İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Aziz Buluntu ve Fırat Savğa Başvurusu (B. No: 2017/22650)

1. Başvuru, ilave tediye alacağının tahsili amacıyla açılan

Başvuru No2017/22650Tarih13 Şubat 2020Okuma14 dk · 2.746 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Aziz Buluntu Ve Fırat Savğa Başvurusu

Karar tarihi
13 Şubat 2020
Başvuru Numarası
2017/22650
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.746 kelime·14 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ilave tediye alacağının tahsili amacıyla açılan

davanın Yargıtay daireleri arasında süregelen görüş ayrılığından dolayı

reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 3/5/2017 ve 26/9/2017 tarihlerinde yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan

ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. 2017/35600 numaralı başvuru dosyasının hukuki ve fiilî

irtibat nedeniyle 2017/22650 numaralı başvuru dosyası ile birleştirilmesine,

incelemenin 2017/22650 numaralı dosya üzerinden yürütülmesine ve diğer dosyanın

kapatılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucular Aziz Bulut ve Fırat Savğa sırasıyla Bozova ve

Pervari Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarında (Vakıf)

hizmet akdine dayalı olarak çalışmaktadır.

10. Başvurucular, kamu personeli olduklarını ileri sürerek

4/7/1956 tarihli ve 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan

İşçilere İlave Tediye Yapılması Hakkında Kanun uyarınca her bir yıllık çalışma

süresi içinde ödenmesi gereken iki aylık tutarındaki ilave tediye alacağının

ödenmesi amacıyla Vakıflar aleyhine ayrı ayrı dava açmışlardır.

11. Bozova Asliye Hukuk Mahkemesi, iş mahkemesi sıfatıyla yapmış

olduğu yargılama sonunda 4/1/2017 tarihli kararla başvurucu Aziz Bulut'un davasının

kabulüne karar vermiştir. Gerekçeli kararda; davacının davalı Vakfa bağlı

olarak 1/9/2006 tarihinden itibaren çalışmaya başladığı, davalı Vakfın kamu

kurumu niteliğinde olduğu, 6772 sayılı Kanun kapsamında bulunan kurumlarda

çalışanlara her yıl için ilave tediye ödeme yapılacağı açıklanmıştır.

12. Davalı, istinaf yoluna başvurmuştur. Gaziantep Bölge Adliye

Mahkemesi (BAM) 9. Hukuk Dairesi 1/3/2017 tarihli kararla Yargıtay 22. Hukuk

Dairesinin emsal kararlarına göre Vakfın 6772 sayılı Kanun gereğince kamu

kurumu niteliğinde olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararını ortadan

kaldırmış ve kesin olarak davanın reddine karar vermiştir.

13. Pervari Asliye Hukuk Mahkemesi de yapmış olduğu yargılama

sonunda 14/3/2017 tarihli kararla başvurucu Fırat Savğa'nın açtığı davanın

kabulüne karar vermiştir. Gerekçeli kararda davacının davalı Vakfa bağlı olarak

2004 yılında çalışmaya başladığı, davalı Vakfın kamu kurumu niteliğinde olduğu,

6772 sayılı Kanun kapsamında bulunan kurumlarda çalışanlara her yıl için ilave

tediye ödeme yapılacağı belirtilmiştir.

14. Davalı, hükme karşı istinaf yoluna başvurmuştur. Gaziantep

BAM 7. Hukuk Dairesi 19/7/2017 tarihli kararla Vakfın 6772 sayılı Kanun

gereğince kamu kurumu niteliğinde olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi

kararını ortadan kaldırmış ve kesin olarak davanın reddine karar vermiştir.

15. Başvurucular 3/5/2017 ve 26/9/2017 tarihlerinde bireysel

başvurularda bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

16. İlgili hukuk için bkz. Yasemin Bodur, B.No:2017/29896,

25/12/2018 §§ 14-32.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 13/2/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

18. Başvurucular; Yargıtayın 7. ve 9. Hukuk Dairelerinin benzer

davalarda ilave tediye ödenmesi gerektiği yönünde kararlar verdiğini, benzer

uyuşmazlıkların farklı şekilde sonuçlanmasının daha önce bu uyuşmazlıkların

temyiz incelemesini yapan Yargıtay daireleri arasındaki görüş ayrılığından

kaynaklandığını, bu bağlamda Yargıtayın 7. ve 9. Hukuk Dairelerinin kendileri

ile aynı statüde bulunan kişileri kamu işçisi olarak kabul edip ilave tediye

alacağına hak kazandıkları yönündeki kararlarına rağmen Yargıtay 22. Hukuk

Dairesinin bu kişileri kamu işçisi olarak kabul etmemesi nedeniyle ilave tediye

alacağı isteklerinin reddine karar verdiğini belirtmişlerdir. Başvurucular,

aynı statüdeki işçiler için açılan davalarda Gaziantep 8. ve 9. Hukuk

Dairelerinin ilave tediye alacaklarının ödenmesi yönünde karar verirken daha

sonra 9. Hukuk Dairesinin vakfın kamu kurumu olmadığı gerekçesiyle taleplerinin

reddine karar verdiğini ve içtihat farkı nedeniyle yargıya olan güvenlerinin

zedelendiğini belirterek adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

19. Anayasa’nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

''Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların iddialarının özünün adil

yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan hakkaniyete uygun yargılanma hakkına

ilişkin olduğu ve bu kapsamda bir inceleme yapılması gerektiği

değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan hakkaniyete

uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

22. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında; herkesin

yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu

olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.

3/10/2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanun'un Anayasa'nın 36. maddesinin birinci

fıkrasına "adil yargılanma"

ibaresinin eklenmesine ilişkin 14. maddesinin gerekçesine göre değişiklikle Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olduğu

uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınmış olan adil yargılama hakkı

metne dâhil edilmiştir. Dolayısıyla Anayasa'nın 36. maddesinde "herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğu"

ibaresinin eklenmesinin amacının Sözleşme'de düzenlenen adil yargılanma hakkını

anayasal güvence altına almak olduğu anlaşılmaktadır (Yaşar Çoban [GK], B. No: 2014/6673,

25/7/2017, § 54).

23. Adil yargılanma hakkı, uyuşmazlıkların çözümlenmesinde hukuk

devleti ilkesinin gözetilmesini gerektirmektedir. Anayasa'nın 2. maddesinde

Cumhuriyet'in nitelikleri arasında sayılan hukuk devleti ilkesi, Anayasa'nın

tüm maddelerinin yorumlanması ve uygulanmasında gözönünde bulundurulması

zorunlu olan bir ilkedir.

24. Hukuk kurallarının ne şekilde yorumlanacağı veya birden

fazla yorumunun mümkün olduğu durumlarda bu yorumlardan hangisinin

benimseneceği derece mahkemelerinin yetkisinde olan bir husustur. Anayasa

Mahkemesinin bireysel başvuruda derece mahkemelerince benimsenen yorumlardan

birine üstünlük tanıması veya derece mahkemelerinin yerine geçerek hukuk

kurallarını yorumlaması bireysel başvurunun amacıyla bağdaşmaz. Anayasa

Mahkemesinin kanunilik ilkesi bağlamındaki görevi, hukuk kurallarının birden

fazla yorumunun varlığının hukuki belirlilik ve öngörülebilirliği etkileyip

etkilemediğini tespit etmektir (Mehmet Arif

Madenci, B. No: 2014/13916, 12/1/2017, § 81).

25. Yargısal kararlardaki değişiklikler, hukukun dinamizmini ve

mahkemelerin yaklaşımlarını yaşanan gelişmelere uyarlama kabiliyetlerini

yansıtması yönüyle olumludur. Ancak uygulamadaki birlikteliği sağlaması

beklenen yüksek mahkemeler içinde yer alan dairelerin benzer davalarda tatmin

edici bir gerekçe göstermeksizin farklı sonuçlara ulaşması, bir kararın belirli

bir daireye düştüğü takdirde onanacağı, başka bir daire tarafından ele alındığı

takdirde bozulacağı gibi ihtimale dayalı ve birbirine zıt sonuçları ortaya

çıkarır. Bu ise hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine ters

düşecektir. Ayrıca böyle bir algının toplumda yerleşmesi hâlinde bireylerin

yargı sistemine ve mahkeme kararlarına duymaları beklenen güven zarar görebilir

(Türkan Bal [GK], B. No:

2013/6932, 6/1/2015, § 64).

26. Anayasa Mahkemesi; bu noktada derece mahkemelerinin hukuk

kurallarını yorumlamasından kaynaklanan içtihat farkının süregelen bir hâl

aldığı, başka bir anlatımla kısa sayılamayacak bir zaman dilimi içinde

uygulamada birliğin sağlanamadığı durumlarda uygulamadaki tutarsızlıkları

ortadan kaldıracak nitelikteki tedbirlerin önemine işaret etmektedir.

27. Hukukun üstünlüğü ilkesi gereği yargı sistemine olan güveni

sağlamak ve korumakla yükümlü olan devlet, aynı yargı koluna dâhil mahkemeler

arasındaki derin ve süregelen içtihat farklılıklarını ortadan kaldırabilecek

nitelikte bir mekanizmayı kurmak ve bu mekanizmanın etkin bir şekilde

işleyişini sağlayacak düzenlemeler yapmakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, adil

yargılanma hakkının güvencelerinden biri olarak kabul edilmelidir. (Engin Selek, B. No: 2015/19816, 8/11/2017,

§ 58).

28. Öte yandan Anayasa Mahkemesi, içtihat farklılığını

değerlendirdiği bir kararında Yargıtayın istikrarlı olarak uygulanan içtihattan

ayrılarak yeni bir yaklaşımı benimsemesi hâlinde kamuoyu nezdinde yargıya olan

güvenin muhafaza edilmesi bakımından yeni yaklaşımın istikrarlı bir şekilde

uygulanması gerektiğine dikkat çekmiş ve içtihat değişikliği sonucunda

benimsenen yaklaşımın uygulamada birliği sağlamakla görevli yüksek mahkemeler

tarafından istikrarlı olarak uygulanmamasının adil yargılanma hakkını ihlal

edebileceğine karar vermiştir (Hakan

Altıncan [GK], B. No: 2016/13021, 17/5/2018, § 48).

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

29. Somut başvurunun konusu, benzer koşullarda çalışan işçiler

tarafından açılan davaların bölge adliye mahkemeleri hukuk daireleri arasındaki

görüş ayrılığı nedeniyle farklı sonuçlandığı ve bu hususun hakkaniyete aykırı

olduğu iddiasıdır.

30. Başvurucular; 3294 sayılı Kanun’un 7. maddesi uyarınca,

muhtaç olan vatandaşlar ile herhangi bir nedenle ülkede bulunan aynı durumdaki

kişilere yardım etmek, sosyal adaleti sağlayan tedbirler almak, sosyal

yardımlaşma ve dayanışmayı temin etmek amacı taşıyan Vakıfta hizmet

sözleşmesine bağlı olarak çalışmaktadır. Başvurucular; anılan Vakfın niteliği,

kuruluş amacı ve yönetim şekli itibarıyla kendilerinin kamu işçisi olduğunu

ileri sürerek kamu personeline belirli şartlar altında yapılan ilave tediyeden

yararlanmak amacıyla dava açmışlardır.

31. Başvurucular tarafından dosyaya eklenen karar örneklerinden

aynı işyerinde çalışan işçiler tarafından aynı nedene dayalı olarak açılan

davaların bir kısmı işçiler lehine sonuçlanmışken bazı davaların da işçiler

aleyhine sonuçlandığı saptanmıştır. Yine Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi

(UYAP) üzerinden temin edilen belge ve bilgilerden ülkenin başka yerlerinde

faaliyette bulunan benzer vakıflarda çalışan personel tarafından açılan

davaların bu tür uyuşmazlıkların öteden beri temyiz mercii olan Yargıtay 9.

Hukuk Dairesi ve sonradan bu görev verilen (kapatılan) Yargıtay 7. Hukuk

Dairesi tarafından kabul edildiği görülmüştür. Her iki Daire de niteliği

itibarıyla 6772 sayılı Kanun kapsamında saydıkları vakıf çalışanlarının kamu

işçisi olduğunu ve şartları uygunsa idare tarafından ödenmesine karar verilen

ilave tediye alacağından yararlanacaklarına dair kararlar vermiştir. Buna

karşılık 2011 yılında kurulan Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, anılan vakıfların

özel hukuk tüzel kişisi statüsünde olduğunu, dolayısıyla kamu personeli sıfatı

bulunmayan çalışanlarının ilave tediyeden yararlanmayacağını istikrarlı olarak

hüküm altına almıştır. Başvurucuların hizmet akdi ile çalıştıkları Vakfın

niteliğini de ele alan İBK'yı değerlendiren Yargıtay daireleri, önceki

görüşleri doğrultusunda kararlar vermeye devam etmiştir.

32. 7144 sayılı Kanun'un 7.maddesi ile 3294 sayılı Kanun'un 7.

maddesine eklenen fıkrayı değerlendiren Yargıtay HGK'nın 30/5/2018 tarihli

kararı sonrasında Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, yürürlüğe giren kanunların

geçmişe ve kesin nitelik kazanmış hukuksal durumlara etkili olamamasının

hukukun genel ilkelerinden kazanılmış hakların korunması ilkesinin gereği

olduğunu açıklayarak 7144 sayılı Kanun'un 7. maddesinin yürürlük tarihinden

önceki döneme ilişkin davalar bakımından sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının

özel hukuk tüzel kişiliğine sahip, ayrı işyeri niteliğinde ve bağımsız işveren

olduğunun belirlendiği ve tarafları bağlayıcı Yargıtay İBK'nın bulunduğu

gerekçesiyle ilave tediye istemlerinin reddine karar vermiştir.

33. Bu bağlamda Yargıtayın ilgili daire ve kurulları tarafından

istikrarlı olarak uygulanan bir içtihattan ayrılma söz konusu olmadığından

somut olayın yukarıda anılan Hakan Altıncan başvurusundan farklı olduğuna işaret etmek

gerekmektedir.

34. Yargıtay daireleri arasındaki derin ve süregelen içtihat

farkının faaliyete giren istinaf mahkemesi niteliğindeki BAM daireleri arasında

da sürdürüldüğü saptanmıştır. Öte yandan Yargıtay, işveren konumundaki

vakıfların hukuki statüsünün belirlenmesi amacıyla içtihadı birleştirme yoluna

gitmiş, ancak anılan kararda vakıfların özel hukuka tabi tüzel kişi olduğu

tespiti yapılmışsa da çalışan personelin ilave tediye alacağına ilişkin bir

değerlendirme yapılmamıştır. Nitekim Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, bu

belirlemenin kendi görüşü doğrultusunda olduğuna ilişkin açıklamalar yaparken

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi İBK'nın ilave tediye alacağına ilişkin olarak olumsuz

bir etkisinin olmadığı kanaatiyle görüşünde herhangi bir değişiklik

yapmamıştır.

35. Yargıtay daireleri ve BAM, vermiş olduğu birbirine zıt

kararlarda vardıkları sonuca hangi nedenle ulaşıldığını başvurucular ve üçüncü

kişiler tarafından objektif olarak anlaşılmasına imkân verecek yeterli

gerekçeler sunmaktadır.

36. Somut olaya konu sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfı

çalışanlarının ilave tediye alacağına hak kazanıp kazanmayacağı hususunda yedi

yıldan beri süren içtihat farklılığının derinleşmiş ve sürekli bir nitelik

kazanmış olması, dairelerin ve buna bağlı olarak alt dereceli mahkemelerin

vardığı sonucun davaların somut özelliğinden kaynaklanmaması ve hukuki

belirsizliğe yol açan bu durumun ortadan kaldırılmasını sağlayacak içtihadı birleştirme kararı gibi elverişli bir

mekanizma bulunmasına rağmen bunun işletilmemesi neticesinde uyuşmazlığın

çözümünde görev alan daire ve kurula göre farklı ve birbiriyle çelişkili

kararlar ortaya çıkmıştır. Başka bir anlatımla derin ve süregelen farklılıkları

ortadan kaldırmaya elverişli bir mekanizma niteliğindeki içtihadın

birleştirilmesi yolunun işletilmemesi nedeniyle varılan sonucun başvurucular

için öngörülemez olduğu ve bu hususun hükümden bağımsız olarak yargılamanın

hakkaniyetini zedelediği sonucuna ulaşılmıştır.

37. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma haklarının ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

38. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir...

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

39. Başvurucu Aziz Buluntu; ihlalin tespitine, maddi tazminata

karar verilmesini, başvurucu Fırat Savğa ise ilave tediye alacağına ilişkin

tazminat talebinde bulunmuşlardır.

40. 6216 sayılı Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasına

göre esas inceleme kapsamında bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve varsa

ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı belirlenmektedir. Aynı Kanun’un 50.

maddesinin (1) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 79.

maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ise ihlal kararı verilmesi hâlinde

gerekli görüldüğü takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir. Buna göre ihlal sonucuna varıldığında ilgili

temel hak ve hürriyetin ihlal edildiğine karar verilmesinin yanında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi,

diğer bir ifadeyle ihlalin ve sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilmesi de gerekir (Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, § 54).

41. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hak ve hürriyetin

ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle devam eden ihlalin durdurulması, ihlale konu kararın veya işlemin

ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep

olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen

diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet

Doğan, § 55).

42. Bununla birlikte 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1)

numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilirken idari eylem ve işlem niteliğinde karar

verilemez. Anayasa Mahkemesi ihlalin ve sonuçlarının nasıl giderileceğine

hükmederken idarenin, yargısal makamların veya yasama organının yerine geçerek

işlem tesis edemez. Anayasa Mahkemesi, ihlalin ve sonuçlarının nasıl

giderileceğine hükmederek gerekli işlemlerin tesis edilmesi için kararı ilgili

mercilere gönderir (Şahin Alpay (2)

[GK], B. No: 2018/3007, 15/3/2018, § 57).

43. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi gerekir. Buna

göre ihlal; idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya yasama

işlemlerinden kaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun giderim

yolunun belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (Mehmet Doğan, § 57).

44. İhlalin derece mahkemelerinin ilgili kanunu yorumlamasından

kaynaklandığı bazı hâllerde tazminata hükmedilmesi ihlalin bütün sonuçlarıyla

giderilmesi için yeterlidir. Ancak bireysel başvurunun amacına uygun olarak

benzer ihlallere yol açan yorumun aynı yargı kolundaki en üst yargı mercii

tarafından ele alınarak uygulamadaki içtihat dağınıklığına engel olacak

nitelikte birtakım tedbirlerin alınması da gerekmektedir.

45. İncelenen başvuruda Anayasa'nın 36. maddesinde güvence

altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma

hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Somut olayda ihlalin aynı hukuki

nedene dayalı olarak benzer konumdaki kişiler tarafından açılan davalarda

aradan geçen uzun zamana rağmen bölge adliye mahkemeleri hukuk daireleri

arasındaki görüş farkının ortadan kaldırılıp uygulama birliğinin

sağlanmamasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Diğer bir ifadeyle ihlal,

başvurucunun aynı anda iki farklı yorumu yürürlükte bulunan ve bu nedenle

belirlilik kriterini taşımayan bir hukuk kuralına tabi tutulmasından

kaynaklanmaktadır.

46. Anayasa Mahkemesince yapılan ihlal tespitinin derece

mahkemesi kararının sonucuna yönelik olmadığının ve derece mahkemesince varılan

sonuçtan bağımsız olduğunun altı çizilmelidir. Hâl böyle olunca ihlalin

giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.

Aksi durum yani ihlalin giderim şekli olarak yargılamanın yenilenmesine

hükmedilmesi, bu yorumlardan birine üstünlük tanınarak taraflardan biri lehine

tercihte bulunulması anlamına gelebilecektir. Bu da var olan ihlali

gidermeyeceği gibi derece mahkemesinde görülen uyuşmazlığın diğer tarafı

aleyhine yeni ihlallerin doğmasına yol açabilecektir. Dolayısıyla somut olayda,

yargılamanın yenilenmesi ihlalin sonuçlarını ortadan kaldıracak nitelikte bir

yol olarak kabul edilemeyeceğinden, başvurucuların manevi tazminat talep

etmedikleri de dikkate alınarak yalnızca ihlalin tespitine karar verilmesi

gerekir.

47. Ayrıca benzeri yeni ihlallerin önüne geçilebilmesi için

ihlale yol açan bu durumun gözden geçirilmesi konusunda 4/2/1983 tarihli ve

2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 45. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Yargıtay

Birinci Başkanlık Kuruluna bildirimde bulunmak gereklidir. Böyle bir durumda

aynı yargı koluna dâhil mahkemeler arasındaki derin ve süregelen içtihat

farklılıkları içtihadı birleştirme yoluyla ortadan kaldırılarak yeni ihlallere

neden olacak uygulamanın önüne geçilmesi de mümkün olacaktır.

48. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve 3.000

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin

başvuruculara ayrı ayrı ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin hakkaniyete uygun yargılanma hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması yönünden içtihadı birleştirme

kararına gerek bulunup bulunmadığı hususunda bilgi edinmesi ve takdiri için

Yargıtay Birinci Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuların diğer taleplerinin reddine,

E. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve 3.000

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin

BAŞVURUCULARA AYRI AYRI ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

13/2/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Pınar ARMAĞAN YILDIRIM Başvurucular : 1. Aziz BULUNTU Vekili : Av. Mehmet Bedir DURNA 2. Fırat SAVĞA Vekili : Av. Muhammet Abdullah Özcan

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/22650, 13 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucuların
  9. B. Değerlendirme
  10. A. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine
  11. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  12. C. Kararın bir örneğinin hakkaniyete uygun yargılanma hakkının
  13. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve
  14. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. M. Emin KUZ
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/22650
Tarih
13 Şubat 2020

İlgili Kararlar

  • Hayati Yıldırım Başvurusu (B. No: 2017/38399)
  • Osman Yalçın Başvurusu (B. No: 2017/27438)
  • A.ş. Başvurusu (B. No: 2016/80630)
  • Alaattin Akdemir Başvurusu (B. No: 2018/33588)
  • M.ç. Başvurusu (B. No: 2017/34600)
  • Mahmut Macit Başvurusu (B. No: 2017/27177)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.