.

..."

18. 4447 sayılı Kanun'un "Kaldırılan

hükümler" kenar başlıklı 62. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

"...

3 - 9/3/1988 tarihli ve 3417 sayılı Çalışanların

Tasarrufa Teşvik Edilmesi ve Bu Tasarrufların Değerlendirilmesine Dair Kanunun

2 ve 3 üncü

Maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır."

19. 4853 sayılı Kanun'un "Amaç"

kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:

"Bu Kanunun amacı, 9.3.1988 tarihli ve 3417

sayılı Çalışanların Tasarrufa Teşvik Edilmesi ve Bu Tasarrufların

Değerlendirilmesine Dair Kanun uyarınca açılmış bulunan Çalışanların

Tasarruflarını Teşvik Hesabında biriken paraların tasfiyesi ve bu hesaptan hak

sahiplerine yapılacak ödemelere ilişkin usul ve esasların

belirlenmesidir."

20. 4853 sayılı Kanun'un "Kapsam"

kenar başlıklı 2. maddesi şöyledir:

"Bu

Kanun, 3417 sayılı Kanun hükümleri uyarınca T.C. Ziraat Bankasında adlarına

Tasarrufu Teşvik Hesabı açılan ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar

kendilerine 3417 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin birinci ve iptal edilen üçüncü

fıkraları gereği ödeme yapılmamış hak sahiplerini kapsar."

21. 4853 sayılı Kanun'un "Değerleme"

kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:

"Hak sahiplerinin aylık veya ücretlerinden

yapılan tasarruf kesintileri ve Devlet veya ilgili işverenin katkılarına ait bu

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte kalan nema, aylık olarak, Devlet İstatistik

Enstitüsü tarafından açıklanan bir önceki aya göre Tüketici Fiyatları Genel

İndeksi değişim oranında ve ilave olarak yıllık yüzde beş oranında

değerlendirilir."

22. 4853 sayılı Kanun'un "Ödeme"

kenar başlıklı 6. maddesi şöyledir:

"Hak sahiplerine, anapara tutarları 2003

yılı Nisan ayında defaten ödenir. 5 inci madde uyarınca değerlendirilen tutar

Mart, Haziran, Eylül ve Aralık aylarında olmak üzere 2004 yılında dört taksit,

2005 yılında dört taksit ve Mart ve Haziran aylarında olmak üzere 2006 yılında

iki taksit olarak toplam on taksitte ödenir.

Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan,

ödeme tarihlerini bir ay önce veya bir ay sonra olarak belirlemeye yetkilidir.

Emeklilik veya ölüm halinde taksitlendirme

devam etmez ve ilgililere veya kanunî mirasçılarına kalan tutar defaten ödenir.

Bu Kanun hükümleri gereğince hak sahiplerine

yapılacak ödemeler ve bu ödemeler nedeniyle düzenlenecek belgeler hiçbir vergi

ve kesintiye tâbi tutulamaz."

23. 4853 sayılı Kanun'un "Davalar"

kenar başlıklı 7. maddesi şöyledir:

"3417 sayılı Kanunun mülga 2 nci maddesi

kapsamındaki hak sahipleri tarafından bu Kanun kapsamına giren alacaklarla

ilgili olarak yargı mercilerine açılmış ve devam eden davalar ile icra

takipleri hakkında bu Kanun hükümleri uygulanır."

24. 4853 sayılı Kanun'un ek 1. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

Mülga 9/3/1988 tarihli ve 3417 sayılı

Çalışanların Tasarrufa Teşvik Edilmesi ve Bu Tasarrufların Değerlendirilmesine

Dair Kanunun ödemeleri düzenleyen 6 ncı maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrası

uyarınca sistemden çıkan tasarruf sahiplerinin sistemden çıktıkları tarihte

tasarruf teşvik hesaplarında kalan Devlet veya işveren katkısı tutarları,

ödenen nema tutarları mahsup edilmek kaydıyla ilk kesinti tarihinden; şahıs

kesintisine tekabül eden ödenmeyen nema tutarları ise sistemden çıkış

tarihinden 30 Nisan 2003 tarihine kadar olan dönem için 3417 sayılı Kanunun

nemalandırmaya ilişkin 5 inci maddesinde yer alan düzenlemeye göre ve bu

tarihten sonraki dönem için ise 4853 sayılı Çalışanların Tasarruflarını Teşvik

Hesabının Tasfiyesi ve Bu Hesaptan Yapılacak Ödemelere Dair Kanunun 5 inci maddesinde

belirlenen esaslar çerçevesinde Şubat 2007 sonu itibariyle değerlemeye tâbi

tutularak tasarruf sahiplerine başvuru halinde defaten ödenir. Söz konusu

ödemelerin hak sahibi bazında belirlenmesinde Türkiye Cumhuriyeti Ziraat

Bankası Anonim Şirketi kayıtları esas alınır.

...."

B. Anayasa Mahkemesi

Kararları

25. Anayasa Mahkemesinin 18/11/1998 tarihli ve E.1997/59,

K.1998/71 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

"...

Yasa'nın 6. maddesinin itiraz konusu üçüncü

fıkrasında, en az altı yıl tasarrufta bulunanlara istedikleri takdirde sadece

biriken tasarruf kesintilerinin ödeneceği öngörülmüştür. Oysa, altı yıldan az

tasarrufta bulunanlarla altı yıl veya daha fazla tasarrufta bulunanların

hukuksal konumlarında farklılık yoktur. Aynı hukuksal konumda olanların farklı

kurallara bağlı tutulması Anayasa'nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesine

aykırılık oluşturur. Kuralın iptali gerekir.

...."

26. Anayasa Mahkemesinin 10/12/2001 tarihli ve E.2000/42,

K.2001/361 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

"...

Önceki kararımızda da belirtildiği gibi

çalışanların aylık ve ücretlerinden 3417 sayılı Kanun uyarınca kesilen ve

tasarrufu teşvik hesabında toplanan tasarruf tutarları üzerinde mülkiyet

hakları bulunmaktadır. Adı geçenlerin Devlet katkısı ve nema üzerindeki hakları

ise alacak hakkıdır. Bu durumda, itiraz konusu düzenlemelerle anılan

miktarların sistemden çıkan kişilere verilmesini engelleyerek haksızlığa

uğratılması Anayasa'nın 2. ve 5. maddelerinin amacına aykırıdır.

Yasa'nın 3. maddesine göre, çalışanların aylık

ve ücretlerinin belli bir yüzdesi üzerinden hesaplanarak ve ilgililerin

tasarruf kesintisine eklenerek tasarrufu teşvik hesabına yatırılan

Devlet/işveren katkısı ile katkının ve tasarruf kesintisinin birlikte

değerlendirilmesiyle oluşan nemaların mülkiyet hakkı kapsamında olduğu

tartışmasızdır. Bu durumda, sözkonusu tutarların belli sürelere bağlanarak

kısmen veya tamamen ödenmesinin engellenmesi mülkiyet hakkının özünü

zedelemekte ve onu kullanılmaz hale getirmektedir.

Bu nedenle kurallar Anayasa'nın 13. ve 35.

maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.

...

Çalışanların aylık ve ücretlerinden yapılacak

tasarruf kesintisi Devlet/işveren katkısı ve bunlara ilişkin nemaların

ödenmesinde ilgililerin tasarruf süreleri ve özel durumlarına göre gruplandırılarak

farklı kurallara bağlı tutulmalarında eşitlik ilkesine aykırılık bulunmamakta

ise de, tasarruf kesintisi, Devlet/işveren katkısı ve nemalar üzerindeki sahip

oldukları mülkiyet hakkı bakımından aynı konumda oldukları açıktır. Bu nedenle,

3417 sayılı Yasa'ya tâbi çalışanlar arasında ayrıma gidilerek bunlardan

kimilerine ödeme yapılmaması veya kısmen yapılması Anayasa'nın 10. maddesine

aykırıdır. Kuralların iptali gerekir.

..."

C. Danıştay İçtihadı

27. Danıştay Onuncu Dairesinin 9/3/2009 tarihli ve E.2007/930,

K.2009/1533 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

"...Temyizen incelenen kararın

verilmesindensonra, 30.12.2006 tarih ve 26392 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan

5568 sayılı Yasanın 4 üncü maddesi ile4853 sayılı Yasaya eklenen Ek 1 inci

maddede ise; mülga 3417 sayılı Yasanın ödemeleri düzenleyen 6 ncı maddesinin

ikinci ve üçüncü fıkrası uyarınca sistemden çıkan tasarruf sahiplerinin

sistemden çıktıkları tarihte tasarrufu teşvik hesaplarında kalan Devlet veya

işveren katkısı tutarlarının, ödenen nema tutarları mahsup edilmek kaydıyla ilk

kesinti tarihinden; şahıs kesintisine tekabül eden ödenmeyen nema tutarlarının

ise sistemden çıkış tarihinden 30 Nisan 2003 tarihine kadar olan dönem için

3417 sayılı Yasanın nemalandırmaya ilişkin 5 inci maddesinde yer alan

düzenlemeye göre ve bu tarihten sonraki dönem için ise 4853 sayılı Yasanın 5

inci maddesinde belirlenen esaslar çerçevesinde Şubat 2007 sonu itibariyle

değerlemeye tâbi tutularak tasarruf sahiplerine başvurusu halinde defaten ödeneceği;

3417 sayılı Yasanın ödemeleri düzenleyen 6 ncı maddesinin ikinci ve üçüncü

fıkrası uyarınca sistemden çıkarak her ne suretle olursa olsun, bu düzenleme

tarihinden önce mülkiyet hakkı kapsamında talebi karşılanmış hak sahipleri

lehine bir fark oluşması halinde, söz konusu tutarın 2007 yılı Aralık ayı

sonuna kadar defaten ödeneceği;bu düzenlemeler nedeniyle konuları

kalmayacağından, kapsama giren tasarruf sahipleri tarafından açılmış davalar

ile icra takipleri hakkında bu madde hükümleri uygulanmak suretiyle dava ve

takiplerin sonuçlandırılacağı kurala bağlanmıştır.

Aktarılan Yasa maddelerinden; 3417 sayılı

Yasada öngörülen sistemden tasarruf kesintilerini alarak çıkan hak sahiplerine

başvuruları halinde, Devlet katkısı ve nemalarının ödeneceği; devam eden

davalarda da4853 sayılı Yasaya, 5568 sayılı Yasa ile eklenenEk 1. maddenin

uygulanacağı görülmektedir. Bu bağlamda, 3417 sayılı Yasa uyarınca sistemden

çıkan tasarruf sahiplerine, sistemden çıktıkları tarihte tasarrufu teşvik

hesaplarında kalan Devlet veya işveren katkısı tutarları ilk kesinti

tarihinden, nema tutarları ise, sistemden çıkış tarihinden Şubat 2007 sonu

itibariyle değerlendirmeye tabi tutularak başvurusu halinde bir defada

ödenecektir. Dolayısıyla, 3417 sayılı Yasa uyarınca 6 yıldan fazla tasarrufta

bulunup bu Yasa kapsamından çıkarak aylıklarından yapılan kesintileri alan

davacının hesabında kalan tasarruf miktarlarının (Devlet Katkısının) ve

nemasının ödenmesi isteminin 5568 sayılı Yasanın 4. maddesi ile 4853 sayılı

Yasaya getirilen Ek Madde 1'in kapsamında değerlendirileceğinde kuşku

yoktur..."

28. Danıştay Onuncu Dairesinin 20/2/2009 tarihli ve

E.2008/11725, K.2009/1247 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

"...12.2006tarihli ve 26392 sayılı Resmi

Gazetede yayımlanan 5568 sayılı Yasanın 4'üncü maddesi ile4853 sayılı Yasaya

eklenen Ek 1'inci maddede "... Mülga 9/3/1988 tarihli ve 3417 sayılı

Çalışanların Tasarrufa Teşvik Edilmesi ve Bu Tasarrufların Değerlendirilmesine

Dair Kanunun ödemeleri düzenleyen 6 ncı maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrası

uyarınca sistemden çıkan tasarruf sahiplerinin sistemden çıktıkları tarihte

tasarruf teşvik hesaplarında kalan Devlet veya işveren katkısı tutarları,

ödenen nema tutarları mahsup edilmek kaydıyla ilk kesinti tarihinden; şahıs

kesintisine tekabül eden ödenmeyen nema tutarları ise sistemden çıkış

tarihinden 30 Nisan 2003 tarihine kadar olan dönem için 3417 sayılı Kanunun

nemalandırmaya ilişkin 5 inci maddesinde yer alan düzenlemeye göre ve bu

tarihten sonraki dönem için ise 4853 sayılı Çalışanların Tasarruflarını Teşvik

Hesabının Tasfiyesi ve Bu Hesaptan Yapılacak Ödemelere Dair Kanunun 5 inci

maddesinde belirlenen esaslar çerçevesinde Şubat 2007 sonu itibariyle

değerlemeye tâbi tutularak tasarruf sahiplerine başvuru halinde defaten ödenir.

Söz konusu ödemelerin hak sahibi bazında belirlenmesinde Türkiye Cumhuriyeti

Ziraat Bankası Anonim Şirketi kayıtları esas alınır...."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 12/2/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

30. Başvurucu, yargılamanın makul süre içinde tamamlanmadığını

ileri sürmüştür.

31. Bireysel başvuru sonrasında 31/7/2018 tarihli ve 30495

sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20.

maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine

Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'a

geçici madde eklenmiştir.

32. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre

yargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi

ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan

bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul

edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat

üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Tazminat

Komisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.

33. Ferat Yüksel

(B. No: 2014/13828, 12/9/2018) kararında Anayasa Mahkemesi; yargılamaların

makul sürede sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç veya eksik icra

edildiği ya da hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce

gerçekleştirilen bireysel başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna

başvuru imkânının getirilmesine ilişkin yolu ulaşılabilir olma, başarı şansı

sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden

inceleyerek bu yolun etkililiğini tartışmıştır.

34. Ferat Yüksel

kararında özetle anılan başvuru yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması

ve başvuruda kolaylık sağlaması nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş

şekli itibarıyla ihlal iddialarına makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden

mahrum olmadığı ve tazminat ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün

olmadığında başka türlü telafi olanakları sunması nedenleriyle potansiyel

olarak yeterli giderim sağlama imkânına sahip olduğu hususunda

değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel,

§§ 27-34). Bu gerekçeler

doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal

iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi

olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun

incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna

vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik

kararı vermiştir (Ferat Yüksel,

§§ 35, 36).

35. Mevcut başvuruda, söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır.

36. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

37. Başvurucu; 4853 sayılı Kanun'un ek 1. maddesinin ikili bir

ayrıma gittiğini, bu kapsamda da bahsi geçen ödeme tutarlarının Nisan 2003

tarihine kadar olan dönem için 3417 sayılı mülga Kanun'un nemalandırmaya

ilişkin 5. maddesinde yer alan düzenlemeye göre ve bu tarihten sonraki dönem

için ise 4853 sayılı Kanun'un 5. maddesinde belirlenen esaslar çerçevesinde

Şubat 2007 sonu itibarıyla değerlemeye tâbi tutularak ödenmesi gerektiğini, ancak

Mahkeme kararında bu ayrımın belirtilmediğini, bu kapsamda bireysel başvurudan

sonra idare tarafından hangi usuller izlenerek tespit edildiği belli olmayan ve

yaklaşık on yıl öncesinin değerlerini yansıtan bir meblağın tarafına

ödendiğini, şayet ek 1. maddeye göre hesaplama yapılmış olsaydı (Nisan 2003

tarihine kadar 3417 sayılı Kanun'un 5. maddesine göre) çok daha fazla bir

tutarın tarafına ödeneceğini, hangi usullere göre hesaplama yapılacağının

karardan anlaşılamadığını, ayrıca idarenin Ankara 4. İdare Mahkemesinin

13/6/2006 tarihli kararının onanan kısmını yerine getirmediğini belirterek

Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüş ve ihlalin tespiti ile yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur.

2. Değerlendirme

38. Anayasa'nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

39. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir.

40. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun, bireysel başvuru konusu şikâyetini

öncelikle yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu

konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara sunması ve bu

süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması

gerekir (İsmail Buğra İşlek, B.

No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).

41. Başvuru yollarının tüketilmesi gereğinden söz edilebilmesi

için öncelikle hukuk sisteminde hakkının ihlal edildiğini iddia eden kişinin

başvurabileceği idari veya yargısal bir hukuki yolun öngörülmüş olması

gerekmektedir. Ayrıca bu hukuki yolun iddia edilen ihlalin sonuçlarını

giderici, etkili ve başvurucu açısından makul bir çabayla ulaşılabilir

nitelikte olması ve sadece kâğıt üzerinde kalmayıp fiilen de işlerliğe sahip

bulunması gerekmektedir. Olmayan bir hukuki yolun tüketilmesi başvurucudan

beklenemeyeceği gibi hukuken veya fiilen etkili bulunmayan, ihlalin sonuçlarını

düzeltici bir vasıf taşımayan veya aşırı ve olağan olmayan birtakım şeklî

koşulların öngörülmesi nedeniyle fiilen erişilebilir ve kullanılabilir olmaktan

uzaklaşan başvuru yollarının tüketilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır (Fatma Yıldırım, B. No: 2014/6577,

16/2/2017, § 39).

42. Mahkeme kararlarının uygulanması yargılamanın dışında

olmakla birlikte onu tamamlayan ve yargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan bir

unsurdur. Karar uygulanmazsa yargılamanın da bir anlamı olmayacaktır. Bu

nedenle yargı kararlarının uygulanması mahkeme

hakkı kapsamında değerlendirilmektedir. Buna göre yargılama

sonucunda mahkemenin bir karar vermiş olması yeterli değildir ayrıca bu kararın

etkili bir şekilde uygulanması da gerekir. Hukuk sisteminde, nihai mahkeme

kararlarını taraflardan birinin aleyhine sonuç doğuracak şekilde uygulanamaz

hâle getiren düzenlemeler bulunması veya mahkeme kararlarının icrasının

herhangi bir şekilde engellenmesi hâllerinde mahkeme

hakkı da anlamını yitirecektir (benzer yöndeki değerlendirmeler için

Ahmet Yıldırım, B. No: 2012/144,

2/10/2013, § 28).

43. Somut olayda başvurucu 3417 sayılı mülga Kanun uyarınca

hesabında biriken tasarruf miktarının (devlet katkısı) ve nemasının ödenmesi

istemiyle yaptığı başvurusunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile söz

konusu tutarların yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi talebiyle

Ankara 4. İdare Mahkemesinde dava açmış ve dava Mahkemece kabul edilmiştir.

Başvurucu, 4853 sayılı Kanun'un ek 1. maddesinin ikili bir ayrıma gittiğini, bu

kapsamda da bahsi geçen ödeme tutarlarının Nisan 2003 tarihine kadar olan dönem

için 3417 sayılı mülga Kanun'un nemalandırmaya ilişkin 5. maddesinde yer alan

düzenlemeye göre ve bu tarihten sonraki dönem için ise 4853 sayılı Kanunun 5.

maddesinde belirlenen esaslar çerçevesinde Şubat 2007 sonu itibariyle

değerlemeye tâbi tutularak ödenmesi gerektiğini, ancak Mahkeme kararında bu

ayrımın ortaya konulmadığını iddia etmiştir. Buna mukabil başvurucunun

iddiasının aksine Mahkemenin vermiş olduğu mezkûr kararın gerekçesinde, 3417

sayılı mülga Kanun'da öngörülen sistemden tasarruf kesintilerini alarak çıkan

hak sahiplerine başvuruları hâlinde devlet katkısı ve nemalarının ödeneceğini

ve devam eden davalarda da 4853 sayılı Kanun'a 5568 sayılı Kanun ile eklenen ek

1. maddenin uygulanacağı ifadelerine açıkça yer verilmiştir.

44. Mahkeme kararının devamında 3417 sayılı mülga Kanun uyarınca

altı yıldan fazla tasarrufta bulunup bu Kanun kapsamından çıkarak aylıklarından

yapılan kesintileri alan başvurucunun hesabında kalan tasarruf miktarlarının

(Devlet katkısının) ve nemasının ödenmesi isteminin ödenecek miktarda ikili

ayrımın dikkate alınması gerektiği ifadelerine yer veren mezkûr ek 1. madde

kapsamında değerlendirileceğine kuşku bulunmadığı gerçeğine işaret edilmiştir.

Bu kapsamda başvurucunun sözünü ettiği ikili ayrımın varlığına açıkça

değinilmeden bu ayrımın varlığını ortaya koyan ilgili maddeye atıf yapılmıştır.

Bu durumda başvurucunun iddia ettiği gibi ödeme sırasında hangi usullere göre

hesaplama yapılacağının karardan anlaşılamadığı söylenemez.

45. Mahkemenin konuya ilişkin kararının formülasyon şeklinin

önceki Danıştay içtihatları ile de uyumlu olduğu (bkz. §§ 27, 28), bu itibarla

da yargı kararını uygulama noktasında sorumlu olanın idarenin benzeri pek çok

olayda aynı yöntemlerle ödeme miktarını hesaplama yoluna gittiği görülmektedir.

Diğer bir deyişle, tasarrufu teşvik paralarının ödenmesi gerekliliğine ve

yöntemine ilişkin Danıştayın içtihadı karşısında Mahkemenin bu yorumunun keyfî

ve öngörülemez olduğu da söylenemez.

46. Somut olayda Mahkeme, başvurucunun tasarrufu teşvik

parasının ödenme talebinin idarece zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile

söz konusu tutarların yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi

talebini haklı bulmuş ve bu suretle tasarrufu teşvik parasının ödenmesi

gerekliliği hususuna ilişkin uyuşmazlığı çözümlemiştir. Mahkeme ayrıca söz

konusu ödemenin hangi usulde yapılacağını düzenleyen ilgili kanun maddesine

atıf yapmak suretiyle ödeme yöntemine ilişkin bir uyuşmazlığın varlığını da

engellemiştir. Bu itibarla Mahkeme, başvurucunun tasarrufu teşvik parasının

ödenmemesi işleminin iptali ve anılan paranın ödenmesi talebini kararının

içeriğinde aynen karşılamak suretiyle yargısal görevini yerine getirmiştir. Bu

aşamada Mahkemeden ödeme konusu miktarın hesaplanma yöntemini belirlemesi

dışında bu miktarı bizzat hesaplama yoluna gitmesi bir zorunluluk olarak

beklenemez. Sonuç olarak başvurucunun davasında uyuşmazlık konusu yapmak

istediği hususların hepsi çözümlenmiş olup yargılama safahatında ödeme

miktarının tespitine yönelik bir uyuşmazlığın varlığından söz edilemez.

47. Diğer taraftan 29/3/2009 tarihinde Başbakanlık Hazine

Müsteşarlığı başvurucuya yazı göndererek mahkeme kararı ile hükmolunan tutarın

ödenebilmesi için hesap numarası istemiştir. Ankara 4. İdare Mahkemesi de nihai

kararını vermeden önce vermiş olduğu 22/5/2009 tarihli ara kararı ile

başvurucudan 5568 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile 4853 sayılı Kanun'a eklenen ek

1. madde uyarınca tarafına ödeme yapılıp yapılmadığını sormuştur. Bu itibarla

gerek Mahkeme gerekse de İdare, başvurucunun mezkûr ek 1. maddeye uygun olarak

tasarrufu teşvik kesintisini usulünce alıp almadığının yargılama safahatı

sırasında bile takibini yapmış ve Mahkeme ayrıca ödeme yönteminin nasıl olması

gerektiğini de aksi yoruma elvermeyecek şekilde belirtmiştir.

48. Kesinleşen yargı kararı üzerine de idare, ödeme konusunun

zorunlu unsurlarını oluşturan ödenen şahıs kesintileri, devlet katkısı, devlet

katkısının ödenmeyen neması, şahıs kesintilerinin ödenmeyen neması,

değerlendirilmiş toplam nema, ödenecek devlet katkısı, ödenecek nema tutarları,

yasal faiz, yargılama gideri ve damga vergisinden müteşekkil 731,21 TL'yi

18/12/2015 tarihinde başvurucunun Ziraat Bankası Çiftlik/Samsun Şubesindeki

hesabına yatırmıştır. Böylece idare, kesinleşmiş yargı kararında ilgili kanun

maddesine atıf yapılmak suretiyle belirlenen ödeme yöntemini uygulayarak hesapladığı

miktarı başvurucunun hesabına yatırarak yargı kararını yerine getirmiştir. Bu

durumda yargılama sonucunda mahkemenin vermiş olduğu kararın etkili bir şekilde

uygulanmasını engelleyen bir düzenlemenin ya da uygulamanın varlığından

bahsedilemez.

49. Buna mukabil yargılama sürecinde gözlenmeyen ve

giderilmesine yönelik bir talebin de bulunmadığı ödemenin miktarına ilişkin

uyuşmazlık, yargılama sürecinin sonunda İdarenin anılan miktarı hesaplama

yöntemi sırasında vuku bulmuştur. Nitekim başvurucu, yoksun kaldığını iddia

ettiği haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesini talep etmekle birlikte

dava dilekçesi ve eki belgelerde herhangi bir rakamsal değer belirtmemiştir.

Şayet dava dilekçesi ve eki belgelerde bu şekilde bir rakamsal değer

belirtilmiş olsa idi, anılan rakama ilişkin uyuşmazlığın giderimi için

bilirkişi raporu temin edinilmesi gibi hukuki mekanizmalara başvurulabileceği

açıktır. Buna mukabil somut olayda bu tür bir uyuşmazlığın varlığına

rastlanılmadığı için mezkûr mekanizmalardan yararlanılmasına gerek

görülmemiştir. Bu durumda yargılama safahatında yer almayan ve fakat yargılama

safahatının sonlanmasının ardından yargı kararının infazı aşamasında yargı

kararında yer verilen yöntemin uygulanması sonucu ortaya çıkan ödeme miktarına

ilişkin uyuşmazlığın yeni bir davaya konu edilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda

ortaya çıkan yeni uyuşmazlığın gideriminin yeni bir yargı kararıyla mümkün

olacağı açıktır.

50. Kaldı ki başvurucu da yargı kararının icrası aşamasında

ödeme miktarının içeriğine ilişkin oluşan yeni uyuşmazlığın giderilmesini

teminen 26/11/2015 tarihli dilekçe ile T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığına

başvurarak tasarrufu teşvik parasının yasal nema oranları ile nemalandırılarak

bulunacak miktarın 29/4/2003 tarihine kadar nemalandırılmasını, bu tarihten

sonra da 4853 sayılı Kanun'un 5. maddesindeki esaslar çerçevesinde değerlemeye

tabi tutularak dava açma tarihine kadar hesaplanacak miktarın dava açma

tarihinden sonra ise yasal faiziyle işletilerek ödenmesini talep etmiştir.

Diğer bir deyişle başvurucu, ödeme miktarına ilişkin beliren yeni uyuşmazlığın

giderilmesi için yeni bir idari prosedürün başlatılması gerektiğinin

farkındalığıyla hareket ederek konuyu yetkili makamlar önüne taşımıştır.

51. Sonuç olarak somut olayda başvurucu tarafından dile

getirilen şikâyet, yargı kararının uygulanmamasına yönelik olmayıp kararın

hatalı şekilde ifade edilmesi nedeniyle idarece hatalı hesaplama yönteminin

uygulandığı iddiasına ilişkindir. Bu durumda Mahkemenin konuya ilişkin

kararının önceki Danıştay içtihatları ile de uyumlu olup açık ve anlaşılır

olduğu ve idarenin bu kararın icrasını teminen uyguladığı hesaplama yönteminin

de nispeten karışık bir çözümleme içerdiği dikkate alındığında yargılama

sürecinin sonlanmasının ardından yeni bir yargılama sürecine ihtiyaç doğuran

bir uyuşmazlığın ortaya çıktığı açıktır. Buna göre başvurucu, yeni uyuşmazlığa ilişkin

yargı kararının kesinleşmesinin ardından İdare nezdinde de iletmiş olduğu

iddialarının etkili bir biçimde incelenebileceği yeni bir dava açmak suretiyle

uygun olan yolu tüketmemiştir. Bu sebeple mülkiyet hakkının ihlali iddiası

kapsamında ileri sürülen şikâyetler yönünden başvuru yolları usulünce

tüketilmemiştir. Etkin ve erişilebilir bir çözüm imkânı sunan anılan hukuk

yoluna başvurmaksızın yapılan başvuruların incelenmesi, bireysel başvuru

yolunun ikincilliği ilkesi gereği mümkün değildir.

52. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Makul sürede yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

12/2/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Burhan ÜSTÜN

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Selahaddin MENTEŞ

Raportör

:

M. Emin ŞAHİNER

Başvurucu : Oktay YAZICI

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/18874, 12 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Mevzuat Hükümleri
  8. B. Anayasa Mahkemesi
  9. C. Danıştay İçtihadı
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Makul Sürede
  12. B. Mülkiyet Hakkının
  13. A. Makul sürede yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal
  14. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  15. M. Emin ŞAHİNER
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/18874
Tarih
12 Şubat 2020

İlgili Kararlar

  • Mehmet Sabri Şirin Başvurusu (B. No: 2016/10825)
  • S.p. Başvurusu (B. No: 2016/54768)
  • Mehmet Güzeloglu Başvurusu (B. No: 2017/22361)
  • Ali Ekiztaş Başvurusu (B. No: 2017/19654)
  • Sedat Laçiner Başvurusu (B. No: 2016/47628)
  • Veysi Güneş Başvurusu (B. No: 2015/4993)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.