İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hayati Yıldırım Başvurusu (B. No: 2017/38399)

1. Başvuru, idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın, dava

Başvuru No2017/38399Tarih13 Şubat 2020Okuma15 dk · 2.955 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Hayati Yıldırım Başvurusu

Karar tarihi
13 Şubat 2020
Başvuru Numarası
2017/38399
R.G. Tarih ve Sayı
13/3/2020 - 31067
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.955 kelime·15 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın, dava

konusu işlemle kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilişkisinin bulunmamasından

dolayı ehliyet yönünden reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 30/11/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Başvurucu, Trabzon İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünde

veteriner hekim olarak görev yapmaktadır.

10. Başvurucu, yönetmeliğe uygun olmayan araçlarla balık sevkine

müsaade ettiği gerekçesiyle şahsına uyarma cezası verilmesine karşın aynı

birimde görev yapan diğer veteriner hekimlere aynı nitelikteki fiillerinden

dolayı ceza verilmemesi nedeniyle çalışanlar arasında ayrımcılık yaptığı

iddiasıyla Hayvan Sağlığı Şube Müdür Vekili O.B. hakkında şikâyet dilekçesi

vermiştir. İl Müdür Yardımcısı M.M.nin muhakkik olarak tayin edilmesi üzerine

düzenlenen ön inceleme raporunda O.B. için soruşturma izni verilmemesi

önerilmiş, bahsi geçen rapor doğrultusunda Trabzon Valiliği işlemiyle

soruşturma izni verilmemesine karar verilmiş ve soruşturma izni verilmemesine

ilişkin karara karşı yapılan itiraz Trabzon Bölge İdare Mahkemesinin 7/6/2011

tarihli kararıyla reddedilmiştir.

11. Başvurucu bu kez 16/11/2011 tarihli dilekçesiyle, ön

inceleme raporunu usulüne uygun olarak hazırlamadığını ve gerekli araştırmayı

yapmadığını ileri sürerek İl Müdür Yardımcısı M.M. hakkında idari soruşturma

açılması talebinde bulunmuş; şikâyet dilekçesi üzerine M.M. hakkındaki idari soruşturmayı

yürütmek üzere Trabzon Su Ürünleri Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürü muhakkik

olarak görevlendirilmiş ve yürütülen soruşturma sonucunda muhakkik görüşü

doğrultusunda şikâyetin işleme konulmamasına ve disiplin yönünden işlemden

kaldırılmasına karar verilmiştir.

12. Başvurucu, M.M. hakkında verdiği şikâyet dilekçesinin işleme

konulmamasına ve disiplin yönünden işlemden kaldırılmasına yönelik işlemin

iptali istemiyle Trabzon İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır.

13. Mahkeme 16/4/2013 tarihli kararı ile davanın reddine karar

vermiştir. Kararın gerekçesinde özetle; Trabzon İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık

Müdür Yardımcısı M.M. hakkında davacı tarafından verilen şikâyet dilekçesi

üzerine M.M. ile aralarında ast üst ilişkisi bulunmayan Trabzon Su Ürünleri

Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürünün muhakkik olarak görevlendirilmesi

suretiyle araştırma raporu hazırlandığı, söz konusu araştırma raporunun şikâyet

dilekçesinde iddia olunan hususlara ilişkin yeterli açıklamalar içerdiği ve

anılan rapor esas alınmak suretiyle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka

aykırılık bulunmadığı belirtilerek davanın reddine hükmedilmiştir.

14. Karar, davacının temyiz yoluna başvurması üzerine Danıştay

Onikinci Dairesinin (Daire) 1/12/2015 tarihli kararıyla bozulmuştur. Bozma

kararının gerekçesinde; davacının dava konusu işlemler yönünden kişisel, meşru

ve güncel bir menfaatinin bulunmadığı, bu anlamda iptal davası açma konusunda

menfaat ihlali şartının gerçekleşmediği, aksi durumun kişilerin kendilerine

etkisi bulunmayan, menfaatlerini ihlal etmeyen idari işlemler hakkında da iptal

davası açma hakkını doğuracağı ve bu durumun idarenin işleyişini olumsuz yönde

etkileyeceği sonucuna varıldığından davanın ehliyet yönünden reddine karar

verilmesi gerekirken işin esasına girilerek davanın reddi yolunda verilen

Mahkeme kararında hukuki isabet görülmediği belirtilmiştir.

15. Mahkeme 29/3/2016 tarihli kararıyla, Danıştayın bozma

kararında belirtilen gerekçeyle davanın ehliyet yönünden reddine karar

vermiştir.

16. Karar, Dairenin 6/4/2017 tarihli kararıyla onanmış ve karar

düzeltme istemi de Dairenin 21/9/2017 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

17. Nihai karar 9/11/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.

18. Başvurucu 30/11/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. İlgili Kanun Hükmü

19. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari

yargı yetkisinin sınırı" kenar başlıklı 2. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

“İdari dava türleri şunlardır:

a) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil,

sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı

iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları,

b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları

doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları,

...”

2. Danıştay İçtihadı

20. Danıştay Beşinci Dairesinin 30/11/2017 tarihli ve

E.2016/7186, K.2017/23533 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

"Dava, ... Polis Merkezinde görev yapan

polis memurları hakkında davacıların yaptıkları şikayet üzerine yapılan

araştırma sonucunda disiplin soruşturması açılmasına gerek görülmeyerek

araştırma dosyasının işlemden kaldırılmasına ilişkin ... sayılı işlemin iptali

istemiyle açılmıştır.

Zonguldak İdare Mahkemesinin ... sayılı

kararıyla; kamu görevlisinin disiplin suçu işlediğine dair ciddi bir suç

duyurusu veya şikayeti halinde ilgili hakkında araştırma ve soruşturma

yapılması zorunlu ise de, davacıların, şikayet ettiği polis memurları hakkında

başlatılan araştırma sonucunda söz konusu araştırma dosyasının işlemden

kaldırılması şeklinde tesis edilen işlemin iptalini istemekte geçerli ve

kişisel bir menfaatlerinin bulunduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle dava

ehliyet yönünden reddedilmiştir.

...

Yukarıda değinilen hususlar, disiplin cezaları

özelinde değerlendirildiğinde ise, disiplin cezalarının, hizmetin iyi işlemesi

ve kamu görevlisinin uyması gereken düzenleme ve yasaklara uyulmasının

sağlanması amacıyla getirilmiş olduğu ve kamu görevlileri hakkındaki

şikayetlerin disiplin suçunun ihbarı niteliğinde olması nedeniyle, şikayetçinin

hak ve çıkarlarını doğrudan ilgilendirmediği sonucuna varılmaktadır. Bununla

birlikte, şikayet konusu olayın, doğrudan kişilik haklarını ilgilendirir

nitelikte olması ve bu yönüyle şikayetçiyi doğrudan etkilemiş olması idarî

yargıda menfaat ihlâlinin varlığı için yeterli sayılmalıdır.

Dava dosyasının incelenmesinden; davacıların

... Polis Merkezinde görev yapan polis memurları hakkında yaptıkları şikayet

üzerine ilgili kişiler hakkında araştırma başlatıldığı, bu araştırma sonucunda

hakkında araştırma yapılan polis memurlarının olayla ilgili ihmal ve

kusurlarının bulunmadığı disiplin soruşturması açılmasına gerek olmadığı

sonucuna varılarak dava konusu işlem ile söz konusu araştırma dosyasının

işlemden kaldırılmasına karar verildiği, bu işlemin iptali istemiyle de bakılan

davanın açıldığı anlaşılmıştır.

Bakılan uyuşmazlıkta, davacıların dava açma

ehliyetinin bulunup bulunmadığının saptanabilmesi için, şikayet konusu olayın,

davacıların doğrudan kişilik haklarına saldırı niteliğinde olup olmadığınınve

bu yönüyle davacıyı maddi veya manevi yönden doğrudan etkileyip etkilemediğinin

açıklığa kavuşturulması, bunun için de şikayet üzerine yapılan araştırma sonucu

düzenlenen rapor da dahil olmak üzere uyuşmazlığa ilişkin tüm bilgi ve belgeler

araştırılarak, iptali istenen işlem ile davacılar arasında belirtilen şekilde

meşru, kişisel ve güncel bir menfaatin bulunup bulunmadığının incelenmesi ve

sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar gözetilmeksizin davanın

ehliyet yönünden reddedilmesi yolunda verilen kararda hukuki isabet

görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, [kararın] bozulmasına..."

21. Danıştay Beşinci Dairesinin 30/12/2014 tarihli ve E.2014/4551,

K.2014/10017 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

"Aksaray İli, ... Hastanesinde Aile

Hekimi olarak görev yapmakta olan davacı; ... Tarihinde, ... Müdürü ...

hakkında vermiş olduğu şikayet dilekçesi üzerine, adı geçen şahıs hakkındaki

iddiaların sübuta ermediği gerekçesiyle iddiaların işleme konulmaması yönünde

tesis edilen ... sayılı işlemin iptali istemiyle dava açmıştır.

Aksaray İdare Mahkemesi kararıyla; kamu

görevlileri hakkında yapılan şikayetler, disiplin suçunun ihbarı niteliğinde

olup, şikayetçinin hak ve çıkarlarını doğrudan ilgilendirmediği, kamu

görevlisinin disiplin suçu işlediğine dair ciddi bir suç duyurusu veya şikayet

halinde ilgili hakkında başlatılan soruşturmanın sonucunda, disiplin cezasına

veya soruşturmaya gerek görülmemesi halinde şikayetçinin menfaatinin ihlal

edildiğinden bahsedilemeyeceği, buna göre; davacının, kendisini doğrudan

ilgilendirmeyen, disiplin işlemi yapılmasına gerek olmadığı yönündeki,

işlemekarşı açtığı bu davanın ehliyet yönüyle incelenemeyeceği gerekçesiyle

davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.

...

Bu durumda, şikayet edilen kişi hakkındaki

iddiaların subuta ermediğinden bahisle iddiaların işleme konulmamasına dair

dava konusu işlemin, davacının şikayeti üzerine şikayet dilekçesindeki

iddialarla ilgili olarak yapılan inceleme sonucunda tesis edilmesi ve tesis

edilen bu işlemin, davacının maddi ve manevi haklarının tazmini ile ilgili

hukuksal sonuç doğuracak nitelikte olması karşısında, şikayette bulunulan

personelin kusurunun bulunup bulunmadığına yönelik olarak düzenlenen dosyanın

işlemden kaldırılmasına dair işlem ile davacının güncel, kişisel ve meşru

menfaati ihlal edilmiş olup, uyuşmazlığın esasını incelemeyerek davayı ehliyet

yönünden reddeden Mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, [kararın] bozulmasına..."

B. Uluslararası Hukuk

1. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

22. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes

davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai

alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan,

... bir mahkeme tarafından, ... görülmesini isteme hakkına sahiptir."

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi İçtihadı

23. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının medeni hak ve uyuşmazlıklar kolunun

uygulanabilirliğine ilişkin içtihadını Regner/Çek

Cumhuriyeti ([BD], B. No: 35289/11, 19/9/2017, § 99-112) kararında toparlamıştır. Kararın ilgili

kısımları şöyledir:

"99. AİHM 'medeni' kol bağlamında 6.

maddenin uygulanabilir olması için Sözleşme'de korunup korunmadığından bağımsız

olarak ulusal hukukta tanınan -en azından savunulabilir bir temeli bulunan- bir

'hak' ile ilgili bir 'uyuşmazlık' olması gerektiğini tekrarlar. Uyuşmazlık

samimi ve ciddi olmalıdır. Uyuşmazlık sadece bir hakkın gerçek varlığıyla

değil, hakkın kapsamı ve uygulanma şekliyle de ilgili olabilir. Son olarak

yargılamanın sonucu söz konusu hak için doğrudan belirleyici olmalıdır. Ancak

hafif bağlantılar ya da uzak sonuçlar 6. maddenin devreye girebilmesi için

yeterli olmaz .

100. AİHM hakkın varlığıyla

ilgili olarak, ulusal hukukun ilgili hükümlerinin ve ulusal mahkemelerin

bunlara ilişkin yorumlarının başlangıç noktası olması gerektiğini tekrarlar. 6.

maddenin (1) numaralı fıkrası 'hak ve yükümlülükler' için taraf devletin maddi

hukukunda herhangi bir somut içerik garanti etmez. AİHM taraf devletin ulusal

hukukunda yasal bir temeli bulunmayan maddi bir hakkı 6. maddenin (1) numaralı

fıkrasının yorumu yoluyla türetmeyebilir.

101. Bu çerçevede AİHM ulusal kanun koyucu

tarafından ihdas edilen hakların maddi veya usule ilişkin ya da alternatifli

olarak bu ikisinin bir kombinasyonu da olabileceğini gözlemler.

102. Ulusal hukukta tanınan ve mahkemeler

kanalıyla icra ettirilebilme usul güvencesiyle desteklenmiş bir maddi hakkın

bulunduğu hallerde 6. maddenin (1) numaralı fıkrası bağlamında hakkın var

olduğu hususunda şüphe yoktur. Kanun hükmünün lafzının [otoritelere]

takdir yetkisi bahşetmesi tek başına hakkın

varlığını dışlayan bir unsur olarak görülemez. Gerçekte 6. madde başvurucunun

hakkına müdahale sonucunu doğuran takdir yetkisine dayalı kararlara ilişkin

davalara da uygulanır.

103. Ancak 6. madde ulusal kanun koyucu

tarafından -herhangi bir hak bahşetmeksizin- mahkemelerde ileri sürülmesi

mümkün olmayan belli avantajlar sağladığı hallerde uygulanmaz. Aynı durum bir

kimsenin ulusal mevzuattaki haklarının, bunların tanınacağına dair basit bir

umut ile sınırlı olduğu ve hakkın tanınmasının bütünüyle otoritelerin takdirine

ve keyfiyetine bağlı bulunduğu haller yönünden de geçerlidir.

...

105. Bazı durumlarda ulusal hukuk bireyin

öznel bir hakkını tanımamasına karşın işlemin keyfi olduğu veya yetki aşımı

içerdiği ya da usul hataları bulunduğu yolundaki iddialarını inceletmek için

dava açma hakkı bahşetmektedir. Bu durum, kamu otoritelerinin bir avantajı veya

ayrıcalığı tanımak veya buna ilişkin isteği reddetmek hususunda mutlak takdir

yetkisini haiz olduğu ve kanunun kişiye bu hakla ilgili olarak tanıdığı,

mahkemelere başvuru hakkının kullanımı üzerine mahkemelerin bu işlemi hukuka

aykırı bularak iptal edebildiği hallerde önem taşır. Böyle bir durumda 6.

maddenin (1) numaralı fıkrası avantaj ya da ayrıcalığın bir kere tanınmakla

medeni bir hakka vücut vermesi koşuluyla uygulanabilir. "

24. AİHM'e göre, bir başvurunun "medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıklar"

kapsamında ele alınabilmesi için öncelikle bir mevzuat hükmü ya da içtihat

yoluyla tanınmış ve savunulabilir şekilde ileri sürülebilen bir hakkın ve bu

hakla ilgili bir uyuşmazlığın mevcudiyeti gerekmektedir. Bu uyuşmazlık bir

hakkın varlığı, kapsamı ya da kullanılma şekillerine ilişkin gerçek ve ciddi

bir uyuşmazlık olmalı; davanın sonucu da söz konusu hak için doğrudan

belirleyici olmalıdır (benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Vilho Eskelinen ve diğerleri/Finlandiya,

B. No: 63235/00, 19/4/2007, § 40; Kienast/Avusturya,

B. No: 23379/94, 23/6/2003, § 38).

25. AİHM, savunulabilir bir hakkın mevcut olup olmadığı

değerlendirilirken ilk olarak ileri sürülen hakka ilişkin iç hukuk hükümleri

ile ulusal yargı makamlarının içtihatlarının dikkate alınması gerektiğini

belirtmektedir. Zira adil yargılanma hakkı bakımından iç hukukta yasal temeli

olmayan bir hakkın yorum yoluyla hak olarak tanınması gibi bir durum söz konusu

olamaz. Bu nedenle ancak yasal bir düzenleme ile ya da yargı mercilerinin

yorumu yoluyla tanınan haklarla ilgili uyuşmazlıklar adil yargılanma hakkının

konusu olabilir. Öte yandan bir başvurucunun hakka ilişkin olarak ileri sürdüğü

iddiaların esasının yargı mercileri tarafından incelenmesi, o hakkın yargı

mercileri önünde savunulabilir şekilde ileri sürülebildiğini gösteren

kriterlerden biridir (benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Boulois/Lüksemburg [BD], B. No: 37575/04,

3/4/2012, §§ 91-94).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 13/2/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

27. Başvurucu; şikâyet dilekçesine istinaden görevlendirilen muhakkikin

şikâyet edilen kişiden daha kıdemsiz ve düşük derecede bir memur olduğunu,

mahkeme kararında bu hususun değerlendirilmediğini, Mahkeme tarafından verilen

karar ile hak arama imkânının ve hukuk yollarına başvuru hakkının elinden

alındığını ileri sürmüştür.

28. Bakanlık görüşünde, öncelikli olarak uyuşmazlığın

Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının koruma alanı

dışında olduğu belirtilmiştir. Görüş yazısında esas yönünden ise; başvurucunun

ön inceleme raporunun usulüne uygun olarak hazırlanmadığı ve gerekli

araştırmanın yapılmadığı yönündeki iddialarının yargı mercii önünde incelendiği

ve haklı görülmediği, şikâyet edilen kamu görevlisine disiplin cezası

verilmesinin başvurucunun hukuki durumunda doğrudan doğruya bir etki veya sonuç

doğurmayacağı, bu itibarla derece mahkemesinin kişisel, meşru ve güncel bir

menfaatinin bulunmaması nedeniyle başvurucunun açtığı davayı ehliyet yönünden

reddetmesinde kamu yararının gerçekleştirilmesine yönelik meşru bir amacın

bulunduğu ifade edilmiştir.

29. Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanında, başvuru

dilekçesinde yer alan hususları tekrar etmiştir.

B. Değerlendirme

30. Anayasa'nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının adil yargılanma

hakkı kapsamında incelenmesi gerekmektedir.

32. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamu

gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa'da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye'nin taraf olduğu ek

protokollerin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa ve

Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049,

26/3/2013, § 18).

33. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmiş ancak hakkın kapsamı düzenlenmemiştir. 3/10/2001 tarihli ve 4709

sayılı Kanun'un Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasına "adil yargılanma" ibaresinin

eklenmesine ilişkin 14. maddesinin gerekçesine göre "değişiklikle Türkiye Cumhuriyeti'nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce de güvence altına alınmış olan adil yargılama hakkı"

metne dâhil edilmiştir. Dolayısıyla Anayasa'nın 36. maddesinde herkesin adil

yargılanma hakkına sahip olduğu ibaresinin eklenmesinin amacının Sözleşme'de

düzenlenen adil yargılanma hakkını anayasal güvence altına almak olduğu

anlaşılmaktadır (Yaşar Çoban

[GK], B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 54). Bu itibarla Anayasa'da güvence altına

alınan adil yargılanma hakkının kapsam ve içeriği belirlenirken Sözleşme'nin "Adil yargılanma hakkı" kenar

başlıklı 6. maddesinin ve buna ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

içtihadının da gözönünde bulundurulması gerekir (Onurhan Solmaz,§ 22).

34. Sözleşme, bir kişinin sahip olduğunu ileri sürebileceği tüm

hak ve yükümlülükler bakımından adil yargılanma hakkını güvenceye almamaktadır.

Sözleşme'nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddesinde, adil

yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin medeni

hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların ve bir suç isnadının esasının karara bağlanması

esnasında geçerli olduğu belirtilerek hakkın kapsamı bu konularla

sınırlandırılmıştır. Hak arama hürriyetinin ihlal edildiği gerekçesiyle

bireysel başvuruda bulunabilmek için ya başvurucunun medeni hak ve

yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın tarafı olması ya da başvurucuya

yönelik bir suç isnadının esası hakkında karar verilmiş olması gerektiği

anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bahsedilen hâller dışında kalan adil yargılanma

hakkının ihlali iddiasına dayanan başvurular, Anayasa ve Sözleşme'nin ortak

koruma alanı kapsamı dışında kalacağından bireysel başvuruya konu olamaz (Onurhan Solmaz, § 23).

35. Bir kimsenin medeni hak

ve yükümlülüklerinin karara bağlanmasıyla ilgili bir yargılama

usulünde Sözleşme'nin 6. maddesi uygulanabilir. AİHM, Sözleşme'nin 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının medeni

meselelerde uygulanabilirliği için ilk olarak ortada bir uyuşmazlığın bulunması

koşulunu aramakta; uyuşmazlığın iç hukukta tanınmış olduğu söylenebilecek haklar ve yükümlülükler ile ilgili olması

ve bu haklar ve yükümlülüklerin de Sözleşme'deki anlamıyla medeni olması gerektiğini vurgulamaktadır

(Yusuf Gürkan [GK], B. No:

2014/11067,18/10/2017, § 34).

36. İlgili hukukta yer verilen AİHM kararlarında da vurgulandığı

üzere, bir başvurunun medeni hak ve

yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıklar kapsamında ele alınabilmesi

için öncelikle yasal bir düzenleme ya da içtihat yoluyla tanınmış ve

savunulabilir şekilde ileri sürülebilen bir hakkın ve bu hakla ilgili bir

uyuşmazlığın mevcudiyeti gerekmektedir. Bununla birlikte ancak iç hukuk

hükümleriyle ya da yargı mercilerinin yorumu yoluyla tanınan haklarla ilgili

uyuşmazlıklar adil yargılanma hakkının konusunu oluşturabilir.

37. Somut bireysel başvuruya konu sürecin ceza yargılamasına/bir

suç isnadına ilişkin bulunmadığı açık olduğundan; başvurunun adil yargılanma

hakkı kapsamında incelenebilmesi için başvuruya temel olan sürecin medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili bir

uyuşmazlığın esasının karara

bağlanmasına ilişkin bulunması gerekmektedir (Metin

Gümüş, B. No: 2016/14563, 28/11/2019, § 27).

38. Bireysel başvuruya dayanak olan davada uyuşmazlık konusu

edilen işlem, başvurucunun başka bir kamu görevlisi hakkında verdiği şikâyet

dilekçesinin işleme konulmamasına ve disiplin yönünden işlemden kaldırılmasına

ilişkin işlemdir. Mahkeme, başvurucunun dava konusu işlemle kişisel, meşru ve

güncel bir menfaat ilişkisi bulunmadığı gerekçesiyle uyuşmazlığın esasını

incelememiştir.

39. Yukarıda yer verilen (bkz. §§ 20, 21) Danıştay içtihadında

ortaya konulduğu üzere kamu görevlisi sıfatını haiz bireylerin amirleri veya

başka kamu görevlileri hakkındaki şikâyetlerinin disiplin suçunun ihbarı

niteliğinde olduğu ve bu nedenle şikâyetçinin hak ve çıkarlarını doğrudan

ilgilendirmediği sonucuna varılmakla birlikte şikâyet konusu olayın doğrudan

kişilik haklarını ilgilendirir nitelikte olması veya tesis edilen işlemin

şikâyetçinin maddi ve manevi haklarının tazmini ile ilgili hukuksal sonuçlar doğurabilmesi

durumu idari yargıda menfaat ihlalinin varlığı için gerekli sayılmaktadır.

40. Başvurucu bireysel başvurusunda, hakkında idari soruşturma

açılan ve yürütülen bu soruşturma sonucunda şikâyetin işleme konulmamasına

karar verilen M.M.ye yönelik şikâyetinin kişilik haklarını ne şekilde

ilgilendirdiği veya şahsına yönelik ne gibi bir hukuksal sonuç doğurabileceği

hususlarına ilişkin bir açıklamada bulunmadığı gibi, yapılan inceleme

neticesinde başvuruya dayanak teşkil eden işlemin Danıştay içtihadında

belirtilenin aksine başvurucunun doğrudan kişilik haklarını ilgilendirmediği

veya maddi ve manevi haklarının tazmini ile ilgili hukuksal sonuçlar

doğurmadığı kanaatine ulaşılmıştır.

41. Bu bağlamda somut olayda başvurucu; şikayette bulunduğu kamu

görevlisi hakkında soruşturma açılmamasına yönelik şikayetlerini dile

getirmekte ve şikayetin üçüncü kişinin cezalandırılmasıyla yönelik olduğu

görülmektedir. Bu belirlemeler ışığında ihlal iddiasının medeni hak ve yükümlülüklerin değerlendirildiği

bir yargısal sürece ilişkin olmadığı ve başvurunun adil yargılanma hakkı

kapsamına girmediği anlaşılmaktadır.

42. Sonuç itibarıyla başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesine

dayanan ihlal iddiasının konusu, Anayasa’da güvence altına alınmış ve Sözleşme

kapsamında olan temel hak ve özgürlüklerin koruma alanı dışında kalmaktadır.

43. Açıklanan gerekçelerle başvurunun, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun konu bakımından

yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

13/2/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Selçuk KILIÇ Başvurucu : Hayati YILDIRIM

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/38399, 13 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Başvurunun konu bakımından
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  14. M. Emin KUZ
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/38399
Tarih
13 Şubat 2020

İlgili Kararlar

  • Osman Yalçın Başvurusu (B. No: 2017/27438)
  • A.ş. Başvurusu (B. No: 2016/80630)
  • Alaattin Akdemir Başvurusu (B. No: 2018/33588)
  • M.ç. Başvurusu (B. No: 2017/34600)
  • Mahmut Macit Başvurusu (B. No: 2017/27177)
  • Ayşe Adanalı Başvurusu (B. No: 2016/76401)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.