İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Veysi Güneş Başvurusu (B. No: 2015/4993)

1. Başvuru, derece mahkemesi kararlarının yeterli gerekçe

Başvuru No2015/4993Tarih13 Şubat 2020Okuma17 dk · 3.461 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Veysi Güneş Başvurusu

Karar tarihi
13 Şubat 2020
Başvuru Numarası
2015/4993
R.G. Tarih ve Sayı
13/3/2020 - 31067
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.461 kelime·17 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, derece mahkemesi kararlarının yeterli gerekçe

içermemesi ve yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının;

hukuka aykırı olarak tutuklanma nedeniyle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının;

koşulları yokken iletişimin denetlenmesi kararı verilmesi nedeniyle haberleşme

özgürlüğünün; konulan yurt dışı çıkış yasağı nedeniyle de seyahat özgürlüğünün

ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 18/3/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar

verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

8. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

10. Başvurucu 1984 doğumlu olup olayların meydana geldiği

tarihte İzmir'de öğrencidir.

11. İzmir nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi üyeliğinin (CMK 250. madde

ile yetkili) 26/10/2007 tarihli kararıyla PKK terör örgütü içinde faaliyette

bulunduğuna yönelik kuvvetli şüphe olduğu gerekçesiyle ve delil elde

edilebilmesi amacıyla başvurucunun üç ay süre ile iletişiminin tespitine,

dinlenmesine, kayda alınmasına ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine karar

verilmiştir.

12. Başvurucu; PKK terör örgütünün propagandasını yapma, suç ve

suçluyu alenen övme, kamu malına zarar verme, patlayıcı madde taşıma veya

bulundurma suçlarından gözaltına

alınmış ve 27/12/2007 tarihinde tutuklanmıştır. Cumhuriyet savcısı 21/1/2008

tarihli iddianamesi ile başvurucunun PKK terör örgütüne üye olma, terör

örgütünün propagandasını yapma, suç ve suçluyu alenen övme, genel güvenliği

kasten tehlikeye sokma, kamu malına zarar verme, tehlikeli maddeleri izinsiz

olarak bulundurma ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından cezalandırılmasını talep etmiştir.

13. Açılan kamu davasının yürütüldüğü (kapatılan) İzmir 8. Ağır

Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 9/10/2008 tarihli celsede başvurucuyu tahliye

etmiştir. Mahkeme 12/12/2013 tarihinde ise başvurucunun PKK terör örgütüne üye

olma suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezasıyla mahkûmiyetine; terör örgütünün

propagandasını yapma, suç ve suçluyu alenen övme suçlarından kovuşturmanın

ertelenmesine; genel güvenliği kasten tehlikeye sokma, kamu malına zarar verme,

tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma ve görevi yaptırmamak için

direnme suçlarından ise -atılı suçları işlediği sabit görülmediğinden-

beraatine hükmetmiştir.

14. Mahkemenin gerekçeli kararında, başvurucu hakkında terör

örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet

kararıyla ilgili değerlendirmenin ilgili kısmı şöyledir:

"...örgütün gençlik

yapılanması olan YGH'nin (Yurt Sever Gençlik Harekatı) tepki amaçlı Kadifekale

bölgesinde toplanarak korsan eylem yapacakları ve polise molotof ile

saldıracakları istihbaratının alınması üzerine kolluk kuvvetlerince 23/12/2007

günü tedbirlerin alındığı, aynı gün saat 17:00 sıralarında Kadifekale semtinde

yıkık okul yakınındaki ...adresteki boş binada Veysi Güneş, [S.Y.,

Ş.D. ve B.M.] isimli bir grup örgüt mensubu

tarafından molotof kokteyl hazırlığının yapıldığının bildirilmesi üzerine kolluk

kuvvetlerinin bu adrese baskın yaptığı, 18 adet hazırlanmış molotof kokteyl ve

molotof hazırlanmak üzere çok sayıda boş şişe, 3 adet plastik eldiven, 1 adet

mavi plastik huni, 5 litrelik pet şidede benzinin tespit edildiği ve

yakalandığı, molotof kokteyllerin bulunduğu yere yakın okul içerisinde 15-20

kişilik bir grubun görüldüğü ve bir kısım örgüt mensuplarının burada tespit

edildiği, kolluk kuvvetlerinin çağrısı üzerine dağıldıkları ancak 993 sokak

içerisinden 1006 sokak ve 5360 sokak içerisinde bulunan ara sokaklara girerek

kendilerini takip eden güvenlik kuvvetlerine taş ve molotof atmaya devam

ettikleri, 993 sokak içerisinde yüzü poşu ile gizlenmiş ve emniyet güçlerine

taş attığı esnada [M.D.nin]

suçüstü yakalandığı, [M.D.nin] ise

elindeki taş ile görevli polis memuru [M.Y.yi] BTM [basit tıbbi müdahale] ile iyileşecek şekilde yaraladığı ve iki polis

aracına zarar verdiği, devam eden takipte Kosova mahallesi 5343 sokakta polise

saldıran ve taş atan gruptan sanık [B.B.nin] taş atarken suç üstü, sanık [M.B.] ve [M.S.Ç.nin] kaçarken kollukça zor kullanılmak suretiyle yakalandıkları, yapılan üst

aramalarında sanık [B.B.nin]

cebinden taş parçalarının çıktığının tespit edildiği,

...

Özellikle iletişimin tespiti tutanaklarından

bilirkişi raporlarında ve tüm dosya kapsamından anlaşılacağı üzere sanık Veysi

Güneş'in PKK/KONGRA-GEL üyesi olduğunun tespit edildiği..."

15. Mahkemenin başvurucunun üzerine atılı genel güvenliği kasten

tehlikeye sokma, kamu malına zarar verme, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak

bulundurma ve görevi yaptırmamak için direnme suçları yönünden verdiği beraat kararının gerekçesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Her ne kadar müşteki

[E.Ç.nin] 27/10/2007 günü park halindeki

aracına molotof atmak suretiyle mala zarar vermek ve bu olay nedeniyle

patlayıcı bulundurma suçu ile genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması

suçlarından sanıklar Veysi Güneş, [Ş.D.nin]; Yamanlar'da yola molotof atılması eyleminden dolayı

patlayıcı madde bulundurmak ve genel güvenliğin tehlikeye sokma suçlarından

sanıklar Veysi Güneş, [G.A., M.E., Ş.D., A.D., D.S.nin]; Kadifekale'deki olaylarda molotof imal etme eylemi

nedeniyle patlayıcı madde bulundurma ve genel güvenliği kasten tehlikeye sokma

ile polis otosuna zarar verme eylemi nedeniyle kamu malına zarar verme ve

görevli memurlara taş atma eylemlerinden dolayı memura etkin direnme

suçlarından sanıklar Veysi Güneş, [M.E., B.M., Ş.D., Ş.S., S.K.,

M.Ş.Ö.nin]... cezalandırılmaları için kamu

davası açılmış ise de, sanıkların üzerilerine atılı suçları işlediklerine dair

cezalandırmaya yeterli her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde

edilemediğinden, yüklenen suçların sanıklar tarafından işlendiğinin sabit

olmaması nedeniyle CMK 223/2-e maddesi gereğince ayrı ayrı beraatlerine..."

16. İlk derece mahkemesi kararının başvurucu tarafından temyiz

edilmesi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 12/1/2015 tarihli kararı ile

başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet

kararı onanmıştır. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Yapılan yargılama

sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıkların suçlarının sübutu

kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasıfları tayin

edilmiş, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya

göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanıklar

müdafileri ile sanıklar Veysi Güneş ve G.A.nın yerinde görülmeyen temyiz

itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA..."

17. Başvurucu, Yargıtay ilamından 13/3/2014 tarihinde haricen

haberdar olduğunu belirtmiştir.

18. Başvurucu 18/3/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

19. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Metin Birdal (GK), B. No: 2014/15440,

22/5/2019, §§ 28-39.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 13/2/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

21. Başvurucu, ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet kararının

dayandığı sebeplerin açıklanmadığını ve savunmaların neden reddedildiğinin

belirtilmediğini iddia ederek gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

22. Bakanlık görüşünde, ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet

kararında tüm soruşturma sürecinde elde edilen ve iddianame içeriğinde de

açıklanmış olan deliller ile başvurucu hakkındaki bilirkişi raporlarına

dayanıldığı belirtilmiştir. Bakanlık; başvurucunun bu yolla ifade özgürlüğüne

yapıldığı iddia edilen müdahalenin kanunilik, meşru amaç, demokratik toplumda

gereklilik ve orantılılık şartlarını da taşıdığını ifade etmiştir.

23. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında üzerine atılı

suçun unsurlarının oluşmadığını ve yeterli delil olmadan cezalandırıldığını,

suçsuzluk karinesi, ifade özgürlüğü ve adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini tekrar etmiştir.

b. Değerlendirme

24. Anayasa'nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

i. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Esas Yönünden

(1) Genel İlkeler

26. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından

açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine

ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de

güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği

vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının

kapsamına gerekçeli karar hakkının da dâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesinin (AİHM) birçok kararında vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın

36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı

güvencesini de kapsadığının kabul edilmesi gerekir (Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).

27. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli

olarak yazılır” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma

yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa

kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır

(Abdullah Topçu, § 76).

28. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde

yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Bu hak, tarafların

muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde

incelenip incelenmediğini bilmeleri ve demokratik bir toplumda kendi adlarına

verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de

gereklidir (Sencer Başat ve diğerleri

[GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

29. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt

verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine

sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013,

§ 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu gerekçeli karardan

anlaşılmalıdır.

30. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği,

davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut

bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması,

başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde

davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile

yanıt verilmesi gerekir. Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili

olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında ilgili

ve yeterli bir yanıt vermemesi hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri, §§ 35, 39).

31. Makul gerekçe; davaya konu olay ve olguların mahkemece nasıl

nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere

dayandırıldığını ortaya koyacak, olay ve olgular ile hüküm arasındaki

bağlantıyı gösterecek nitelikte olmalıdır (İbrahim

Ataş, B. No: 2013/1235, 18/6/2013, § 24).

(2) İlkelerin Olaya

Uygulanması

32. Somut olayda ilk derece mahkemesi, gerekçeli kararında

"iletişim tespit tutanakları, bilirkişi

raporları ve tüm dosya kapsamından" başvurucunun terör örgütü

üyesi olduğu sonucuna varmıştır (bkz. § 14). Ancak Mahkeme, mahkûmiyet hükmüne

esas aldığı iletişim tespit tutanaklarının neler olduğunu, bilirkişi

raporlarındaki tespitlerin içeriğini ve tüm bunların başvurucu ile ilişkisini

açıklamamıştır. Temyiz mercii de bahse konu mahkûmiyet hükmünü soyut ifadelerle

onamıştır (bkz. § 16).

33. Mahkeme ayrıca, katıldığı iddia edilen toplantı ve gösteri

yürüyüşlerinde meydana gelen genel güvenliği kasten tehlikeye sokma, kamu

malına zarar verme, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma ve kamu

görevlisine karşı görevi yaptırmamak için direnme suçlarından başvurucunun

cezalandırılması için yeterli delil elde edilememesi nedeniyle beraatine karar

vermiştir (bkz. § 15).

34. İlk derece mahkemesi böylelikle terör örgütüne üye olma

suçundan verdiği mahkûmiyet kararında soyut bazı ifadelere yer vererek

başvurucu hakkındaki iddiaları ayrı ve açıkça tartışmadığı gibi başvurucunun

isnat edilen bazı eylemleri gerçekleştirdiğinin de ispatlanamadığını kabul

etmiş görünmektedir. Bu kapsamda mahkemenin başvurucunun PKK terör örgütünün

hiyerarşik yapılanmasına kendi isteğiyle ve bilerek dâhil olduğunu gösteren,

süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk içeren ve delil olarak kabul edilen eylem ve

davranışlarını makul, ilgili ve yeterli bir şekilde ortaya koyduğunu kabul

etmek mümkün olmamıştır. Yargılama süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde

başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

35. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli

karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

2. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

36. Başvurucu, yargılamanın uzun sürdüğünü belirterek adil

yargılanma hakkı bağlamında makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

37. 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair

Kanun'a eklenen geçici 2. maddeye göre Anayasa Mahkemesine yapılan ve

münhasıran bu maddenin yürürlüğe girdiği 31/7/2018 tarihi itibarıyla Anayasa

Mahkemesinde derdest olan yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı

iddiasıyla ilgili bireysel başvuruların Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat

Komisyonu (Tazminat Komisyonu) tarafından incelenerek karara bağlanması

öngörülmüştür. Anayasa Mahkemesi Ferat

Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018, §§ 35, 36) kararında Tazminat

Komisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkin yolu ulaşılabilir olma,

başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesinin bulunup bulunmadığı

yönünden inceleyerek Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan

başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile

bağdaşmayacağı sonucuna varmış;başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

başvurunun kabul edilemezliğine karar vermiştir. Mevcut başvuruda da söz konusu

karardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

38. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduklarına karar

verilmesi gerekir.

3. Adil Yargılanma

Hakkına İlişkin Diğer İhlal İddiaları

39. Başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar

verildiğinden adil yargılanma hakkı kapsamındaki bağımsız ve tarafsız nitelikte

olmayan özel yetkili mahkemelerce yargılandığı, hakkında lehe kanun

hükümlerinin uygulanmadığı, savunma ve müdafi yardımından yararlanma hakkının

kısıtlandığı, Mahkemece yapılan bazı araştırmaların masumiyet karinesini ihlal

ettiği ve aleyhe bazı yasa maddelerinin uygulanma koşulları olmadığı hâlde

hakkında uygulandığı şeklindeki diğer şikâyetleri hakkında kabul edilebilirlik

ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

B. Toplantı ve Gösteri

Yürüyüşü Düzenleme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

40. Başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar

verildiğinden toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı şikâyetine yönelik kabul

edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek

görülmemiştir.

C. Kişi Özgürlüğü ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

41. Başvurucu; hukuka aykırı olarak tutuklandığını,

tutukluluğunun uzun sürdüğünü, tutukluluk hâlinin devamı kararlarının

gerekçesiz olduğunu ve duruşma yapılmadan verildiğini belirterek kişi özgürlüğü

ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

42. Anayasa Mahkemesi, benzer iddiaların ileri sürüldüğü

başvurulara ilişkin olarak birçok kararında zaman

bakımından yetkisiyle ilgili ilkeleri belirlemiştir. Buna göre

23/9/2012 tarihinden önce verilen bir kararla sona eren tutukluluk durumuna

ilişkin başvuruların zaman bakımından Anayasa Mahkemesinin yetkisi dışında

kaldığı kabul edilmiştir (Osman Büyüksu,

B. No: 2013/5512, 3/4/2014, §§ 20-24; Ali

Öksüz, B. No: 2013/6065, 3/4/2014, §§ 20-23; Cevdet Genç, B. No: 2012/142, 9/1/2014, §§

24-29).

43. Somut olayda başvurucunun suç isnadına bağlı tutukluluk

durumu -tahliye edildiği 9/10/2008 tarihinde- yani bireysel başvuruların

incelenmeye başlandığı tarih olarak belirlenen 23/9/2012 tarihinden önce sona

ermiştir.

44. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. Haberleşme

Özgürlüğünün İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

45. Başvurucu, koşulları olmadığı hâlde sınırsız bir şekilde

iletişiminin dinlenildiğini ve özel hayatına ilişkin telefon görüşmelerinin

dosyaya konulduğunu iddia ederek haberleşme özgürlüğünün ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

2. Değerlendirme

46. Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurularda, başvuru

konusu olaylarla ilgili delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki

iddialarını kanıtlamak ve dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal

edildiğine dair açıklamalarda bulunarak hukuki iddialarını ortaya koymak

başvurucuya düşer. Başvurucunun kamu gücünün işlem, eylem ya da ihmali

nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü hak ve özgürlük ile dayanılan Anayasa

hükümlerini, ihlal gerekçelerini, dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu

ileri sürülen işlem veya kararların neler olduğunu başvuru dilekçesinde

belirtmesi şarttır. Başvuru dilekçesinde kamu gücünün ihlale neden olduğu iddia

edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair olayların tarih sırasına göre özeti

yapılmalı, bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklerden hangisinin hangi

nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçelerle deliller açıklanmalıdır (Sabah Yıldızı Radyo ve Televizyon Yayın İletişim

Reklam Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi [GK], B. No: 2014/12727,

25/5/2017, § 19).

47. Somut olayda başvurucu, bu başlık altındaki iddialarını

soyut bir şekilde ileri sürmüş; sınırsız ve özel hayata ilişkin olduğunu iddia

ettiği görüşmelerin ne şekilde mahkûmiyet hükmüne esas alındığını

göstermemiştir. Böylelikle başvurucu, başvuru konusu olaylarla ilgili delilleri

sunarak olaylar hakkındaki iddialarını kanıtlama ve dayanılan Anayasa hükmünün

kendisine göre ihlal edildiğine dair hukuki iddialarını ortaya koyma

yükümlülüğünü yerine getirmemiştir.

48. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun iddialarını

temellendirmemiş olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

E. Seyahat Özgürlüğünün

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

49. Başvurucu, hakkında uzun süre yurt dışına çıkış yasağı

şeklinde adli kontrol tedbiri uygulandığını belirterek seyahat özgürlüğünün

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

50. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre bireysel

başvurunun incelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia

edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve

Türkiye’nin taraf olduğu Sözleşme'ye ek protokoller kapsamına da girmesi

gerekir. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan hak ihlali

iddiasını içeren başvurular bireysel başvurunun kapsamında değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049,

26/3/2013, § 18).

51. Anayasa’nın 23. ve Sözleşme’ye ek (4) No.lu Protokol’ün 2.

maddesinde, ülke içinde seyahat özgürlüğü bulunmakla birlikte kişilerin

bulunduğu ülkeden ayrılma özgürlüğü de bulunmaktadır. Ancak anılan Protokol’e

Türkiye taraf olmadığından Anayasa’nın 23. maddesinde yer alan seyahat

özgürlüğüne yönelik başvurular bireysel başvuru kapsamında değildir.

52. Nitekim Anayasa Mahkemesi bir kararında yurt dışına çıkış

yasağı getiren adli kontrol tedbirinin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına

değil seyahat hürriyetine ilişkin olduğunu belirttikten sonra başvurucunun bu

yasak nedeniyle özgürlüğünün kısıtlandığı iddiasını konu bakımından yetkisizlik

nedeniyle kabul edilemez bulmuştur (Sebahat

Tuncel, B. No: 2012/1051, 20/2/2014, §§ 41-54).

53. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

F. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

54. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

55. Başvurucu; ihlal tespiti, yargılamanın yenilenmesi ve

tazminat ödenmesine karar verilmesi taleplerinde bulunmuştur.

56. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan

kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875,

7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal

kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin

devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle

sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

57. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§

55, 57).

58. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda Anayasa

Mahkemesi, 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile

İçtüzük’ün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin

ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal

düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali

ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel

başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa

Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı

verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı

olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda

herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar

kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek

devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine

getirmektir. (Mehmet Doğan, §§

58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2),

§§ 57-59, 66-67).

59. Başvurucu hakkında terör örgütüne üye olma suçundan verilen

mahkûmiyet hükmünde makul, ilgili ve yeterli gerekçe bulunmadığından

Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır. Bu nedenle başvurucunun adil yargılanma hakkı ihlalinin

mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmıştır.

60. Bu durumda gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un

50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken

iş, öncelikle ihlale yol açan mahkeme kararının sadece başvurucu yönünden

ortadan kaldırılmasından ve ihlal sonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden

ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere

(kapatılan) İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin (E.2008/28, K.2013/235) dosyalarının

devredildiği mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

61. Başvuruda, gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğu

ve bunun yeterli bir giderim olduğu sonucuna varıldığından tazminat talebinin

reddine karar verilmesi gerekir.

62. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 3.000 TL vekâlet

ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Haberleşme özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Seyahat özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için sadece başvurucu yönünden yeniden

yargılama yapılmak üzere (kapatılan) İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin

(E.2008/28, K.2013/235) dosyalarının devredildiği mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin

BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

13/2/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Denizhan HOROZGİL Başvurucu : Veysi GÜNEŞ Vekili : Av. Nezahat PAŞA

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/4993, 13 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Adil Yargılanma
  9. B. Toplantı ve Gösteri
  10. C. Kişi Özgürlüğü ve
  11. B. No: 2013/5512, 3/4/2014, §§ 20-24; Ali
  12. D. Haberleşme
  13. E. Seyahat Özgürlüğünün
  14. F. 6216 Sayılı Kanun'un
  15. B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  16. C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin
  17. E. 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin
  18. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  19. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  20. M. Emin KUZ
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/4993
Tarih
13 Şubat 2020

İlgili Kararlar

  • Cihan Mutlu Başvurusu (B. No: 2016/9422)
  • Aziz Buluntu ve Fırat Savğa Başvurusu (B. No: 2017/22650)
  • Hayati Yıldırım Başvurusu (B. No: 2017/38399)
  • Osman Yalçın Başvurusu (B. No: 2017/27438)
  • A.ş. Başvurusu (B. No: 2016/80630)
  • Alaattin Akdemir Başvurusu (B. No: 2018/33588)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.