İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Çetiner ve Süleyman Çetiner Başvurusu (B. No: 2013/4687)

1. Başvurucular, murisleri

Başvuru No2013/4687Tarih23 Ocak 2014Okuma16 dk · 3.289 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mehmet Çetiner Ve Süleyman Çetiner Başvurusu

Karar tarihi
23 Ocak 2014
Başvuru Numarası
2013/4687
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.289 kelime·16 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular, murisleri

tarafından 1974 yılında açılan hukuk davasının halen ilk derece mahkemesi

önünde derdest olduğunu beyan ederek, Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan

haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, ihlalin tespitiyle uğrakları maddi

ve manevi zararın tazminine karar verilmesini talep etmişlerdir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvurular, 27/6/2013

tarihinde Diyarbakır 5. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvuruların Komisyona

sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölümün Birinci ve

İkinci Komisyonlarınca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından

yapılmak üzere, dosyaların Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından, başvurucularca

makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği iddiasına konu edilen

yargılamanın aynı dava dosyasına ilişkin olduğu anlaşıldığından, 2013/4977

numaralı dosyanın, 2013/4687 başvuru numaralı dosya ile birleştirilerek

incelenmesine karar verilmiştir.

5. Bölüm tarafından 10/10/2013

tarihinde yapılan toplantıda, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

Adalet Bakanlığının 11/11/2013 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş

sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru dilekçesi ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucuların murisleri

Mehmet Çetiner ve Resul Çetiner tarafından 25/3/1974 havale tarihli dilekçe ile

bir kısım davalılar aleyhine, Diyarbakır ili Eğil ilçesi Balaban köyünde kain

iki parça taşınmaza yapılan müdahalenin meni talebiyle dava açılmıştır.

9. Diyarbakır 2. Asliye Hukuk

Mahkemesinin E.1974/209 sırasına kaydı yapılan davanın yargılaması neticesinde,

Mahkemenin 21/11/1974 tarih ve E.1974/209, K.1974/538 sayılı kararı ile,

taşınmaza ilişkin kadastro tespit çalışmaları yapıldığından bahisle görevsizlik

kararı verilerek, dosya Diyarbakır Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir.

10. Diyarbakır Kadastro

Mahkemesinin E.1975/10 sırasına kaydı yapılan davada, Mahkemenin 7/3/1978 tarih

ve E.1975/10, K.1978/46 sayılı kararı ile, işbu dosyanın aralarındaki irtibat

nedeniyle Mahkemenin E.1977/108 sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar

verilmiştir.

11. Diyarbakır Kadastro Mahkemesinin

E.1975/8, E.1976/2, E.1978/852, E.1978/853 sayılı dosyalarının da, Mahkemenin E.1977/108 sayılı dosyası ile

birleştirilmesine karar verilmiştir.

12. Diyarbakır Kadastro

Mahkemesinin E.1977/108 sayılı dosyasında yürütülen yargılama neticesinde, Mahkemenin

1/12/1992 tarih ve E.1977/108, K.1992/135 sayılı kararı ile, Eğil ilçesinde

adli teşkilat kurularak faaliyete geçtiği ve dava konusu taşınmazların

bulunduğu Balaban Köyünün de Eğil ilçesine bağlı olduğundan bahisle, Mahkemenin

yetkisizliğine ve dosyanın yetkili Eğil Kadastro Mahkemesine gönderilmesine

karar verilmiştir.

13. Belirtilen dava dosyası Eğil

Kadastro Mahkemesinin E.1995/8 sırasına kaydedilmiş olup, hâlihazırda ilk

derece mahkemesi önünde derdesttir.

B. İlgili

Hukuk

14. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi

şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın

makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider

yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

15. 21/6/1987 tarih ve 3402

sayılı Kadastro Kanunu’nun “Genel olarak görev” kenar başlıklı 25. maddesinin birinci

fıkrası şöyledir:

“Kadastro mahkemesi;

taşınmaz mal mülkiyetine ve sınırlı ayni haklara, tapuya tescil veya şerh

edilecek veyahut beyanlar hanesinde gösterilecek sair haklara, sınır ve ölçü

uyuşmazlıklarına, kadastroya ve tapu sicilini ilgilendiren benzeri davalara ve

özel kanunlarca kendisine verilen işlere bakar, Kadastroya veya kadastro ile

ilgili verasete ait uyuşmazlıkları çözümleyebileceği gibi, istek üzerine

veraset belgesi de verebilir.”

16. 3402 sayılı Kanun’un “Kadastro davalarında usul”

kenar başlıklı 28. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Kadastro hakimi, askı süresi içinde açılacak davalar ve kadastro

müdürü tarafından mahkemeye tevdi olunacak taşınmaz mallara ait kadastro

tutanakları ve mahalli hukuk mahkemelerinden devredilen işler hakkında dava

dosyası açar. İlgililerin başvurusunu beklemeksizin kadastro tutanakları ile

uyuşmazlığın çözümlenmesine etkili olabilecek kayıt ve diğer bilgileri ilgili

dairelerden getirtir. Hakim, duruşma gününü taraflara

Tebligat Kanunu hükümlerine göre resen tebliğ eder.”

17. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama usulü” kenar

başlıklı 29. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları şöyledir:

“Kadastro mahkemesinde gelmeyen tarafın yokluğunda duruşma

yapılır. Taraflardan hiç biri gelmez ise dosya

işlemden kaldırılmaz. Hakim, toplanması mümkün olan

delilleri inceler ve 30 uncu madde hükmünce işi karara bağlar.

…

Bu Kanunun tatbikinde ayrıca açıklık bulunmıyan

hallerde basit yargılama usulü uygulanır.

Kadastro mahkemeleri adli tatile tabi değildir.”

18. 3402 sayılı Kanun’un “Deliller ve hakimin

takdiri” kenar başlıklı 30. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları

şöyledir:

“Kadastro

tutanaklarında beyanlarına başvurulan kişiler, bu beyanlarına gerekçe

gösterilerek itiraz edilmedikçe, yeniden dinlenmezler. Ancak hakim,

kadastro tutanağındaki beyanla, duruşma sırasında topladığı deliller arasında

çelişki görürse, bunu gidermek için tutanakta beyanlarına başvurulan kimseleri

tanık sıfatıyla yeniden dinleyebilir.

Kadastro

komisyonlarından gönderilen tutanaklar ile mahalli mahkemelerden devredilen

dosyaların muhtevasından malik tespiti yapılamadığı veya dava açan mirasçının

dışında başka mirasçıların da bulunduğu anlaşıldığı takdirde, hakim resen lüzum gördüğü diğer delilleri toplayarak

taşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekle yükümlüdür.”

19. 3402 sayılı Kanun’un “Kararların tebliği, kanun yollarına

başvurma ve ilamların infazı” kenar başlıklı 32. maddesinin birinci

fıkrası şöyledir:

“Kadastro mahkemesi

kararları Tebligat Kanunu hükümlerine göre resen taraflara tebliğ olunur.”

20. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama giderleri, kadastro

harcı ve tahakkuku” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasının

son cümlesi şöyledir:

“Bu Kanun gereğince

resen yapılması gereken soruşturma ve tebligat işlemleri için zaruri giderler,

ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere bütçeye konulan ödenekten

karşılanır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

21. Mahkemenin 23/1/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucuların 20/5/2013 tarih ve 2013/4687

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

22. Başvurucular, murislerinden

intikal eden taşınmaza ilişkin Eğil Kadastro Mahkemesinin E.1995/8 sayılı

dosyasında yürütülen yargılamanın otuz dokuz yıldır devam ettiğini, yargılama

makamlarınca gerekli özen gösterilmeyerek ve gerekli usuli

işlemler icra edilmeyerek yargılamanın sürüncemede bırakıldığını, bu nedenle

yargılamanın makul sürede tamamlanmayarak Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

23. Başvurucular, somut

başvuruya ilişkin olarak ilk derece mahkemesince yapılan yargılamayı

sonlandırır nitelikte bir karar mevcut olmadığını belirtmişlerdir.

24. Başvuru konusu dava, Anayasa

Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlama tarihi olan 23/9/2012’den önce

açılmış olup, başvuru tarihi itibarıyla derdest olduğu anlaşılmakla, başvurunun

incelenmesi Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi dâhilindedir. Ayrıca,

bireysel başvuruda bulunulmadan önce, ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem

ya da ihmal için kanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının tüketilmiş olması gerekmekle birlikte, hukuk sistemimizde,

yargılamanın uzamasını önleyici etkiye sahip olan veya yargılamanın makul

sürede yapılmaması sonucunda oluşan zararları tespit ve tazmin edici nitelik

taşıyan bir idari veya yargısal başvuru yolunun bulunmadığı anlaşıldığından,

başvuru kanun yollarının tüketilmesi yönünden kabul edilebilir niteliktedir.

(B. No. 2012/13, 2/7/2013, §§ 21-30).

25. Açıklanan nedenlerle, açıkça

dayanaktan yoksun olmayan ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmayan başvurunun kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas İnceleme

26. Başvurucular, murisleri

tarafından 1974 yılında açılan hukuk davasının halen ilk derece mahkemesi

önünde derdest olması nedeni ile makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiğini iddia etmişlerdir.

27. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası

hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen

hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin

kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak

koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No. 2012/1049,

26/3/2013, § 18)

28. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta

ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

29. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”

kenar başlıklı 141. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Davaların en az

giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

30. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve

yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız

bir mahkeme tarafından davasının makul bir

süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme

hakkına sahiptir.”

31. Sözleşme metni ile AİHM

kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan

alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil

yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.

maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında,

ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak

suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın

36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No. 2012/13, 2/7/2013, § 38).

32. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nın

bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkının

değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır.

33. Makul sürede yargılanma

hakkının amacı, tarafların uzun süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz

kalacakları maddi ve manevi baskı ile sıkıntılardan korunması ile adaletin

gerektiği şekilde temini ve hukuka olan inancın muhafazası olup, hukuki

uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin gösterilmesi gereği de yargılama

faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden, yargılama süresinin makul olup

olmadığının her bir başvuru açısından münferiden değerlendirilmesi gerekir (B.

No. 2012/13, 2/7/2013, § 40).

34. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No.

2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

35. Ancak, belirtilen

kriterlerden hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başına belirleyici

değildir. Yargılama sürecindeki tüm gecikme periyotlarının ayrı ayrı tespiti

ile bu kriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun

yargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B. No.

2012/13, 2/7/2013, § 46).

36. Yargılama faaliyetinin makul

sürede gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığın

türüne göre değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi

gereklidir.

37. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların

makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, iki adet

taşınmaz hakkında görevli asliye hukuk mahkemesinde açılan müdahalenin meni

davasının kadastro tespit çalışmaları nedeniyle kadastro mahkemesine

devredildiği görülmekle, 3402 sayılı Kanun ve 6100 sayılı Kanun’da yer alan

usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve

yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No. 2012/13,

2/7/2013, § 49).

38. Medeni hak ve yükümlülüklerle

ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı

kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye

başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut

başvuru açısından 25/3/1974 tarihidir.

39. Başvuruya konu dava,

başvurucuların miras bırakanlarından intikalle takip etmekte oldukları bir

uyuşmazlık olup, bu yönüyle makul süre değerlendirmesi bakımından dikkate

alınacak sürenin başlangıç anı, mirasçıların yargılamaya katıldıkları an değil,

somut olayda muris açısından değerlendirmeye esas alınan sürenin başlangıç

anıdır (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Cocchiarella/İtalya, B. No. 64886/01, 29/3/2006, §

113; Namlı ve Diğerleri/Türkiye,

B. No. 51963/99, 23/5/2007, §§ 17-19; M.

Ö./Türkiye, B. No.21136/95, 19/5/2005, § 25).

40. Davanın ikame edildiği tarih

ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zaman

bakımından yetkisinin başladığı tarihin farklı olması halinde, dikkate alınacak

süre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıç

tarihinden itibaren geçen süredir (B. No. 2012/13, 2/7/2013, § 51).

41. Sürenin bitiş tarihi ise,

çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme

tarihidir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvuruların yargılama faaliyetinin

devamı sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas

alınacak sürenin bitiş anı bireysel başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B.

No. 2012/13, 2/7/2013,§ 52).

42. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde, yargılamanın konusunun başlangıçta iki adet taşınmaza

ilişkin müdahalenin meni talebi olduğu, 25/3/1974 havale tarihli dilekçeye

istinaden Diyarbakır 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.1974/209 sırasına kaydı

yapılan davanın 21/11/1974 tarihli celsesinde, dava konusu taşınmazlara ilişkin

kadastro tespit çalışması yapıldığından bahisle görevsizlik kararı verilerek,

dosyanın Diyarbakır Kadastro Mahkemesine devredildiği anlaşılmaktadır.

Diyarbakır Kadastro Mahkemesinin E.1975/10 sırasına kaydı yapılan dosyanın

11/5/1977 tarihli tensip zaptını takiben on ay süreyle ve toplamda üç celse

boyunca bir kısım yargılama evrakının ilgili kurumlardan teminine çalışılarak

7/3/1978 tarihli celsede, aralarında irtibat bulunduğundan bahisle dosyanın

Diyarbakır Kadastro Mahkemesinin E.1977/108 sayılı dosyası ile

birleştirilmesine karar verilmiştir. Diyarbakır Kadastro Mahkemesinin E.1977/108

sayılı dosyasının 11/5/1977 tarihli celsesinde, başvurucuların murisleri

tarafından açılan davanın birleştirme kararıyla dosya arasına alındığı

belirtilmiş, akabinde beş yıl dört ay süreyle tapu kaydı, vergi kaydı ve kroki

gibi bir kısım yargılama evrakının temini ve vefat eden taraf mirasçılarının

davaya dâhil edilmesi işlemlerinin ikmaline çalışılmış, bu süreçte dosya

defalarca tetkike alınmış, tahsisat yokluğu nedeniyle tebligat masraflarının

taraflarca karşılanması ve veraset ilamı ibrazı hususunda taraflara mehil

verilmiş, akabinde altı yıl dört ayı aşkın bir yargılama diliminde verilen

yirmi adet keşif ara kararı icra edilmeyerek, takip eden celsede uygun keşif

mevsiminin beklenmesinden bahisle yargılama dört ay tehir edilmiş, verilen iki

keşif ara kararı gereğinin yerine getirilmemesini müteakip keşif için uygun

mevsimin beklenmesi gerektiği belirtilerek yargılama dört ay daha ertelenmiş,

1/12/1992 tarihli celsede Eğil ilçesinde adli teşkilat kurulduğundan bahisle

yetkisizlik kararı verilerek dosya Eğil Kadastro Mahkemesine devredilmiştir.

43. Eğil Kadastro Mahkemenin

E.1995/8 sırasına kaydı yapılan dosyanın 3/1/1995 tarihli tensip zaptını

müteakip yaklaşık dört yıl bir ay süreyle tebligat işlemlerinin ikmaline

çalışıldığı, bu süreçte tebligat masraflarının karşılanması ile adreslerin

bildirilmesi hususunda taraflara süre verildiği ve dosyanın birkaç defa tetkike

alındığı, akabinde verilen on altı adet keşif ara kararının yerine

getirilmediği görülmektedir. Devam eden yargılama sürecinde toplam altı yıl

dört ay süreyle bir kısım yargılama evrakının temini hususunda çeşitli

kurumlarla yazışma yapıldığı, dosyada eksik tebligatlar bulunduğundan bahisle

tebligat adreslerinin bildirilmesi ve masraf ikmali hususunda taraflara

defalarca mehil verildiği ve dosyanın muhtelif celselerde tetkike alındığı,

akabinde verilen on üç keşif ara kararının icra edilmemesini müteakip bir yılı

aşkın süreyle mahalli bilirkişi isim listesinin tespitine çalışıldığı,

belirtilen hususun tamamlanmasını takiben verilen on altı keşif ara kararının

yaklaşık bir yıl dokuz aylık süreçte yerine getirilmediği, 27/12/2011 tarihli

celsede dosya 6100 sayılı Kanun gereğince ön incelemeye alınarak 30/5/2012

tarihinde düzenlenen tahkikat duruşmasına davet zaptına istinaden yargılamanın

18/7/2012 tarihine tehir edildiği, akabinde müdahale taleplerinin

değerlendirilmesi ve vekaletnamelerin ibrazı hususunda taraf vekillerine süre

verilmesi yönünde ara karar tesis edildiği, yargılamanın 23/7/2013 tarihli

celsesinin ise Diyarbakır Kadastro Mahkemesinin E.2013/41 sırası üzerinde

yapıldığı ve belirtilen celsede, Eğil Kadastro Mahkemesi teşkilatının

kaldırıldığından bahisle Eğil Kadastro Mahkemesinin 8/7/2013 tarih ve 2013/3

muhabere sayılı devir kararı ile dosyanın Diyarbakır Kadastro Mahkemesine devredildiğinin

belirtildiği, aynı celse dosyanın incelemeye alınmasına karar verilerek

yargılamanın 15/1/2014 tarihine tehir edildiği anlaşılmaktadır.

44. İlgili yargılama evrakının

incelenmesinden, özellikle yargılama evrakının ilgili kurumlardan kısım kısım talep edildiği, ara karar gereklerinin yerine

getirilmediği muhtelif celselerde taraf vekillerinin mazeretlerinin kabulüne

dair karar tesisi ile yetinildiği, celse harcı tayini gibi usuli

imkânların yargılama makamlarınca kullanılmadığı, bazı usuli

işlemlerin ikmali veya dosya hakkında beyanda bulunmak üzere taraflara ve taraf

vekillerine defalarca kesin olmayan mahiyette süreler verilerek başka usuli işlem yapılmadığı anlaşılmaktadır. 3402 sayılı

Kanun’da yer alan ve yargılamada sürati temin etmeye hizmet eden özel usul

hükümleri nazara alınmaksızın, Mahkemece defalarca taraf vekillerine dahili

dava işlemleri, tebligat ve keşif masraflarının ikmali, davaya dâhil edilmesi

gereken şahısların adres tespiti ve Mahkemenin veraset ilamı tanzim yetkisi bulunmasına

rağmen yargılama sırasında vefat ettiği anlaşılan tarafların veraset

ilamlarının dosyaya ibraz edilmesi hususunda süreler verildiği, verilen onlarca

keşif ara kararının müracaat yokluğu, hava koşuları ile keşif masrafının ikmal

edilmemesi gibi nedenlerle yerine getirilmediği ve belirtilen bu uygulamanın

davada yer alan taraf sayısı da nazara alındığında yargılamanın uzaması

üzerinde baskın bir etkiye sahip olduğu anlaşılmaktadır.

45. Başvurunun değerlendirilmesi

neticesinde, başvuruya konu yargılamanın başlangıçta iki adet taşınmazı konu

alan bir meni müdahale davası olduğu ve taşınmazlara ilişkin kadastro tespit

çalışmalarının yapılması akabinde görevsizlikle kadastro mahkemesine

devredildiği, davanın taraflarında yüzü aşkın kişinin bulunduğu, yargılamanın

özellikle taşınmazın aynına ilişkin bir ihtilaf olması nedeniyle, keşif ve

bilirkişi incelemesi gibi usul işlemlerini gerektirmesine bağlı olarak karmaşık

bir niteliğe sahip olduğu, ancak yargılama sürecindeki gecikmeler ayrı ayrı

değerlendirildiğinde, özelikle büyük bir bölümü Kadastro Mahkemesinde geçen

yargılama sürecinde, tatbiki gereken özel usul hükümlerine riayet edilmediği ve

verilen ara kararların birçoğunda taraflara usul hükümlerine aykırı şekilde

süreler verilerek, yapılması gereken işlemlerin müracaat yokluğu ve masraf

ikmal edilmemesi gibi nedenlerle yerine getirilmediği, bunun yanı sıra muhtelif

defa dosyanın tetkike alındığı anlaşılmaktadır.

46. 3402 sayılı Kanun’da yer

alan özel usul hükümleri ile bu Kanunda hüküm bulunmaması durumunda uygulama

alanı bulacak olan ve medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları konu

alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli

hükümler içeren 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesi, uyuşmazlıkların makul sürede

çözümlenmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.

47. Özellikle büyük bir bölümü

Kadastro Mahkemesinde geçen somut yargılama açısından dava malzemesinin

taraflarca hazırlanması ilkesinin geçerli olmadığı nazara alındığında,

yargılama makamlarının davayı gerekli süratle yürütme yükümlülüğünün daha

dikkatli bir şekilde ele alınması gerekmektedir ((B. No. 2012/12, 17/9/2013, §

58; Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Ümmühan

Kaplan/Türkiye, 24240/07, 20/3/2012, § 22; Veli Uysal/Türkiye, 57407/02, 4/3/2008; Namlı ve Diğerleri/Türkiye, 51963/99, 05/12/2006;

Nalbant/Türkiye, 61914/00, 10/8/2006).

48. Başvuru konusu yargılamada

söz konusu olduğu gibi, verilen birleştirme kararlarının hak ve adaletin tesisi

için gerekli olduğu değerlendirilebilirse de, bu tür

kararların yargılamayı uzatacağı göz önünde bulundurularak, yargılamanın diğer

aşamalarında sürecin hızlandırılması hususunda daha fazla gayret ve özen

gösterilmesi gerektiği açıktır.

49. Yargılama sürecinde

başvurucular dışındaki tarafların yargılamayı geciktirici yöndeki işlem ve

davranışları kural olarak, yargılamanın uzamasında taraf kusuru olarak kabul

edilmekte ise de, yargılama makamlarının ilgili usuli imkânları kullanmak suretiyle bu girişimleri

engelleme sorumluluğu bulunmaktadır. Bu kapsamda, başvurucular vekili de dahil

olmak üzere taraf vekillerince muhtelif celselerde mazeret dilekçeleri

sunulduğu görülmekle birlikte, yukarıda belirtilen özel usul hükümleri

nedeniyle başvurucuların tutumunun yargılamanın uzamasına özellikle bir etkisi

olduğu tespit edilememiştir.

50. Davada yer alan kişi sayısı

ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin niteliği

başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya

bütün olarak bakıldığında söz konusu yaklaşık kırk yıllık yargılama sürecinde

makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

51. Açıklanan nedenlerle,

başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi

Yönünden

52. Başvurucular, yargılamanın

makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle uğradıkları zararın tazmini için her

bir başvurucu lehine 300.000,00 TL maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini

talep etmişlerdir.

53. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

54. Başvurucuların tarafı

oldukları uyuşmazlığa ilişkin yaklaşık kırk yıllık yargılama süresi nazara

alındığında, başvurucuların yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle

başvurucuların yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında ve başvurucuların yargılamayı murislerinden intikalle takip

etmekte oldukları da nazara alınarak, her bir başvurucuya takdiren

1.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

55. Başvurucular tarafından

maddi tazminat talebinde bulunulmuş olup, mevcut başvuruda Anayasa’nın 36.

maddesinin ihlal edildiği tespit edilmiş olmakla beraber, tespit edilen ihlalle

iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurucuların maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

56. Başvurucular tarafından ayrı

ayrı yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harçtan

oluşan yargılama giderinin başvuruculara ayrı ayrı ödenmesine ve belirtilen

başvuruculara 1.500,00 TL vekâlet ücretinin müştereken ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

57. Başvuruya konu yargılamanın

yaklaşık kırk yıl sürdüğü ve bu hususun makul sürede yargılanma hakkını ihlal

ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan bir yargılama

dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü zararın devam

etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa sürede

sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir örneğinin

ilgili mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

nedenlerle;

A. Başvurucuların makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği

yönündeki iddialarının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucular Mehmet Çetiner ve Süleyman Çetiner’e ayrı ayrı 1.000.00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

D. Başvurucuların tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

E. Başvurucular tarafından ayrı ayrı yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 198,35 TL harçtan oluşan yargılama giderinin

başvuruculara ayrı ayrı ödenmesine ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinin müştereken

BAŞVURUCULARA ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Hazinesine başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

G. Kararın bir örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine,

23/1/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler : Mehmet ERTEN Zehra Ayla PERKTAŞ Burhan ÜSTÜN Nuri NECİPOĞLU Raportör : Şebnem NEBİOĞLU ÖNER Başvurucular : Mehmet ÇETİNER Süleyman ÇETİNER Vekili : Av. Mehmet Muhsin DAŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/4687, 23 Ocak 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurucuların makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği
  16. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  17. Kaleli
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/4687
Tarih
23 Ocak 2014

İlgili Kararlar

  • Nezir Çetin ve Ahmet Çetin Başvurusu (B. No: 2013/2588)
  • Ayla Dündar Başvurusu (B. No: 2013/6047)
  • Nafi Tahmaz Başvurusu (B. No: 2012/1040)
  • Esat Rennan Pekünlü Başvurusu (B. No: 2013/6401)
  • Uğur Hoşgören Başvurusu (B. No: 2012/999)
  • Veli Özdemir Başvurusu (B. No: 2013/276)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.