İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehdiye Doğan ve Ömer Doğan Başvurusu (B. No: 2014/7264)

1. Başvuru, tek doz zorunlu kızamık aşısı uygulandıktan sonra

Başvuru No2014/7264Tarih4 Ekim 2017Okuma9 dk · 1.832 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehdiye Doğan Ve Ömer Doğan Başvurusu

Karar tarihi
4 Ekim 2017
Başvuru Numarası
2014/7264
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.832 kelime·9 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tek doz zorunlu kızamık aşısı uygulandıktan sonra

"Subakut Sklerozan Panensefalit (SSPE)" tanısı konulması üzerine idari

yargıda açılan tam yargı davasının süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesinin

kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı ile adil

yargılanma hakkını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 20/5/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucuların 1997 doğumlu müşterek çocuğu M.E.D.ye Sağlık

Bakanlığına bağlı gezici aşı ekipleri tarafından dokuz aylıkken tek doz kızamık

aşısı yapılmıştır.

9.Yaşadığı rahatsızlıklar üzerine sağlık kurumlarına sevk edilen

M.E.D.ye 2002 yılının Ağustos ayında Dicle

Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

Başkanlığı ve Dr. Sami Ulus Çocuk Hastalıkları Hastanesi Nöroloji Kliniği uzman

hekimleri tarafından kızamık mikrobunun yol açtığı bir beyin hastalığı olan

SSPE tanısı konulmuştur.

10. Başvurucular, ulusal yayın yapan bir gazetenin 4/5/2004

tarihli sayısında 1987-1998 yılları arasında kızamık aşısının tek doz olarak

uygulandığına ve tek doz aşının yetersiz kalması nedeniyle SSPE hastalığının

oluştuğuna ilişkin bir haber okuduklarını, daha öncesinde hastalığın nedenleri

konusunda yeterince bilgilendirilmediklerini, bu konuda idarenin kusurlu

olduğunu belirterek 12/1/2005 tarihinde Sağlık Bakanlığına başvurmuşlardır.

Sağlık Bakanlığı, 24/2/2005 tarihli cevabı ile hastalığın eksik dozda aşı

uygulanmasından veya yanlış aşılamadan ortaya çıkmasının söz konusu olmadığını,

aşıların Dünya Sağlık Örgütü tarafından onaylanmış üreticilerden alındığını

belirtmiştir.

11. Başvurucular, 14/8/2005 tarihinde Sağlık Bakanlığına yeniden

başvurmuşlar ve oluşan zararlarının giderilmesi amacıyla maddi ve manevi

tazminat talebinde bulunmuşlardır. Başvurucular söz konusu talebin reddedilmesi

üzerine Diyarbakır 1. İdare Mahkemesinde tam yargı davası açmışlardır.

12. Mahkeme, maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden ayrı

ayrı değerlendirme yaparak 20/3/2008 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir.

Kararda, maddi tazminat yönünden idareye atfedilecek bir kusurun bulunmadığı;

manevi tazminat yönünden ise zararın 2002 yılında öğrenilmesine rağmen davanın

2005 yılında açıldığı, bu nedenle manevi tazminat talebi yönünden süre aşımının

bulunduğu belirtilmiştir.

13. Kararın temyiz edilmesi üzerine inceleme yapan Danıştay

Onuncu Dairesi, 15/10/2012 tarihli kararıyla zararın 2002 yılında

öğrenildiğini, buna rağmen 2005 yılında dava açıldığını, manevi tazminat

talebinin yanısıra maddi tazminat talebi yönünden de

süre aşımı bulunduğunu belirterek kararı gerekçeli şekilde onamıştır. Karar

düzeltme talebi Danıştay Onbeşinci Dairesinin

5/2/2014 tarihli kararıyla reddedilmiş ve süre aşımı yönünden davanın reddine

ilişkin söz konusu karar kesinleşmiştir.

14.Nihai karar 24/4/2014 tarihinde başvuruculara tebliğ

edilmiştir.

15.Başvurucular 20/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. İlgili Mevzuat

16. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun "Doğrudan doğruya tam yargı

davası açılması" kenar başlıklı 13. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

"İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş

olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya

başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem

tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine

getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi

halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek

hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği

tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir."

2.İlgili Yargı Kararları

17. Danıştay Onuncu Dairesinin 16/5/1996 tarihli ve E.1995/3318,

K.1996/2713 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

" .. idari eylemlerden hakları ihlal

edilmiş olanların bu eylemi öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl içinde

idareye başvurmaları zorunlu olup, kanunun amaçladığı idareye başvuru

olduğundan, bu başvuruya ilişkin dilekçenin postaya veriliş tarihinin idareye

yapılmış başvuru tarihi olarak kabul etmeye yasal açıdan olanak

bulunmamaktadır.

Dava ve temyiz dosyasının incelenmesinden; davacılar tarafından 3.10.1992

tarihinde öğrenildiği belirtilen eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini

istemiyle davalı idareyeyasada öngörülen bir yıllık

süre geçirildikten sonra 5.10.1993 tarihinde başvurulduğu anlaşılmaktadır.

Tazminat ödenmesi istemiyle açılan davanın, 2577 sayılı Yasa'nın 13. maddesinde

öngörülen bir yıllık süre geçirildikten sonra idareye başvurulduğu gerekçesiylesüre aşımı yönünden reddine ilişkin olarak

verilen temyize konu .. Mahkeme kararının onanmasına .. karar verildi."

18. Danıştay Sekizinci Dairesinin 22/3/2001 tarihli ve

E.2001/498, K.2011/1130 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"... 2577 sayılı Yasa'nın 13. maddesinde, idari eylemlerden

hakları ihlal edilmiş olanların, idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı

bildirim üzerine veya başka suretteöğrendikleri

tarihten itibaren bir yılı ve herhalde eylem tarihten itibaren beş yıl içinde ilgiliidareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini

istemelerinin gerekli olduğu, bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde,

bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında

altmış gün içinde cevap verilmediği taktirde bu sürenin bittiği tarihten

itibaren dava süresi içinde dava açılabileceği kuralına yer verilmiştir.

.. Yukarıda anılan hüküm uyarınca, idari eylemden zarar gördüğünü öne

süren davacıtarafından öğrenme tarihinden itibaren

bir yıl içeresinde idareye başvuruda bulunulup olumsuz yanıt üzerine 60 günlük

dava açma süresi içerisinde dava açılması gerekirken, davanın esastan

incelenerek karar verilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. .."

B. Uluslararası Hukuk

19. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatları kapsamında

tam yargı davalarında, dava açma süresinin yalnızca işlem ve eylem tarihinden

itibaren başlatılmasının hakkaniyete uygun düşmeyeceği, bu nedenle işlem veya

eylemin bütün sonuçlarıyla birlikte öğrenildiği tarihten itibaren sürenin

hesaplanması gerektiği genel kabul görmektedir. Bu konuda AİHM, şahsi

yaralanmayla ilgili tazminat davalarında dava açma hakkının tarafların uğradığı

zararı gerçekte değerlendirebildiğinde kullanılması gerektiğine hükmetmiştir (Eşim/Türkiye, B. No: 59601/09, 17/9/2013,

§ 25).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 4/10/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucuların İddiaları

21. Başvurucular, SSPE hastalığının nedenleri konusunda

aydınlatılmadıklarını ve basın yoluyla kamuoyuna yansıyan haber içeriklerinden

sonra dava açma yoluna gidebildiklerini, müşterek çocuklarının söz konusu

hastalığa yakalanarak yardıma muhtaç hâle gelmesinde idarenin ağır kusurunun

bulunduğu gerekçesiyle açtıkları tam yargı davasının süre aşımı gerekçesiyle

reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek Anayasa'nın 36. maddesinde

düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların iddialarının özünün, derece

mahkemelerince süre aşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesinden dolayı

uyuşmazlığın esasının yargı önüne taşınmaması ve incelenmemesine yönelik olduğu

anlaşıldığından başvurunun bu kısmının mahkemeye erişim hakkı kapsamında

değerlendirilmesi gerekir. Nitekim Anayasa Mahkemesi, süre aşımı nedeniyle

esasına girilmeden reddedilen davaların konu edildiği benzer nitelikteki

başvuruları mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelemiştir (Remzi Durmaz, B. No: 2013/1718, 2/10/2013;

Kamil Koç, B. No: 2012/660, 7/11/2013).

23. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan

mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve

uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına

gelir. Dava açmak isteyen kişinin -mahkemeye erişim hakkının özüne zarar

verecek seviyeye ulaşmadığı müddetçe- dava açma koşullarına sınırlamalar

getirilebilir (Aktif Elektrik Müh. İnş. San.

ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2012/855, 26/6/2014, § 36).

24. Dava açmayı imkânsız kılacak ya da aşırı zorlaştıracak ölçüde

kısa olmadıkça dava açma ya da kanun yollarına başvurma için belli sürelerin

öngörülmesi, hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve tek başına bu durum

mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz (Remzi

Durmaz, § 27). Bu nedenle mahkemelerin usul kurallarını uygularken

yargılamanın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilcilikten

kaçınmaları gerektiği gibi kanunla öngörülmüş usul şartlarının ortadan

kalkmasına neden olacak ölçüde aşırı esneklikten de kaçınmaları gerekir (Kamil Koç, § 65).

25. Somut olayda 14/8/2005 tarihinde Sağlık Bakanlığına yapılan

başvurunun reddedilmesi üzerine başvurucular tarafından açılan tam yargı

davası, müşterek çocuk M. E.D. hakkında 2002 yılının Ağustos

ayında SSPE tanısı konulduğu, zararın bu tarihte başvurucular tarafından

öğrenildiği, öğrenme tarihinden üç yıl sonra açılan davada süre aşımı bulunduğu

gerekçesiyle derece mahkemeleri tarafından reddedilmiştir.

26. 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi gereğince, idari

eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce bu

eylemleri öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde

eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının

yerine getirilmesini istemeleri gerektiği açıktır. Danıştayın

yerleşik uygulamaları da idari eylemlerin öğrenilme tarihinden sonraki bir

yıllık süre içerisinde idareye başvuruda bulunulmaması durumunda açılan tam

yargı davalarının süre aşımı yönünden reddinin gerektiği şeklindedir (bkz. §§

17-18). Somut olaya konu kızamık aşısı 1997 yılında yapılmasına rağmen

hastalığın tanısı 2002 yılında konulmuş ve derece mahkemeleri tarafından da

tanının konulduğu tarih idarenin eyleminin öğrenilme tarihi olarak kabul

edilmiştir. Dolayısıyla dava açma süresinin yalnızca eylem tarihinden itibaren

başlatılması söz konusu değildir. Dava açma süresinin, SSPE hastalığının bütün

sonuçlarıyla öğrenildiğinin kabul edileceği tarihten başlatıldığı

anlaşılmaktadır.

27. Öte yandan, tam yargı davasına konu edilen eylemin idariliğinin veya yol açtığı zararın ya da illiyet bağının

eylemden çok sonra anlaşıldığı veya ortaya konulabildiği durumlarda dava açma

süresinin bu tarihlerden sonra başlayacağı kabul edilmektedir (Mehmet Menendiz ve diğerleri, B. No:

2014/5235, 6/7/2017, § 56). Somut olayda başvurucular eylemin idariliğini 2005 yılında öğrendiklerini öne sürmüşlerdir.

Ancak eylemin idariliğinin ya da idarenin eylemiyle

zarar arasındaki illiyet bağının iddia edildiği gibi 2005 yılında öğrenildiğini

ortaya koyan herhangi bir kanıt veya tespitin dava dosyasının içerisinde bulunmadığı

anlaşılmaktadır. Bu nedenle somut başvuruda genel kuraldan ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır.

28. Sonuç olarak başvuruya konu süre koşulunun gözetilen meşru

amaç ile korunmak istenen hak açısından orantılı olduğu ve bu yönde derece

mahkemeleri tarafından yapılan değerlendirmelerin hakkın korunması yönünden

yeterli gerekçeler içerdiği görüldüğünden mahkemeye erişim hakkına yönelik bir

ihlal olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır.

29. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B.Kişinin Maddi ve Manevi Varlığını Koruma ve

Geliştirme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların İddiaları

30. Başvurucular, Sağlık Bakanlığına bağlı gezici aşı ekipleri

tarafından müşterek çocuklarına yapılan tek doz kızamık aşısının SSPE

hastalığının oluşmasının engellenmesi açısından yetersiz kaldığını, devletin

hastalıkları önleme ve tedavilerini gerçekleştirme yönünden pozitif

yükümlülükleri bulunmasına rağmen bizzat devlet eliyle özensiz aşı uygulaması

yapıldığını ve zararın meydana geldiğini, sürekli muhtaç hâle gelen ve tedavisi

bulunmayan bir hastalığa yakalanan çocuklarının bakımı ve tedavisi konusunda

etkili ve yeterli önlemlerin de alınmadığını ileri sürmüşlerdir. Başvurucular,

bu nedenlerle Anayasa'nın 17., 41., 60. ve 61. maddelerinde düzenlenen

haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

2. Değerlendirme

31. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. Başvurucuların bireysel başvuru konusu şikâyetini

öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak

iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara

sunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni

göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek,

B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).

32. Başvuru konusu olayda başvurucular tarafından ileri sürülen

iddialara ilişkin olarak uğranılan zararların tazmini amacıyla süresi

içerisinde tam yargı davasının açılmadığı görülmektedir (bkz. § 13).

Dolayısıyla başvurucuların özen yükümlülüklerine aykırı olarak hukuk sisteminde

mevcut idari ve yargısal yolları tüketmeksizin bireysel başvuruda bulundukları

anlaşılmaktadır.

33. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Kişinin maddi ve

manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

4/10/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Fatih ALKAN

Başvurucular

:

1. Mehdiye

DOĞAN

2. Ömer

DOĞAN

Vekili

:

Av. Ahmet

SEVİM

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/7264, 4 Ekim 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine
  11. A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Yıldırım
  14. Özgüldür
  15. Akıncı
  16. Topal
  17. M. Emin KUZ
  18. Doğan
  19. Doğan
  20. Sevim
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/7264
Tarih
4 Ekim 2017

İlgili Kararlar

  • G.y. Başvurusu (B. No: 2014/16026)
  • Dilek Güler Başvurusu (B. No: 2014/15015)
  • Kemal Kılıçdaroğlu Başvurusu (B. No: 2014/1577)
  • Furkan Omurtag Başvurusu (B. No: 2014/18179)
  • Ali Kıdık Başvurusu (B. No: 2014/5552)
  • Hülya Çakalır Başvurusu (B. No: 2014/8886)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.